İnce ve hoş bir kitaptı. Yabancılara özenen baş karakter kitabın yazılış dönemini iyi tasvir etmiş. Ancak ana karakterin başka bir kültüre özenip düştüğü komik durumlar değil de onun saflığını kullanıp dalga geçen tipler daha çok dikkat çekiyor. Olay kurgusu karga ile kekliğin hikayesini hatırlattı(http://1000kitap.com/gonderi/37902387).
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar · 20175,9bin okunma
Kıymetli ve nadide yazarlarımızı gördükçe günümüzde herkesin yazar olma hevesini anlayamıyorum. Büyük yazarlarımızın eserlerini bir kez daha okuduğumda hepsine olan saygım daha da artıyor ve Türkçeden bihaber olanların yazar olarak geçinmesine (maalesef okuyucu kitlelerinin de olmasına) üzülüyorum. Yazmak bir sanattır, yeri geldiğinde acıyı güldürerek anlatmaktır. İşte saygın bir yazarımız ve ağlanacak halimizi ironiyle gözler önüne seren, akıcı bir dille anlatan kitaplarından biri; Şık. Kitapta iki ana karakter var: Şatıroğlu adıyla övünen Şöhret ve metresi Madam Potiş. Şöhret, neredeyse kadınsılığı andıracak kadar şık giyinmeyi marifet sanarak övünen ve modernliği özentiyle karıştıran bir tiptir. Gürpınar bir kadın bir erkek iki kişi üzerinden bir toplumu eleştirmeyi çok güzel başarmış. Yanında köpekle yürümek modernlik ölçüsüdür, dans eğer ünlüyse figürleri ne kadar saçma olsa da medeniyet göstergesidir, şairlik; gözlük takıp kafiye ezberlemektir (!) Bunları ve daha fazlasını bulacağınız, bir oturuşta okuyup bitirirken günümüze dair de sorgulamalar yapacağınız güzel bir kitap. (Yayınevi kaynaklı bir hata olarak düşündüğüm geniş zamandan di’li geçmiş zamana geçişler biraz rahatsız etti sadece. )Gerçek yazarlarımızı anlayarak okumamız temennisiyle keyifli okumalar dilerim.
#Spoiler İçerir#
“Şıklık yalnızca kıyafetle olmaz! Tabiat ve ahlakça da şık olmak icap eder.”
“Deha denilen şey tükenmez bir sabırdan ibarettir.”
“Emin olunuz zamandan büyük bir muallim, hakikatleri anlamakta ondan daha muktedir bir profesör yoktur. Yaşayan görüyor ve öğreniyor.”
Kitap, Şatırzade Şöhret Bey’in batıya olan aşkını, özentisini anlatıyor. Aklınıza klasik batı hayranlığı gelmesin Şöhret Bey’in, namı diğer Şık’ın batı özentiliği kendini gülünç hale sokacak türden. Okumadan, öğrenmeden sadece çevresinden duyduklarıyla şekillenen bir kişi Şöhret Bey. Birde onun metresi Madam Pötiş var oldukça kurnaz, ortalığı karıştırmada usta olan ve Şöhret Bey’i parmağında oynatan bir kimse. Şöhret Bey’in Madam Pötiş aşkı ise onun için hırsızlık yapacak kadar çok. Bu çiftimizin birde cins köpek olarak tanıttıkları köpekleri Drol var. İşte kitap bu çiftin komik olan batı hayranlığını kaleme alıyor.
Eğer odamdan kitaba açılan kapı olsaydı kapıdan geçer Şöhret Bey’e, bunca saçma hareketin onu batılı yapmayacağını, neticede batılı olmanın çok da büyük bir meziyet olmadığını söylerdim.
Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar · 20175,9bin okunma
Ahmet Mithat Efendi’nin “oğlum doğru söyle kim yazdı bu romanı?”dediği Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Şık romanını Ahmet Mithat Efendi Tercüman-ı Hakikat‘ta tefrika ettirir ve henüz on sekiz yaşında olan yazarın yeni eserler vermesi için yazarı yönlendirir.Romanda yer alan son söz bölümünü de genç yazara yardım amacıyla Ahmet Mithat Efendi bizzat kendisi yazmıştır.
Naturalist yazarlarımızdan olan Gürpınar’ın Şık romanını tıpkı İki Hödüğün Seyahati‘nde olduğu gibi hem gülerek hem karakterlere acıyarak,üzülerek okudum.
Romanda Tepebaşı,Beyoğlu ,Pangaltı,Taksim dönemin yansıtılmasıyla adeta gezilir.
Soylu bir aileden gediğini kanıtlamak için Şöhret Bey’in kendi kendine koyduğu Şatırzade namıyla,batılılaşma çabasında olan adamın düştüğü komik durumlar,düşündürücü bir biçimde işlenir.Günün modasından yana olan Şatırzade Şöhret Bey moda gereği korse giyer,pudralar sürer bir de yine günün modası gereği bir köpek sahibi olur.Roman boyunca köpeğin başına sürekli bir şey gelir ve köpek sürekli bir olay çıkarır.Şatırzade Şöhret Bey‘in maceraları arasında metresi olan Madam Potiş ile girdiği gönül ilişkisi de vardır.Bu çift hem gülünçtür hem de hallerinden ötürü acınasıdır.
Birçok romanında eski ile yeninin çatışmasını tema olarak seçen yazar ilk romanı olan Şık’ta da bu temayı seçmistir.Eskide kalamayan yeniyi taşıyamayan ,benimseyemeyen tip ve karakterler oluşturmuştur.Şöhret Bey’de onlardan biridir.
Realist akım yazarlarımızdan olan Gürpınar gözleme dayalı yazar.Yarattığı tipler nevi şahsına münhasırdır.Kendini çok yakışıklı bulan alafrangalığa özenen kendine soylu bir soyadı veren,modayı abartarak uygulayan,bu abartısına eleştiride bulunanları küçümseyen,taklitçi,çirkin ve aslında parasız bir karakter oluşturmuştur.Yazar bu tip ile sadece Şöhret Bey’i değil dönemin “Şık “larını
Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ın kitabı Şık'ın yayınlandığı dönemde (1889) Osmanlı İmparatorluğu, II. Abdülhamid'in sıkı sansür politikalarıyla yönetiliyor. İlginçtir ki, Hüseyin Rahmi Gürpınar da bu dönemde devletin "yazar kontrolü" yöntemlerinden nasibini almış bulunuyor. Maksat "maaşa bağlayarak muhalif olma potansiyelini taşıyan yazarları susturma". Devlet o ve onun gibileri kendisine memur yaparak edebiyat ile olan ilişkilerini kısıtlıyor.
"Beni önce memur yaptılar, sonra yazmamı yasakladılar. Peki bu maaş neyin karşılığı?" ironik durumunu yaşıyor yazar. Hüseyin Rahmi'nin sansürü delmek için eleştirilerini mizah perdesinin ardına saklamış olduğunu düşünmek gayet akla yatkın duruyor. Bugün bile "aykırı sesleri susturma" yöntemlerinin ne kadar benzer olduğunu görünce insan irkiliyor!
Şık yazarın ilk kitabı olması dolayısıyla sonraki eserleri yanında oldukça cılız kalmış. Türk edebiyatında Batılılaşma eleştirisini mizahla harmanlayan ilk önemli eserlerden biri olmasından dolayı ise okunmalı. Hüseyin Rahmi'nin anlatım dilini seven ayırt etmez zaten.
Kitaba çok sevdiğim bir yazar olan Ahmet Mithat Efendi'nin ise büyük katkısı olmuş. Romanını dönemin ünlü yazarına gönderiyor ve Mithat Efendi genç yazarın bu yeteneğini keşfedip onu teşvik ediyor. "Romanını tamamla, ben bunu yayımlatacağım!" diyerek Hüseyin Rahmi’ye yol gösteriyor. Nitekim hiçbir çaba karşılıksız kalmıyor.
Ahmet Mithat, sadece bir yazar değil, aynı zamanda bir hocaydı. Genç yetenekleri keşfetmek, onlara destek olmak onun için bir görevdi. Hatta bir keresinde, "Ben yazarlığı bir meslek değil, bir hizmettir diye anlarım." demişti. İşte bu anlayışla, Hüseyin Rahmi gibi pek çok yazarın yetişmesine öncülük etti. Hem yetişti hem yetiştirdi.
Kitabı benim için en önemli husus yapan konular bunlardı, onun dışında dediğim gibi
Zihninden dedi ki: “Nereye gideceğimi düşünmek de bir cinnet değil midir?”
Diyor kitabında Hüseyin Rahmi GürpınarŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar ilk eseridir.
Ahmet Mithat Efendi’nin Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bu eserinde önemli katkısı vardır bu eserinde de bu konuya da önsözde değinilmektedir.
Başkahramanı Şöhret Bey, Batılılaşmayı sadece kılık kıyafete indirgemiş, yüzeysel bir “şık” olmaya çalışırken hem komik hem de trajik durumlara düşmektedir.
Bolca maceralı bir okuma serüveni okuyucuları beklemektedir.
Dil bakımından roman dönemin Osmanlı Türkçesiyle yazılmış olan eser Günümüz Türkçesi ile derlenmiştir.
Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Derlemesi için Mehmet Tekin'e teşekkürler.
Hüseyin Rahmi Gürpınar , ilk romanı Şık’ın 1889’da yayımlandığını, aradan geçen otuz yılın ardından 1919’da ikinci kez basıldığını, o günleri gülümseyerek, biraz da içten bir duyguyla kitabın giriş bölümünde Şık bir üslupla anlatıyor. Romanı gençlik yıllarında, henüz edebiyat yolculuğunun başındayken kaleme aldığını, eserin, o dönemin ustası olan Ahmet Mithat Efendi’ye büyük bir çekingenlikle gönderdiğini, fakat Gürpınar ziyadesiyle teşvik ve takdir gördüğünü aktarıyor. Bu olay Gürpınar için bir dönüm noktası, her ne kadar ilk romanında acemilikler olduğunu kabul etse de, içtenliğini, mizahını ve yazma heyecanını esere yansıttığını belirtiyor... Şöhret Bey karakterini yaratırken aslında ileride kaleme alacağı Şıpsevdi’nin Meftun Bey’ine de göz kırptığını itiraf ediyor…
—sırada o okunacak belli oldu.:)
Yazarın çok kıymetli bulduğum durumu zaman içinde olgunlaştığını fakat o gençliğe ait saf duyguların, eksiklerin ve coşkunun da kendince ayrı bir kıymeti olduğunu samimi bir dille paylaşıyor. İlhamını buradaki eksiklikle, hayatta gördüğü çıkıntılarla dolu noksanlıklarından aldığını satırlarını okurken farkettiriyor.
Şık, adının zarif çağrışımıyla tezat oluşturan bir ironiyle Osmanlı'nın Batılılaşma sürecindeki kültürel bocalamayı hicivli bir dille konu ediniyor. Roman, şekilci Batılılaşmanın en çarpıcı figürlerinden biri olan Şatırzade Şöhret Bey etrafında şekilleniyor, kılık kıyafete, gösterişe ve yarı Fransızca konuşmaya düşkün, fakat bilgi ve derinlikten yoksun bu karakter, yalnızca görüntüyle Batılı olunabileceğini sanan trajikomik bir tip olarak karşımıza çıkarıyor. Gürpınar, Şöhret Bey’in giyim tarzı, davranışları ve sık sık yaptığı Fransızca hatalarıyla hem gülünç hem de hüzünlü bir portre çizerken, Osmanlı toplumundaki yapaylık ve taklitçiliği keskin bir
Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ın ilk eseri olan Şık, yanlış batılılaşma konusunu ele aldığı bir eserdir. Osmanlı Devleti'nin Lale Devrinden başlayarak Batı'nın bir şeylerini almaya hazır bir toplum ortaya çıkmıştır. Doğu Batı çatışması ise Tanzimat döneminden başlayarak eserlere konu olmaya başlamıştır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu eseri ise sade bir dille ve konu karşılığı olmadan Doğu Batı temasını ele almıştır. Şatırzade Şöhret Bey adlı karakter ise yanlış batılılaşmanın kişiyi nereye sürüklediğini gözler önüne sermektedir.
Şöhret Bey, güzel olmamasına rağmen şık giyinip kendini güzel ve yakışıklı zanneden, Fransızca konuşan, Avrupai görünmeye çalışan, hayatı gelip geçici yaşayan bir karakteridir. Şöhret Bey sırf metersi Madam Potiş ile daha fazla vakit geçirmek için annesinin inci küpelerini satması, ve daha sonra Madam Potiş 'in yanına gidip gece Avrupalıların yaptığı gibi bir de bir köpek bulup yanlarına gezmek isterler. Drol adını koydukları bir sokak köpeğidir. Bu köpek yüzünden başlarına türlü işler açılır.
Madam Potiş ise tabiri caizse yoldan çıkmış bir kadındır. Şöhret Bey'i çok salak bulur onunla sırf gün geçirmek için berber olur. Köpeğin bile Şöhret Bey'den daha yakışıklı olduğuna inanır.
Eser genel olarak bu iki karakterin üzerinden sürmektedir. Şöhret Bey'in batılılaşma çabası onu hapishaneye kadar sürükler.
Yazar bu eserde Türkçe dilinin özelliklerin ve güzelliklerini bile unutan bir toplumun oluşmasını eleştirir. Aynı zamanda Batı'nın güzel şeylerini almak varken bizlerin kötü özelliklerine odaklanmamızı eleştirmiştir. Batı'nın bilimini, sanatını, felsefesini almak varken neden kıyafeti ve süsünü alıp kendi özelliğimizi kaybediyoruz. Bu durum bence şimdiki Türkiye'nin de üzerinden durulması gerektiği bir sorundur. Bizler geriye baktığımızda doğru düzgün
Aziz Nesin'in öykülerini okumayı çok severim. Güldürüyor ama bir yandan da düşündürüyor. Şık'ın hikayesi de öyle. Okurken hep bu benzerlik aklıma geldi.
Kitabın ana karakteri Şöhret bey yani Şık batı medeniyetine hayran birisi. Ama onun ne olduğuna dair en ufak fikri bile yok. Ne biliyor, ne araştırıyor ne de okuyor. Sadece kenardan köşeden duyduğu yalan yanlış birkaç bilgiyle çevresine hava atıyor. Mış gibi yapıyor anlayacağınız. Bu gibi insanlar o zamanlar da varmış, şimdi de var. Yazar da söylüyor bunu: etrafımızda, aramızda dolaşıyorlar diye.
H.R.Gürpınar'ın ilk romanıymış. Gözlem yeteneğini, anlatım şeklini, mizahını beğendim.
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Bilgi Yayınevi · 20195,9bin okunma
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_R...