Victor Hugo'nun okduğum tek kitabı olan Sefiller
(Les Miserables) ilk olarak1862 yılında yayınlanmış , büyük beğeni kazanmış, pek çok dile çevrilerek dünya klasikleri arasına girmiştir. Genel olarak Jean Valjean hikayesini konu olan ve Fransa'da ''D '' kasabasında geçen roman bizi Paris yeraltı dünyasının derinliklerine götürüyor, iyilik ve kötülük arasındaki bir savaşa sokuyor.
SefillerVictor Hugo · Lacivert Yayıncılık · 2015105,2bin okunma
Bu kitabı okuyalı çok uzun zaman oldu. Gayet akıcı bir kitap olduğunu hatırlıyorum, konusu okuyucuyu hemen kendine çekiyor. Çok beğenmiştim iki ciltlik uzun versiyonunu da okumak istiyorum. Herkes okumalı!
Merhabalar..
İçimdeki coşkuyla karışık hüznü hangi kelimeler anlatır bilemiyorum. Öncelikle kısa bir şeyden bahsedeyim aslında ben Sefiller kitabını 8. Sınıf öğrencisi iken okumuştum lakin daha sonra üniversiteye başladığım dönemde hafıza kaybı yaşadım. İyileştiğimde fark ettim ki bazı şeyleri yine de hatırlamıyorum. O yüzden kitabı tekrar okudum. Yüz kere daha okurum.. Kahramanımız Jan Valjan'ı yaşadıkları ve hayata karşı güçlü duruşundan oldukça etkilendim. Kalın ama çok akıcı olduğunu da belirtmek isterim. Okumayanlar hemen başlayın.. İyi okumalar :)
sadece bir ekmek çaldığnız için 19 yıl ceza çekseydiniz.. her şeye rağmen iyi insan olabir miydiniz ya da olmak ister miydiniz ?
Gerçek anlamda üst seviye bir kitap her sayfasında ayrı bir heyecan ayrı bir duygu okurken sizi içine çeken olaylara dahil eden bir anlatım. Kısacası harika bir kitap..
Lise yıllarımda arkadaşlarımdan biri bu kitabı okuduğunda sıkıldığını bu yüzden beğenmediğini söylemişti. Ön yargı öyle bir şey ki bu kitabı kütüphanemde olmasına rağmen yıllardır bana okutmadı. Bu yüzden olsa gerek okuduğum kitaplarda hep bir güzellik arar onu abartırım tabi fazla olmamak koşuluyla. Biraz tarih bilerek bu kitabı okuduğuma ayrıca seviniyorum. İyiki bu zamanda okumuşum. Kitapla birlikte inanılmaz bir tecrübe yaşadım. Kolay kolay unutacağımı sanmıyorum. Arkadaşlarımın dediğinin aksine sürükleyici. Gerçi gençken hareket ve hız kavramlarınız - aksiyon- bir iki olaydan ibaret olmuyor. Neredeyse her sayfada bir şey bekliyorsunuz bundan dolayı da kitapların ilk yüz sayfası sıkıcı geliyor. Yaş ilerledikçe kitap sizi ilk sayfadan itibaren yakalıyor. Kitabın başarısı için popülaritesiyle doğru orantılı desem yanılmış olmam. Kitapta 1700-1800 leri görüyorsunuz. Dönemin kraliçesinin ekmek bulamayanlara hitaben "ekmek yoksa pasta yesinler" lafı sürekli aklınıza geliyor. Yazar sefalet kavramını yüreği taşlaşmış insanlara daha çok yakıştırmış. Niyahetinde hepsine de kötü sonu yakıştırmış. Sonu için diyeceğim tek cümle 'buruk bir tebessüm' olurdu doğrusu. Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.
Kitap okurken, bana dokunan cümlelerin altlarını çizmesini severim. Ama bu kitapta hem altlarını çizdim hem de biten bölümün bir köşesine bana hissettirdiklerini not aldım.
Hayatın ta kendisi bu kitap. Bir sürü karekterin uzun analizlerini yapmak isterdim. Ama pek mümkün değil beni en çok etkileyen 3 karekteri kısaca çok spoiler vermeden yazıcam.
Piskopos , her şeyi başlatan yüce adam. Hep kötülük görmüş bir adamın sadece bir gece onun yüreğine dokunmasıyla başlıyor. Ve sonra bu sebepten bir sürü insana bilmeden de olsa yardım elini uzatmış oluyor.
Fantin, beni en çok etkileyen kadın. Allah kimseyi çaresizlikle sınamasın. Bu dünyada iyi kalabilmek çok zor. Birde düşersen zaten düşmüş deyip üzerine basıp geçiyorlar. Hiç tanımayan da “kötü bu” diyorlar. İnsanları yargılamayın ruhları iyilikle doluyken hayat kötülüğe düşürebilir. Halbuki tanımadan kötü dediğimiz insanların sadece kendilerine kötülük yaptıklarını da bilemiyoruz. Yazar burada kimseyi yalnız bırakmayın, anlamaya çalışın der gibi.
Evet geldik işte JAN WAIJAN! onu Madlen Baba, Mösyö Faşluan, dilencilere yardım eden dilenci, yüce aziz kendi adı dışında hep başka isimler anıldı. Dürüstlüğün, iyiliğin, merhamet ve şefkati size sonuna kadar hissettiricek adam. Herkese yetişmeye çalışıpta kendine yetişemeyen adam. Kendini unutan başkaları için çabalayan adam. Ah Jan...
Duygudan duyguya savuran bir kitap. İyi-kötü, zengin-fakir her kesim insanlara ve karekterlere değiniliyor. Kazananlar kötüler gibi gözüksede öyle değil.
Bu kitabın adı sefiller ama benim için sefil bir hayat yaşayan o iyi insanlar için verilmedi bu isim. Kalbi sefillikle dolu kötü insanlar için verildi. Kalbinde sevgi kırıntısı olmayan sefillerle dolu bu hayat.
Binlerce kez daha seni tekrar tekrar okumak istiyorum.
SefillerVictor Hugo · Lacivert Yayıncılık · 2015105,2bin okunma
Hapse giren bir mahkumun hapisten çıktığı dönemde, insanlar tarafından gördüğü dışlanma ve önyargılar, yaşadığı zorluklar ve fakirlikten kaynaklanan sıkıntılar ele alınmıştır. Sefiller romanında Jean Valjean ekmek çalmış 5 sene kürek cezasına çarptırılmıştır.
-Ayrica Namık Kemal'in de okuduğu son kitaptir.
-Kesinlikle etkisi altinda kalacağiniz onemli bir kitap.Farkli yayinlara göre konusu uzun ya da kısaltilmis olarak da mevcut.
Kitap tam anlamıyla bir klasik ve öğütleri,maceraları, betimlemeleri gayet hoşuma gitti. Özellikle birkaç karekter sizi kitabı yaşıyor hissi verecektir ki bunlarin başını çeken adam kesinlikle javyerdir diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim...
Victor Hugo ya teşekkürler böyle bir eser için.
İncelenmek benim hadime değil okuyun ki iyilik ve insanlık kazansın.
Ek olarak bazı doğru bildiklerimiz bizi insanlıktan ve duygulardan uzak tutuyor bunu bize en güzel şekilde anlatıyor eser empati düzeyi yüksek olan arkadaşlar okudukça anlayacaklar dediklerimi
Merhabalar,
Sefiller’in okuduğum bu basımı sadeleştirilmiş haliydi. Bulduğum ilk fırsatta iki cilt olanını doya doya okumak istiyorum.
Kelebek ve Suç ve Ceza dan sonra bu kadar etkilendiğim bir kitap daha olmamıştı. Okuyanlara vicdan, merhamet ve insanlık adına bir çok şey katacağına inanıyorum.
Bu kitabı şiddetle tavsiye edenler kervanına bende katılıyor ve hepinize iyi okumalar diliyorum :)
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.