1000Kitap Logosu
Üç Silahşörler (Çocuk Klasikleri)
Üç Silahşörler (Çocuk Klasikleri)
Üç Silahşörler (Çocuk Klasikleri)

Üç Silahşörler (Çocuk Klasikleri)

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.5
1.202 Kişi
5bin
Okunma
1.163
Beğeni
38,5bin
Gösterim
136 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 51 dk.
Adı
Üç Silahşörler (Çocuk Klasikleri)
Basım
Türkçe · Türkiye · Bilgi Yayınevi · Ekim 2016 · Karton kapak · 9789754942378
Orijinal adı
Les Trois Mousquetaires
Diğer baskılar
Fansa Kralı XIII. Lui'nin korkusuz silahşörleri Atos, Portos ve Aramis, aralarına heyecanlı bir koruma birliği görevlisi olan Dartanyan'ı da alırlar. Görevleri kralı ve kraliçeyi, en başta Kardinal Rişliyö olmak üzere düşmanlarından korumaktır. Birbirlerine son derece bağlı olan bu silahşörlerin sloganı, "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için"dir; kılıçları, atıldıkları her serüvende aynı korkusuz kararlılıkla ışıldar. Üç Silahşörler, Alexandre Dumas'nın yazdığı en güzel tarihi romanlardan biri. Romanda entrikalar, duygusal ilişkiler, düellolar, gözü kapalı atılınan serüvenler büyük bir ustalıkla, yıllardan beri okunmasını sağlayan canlı bir öyküye dönüştürülmüştür. (Tanıtım Bülteninden)
5 mağazanın 94 ürününün ortalama fiyatı: ₺14,86
8.5
10 üzerinden
1.202 Puan · 146 İnceleme
Kaan
Üç Silahşor'u inceledi.
755 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
KILICINI AL VE BENİMLE BU SERÜVENE KATIL,MÖSYÖ...
İçine şeytan kaçmış bir kadının nefretinin sınırları var mıdır? Arkadaşın için neleri göze almazsın? Bir kadının bir saniyelik kaçamak bir bakışı koskoca iki devleti birbirine düşürebilir mi? Bir adam, sırf sevdiği kadın için ülkesini ve milyonlarca masum insanı savaşa sürükleyebilir mi? Peki ya bir çocuk, sevdiği kadın için ölümle dans eder mi? Uzun bir aradan sonra inceleme yazma isteğimi tetikleyen bu kitapta neler yok ki? Aşk, dostluk, ihanet, entrika, yalan, intihar, savaş, kötülük ve daha onlarca duyguyu 748 sayfalık bir hikayede öyle güzel harmanlamış ki Dumas. Bir yazar düşünün. 1844'te yani yaklaşık 200 sene önce bir kitap yazıyor. Aslında o kitap yazdığını sanıyor ama yaptığı şeyin zihnindeki bir kurguyu yaşamak olduğunu bilmiyor. Duyguları kitabına oldukça iyi yansıtan Dumas, dönemin karakteristik yapısını, konuşurken kullanılan hitapları ve üslupları, hikayenin akıcılığını çok güzel işlemiş. Bu kitaba oturayım bir yarım saat okuyayım diye başlarsanız kendinizi üç saat sonra kitabın ortasında bulursunuz. Çünkü kitap oldukça sade ve akıcı bir dille yazıldığı gibi, insanı meraktan çıldırtabilecek bir kurguya da sahip. O anda okumakta olduğunuz sayfadayken aklınız bir sonraki sayfaya kayıyor. Çünkü kitapta durağan hiçbir yer yok, hep bir koşturmaca hep bir entrika hep bir kavga ve hep dostluk kırıntıları. Daha da ileri gidip şunu belirtebiliriz; Dumas, erkeklerin kadınlar karşısındaki acizliğini, zayıflığını ve bir kadının yeri gelirse bir orduya denk geleceğini muhteşem bir şekilde anlatmış. Bu kitabı bu kadar güzel kılan etmenlerden birisi de diyalogların oldukça resmi bir hava altında geçmesi. Nefret ettiğiniz ya da sizden nefret eden birisiyle konuşurken bile oldukça saygılı bir hava içinde konuşulması, dostum diyeceğiniz insanla konuşurken dahi samimi bir dil yerine resmi ve ciddi bir hava takınılması karakterleri ve diyalogları güzelleştiriyor. Öyle bir kitap ki her karakterin içinde bir duyguyu temsil eden bayraklar var. Mesela Milady adındaki karakter, Uğultulu Tepeler'in Heatcliff'inden sonra gördüğüm en kötü karakter. Ancak bu kadar 'iyi' yazılabilirdi 'kötü'. Silahşorlarımız da birbirinden farklı, aslında oldukça zıt karakterler barındırsalar da konu dostluk olduğu zaman birbirleri için ölümle oturup karşılıklı sigara içebilecek kadar yiğitler. Dumas'ın hayatını araştırdığım zaman da ömrü boyunca birçok kadınla birlikte olduğunu öğrendim. Sanırım kendi zaafı da kadınlar :) Ve kitapta geçen <''Aşk, kazananın ölüme mahkum olduğu bir piyangodur.'' syf 344> ve <''Aşk, dünyadaki tutkuların en benciliydi.'' syf 126> cümleleri aşk temasında yazılabilecek en güzel cümlelerden birkaçı. Kitabı bitirdiğimde on sezonluk bir diziyi bitirmiş gibiydim. Kitap nereden nasıl başladı, buralara nasıl geldi anlamak çok zor ve bittiği için gerçekten üzgünüm. Binlerce sayfa daha okumak isterdim bu olağanüstü hikayeyi. Bu duyguyu nadiren yaşarız aslında, bitmesini istemediğimiz kitaplar vardır, bittiğinde üzüldüğümüz hatta boşluğa düştüğümüz. İşte bize bu hisleri yaşatan yazarlara karşı verebileceğimiz tek şey saygı. Bu yazarlar yüzyıllar sonra bile her zaman canlı kalabilmeli, en azından yüreğimizde... Saygılar Dumas...
Üç Silahşor
8.5/10
· 5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
20
Hacı Seydaoğlu
Üç Silahşor'u inceledi.
755 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
Kitabı çok beğendim. Fakat 700 küsür sayfadan sadece bir tane alıntı çıkarabildim. Diğer okurlar kitaptan nasıl alıntılar çıkarmış diye merak edip baktım. Alıntısızlıktan, şunu bile alıntı olarak paylaşan var: "Herkes her zaman her şeyi bilir." :) Yazarın şan, onur, silahşör, saraylar, krallar ve entrikalar dolu böyle bir kitapta neredeyse hiç aforizma kullanmamış olması ilginç bir durum bence. Hikaye ve yazım dili şahane. Kitap sizi alıp sürüklüyor. Yazarın da önsözde belirttiği gibi, bazen Don Kişot tadı da alıyorsunuz. Okumaya tekrar ısınmak ve sürükleyici bir kitap okumak isteyen okurlara öneririm.
Üç Silahşor
8.5/10
· 5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
21
yunus karabacak
Üç Silahşor'u inceledi.
755 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
'Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.'
Kitabı elinize aldığınızda ilk olarak kalınlığı biraz göz korkutabilir, ancak ilk sayfadan konu sizi çekip içine alıyor ve düşmeyen bir tempoyla, merak uyandıran bir maceraya sürükleniveriyorsunuz. İkili diyaloglar cok başarılı, yazar tam bir kurgu uzmanı. Dönemin tarihsel olaylarıyla ilgili yan okumalar yapmanız kitabı daha cazip hale getirecektir. Kitapta geçen Fransızca isimlerin telaffuzunu öğrendiğiniz zaman metin daha akıcı hale geliyor. Aşk, entrika, fedakarlık ve ölümü göze alabilecek kadar büyük dostluklarla örülü bir hikaye, hiç sıkılmadan okuyacağınıza eminim.
Üç Silahşor
8.5/10
· 5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Ş.
Üç Silahşor'u inceledi.
755 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
KESİNLİKLE MUHTEŞEM BİR KİTAP. Öncelikle çok severek bayıla bayıla bir çırpıda okudum. Hatta iddia ediyorum bu kadar akıcı, macera dolu klasik zor bulunur! Tabi ki Monte Kristo Kontu, canım Edmond Dantes'in yazarından da daha aşağısı beklenemezdi, kitabı o kadar çok sevdim ki, buraya onlarca şey yazabilirim fakat tabi ki kısaca konusundan bahsedip yorumlamakla yetineceğim. Öncelikle kitap ilk sayfadan son sayfaya kadar hiç sıkmadan, hiç yavaşlamadan okuttu kendisini. D'artagnan'ın silahşor olmak için çıktığı yolda karşılaştığı hem komik hemde bol olaylı hikayesini okuyoruz, Üç Silahşor'ün arkadaşlığı, aralarındaki o bağ çok ama çok güzeldi, her birine bayıldım. Özellikle Athos en en en sevdiğim karakterdi. Kitapta hem olaylar hiç azalmadı hemde gizem ve merak okuma isteğimi arttırdı. Yazarın kalemi ise çok çok akıcı zaten hiç tereddüt etmeden herkese öneriyorum. 755 sayfa fakat bir bu kadar daha olsa yine sıkılmadan okurdum, çok çok güzeldi.
Üç Silahşor
8.5/10
· 5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12