Ward No. 6

·
Okunma
·
Beğeni
·
64,7bin
Gösterim
Adı:
Ward No. 6
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
81
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052073605
Dil:
İngilizce
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Ward No. 6, short story by Anton Chekhov, published in Russian in 1892 as “Palata No. 6.” The story is set in a provincial mental asylum and explores the philosophical conflict between Ivan Gromov, a patient, and Andrey Ragin, the director of the asylum. Gromov denounces the injustice he sees everywhere, while Dr. Ragin insists on ignoring injustice and other evils; partially as a result of this way of thinking, he neglects to remedy the shoddy conditions of the mental ward. When Dr. Ragin is himself committed, he realizes the fallacy of his philosophy and, too late, understands that evil must be confronted. The story made an enormous impression when it was first published. The mental ward was taken as a symbol for Russia itself and the madness of the elite, who, instead of dealing with Russia’s problems, chose to view them from a distance.
72 syf.
·8 günde·8/10
Hasta Gramov ile doktor Andrey arasında geçen Rus klasiklerinden olan Çehov'un yazdığı bu eseri, bir tuğla ustası gibi tek tek örmüş resmen. İçinde müthiş tahliller olan Sayfa sayısı olarak gayet az ama muhtevası yüksek olan eser bir solukta okunabiliyor. Kitap hakkında Lenin kitabı okuduktan sonra "kendimi altıncı koğuşa kapanmış hissettim" dediği rivayet edilir. Bir hasta ile doktor arasındaki hak hukuk tartışmaları size günübirlik güzel bir aktivite olacaktır.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
72 syf.
·2 günde·Beğendi
Rus Klasikleri= Dostoyevski
Hikaye= Çehov

Neredeyim ben? Burası neresi? Evime, evime gitmek istiyorum!

Bir taşra kasabasında bulunan bir akıl hastanesinde geçen bir olayı, bir söyleyişi, bir çatışmayı anlatmaktadır. Hastanede bulunan eğitimli İvan Dmitriç ile doktor Andrey Yefimıç ile arasnda geçen felsefi konuşmalar daha kitabı elinize alır almaz sizi içine çekecektir. İvan Dmitriç hastanede maruz kaldığı adaletsizlik ve koşullara şiddetle karşı çıkan biridir. Ancak Andrey Yefimiç bunları görmezden gelir.

Kitap hakkında birkaç şey yazacağım.

Bakın! Bir kitapta olmazsa olmaz, görseldir. Bir yemeği düşünün, onu görmeden kokusundan iyi olduğuna kanaat getirebilirsiniz, uzaktan bakınca onun sunumuna dikkat edersiniz ve önünüze gelince de görseline. Aslında siz yemeği henüz tatmadınız! Kitap kapağı o kadar can alıcı ki, bırakın ilgili olmayı, hiç alakasız bile olsanız mutlaka ilginizi çekecek türden. Kitap öyle bir şey ki, okurken 'Altıncı koğuş' ta olduğunuzu ve İvan Dmitriç'in konuşmalarını tekrar ediyorsunuz, hissediyorsunuz, haykırıyor, çığlık atıyorsunuz. Ben bir kitabı almadan önce çok iyi araştırma yaparım, bakın internette gezinirken, şöyle bir şey çıktı: ''Lenin kitabı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, bir süre kendine gelemediği ve “Kendimi Alıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim” dediğini okudum.

Kitabın kahramanı şüphesi İvan Dmitriç'tir. İvan Dmitriç'i hiç kuşkusuz Suç ve Ceza kitabında yer alan kahramanımız 'Raskolnikov' ile karşılaştırdım. O kadar çok benzer özellikler var ki... haksızlığa gelememe, toplumdan nefret etme, insanlardan uzak durma, ikilem, duygusal baskı, adaletsizliğe karşı haykırış...

Kitaptan birkaç şey yazmak gerekirse;


''Evet, hastayım. Halbuki düzünelerce, yüzlerce deli serbest olarak dışarıda dolaşıyor; çünkü sizin cahaletiniz onları sağlam insanlardan ayırd edebilecek bir kudrette değildir.''

İvan Dmitriç'in felsefi anlayışına ne denebilir ki, bir şey, en ufak bir şey? Hayır mı?

Rusya'nın sorunlarını anlattığı bu kitabı okumanız gerektiğini düşünüyorum. Zamanın adaletsizliğini ön plana çıkaran Çehov, dönemin vurdum duymazlığını ve halkın sorunlarını görmezden gelerek bir kenara itip onları uzaktan izlemeye yeltendiğini açıkça vurgulaması olağandışıydı.

''Bu dünyada tımarhaneleri ziyaret etmek heveslisi insanlar da pek azdır.''

Eğer mümkünse bir gün ziyaret edin; inanın sandığınız kadar korkutucu bir yer değil. Çünkü deli olan onlar değil, sizlersiniz!

https://www.youtube.com/watch?v=mmCnQDUSO4I (Dinlemek isterseniz eğer, arşivden :) )

Keyifli okumalar.
72 syf.
Çehovla tanıştığım ve okuduğum onun ilk kitabı. İtiraf ediyorum; evet bu kitabın ince olması beni kendine çekmişti. Hani şöyle değişik ve çok sıkmayan kısa soluklu bir kitap okuyayım dedim ve Altıncı Koğuşu elime aldım. Evet kitap oldukça ince ve çabuk bitiyor ama kitabın bende bıraktığı etki gerçekten çok büyük. Bu kadar az sayfaya bunca anlam nasıl böyle muhteşem ve etkileyici bir şekilde yüklenebilir ki...
İki doktor arasındaki felsefi konuşmalar gerçekten çok hoşuma gitti.

Kitaptan oldukça çok alıntı paylaştım çünkü bu kitabın sizlerin dedi dikkatini çekmesini istedim.
"Tımarhane ziyaret etmeyi seven de pek bulunmuyor."
"Önyargılar, gündelik yaşantımızdaki bütün bu pislik ve iğrençlikler gereklidir, çünkü bunlar gübrenin kara toprağa dönüşmesi gibi zamanla faydalı bir şeye dönüşür. Kökeninde pislik barındırmayan iyi bir şey dünya üzerinde bugüne kadar görülmemiştir. "
" Gerçi elimizin altında kitaplar var, ama bu canlı bir sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor. Çok da doğru olmayan bir kıyaslama yapmama müsaade edecek olursanız, bence kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor. "
Kitapta hoşuma giden o kadar çok cümle var ki; sadece yukarıda paylaştığım bu alıntılar bile kitabın kalitesi hakkında fikir sahibi olmanızı sağlayacaktır. Kesinlikle herkesin kütüphanesinde olması ve defalarca okunabilecek bir kitap.
68 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10·
Çehov' un bendeki yeri ayrı. O öykülerini bile tiyatral sunar okuyucusuna. Eserlerinin her birinde felsefik bir alt yapı bulunur. İzleyicisini (öyküler dahil) düşündürmekten zevk alır. Nihai bir sonuca varmaya çalışmak yerine (mutlu son, mutsuz son gibi) anlam derinliğiyle kapıyı açık bırakır. Bu kapıyı açık bırakmasının sebebi de izleyicinin kafasını içeri sokmasını beklemesidir. Yani sanat emek ister, derken eseri okuyan veya izleyenin de emek harcamasını ister. Yani net bilgiyi vermek yerine ucu açık sorularla izlencin çeşitlenmesine fırsat verir Çehov. Uzun uzadıya tasvirleriyle sıkmaz sizi fakat karakterlerin alegorsini yapmadan da geçemez.

Altıncı koğuş bir nevi Deliliğe Övgü ' dür aslında. Normal' in çileden çıktığı bir dönemde Anormalin empatisini yaptırmış bu eserde. Sahi delilik neydi? Hızla akan hayatı hiç ölmeyecekmişcesine yaşamak; tüketim çılgınlığı, sosyal çürümüşlük, bireysellik adı altında yaşanılan yozlaşma, günden güne insanın hareketsizleşmesi (otomatik popo temizleme zırzavatı v. s.), anlamadan dinleme ya da cevap vermek üzere dinleme, sosyal medya, saçmalama üzerine fahri ünvan verilecek challange' lar, mafyaların küreselleşen dünyaya ayak uydurarak yutıbır diss' leri falan filan. Bu böyle uzar gider...

Sanıyorum ki delilik küreselleşmediğine göre (anormalliğin normalleşmesi) en azından küçük bir saygıyı hak ediyorlar gibi geliyor bana.

Allah aşkına okuyun, okutun. (:
Ben yatar
68 syf.
·3 günde·10/10
Andrey’in “Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o da bir deli!” sözü bu hikayenin tek başına özeti aslında.

Kitap, bir akıl hastanesi doktoru olan Andrey Yefimiç ve hastası İvan Dmitriç arasındaki çatışmayı konu ediniyor.
Kendilerine yapılan saygısızlığı, adaletsizliği, aydınlıktan yoksun olduklarını belirttiği doktoru tüm haksızlara göz yumuyor, tabiri caizse tıpış tıpış her koşulda haksızlığa imzasını atıyor.
Aralarındaki felsefi ve keskin sohbetten sonra olanlar oluyor...
Zihinsel sorgulamanın dibini yapıyor doktorumuz, sorguladıkça balkaldırıyor, başkaldırdıkça ‘deli’ konumuna sokuluyor.


Hem çok kızdığım hem de sonunda beni bir miktar hüzünlendiren bir karakterdi Andrey, aklı ve deliliği onun gibi ben de sorguladım, sorgulamaya devam edeceğim.
Kesinlikle iki kere okunulması ve okutulması gereken muazzam kitaplardan, bir çırpıda okunup rafa kaldırmayın, okuyun ve düşünün, zaten Çehov bunu istiyor...
68 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İlk okuduğum Anton Çehov kitabı olması dolayısıyla diline biraz yabancı kaldığım doğru olmakla birlikte Çehov'un kalemini çok sevdim. Altıncı Koğuş bana direkt olarak beni hatırlattı. Aslında beni, bizi, hepimizi. Bir çoğumuzun muzdarip olduğu meseleleri ele alan bu kitap başlarda gri, soğuk ve kasvetli gelse de diyaloglar ilerledikçe kitap bana çok güzelleşti.

Bir çoğumuz kendimize göre sohbet edecek bir insan bulamamaktan yakınırız. Herkesin zevkleri, ilgi alanları başka başkadır evet ama yine bir ortak nokta bulunabilir. Ortak noktanın bulunamadığı bir şey var ki o da zekadır. Aptal bir insandan zekice bir tartışma bekleyemezsiniz, ortak bir noktanız olsun olmasın aynı seviyede sohbet edemezsiniz. Siz ona elmayı ısırarak yeme dişin acır dersiniz, tamam der ama gider armutu ısırarak yer. Sonrasında da size "sen bana elmayı ısırarak yeme dedin armutu değil" der. Oysa mevzu elma değil, dişinin acımasıdır. Anlatamazsınız. Ben bu gibi durumlarda önce çabalar sonra çabamın beyhude olduğunu görünce kendi kabuğuma çekilirim. Amiyane tabirle o hıyardan bana cacık olmaz der, aynada kendimle konuşurum daha iyi. İşte doktor Andrey de böyle bir insan. Çoğu insanı sığ bulup hayatına pek kişi almıyor ama derken karşılaştığı pek sevgili hastası deli ama zeki adam İvan... Bütün zekilerden zeki olan deli.

Bu kısacık kitaptaki hasta doktor arasındaki konuşmalar benim için çok etkileyiciydi. Hele de doktorun, hastasının deli ama aslında çok zeki olduğunu fark ettiği an yaşadığı coşkuyu bizzat yaşadım. Ben kitabın özellikle ikinci yarısını hissederek okudum, çokça beğendim. Okurken hissettiğim sanki İvan da benim, Andrey de... O kadar alışmışım ki kendi kendime konuşmaya, bu bile normal geldi. Aslına bakarsanız bu kitaptan sonra herhangi bir tımarhaneyi gidip ziyaret edesim var. Ben bir İvan, bir Andrey bulamam muhtemelen ama malum kitapta olduğu gibi, gitmişken beni de misafir ederler belki.

Tavsiye ediyorum, bu novella'yı okuduğunuza pişman olmayacaksınız.
68 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Anton Çehov'un 1892 Kasımında yayımlanan novellası.

Rusya’nın fakir bir kasabasında akıl hastanesinde yatan ve eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimıç arasındaki felsefi çatışma...

İvan Dmitriç maruz kaldığı adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandığı berbat koşullara karşı çıkarken, özünde iyi bir insan olan Andrey Yefimıç bunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Sonunda içine düştüğü felsefi yanılgının farkına vardığında ise artık çok geçtir.

İnsan topluluğu tekdüzeliğe, toplum tarafından bize dayatılana, bencilliğe, duyarsızlığa ve kayıtsızlığa o kadar alışmış ki tam tersini yapan bir insan görünce hastalıklı ve anormal olarak adlandırılıyor. Binlerce insanın içinde bir kişi farklı olsa, belki sadece o kişi doğru olsa bile, maalesef sorunlu olarak mimleniyor. Kitap bize şu soruyu soruyor; akıl hastası olanlar aslında kim?

Çehov, ustalıkla yarattığı bu atmosferle yine bizi öykünün içine çekmeyi başarıyor...
68 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitapları genelde sona ulaşmamak için sindire sindire okurum çünkü sona ulaştığım an o kitapla tanışıklığımız biter gibi hissederim. Bu kitap hakkında söyleyeceğim tek şey: "Empati denen duygu ne kadar güçlü olsa da içinizde, gerçekten yaşamadan empati sadece içinizde bir duygu olarak kalır."
72 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
"Bu Ruslar Neler Yazıyor Be! " de bu hafta

Anton Çehov ismiyle bu kitapta tanıştığım için kısaca Anton Çehov'dan da bahsedeceğim.

19. yüzyılın büyük tiyatro ve durum öyküsü yazarı olan "Anton Pavloviç Çehov" lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gördü. Moskova'da tıp okudu ve fakülteyi bitirip doktor oldu. Hayatı boyunca da bir çok kısa öykü ve tiyatro eseri yazdı. Tuco Herrera hocamın da dediği gibi adam dış görünüş olarak Sergen Yalçın'ın KAYIP İKİZİ. Belki de Sergen Yalçın, Anton Çehov'un soyundan geliyor olabilir.

Bir kasabadaki sefil durumdaki akıl hastanesinde geçen bu öyküde, eğitimli bir hasta (bana göre üstün zekalı) olan İvan Dmitriç ile doktoru Andrey Yefimıç arasındaki felsefi karşıtlığı anlatılıyor. İvan Dmitriç haksızlığın, adaletsizliğin ve kendisine uygulanan hapsine bir sessiz haykırışı iken Andrey Yefimıç ise ilk başlarda bu haykırışa karşı çıkan ancak sonrasında İvan Dmitriç'e destek veren bir kişiliktir. Akılsız bir kasabada, iki akıllının hapsidir anlatılan. Sonuçları da ertelenemez bir kaosla bitiyor.

Anton Çehov'un aldığı eğitimler bu kitapta karşımıza çıkıyor. Aralarda Yunan felsefesine de değiniyor. Ancak öykü olmasından dolayı dili sade ve anlaşılır. 72 sayfa olmasına rağmen 1 megaton tutabilecek bir eser. Ama öyle "Ben bir saatte hemencecik bitiririm." demeyin. Yavaş yavaş okuyun gerçekten çok yoğun ve felsefi bir eser.
88 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı.

Kısacık olması dolayısıyla hemen bitiririm desem de içinde barındırdıkları buna izin vermedi. Üzerinde durup düşünülecek onlarca cümle olan bu eser; taşra kasabasındaki bir akıl hastanesinde doktor olan Andrey Yefimiç ile hastası olan Ivan Dimitriç ile olan diyaloglarını konu ediyor. Doktor kasabada yeterince zeki insan olamaması düşüncesi sonucunda hastasıyla sohbete başlıyor.
Hasta hastanedeki yolsuzluklardan, hilelerden, adaletsizliklerden şikayetini dile getiriyor, doktorumuz bunlara göz yumduğu için kendini suçlu hissediyor ama elinden bir şey gelmiyor. Aklı başına kendini de altıncı koğuşta hasta olarak bulması sonucu geliyor, ama ne fayda.
Akıcı dili olan ve ustaca betimlemeleri barındıran kitap sizi kendine bağlıyor, keyifli okumalar :)
"Elimizin altında kitaplar var ama bu canlı bir sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor."

Bence kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor.
Anton Çehov
Sayfa 22 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 5.Basım
— İnsanın huzuru dışarıda değil, içindedir.

+ Nasıl yani?

— Sıradan bir insan iyiyi, kötüyü dışarıdan bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur.
Anton Çehov
Sayfa 37 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 5.Basım
İnsanın huzuru dışarıda değil, içindedir.

Nasıl yani?

Sıradan bir insan iyiyi, kötüyü dışarıdan bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ward No. 6
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
81
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052073605
Dil:
İngilizce
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Ward No. 6, short story by Anton Chekhov, published in Russian in 1892 as “Palata No. 6.” The story is set in a provincial mental asylum and explores the philosophical conflict between Ivan Gromov, a patient, and Andrey Ragin, the director of the asylum. Gromov denounces the injustice he sees everywhere, while Dr. Ragin insists on ignoring injustice and other evils; partially as a result of this way of thinking, he neglects to remedy the shoddy conditions of the mental ward. When Dr. Ragin is himself committed, he realizes the fallacy of his philosophy and, too late, understands that evil must be confronted. The story made an enormous impression when it was first published. The mental ward was taken as a symbol for Russia itself and the madness of the elite, who, instead of dealing with Russia’s problems, chose to view them from a distance.

Kitabı okuyanlar 17,2bin okur

  • Euphoria.mell

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları