Mini Kitap

Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2017 19. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2017 21:29
Satranç dışında hiçbir şey bilmeyen cahil bir adam VS Hiçliğe mahkum edilip satrançla önce aklını koruyan sonra aklını kaybetmeye yaklaşan bir adam... Biri para için herşeyi kabul eden bir dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, diğeri gestapo tarafından psikolojik işkenceye tabi tutulmuş hiçliğe sürüklenmiş kişiliği ikiye bölünmüş bir vatandaş Dr. B. . Ve oyun başlar... Politik görüşlerin kişilik bulmuş kişiliğe bürünmüş hâli... Kısacık ama çok etkili bir uzun öykü... Ayrıca yazarın intihar etmeden önceki son kitabı olması da etkiliyor insanı. Diyecek daha fazla söz yok. Sadece hâlâ okumadıysanız okuyun derim...
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2016279,1bin okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2024 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2024 00:00
İnsan zihninin baskı altındayken neler yapabileceğini çok başarılı bir şekilde dile dökmüş Zweig. II. Dünya Savaşı zamanında Nazizm’e de ışık tutan güzel bir dönem hikayesi. Hikayedeki ana karakter olan Doktor B.’nin tutsak olarak geçirdiği zamanlardan bahsederken gerçekten o sıkıntıyı şeffaflıkla yansıtmış. Okurken kendi kendine karşı yarıştığı, kendine zarar vermeye gidecek kadar hırsına yenik düştüğü ve kişilik bölünmesi yaşayacak kadar beynini buna zorladığı kısımlarla durumun gerginliğini size aktarabiliyor. Keyifli, kısacık ama oldukça dolu bir hikaye.
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2016279,1bin okunma
10/10
·190 syf.··
2024 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2024 14:15
Kitap ince bir kitap olmasına rağmen çok beğendim. Tam uzun roman havasında bir kitaptı. Dr. B. ‘ nin hayatı uzun bir roman olacak tarzdaydı. Ve gerçekten anlatımı çok güzeldi. Kitaba yeni başlayacak insanlara tavsiyem sindire sindire okuyun. Çünkü çok çabuk bitiyor. Kitapta en beğendiğim bölüm Dr.B. nin Metropole Oteli’nde tutsak olduğu bölümdü. Kendimi onun yerine koyduğumda gerçektende çevremde hiç birşey olmadan nasıl bir hayat sürebilirdim. Duvarlar üstüme üstüme gelirdi. Psikolojik olarak Dr. B.yi çok iyi anladım. Satranç benim çok oynayamadığım bir oyun. Güzel oyun çıkaranlara hayranım tabiki ama oradaki şampiyon gibi olmak istemezdim.
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2016279,1bin okunma
8/10
·104 syf.··
2020 97. kitabı
Üniversite de hocam ödev verdiği için okumuştum. Ve çok beğendim. Kalemi çok iyidi. Satranç'a farklı bir açıdan bak düşüncelerimi çok değiştirdi. Ve bu yazarı ilk kez okumuştum. Okuma alışkanlığı kazanmak isteyenler için güzel bir tercih olur
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2016279,1bin okunma
9/10
·190 syf.··
2026 14. kitabı
İnsan nereye kadar ve nasıl direnir? "Bitti." denilen noktada bir 'oyun' insanı yaşam savaşında yeni bir başlangıca taşıyabilir mi? Nefesinizi tutarak okuyacak ve hayata dört elle sarılma gücünü hissedeceksiniz..
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2016279,1bin okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2019 49. kitabı
Hani olur ya bazen okudugun kitabin icine girer karakterlerden biri haline gelirsin.İste santranc bu eserlerden biri.Usta yazarin guclu kaleminden cikan ozel ve degerli bir roman ozelligi tasiyorr
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2016279,1bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic gemiye binmiştir.Öykünün kahramanı, arkadaşının uyarmasıyla şampiyonu farkeder ve O’nunla tanışmak belki de bir maç yapmak için çeşitli denemelere girişir. Bu denemelerin ortasında iş rayından çıkar. Olayların akışı ana karakter tarafından kontrol edilemez bir biçimde gelişmeye başlar. İki ana karakter etrafında yer alır kurgu: Czentovic ve Dr. B. İyi ile kötünün, siyah ile beyazın karşılaşması. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic, yetim kaldığı için bir papaz tarafından büyütülen, zar zor okumayı öğrenebilen, zekası yetersiz, dünyaya ilgisiz, duygusal açıdan da oldukça sığ biridir. Başka tüm alanlara kapalı olan aklının satrançta inanılmaz derecede başarılı olduğu tesadüfen ortaya çıkar. Ancak kabalığı ve kültürsüzlüğü ile sadece paraya önem verir. Dr. B. ise Avusturya’lı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, saray ve kiliseden olan müvekkilleri hakkında bilgi edinmek amacıyla tutuklanır. Toplama kamplarına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır: Hiçlik duygusu ile benliğini yok etmek. Tek başına, yanına kalem bile verilmeden, insan yüzü görmeden bir otel odasında yaşamak zorunda bırakılır. Bir gün sorgulama için beklerken bir kitap çalar. Bu kitap, bir satranç albümü, yüz elli ustanın oyunundan oluşan bir toplamadır. Dünyaya tutunacak başka bir dalı olmayan Dr. B., bu kitaptaki her oyunu kafasında defalarca oynamaya başlar. Dünyası siyah-beyaz taşlar üzerine kuruludur artık. Ancak, aklını yitirmemek için sarıldığı bu oyun onu deliliğin sınırına getirir.
1000k
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 23:25
Bu kitabı, LULU Gül ablamın incelemesini okuduktan sonra merakımdan okumaya karar verdim ve gerçekten çok beğendim. Stefan Zweig’in Satranç kitabı, bana hem insanın aklının gücünü hem de yalnızlığın ne kadar zor bir şey olduğunu hissettirdi. Kitapta Dr. B adında bir adamın hikayesi anlatılıyor. O, esaret altında kalmış bir insan ama kendini tamamen kaybetmemek için satranç oynamayı öğreniyor. Sadece bir kitapla kendi kendine satranç oynaması bana çok ilginç geldi. Kitabı okurken bazı yerlerde olaylar yavaş gidiyor ama dili sade olduğu için sıkılmadan okunuyor. Zweig, karakterlerin iç dünyasını çok güzel anlatmış. Dr. B’nin aklıyla hayatta kalmaya çalışması beni gerçekten etkiledi. Satranç oyunu sanki hayatta yaşadığımız mücadeleleri anlatıyor gibiydi. Bence Satranç, kısa ama çok anlamlı bir kitap. Okuduktan sonra insana düşünmeyi öğretiyor. Zaman zaman insanın kendi iç dünyasıyla savaşması gerektiğini hatırlatıyor. Kısacası, Stefan Zweig’in bu kitabı hem duygusal hem de düşündürücü bir eser olmuş. @Turkmnoglu6327 arkadaşımla birlikte okuduk çok beğendik
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.