Yufka Yürek

·
Okunma
·
Beğeni
·
8388
Gösterim
Adı:
Yufka Yürek
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789634280088
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Le Adri
Baskılar:
Yufka Yürek
Bir Yufka Yürekli
Yufka Yürekli
Yufka Yürekli
Kırılgan Bir Yürek
Yufka Yürek
Dostoyevski'nin ilk dönem öyküleri... Daha önce yayımladığımız Beyaz Geceler ve İkiz gibi uzun öykülerden sonra Dostoyevski, kısalı uzunlu bir dizi metin kaleme almıştı. Yazarın sürgün dönüşü öncesi yazdığı öykülerin tamamı, böylece, bu öykü kitabıyla birlikte yeniden çevrilip Can Yayınları'nın Klasikler dizisinde yerini almış oluyor. "Dokuz Mektuplu Roman", "Yufka Yürek" gibi ünlü öykülerin de yer aldığı bu kitap, Dostoyevski'nin gençlik yıllarında edebiyata bakışını, etkilendiği kaynakları, konu edindiği meseleleri göster­mesi bakımından çok önemli. Bu öykülerde, sonraki yıllarda yazacağı Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi büyük romanların işaretleri var. Özellikle uyumsuz kişiliklerin, deliliğin sınırında yaşayanların, toplumsal konum ve mevki meselesiyle kavgalı karakterlerin yer aldığı öykülerde Gogol'ün etkisi iyice hissedilirken, Dostoyevski'nin yazar kimliğinin henüz oturmadığı da gözlemleniyor.
80 syf.
·5 günde·8/10
Esasen ne kadar tuhaf bir ülkede yaşadığımın ayırdına varalı çok olmadı. Her şey o kadar hızlı gerçekleşiyor ki durup düşünmeye dahi vakit bulamadığım çok oluyor. Baylar tüm samimiyetimle itiraf etmek zorundayım ki bütün uyuşukluğum, olayların ardına geçip acımasızca ittiren zamanın suçudur.

Tuhaf ülkem işte, hangi hassas yerine değinecek olursam olayım biliyorum ki sayfalarca cümle, sayfalarca paragraf o dikkatin tümüyle o yere yoğunlaşmasına yetmeyecek hatta o hassasiyetin sağlanmayacağını da biliyor gibiyim. Bundan yıllar sonrasında bile muzdarip olduğum hadiseler yine yeniden gerçekleşecekmiş gibi geliyor bana.

Vatan nedir? Anne nedir? Toprak, asker, kahraman, bayrak…? Bu kelimeler zihnimize düştüğünde muhakkak bir çağrışıma yol açıyordur ama gerçekten dolu mu içleri ya da şöyle mi sormalıyım bilmiyorum içlerindeki var olan anlam bizlere ne ifade ediyor… Benim nazarımda en tehlikeli kelimelerdir bu saydıklarım ve şu an aklıma gelmeyen birtakım kelimeler. Hani denir ya “Anahtar Kelimeler” diye. İşte bu "Anahtar Kelimeler". Anahtar Kelimeler sözcüğünün aklımdaki anlamını sıfırlıyor ve şu vaziyetiyle burada doldurduğum anlamı ile kaydediyorum hafızama.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama dikkat buyurmanızı rica edeceğim; bir kelimeye anlam yüklemek ne kadar da kolay değil mi? O kelimelere anlam yükleyip ardından kutsallaştırıp sorgulanamaz hale gelene değin bekleyecek miyiz, sanırım bekleyeceğiz. Belki de Estragon ve Vladimir’in Godot’yu beklediği gibi. Şüpheye düşeceğiz, ne zaman bu kelimelere bu anlamlar yüklendi de biz fark etmedik diye...

Şimdi asıl meseleye gelelim, böylesine uzun bir (saydım tam dört paragraf) girizgâhı yalnızca Dostoyevski için yapabilirdim. Usta yazarımız da, dünyanın bekası için bazı anahtar kelimelerin içini çok güzel doldurmuştur. Soyluluk, vicdan, kişilik, ahlak, suç ve bunun gibi bir sürü kelime. Kitap okuyan bir okurun vicdan dendiğinde aklına Raskolnikov, ahlak dendiğinde Alyoşa gelmiyorsa bu kelimelerin içi henüz dolmamış demektir. Sadece kelimeler mi, elbette hayır lakin Psikanaliz alanına öncülük ettiğinden falan da bahsetmek istemiyorum.

“Bir Yufka Yürekli” öyküsünde sıradan bir adamın, Dostoyevski etkisiyle, seçkinleşmesine tanıklık ediyoruz. Gogol’un bizi Akakiy’den haberdar ettiği gibi Dostoyevski de Vasya’nın yufka yüreğine odaklıyor bizi. Odaklıyor ama kafada deli sorular…

Mutluluk nedir? Her insana mutluluk iyi gelir mi? Öncelikle uyarmak isterim sizi, bu gibi soruları Dostoyevski’nin karakterleri üzerinden yanıtlamak okurunu, büyük bir yanılgıya götürebilir. Çünkü onun karakterleri hayatları boyunca acı, hüzün, çaresizlik gibi hoş olmayan hissiyatlarla boğuştukları için mutluluk anı gelip çattığında delirmeleri pek ala mümkün olur. Bu duruma şaşmamak gerek, ana karakterler naif, namuslu, soylu ve ahlaklı olduğundan yok yere, üstelik mutluluğun gelip çattığı anda işini iyi yapamadığı paranoyasına düşüp onları askere alabileceği korkusuyla var olan düzenlerini de kaybedebilirler. Bu hep olur. (Esaretin Bedeli Red'ten; "Bu hep olur!")

Çok kısa iki öykü var zaten kitapta. Şimdi kısa bir kitaba çok uzun bir yazım oluşturarak tezatlık oluşturmakta istemem. İlk öykü yukarıda açık ettiğim gibi “Bir Yufka Yürekli”dir, ikincisi ise Soytarı adlı bir memurun ava giderken avlanmasının anlatıldığı yine gayet okunası ve güzel bir öyküdür.

Son olarak; sitede Teşekkürlerin de bir değeri kalmadı gibi geliyor bana. Konumuza istinaden burada Teşekkür kelimesinin içi de farklı dolduruluyor demek istemiyorum ama gidişat o yönde. Bir etkinlik ardından teşekkürler, methiyeler… Yanlış anlaşılmasın karşı değilim lakin bir yerden sonra prosedüre dönmeye başlıyor. Teşekkürün prosedüre dönüşmesini beklemeden samimi içten nice teşekkürlere diyerek Dostoyevski etkinliği sahiplerine şükranlarımı sunuyor, herkese keyifli okumalar diliyorum.
80 syf.
·10/10
Eğer çok aşırı mutlu olduğunuzu düşünüyorsanız, gözleriniz ışıl ışıl parlıyorsa, kalbiniz küt küt atıyor ve o sevgilinin size layık olmadığını düşünüyorsanız korkun çünkü sizde mutluluktan delirebilirsiniz.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Vasya Şumkof adında yufka yürekli bir delikanlının hikayesi. Bu delikanlı fazla iyimser ve başkalarını mutlu etmek adına çok çabalayan çalışan ve bir o kadar da iradesiz birisi.Telaşlı, kasvetli, panik yapısı onu deliliğe sürükler.
Yazarın çok güzel psikolojik analistlerine rastlıyorsunuz.
Geçenlerde şu iletiyi okudum;#27177470
"Psikolokların psikoloğu"
Gerçekten günümüz psikolokları biraz Dostoyevski okumalı naçizane.
80 syf.
Merhaba sevgili okurlar, kitabın ana temasına değinmek amacıyla, incelememe ilk önce mutluluk korkusuna bağlı olarak br Ruh bozukluğu olan çerofobi'ye değinmekle başlamak istiyorum:
Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durumun rahatsızlık derecesinde şüphe uyandırmasidir.
Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.
Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.
Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.
İşte böyle bir duruma, kitabin baş karakterlerinden olan Vasya ile şahit olacağız.

Haydi başlayalım.. [not: eser miktarda kimyasal spoiler içerir ((; ]

Belki biraz tuhaf olacak ancak, bu kitaptaki iki ana karakteri bizim Türk Sinemasının Zeki ve Metin ikilisine benzettim. Bir birinden ayrılmayan iki sadık dost; Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkof. Onları okurken şu görüntüler canlandı gözümde:
https://youtu.be/opgt5GFGO6I
Bu ikili aynı dairede çalışan iki memur, aynı apartmanin aynı dairesinde oturan ev arkadaşlarıdır.
Yedikleri içtikleri ayrı gitmez derler ya, işte öyle.
Bunlardan Vasya Sumkof, tuhaftır, bir gün heyecanla eve gelir ve arkadaşı Arkadi'nin merakı üzerine nişanlandığını açıklar. Ama bu öyle aniden olan bişey değildir, sonradan öğrenir Arkadi. Zira, bizim yufka yürekli Vasya, nişanlısı olan kızın bir zamanlar sevdiği adam tarafından terkediliş hikayesine şahit olduktan sonra ona içten bir acıma hissi duyar. Derken zamanla bu acıma duygusu yerini aşka bırakır. Karşılıklıdır tabi. Çünkü zamanla Liza da Vasya'yı sevmiştir.

Neyse zaman geçer, bu birlikteliği, bu mutluluğu kendine çok gören yada mutlu olduğu zaman mutsuzluk korkusu yaşayan Vasya, aklını terk eder.
Belki de mutsuzluğu düşünmemek için terk eder aklını. Ancak, en yakın arkadaşı Arkadi de dahil herkes Vasya'nın aklı tarafından terk edildiğini düşünür.
Öyle ya, dünya hali, kimse yaşamadan bilemez, aktaramaz aynı duruma duygularını.
Ve hayatında çok önemli bir yeri olan patronu Yulyan Mastakoviç‘in hüzünlü cümleleri ve yaşlı gözleri eşliğinde götürülür hastaneye fedakar Vasya.
Evet, fedakardır Vasya, hem de çok fedakar.
Bunu sadece Liza ve Arkadi'ye olan ilişkisi ispatlamaz. O, yani Vasya, işinde de çok sadıktır. Sadakati ve digerkamligi nedeniyle çevresinde sevilen sayılan biridir. Öyle olmasaydı,işi gereği de olsa sabahlara kadar yazı yazar mıydı? O gerçekten işinin delisi liyakat timsali biriydi.
Liza ile olan ilişkisine gelince, Liza çok sevdiği nişanlısı tarafından terk edildiğinde ruhsal bir bunalıma girer. Zira, bı kaç ay sonra evli olarak döner nankör kedi. Bu durumda iken, Vasya çıkar karşısına ve Liza'nin yaralarını sarar, iyileştirir. Bunu herkes yapamazdı...
Vasya.. Vasya.. Vasya diyorum da, Arkadi nasıl biriydi?
Evet, böyle bir dost bulunur muydu?
Sevincini sevinci sayardı arkadaşının;Hüznünü hüznü..
Hep destek olur, üzerine titrerdi...
Tekrar bir benzetme yapacak olursam, Panait Istrati nin Mihail eserindeki Andrien'e benzetirsem Arkadi'yi yanılmış olmam diye düşünüyorum.
Neyse bunlar burada dursun da, bir kadın olarak Liza'ya çok üzüldüğümü itiraf etmeliyim. Kara talihli kız!.. yazık oldu sana...
İlkini biliyoruz zaten; terkedildi. Peki ya ikinci defa neden terkedildi? Böyle bir şeyi hak etmiş miydi?
Tamam belki bu sefer daha farklı bir durum söz konusu.. tamam Vasya ilk önce aklını daha sonra Liza yi terketti. Belki aklını ve üstünde taşıdığı bir bukle saçla yüreğini de bırakmıştı Liza'ya..
Bir zamanlar kendi sardığı yaraları bu sefer yenileyip tuzlayip gitti... Giden gelir mi bilinmez ancak döndüğünde bıraktığı gibi bulamayabilir..
Giden nasıl gitmiş olursa olsun bu bişey değiştirmezdi, acısını hafifletmezdi.. Liza'nin.

Neyse ki kitabın sonlarında, lizann evli mutlu çocuklu olduğunu öğrendiğimde buruk bir sevinç yaşamadım değil.

Son olarak, psikolojik bir romanı dostomun kaleminden okumak gerçekten çok güzeldi.
Nietzsche nin şu cümlesini hatırlattı bana:

 “Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski”

Keyifli okumalar
80 syf.
Nietzsche’nin hayatta bir şey öğrendiğim tek filozof sözüyle nitelediği Dostoyevski’nin ilk öykülerinden biri olan Bir Yufka Yürekli, aynı çatı altında yaşayan candan iki dostun "Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkov" trajediyle biten bir hikayesidir. 


kimileri büyük işler görmek için dünyaya gelmişler; kimileri de, benim gibi, küçük işler görürler. Fakat senden gönül borcu beklerseler, senin de elinden gelmezse…


Hiçbir zaman nankörlük etmedim. Düşüncemi anlatabilmekten yoksun olsam da gene duyumsuyorum ki… Bugün nankörlük etmiş görünebilirim, işte beni yerle bir eden de asıl budur, bu düşüncedir.


Dedim ya; mutlu olduğun için herkesin mutlu olmasını istiyorsun. Bu mutluluğa yaraşır bir biçimde hareket etmek, hatta belki de vicdanını yatıştırmak için, kahramanlık gereksinimleri duyuyorsun. İşte o yüzden çaba harcamak ve biraz abartmakla söylediğin gibi, gönül borcunu belirtmek gerekirken bunu yapmadığın için kendi kendine işkence ediyorsun…

Dostoyevski’nin genelde karakterlerinde kullandığı ruh hali düzensiz olan karakterler, kişiliklerinde uyumsuzluk, takıntısı yüzünden bazı şeyleri yitirmiş kimseleri... bu öyküsünde de görebilirsiniz. Bu karakterleri romanlarında ve öyküsünde çok daha iyi kullanan Dostoyevski, çok büyük eserlere imza atmış... Her ne kadar Dostoyevski gibi bir yazarı inceleyecek veya yorumlayacak biri olmasamda, Bir Yufka Yürekli deki öykü için böyle düşünüyorum.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kitabı okumaya başladığımda Zweig'in Dostoyevski kahramanlarıyla ilgili söylediği cümle aklıma geldi.

Ne demişti Zweig ? ''Arayın benim için, Dostoyevski'nin eserinde huzur içinde nefes alıp veren, dinlenen, hedefine ulaşmış bir insan gösterin ! Hiçbiri, tek biri bile böyle değildir ! '' Dostoyevski'yi anlatan kitabında aynen böyle demişti.

Ne yalan söyleyeyim, kitabı okumaya başladığımda mutluluktan adeta uçacak durumdaki bir karakterle karşılaştığımdan dolayı , bir an kendi kendime ''sanırım Zweig Dostoyevski'nin bu kitabını atlamış herhalde'' diye düşündüm ve keyifle okumaya devam ettim. Ama maalesef ilerleyen sayfalarda nasılda yanıldığımı anlamakta geç kalmadım.

Bu derece mutluluk içindeki bir kişi, dışarıdan hiçbir müdahale olmadan nasıl olurda hayatını drama çevirmeyi başarabilir diye sorarsanız, söyleyeceğim söz ''eğer yazar Dostoyevski ise olmayacak şey yoktur'' cümlesi olacaktır.

İşte yazar bize bu kitabında çok hassas bir ruh yapısına sahip ve aşırı derecede mutlu bir insanın dramatik hikayesini anlatıyor.

Son cümle olarak ''okumak gerek '' diyorum.
312 syf.
55 sayfalık kısaltılmış halini okuduğum halde beni derinden etkileyen kısacık bir öykü. Dostoyevski Gerçekten insan psikolojisini en gerçekçi şekilde tahlil edebilmekte. Okuyucusuna duygu yüklü bir dünya sunmaktadır. Ani şekilde inişli ve çıkışlı duygu birikintilerini hissettirebilmektedir. Bu eserinde mutluluğa kavuşan kahramanın nasıl kendisini kederli bir duruma düşürdüğünü akıcı vede sade bir dille içimize işleyecek şekilde kaleme almıştır.
312 syf.
·14 günde·8/10
Sonunda mutluluğu bulmuş Vasya'nın onu kaybetmemek için gösterdiği büyük çabaya ve o çabanın Vasya'yı aklından etmesine şahit oluyoruz bu kitapta. Vasya üzerine çok yoğunlaştım çünkü üzerine yüklenen sorumluluk için fazla endişeli olması bana kendimi hatırlattı. Bazı sorumluluk anlarında insanın delirmemesi elde değil. İşte Dostoyevski yi insan ruhu üzerindeki yoğun tahlilleri için bile sevebiliriz. Arkadi ise arkadaşına çok değer veren, onun sağlığı ve mutluluğu için elinden geleni yapan biri. Ne yazık ki Vasya, bir yufka yürekli!
108 syf.
·2 günde·10/10
Namına nam, şanına şan katmış, büyük usta Dostoyevski’ye uzun bir ara vermiştim. Nette bir grupla yapılan okumada katılarak başladım esere. Tamam yazar büyük olabilir ama kitaba karşı beklentim bir tık düşüktü. Niye, Nasıl ya ? diyebilirsiniz… Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi kalın olmadığından sanırım :) Neyse hediye gelen kitabı su gibi içtim arkadaşlar. Çok akıcı ve çeviri süper.

Bir Yufka Yürekli, birbirine sıkı fıkı olan, kan kardeşi gibi iki dostun "Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkov" sonu çok kötü biten bir hikayesinden oluşuyor. İkinci kısımda ise Narin isimli bir öykü daha var. İnanın ikisi de birbirinden güzel.
İlk hikayede bir kız arkadaşı bulmuş olan Vasya hayatının mutluluğunu hatta hatta en mutlu anını yaşıyor. Onu kaybetmemek ve mutlu etmek için her şeyi yapıyor. Evet her şeyi ! Deliriyor arkadaşlar. Şaka değil gerçekten mutluluktan deliriyor. Üzerine aldığı sorumluluklar onu çıldırtıyor. Zaten panikatak birisi iyice kafayı yiyor. İşte o psikoloji tatmak için, o ruhu anlamak için yazılmış muazzam bir eser. İvonoviç ise bu durumda arkadaşını teskin etmek istese de onu bırakıp gitmiyor. Öylesine değer verip, koruyup kolluyor ki gerçek bir dostluk hikayesi. Aşırı hassas birinin mutluluk saadetinden trajedik bir sonla biten hikayesini anlatıyor eser.

İkinci hikayede ise bir kadın düşünün ve ölmüş daha yeni intihar etmiş. Kocası da oturmuş o anı ve yaşadıklarını kaleme almış. Aynı Bir İdam Mahkumunun Son Günü gibi. Yazar da örneği bu şekilde vermiş zaten. İkinci bölümde ise zavallı bir adamın bir kadına kurduğu psikolojik baskı, aşağılama ne bileyim işte hor görme gibi bir tavır. Ama aynı zamanda bazen iç sesi ise tam tersini yansıtıyor. Kişilik iki kişi gibi ama çok farklı bir psikoloji ya. Dostoyevski çok büyük bir psikanaliz gerçektende. Freud’un ondan etkilenmesi çok çok doğal. Neyse bu kadın sabretmesine rağmen yine de bir gün canına kıyıyor ve kahramanımız oturup başında hikayeyi yazıyor gibi. Pişman da oluyor ama artık çok geç... :(
Uzun sözün kısası Dostoyevski okunur her şekilde. Okuyun tavsiye ederim. Kısacık ve akıcı bir eser.
80 syf.
·1 günde·8/10
İki çelişkili uzun öykü. Yufka yürek ve soytarı hikayeleri. İlkinde Vasya ve Arkadi ile iki gerçek dost. Samimi, yufka yürekli, gerçekçi iki arkadaş. İkincisinde Osip Mihayloviç adında bir düzenbaz, soytarı ve ondan daha düzenbaz ve hilekâr şefi Todor Nikolayeviç .

Yufka Yürek'deki Vasya. Beni üzen Vasya. Sorumluluğu, sevgiyi bilen adam. Omzunun biri fiziksel açıdan düşük olmasına rağmen nişanlanıp evlenecek iken psikolojinin geldiği noktaya bak. Sevdiği kadın Liza saç buklesini yollamıştı mektubun arasında, onu akıl hastanesi aracında Arkadi'ye verip hüzne boğdun. Vasya'ya ufacık bir sorumluluk verilir, kendisi bir şairdir. Bunu yetiştirmesi gereken zamanda yetiştiremez ve bu olay onun psikolojik yaralar almasına sebep olur. Öyle ki çoğu memur onunla dalga geçer büyütecek ne vardı diye. Salıvereydin gideydi derler. Onların bu sorumsuzluğu karşısında Vasya bir güneş gibi parladı gözümde. Arkadi ise her zaman yanında, sıcacık bir dosttu. Onunla ilgili tahlilleri her zaman yerindeydi. Bu o kadar iyi tahlil ki altı çizilecek cinsten. 46. sayfada şunları söylüyor. "Vasya kendi vicdanı karşısında kendini suçlu buluyordu, talihine karşı kendini nankörlükle suçluyordu, kendine yakıştıramadığı bu kadar büyük mutluluk onu ezmişti, içini allak bullak etmişti. Sonunda, mutsuz olmak için durmadan hastalıklı bir biçimde vesileler arayarak kendini yiyordu, kanıtı da şuydu ki, dünden beri doģal halini bulamamıştı." Arkadi'den yerinde tespitler. Vasya, Liza'yla mutluluğunu kendine hakaret olarak algılayıp bunu kendine verilen ödev sorumluluğuyla birleştirince bir gün kendini asker sanmaya başladı. Akıl hastanesinin yolunu tuttu.

Osip Mihayloviç ise Şener Şen filmlerindeki bir gün Amerika'dayken repliklerinden fırlamış adam. Ahaliyi toplayıp şefiyle birbirini nasıl dolandırdıklarını anlatıp mutlu olan cinslerden. Alaya alınmayı bir o kadar seviyor kendi kendini alaya almadan duramıyor. Bir satırında ilk hikayeye atıf yapıp yufka yürekli olduğunu söylüyor. Bu kadar düzenbaz bir adamın böyle olmayacağını bildiğimizden iki hikâyedeki zıtlığı Dostoyevski göstermek istiyor. Dosto'nun kaleminden çıkmış akıl dolu şaheserlerden biri daha bu kitap.
312 syf.
·4 günde·10/10
Canım Dostoyevski'nin ilk gençlik yıllarında kaleme aldığı, ileride yazacağı şaheserlerin basamağı olan, o şaheserlere göz kırpan kitaplarından biri. Yaşadığı mutluluğa layık olmadığını düşünerek bu mutluluğun altında ezilen ve bu sebepten deliren birinin ruh halini çok güzel anlatmış ve okuyucusuna çok iyi hissettiriyor yine üstad... Kitapta yer alan iki kişi arasındaki derin ve çıkarsız dostluksa beni benden aldı. Dostoyevski kitapları hakkında günlerce yazsam yine kitap hakkındaki düşüncelerimi tam anlatamam sanırım:) Kısacası Dostoyevski okuyun, okutun efendim...
Yalan öyle nüfuz etmişti ki insanların diline...'' doğruyu söylemek gerkirse '' diye bir kalıp var.
Darılmadın, değil mi?
Ben mi? Yok! Bilirsin ki darılmaya alışık değilim!
Yalnız canımı sıktın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yufka Yürek
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789634280088
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Le Adri
Baskılar:
Yufka Yürek
Bir Yufka Yürekli
Yufka Yürekli
Yufka Yürekli
Kırılgan Bir Yürek
Yufka Yürek
Dostoyevski'nin ilk dönem öyküleri... Daha önce yayımladığımız Beyaz Geceler ve İkiz gibi uzun öykülerden sonra Dostoyevski, kısalı uzunlu bir dizi metin kaleme almıştı. Yazarın sürgün dönüşü öncesi yazdığı öykülerin tamamı, böylece, bu öykü kitabıyla birlikte yeniden çevrilip Can Yayınları'nın Klasikler dizisinde yerini almış oluyor. "Dokuz Mektuplu Roman", "Yufka Yürek" gibi ünlü öykülerin de yer aldığı bu kitap, Dostoyevski'nin gençlik yıllarında edebiyata bakışını, etkilendiği kaynakları, konu edindiği meseleleri göster­mesi bakımından çok önemli. Bu öykülerde, sonraki yıllarda yazacağı Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler gibi büyük romanların işaretleri var. Özellikle uyumsuz kişiliklerin, deliliğin sınırında yaşayanların, toplumsal konum ve mevki meselesiyle kavgalı karakterlerin yer aldığı öykülerde Gogol'ün etkisi iyice hissedilirken, Dostoyevski'nin yazar kimliğinin henüz oturmadığı da gözlemleniyor.

Kitabı okuyanlar 735 okur

  • Ethem yıldırım
  • Ali Çalışkan
  • Ali Tuna
  • Sağlam bir Ruh hastası
  • Özlem KAYA
  • Eren

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.1 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları