Sarı Sıcak

·
Okunma
·
Beğeni
·
16,6bin
Gösterim
Adı:
Sarı Sıcak
Baskı tarihi:
1959
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak
242 syf.
Toz, ter, emek, acı, çaresizlik, Çukurova ve Sarı Sıcak

Toplam 22 öykü, 22 sorun, 22 hüzün 22 sıtma, 22 ezilmişlik ve garibanlık.

Yaşar Kemal' in ünlü "Bebek" öyküsünün olduğu kitap. Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor adlı kitapta sıkça geçen öykü. Bu öykü için şunları demişti:

"1948’de “Bebek” hikayesini yazmaya başladım. Yolda, bir gün, iki gün yürüyerek hikayeyi düşünüyor, sonra gelip düşündüklerimi kağıda geçiriyordum. Çoğu düşündüğüm parçaları da ezberliyordum. “Bebek”, uzun bir hikayedir ve Fransızcada çıkan ilk yazımdır. Güzin Dino çevirmişti onu. O zamanın saygın bir dergisinde çıkmıştı. O yıl, ben çalışırken, haftada iki üç gün de boş kalıyor, bu günlerde de durmadan yazıyordum. Çamlık bir tepenin üstüne çadırımı kurmuştum. Bir manav arkadaşımdan da bir masayla bir sandalye edinmiştim. Arzuhalcilikte kullandığım daktiloyu, kitaplarımı da, çadırın içine diktiğim, köylülerin at suladığı bir taş teknenin içine koymuştum. Yağmurlarda bu taş tekne benim kitaplarımı ve yazdıklarımı koruyordu. Birinci yazdığım “Bebek” hikayesini beğenmedim. İkinciyi, üçüncüyü hiç beğenmedim. Sanırım dokuz kez “Bebek” yazdım. Hepsi de başka başka hikayelerdi. Yazık ki, sonuncu yazdığım “Bebek” elimde. O zamanlar öteki sekiz hikayeyi yırttım. Şimdiki aklım olsaydı, hepsini saklar, bugünlerde de hepsini birden büyük bir kitap olaraktan yayımlardım."

Ayrıca bu öykü aleyhinde suç delili olarak sunulmuştu.

"Bebek” hikayesini yazdığımda okuryazarlığı olmayan köylü kadınlara okumuştum onu. Hikayeyi anlamış ve çok sevmişlerdi. “Bebek”, ben Ağır Cezada yargılanırken mahkemede de, suç delili olarak okunmuştu. Hem de dört beş celse. Dinleyicilerin de, baş yargıcın da hoşuna gitmişti. Sanıyorum ki, benim beraatime, bu hikayenin yargıç üstündeki etkisi de sebep olmuştu. Ben hapisten çıktıktan sonra yargıç ve karısı hikayemin hoşlarına gittiğini bana söylemişlerdi. Mahkemede izleyicilerin benim hikayemi canı yürekten dinlemeleri beni çok mutlu etmiş, alacağım cezayı bile unutmuş gitmiştim."

Aslında hikayelere baktığımızda, onun romanlarının bir özütü olduğunu görüyoruz. Romancı kişiliğinden ödün vermiyor ve aynı coşku ve şevkle devam ediyor. Öte yandan romanlarının temellerini oluşturan öykülerdir bunlar. Okudukça hangi romanda olduğunu kestirebildim kısmen.

Yaşar Kemal her zaman olduğu gibi kendini yinelemeyi ihmal etmiyor. Hatta bu konuda şunları demişti:

"Bende tekrarlar var. Siz beni korumak için olacak, hep, bunu benim epopelerden aldığımı yazdınız. Bence öyle değil. Sözlerimin büyüsüne kapılıp, veryansın ediyorum. Usta bir anlatıcı, sözü yazıya dökmüş bir kişi için büyük kusur. Ama ne yapayım, elimden gelmiyor. Şu söz, o kadar önüne geçilmez bir büyü ki, büyüsünden kurtulamıyorum. Bunun bir anlatma, yazma kusuru olduğunu bile bile… Bir büyü var büyülerden içeri. Gördünüz ya, gene tekrarlıyorum."

Ama ben onun tekrarlarına bayılıyorum. Uzun betimlemeleri bazı hikayelerinde o kadar belirgin ki, aha diyorum gene uzun betimlemeler gene Anavarza gene Çukurova.

Hikayelerde ağırlıklı olarak, yokluk çeken ve çaresizlik içinde kıvranan halk var. Her bölümde bizi etkileyen bir tokat çarpıyor yüzümüze. Bu Diyar Baştan Başa adlı kitaptaki olayların çoğuna şahit oldum. Sarı sıcak güneşte kavruldum, toza battım belimden aşağısı toz oldu. Belime bebeğimi bağladım, ölen karımı kalbime gömdüm ve avare olarak yola düştüm. Terim tozla karıştı çamur oldu yüzümü kapladı. Bebeğime bir ana bulamadım. Bize bir yuva kuramadım. Diyar diyar dolandım, belimde bebem, yüreğimde Zala'm.

Yaşar Kemal buradaki öykülerinde toplumsal sorunları, özellikle Çukurova yöresindeki insanların sorunlarını dile getirmiştir. Yürek burkar her biri. Kadınların ve çocukların acılarını yüreğinizde hissedeceksiniz.Kitap boyunca sarı sıcak güneşi ensenizi kavuracak, içecek bir tas su bulamayacaksınız siz de bencileyin.

Köy hayatı ve ağır şartlar hep kadınların omuzlarındadır. Onlar sırtlanmışlardır, tarlaya onlar koşmuştur, çocukları onlar büyütmüştür ve sıtmadan onlar ölmüştür. O kadınlarımızın yüreklerinden öperim.

Kitabı okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim.

https://youtu.be/99okUOpUxm4
242 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Yaşar Kemal, Çukurova'nın kekik kokulusu.. Bizi bizden biri olarak anlatan Livaneli' nin üstadım dediği ikircikli biricik yazar..

Anadolu insanının yokluğunu, kızgınlığını ve kırgınlığını anlatan Yaşar Kemal, bu eserinde bizi kah Çukurova'nın pamuk tarlalarına kah Florya' da ki menevişlere götürüyor. Okurken Çukurova'nın uçsuz bucaksız düzlükleri gözünüzün önüne geliyor ve adeta kan gibi ılık sıcağı ensenizde hissediyorsunuz.

Her türlü ideolojiden, izmden uzak, olanı olduğu gibi eğilmeden bükülmeden anlatan üslubu ve duruşu ile kitabın son sayfasını kapattığımda bir kez daha bana iyi ki bu topraklardan Yaşar Kemal geçti dedirten bu vatanın nadide çiceklerinden üstad..

Umudumuz baki göğümüz mavi kalsın..
235 syf.
Bir Çukurova güzellemesi daha diyebileceğim büyük ustanın kovanindan çıkan bal. Ne güzel anlatmış olan her şeyi, yaşanan, anlatılan, bilinen her şeyi. Öyle tanıdık geldi ki okurken, bir kısmına nerdeyse gözle, kulakla şahit olduğum söylem ve eylemlerin bu kadar güzel dile gelişi. Farklı hikayelerden oluşan bu kitabın her hikayesinde bir cehalet, bir insafsızlık, bir mağduriyet bir acı, bir gözyaşı bulmanız mümkün. Kullanılan dile aşina olmak elbette bir Adanalı olarak çok keyifliydi ama anlatılanlar acıttı içimi. Çocuğuna süt annesi bulamayan İsmail'e yardım edememenin çaresizliğini okurken gerçekten hissedemiyorsa insan, bence henüz" o insan"olabilmiş sayılmaz. Bir gün mutlaka okumalısınız diyerek sonlandiriyorum...
242 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Yirmi iki dev hikayeyi bağrına basmış bu kitap da o Güzel insan Y. Kemal. Sadece bununla kalmamış,hikaye dünyasının tam da böğrüne oturmuş yine Anadolu insanının yazgısını, gerçeğini destanımsı bir dille bu hikayelerde.
Bu hikayelerden, "Pis Hikaye" den gerek Lütfü Livaneli'nin "Gözüyle kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal," gerekse "Alain Bosquet ile görüşmeler. Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor" da sıkça söz açıyordu. Merakımı da gidermiş oldum böylece..
Hikayelerden "Pantolon" ve "Kalemler" Ayrı ayrı Y. K. Yayınlarından kitap halinde yayımlandığını öğrendim...
Hikayeler, gerçekten okurken sinematik bir görsellikte gözünüzde canlanıyor.
Jack London'u okurken kar'ı, kışı, dondurucu soğuğu betimlemeleri ile üşüyorsanız, hissediyorsanız soğuğu. Yaşar kemali de okurken Anavarza'nın tozu ile toprağı ile, Çukurova'nın sıcağında güneşinde de o denli yanar kavrulursunuz, Ayaklarınızda acısını hissedersiniz çakır dikenlerini, sıtmayı yaşar, sivrisinekleri ihtiyari kovarsınız yanınız dan yönünüz den. Açlık, yoksulluk, feodalite yaşam sizinledir,
Yaz ortasında üşüyeceksen, J. London'a, zemheri de yanmaya rızan varsa istikamet okları Y. Kemali gösterir.
Bir Kuzeyin diğeri Güneyin Çocuğudur zira.
Bir destan dilinin nameleri dökülüyor kitabın ( tüm kitapları içinde böyle olduğunun bilincindeyim) sayfalarından. Onları toplar anlar kavrar isen; Özümüzü tanır, bizi, kendimizi bulursun.
Doğanın, en ufak ayrıntısını, güzelliğini, vahşiliğini gözden kaçırmayan müthiş bir gözlem yeteneği ile insanın doğa ile mücadelesini, doğanın ise insanoğluyla bitmez tükenmez savaşımını yakalarsınız.
Doğa bilimcisi olmanıza gerek kalmaksızın, destanla tabiat ananın ebedi nikahına tanıklık edersiniz.
Y. Kemalin her kitabı, kitapların her satırı, her cümlesi, her paragrafı, her sayfası, her hikayesi bir derstir. O ders ki, Hayatın, bizim yaşamsal gerçeğimizin açık, seçik hikayesidir...
İyi okumalar dileğimdir....
242 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Neden kalemi bu denli güçlü bir yazar Nobel edebiyat ödülü alamaz aklım almıyor.

Yaşar Kemal ve buram buram Çukurova kokan, Anadolu kokan hikayeleri.. Sarı Sıcak adlı öykü kitabında, insanın en zorlu deneyimi olan yaşama mücadelesini, içinizi yakan yalınlık ve çıplaklığıyla anlatıyor usta yazar.

Çok severek okudum, beğeneceğiniz müthiş hikayelerle bezeli bir kitap.
242 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Ah Yaşar Abi ah. Seninle ilk tanışmamda ne kadar çok kitabının olduğunu görüp, hem şaşırmış hem de nasıl biter, nasıl okunur bunca kitap diye düşünüp durmuştum. Zamanla kitaplarını, hayatını, kişiliğini tanıdıkça ne kadar ön yargıyla yaklaştığımı şimdi anlıyorum. Keşke iki, üç kat daha fazla eser yazmış olsaydın da tüm hayatımda, oku oku bitiremeseydim. Ama olsun iyi ki biz Yaşar Kemal gibi bir değere sahibiz. İyi ki...

Sarı Sıcak bir öykü kitabı. İçerisinde 22 adet öykü bulunuyor. Bunlar acıklı, hüzün dolu ve en çok da insansı hikayeler. Çok güzel altı çizilecek bir dolu yer vardı. Tüm hikayeler çok güzeldi ancak bazıları bir adım daha da öndeydi tabi ki. Bunlar; ''Beyaz Pantolon'', ''Yeşil Kertenkele'', ''Kalemler'' ve ''Ağır Akan Su'' adlı öykülerdi. İliklerinize kadar yaşatıyor ve sizi o insanların yanlarındaymış gibi hissettiriyor bu öyküler. Hayata karşı tutunmaya çalışan anadolu insanına kulak vermenizi sağlıyor. Eziyetlerini, çabalarını ve diğer sorunlarını dile getiriyor. Sanki eline bir mikrofon alıp da yola çıkan bir yazarın, köy köy gezip, orada ne oluyor, bu insanlar ne yaşıyor diye bize göstermeye, anlatmaya çalıştığı öykülerini okuyor gibi hissediyorsunuz.

Bir öyküsever olarak da çok hoşuma giden bir kitap oldu. Şiddetle tavsiye ediyorum... Yaşar Kemal'ı es geçmeyin. Hem okuyun hem okutturun. Çünkü o muhteşem bir insan.

Kitap Alıntıları
''Sıkıntılardan, acılardan sonra gelecek güzel günlerin, daha güzel olacağına inanıyorduk.''

''Bu sineği icat eden kör olsun. Sürüm sürüm sürünsün inşallah.''

''Usta haftada bir yirmi beşlik verir. Aylardan temmuz. Bir ayda eder bir lira. Bir yazlık ayakkabı iki lira. Bir beyaz pantolon üç lira. Hepsi eder beş lira. Temmuz, ağustos, eylül... Hepsi ne eder? Üç lira. Demek ki yazlık ayakkabıdan, sütbeyaz pantolondan umut kesik.''

''Bir gözün üstünde olduğunu duymak, duyguların en beteri.''

''Kertenkelenin gözleri güzeldi. Dertli dertli, kederli, gözü yaşlı bakardı. Garipler, kimsesizler, hor görülmüşler gibi.''

''Bu Ege böyledir. Mavi buğuludur taşı toprağı. Büyüsü de buradadır.

''Şehirlerin en önemli yerlerinden birisi de çöplükleridir. Çöplüklerin şehirler için gerekli değil, bu kadar önemli olduğu hiç aklınıza geldi mi? Bir büyük şehir çöplüğünü görünceye kadar bunu ben de bilmiyordum. Bir çöplük, bence bir şehir demektir.''

''Yerler, evler, insanlar vardır. Şöyle bir bakarsan mutlulukla dolarsın.''

''Çöpten kalem çıkarmak hırsızlıktan daha mı kötü?''

''Namus bostan tarlasında bitmez.''

''Kerem Ustanın yüzü de hikayelerine benziyordu.''

''Eğer bir insanda azıcık insanlık varsa yalan söylemez. Dedikodu yapmaz. Dedikoduyla bir insanı vurmak, küçültmek insanlıktan çıkmış, bozulmuş, çürümüş, elinden hiçbir şey gelmeyen, elinden hiçbir şey gelmediğini kabul edecek kadar düşkünlemiş bir insanın karıdır.''

''Her bir şey onarılır, aşağılanmış, kendi gözünde kendini aşağılamış, dedikodu namussuzluğuna başvurmuş insanın çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu onarılamaz.''

''Bir çocuk incitilmez.''

''Kan kanla yıkanmaz, kan suyla yıkanır, Kerem.''

''Ne var yani ölmekte. Bu dünya güzel, alabildiğine tatlı!..''

Sarı kızı, ıpıslak, denizden, Rüstem çıkardı.''Ağlama değmez bu hayat''türküsünü söyleyerekten.

Ve son olarak sizi bizzat kendi seslendirdiği, o güzel şiiri ''Yalnızlık'' ile başbaşa bırakıyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=Un1mIYNJZnE
242 syf.
·2 günde·9/10 puan
Birçok öykü okumama rağmen "Sanki şu öykü az daha uzun olabilirdi." veya "Öykü anlatmak istediği şeyi eksik anlatmış." dediğim çok olmuştur.

Bu durum Sarı Sıcak'a kadar böyle gitti. Yazar 22 öykü yazmış ve hiçbirinde yukarıda yakındığım durumlarla karşılaşmadım. Hepsi doyurucuydu. Bazı öyküler şaşırtıcı olurken, bazılarının sonu belli olsa da kurguları çok güzeldi. Daha da güzeli 1 öykü bile sıkıcı değildi.

Önümde okunulması gereken çok Yaşar Kemal kitabı var ve yakın zamanda yazarın güzel kalemiyle yeni bir serüvene çıkmak için sabırsızlanıyorum.
235 syf.
Sarı Sıcak tozu, toprağı, sıcağı, emeği ve alın teriyle Çukurova kokuyor. Hikayelerin hepsine kendinizi hikayenin içinde buluyorsunuz . Yaşar Kemal bu işin ustası zaten. Sizi alıp hikayenin içine sokuyor. Ve siz bu hikayelerde Çukurova yı hissedebiliyorsunuz...
242 syf.
·10/10 puan
Kitap Yaşar Kemal'in başlıca konuları olan Yoksulluk, ağa- köylü çatışması, Anadolu'daki zorlukları... Yani kısacası hayatın gerçek yönlerini çarpıcı bir dille çeşitli bölümler üzerinden anlatıyor.
Yine Yaşar Kemal'in diğer kitaplarını okurken ki o muazzam duyguya kapıldım. (Duyguyu tarif edemiyorum) ve bu yüzden de diğerlerine verdiğim gibi buna da 10 puan veriyorum.
242 syf.
Neyse; oldum olası hızlı okurum, bir tam günün içinde bitti kitap. Sıkıldım desem sevgili ve rahmetli YK'nin kemikleri sızlar, sıkılmadım desem benimkiler.

Bu kitap ile ilgili söyleyeceğim her şey bir paradoks, yazıdığım ve söylediğim her şeyin aksi de mümkün.
Öncelikte bu kitapta daha önce hiç bilmediğim Çukurova'ya özgü adetleri tanıdım.Hikayeler birbirinden farklı insanların,farklı hayatlarını , yaşadıkları eğlenceli dakikaları , üzüntülerini,kederlerini ,zorluklarını,heyecanlarını anlatıyor.Çok farklı hayatların içinde buluyorsunuz kendinizi.Kitabı okurken ''Acaba devamında ne olacak?'' gibi bir heyecana kapılamadım.Bu yüzden çok uzun bir süre zarfında tamamladım
242 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Okuduğum ilk Yaşar Kemal kitabıydı. Bu ve diğer kitaplarına neden bu kadar geç kalmışım anlamıyorum bu yüzden kendime çok kızdım. Buram buram çukurova kokan bir kitap. İnsanların yaşadığı zorlukları çekilen çileleri o kadar güzem anlatmış ki.Çok güzeldi. Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sarı Sıcak
Baskı tarihi:
1959
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak
Sarı Sıcak

Kitabı okuyanlar 2.259 okur

  • Ömerlütfi Küçükosman
  • Eleanor
  • Ceren

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0.2 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları