Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·158 syf.··
2025 13. kitabı
Türk edebiyatının Tanzimat döneminde önemli bir yere sahip olan bir roman. Realist bir üslupla yazılmış, kölelik kurumunu eleştiriyor ve bireyin özgürlük arayışını merkeze alıyor. Romanın başkahramanı Dilber, Kafkasya’da köle tüccarları tarafından ailesinden koparılan ve İstanbul’da bir paşa konağına satılan genç bir kızdır. Burada gördüğü kötü muamele sonucu başka bir eve satılır ve zorlu bir hayat sürer. İkinci konakta ise evin oğlu Celal Bey ile birbirlerine âşık olurlar. Ancak Dilber’in köle statüsü ve toplumsal şartlar bu aşkın gerçekleşmesine engel olur. Hikâye, toplumsal düzenin acımasız yüzünü ve bireylerin bu düzen içinde çaresizliğini trajik bir şekilde gözler önune seriyor. Dilber’in yaşadığı acılar, kölelik düzeninin bireyin onurunu ve insanlık değerlerini nasıl hiçe saydığını gösteriyor. Dilber ve Celal Bey’in imkânsız aşkı, dönemin sosyal sınıf ayrılıklarını ve toplumsal kurallarını eleştiren önemli bir unsur bence. Roman, kölelik üzerinden kadının toplumdaki ikincil konumunu da eleştiriyor. Dilber, hem köle hem de kadın olarak çifte bir baskı altındadır. Dilber’in sürekli kaçma arzusu, bireyin özgürlüğe olan doğal eğilimini ve bu özgürlüğün toplum tarafından nasıl bastırıldığını vurguluyor. Sami Paşazade Sezai, roman boyunca sade ama etkileyici bir dil kullanmış.. Realist bir yaklaşımla olayları ve karakterleri detaylı bir şekilde betimlemiş. Özellikle Dilber’in iç dünyasının anlatımı, empati uyandırıyor.Bununla birlikte, yer yer romantizm etkisi hissedilir; özellikle Dilber ve Celal Bey arasındaki aşkın anlatımında duygu yüklü bir üslup kullanmış. Eğer dönemin toplumsal yapısını ve bireyin bu yapı içindeki mücadelesini anlamak istiyorsanız, Sergüzeşt etkileyici ve düşündürücü bir okuma deneyimi sunacaktır.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bordo Siyah Yayınları · 201956,5bin okunma
Biraz Spoiller :)
9/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 13:50
Sürekli başka yerlere satılan 15 yaşındaki zavallı Dilber'in talihsiz hikayesi anlatılıyor. Dilber, ilk olarak bir aileye satılır ama evin hanımı ona türlü eziyetler eder. Dilber dayanamaz kaçar, daha sonra başka bir aileye satılır. Evin genç oğlu Celal Bey ile Dilber arasında aşk başlar, mutlulukları kısa sürer çünkü Celal'in annesi durumu anlar ve Dilber'i esir pazarına geri gönderir. Celal bu durum karşısında yıkılır, her yerde Dilber'i arar ama onu bulamaz. Dilber, Mısırlı zengin birinin konağına satılır. Cevher, bir olayda Dilber'in kurtarır ama kendisi ölür. Dilber bu yaşananlara daha fazla dayanamaz ve ölüme yürür (intihar). Hikaye acıklıydı, mutsuz bir şekilde bitti ama yazı dili sade ve güzel bir eserdi, bu eseri beğendim. Türk Edebiyatının değerli kitaplarından biridir benim için. Puanım ise 9/10 :)
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bordo Siyah Yayınları · 201956,5bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2025 4. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 21:12
Esir olan Dilber’in çocukluk. gençlik ve olgunluk hayatını anlatan bir kitap. Samipaşazade Sezai, sevgisi, aşkı için Dilber’i arayan Celal’in onu bulup sonra onu kurtararak ölmesi ve bu duruma dayanamayıp Dilber’in de kendisini Nil ırmağına bırakarak hayata veda edip bütün acılarından kurtulmasını anlatır.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bordo Siyah Yayınları · 201956,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Sami Paşazade Sezai bir cariyenin hayatını anlatarak esir alım satımını, bunun ne kadar vicdansızca ve insafsızca yapıldığını anlatıyor. Kitabın konusu gelecek olursak; Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in vatanından ayrılıp esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye köle olarak satılması ile başlıyor. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk hikayesi anlatılıyor. Romanda her ne kadar esir ticaretinin korkunçluğunu anlatılsa da aşka derince yer verilmiştir. Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden üzüntüyü, çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz. Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle, yazıldığı dönemde hükümet tarafından gizlice göz altında tutulmasına ve Paris'e gitmesine neden olduğunu düşünürsek yazarın gerçekleri söylediğini anlayabiliriz Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. İçerisinde aşk konusu çok hassas işlenmiş. Duygu yoğunluğu fazla olan ama insanı yormayan bir kitaptı, okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,5bin okunma
Yağıyor! Yağıyor! Aralıksız yağmur yağıyordu!
8/10
·112 syf.··
2026 33. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 23:16
Sergüzeşt Zavallı Dilber'in hikayesi. Akıcı ve sürükleyici. Tanzimat döneminde yazılmış muhteşem eserlerden biri. Olay örgüsü çok güzel. Kelimeler bu kadar mı güzel ve anlamlı kullanılır. Aşk ve çaresizlik müthiş işlenmiş. Betimlemeler fevkalade. Kitapta cariye ticaretinden bahsedilmiş,esaret eleştirilmiş, muhteşem bir özgürlüğe kaçış. Kitaplığınızda yer almayı hakeden bir roman. İnsanın hayatın görev ve sorumluluklarından istifası.. Kesinlikle okunmalı. Okutulmalı. Keyifli okumalar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,5bin okunma
Esaretten kurtulmanın bedeli ölüm mü olmalıydı?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 19:39
Samipaşazade Sezai tarafından yazılan Sergüzeşt, hem aşk konusunu hem de esaret yani kölelik konusunu işlediği harika bir eserdir. Kafkasya'dan getirilip İstanbul'da esir olarak satılan Dilber'in hikâyesini anlatır. Dilber'in ilk satıldığı evde hem psikolojik hem de fiziksel şiddet görmesinin sonucundan kaçması ama mecbur kalıp tekrar oraya dönem zorunda kalması söz konusudur. Daha sonra buradan ayrılıp Asaf Paşa konağına satılır. Burada Celal Bey ile olan aşkları çok kısa sürer ve roman en son trajedik bir şekilde son bulur. Roman genel olarak esaret yani kölelik üzerinde ilerlemektedir. Yazar burada kölelik sistemini sert bir dille eleştirmektedir. Yaşadığı dönemi ve eserin yazdığı dönem de incelendiğinde Osmanlı devleti böyle durumların söz konusu olduğu görülecektir. Yazar bu yüzden yaşadığı dönemin bir problemini ele alarak eleştiri de bulunmaktadır. Dilber'in yaşadığı kötü muameleler sınıfsal ayrımı net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ben bu eserde günümüzde kölelik sistemini farklı bir şekilde uygulandığını düşünüyorum. Patronların çalışanları üzerinde mumale gibi daha da uzatılabilir. Eserde bir diğer önemli nokta ise aşktır. Dilber ile Celal Bey'in aşkı sınıfsal ayrımdan kaynaklı olarak bir noktadan sonra kırıldığı görülmektedir. Celal Bey'in annesinin durumu öğrenmesi ile hemen Dilber'in Mısır'a sürgün etmesi aslında Zehra Hanım'ın çok katı bir sınıf ayrımı düşüncesine sahip olduğunu ve bunun da o dönemdeki birçok insanın düşüncesinde olduğunu da bilmekteyiz. Bir diğer önemli nokta ise hürriyet konusudur. Dilber'in Mısır'da kilitlendiği yerde Cevher sayesinde kaçmasına rağmen gidecek bir yerinin olmaması ve gerçek özgürlüğü ölümde bulunması trajedik bir sondur. Eser, genel olarak yazıldığı dönemde ele alınarak incelendiğinde çok başarılı buldum. Hem
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,5bin okunma
8/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2019 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2019 23:56
Kitabın başındaki Sami Paşazade Sezai'nin hayatında Sergüzeşt romanı ile gözaltına alındığı (Hiç şaşırmadım...) ve bu romanın Türk edebiyatında romantizimden gerçekçiliğe geçiş akımının ilk örneği sayılmakta olduğu yazıyor. Sergüzeşt: Baştan gelen haller, macera. Dilber, 9 yaşlarında Rusya kumpanyasının Batum'dan gelen vapurunda Kafkasya’dan iki kız ile birlikte İstanbul'a getirilmiş Çerkez bir esir. Celal Bey: Paris'te resim öğrenimi görmüş konak sahibinin oğlu bir genç. Oradan oraya satılarak esirlik hayatında cehennemi yaşayan Dilber son olarak Asaf Paşa'nın konağına satılır. Konak sahibinin oğlu Celal Bey ile birbirlerine aşık olurlar. Biri esir, diğeri Avrupa'da eğitim görmüş bir ressam olan varlıklı bir ailenin oğlu. "Batı'nın verdiği bir gösteriş ve asalet sevdası, hırs ve emelin doğurduğu bir ikbal ve servet düşkünlüğü ve Mısır aileleri arasında yaygın olan bedbaht esirleri hakir görme duygusuyla... " (diyor kitapta bence duygusuzluğuyla) annesi bu aşkı duyar duymaz Dilber'i evden gönderir. Ve Dilber için daha da zor olacak bir hayat başlar. Celal Bey ile Dilber aynı acıyı başka şekillerde, başka başka yerlerde çekerler. Batılılaşmış burjuva sınıfının esirlere karşı davranış ve düşüncelerini ve bu sınıfın öncelikle evlilik ile ilgili genç kuşakla çatışmasını #41475853 ve #41497846 görüyoruz.. Sonucunda ise meydana gelen üzücü bir son. Celal Bey'in arayışlarında, Dilber'in eline geçen fırsatta bekledim kavuşacakları anı. İnsanın kendi isteği ile herhangi bir sınıf veya sınır fark etmeden birbirini sevip, aşık olmasını çok güzel bir şekilde anlatılışı. Ah keşke kavuşsalardı da, çok mutlu olsalardı da bu ayrımı yapanların gözüne girseydi bu durum. Dilber en sonunda şu güzel anlatımla gidiyor
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 53. kitabı
Merhaba:)) Bu ilk incelemem olacak. Tanzimat döneminden bir romanla başlamak istedim umarım yapabilmişimdir. Bu roman Tanzimat döneminde romantizmden realizme geçen nadide eserlerden biridir. O dönemin sosyal hayatını cariyelik, kölelik ve esarete dikkat çekmiştir. Lise döneminde okumuştum şimdi tekrar okuma fırsatı bulabildim kitabın benim için tek sıkıntısı fazla betimleme var sizi sıkmıyor ama betimleme sevmeyen için sıkıcı olabilir fakat akıcı bir dille anlattığı için keyifle okursunuz. Türk gençleri tarafından okunması gereken bir eser olarak düşünüyorum ve uzun süre de etkisinde kalacaksınız.. Keyifli okumalar:)
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,5bin okunma
7/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2021 42. kitabı
Bir insanın eşyaymışçasına satılması , bu eşyanın satılmasıyla ele gelecek kârın düşünülmesi , üşüdüğünde biraz ısınmak için gittiği mangalın yanındaki odunun bedenine bastırılması ... Ve bunca insanlık dışı olayların daha küçük bir çocukken başlaması... Sami Paşazade Sezai bir cariyenin hayatını anlatarak esir alım satımını , bunun ne kadar vicdansizca ve insafsızca yapıldığını anlatıyor.Esirler o kadar aşağılık mahluklar olarak görülüyorlar ki onların da duyguları olduğu acı çekebilecekleri hasta olabilecekleri kimsenin aklına gelmiyordu. Yazarın dili oldukça akıcı ve karakterlerin duygularını sade bir şekilde anlatıyor. Beni biraz yoran cümlelerin çok uzun olmasıydı.Bazen cümlenin başını unuttuğum oluyordu . Fakat yine de beklentimin çok üstünde bir eserdi . Beklentimin düşük olmasının nedeni Türk edebiyatına verilmiş olan eserlerin başında gelmesinden kaynaklanıyordu . Merak duygusunu kamçılayacak anlatımdan ziyade verilmek istenen mesaja ve sade , akıcı bir anlatıma önem verilmiş olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda olaylar arasına konulan betimlemeler ve yazarın kendi düşünceleri bizi anlattıkları hakkında düşünmeye itiyor Yazıldığı dönemde Sami Paşazade Sezai 'nin gizlice göz altında tutulmasına ve Paris'e gitmesine neden olduğunu düşünürsek yazarın gerçekleri söylediğini anlayabiliriz . Edebiyatımızı daha iyi anlamak ve yeni bir yazarla tanışmak için çok uygun bir kitap . İyi okumalar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Anonim Yayınları · 201756,5bin okunma
Dilber'in hüznü
10/10
·96 syf.··
2026 106. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 13:03
Dilber'in hüzünlü hikayesi. İnsan ticaretinin kişi ve toplum hayatında yol açtığı yıkımı ustaca anlatmış. Samipaşazade Sezai Bir Çerkes kızı olan Dilber'in Mustafa Efendi'nin karısına satılması ve bu kişinin kötü muamelesiyle evden kaçan Dilber'in yeniden yakalanıp esirci evine verilmesi ve oradan da başka bir Mısırlı aileye satılması, evin oğluna aşık olup ve evin hanımın buna engel olmak için onu yeniden satması üzerine yazılmış .
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,5bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.