Adı:
Sırça Köşk
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053144175
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
... halk, beyinsiz, dilsiz, gözsüz kelleleriyle dağılmak üzereyken, aralarında canından bezmiş biri: “Böyle başın da bana lüzumu yok!” diyerek, boynuzundan tuttuğu kelleyi fırlatıvermiş. İşte o zaman herkesin şaştığı bir şey olmuş: Hızla gidip sırça köşke çarpan kelle orada: “Şangır!...” diye koskocaman bir gedik açmış. Halk her şeyden sağlam, hiçbir zaman yıkılmaz, kırılmaz bildiği o koskoca sırça köşkün bu kadar çürük olduğunu görünce, ellerindeki kelleleri birbiri arkasına ona fırlatmaya başlamış, göz açıp kapayıncaya kadar tuzla buz olan sırça köşk çökmüş, yıkılmış... Sırça Köşk)

Bize bu topraklar üzerinde görünmeyen, gösterilmeyen, ötelere itilen bambaşka hayatlar yaşandığını, bu hayatların var ve gerçek olduğunu temiz dupduru bir dille anlatan Sabahattin Ali, edebiyatımızın ilk “gerçekçi, devrimci, halkçı” yazarlarındandır. Kendi ifadesiyle, onun öykülerinde “hep açlar, çıplaklar, dertliler; geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklar; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenler; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenler; doktor parasına güç yetiremeyenler; hakkını alamayan benzi soluk, yüreği kederli insanlar” vardır. Hayat neyi ihtiva ediyorsa onun anlatılmasını bir memleket vazifesi olarak gören Sabahattin Ali, son kitabı Sırça Köşk’te, daha önceki öykülerinde olduğu gibi yoksul hayatların karanlıkta bırakılmış ayrıntılarına odaklanıyor. Kitaba adını veren “Sırça Köşk” masalı, mevcut iktidarın halka yabancılaşmış bir çıkar grubuna nasıl dönüştüğünü alegorik bir tarzda anlatan özgün bir masal olarak öne çıkıyor. Sırça Köşk, içinde toplumsal yergi içerikli dört masalla, on üç öykünün yer aldığı, dönemin sosyal, siyasal, kültürel ortamını güçlü bir şekilde resmeden benzersiz bir eser.
164 syf.
·18 günde·Puan vermedi
#SırçaKöşk #kitapyorumu

13 öykü ve 4 masaldan oluşuyor ve toplam 162 sayfadır.

Genel olarak 1940'larda ülkede yaşanan siyasal, ekonomik, sosyal ve sağlık sorunlarını ustalıkla öyküler üzerinden dile getirmekte.

Baştaki hikayelerle biraz sönük başlasa da sondaki "Sırça Köşk" masalı ile final yapması güzeldi.

Aşağıdaki #alıntılar kitabı özetliyor.

- Hastalığın bu safhası talebi için çok enteresandır, sizi yarın fakülte hastanesine kaldıracağız!

- Sakın tepenize bir Sırça Köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir Sırça Köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeterli.

- Bu dünyada çobansız da, köpeksiz de yaşınabilirmiş. Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur.

- Onun da gözlüklerinin arkasındaki gözlerinde memnun bir parıltı belirdi.

- Kendi içimizde, kendimize dair bilmediğimiz o kadar çok şey var ki...
120 syf.
·4 günde·10/10 puan
Hikâyelerden ve masallardan oluşan, okuyucuya, " iyi ki okumuşum " dedirtecek ve 10 yıldızı hak edecek bir kitaptı.
Sabahattin Ali, dönemin toplumsal sorunlarına çok iyi parmak basmış. Her hikâyenin, masalın ardından alınacak mesajı vermeyi de ihmal etmemiş. Kendi hayatından da izler bulunduğunu görüyoruz. Hikâyelerde anlatıcı bazen kahraman oluyor, bazen gözlemci. Dönemi anlamamız için bilgilendirici bir eser ve betimlemeleri de akılda kalıcılığı arttırıyor. Adeta kalem ile yaralı bir toplumu resmetmiş. Dönemin Batı hayranlığını da şu sözleri ile çok güzel dile getirmiş:
"Bu memleket bu aşağılık duygusundan ne zaman kurtulacak bilmem? Gâvur olsun da kim olursa olsun. Hemen baş tacı ederiz"
  • Değirmen
    8.0/10 (5,8bin Oy)5,4bin beğeni24bin okunma36,4bin alıntı90,6bin gösterim
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
    8.8/10 (15bin Oy)14,7bin beğeni51,3bin okunma50,2bin alıntı314,2bin gösterim
  • Aylak Adam
    8.1/10 (10bin Oy)9,2bin beğeni36,4bin okunma72,1bin alıntı175,3bin gösterim
  • Ermiş
    8.3/10 (11,4bin Oy)9,8bin beğeni38,5bin okunma88,3bin alıntı165bin gösterim
  • Dava
    7.7/10 (7,6bin Oy)7,1bin beğeni32,7bin okunma19,2bin alıntı176,3bin gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.2/10 (9,3bin Oy)8,5bin beğeni34,6bin okunma50,6bin alıntı202bin gösterim
  • Bir İdam Mahkumunun Son Günü
    8.5/10 (15,4bin Oy)13,8bin beğeni52,8bin okunma59,6bin alıntı217,6bin gösterim
  • Amok Koşucusu
    8.1/10 (16,6bin Oy)14,3bin beğeni62,5bin okunma40,3bin alıntı530,8bin gösterim
  • Ay Işığı Sokağı
    7.4/10 (8,3bin Oy)6,6bin beğeni34,6bin okunma18bin alıntı113,1bin gösterim
  • Bir Çöküşün Öyküsü
    7.7/10 (10,8bin Oy)8,4bin beğeni41,8bin okunma27,6bin alıntı117,1bin gösterim
141 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10 puan
Sabahattin Ali'nin okumuş olduğum 3.kitabı oldu(1-Kürk Mantollu Madonna, 2-İçimizdeki Şeytan) ,artık hemen hemen Sabahattin Ali'nin diline alıştığımı hissediyorum.

İçinde çeşitli öyküler olan Sırça Köşk, her öyküde bir ders vermiş ve en beğendim öyküler ise Bahtiyar köpek, Dekolman ve sırça köşk oldu. Her birinin içinde derin anlamlar olduğunu düşünüyorum.
Tabiki hala favori Sabahattin Ali kitabım "Kürk Mantollu Madonna".

Roman tarzı ve öykü tarzı birbirine benziyor çünkü betimle yöntemi aynı. Okumanızı tavsiye ederim bir sonraki Sabahattin Ali kitabım Kuyucaklı Yusuf, bakalım ne zaman okumak nasip olacak.
Sağlıcakla kalın. İyi okumalar
28.04.2021
172 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Kıymetli Sabahattin Ali ile beşinci buluşmam: Sırça Köşk

Sabahattin Ali'nin kendine çeken ve tanıdık gelen üslubu ilk sayfadan sarmalıyor insanı. Halkı bu kadar başarılı gözlemleyen, her seviyeden ve kültürden insanı bu kadar başarılı yansıtabilen başka yazar var mıdır?

Sabahattin Ali, mutlaka okunması gereken bir yazar. Okulların, öğrencileri daha çok yönlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Okumaya Kuyucaklı Yusuf ile başlamıştım. Oysa, Kürk Mantolu Madonna başlangıç için daha uygun. Okuyan, okumayan, ömründe birkaç kitap okumuş insanların bile ondan alıntı yapmasına hâlâ alışamadım, gözümü tırmalıyorlar ve insanları öyle güzel bir eserden uzaklaştırıyorlar.

Sabahattin Ali'nin diğer eserlerine göre bu eserde fikirleri, idelojileri daha meydandaydı. Öyküler bir çeşit öykünmeydi. Güçlü eserlerdi.

Masallar çok başarılıydı, sayfaları nasıl atladığımı anlayamadım. Güzel bir eserdi.

Aşağıya ilerde hatırlatıcı olması için bazı hikayelerin konularını ve yorumlarımı yazacağım :).

Portakal, yoruma açık bir sonla bitti.

Katil Osman; eğlenerek okuduğum, sonunu merak ettiğim ve mesajını güçlü bulduğum bir hikayeydi.

'Böbrek' hikayesini gerçekten severek okudum. Toplumda hâlâ yaşanan trajikomik olayları ve iğnelemeleri üçüncü bir göz olarak gelecekten gözlemlemek hem üzdü hem sevdirdi.

Koyun Masalı, George Orwell'ın Hayvan Çiftliği eserini hatırlattı. Mesajı çok kuvvetliydi.

Çilli; üzücü ve toplumda, televizyonlarda yaygın olan bir konuyu işliyordu.

Cıgara, Millet Yutmuyor diğerlerine göre daha az tatmin edici olan öykülerdi.

Kitaba adını veren 'Sırça Köşk' gerçekten çok güzeldi. Çok sevdim. Mesajı güçlüydü.
141 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
cirkincede çocukluğunu yaşaması burayı çok özlemesi fakat aradığını bulamayıp hayal kırıklığına ugrayan bir emekli öğretmenin o güzelim köyün ismi artık şirince oldu hadi sana iyi yolculuklar .Bende garda Ankara trenini bekledim zifirik karanlıkta.koyunun masalı ise başında ne bir çoban ne bir kopek olmadanda yaşanırmış siz siz olun başınıza bunları getirmen ...sırça köşkte 3 arkadaş yeni geldikleri şehri vay buralar ne güzel bir sırça köşk yok bizi bırakın sırça köşkü olan yere gidelim diyerek halkı kandırirlar...sırça köşkü yaptırırlar bol ve belesten yasarlar artık halkın bunları beslemek gücü kalmayınca son koyunlarida getirip verirler .koyun başlarını geri halka veren sırça köşkün ela başı balkondan seslenir sizler çok zahmet çektiniz bizim için çok ac kaldınız fedakarlık ettiniz... bunun içinde sizlere koyun baslarini veriyoruz der. sonra halktan birisi bunun beyni yok der elebaşı siz beyni ne yapacaksınız der diyeri dili de yok başka biri gözleri de yok der elebaşı hepsine cevabını verir halkın icinden biri cok sinirlenir ben de bu başı ne yapayım deyip sırça köşke atar attığı baş köşkte büyük bir delik acar diyerlerinde atar kısa sürede sırça kosk tuzla buz olur. yikilamaz dedikleri köşk yıkılır ve içindekiler cam parçacıkların altında kalır.....
164 syf.
·5 günde
Herkse merhabalar.Sabahattin Ali'nin ölümünden önceki son öykü kitabı olan Sırça Köşk 13 öykü 4 masaldan oluşan günlük akıcı ve sade bir dil ile dönemin devlet yönetimini eleştiren, direnmenin gücünden söz eden bir eser. 1947 yılında yayınlanan ve yönetime başkaldırı olduğu gerekçesiyle yasaklanan kitapta hepimizden birer kesit sunuluyor aslında. Sabahattin Ali sevenlerin bir solukta zevkle okuyacağı harika bir kitap. Kitabimizin icerigi bu sekilde;
#Portakal
#Beyaz Bir Gemi
#Katil Osman
#Böbrek
#Cıgara
#Millet Yutmuyor
#Bahtiyar Köpek
#Çilli
#Dekolman
#Hakkimizi Yedirmeyiz
#Cankurtaran
#Çirkince
#Kurtla Kuzu
MASALAR
#Bir Aşk Masalı
#Devlerin Ölümü
#Koyun Masalı
#Sırça köşk
Keyifli okumalar dilerim
172 syf.
·4 günde·9/10 puan
Sabahattin Ali okumaları gerçekten çok keyif verici. Ancak Sırça Köşk sanki daha da keyif vericiydi. İçeriğinde birden çok hikaye ve masal barındıran kitabın, her bir bölümü ayrı ayrı mesajlar içeriyor. Benim dikkatimi çeken ise Çirkince adlı hikaye ile, kitaba adını veren Sırça Köşk masalı oldu. Masal dediğime bakmayın, bu masallar büyükler için olanlardan.
Yazarın vermek istediği mesajlar öyle büyük ki, zaman tanımadan günümüze dahi ders verir nitelikte. Ancak bütün bunlardan önce belirtmeliyim ki, kitabın arka yüzünde beni çok etkileyen bir detaya yer verilmişti. Bu detay ise; yazarın 1944-1947 yılları arasında yazdığı hikayelerinin, 1948 yılında onu ölümüne kadar götüren olaylar ve hayat deneyimlerinden izler taşıdığını bildirmesine ilişkindi. Bu yönüyle otobiyografik izler taşıyan eser, yazarın şahsi düşünceleri ile içsel isyanları ve muhakemelerini anlamak adına yol gösterici olarak tanımlanabilir.
Sabahattin Ali kitaplarından bir tavsiyede bulunmam istenirse bu eseri ilk sırada konumlandırabilirim. Hatta belki de yazarı okumaya bu kitabı ile başlanılsa eserlerinde aktarmak istediği düşüncelerini çok daha iyi anlayabiliriz. Tüm bunların sonucunda Sırça Köşk’ün, herkesin mutlaka okuması ve kitaplığında bulundurması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
159 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10 puan
Türkiye' de önemli bir çoğunluğun içinde yaşadığı, geniş bahçeli, üstünden kuş uçamaz önünden kervan geçemez, çevresinde etten duvar kapısında "dikkat köpek var" yazılı bir köşk.
.
Severim dönemi içerisinde yasaklanmış hikayeler, romanlar okumayı. O yıllarda hâlâ yobaz beyinlerle savaştığımızı, kaderine boyun eğen kadınları aslında hiç alakası olmayan bir kimliğin üzerine yapıştığı adamları, ekmek kavgasını, siyasi çatışmaları... bunların hepsini tek bir kitabinda birden cok öykü olarak ele alıyor Sabahattin Ali.. Her hikayeden sonra kendinizden ve içinde bulunduğunuz düzenden bir parça koparıp sorgulayacağınız bir kitap.
.
"Bu dünya böyledir işte, kimi adam öldürdüğü için katil diye anılır, kimi adı katile çıktı diye adam öldürür."
141 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap 13 öykü ve 4 masalı barındırmakla beraber, bize 1940-1950 yılları arasındaki Türkiye'yi özetler nitelikle. Yaşamanın birçok kesim için ne kadar zor olduğu, insanların temel haklarından olan sağlıklarına ulaşabilmek için bile bedel ödediği, yolsuzluğun, çıkarcılığın, halkı sömürmenin hat safhada olduğunu görüyoruz.

Kitabı okudukça az çok zamanında neden yasaklandığını tahmin edebiliyorsunuz. Çünkü menfaat sahipleri gerçeklerin günyüzüne çıkmasını, çıkarılmasını istemez! Yasaklayanlar tarafından bakacak olursak, halkın bu kitabı okuyup aydınlanmasını istememeleri, halkın onlara ihtiyacı olmadığnı anlamlarını istememeleri şaşıracağımız bir durum olmuyor elbette.

Sabahattin Ali aslında bizlere "Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter." ifadesiyle aslında bir yöneticiye ihtiyacımız olmadığını, benliğimizin farkında olmamız gerektiğini hatırlatıyor bizlere..
120 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bir dönemin yasaklı kitaplar listesinde olan kitabımız,büyüklere öykü ve masallar anlatıyor.Bu öykü ve masallar yaşanılan dönemin gerçekleri ile harmanlanmışken o kadar zaman içerisinde değişen pek de bir şey olmadığını gösteriyor.Şartlar,imkanlar değişti belki de ama fıtrat hep aynı fıtrat gibi.Dil ve anlatım her zamanki güzelliğinde.Sabahattin Ali'nin bu kitabı,okuduğum diğer kitapları içinde bende daha farklı bir tad bıraktı.Daha gerçekçi.Keyifle okunacaklar listesine ekleyebilirsiniz.İyi okumalar...
120 syf.
·Puan vermedi
Eğer bir işi severek, karşılık beklemeden yapmassanız tıpkı uğur böceğinden medet umar gibi bir hamam böceğinden de medet umarsınız.
Ve şunuda belirtmek isterimki para bir fahişedir, sırası size gelince kullanır ve sıradakine bırakırsınız asla size ait olmaz.
Düşünün, bir insanın celladına gülümsemesi, kendi yumuşaklığı ile onu yumuşatabileceğini sanması kadar gülünç, adi şey olur mu?
"Düşünün, bir insanın celladına gülümsemesi, kendi yumuşaklığıyla onu yumuşatabileceğini sanması kadar gülünç, adi şey olur mu?"
Sabahattin Ali
Sayfa 132 - Kurtla Kuzu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sırça Köşk
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053144175
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
... halk, beyinsiz, dilsiz, gözsüz kelleleriyle dağılmak üzereyken, aralarında canından bezmiş biri: “Böyle başın da bana lüzumu yok!” diyerek, boynuzundan tuttuğu kelleyi fırlatıvermiş. İşte o zaman herkesin şaştığı bir şey olmuş: Hızla gidip sırça köşke çarpan kelle orada: “Şangır!...” diye koskocaman bir gedik açmış. Halk her şeyden sağlam, hiçbir zaman yıkılmaz, kırılmaz bildiği o koskoca sırça köşkün bu kadar çürük olduğunu görünce, ellerindeki kelleleri birbiri arkasına ona fırlatmaya başlamış, göz açıp kapayıncaya kadar tuzla buz olan sırça köşk çökmüş, yıkılmış... Sırça Köşk)

Bize bu topraklar üzerinde görünmeyen, gösterilmeyen, ötelere itilen bambaşka hayatlar yaşandığını, bu hayatların var ve gerçek olduğunu temiz dupduru bir dille anlatan Sabahattin Ali, edebiyatımızın ilk “gerçekçi, devrimci, halkçı” yazarlarındandır. Kendi ifadesiyle, onun öykülerinde “hep açlar, çıplaklar, dertliler; geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklar; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenler; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenler; doktor parasına güç yetiremeyenler; hakkını alamayan benzi soluk, yüreği kederli insanlar” vardır. Hayat neyi ihtiva ediyorsa onun anlatılmasını bir memleket vazifesi olarak gören Sabahattin Ali, son kitabı Sırça Köşk’te, daha önceki öykülerinde olduğu gibi yoksul hayatların karanlıkta bırakılmış ayrıntılarına odaklanıyor. Kitaba adını veren “Sırça Köşk” masalı, mevcut iktidarın halka yabancılaşmış bir çıkar grubuna nasıl dönüştüğünü alegorik bir tarzda anlatan özgün bir masal olarak öne çıkıyor. Sırça Köşk, içinde toplumsal yergi içerikli dört masalla, on üç öykünün yer aldığı, dönemin sosyal, siyasal, kültürel ortamını güçlü bir şekilde resmeden benzersiz bir eser.

Kitabı okuyanlar 29,7bin okur

  • Ayşe karataş
  • Deja vu
  • Büşra
  • Dilek Karaağaç
  • Semih karataş
  • Doğan Gülhan
  • Firdevs TEGIN
  • Ayşegül
  • E.T
  • Mehmet Aksu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (1)
9
%0
8
%0
7
%0 (2)
6
%0 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları