Nazım'dan
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız...

Elçin Karataş, bir alıntı ekledi.
19 May 14:23 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

- Genem Deli Yusuf ünlüyyo...

- He, he ... Ireceb'i uğratacaklaamış diyyo...senin habarın vaa mı?

- Dün Yosturoğlu diyyodu. Askere gidiyyomuş...

- Antalya'dan çağirmişlaa... Muayana olacaamış...

Karabibik - Zehra, Nabizade Nazım (Sayfa 39)Karabibik - Zehra, Nabizade Nazım (Sayfa 39)

Dört nala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak gibi uzanan
bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde
dişler kenetli
ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen bu toprak
bu cehennem, bu cennet bizim.

/ Nazım Hikmet \

{Ç News} Kocaeli Kitap Fuarı Özel Yayını;
Merhabalar Efendim....!!

Kahveleri Hazırlayın...!
{Ç News} Kitap Fuarı Özel Yayını Başlıyor...!

Kocaeli kitap Fuarı ve Ben adlı Yazıma Hoş Geldiniz :)
Uzun ama çoook uzun bir yazı oldu baştan belirteyim. Normalde bu kadar uzun olmayacaktı. Ne ara uzadı bende bilmiyorum.. :)

Fuar'a iki defa gittim. İlkin de 2 saat, ikincisin de 4 saat gezdim. 4 saat biraz biraz yetti. Bence en az 6 saat lazım :) sadece kitap almıyoruz ki, muhabbetimiz bol bizim.. :)

Bugün Asıl maksadım bu alanda toplanan sahaflardı. Yalnız o kadar sahafın içinde gerçekten işini yapan sahaf sayısı beş'i geçmez. Her kitap okunmaya değer mi? (Bence) Değmez tabi ki. Zaman önemli. Zaman geçiyor ve bunu iyi kullanmak lazım. O yüzden seçebildiğimiz kadar iyi kitaplar seçmeliyiz.

Fuar kitapların dışında bana keyifli sohbetler kazandırdı. Öncelikle Nostalji Sahaf, Türkiye İş Bankasın da ki görevli arkadaşlar, şans eseri denk geldiğim ileri yayınlarında ki arkadaş. (ileri Yayınlarını takip etmişliğim yoktur ya da okumuşluğum. Koskoca 5 metrelik bir Mustafa Kemal'in askerleriyiz standı haliyle dikkatimi çekti ve uğradım.) YKY'ye uğradım fakat sohbet ettik onun dışında bir şey alamadım. Daha devamı var.. Bu fragmandı :)

Sohbet tadında yaptığım alışverişlerden bakalım neler almışım. İlk önce sahaflardan başlayalım;

Atatürk'ün Hatıra Defteri (Türk Tarih Kurumu)
Cem Karaca Kitabı (Ada Müzik)

Bu iki kitabı adını hatırlamadığım bir sahaftan aldım ve çok temizler. Özellikle hatıra defteri el değmemiş resmen. İçinden de Anıtkabir den alınmış güzel bir kartpostal çıktı. Bu iki kitabı 30 TL'ye aldım. Çok uyguna geldi. Basımları yok çünkü. Sahaf'ın ne sahibi ne de çalışanı nazik değildi. Gözüme ilişti kitaplar aldım ve çıktım.

https://ibb.co/jxPzMJ

Yine adını hatırlamadığım bir sahaftan;

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'na Ait olan,

Gelibolu ve Arıburnu kitaplarını aldım. Bu iki kitap bana çok uyguna geldi. Hem satışları yok hem de ciltli ve üzerlerin de özel bir şömiz kaplama mevcut. İkisini 35 TL'ye aldım. Normal de Tek bir kitap 36 lira zaten :) sıfır el değmemiş tertemiz kitaplardı. Sahaf ilgili ama kapanış saati geldi diye aceleci idi. Yenisinin Internette 21 TL olduğu Murat Bardakçı kitabına 25 TL istedi. Çok dedim. Sen bilirsin. Evet ben çok bilirim dedim çıktım :)

 https://ibb.co/bsYFvd

Gel gelelim Nostalji Sahaf'a. Bu abi'yi çok sevdim ve uzun uzun sohbet ettik. O kadar çok durdum ki artık insanlar çalışan olduğumu sandı ve kitap sormaya başladılar. :) İkinci kez gittiğim de daha çok sohbet ettik onu da anlatacağım...

Şimdi ilk seferden üç kitap aldım.

Yaşar Kemal - Ağrı Dağı Efsanesi (YKY)
Aziz Nesin - Yaşar Ne yaşar Ne Yaşamaz (Adam)
Aziz Nesin - Surname (Adam)

 https://ibb.co/dtthad

Çok cüzi bir miktar verdim bu kitaplara. 20 TL :)

Sahaf gibi sahaf. Çok sevdim kendisini. İkinci kez gittiğimde daha çok kitap aldım ve daha çok sohbet ettik. Bir de kaset aldım.. :)) neyse onun hikayesi sonra..

Bunlar ilk gittiğim de yaptığım kitap alışverişleri idi. Kısa bir fuar değerlendirmesi yapayım ;

Fuar'un bulunduğu lokasyon ücra bir yer değil. Her türlü otobüslerin geçip gittiği, zaten etrafı avm olan bir yer. Fuar alanı çok büyük. Sahaflar ayrı yerde, normal yayın evleri  ayrı yerlerde kümelenmiş. Anladığım kadarıyla bundan önceki senelerde kim nerede ise bu yılda aynı yerinde. Park yeri yeterli. İki sefer gittim ve sorun yaşamadım. Güvenlik iyi. Özel güvenlikler yerine polisler güvenliği sağlıyor. Havalandırma ve Yürüme alanı iyi kimse ile çarpışmadım :) Sadece gerçek Sahaflar daha fazla alanda hizmet verebilirdi. Bazı sahaf adı altında kitap satanlar vardı ki evlere uzak. Şaka gibi. 100 kitap yok. İki sefer de de aynı manzara ile karşılaştım.. Neyse biz ikinci seferimize geçelim ve daha sonra son bir değerlendirme yaparız.

Bugün çok fazla kitap aldım. Merak edip aldıklarımın yanında, listeye eklediğim kitaplarda vardı.

İlk iş olarak Nostalji Sahafa tekrar gittim. Selam verdikten 2 saat sonra falan ayrılabildim. İlk yarım saat'te kitapları seçtim. Ondan sonrası muhabbet oldu.. Hatta o kadar uzun durdum ki artık insanlar benden bir şeyler istemeye başladı. Dert yananlar kitap arayanlar. Onun dışında plak, kaset, cd de satıyordu.. Bolca kaset dinledim. Ac/Dc, Metallica, Nirvana, Sepultura, Overkill, Gun' s Roses.... Ve daha niceleri..
Çok keyifliydi.

Aldığım kitaplar;

Büyük Atatürk'ten Küçük Öyküler 1-2 (Can)
A'dan Z'ye Yaşar Kemal (YKY)
Nazım Hikmet;
Kuvayı Milliye,
Memeleketimden İnsan Manzaraları (YKY)
Aziz Nesin;
Nah Kalkınırız,
Bay Düdük,
Rıfat Bey Neden Kaşınıyor,
Tatlı Betüş,
Sosyalizm Geliyor Savulun, (Adam Yayınları)
Şimdiki Çocuklar Harika (Nesin Vakfı)
Sosyalist Gözle Sanat Ve Toplum (May) (Denk gelen bir kitap ince bir şey ama açtığım her sayfası bağladı beni. Verdiği mesajlar güzeldi. Merak edip aldıklarından.)

 https://ibb.co/kMYuoy

Ve bunlara ek olarak, hellboy ÇizgiRoman'ını aldım. Tamm bir koleksiyonluk. Matbaa'dan kesilmeden ve kapak takılmadan çıkmış. Tam sayfa. Sayfaların üstü bile tırtıklarından ayrılmamış. Koleksiyon olsun diye aldım. :)

https://ibb.co/mqDr1J

Bunlara ek olarak bir de kaset aldım. John Lennon'ın Imagine Albümü.

1988 Yılına ait ve tertemizdi. Çift kaset. Evde walkman im var dinlerim nostalji olur dedim aldım.. Eve geldim ama walkman çalışmıyor. İçindeki kaset çalar lastiği gevşemiş. Neyse ki basit bir şey ama ben walkman almaya karar verdim. Dün ilanlara baktım ve Sony walkman 10.yıl edisyon olan walkman satışa girmişti. Nadide bir parça idi ama alamadım satıldı maalesef. Sağlık olsun. Ne walkman i diyenler olabilir lakin yeri ayrıdır. :) üzgünüm... Çok değerli bir bir kasetçalar dı :(

 https://ibb.co/fay5vd

Kitap, Çizgiroman ve kaset'e bana göre çok cüzi bir miktar ödedim. Bütün her şeyi 100TL'ye aldım.. :)

Daha sonra bir kaç sahaf daha dolaştım. Ama pek ısınamadım ve son kez Şibumi'nin ilk basımını aramaya koyuldum. Bir yerde rastlamıştım
Alamamıştım. Tekrar gittim ama satılmıştı. Yoksa burada ne kıskançlıklar olacaktı.. Ah ahh.. :) Sahaf Abimiz de neyse, yazmayayım. Para kokluyor resmen. Kitaplara verdiği rakamlar efsane. Satışı yok, 100 lira.. Yahu 10 gün sonra satışı olacak.. Hint kumaşı değil ki? Milleti sömürmek için uğraşanlarda var tabii...!!

Oradan çıktım dedim normal yayınevleri'ni dolaşayım. Fuar'a gidenler bilir Internet fiyatlarından daha pahalıdır yayınevleri burada. Klasik %20-25 indirim uygularlar. Yanı fuar diye ucuza almaya gitmeyin :)

İlk durağın Ötüken oldu. Yüzleri gülen güzel insanlar vardı. Kitapları almam 44 saniye sürdü. Aklımda olanları aldım çünkü. Dedim şunu şunu ve şunu istiyorum. Arkadaşın yüzünde gülümseme. Tabi. Dedim 1 dakika da bu kadar kitap hiç satmadın değil mi :)

Aldığım kitaplar;

Cengiz Aytmatov'un Kutulu Kitap serisi vardı. İçinde 10 kitap var. Onu aldım. Hepsini yazamayacağım, liste bu;

https://ibb.co/c40kvd

Nihal Atsız - Deli Kurt
Ziya Gökalp - Türkçülüğün Esasları
Ve Bismark... (Merak ederdim kendisini iyi denk geldi)

Toplu olarak bakarsak görünüm şu şekilde;

https://ibb.co/nzSb1J

Aldığım bu kitaplar da Ötüken %40 yaptı sağolsun. Geçen hafta yaptığı indirimi devam ettirmiş. Ben ötükenle Mehmet sayesinde tanıştım. Bir kaç kitap vardı ama öyle takıldığım baktığım bir yayınevi  değil. Görüş olarak çok şey taraftalar o yüzden. Ben iki türlü de yanlı yayın yapan yayınları çok tercih etmem. Karışık yayın yapanlar benim için daha iyidir. Neysem..

Ötüken'den sonra Türkiye İş Bankası Yayınlarını ziyaret ettim.. Burada ki arkadaşla yarım saatten fazla muhabbet ettik. Sonra bir hacı amca geldi. Efsane bir amca :) Kazım Karabekir in kitaplarını arıyordu. Bir kaç kitap önerdim. Oho dedi onlar var tamam başka? Dedim nasıl başka :) e sen kulağına küpe takmışsın, sonra kaşına takmışsın, kulağının arkasına da takmışsın dedi. Bak çeşitlendirmişsin dedi. Bir tane yetmemiş dedi. Bende farklı kitaplarını arıyorum dedi eheheh. Biz başladık gülmeye. Bu kadar iyi bir örnek veremezdi herhalde. Amca Rizeli. Telefonundan kütüphanesini gösterdi. Net söyleyeyim İş Bankası Yayınları'nın standın dan daha fazla kitap vardı. Muhtemelen kitap sayısı 3 ile 4 bin arasında. Kütüphane gibi ev :) çok güzel sohbet ettik amca ile sonra o gitti.. Alacağım bir şey yoktu ama yine aldım üç kitap..

Resim Harp Tarihi - I. Dünya Savaşı (Bunun II. Dünya Savaşı olanı bende zaten vardı. Bir ara I.sini aradım bulamamıştım. Ya da 3 4 gün sonra gönderim seçenekli idi almamıştım. Görmüşken alayım dedim. Efsane bir kitaptır tavsiye ederim. Fotoğraflarla desteklenmiş harika bilgiler vardır. Şimdi takımı tamamladım.)

Talat ve Enver Paşaların hatıralarını aldım. (Çok kalın olmaması ve Ekstra bilgi edinebilmek için aldım..)

https://ibb.co/c3DVvd

Daha sonra YKY'ye Geçtim ama bir şey almadım. Sadece biraz muhabbet ettik orada ki arkadaşla. Sonra ayrıldım. Biraz dolandım neler var neler yok diye. İlgimi çeken çok fazla yer yoktu. Sonra Mustafa Kemal'in Askerleriyiz yazılı 5 metrelik koskoca bir stand gördüm. Yukarı doğru 5 metre ama fuar'ın sonlarında yer bulmuş. Dedim siz kimsiniz :) İleri Yayınları imiş. Hiç bilmediğim bir yayın. Bu da Ötüken gibi sanırım, kendi yayın politikasına göre uç görüşlerde yayın yapıyor. Takip ettiğim ya bir kitabını almışlığım yoktu. Ama güler yüzlü iyi insanlardı. Hepsi ile bir şeyler konuştuk. Çok ilginç kitaplar çıkardı. Ülkemiz de hiç çevrilmemiş ama önemli kitaplar. Neyse önerdiği kitaplardan bir tane seçtim... Meraktan aldım bu kitabı da :)

Transkafkasya İçin Mücadele

 https://ibb.co/bSvMJy

Dedim kitap iyi çıkmazsa yakana yapışırım :) okuyunca göreceğiz...

Oradan bir bakış attım. Kaynak yayınlarını buldum.. Dedim bir bakayım.. Gözüme ilişen bir kaç kitap denk geldi aldım. Bunlar hep çeşitlemek amaçlı yaptığım işler :)

İlker Başbuğ - Nasıl Bir Türkiye
Osmanlı'da Sosyalizm Türkçülük ve İttihatçılık (Kitabın adı bile albenili. Merak ettim)
Feroz Ahmad;
Ittihat Ve Terakki,
Ittihatçılıktan Kemalizme,
Modern Türkiye'nin Oluşumu

https://ibb.co/bCfcrJ

Son alışverişim bunlar oldu. Burada da biraz sohbet ettim ve artık kapanıyordu fuar. Dört saatlik bir kitap gezisinin sonuna gelmiştim.

Bir kaç özel baskı poster ve ayraç aldım.
Poster 1 https://ibb.co/kaTK5d
Poster 2 https://ibb.co/f0FtWJ
Poster 3https://ibb.co/kSU95d

Kitap Ayraçları ;
https://ibb.co/ieH1Jy

Daha fazla gezip daha az ya da çok kitap alınabilir ya da hiç alınmayabilir. Sadece o ortamda bulunmak binlerce kitap arasında dolaşmak bile ayrı keyfili. Fuar alanı'nın ekstra olarak sunduğu ne var-yok bilmiyorum. Onlara bakamadım. Araçları ile gelmeyenler için otobüsler, ring ler vs var sanırım tam bakamadım ama bu konuda ulaşımı kolaylaştırmışlar.

Yayınevi Fiyatları: Internet fiyatlarından %5 az ya da çok. Farkı yok. İndirim için gitmeyin. Hüsrana uğrarsınız. Bu bütün fuarlar için geçerli.

Sahaflar : çok fazla varlar evet. O kadar sahafı aynı anda görmekte güzeldi. Ama benim seçebildiğim kadarı ile işini layıkıyla yapabilen sayısı 6 yı geçmez. Diğerleri ya sizi soyma peşinde ya da çok fazla (en azından bana göre) kitap satmaya çalışmaktalar.. Tarih kitaplarına çok yöneldim ama çok az rastgeldim ve alamadım. Bunların içinden en keyiflisi tabi ki Nostalji sahaftı. Bir sonraki yıla daha değişik şeyler yapacağını söyledi. Balat'ta ki dükkanına da gideceğim. Sohbetimizi yarım bırakacak değiliz... :)

Çok ama uzun yazdık. Umarım biraz fikir oluşturmuşumdur. Çok fazla kitap aldım. Daha fazlasını da alabilirdim. Ne kadar gezerseniz ve ne kadar bütçe ayırırsanız o kadar çok şeyle evinize dönüyorsunuz.

Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz..!!

Sağlıcakla kalın..

{Ç News}

Hakan Ç, bir alıntı ekledi.
09 May 13:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Nâzım'dan Vera'ya...
"Sana tüm şiirlerimi banda kaydedeceğim.
Yaşamımın tüm sesi seninle kalsın.
...
Sonra Türkiye'ye de ver bu sesi. Bizim barışmamız ölümümden sonra olacak. Ülkeme dönmek için ölmek zorundayım."

Büyük İnsanlık, Nazım Hikmet RanBüyük İnsanlık, Nazım Hikmet Ran
G, Sarnıç'ı inceledi.
09 May 10:27 · Kitabı okudu · 9/10 puan

diline bayıldığım yazar. ama ben burada inceleme yapmak yerine, sözü orhan kemal beyefendiye bırakacağım. sait faik hakkında yazmış olduğu enfes bir yazı var ve bunu herkes okumalı. 51 önce orhan kemal'in varlık dergisi'ne yazdığı enfes yazı:

51 yıl önce orhan kemal şunları söylemiştir;

sait faik öleli on iki yıl oluyor. on iki koca yıl.. vay anasını... yıllar ne de çabuk geçiyor!
hiç unutmam, bir mayıs sabahıydı, kızım elinde hürriyet gazetesi, sapsarı, odama girdi:
— baba, dedi titreyen sesiyle, sait faik ölmüş!
dışarda bulanık, yağmurlu, pis bir hava vardı. yerimden sıçrayıp gazeteyi kızımın elinden heyecanla aldığımı hatırlıyorum. sonra bir ağ-lamak gelmişti içimden, gözyaşlarımı kızıma göstermemek için onu gazetesiyle yollamıştım aşağıya.

hastaydı, yatıyordu, dostlarını bile yanma kabul etmiyordu. biz bunu numara saymıştık. ‘büyük sanatçı numarası”. gülmüştük. öylesine inanmamıştık ki gerçekten hasta oluşuna, üzerinde durmamıştık, ölüm haberi işte bunun için ağlatmıştı beni.

ilk kitabı sarnıç'ı çok önceleri görmüştüm. daha sait'i tanımadan. sarnıç’ın ikinci baskısını tanıştıktan sonra, burgaz’daki evinde imzalayıp vermişti. (eylül 1950). şunlar yazılı:

(kardeşim, orhan kemal’e
nihayet bir güzel günde görüştük. bu hayra alâmet! biz görmesek bile bir gün herkesin iyi günler göreceğine işarettir.
sait faik)

"herkesin iyi günler” görmesini isterdi, bu isteğinde samimiydi. o kadar samimiydi ki, istese her bakımdan en yüksek hayatı yaşıyabileceği halde, yaşamaz, “herkes gibi" giyinir, “herkes gibi” gezer, “ herkes”in eğlenip zevklendiği yerlerde gezer dolaşırdı.

bana sarnıç ın ikinci baskısını imzaladığı gün, ona davetliydim. henüz istanbul’a göç-memiş, henüz istanbul lu olmamıştım. adana’da veremle savaş demeği cinsinden birkaç derneğin çeşitli işlerinde çalışan küçük bir kâtiptim, ama varlık, hikâyelerimi basıyor, kitaplarımı basıyordu. ben onu onun beni duymasından çok önce duymuştum. galiba 1938 lerde. adana cezaevi'nde beş yıla hükümlüydüm.
aklımda yanlış kalmadıysa yeni mecmua adlı dergide onun medar-ı maişet adlı romanı-nın tefrika edileceği üzerine bir ilân vardı. sonraları o dergide o roman yayınlandı mı? hatırlamıyorum. ama 1940 larda asıl tanıdım, sevdimdi ben sait faiki. bursa cezaevine yollanmıştım. adana'dan başlıyan “şairliğim”, bursa cezaevi nde sürüp gidiyordu. bu arada nâzım hikmet de gelmişti aynı cezaevine. benim şiirden çok hikâye, hattâ romana yönelmemin daha verimli olacağına değinmişti. bu arada sabahaddin ali, sait faik ve ötekileri tanıdım. hattâ ne yalan söyliyeyim, etkisi altında bile kalmadım dersem ’gerçekten uzaklaş-mış olurum.

evet, 1950’nin o pırıl pırıl eylül sabahı burgaz'a, sait faik’in dâvetine gitmiştim. çevre
baştanbaşa sait faik kokuyordu. sait faik’in hikâyelerindeki maviler, yeşiller, sarılar, turuncuların hepsi güne karışmıştı. beni iskelede karşıladı, yanında kocaman köpeği, yanyana, burgaz'ın o, insana meselâ italya’yı, yunanistan'ı, belki de ne bileyim başka herhangi bir avrupa kıyı şehrini hatırlatan sokaklarından geçerek, bu şimdi müze haline getirildiğini işittiğim evine geldik. beni annesine tanıttı, annesini bana. hattâ akrabası güzel, cici, şirin bir genç kızı da.

— senin hikâyeleri benimkinden çok sever..falan da dediğini hatırlıyorum

sonra annesiyle akraba küçük bayanın hazırladıkları kahvaltı sofrasına geçip oturduk. masada tereyağından, sütten, bala kadar neler yoktu. sait'i sonraları tanıdığım için ileri sürebilirim ki, o gün sait, bana verdiği önem yüzünden o itinalı sofrayı hatırlatmıştı. şüphesiz o sofra her zaman, her sabah hemen hemen aynı biçimde hazırlanıyordu ihtimal, ama sait faik in o benimle karşılıklı oturduğu anki iştahla oturmuş olacağını sanmıyorum.

onunla dargın olduğumuz sıralarda bile, ge-çim sıkıntısının verdiği umutsuz karamsar anlarımda bile onun rastgele bir cildini kitaplı-ğımdan çekip, rastgele açmış, okuduktan sonrakaramsarlığımdan kurtulmuşumdur.

dün elime, “îndiana university publications’un turkish literary reader” kitabı geçti. sait faik’in (yani usta) hikâyesini okumağa baş-ladım. inanın, onu ilk okuduğum günlerdeki tad gene aynı güçteydi. hikâyeyi bitirdiğim zaman içimde sait’si bir burukluk kaldı. sait’si diyorum, çünkü sait asıl hikâyelerinde his yanını duyurmuştur. yaşarken çokluk bulamadığı dostluğun tadını hikâyelerinde bulmak için yazar, bu arada okuyanlara da duyururdu.

açın yani usta hikâyesini, baştan başlayın okumağa. §u son paragrafı da birlikte okuyalım:

"heye gidi yani usta hey! bunda no var ki yani usta, ha? gelmedin gelmedin. ne çıkar
bundan? sen yine o aynalı sinemada yanıma oturan küçük çocuksun sokakta gördüğüm zaman. ama yüreğimi bir şey, bir demirden avuç da sıkmıyor değil hani. ama boşver! inanma! hadi canım sen de! üzülme be yani usta. beni gördüğün zaman gülümseyiver. aldırma! tiyatro da n’oluyormuş? dünya’da dostluk vardır, be! o da ölmedi ya!”

gerçeklen böyle bir yani usta var mıydı?

sanmıyor, gerçeğini düşünmüyorum bile. ben burada, bu yani usta vesilesiyle sait faik in aradığı mutluluğu elle tutar gibiyim. hepimizden, herkesten bu içtenliği, onu yani usta’nın götürdüğü içtenliğin huzuruna götürmemizi bekler, bulamazdı. kuşkusu, içtenliklerimizin bir hergeleliğe, matrağa dayanıp dayanmaması-nı ayırt etmekten gelirdi sanırım. alay edilmek, ti’ye alınmak, işletilmek en büyük korkusuydu. onun için sağa sola çatar, onun için daha önce davranıp ti ye alır, dalga geçer, kar-şısındakini işletirdi

ne zaman, adalar’a gitmek .şöyle dursun, beyoğlu’na çıksam, sait faik karşıma çıkıverecekmiş gibi gelir. bizde pek az yazar kendini konularına böylesine sindirmiştir.

ölümünden az önce, daha doğrusu kliniğe yatmadan az önce demek daha doğru, gülhane parkı’nı boylamıştık. çisentili bir havaydı. so-ğuk. büyük ağaçlar hışıl hışıl. dert edindiği bir konu üzerinde konuşuyorduk. memleket edebiyatı, memleket sanatı, çalışan insanlara dair uzun uzun anlattıktan sonra, aynen şöyle dedi:

— evet, işçi, köylü, çalışan anadolu., anlı-yorum, konularımı buralardan almıyorum, bu meselelere dokunmuyorum diye bana çatıyorlar ama, ne yapayım birader? onları, onların meselelerini yakından bilmiyorum ki. iftira mı edeyim? yalan mı söyliyeyim?

hayir sait faik, hayır; yalan söylemedin; galiba en doğru şeyi yaptın. en iyi bildiğini
işledin. zaten şunu, bunu, şurayı burayı işlemek yok, “insan”ı, mutluluk ardında koşan insanı, insanı mutluluğa ulaştıramıyan kara çalı-larıyla birlikte “çalışan insan”ı işlemek var.

peki çalışmıyan? çalıştıran?

o da var elbette. onlar da insan, onları da işlemek var, ama bütün bunları, senin de bana armağan ettiğin sarnıç kitabının ön sözünde belirttiğin gibi: " ... bir gün herkesin iyi günler görebilmesi ’ için, sırf bunun için işlemek! en iyi bildiğini işlemek!

Habibe, Mavi Kuş'u inceledi.
06 May 16:54 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Mustafa Kutlu okumayalı uzun zaman olmuş. Nihan Kaya imza gününde birisi ona Mustafa Kutlu'dan bahsetti hangi kitabından bilmiyorum artık o da ben Mavi Kuş'u biliyorum dedi. Ordan düştü aklıma yeniden. Birkaç gün sonra okulun kütüphanesine şöyle bir göz atayım dedim pek de ilgimi çekmeyen kitaplar arasında bir baktım Mavi Kuş, aldım hemen. Bir kütüphaneden kitap almayalı da yıllar olmuştur. Bütün bunlar olurken kitap hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Dün sabah Giresun için yola koyulurken kitabı çantama attım ve yolda okumaya başladım. Meğer mavi kuş bir otobüs imiş. Üzerinde beyaz bir kuş resmi olan mavi renkli bir otobüs. Şebinkarahisara gidiyorum, Kenanlara, otobüsün şoförü Deli Kenan. Yolculardan Beşir ağa dedelerinin hikayesini anlatıyor 'Eskiden. Bunlar ta giresuna kadar gider,oradan mal yükler Diyarbakır 'a ..'diye devam ediyor. Diyarbakır yıllarıma gidiyorum Giresun yolunda. Giresun yolculuğu bitiyor Şebinkarahisar yolculuğu başlıyor. Döne döne bir tırmanıyoruz bir iniyor bir çıkıyoruz halim harap ve artık kitabı okumayı bırakıyorum. Şimdi son yüz sayfayı okurken diyorum ki belki bu kadar hikaye barındırmıyor içinde( Neşe ve Murat öğretmen, Arkeolog Gül ve mühendis Kemal, Doktor Yahya, hasta kadın ve kocası, John ve Elizabeth, Avcı Bilal ve köpeği, Muavin Seyfi, kaçak yolcu çocuk Erol, Kuyumcu Nazım, esansçı ve köylü adam ve hikayeleri) ve belki o minibüs bir mavi kuş değil ama benim için mavi kuş yolculuğu kadar meşakkatli ve unutulmaz bir yolculuktu. Her yolculuk bir hikaye barındırıyor,bir şekilde bir iz bırakıyor o an farkında olmasakta; yolun sonunda kitapta olduğu gibi 'Stop' diyerek bir film setinde olduğumuzu bize gösteren Kutlu'ya selam verip yolculuk filmimizi başa sarmalıyız belki de. Aynalar, sırlar, hakikatler,hikayeler derken meçhule adım attıran o soru 'Ne yaptık biz?'

▶ Eliff Fe+ ⭐, bir alıntı ekledi.
05 May 10:08 · Kitabı okudu · İnceledi

Benden dinlenilmeyen Nazım'ı Vera'dan, Münevver'den dinleyen sevdiklerine tek bir cümlem var. "Nazım hudutsuzca seven, sevilen bir adamdı.."

Piraye'de Nazım Olmak, Nazan Arısoy (Sayfa 131 - Gece kitaplığı 3. Baskı)Piraye'de Nazım Olmak, Nazan Arısoy (Sayfa 131 - Gece kitaplığı 3. Baskı)
Ali Taş, bir alıntı ekledi.
03 May 18:42 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Karşı yaka memleket,
Sesleniyorum Varna'dan,
işitiyor musun?
Memet! Memet!
Karadeniz akıyor durmadan,
deli hasret, deli hasret,
oğlum, sana sesleniyorum,
işitiyor musun?
Memet! Memet!

Henüz Vakit Varken Gülüm, Nazım Hikmet RanHenüz Vakit Varken Gülüm, Nazım Hikmet Ran