Adı:
Sarı Duvar Kağıdı
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
48
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052394625
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Yellow Wall Paper
Çeviri:
Gizem Bayrı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pergole Yayıncılık
Baskılar:
Sarı Duvar Kağıdı
Sarı Duvar Kağıdı
Sarı Duvar Kağıdı
The Yellow Wallpaper
Amerikan edebiyatının feminist yazarlarından Charlotte Perkins Gilman oldukça talihsiz ve mutsuz bir hayat sürmüştür. Çocuk yaştayken babası tarafından terkedilen Gilman, mutsuz bir evlilik geçirdi. Evliliğinde ağır bir depresyon geçiren Gilman’ı tedavi eden doktorun verdiği yatak istirahatı onun psikolojisine ağır bir darbe vurmuştu. Eşinden ayrılma kararı alan Gilman, evliliğinde yaşadığı depresyonu otobiyografik ögelerle anlattığı, yalnızlık içinde boğulan sorunlar yumağındaki bu eserini kaleme almıştır.



Sarı Duvar Kağıdı adını verdiği bu kısa öyküde Gilman, Freud'un özgül nedenlerle oluşan nevroz tespitine uygun bir biçimde, sinirsel sıkıntılar yüzünden doktor tavsiyesi üzerine, kocasıyla birlikte dinlenmeye geldiği yazlık malikânede kocasından ve onun kız kardeşinin kontrol ve baskılarından uzakta, gizlice yazı yazmaya ve kitap okumaya çalışır. Ancak ağır depresif durumda tamamen çıldırmıştır. Evin içinde sarı renkli duvar kağıtlarının desenlerinden dışarı çıkmak isteyen bir kadın olduğunu düşünen, yazar bir kadının hikâyesini bu eserinde anlatır.

Gilman boşandıktan bir müddet sonra göğüs kanseri olduğunu öğrenir, ağrılı bir ölümü beklemektense intiharı kansere karşı tercih ederek hayatına son vermiştir.
115 syf.
·2 günde·9/10
Kitap incelemesinden önce biraz yazarı tanıtmakta fayda var. 1860 yılında doğan Charlotte Gilman, geçirdiği mutsuz çocukluk ve gözlemleme yeteneği ile içinde bulunduğu toplumda kadınlara yönelik sömürüyü, zincirleri ve biçilen rolleri görmüş ve bizzat kendisi yaşamıştır. Kadınların oy hakkını kazanmasına ve biçilen rollerin değişmesi gerektiğine değindiği için ilk feminist yazar olarak kabul edilir. Ama bu günümüzde ki feminizm anlayışı ile bağdaşan bir görüş değildir. Taban tabana zıt olmamakla birlikte kadının toplumda ki rolü üzerinde güncel feminizmden ayrı düşer görüşleri.

Yazar olmak niyeti vardır ama isteksiz bir evlilik yapar. Kızı olduktan sonra içselleştiremediği, anneliğin getirdiği sorumluluklar ve sorunları daha fazla bastıramaz, bunun sonucunda ailesi onu bir sinir doktoruna gönderir. Doktoru ona, yazarlık ve güncel hareketlilik alışkanlıklarından uzak durmasını salık verir. Bir süre ailesinin de yoğun gözetimi altında bu programa gönülsüzce uyar. İyileştirme programı ise onu zihinsel bir çöküntünün eşiğine getirir. Sarı Duvar Kağıdı kitabında da değindi üzere; çok istekli bir yazar olma ile toplumda ki annelik kavramına adapte olamayan bir anne arasında sıkışıp kalmıştır. Bu halet-i ruhiyeden kurtulmak için boşanır. Bir sonraki evliliği de eşinin ölmesiyle son bulur.

Sıkı bir ötanazi hakkı savunucusudur.Göğüs kanseri olduğunu öğrenince, onu yazarlıktan uzaklaştıracağına inandığı için yüksek dozda kloroform içerek intihar eder. İntihar notu ise; "when all usefulness is over, when one is assured of an unavoidable and imminent death, it is the simplest of human rights to choose a quick and easy death in place of a slow and horrible one..." (*)

Kitap birbirinden bağımsız yedi öyküden oluşuyor ve kitaba ismini veren öykü ilk sıradadır, aynı zamanda otobiyografik bir öykü olarak da kabul görmektedir. Kalın kalın politik söylemlerden oldukça uzak, öykü içine ustalıkla serpiştirilmiş temel feminist söylemleri barındırır. Sarı Duvar Kağıdı adlı öykü 1892 yılında(!) yayımlanmış.

--------------------------------Spoiler içerir.-----------------------------------------

Ben Cadıyken, 1910 yılında yazdığı bu öykü tarafımca en güzel öyküdür. Günlük hayatta karşılaştığı evcil hayvanlara karşı, insanların birbirlerine karşı ve toplumun kadına karşı sergilediği kötü tutumları kabul etmeyerek dilediği dileklerle düzeltmek ister. Bu yönüyle kendine cadı demesi ironidir. Bütün büyüleri/dilekleri kabul görür toplum daha iyiye gitmeye başlar ama büyüsünün geçmediği tek konu; toplumun kadına yüklediği anlam ve baskılardır. Hatta bu dileği gerçekleşmediği için diğer yaptığı büyüler de bozulur ve toplum eski kokuşmuş düzenine geri döner.

----------------------------------Spoiler içerir.----------------------------------------

(*) : İnsan artık bir işe yaramadığında, kaçınılmaz ve yakın bir ölümden emin olduğunda, yavaş ve feci bir ölüm yerine hızlı ve kolay bir ölüm seçmek en basit insan haklarından biridir.

Kadınlar Ülkesi ve Bizim Ülkemiz: Kadınlar Ülkesinden Sonra adlı iki kitabı daha Türkçe'ye çevrilmiştir.

İyi okumalar.
48 syf.
·Puan vermedi
İsmi olmayan başkarakter hanım bunalım geçiriyor ve temiz hava alıp içinde bulunduğu buhrandan çıkması için kocası John ona büyük, güzel bir yazlık tutuyor. Bir süre burada yaşamaya başlayan çiftin bir de bebekleri var ama başkarakter bebekten çok uzak. Öyle ki hem eş hem anne olmaya yabancılaşmış ve çoğu zaman ya sanrılar görüyor ya da uyuyor. Kitaba ismini veren sarı duvar kâğıdına her geçen gün yeni anlamlar yüklüyor, öyle ki kitabın sonuna doğru kâğıdın altından sürünerek çıkan bir kadının varlığını bir kadının varlığını fark ediyor.

Ve son sayfada da adeta o kadın gibi sürünerek ve duvar kâğıdını parçalayarak iyileşmeye çalışıyor. Oysaki deliriyor.

Uygar Özdemir

İncelemenin tamamı için: https://kayiprihtim.com/...otte-perkins-gilman/
48 syf.
·1 günde·9/10
Sarı Duvar Kâğıdı
Charlotte Perkins Gilman

Deli Dolu Yayınevi'nin çıkardığı karton kapaklı ve resimli, 46 sayfalı baskısından okudum kitabı. Daha sonra 115 sayfalı başka bir baskısını da okumayı düşünüyorum.

Amerikalı ünlü feminist yazarın daha önce de Kadınlar Ülkesi adlı ütopik kitabını okumuştum. C. Perkins Gilman, ABD'nin ilk feminist yazarlarından ve bu iki kitabı da çok ünlü.

Bu uzun öykü diyebileceğimiz kitap 1892' de yazılmış ve yazarın kendi öyküsü de diyebileceğimiz bir konuyu anlatıyor. Şimdi rahatlıkla doğum sonrası depresyonu diye adlandırılan bir rahatsızlığı olan ve yazmayı seven bir kadının öyküsü. Eşi ve kardeşi doktor olan genç bir kadın bu. Bebeği var. Fakat kadın depresyonda. Kocası onu seviyor, onunla ilgileniyor gibi görünüyor ama kadının yazarak kendini ifade etmesine izin vermiyor. Kasvetli bir evde istemediği bir odada üç ay geçiren kadın sonunda hastalığının daha da ilerlemesiyle deliriyor.

Bu hastalığın hiç anlaşılmaması, kocasının maddeciliği ve duyarsızlığı, ilgi ve özen gibi gösterilen baskıcılığı kitabı okurken özellikle bir kadın olarak onu anlayabildiğim halde kocasının bir doktor olmasına rağmen zerre kadar kadın ruhundan ve ruhsal sıkıntılardan anlamaması sinir bozucu. Toplumsal olarak kadının ciddiye alınmaması sinirleri yıpratan bir haksızlık.
Nobody would believe what an effort it is to do what little I am able,—to dress and entertain, and order things.
Kadın olduğum için sözüm ona küfretmemeliyim, fakat bazen, tramvay sürücüsü el salladığımı açıkça görmezden gelip aceleyle giderken sırıttığında veya görevli, tam içeri adımımı atacakken tramvayın kapısını suratıma kapatıp, kapıyı kapatacağını bildiren zil çalmadan evvel birkaç dakika boyunca sakin bir şekilde camın arkasından bana baktığında, bir katır arabası sürücüsü gibi küfretmeyi arzuluyorum.
"Dilerim" dedim usulca (ve tüm kalbimle diledim) "bir ata gereksiz yere vuran ya da onu inciten herkes, vermek istediği acıyı atın yerine kendisi hisseder!"
"Evet, soğuk hava deposu!" diye çıkıştım. "Bunun iyi bir şey olması gerekiyordu. Sözüm ona kıtlığı atlatmaya, kaynakları eşitlemeye be fiyatları düşürmeye yarayacaktı. Peki neye yaradı? Piyasayı ele geçirdi, yıl boyunca fiyatları artırdı ve tüm yiyeceklerin tadını bozdu!"
Kanun onlara dokunmuyor. Ama bir şekilde lanetlenmeleri gerek! Bunu çok yapmayı isterdim! Dilerim bu ahlaksız işten kar sağlayan tüm bu kalabalık, ne yerde yesin kendi kötü etlerinin, bayat balıklarının, bozuk sütlerinin tadını alır. Evet. Ve dilerim fiyatları da bizim hissettiğimiz gibi hissederler.

Hissedemezler, biliyorsun onlar zengin, dedi kız kardeşim.
Onun ve bekarlığa zorlanan, gün ışından, taze havadan ve bacaklarını kullanmadan mahrum şekilde doğal hayatlar yaşamayan, sıcaklarımızı kirletmesi için isteksiz hizmetkarlar tarafından belli aralarla dışarıya çıkarılan, aşırı beslenmiş, az hareket ettirilmiş, asabi ve sağlıksız, zincire vurulmuş tüm diğer zavallı tutsakların bu acınacak halini düşüne düşüne dalmışım.

Bir de onları sevdiğimizi söyleriz! dedim için için.
Daha sonra diğer kadınları düşündüm, yani gerçek kadınları, büyük çoğunluğu. Ev işlerini bir hizmetçi maşı bile almadan ve soylu annelik görevlerini ihmal etmeden sabırla yerine getirenler; bir tekdüzelik içinde kör, zincirlenmiş, cahil ama yeryüzünün en büyük gücü olanlar. Yaptıklarıyla karşılaştırıldığında daha neler yapabileceklerini düşündüm ve kalbim öfkeden çok başka duygularla kabardı.

Daha sonra tüm gücümle kadınların, tüm kadınların kadınlıklarını, bunun hayattaki gücünü ve gururunu ve yerini fark etmelerini...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sarı Duvar Kağıdı
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
48
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052394625
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Yellow Wall Paper
Çeviri:
Gizem Bayrı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pergole Yayıncılık
Baskılar:
Sarı Duvar Kağıdı
Sarı Duvar Kağıdı
Sarı Duvar Kağıdı
The Yellow Wallpaper
Amerikan edebiyatının feminist yazarlarından Charlotte Perkins Gilman oldukça talihsiz ve mutsuz bir hayat sürmüştür. Çocuk yaştayken babası tarafından terkedilen Gilman, mutsuz bir evlilik geçirdi. Evliliğinde ağır bir depresyon geçiren Gilman’ı tedavi eden doktorun verdiği yatak istirahatı onun psikolojisine ağır bir darbe vurmuştu. Eşinden ayrılma kararı alan Gilman, evliliğinde yaşadığı depresyonu otobiyografik ögelerle anlattığı, yalnızlık içinde boğulan sorunlar yumağındaki bu eserini kaleme almıştır.



Sarı Duvar Kağıdı adını verdiği bu kısa öyküde Gilman, Freud'un özgül nedenlerle oluşan nevroz tespitine uygun bir biçimde, sinirsel sıkıntılar yüzünden doktor tavsiyesi üzerine, kocasıyla birlikte dinlenmeye geldiği yazlık malikânede kocasından ve onun kız kardeşinin kontrol ve baskılarından uzakta, gizlice yazı yazmaya ve kitap okumaya çalışır. Ancak ağır depresif durumda tamamen çıldırmıştır. Evin içinde sarı renkli duvar kağıtlarının desenlerinden dışarı çıkmak isteyen bir kadın olduğunu düşünen, yazar bir kadının hikâyesini bu eserinde anlatır.

Gilman boşandıktan bir müddet sonra göğüs kanseri olduğunu öğrenir, ağrılı bir ölümü beklemektense intiharı kansere karşı tercih ederek hayatına son vermiştir.

Kitabı okuyanlar 46 okur

  • Zadig
  • İrem Nur Ceylan
  • Laura
  • Serap Şahin
  • Son Sardunya
  • *ilge
  • N£m£S!S
  • Buse Göven
  • Yasemin Ertem
  • Selma Özinan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.9 (1)
9
%23.5 (4)
8
%5.9 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0