Geri Bildirim
  • Zülfü Livaneli’nin “Konstantiniyye Oteli” romanındaki “Edebi ve Ebedi Gölgeler’’ bölümünün zenginleştirilmiş halinden oluşan “Gölgeler”, tarihin en önemli şair, yazar ve düşünürlerini bir araya getiriyor.

    Kitapta Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmed, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Orhan Veli, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Ece Ayhan, Cemal Süreya, Sabahattin Ali, Kemal Tahir ve Attilâ İlhan, yıllarca müstear isimlerle yazdıkları kendi metinlerini bir İstanbul gecesinde, koyu bir sohbette okuyorlar. Kitapta ayrıca şair ve yazarların müstear isimleri nasıl aldıklarının öyküsü de anlatılıyor.

    Livaneli, “Gölgeler” eseriyle, tarihin en önemli şair, yazar ve düşünürlerinin anısı önünde saygıyla eğildiklerini belirterek, “Bütün bu saygın edebiyatçılarımız, kubbede hoş bir sada olmanın da ötesinde yeryüzünde silinmez bir iz bıraktılar” ifadesini kullandı.

    Edebiyat Dünyasına hayırlı, uğurlu olsun diyoruz.
  • Akıllı insan kaderi ve kudreti dahilinde olmayan bir şeyi kaçırdığı için yanıp yakılmaz. Kim bilir Allah Teâlâ ona hiç hesap etmediği bir yerden çok hoş bir ikramda bulunacaktır.
  • Biri dese ki “Hippi’yi” beş kelime ile tanımla. Diyeceğim kelimeler; cinsellik, müzik, dans, seyahat ve uyuşturucu. Evet, hippi olmanın yolları bunlardan geçer. Çiçekli fistan, elbiselere yapıştırılmış çeşitli figürler, olmazsa olmaz uzun saç ve kot pantolonu da unutmamak gerek.

    1970 yıllarında ABD’nin bağrından koparak dünyaya yayılan bu kültür akımının, kimine göre zibidiler takımı, kimine göre ise ahlaksızlar takımı olarak bilinmesine sebep olunmuştur. Haklı yanları var mı? Ben göremedim.

    Hikâye için denir ki Paulo Coelho’nın öz yaşam öyküsüne en yakın olanıdır. Karakterin gerçek olduğunu yazarın kendisi de belirtmiş hatta ana karakterlerden birinin isminin de Paulo olması da bunu desteklemiştir. Bir dünya kitap kapak renk seçeneklerinizin olduğunu unutmayınız, benim kapağım beyazdı.

    Kitap konusu geçmiş zamandan başlayıp, üçüncü tekil şahıs anlatımıyla şimdi ki zamanda devam edip o şekilde son buluyor. Hikâye edilen konu “Ergen İrisi” gençlerin iç dünyalarını tamamlaması ve kemale ermek için kendilerini Hindistan, Nepal, Peru ve Amsterdam gibi şehirlerde kutsal ışığı bulup, paranormal güçlere erişmek istemesini ve oralarda inzivaya çekilip hayatları Tanrı’ya adamak istemeleridir.

    Çok güzel bir şekilde konular birbirine bağlanmış ve yazarın akıcı dile her sayfada kendisini belli ediyor. Hikayenin İstanbul’dan, Anadolu’dan az biraz Türk kültüründen ve Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsetmesi göğsümüzü kabartmıyor değil.

    Aşırı derece uyuşturucu türleri ve kullanım şekilleri hakkında içerik mevcut. Yazarın betimlemeleri o kadar hoş ki; “Bir tadına baksak mı?” diye içinizden geçirmeden edemiyorsunuz. Bilenler bilir, bizim ülkemizde de her sene düzenli olarak Fanta, Pepsi, Coco Cola gibi içecek firmalarının düzenlediği (Rock'n Coke, Fanta Gençlik) festivaller hippilerin yaşam felsefelerine çok yakın. Tesadüf bu ya gırla “Prezervatif” tüketimi yaşanan bu tür etkinliklerde yer bulmakta çok zor.

    Hippilerden anladığım normalde tek eşliler, ancak seyahat halinde ortalık bayram yeri !!!

    Kitap kahramanımız Paulo’nun huzura ermesi için çıktığı bu yolda, huzuru Rumi Dergah’ında bulması ise çok güzel. Mevlana’a hazrete de kitap içerisinde ufak donuşlar yapılmış ve kendisinden bahsedilmiştir.

    Diğer kahramanımız Karla ise hayatı boşluk içerisinde dalgalanırken uyuşturucunun boş bir kimyasal olduğunu gönlü aşk ile tutuşunca anlıyor. Sevgi, uyuşturucudan daha etkili bir kimyasaldır…

    Genel olarak kitap farklı konuları ele almış, okuna bilinir niteliktedir. Ben beğendim ve sıkılıp bunalmadan okudum. Tavsiye ederim.

    Şimdi fırına gidip 3 tane yumurtalı ramazan pidesi alacağım. İstanbul için iftar saatine çok az kaldı :) Afiyet olsun.
    (11 Haziran 2018 saat 20:08)

    Sevgi ile kalın.
  • Kitabın 45 sayfasında ki hikaye çok hoş bence
    Kitabın 45 sayfasında ki hikaye çok hoş bence
    Kitabın 45 sayfasında ki hikaye çok hoş bence
    Kitabın 45 sayfasında ki hikaye çok hoş bence
    Kitabın 45 sayfasında ki hikaye çok hoş bence
    Kitabın 45 sayfasında ki hikaye çok hoş bence
  • Aileler üzerinde çok baskı kuruldu. Tehdit edildiler, fakirliklerinden yararlanıldı. Ama bütün bunlara rağmen geleceklerini çalanlar için savcıya gidip şikâyetçi oldu bazı aileler. Savcı yüzlerine baktı, “Emin misiniz?” diye sordu. Anne babalardan biri, “Sizin çocuğunuz var mı savcı bey?” dedi,

    “Var.”

    “Ya onun başına gelseydi? Emin olmaz mıydınız.'"

    Savcı sustu. Aileler şikâyet dilekçesini imzaladı ve çıktılar adliyeden.
    Mustafa Hoş
    Sayfa 166 - Destek Yayınları - Ağustos 2016
  • Erdoğan ülke tarihinin en korkunç, en alçakça olayı için sadece “Cinsi sapık şu anda içeride hesap veriyor” diyordu. Başka da hiç konuşmadı. Kılı kıpırdamadı. Karamandaki çocukların bir Rabia kadar değeri yoktu. Oysa orası onun "dindar nesil” projesinin ana laboratuvarıydı.
    Mustafa Hoş
    Sayfa 69 - Destek Yayınları - Ağustos 2016