·
Okunma
·
Beğeni
·
24,6bin
Gösterim
Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
Mayıs 2021
Sayfa sayısı:
40
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052943779
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Maviçatı Yayınları
Fransız iktisatçı, gazeteci-yazar; Paul Lafargue, 1848 Çalışma Hakkı Devrimine cevap olarak yazdığı Tembellik Hakkı monografisinde kapitalist sistemin oluşturduğu çalışma koşullarını felsefi bir perspektifte sorguluyor ve eleştiriyor. Aşırı çalışmanın, aşırı üretimi; aşırı üretimin de, aşırı tüketimi getirdiğini savunan sosyalist düşünür; kapitalizmin kurallarına ve yasalarına karşı bir direniş anlamı taşıyan eserinde, emperyalizmin hürriyet ve refah yerine kölelik ve sefalet getirdiğini vurguluyor.
Sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan işçi sınıfının, toplumun en fazla sömürülen ve ezilen kesitini oluşturduğunu belirten eser, dünya ölçeğinde sosyalist bir manifesto niteliği taşıyor.
85 syf.
·10/10 puan
Kitabı okuduğumda aklıma gelen ilk şey;Sahi bizim de tembellik hakkımız var mı oldu.Doğduğumuzdan beri yarış atı modundayız. Geçmemiz gereken; insanlar,sınavlar,yarışmalar yani bir sürü şey tembellik yapmaya hakkımız asla yok,ya da bir dakika var mı acaba?
Başta yazar insanların tembellik yapmalarını destekliyor gibi görünse de asıl vurgulamak istediği herkesin böyle bir hakka sahip oluşudur.İnsanları çalıştırmak,onlara bir kapı açmak harikadır bunun karşılığında bir miktar para,bu daha da harika ama verilen maaşa bir de harcama zamanı eklenmesi gerekmez mi?İşte yazar tam da bundan şikayet ediyor ve kitabın bir bölümünde tüm kitabı tek cümleyle özetliyor.Fabrikalar kurup içine insanları dolduruyoruz hem de bu insanlar aslında trajikomik bir hayat hikayesine sahip.Nasıl; çok çalışıyor,az kazanıyor,ürettiği şeyi asla tüketemiyor ve aldığı maaşı kullanabilecek bir zaman dilimi mevcut değil...Yani düşünün dünyanın en prestijli işini yapmak isteriz en başarılısı olmak,en arananı gibi ama bir şeyi unuturuz bu insanlar zamanı olmayan rüyasında bile çalışan insanlardır.Ne kadar yanlış-doğru tartışılır.okları günümüze çevirirsek,elleri nasır tutmuş adama dünyanın en güzel kremini yaptırır,evde iki parça kıyafeti bile olmayan kadına dünyaca ünlü markanın taşlarını işletir ve karşılığı kıyafetin satış fiyatının belki de %1 i bile olmayan ödemeyi yaparız.İşin diğer kısmı tembellik hakkı olan bir kadın o elbiseyi alır ve belki bir defa giyer belki de asla giymez ama giymedi diye ölmez.Fakat tembelliği asla haketmeyen işçi yanlış bir fermuar,eksik inci işlemesi ya da geç kaldığı 20 dakika için defalarca ölür çünkü tembellik hakkı maalesef başkaları tarafından kullanılmıştır...
72 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Bertrand russell'in aylaklığa övgü kitabıyla eş zamanlı okunması gerektiği kanaatindeyim. Eser kapitalist sistemin insanları çalışmanın erdemi üzerine söylemlerde bulunarak köleleştirdiğini savunmaktadır. İşçi haklarına, kadınların ve çocukların çalışması üzerine farklı bir bakış açısı kazandıracak güzel bir eser. Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar dilerim.
64 syf.
·Beğendi·8/10 puan
TEMBELLİK HAKKI - PAUL LAFARGUE
Kitap dört bölümden oluşan gazetede bölüm bölüm yayınlanmış bir makaledir. Aslında altmış sayfalık mini bir kitaptır, ancak biraz yavaş okunabilir, arka planda çeşit çeşit bilgiler verilmiştir. Çocuk işçiler ve çalışma süreleri dikkat alınmış, tabi bunun çıkış noktası kapitalizm ve bize dayatılan sistemdir.
Tembellik güzel değilmi? Yan gelip yatmak değil burada bahsettiğim sadece üretmeden çalışmadan birkaç saat geçirebilmek.
Bu cümle kitabı özetler niteliktedir.
Fabrika işine girin ve mutluluğa, sağlığa, özgürlüğe, hayatı güzel ve yaşamaya değer kılan her şeye elveda deyin. 1858 Fransası hakkında bilgi sahibi olunup bir parça olsa o zamanın zihniyetini anlamış oldum. İnsanın ideal çalışma süresinin on iki saat olduğu belirtilse de kimisi on altı saate kadar çıkartmıştır ve bu şehirde oturanların evlerinin yapısından bahsedilmektedir . Kapitalist üretimin yasası budur, aslında yazarın görüşüne bakacak olursak normal sağlıklı bir insanın beş saat çalışmasının kafi olduğunu savunmaktadır,   makinelerin insan hayatını kolaylaştırması gerekmez mi doğru bildiğimiz bu değil mi ama bu dönemde insanlar makinelerle adeta yarışır vaziyettedir. Kadın erkek çocuk genç demeden herkesin on iki - on beş saatlere kadar çalışılmasını eleştiriyor haklı tabi ki bu çocuklar bir top oynamayacak mı saklambaç, körebe peki? Çocuklukları ellerinden alınmamalı, köleleştirilmemeli ama kapitalizm napıyor biz daha az düşünüp sorgulayalım daha az kendimize vakit ayıralım diye önümüze çalışma saatlerini koyuyor çalışmayana ekmek yok tabiii  e insan napsın çoluk çocuk için elinden geleni yapmak durumunda bırakılıyor günümüz de de böyle değil mi peki şuan Corona dolayısıyla evlerimizde oturuyor olabiliriz ya evinde oturmadan çalışmak zorunda kalanlar ne olacak , evinde bile boş durmamak adına internet aracılığıyla iş alıp o işi belli bir saatte bitirmesi gerekenler, dünya nereye doğru gidiyor bir düşünmek gereklidir. İnsanların kendini gerçekleştirme için epey çalışması gerekiyor, önceden okul konusunda mesela lise mezunu ol da bi yere kapak at derlerdi, şimdi bu zihniyet değişti tabi üniversite mezunu olduktan sonra işsizler kervanına +1 daha ekleniyor, eklene eklene işsizlik sayıları çoğalmaktadır.Yazarın aslında bahsetmek istediği çok açık değil mi tembellik hakkı, e bu durumda bizim tembellik hakkımız yok mu o da yok peki teşekkürler.
64 syf.
·1 günde
Düşüncelerini olabildiğince samimiyetle anlatmış yazar. Kapitalizmde burjuva ve işçi sınıfının rollerini ve düşüncelerini iyice yansıtıp buna kendince en iyi çözümü sunmuştur. Üzerinde düşünülmeye ve tartışılmaya değer bir eser.
60 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Jack London, Maksim Gorki, John Steinbeck vs. hiç kuşkusuz yazar olarak görüşlerini gerçeğin analizini içeren bu kitap veya benzerinden aldıkları gıdalarla geliştirmişlerdir. Yazar burada ele aldığı konuları iş yaşamındaki aksaklıklardan yola çıkarak irdelemiştir. 3 saat çalışmak herkes için mümkün ve adilken 12 saat ve üzeri iş günü neden vardır? Bunların açıklamaları (izahatleri) yanısıra şuna benzer sorular sorduruyor: Aşırı üretim varsa neden kitlesel açlık vardır? İşçilerin yerine makineler üretebiliyorsa uzun çalışma süreleri neden vardır? Kitabın başlangıcında çevirmeni Vedat Günyol'un, 'BAŞSÖZ YERİNE' adlı yazısından bir alıntıyla bitiriyorum. - Lafargue, çalışmaya değil, insanı insanlıktan çıkaran aşırı çalışmaya karşı savaşıyordu. Ona göre, 19. yüzyıldan beri işçi sınıfının başına bela olan şey "aşırı çalışma"ydı. Bu tempo, işçileri her türlü düşünsel yozlaşmaya, organik rahatsızlıklara götürüyordu. Bu yalnızca bir kötülük değil, aynı zamanda delilikti. İşte Lafargue, işçileri, bellerini büken bu delilikten kurtarmaya çalışıyordu.
64 syf.
Kitap zaten kısa o yüzden öyleydi böyleydi tarzı çok yorum yapmayacağım. Bu zamana kadar size çalışmakla alakalı öğretilen her şeyi unutun ve kitabı tezleri çürütmeye çalışmadan okuyun. Ve kitap bittiğinde gerçekten de çok çalışmak o kadar da iyi değil mi diye soruyorsanız hayırlı olsun aklınız karışmaya başlamıştır ve yazar görevini en iyi şekilde yapmıştır. Size iyi okumalar bol sorgulamalar.
112 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Tembellik hakkı; insanların çalışma hakkı, sosyal güvenlik hakkı, iş güvenliği hakkı vs.vs.gibi haklarının yanında hiç akla gelmeyen bir hak arayışı veya bakış açısı olarak karşıma çıktı. Yazarın Marx ın damadı olduğunu da düşünürsek etkileyici bir eser. Alıntı yapmak istedim ancak kitabın yüzde doksanını yazamazdım. Okumanızı öneririm.
80 syf.
·Puan vermedi
Kitap yorumu:
https://youtu.be/j9EYuCrzPxM

Kölelerin bile ortalama 9, 10 saat çalıştığı dünyada işcilerin özellikle 1789 Fransız Devriminin yaşandığı Fransa'da yemek molaları dahil 16 saate yakın çalışması ne kadar absürt değil mi?
Sanayi öncesi insanlar köylerinde tarım ve hayvancılık ile uğraşıp geçinip giderkene şehrin merkezine fabrikalar kurulmaya başlanır. İyi güzelde kim çalışacak bu fabrikalarda ? Eee tabikide siz fakirler . Köydeki insanlar toprağını bırakır yürüyerek sabah 5 akşam 5 yorgun argın ömür çürütürler. Hatta bir gün o kadar çok üreten bu fabrikalar haddinden fazla üretip kapanırsa işte o zaman işçiler yandı.
Karl marx 'ın damadı Paul amca diyor ki; Bakın fabrikalar insan emeğinin üretemeyecegi kadar yığınla üretiyor o zaman bize boş vakit kalması gerekir. Günde 3 saat çalışıp Tembellik Hakkımızı kullanarak sevdiklerimize kendimize yaşam hakkı verip gül gibi yaşayıp giderim. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine ..dermişim.
PEKİ YA BUGÜN TAM OLARAK NE AŞAMADAYİZ EYYY KAPITALIZM!
64 syf.
·1 günde·8/10 puan
"Çalışma, kapitalist toplumlarda her türlü entellektüel soysuzlasmanin ,her türlü organik bozulmanın sebebidir. " "Tüm bireysel ve toplumsal sefaletler proletaryanın çalışma tutkusundan doğdu. " "Yoksul ulusların bünyesindeki halk,rahat yaşıyor; zengin uluslarda ise halk her zaman yoksuldur. "

Lafargue dönemin ABD ve Ingilteresini ,eski uygarlıkları kendi ülkesiyle kıyaslama yoluna gitmis. Işçi sınıfın yani proletaryanın sömürülmesi, kapitalizmin nasil işçi sınıfının tabiri caizse iliğini kuruttugunu bizlere açıklamış.

Proletaryanın maalesef icinde bulunduğu durumun nasıl şuursuz bir parçası haline geldiğini, mekaniklestigini ; makinelerin yapması gereken isleri nasil kendilerinin yapmaya mecbur kılındığını acı sekilde bizlere gösteriyor. Ozellikle çalışma saatleri konusunda geniş bir eleştiri var. Kapitalist sistemin yoğun çalışma saatleri ile insanlığın bu geniş, üreten, ortaya bir seyler koyan kesimini nasil sağlıktan ettiğini, çürümeye mecbur ettiğini acı sekilde söylüyor. Az çalışmak. Olabildiğince beden yükününün gerektirdiği islerden insanları muaf tutmak..Yazarın temelde savunduğu değerlerden.
Yazar yine kitap boyunca proletaryaya da bu konuda agir eleştiriler getiriyor. Bu üreten grubun nasil icinde bulundukları şartları kayıtsız şartsız kabul ettiklerini eleştiriyor. Daha kötüsü iş , iş diye dayattiklarini kabullenemedigini ifade ediyor. Yunan medeniyetinden örnekler ile el gücü , kol gücü gerektiren islerin sadece kölelere özgü olduğunu, insanlarin bu tip şeylerden uzak durması gerektiğini ideal olanın bu olduğunu bizlere bir nevi savunuyor.
Hani günümüzde cok mu farkli ?Kesinlikle Hayir. Yine ürettiği halde çabasının karşılığını alamayan ve ezilmeye mahkum olan ,hem maddi hem de manevi hatta fiziki anlamda da yokluğa sürüklenen bir proleterya dünya geneline hakim.Burjuvazi nasil daha fazlasını elde edebilirimin hesabını yaparken,bir eli yağda bir eli balda iken proletaryaya en ağır şartlar altında çalışma imkanı sunuyor. Bedenini sömürüyor.
64 syf.
·5/10 puan
Tembellik Hakkında tabiki gerçek anlamda bir tembellikten bahsedilmiyor. Kitapta kapitalist düzen kıyasıya eleştiriliyor. İşçilerin çalışma saatleri, hatta çocuk işçilerin acımasızca çalıştırılması eleştirel bir üslupla ele alınıyor. Üretimde maksimum seviyeye erişmek için saatlerce, günlerce çalışmak yerine yeterli dinlenme süresi ile verimin attırılabileceği savunuluyor.

Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
"bu tutkuların hepsi doğaları gereği iyidir, tek yapmamız gereken kötü ve aşırı kullanılmalarını engellemektir."
Çalışın, çalışın işçiler, toplumsal serveti ve kendi yoksulluğunuzu artırmak için çalışın. Çalışın ki, daha da yoksullaşarak daha çok çalışmak yoksullaşmak için birtakım nedenleriniz olsun. Kapitalist üretimin acımasız yasası budur işte.
“Çalışın ki daha da yoksullaşarak daha çok çalışmak ve yoksullaşmak için birtakım nedenleriniz olsun. Kapitalist üretimin acımasız yasası budur işte”...
kapitalist ahlak, emekçinin bedenini afaroz ediyor; üreticiyi en asgari ihtiyaçlarına indirgemeyi, sevinç ve tutkularını yok etmeyi, dur durak bilmeden çalışan bir makine rolüne mahkûm etmeyi ideal olarak benimsiyor.
“Ben ki, ne Hıristiyan, ne iktisatçı, ne de ahlakçıyım; onların yargılarını Tanrıların yargısına; din, ekonomi ve özgün düşünce konusundaki vaazlarını da, kapitalist toplumdaki çalışmanın korkunç sonuçlarına havale ediyorum.”
Ama insan doğasını soysuzlaştıran ahlakçılardan, yobazlardan, iki yüzlü insanlardan, sahte sofulardan ve dünya âlemi dolandırmak için kılık değiştirmiş başka mezhep insanlarından uzun uzun ve hoyratça öç alınacaktır. ..
Ürettiğimiz tüm mallar, sürümleri kolay olsun ama çok dayanılmasın diye, bile bile kaliteden yoksun üstünkörü yapılıyor. Ürünlerinin nitelikleri dolayısıyla insanlığın ilk dönemlerine nasıl taş çağı, tunç çağı deniyorsa, bizim çağımıza da işte bu nedenlerle kalpazanlar çağı denilecektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
Mayıs 2021
Sayfa sayısı:
40
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052943779
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Maviçatı Yayınları
Fransız iktisatçı, gazeteci-yazar; Paul Lafargue, 1848 Çalışma Hakkı Devrimine cevap olarak yazdığı Tembellik Hakkı monografisinde kapitalist sistemin oluşturduğu çalışma koşullarını felsefi bir perspektifte sorguluyor ve eleştiriyor. Aşırı çalışmanın, aşırı üretimi; aşırı üretimin de, aşırı tüketimi getirdiğini savunan sosyalist düşünür; kapitalizmin kurallarına ve yasalarına karşı bir direniş anlamı taşıyan eserinde, emperyalizmin hürriyet ve refah yerine kölelik ve sefalet getirdiğini vurguluyor.
Sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan işçi sınıfının, toplumun en fazla sömürülen ve ezilen kesitini oluşturduğunu belirten eser, dünya ölçeğinde sosyalist bir manifesto niteliği taşıyor.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları