Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
Ocak 2021
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051710655
Orijinal adı:
Le Droit à la Paresse
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Marksist düşünür Paul Lafargue'ın 1880 yılında yazdığı bu deneme, aşırı çalışma karşısında işçi sınıfının sefaletini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda işçinin emeğini sömürmekten vazgeçmeyen, din adamları ve burjuvalarla işbirliği yapan kapitalizmin de güçlü bir eleştirisini yapıyor.

Proletaryanın insanca yaşamak için Tembellik Hakkı'ndan gelen gücünü kullanarak çalışma aşkından kurtulup çalışmayı aşması, çalışmaktan özgürleşip kendisine ait boş zaman yaratması gerektiğini söyleyen Lafargue, aylaklığı değil, yaşamın ta kendisini övüyor. Yaşamı bitmez tükenmez mesai saatleri içinde heba olanları, kapitalist üretimin çalışmaya dayalı sisteminin karşısında durmaya davet ediyor. Tembellik Hakkı talebinin özgürleştirici potansiyelini -günümüzde daha bir acil olarak- ortaya çıkaran bir metinle karşı karşıyayız.

Lenin'in, Paul ve Laura Lafargue'ın cenazesinde Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi adına yaptığı konuşmanın tam metni kitabın sonunda yer almakta.
51 syf.
Daha önce bilmediğim Lafargue yi bu kitapla tanımak güzel oldu. Kendisi Karl Marxın damadı olur. Aynı zamanda 70 yaşında karısıyla anlaşarak birlikte intihar ederler. Bu eserinde kapitalizme çok sert eleştirisi var. İnsanların günde 12-14 saat köle gibi çalışmasını ve din adamlarının da bunu marifetmiş gibi övmesine karşı çıkar. Kısaca toplumun her kesimi tembellik yapma hakkına sahip olmalı diyor. Bu hakka sadece üst kesim, din adamları ve yöneticilerin sahip olmasını haksız bulur. Üstelik bu düzeni savunan herkesi suçlu bulur...
112 syf.
·Beğendi·8/10 puan
70 yaşından sonra yaşamanın bir anlamı yoktur deyip karısı ile birlikte tam yetmiş yaşında intihar etmiştir.Beni baya derinden etkileyen bir durum olmuştu kendisini araştırdığımda.Kitaba gelirsek ; savunduğu tembellik boş adam aylaklığı değil, iş hayatı dışında insanın kendine ayırabileceği yeterli bir zamanın faydalı şekilde değerlendirilmesi ironisidir.Kapitalizme karşı güçlü bir eleştiri söz konusu.
112 syf.
·3 günde·8/10 puan
Günde 12-14 saat çalışarak insanın bedenen ve ruhen kendini tüketmesine karşı çıkan, 3 saat sevdiğiniz bir işte çalışarak çok daha kaliteli şeyler ortaya koyabileceğinizi ve daha üretken olabileceğinizi anlatan bir eser. Bence haklı mı, haklı. Kişilerin daha insanî şartlar altında çalışmalarını, işçilerin tatil ve dinlenme haklarını savunması yönünden kapitalist düzene aykırı bir yazı. Fazla sosyalist ama fazla da doğru fikirler içermekte. Herkese iyi okumalar diliyorum.
80 syf.
·2 günde
Kitapta sanayi devrimi ile ortaya çıkan işçi sınıfının ve işçi sınıfının üstünden keyif çatan soylu sınıfın birbirleri üzerindeki etkisinden bahsediliyor. İşçi sınıfı neden bu kadar saftı? Çok çalışmak sadece ömürlerini daha da kısaltıyordu.
60 syf.
·5 günde·7/10 puan
26 Kasım 1911 - Yazar eşi ile intihar ettikten sonra, geride bıraktığı mektubun ilk cümlesi:
“Bedence ve ruhça sapasağlam, yaşama zevk ve sevinçlerini birer birer elimden alan, beden ve kafa güçlerimi koparıp götüren acımasız yaşlılık, enerjimi felce uğratıp istemimi söndürmeden ve beni gerek kendime, gerek başkalarına yük olacak duruma düşürmeden, canıma kıyıyorum.”
Paul Lafargue
112 syf.
·2 günde·8/10 puan
Orijinal adı le droit a la paresse olan paul lafargue denemesi...

Tembellik Hakki kapitalist düzenin kiyasiya elestirisi devrimci yazinin basyapiti sosyalizmin klasigi niteligiyle Komünist Manifesto'dan sonra tüm Avrupa dillerine en çok çevrilmis olma onurunu tasiyor

1880'de Egalité dergisinde bölüm bölüm yayimlanan sonra da 1883 te kitaplasan bu saldiri yapiti 1905-1907 arasinda Çarlik Rusyasinda 17 baski yapmis ve Lenin e bakilirsa 1917 Ekim Devriminin kotarilmasinda büyük etkisi olmustur

Fransa da sosyalist düsünce ve eylemin önderlerinden biri olan Paul Lafargue Marxin damadi olarakta bilinir

Paul Lafargue neden tembelligi savunma geregi duymus ?
1848 de çalisma saati Paris için günde 10, tasra için 11 saat.
Yasama Meclisi 1848 de fabrika ve yapimevlerinde toplu çalisma saatini 12 olarak
sonralari bu 17 saate kadar çikacakti.

Komünizm zihniyetini benimsememiş bir kişinin bunu okuması zor
kitabı okuyan kişi '' vay be gerçekten haklıymış , yazar ...'' der

beğendiğim gönderiler
#26194739

#26195264


iyi okumalar =))
60 syf.
·1 günde
Tembel olalım çalışmayalım, yan gelip yatalım falan demiyor. Özgürce, severek, eşitlik ve adalet içinde, hakkımızla çalışalım diyor. İnsan gücü kadar diyor. Bunun vurgusunu yapayım ki “gominist deyil mi işte oturduğu yerden para kazanmaya çağrıyor insanları Allahsız...” diye homurdanarak sövenler olmasın kitabın adını görünce.
Küçük bir örnekle; Daha ay sonu gelmeden ne yapacağını bilmeyerek yaşamaya çalışan, ama kıçından ter aka aka hakkıyla çalışan, çalışmak zorunda olan, çalıştığı parayla da ancak faturalarını ödeyebilen, -günümüz Türkiye’sinde beyaz peynirin, çayın bile lüks sayıldığını düşünürsek- tüm bunların karşılığında oluşan tembel bir halktan bahsetmiş.
He bir de canım ahlakçılardan, onlara da giydirmiş güzelce.
Aynı zamanda Karl Marx’ın damadı olur kendisi. Karısıyla birlikte intihar ederek bu dünyaya aynı an da veda etmişler bilgisini de düşeyim.

Kitap kısacık, 60 sayfalık, hemen okuyup bitirirsiniz.
52 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitapta da yer alan, Lessing' e ait olan cümle ile başlayalım incelemeye: "Tembellik edelim her konuda; sevmek, içki içmek, bir de tembellik etmek hariç."

Bu dünya zevkleri geçicidir diyen dini otorite karşısında " Tüketimi, kendini gerçekleştirmeyi, birey olabilmeyi" savunan liberal iktisadın bir çıkmazı var: Günde 12 saat boyunca çalıştırılan işçinin dünyevi zevkleri gerçekleştirebileceği, yaratıcı zevklerinin peşinden gidebileceği zamanı onun elinden alması, gülüp oynamak için en verimli çağlarında olan çocukları fabrikalara hapsetmesi... Çünkü Antik Yunan döneminde efendilerine hizmet etmek için kölelerin yaptığı çalışma eylemini şimdi patronu zengin olsun diye yapan modern köleleriz. Ne de çabuk alıştık önceden güzel sayılan dinlenme ve tembellik olgusunun yerini sadece çalışma fikrinin almasına...Cherbluiz'in dediği gibi:" Emekçiler, üretici sermayelerin birikimine katkıda bulunarak, ücretlerinin bir kısmını er ya da geç ellerinden alacak olaya katkıda bulunurlar."

Makineler seri üretim yaptıkça insana daha çok boş vakit kalması gerekirken insan makineyle yarışmak için daha çok çalışır diyor kitabın yazarı Laufarge. Zaten çalışmayanları, suçluları, çalışmadan para kazananları çıkarırsak çok az kişi kalıyor ve herkes çalışsa 3 saat bile yeter diyor. Kısacası iş, çalışma hakkı ve üretim değil daha fazla boş zaman diye talepte bulunmayı çıkış yolu görüyor. Her yönüyle muazzam kitap. Okuyun.
85 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap Aylaklığa Övgü okunduktan sonra okunmalı diye düşünüyorum. Kapitalist sistemde çalışma sistemini, boş zaman kavramını önce Aylaklığa Övgü kitabında okuyalım.
Daha sonra isterseniz 3. Kitap olarak Sanayi Toplumu ve Geleceği kitabını okuyup bambaşka bir boş zaman kavramı analizi görebilirsiniz.

Kapitalizmin temeli nedir ve işçilerin görevi nedir? Marx’ın öngörüsü neden tutmadı da devrim Fransa’da oldu?
İş veren üretimi ister, çok üretim olsun ister 14-16 saat olsun ister ama tüketecek birini de ister. Yapay ihtiyaçlarla tüketim kültürü oluşturmaya başlar ama işçi işine sarılmış ve var ettiği pamuktan elbiselere dokunmaz. Belki yabancılaşma budur?
Manchester neden sanayide önemliydi işçisi nasıldı?
Bugün işçi nasıl?
Weber Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’nda kapitalizmin doğuşunu çok güzel anlatmıştır. Ona da bakın ama kısaca özetlersem; Tanrı’ya yakın olmak için çalışılırdı. ‘tembellik yok’. Bu çalışkanlık ihtiyaç fazlası ürün çıkardı ortaya. Sonra? Hoş geldin kapitalizm! (ne güzel özet dimi? Siz de Yapın şöyle 2 kelimelik oh)

Benim önerim bu sırayla okumanızdır. Ağır kitaplar değildir ama kapitalist sistem hakkında merakınız ve az da olsa süreç hakkında bilginiz yoksa sıkılabilirsiniz.
Şimdiden keyifli okumalar Sanayi Toplumu ve Geleceği
112 syf.
·4 günde
Tembellik Hakkı üzerine konuştuğumuz videoyu izlemek için: https://youtu.be/ulITWMVao0Y

Çalışmak, şu an hayatımızın belki de en gerçek olayı. Fakat yaptığımız işin ne kadarlık kısmını severek ve zorunluluk duymadan yapıyoruz? Bu bir muamma.

21. yüzyılın çalışma kültürü, tüketim çılgınlığı ve üretmeye olan bağımlılığı bizi çalışmaya iten etkenlerin başında geliyor. Bu bağlamda hepimiz günümüzün büyük bir bölümünü çalışarak geçiyoruz. İnsanın kendini gerçekleştirme, yaratıcılık kazanabilme ve insanı insan yapan değerlere ulaşması için gereken zamanı kendimize ayıramıyoruz. Bunun başlıca sebebi en temel ihtiyaçlarımız olan “yeme, içme ve barınma” gibi ihtiyaçlarımızın karşılanması için aktif olduğumuz vaktin çoğunun bunları idame edebilmek için harcıyor olmamızdır.

Peki bu ortamda insan nasıl çalışma hayatının hengamesinden kendini kurtararak kendi içine seyahat edebilecek ve kendini nasıl tanıyabilecektir? Çalışma hayatı bir nevi art arda bağlanmış zincirli çarkların sürekli devam eden monoton hareket içindeki akışıyla birlikte sürüp gitmekte ve bizler de bu çarkın dişlileri olmaktayız.

Kitap yazarın 1880 yılında gazete yayınladığı makalelerden oluşuyor. Lafargue’ın kitapta temel olarak eleştirdiği ve ortaya koymak istediği şey, çalışma hakkı denen kavramın artık bir hak değil, düzen için bir zorunluluk olduğu ve bunun insanları sömürü düzenine alet ettiği ve bu sebeple insanların insanlıktan oldukça uzaklaştığı ve parçalı hayatlar yaşadığı gerçeği.

Lafargue’ın tembellik dediği şey aslında "çalışmama özgürlüğü". Lafargue’a göre insan içgüdüsel olarak hayatını zahmete girmeden sürdürebilmeyi ister. Ve insanın insan kalmasına yarayacak bazı şeyleri yapması için boş zamana ve bir ifadeyle tembelliğe(bir şey yapmadan durmaya) da ihtiyacı vardır. Ancak kapitalizm ve bu sömürü düzeni, insanın sürekli çalışmasını ve artı-değer üretmesini, iyi olan şeyin bu olduğunu öğütler. Bunu da Çalışma Hakkı ve Ödevi olarak söyler. Kitabın alt başlığı da zaten Çalışma Hakkı’nın Çürütülmesi’dir.

Sanayi Devrimi'nden sonra insanların yaptığı işleri makinelerin yapmaya başlaması ve bu sayede insanların daha az çalışması ve kendine daha fazla zaman ayırabilmesi, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinin kademelerini daha rahat gerçekleştirmesi gerekirken, kadın erkek ve çocuk olarak herkesin 12-14 saat boyunca kötü koşullarda yoğun bir şekilde çalışmasının neden olduğu yıkıcı etkiyi ve bunun insanların hayatlarına olan kastını ortaya koyarak kapitalist düzeni ciddi bir biçimde eleştiriyor. Kitaptaki makaleler, Yıkıcı Bir Kör İnanç, İşin Kutsanması, Aşırı Üretimin Ardından Gelen ve Yeni Havaya Yeni Güfte başlıklarına sahip. Başlıklar zaten içerik hakkında yeterli bilgiyi veriyor.

Lafargue’ın dikkat çektiği bir şey benim de dikkatimi çekti. Yazara göre, işin(çalışmanın) varlığı, işçiler tarafından o kadar kutsanıyor ki, işçiler yoğun çalışma saatleri ile kendinden ödün vererek veya kendini kaptırarak aşırı bir üretim yapıyorlar. Piyasadaki talebin bu üretimden az olmasından dolayı, üretilen mal bollaşıyor ve değeri azalıyor. Bu da üretici için ekonomik durumun kötüleşmesine ve krize neden oluyor. Kriz sonucu işçiler işten çıkarılıyor. Ancak işçiler o çalışma zorunluluğu-güdüsü ile sonrasında aynı işi daha düşük ücrete yapmayı kabul ediyorlar. Bu da daha az ücrete daha çok işçinin çalışarak yine daha fazla üretim, yine kriz, yine işten çıkarma, yine daha az ücrete dönüş… gibi kısır bir döngüye girmeye sebep oluyor.

Lafargue, bunların düzelmesi için kesin bir çözüm ileri sürmese de kitabın yazdığı dönem için belki de çağının ötesinde şeyler söylüyor ve bir uyandırma çabası içinde. Belki de bu sayede haftalık çalışma süresi 60 saatlerden 40-45 saatlere indi.
Ben ise bu düzenin içinde belki Lafargue’ın dediği gibi günde 3 saat çalışmak yeterli olmasa da, doğru bir planlama ile insanların sevdiği işlerde çalışması ile insan kalabilmesinin ve ihtiyaçlarının daha rahat ve mutlu bir şekilde giderebileceği kanaatindeyim.

Herkese keyifli okumalar.

Tembellik Hakkı üzerine konuştuğumuz videoyu izlemek için: https://youtu.be/ulITWMVao0Y
Çağımız çalışma asrıymış, öyle diyorlar; aslında acı, sefalet ve çürüme asrı...
Paul Lafargue
Sayfa 9 - İş Bankası Kültür Yayınları
Çalışın işçiler, çalışın, toplumsal zenginliği ve kişisel yoksulluğunuzu artırmak için çalışın! Çalışın, çalışın, daha da fakirleşmek için, çalışmak için daha fazla sebebiniz olması için, sefalete düşmek için çalışın. Kapitalist üretimin acımasız yasası işte budur.
Paul Lafargue
Sayfa 20 - ÇALIŞMANIN KUTSANMASI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
Ocak 2021
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051710655
Orijinal adı:
Le Droit à la Paresse
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Marksist düşünür Paul Lafargue'ın 1880 yılında yazdığı bu deneme, aşırı çalışma karşısında işçi sınıfının sefaletini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda işçinin emeğini sömürmekten vazgeçmeyen, din adamları ve burjuvalarla işbirliği yapan kapitalizmin de güçlü bir eleştirisini yapıyor.

Proletaryanın insanca yaşamak için Tembellik Hakkı'ndan gelen gücünü kullanarak çalışma aşkından kurtulup çalışmayı aşması, çalışmaktan özgürleşip kendisine ait boş zaman yaratması gerektiğini söyleyen Lafargue, aylaklığı değil, yaşamın ta kendisini övüyor. Yaşamı bitmez tükenmez mesai saatleri içinde heba olanları, kapitalist üretimin çalışmaya dayalı sisteminin karşısında durmaya davet ediyor. Tembellik Hakkı talebinin özgürleştirici potansiyelini -günümüzde daha bir acil olarak- ortaya çıkaran bir metinle karşı karşıyayız.

Lenin'in, Paul ve Laura Lafargue'ın cenazesinde Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi adına yaptığı konuşmanın tam metni kitabın sonunda yer almakta.

Kitabı okuyanlar 3.207 okur

  • Fatih
  • Yasemin Oğuz
  • Mehmet Sağdıç
  • Aslıı
  • Aybike Hazel Gündüz
  • Coşkun Bektaş
  • Muharrem coşkun
  • Ünal Gökalp Işık
  • Kitap Kâşifi
  • Duygu Öncel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (3)
9
%0.2 (2)
8
%0.6 (6)
7
%0.3 (3)
6
%0.3 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları