Ne kadar doğru acaba...
Psikolojik bir arastırmaya göre bu durumunun kuantum ve telepatik bağlantısı oldugu yönünde.

Kuantum dolanıklık nedeniyle tüm zihinler daimi bir enerji alışverişi içindedirler.

Yani siz odaklandığınız kişi hakkında düşünürken aslında o kişinin bilinçaltına yayın yaparsınız..Ama bir çok insan bunu bilmediği için rastgele düşünerek ,kendilerini sonrasında içinden çıkamadıkları sorunlar yumağı içinde bulurlar..

Örneğin onu özlediğinizi düşünürsünüz..ve o alana bu duyguyu gönderirsiniz..Özlediğiniz kişi de bu düşüncenizi kendi düşüncesiymiş gibi algılar ve sizi özlediğini düşünür..

Ceylan, bir alıntı ekledi.
16 May 13:44 · Kitabı okuyor

Peki, kendimizi egomuza , nefsimize karşı nasıl koruruz ? Tosun Efendim bir keresinde , "Gece vakti bir hırsız evinize girerse ne yaparsınız ? "diye sordu . " Yatak odanızdasinız ve hırsizin etrafta sinsice gezindiğini , gümüş şamdanların hırsızın torbasına girdiğini duyuyorsunuz . Elinizde bir bıçakla merdivenlerden aşağı koştuğunuzda hırsızda da bıçak olacaktir.Elinizde bir silah varsa , hırsızda da bir silah olacaktır. Ne tür silahınız olursa lsun , hırsızda da aynısı olacaktır. Ona karşı ne tür bir kuvvet uygulatacaksanız o kuvveti size geri yansıtacaktır ". Böyle bir durumda ne yaparsıniz ?
Şeyhimin verdiği cevap şuydu , "Işığı açarsin ! Hırsız korkaktır , idrak nurunu bu anlattiğimiz sürecin üstüne tutarsan , hırsız kaçaçaktir ."

Sufi Terapistin Sohbet Günlüğü, Robert Frager (Sayfa 33)Sufi Terapistin Sohbet Günlüğü, Robert Frager (Sayfa 33)

Ödünç verdiğim kitabın zarar görmüş şekilde geri gelmesi bütün günümü mahveder nitelikte bir sorun evet. Siz olsanız ne yaparsınız ki ?

Dostunuz İçin En Fazla Ne Yaparsınız?
Şu hayatta ne mutlu gerçek dostu olanlara.

Çok sevdiğim bir arkadaşım geçenlerde yemeğe çağırdı evine. Diğer ortak arkadaşlarımız ve eşleri de davetliydi. Kalabalık bir arkadaş ortamı... Hayatta en sevdiğim şeydir dostlarla bir araya gelmek.

Muhteşem bir sofra kurmuş, güzel güzel yemekler yapmış ve âdeta beni yemeyin de instagrama atın der gibi duruyordu bütün yemekler. O derece güzel ve şık.
On iki kişilik masanın tam ortasına oturdum ben, iki kişi sağımda iki kişi de soluma oturdu.
Başladık bu güzel yemekleri yemeye. Bir yandan yemekleri öğütürken diğer yandan da sohbet ediyoruz. Derken ağzımda tuhaf bir şey olduğunu fark ettim. Ağzımdaki lokmayı sağa sola çevirip ne olduğunu anlamaya çaışırken bir taraftan da Allah'ım lütfen korktuğum şey olmasın diye dua ediyor, resmen ecel terleri döküyorum. Ama maalesef korktuğum başıma gelmişti ve ağzımda bir saç teli vardı. Ne yapacağımı şaşırdım. Olur da farkederlerse masadakiler arkadaşım çok kötü rencide olacak. Çaktırmadan çıkarmaya çalışsam arkadaşımın görmemesi imkânsız çünkü bana bakarak bir şeyler anlatıyor. Anlatıyor ama ben hiç birini duymuyorum. Kalkıp lavaboya gitsem, bana yol vermek için yanımdaki insanların da kalkması gerekiyor çünkü masa duvar dibindeydi ve ben tam ortada oturmuştum. Yutsam olmuyor, çıkarsam olmuyor... Çiğneyemiyorum da öylece ağzımda duruyor, nasıl da büyük lokma almışsam yanağım şiş bir vaziyette arkadaşımın konuşmasının bitmesini bekliyorum ki punduna getirip çıkartayım. Ama nerde... Balkon konuşması yapar gibi anlatıyor hatun. Nefes bile almıyor. Ne büyük imtihan Ya Rab! :)

Sonra bir an da durup bana baktı ve "niye çiğnemiyorsun, ağzında tutuyorsun lokmanı" dedi.
Bir an ne diyeceğimi bilemedim, sonra "Seni daha iyi duyabilmek için" dedim. :) O da "Yahu ye ye, benim sesimin volümü yüksek duyarsın. " demesin mi? Ah ah... O an, o saç teli, yağlı urgan olup boynuma dolandı da dar ağacında sallandırdı beni sanki... Kızıl korlar üzerinde yalın ayak yürüdüm sanki... Sağlam dişimi, morfinsiz çektiler sanki...

Evet. Ben o saç telini yutmak zorunda kaldım. Lokmamı çıkartacak imkânım olsaydı çıkartacaktım ama olmadı maalesef. Ama olsun. O benim canım arkadaşım, biricik dostum. Ben onun için salyangozu soteleyip yer, tavuğu çiğ gömerim mideye. Ama bunu sadece o çok sevdiğim dostum için yaparım. Eminim o da, ben farkında olmadan çok kusurumu örtmüştür.

Bu hadiseden sonra onu ne kadar çok sevdiğimi anladım. Bana, kendini bu kadar çok sevdirdiği için de ayrı bir sevdim onu. Aynı ana rahmini paylaşmış olsak, ancak bu kadar severdik birbirimizi. Her kardeş dost olamaz ama, her dost aynı zamanda kardeşmiş gerçekten... Şimdi bu bu arkadaşım yeni anne oldu. Gideyim de bu taze annenin anneler gününü kutlayayım. :)

Muhammed Faruk Paksoy, bir alıntı ekledi.
10 May 02:04

ŞAKİK - Şükür bahsinde ne yaparsınız siz?

İBRAHİM ETHEM - Bulunca şükrederiz, bulamayınca sabrederiz.

ŞAKİK - Horasanın köpekleride böyle yapar!

İBRAHİM ETHEM - Ya siz?

ŞAKİK - Bulunca dağıtırız, bulamayınca şükrederiz.

İbrahim Ethem, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 47)İbrahim Ethem, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 47)

Bir insandan yardım isteseniz ne yaparsınız?
A.) Önceden yaptığınız yardımları hatırlatırsınız.
B.) Yardım isteyeceğiniz iste, ona çıkar sunarsınız?

Beybun, bir alıntı ekledi.
09 May 12:54

Bir tedirginlik var içimde, bir türlü kendimi toparlayamıyorum. Öyle bir hava içindeyim ki, sürekli halimden şikâyet ederek bir çember içinde dönüp duruyor, bugünün artık dün olmadığına bakmıyorum. Ne yaparsınız ki içimde birikmiş şeyler dünden daha iyi günlerin içine akıyor.

Felice’ye Mektuplar, Franz Kafka (Cem yayınevi)Felice’ye Mektuplar, Franz Kafka (Cem yayınevi)