• _Zihinsel anormallik gibi görülen şey, üstün zeka gücünün kılık değiştirmiş hali olabilir.
    _Kimi sanatçıların durumu sevgisiz çevrenin yıkıcı etkisinden korumak icin kötü özellikler gösteren terk edilmiş çocuk erotizmine benzer. Acımasız ve bencil. Ahlak ve hukuku çiğneyerek güçlü bir bencillik sergileyebilirler..
    _Ruh hastaları; bilinçsiz, gerçeklikten kopuk, sonu gelmez tutarsızlıkları olan, değer yargıları dumura uğramış, öznel ile nesnel gerçekliği karıştıran, hezeyanlar, çocukluk enkazı, ani düşünce değişiklikleri, duygu körlüğü… Şizofrenik kişilik gerçeğe yabancılaşır ve bölük pörçük kişiliklere, komplekslere dönüşür. Van gogh şizofrendir. Ruh hastasında anlamın grotesk gerçekdışılıkla bozulması kişiliğinin yıkımı sonucudur.
    _Sevginin olmadığı yerde sanat da olmaz. Sanat sevgiyle yapılır. Sanat yürekten gelir. Yürek bozuksa sanat da bozuktur.
    _İnsan ne yiyorsa odur.
    _Her yaratıcı pozitif yetenek, çocukluktaki negatif bir niceliğe dayanır.
    _Bilim, tarafsız, önyargısız ve kapsayıcı bir doğrunun peşinden koşar. Psikanaliz ise baskıcı dönemin sonundaki nevrotik bireylerini vaaz eder.
    _Parıldayan her şey altın değildir.
    _İdeallerimiz, güdülerimizin kılık değiştirmiş dışa vurumu olabilir._
    _Kültürlü Romalılar Hristiyanlarin boş inançlarına hayretle bakarlardi.
    _Bir şeyin sonu karsitinin başlangıcıdır. Pozitif negatife dönüşür.Tao.
    _Bir yapıtı sembolleri ile kavrariz eğer sembol yoksa olduğu gibidir.
    _Mitolojik figürler şekil degiştirmistir. Toprak ana sebze satan şişman kadındır. Kartalın yerini uçak almıştır.
    _Sanat eserleri psikolojik ilaçlardır. Bunlar parçalamaya başladıkları ilkel değerleri fanatik bir tekyanlılıkla zayıflatırlar.
    _Toplum o kadar çok içe kapanmış ve yalıtılmış ki, bu kabuğu kırmak için Joycevari patlayıcılardan aşağısı yetmezdi. Joycenin çağdaşları o kadar ortaçağ önyargılarıyla doludur ki bunu kırmak için joy ve Freud gibi peygamberlere ihtiyaç vardır
    _Hapisten kaçan için ıssız çöl bir cennettir, ışıktan gözleri kamaşan için karanlık bir nimettir._
    _Duygu körelmesi, ortalıkta çok fazla sahte duygu olduğunda kendini bir tepki olarak gösterir. Duygularımızın kurbanıyız. Duygusallık barbarlığın üzerine dikilen yapıdır
    _Peygamberler edepsizdir ve zamanın psişik sırlarını bilmeden sözcülüğünü yapmakta olup bir uyurgezer kadar bilinçsizdir. Zamanın ruhu onu konuşturur. _Zorba demagog musanın, sinanın tepesinde bulunduğunu düşündüğü ve zekice bir tezgahla insanlara zorla kakalanan bir çeşit metafizik polis olan gardiyanlardır.
    _Sanatçılar, kahinler ve peygamberler aynı kaynaktan beslenir. Ona sırt çeviren gunahkarlar yikicilar ve delilerdir. Çağa yüzünü karartan yikicilar, kurbanlar, ateşe yaklaşan deliler da vardır. Boş inanç yüzünden bir çok şeyi reddediyoruz ama ilkeller bunun farkındaydı.
    _Psişe çok renklidir. Biz onun dışavurumlarını görebiliriz. Psiokojik süreçler nedenselike açıkanabir ama kökleri biinçdışının sonsuzluğuna uzanan yaratıcı süreç kaçmayı başarır. Kendini disavurumlarla belli eder. Psikolog ile eleştirmen yaklaşımları farklıdır. Eleştirici açısından değerli olan psikolog açısından önemsiz görülebilir. İlkel deneyimler öteki dünyaları mi yoksa ruhun karanlığını mi anlatıyor bilinmez

    _Hekim Paracelsus_1493 Zürih. Güneş akrep burcundaydı ve bu zehir dağıtıcıları ve hekimler için olumluydu. Akrep burcunun efendisi gücü cesaretinden, zayıflığı kavgacı huyundan kaynaklanan gururlu marstır._Doğa insandan daha güçlüdür ve hiç kimse onun bu etkisinden kaçamaz. Suyun serinliği, derin vadi, kayaların sertliği, ağaçların eğri büğrülüğü, yüksek dağlar... orada doğmuş olan bu hekime, karakteristik İsviçre inatçılığı, kararlılığı, soğukluğu, özgüven ve gurur kazandırmıştır. Aslında parac, İsviçreli değil gayrimeşru bir şövalye çocuğudur. Aristokratik yaşam damarlarında dolaşıyor ve gömülü halde duruyor._ Babasının aşağılık duygusu oğlu babasının haklarının intikamcısı yapacaktır. Babanın teslimiyeti oğulda yıkıcı bir hırsa dönüşecektir. Her türlü otoriyete babalık hakkı iddia eden her şeye babasının düşmanıymış gibi savaşacaktır. Babasının kaybettiği özgürlüğü kazanmaya çalışacaktır. İyi bir eğitim almadı çünkü otoriyer bir eğitim onun için bir tabuydu. Kendi kendini yetiştirdi. Sokakta cübbe yerine amele giysisi giyerek saygın kesimi öfkelendirmişti. En nefret edilen kişiydi. Lakabı azgın boğa-huysuz eşek._Dünya canlı ve büyük bir küredir. İnsan da küçük bir mikrokozmozdur ve dışarıda olan her şey içeridedir…paraca göre doğada cinler cadılar karabasanlar ile doludur. Vebanın genelevdeki şeytandan kaynaklandığnı yazmıştı imparatora. Hastalıklar cisim değildir ve ruha karşı ruhla mücadele edilmeli. O her şeyi kökünden koparan ve geride bir enkaz bırakan bir kasırgaydı. Patlayan volkan gibi harabeye çeviriyor ama aynı zamanda hayat veriyordu. İnsan onu ya küçümser ya abartır. onun çok yönlü doğasının tek yönünü bile anlama çabası doyuma ulaştırmaz. O bir okyanustur, kaostur ya da tanrının bir simyası._ Hem muhafazakar hem devrimciydi. Kiliseye ve batıla muhafazakar ama tıpta kulkucu ve isyankardı. Astrolojiyle ve bedendeki yıldız teorisiyle ilgilenirdir. Hekim içsel semayı bilmeli yoksa sadece astrolog olur. Gökkubbe sadece kozmik boşluk değil insan bedeninin bir parçasıdır. Leş neredeyse akbabalar orada toplanır. Hasta ve tıp neredeyse hekimler de orada toplanır. Gökyüzü-sema sadece yıldızlarden değil, içimizdeki yıldızlardan da oluşur. İnsanda da kutuplar ve burçlar kuşağı vardır. insan içindekileri bilirse hastalığını, sağlığını bilir. Sema insan, insan d asemadır ve bütün insanlar tek bir sema, sema da tek bir insandır. Yıldızlar hem hastalık hem de sağlık getirir. İlaçlar güneş tarafından kalbe, ay tarafından beyne, Venüs tarafından böbreklere, jübiter tarafından karaciğerlere, mars tarafından safraya yönlendirirli. Yıldızğanmesi olumsuzsa hekim tüyerdi ve bu da hoş karşılanırdı. Psişesinin ilkel karanlığından faydalanmıştır. En beter hurafelerden beslenen batıl inançlar ortaya çıkarılmış.

    _Freud_Tekniği, kendi kendine geliştirdiği ve akademik bilime batan bir diken olmuş ve daha sonra serpilmiştir. Viktoria baskıcı politikaları dönemi, ortaçağ kültürünün devam ettirilmek istendiği ve devrimcilerin ezildiği… bu zorunlu koşullar, freudun öğretilerini belirledi. Voltairenin- Kötüyü ezelim. Düzturunu benimsedi. Freudun değeri, tıpkı sahte putları yıkan bir peygamber gibi, çürümüşlüğü teşhirinden gelir._rahipler eskiden beri psikanalizi uygulamaktadır. Freud geleceğe yönelik çözümler sunmaz. En cesaretli kişiler bile arzularını bastırırlar. Freud bu bilinç krampları için yüceltme fikrini ortaya attı. Simyacıların kötüyü iyiye, yararsızı yararlıya çevirme hilesinden başka bir şey değildir. Freuddan önce nevrozlar, tuhaflıktan ibaretti ve Freud cesaretle bunun üzerine giderek tıp-psişe ayrımına olanak sağladı. Freuz bir sinir uzmanıdır ama hiçbir felsefi görüşü yoktur. Ne psikoloji ne felsefe eğitimi görmüştür. Papaz psikanalizinde şeytan, normal psikanalizde şeytanın yerine başka nevrotik şeyler koyulur. Kötü ruh zararsız bir psikolojik takıntıya dönüştürülür. Freud, gözünden nevrozu hiç ayırmadı ve herkeste kusur aradı. Freud büyük bir yıkıcıydı. Peygamber gibiydi. freud, çürük dişi can yakarak oyan bir dişçidir ama altın dolguya gelince, dişin içini doldurmaz. Freud psikolojisi 19. yy. materyalizminin dar sınırlarındadır. Bu tek yanlılık bir zorunluluktu ama sonra yeni fikirlerin ortaya çıkmasıyla bir kusursa dönüştü. Bilimsel hakikatin anası sadece kuşkudur.
    Geçmişin hurafesinin bir karabasan olarak canlandırdığı şeyi bir yanılsama olarak görüp, maskesini düşürmek ve zararsız bir köpeğe dönüştürmek istedi.
    _Freud tekniğinde, düşünceler ile ahlak çeliştiğinde hasta duygularını bastırır. Bastirilanlar bilinç tarafından suçlu olarak algılanır. Kimse mükemmel değildir ve herkeste bu olay yaşanır. Bilinçaltı hareketlidir ve fanteziler üretir. Nevrozun tek nedeni bastırılmış cinsellik değildir. Freud onyargilidir...

    _Richart Wilhem_Farklı noktalardan başlayan yollarımız kuyrukluyıldızlar gibi kesişti. Doguyla batı atasi köprü kuran bu aklı saygıyla anıyorum. Çinlilerin zihinlerin derinliklerini araştıran ve oradaki gizli hazinesi ortaya çıkaran bir misyiner. Herkesi kucaklayan ve Hristiyan kiminden Avrupa kibrinden eser olmayan. Yabancı şeyleri yeniden şekillendirip form veren verimli bir beyin. En büyük başarısı Tao cevirileridir. Tao çin kültürünün ruhu. Çin alimleri binlerce yıl bu kitaba katkı sundu. Çin ruhuyla bakış açınız değişti. Tao bilimselliği aykırıdır. Tabudur. Bir prof Çin'in niçin bilim uretmedigini sormustu. Tao Çin'in bilimidir. Bizimkinden farklı bir bilim. Nedene değil eszamanlilifa dayanır. Nedensellik bilinçaltını açıklamaya yetmiyor. Psişik paralellikler başka bir tür ilkeye bagliydi. İnsan doğduğu zamanki astrolojik özellikleri taşır. Sonraki yorumları değil. Tao da astrolojik bağlantılara benzer. Wilhem taoyu kullanarak tahminlerde bulunmuş ve gerçekleşmiştir. Dilenciye yardım ona iş vermekle olur. Batili ruhani dilenciler doğunun düşünce dünyasını taklit etmekten öteye gidemedi. Doğudan sadaka aldılar. Binlerce yıllık çin kültürü çalınarak elde edilemez. Çalışarak haketmeliyiz. Korsanlar gibi değil. Çin bilgeligi karanlıkta parlar. O Çin'in savaş yoksulluk umutsuzluğu dan kaynaklidir. Doğuyu fethettik ama doğu kültürüyle bizi fethetti. Hastaların huzuru, ferahlığı için her türlü egzotik hurafeyi ithal ediyoruz. Hakikatler yakındır ama insan bunların gizli ve karmaşık olduklarını sanir. Çin, karmaşık şeyleri basit şekilde anlatır.

    _Psikoloji ve edebiyat_Psikoloji sanatın sadece yaratma aşamasını analiz edebilir, özünü değil. Dini de öyle. Yoksa bunlar psikolojinin alt kategorileri onlardı. Sanat hastalık değildir. Sanatın önemi kişisel sınırlamaların dısina çıkıp, yaratıcısının kişisel kaygılarının ötesine geçmesinden kaynaklanır. _
    _İnsanla sanatın ilişkisi, bitkiyle toprağın ilişkisi gibidir. Bitki yalnızca toprağın ürünü değil. Bağımsız bir süreçtir. Sanat eseri de böyle. İnsanı bir gıda olarak kullanarak yeteneklerini kendi amacını gerçekleştirmek için sekillendiren canlı ve özerk bir varlık. Sanatçı içindeki yabancı durtuye itaat ederek onun götürdüğü yöne gider. Kendine ait olmayan kontrol edilemez bir gücü kullanır. Sanatçı yaratilanla özdeş değildir. İkinci kisiymis gibi yabancı bir iradenin çemberine düşmüş gibidir. Şairin özgürlük içinde yarattığını dusünmesi aldanmadir. Yuzdugunu sanmakta ama o sadece nehirde yaratıcı bir süreç tarafından suruklenmektedir. Sanatçı kendi eseri tarafından esir alınmıştır. Yaratıcı dürtü bir ağaç gibi psisede büyür. Bu otonom komplekstir. Benliği kendine hizmetkar kilabilen otorite. Yaratıcı sürece uyan sanatçı boyun eğen birine dönüşür. Yaratıcı süreci yabancı gören öteki sanatçı ise boyun eğmeyen hazırlıksız yakalanan biridir. Toplum için sanat kontrollüdür anlaşılır dizeydedir. Sanat için sanat icseldir ozerktir ve sürükleyicidir. Bilinç devredışıdır. Bilincimiz gelişir ve zamanında göremediğimiz eserleri farkederiz. O anlam hep vardı ve zamanın ruhunun yenilenmesine semboller cozulur. Sembolik olmayan yapıt duygularımıza daha fazla seslenir çünkü tamamlanmıştır. Sembolik yapıt bize meydan okur, heyecan verir ama estetik haz vermez. Sanatçının psisesinde oluşmaya başlayan bağımsız bir kompleks. Bilinçle bağlantı demek onun ozumsendigi değil algılandığı anlamını verir. Kompleksin bağımsızlığı buradadır. Sanatçının coskunluk halı patalojik bir noktaya yaklaşır. Bağımsız kompleks psisenin bir özelliğidir. Bunun varlığının farkında olmaması yüksek bilincdisilik düzeyini açığa vurmakta. Bağımsız kompleks bilinçli yandan çekilen enerjiyle gelişir._
    __Bir yapıtı sembolleri ile kavrariz eğer sembol yoksa olduğu gibidir. Sanat yaratıcılığına nasıl bir ilksel imge yatmakta. Kaynağı bilinçdışı mitoloji alanı olan insanlığın ortak mirası kollektif bilinçaltı. _Freudun bağırsak boşaltan yöntemine bırakmak istiyorum. Sanata akarsuyun çamurlu kolları uzanmakta ve eseri sembol yerine septoma dönüştürür._ Kolektif bilinçaltı bastirilmamis bağımsız bir olusumdur ve unutulmamıştır ve teknikle geri getirilmesi mümkün değildir. Kalıtsal olarak geçen bir potansiyel. Arketip zamanla hortlak olarak ortaya çıkan mitolojik bir figurdur. Ataların deneyimlerinin psişik tortusudur. Nehir gibi bazın sığ bazen gür şekilde. Arketipik bir durumda sanki bir güç tarafından ele geçirilmiş ve coşkusuna kapılmış gibi rahatlar ve bireylikten çıkıp ırk olmuşuzdur. İçimizde atalarımızın sesi yankılanır. Gizli güçlere, kollektif bilinçaltının temsillerine idealler deriz. İdealler arketipik farklı çeşitleridir. Anne arketipi anavatan, baba arketipi Atayurt. Ataların ruhlarını barındıran toprağa gizemli katilisidir. Yaratıcı süreç de arketipsel etkinin bilincdisinda harekete gecirilmesyle ve değerlendirilmesiyle tamamlanır. Sanatçı ona şekil vererek bugüne aktarır ve geriye, yaşamın en derin kaynağına giden yolu bulmanızı sağlar. Sanatın önemi buradadır. Çağın ruhunu eğitir ve eksiklikleri ortaya çıkarır. Sanatçı bilinçdışı imgeyi cagdaslarina kabul ettirene kadar dönüştürür

    _Freud nevrozlarin ve yaratıcı sürecin çocukluk cagindaki psişik komplekskerde olduğunu keşfetmişti. Nevroz doyumun aracının yerini alır. Ne kadar çok kisisellik varsa ortaya çıkan şey o kadar az sanat eseridir. Kisisellik bir kusurdur ve nevrozdur. Kisiselligin üstüne çıkıp yürekten seslenmeli. Freud sanatçıların çocuksu otoerotik özellikler gösteren az gelişmiş kişilikler olduğunu söyler. Sanatci özgür bir birey değil, sanatın amaçlarına kendi üzerinden varmasina izin veren biridir. İnsanoflunun psişik yasaminin bir araci
    _Deha kendini farklı şekillerde gösterir. İçinde gizli bir tanrı olan üstün yetenekli kişiyi diğerlerinden ayirdeden düşüncesinin saflığı ve özgürlüğü. Ne olduğunu bilmediği yarati durtusunun esiridir. 2 guç savaş halindedir. Sıradan insan ile yaratıcı güç. Her birimiz bir enerjiyle dogmusuzdur. Sanatçı ise bu enerjiyi ele geçirir. Yaratıcı dürtü insanın içindeki enerjisini boşaltır ki insan ya ilkellige ya da cocuksuluga çevirir.
    _Bebek gibi sanat da insanın içinde gelişir. Faustu yaratan göte değil. Göteyi yaratan faussttur. Sanatçı kolektif bilinçaltının derinliklerine dalmıştır. İnsanları da sürükler. Büyük sanat eserlerinin etkili olmasının sırrı budur.

    _James Joyce_700 sayfalık boş bir kitap. Beklenti insanı mahveder. Joycenin malzemesi- metafizik bir nihilizim. Kitap geriye doğru da okunabiliyor, ne önü ne arkası vardı. Oscar wilde, sanat eserlerinin hiçbir işe yaramayan bir şey olduğunu savunuyordu. Kitabı eleştirme nedeni, beğeni ve eleştirenlerin çapraz ateşinde kalması ve bir prikitatristin düşündükleri. Psişenin tüm dışavurumlarına karşı önyargılıyım çünkü prikiyatristim.
    _Picasso_ joycenin edebi kardeşi. Picasso un psişik sorunlarıyla hastalarınınki aynı. Hastalar ya şizofren ya Nevrotiktir. Nevrotikler duygulu resimler üretirken sizofrenler duygusuz, kesik kesik, catlakli, psisik fay hatları gibi celiskili parcalanmalar. Picasso sizofrendir._ Picassoda koyu mavi bilincalti yeraltı anima, açık renkler, ve zitligin birlesimi....
    Soytarinin kim olduğu kendinden güçsüz birine olan baskıcı tutumuyndan anlaşılır. Kendinden daha iyi olanın yolunu tikiyorsun. O kabuğu kırıp çıkan büyük kisiliktir ve kabuk beyindi.

    _Kısa notlar_Histeri fantezileri. Sogukkanliligiyla tüm duygularını iliklerine kadar dondurabilir. Şeytanın sponsorluğu. Kozmik uzaydan dünyaya bakan ay gibi mesafeli ve kendi halinde. Aşkın önyargıların inancın nefretin esiri değil. Eserlerinden sanatçının ruhunu görebiliriz. Aklı bokuna karışmak. Yasam parlaricisi. Gelmiş gelecek en harika şey. Yuregi tazeler. Kızarmış ekmeğe sürülen kaymaklı Ballı tereyağı. Gübre yığını. İnsan dünyanın öteki ucuna kaçsa da kendinden kurtulamaz. Kendini asarak kendisi olur.
  • “Şeytanın kentini darmadağın etmeye and içmişim.

    Kara ile Kızıl sembollenen sistemlerin esaretlerinden insanlığı kurtarmaktan, mazlum ve masum kardeşlerimi bu kölelikten azad etmekten daha büyük vazife ne olabilir?

    Anarşizm, terörizim, benim sisteminde yer bulamaz. Nihilizim de ancak bu insanlık düşmanı eylemlerin felsefesini teşkil edebilir.

    Bunlara karşın, inançlıyım, barış ve düzen yanlısıyım.”
  • 904 syf.
    ·12 günde·9/10
    Roman, 'Suç ve Ceza' romanından sonra Dostoyevski'nin en sevdiğim romanları arasında yerini aldı.

    Dostoyevski bu romanını kaleme alırken Aslında gerçek bir olaydan esinlenmiş. O sıralarda Rusya'daki nihilist gruplarından birinin başında bulunan Sergey Neçayev adında bir genç varmış. Birisi, Neçayev'i kendi grubunu kendi düşüncelerine göre yönetmesiyle itham eder ve bunun üzerine Neçayev de bu ithamı yapan kişiyi öldürtür. Dostoyevski'de, 'Ecinniler' romanında yazdığı Pyotr Stepanoviç karakteriyle Sergey Neçayev'i temsil eder.

    Kitap 19. Yüzyıl Rusyasını anlatan siyasi bir roman aslında. Bol bol nihilizim, ateizm, sosyalizm kavramlarıyla karşılaşıyoruz. Rusya'dan ve Rus insanından özellikle bahseden Dostoyevski yer yer çok ağır ithamlarda bulunarak Rus insanını acımasızca eleştirmeyi de kendine görev edinmiş. İyi yanlarını da kötü yanlarını da böyle ortaya koyması kitapta en sevdiğim noktalardan oldu.
    Dikkatimi çeken bir diğer nokta Fransa düşkünlüğü... Kitapta, özellikle de Stephan Trofimoviç konuşurken hep araya Fransızca sözler katıyor. Bu durum sanki onu daha bilgiliymiş gibi gösterdiğini düşünüyor. Garip...

    Nihilizim'in aşırılığı karşısında yıkılan bir toplum, harap olan insanlar adeta gözümüzün önünde canlanıyor.

    Öncelikle kitapta bir sürü karakter var. İlk başlarda bu sizin aklınızı karıştırsada sonraları yerine oturuyor ancak benim gibi küçük bir kağıda bu kişileri not alarak işinizi kolaylaştıra da bilirsiniz.

    Stephan Trofimoviç, bu adam kitaptaki en boş insanlardan birisi olabilir. Profesör diye geçiniyor ancak tek yaptığı Varvara Petrovna'nın parasını yemek. Bu kadın da neden yirmi yıl bu adamın bütün ihtiyaçlarını karşılamış ve neden durmadan hiçbir iş yapmayan Trofimoviç'e o kadar para yardımı yapıyor anlayabilmiş değilim. Rus insanları kesinlikle garip.

    Nikolay Stavrogin, kitaptaki diğer ilginç bir karakter. Sessiz ama aynı zamanda ne zaman ne yapacağı hiç belli olmayan birisi. Kitapa girdiği ve yaptığı olaylara ilk başta şaşırıyorsunuz ama sonradan bu sıradışı tavırlarına sizi alıştırıyor. En sonda Psikopos Tihon'a verdiği kağıtlardaki itirafları sizi hem çok şaşırtıyor hem de midenizi bulandırıyor. Nikolay'ın yaşamı boyunca yaptığı tek iyi bir şey var mı acaba diye sormaktan kendimi alamadım!

    Şatov, Krilov, Daşa, Liza, Varvara, Lebyadkinler, Yuliya, Lembke...ve daha bir sürü kişi. Hepsi birbirinden iyi kaleme alınmış karakterler olsa da tabi ki en dikkat çekici Neçayev'i temsil eden Pyotr!

    Kitabın sonlarında herkesi hazin bir son beklerken Pyotr yine bir şekilde işin içinden tertemiz sıyrılmayı başarıyor.
    Bu adamın yaptıklarını okuyunca şaşkınlık içerisinde kalıyorsunuz. Çok ince ve zekice planını yavaş yavaş hayata geçiriyor. Açıkçası beni Raskolnikov'tan sonra en çok etkileyen Dostoyevski karakterlerinden birisi oldu. Adamın soğuk kanlılığına, zekasına, insanlar üzerindeki etkisine hayran oldum!

    Kitapla ilgili söylenecek o kadar çok şey var ki... Ama hepsini yazmak mümkün değil, yanlışlıkla da olsa kitapla ilgili bir spoiler vermek istemem. Kalın kitaplar gözünüzü korkutmuyorsa bu kitabı kesinlikle okuma listenize ekleyin.
    900 sayfayı yavaş yavaş, Rusya'nın ve Rus halkının içerisinde bulunduğu durumu hazmederek okuyun derim.
    Bir güzel Dostoyevski romanına daha veda etmenin garip burukluğunu taşıyorum.

    "- Çağımız, günah çağı ve böyle bir çağda insanların hayatın acılarından kaçıp kurtulabilmeleri ve inananlara vaat edilen sonsuz esenliğe kavuşabilmeleri, ancak Tanrı'ya inançla mümkündür...(sf.833)"
  • 368 syf.
    ·1/10
    Kitaba dair yanılgı, hurafe, dogmatik safsatalar...
    1 - Kitabında birçok kişiden alıntılarla görüşünü destekliyor ve bunu sağlamlaştırmak için dayanak noktaları olarak görünmesi olarak betimlemiş..Bir ateist veya x fikirli kişi veya kişiler bir başkasının görüşünü kendi dayanak noktası yapabilir ama bir müslüman ayet ve hadisten örnek verdiği zaman bu geçersiz oluyor, çünkü din ve kitap ( kutsal kitaplar )safsatadır!!

    2 - Dini eleştirilemez deyip yazarın dini fütursuzca, beyinsizce eleştiri yapabilir. Bu da bahsettiği dini kitabı için malezeme yapıp çok rahat bir şekilde eleştirebildiğini kendisi de fark edemeyecek kadar kendini kaptırma haleti ruh haline bürünebilmiştir.. O inanmadığı Yaratıcının kudretine bakın ki, inanmayan kişiye bu özgürlüğü verebilmiştir.!!

    3 - Hayat zıtlıklar kaimdir.. Ben iyiyi kötü ile, siyahı beyaz ile, sıcağı soğuk ile anlayabilirsiniz..Ben inançsızlığı ise inanç ile anlayabilirim ki olması gereken de.. Yazar nasıl din üzerinden dinsizliğe gidilen yolu kitap yazacak kadar bilgi ile bunu iddia ed biliyorsa ben de tam tersi ile yapabilirim..

    4 - Burada dikkat ettiğim en önemli konulardan birisi konusu otturduğu dini daha çok İslam ve Hristiyanlık üzerine bina etmiş..Yazara diyorum ki, benim dinimi tam anlamıyla bilmeyen birisinin yaptıkları senin ve senin gibi düşünenler için hedef haline gelmesi benim dininin öyle olmadığını gösterir ki burada da hedef gösteriyorsunuz. Bir buçuk milyar insanı bir kaç avuç kişiye indirgeyemezsin.Not: Usame bin ladin o içinden çıktığın zihniyetin yetiştirmesi ve köpeğidir!!

    5 - Hayatın başlangıcı tevhid dini İslam ile başlamıştır bu başlangıç ne çok tanrıcılık la ne panteizm ile ne de nihilizim ile başlamıştır. Ateist teorisini çok tanrıcılıktan başlayıp sonrasında İbrahimi dinlerle tek tanrıcılığa verilmiştir yazara göre. Bu yanlış bakış açısı gösteriyor ki ateizme giden yolu pagan düşüncesi açmıştır..Bu kadar muazzam doğayı,çevreyi, insanlığı bir Yaratıcıdan sıyırıp kişilere, nesnelere bölümlenmiştir ve bunun odak noktası sümer devletinden dünyaya yayılmış, buradan da Mezopotamya, Mısır, Yunan, Hint diye devam edegelmiştir.. İnsanlar bir Yaratıcı yerine bunu çeşitlendirme yoluna giderek kendine basit yolu seçmiştir!!

    6 - Dünyanın oluşumunu anlatırken bunun sadece evrim ile açıklamak? Yaratıcı mefhumu bir kenara bırakarak yoktan var olmanın imkansız, hayale bile gelemeyecek, insan sadece gözünün gördüğüne inanan şekilde tasavvur edilmiştir.. Hayatın oluşumu açıklayacak yer bilimin kendisidir, bunun dışında bir teori, ayet, kuram, söz kabul edilemez. Doğruyu bilim ile bilebiliriz. Bilim de bize teferruatlı düşünme, gözlem ve deneyinde açıklanabilir. Yoktan var olamaz, kendi kendine ve evrimsel biyoloji ile birleşerek başlamıştır. Muazzam eşsiz tasarım atomun elektronun protonun sicim kuarkın kendi kendilerine ve oranlarını da kafalarına göre ayarlayıp husule gelinmiş.. Tesadüf eseri!!

    7 - Bu tesadüfen oluşumdan sonra gelen milyonlarca insan farklı dinlere ebeveynlerin direktifleriyle bu dogmaları ortodoks bir şekilde zihinlerine nakış edilerek hayata başlamışlar.. Bu yaşayan insanlar dünyaya huzur mutluluk refah dinginlik kavramlarını oturtamamışlar. Atesitler ise kendi gibi düşünenlere ailelerin verdikleri mutlu, dengeli, ahlaklı( ahlak kavramını din ile başlamıştır) entelektüel ( inanan asla entelektüel olamaz dini bilgi buna izin vermez) değerlerle eksiksiz bir ateyiz olabilirsiniz.

    8 - Din ilham verme konusunda basiretsiz kalmıştır. Bütün yapılan deneylerde buluşlarda, teknoloji de bir fayda sağlamamıştır. Ateizmin verdiği öz güven ile sağlıklı bağımsız zihni işaret eder. Ateizm kelimesi korkutucudur lakin yazar dini korkutuculukla itham, yalanla, digmatizmle ve fanatizmle bir tutup bu düşüncelerle yoğuruldukları için hem hayatın başlangıcını hemde gelişmeleri tam anlamıyla görememiş ve yakalayamamıştır. Dünyada gelişme batı dünyasında olmuştur. En büyük hareket ettirici düşünceler kavramlar ve olaylar burada husule gelmiş ve bu yanlışları ortaya açık yüreklilikle koyanların ateistler olduğunu iddia ediyor. ABD de o kadar çok ateyiz var ki bun kişiler özgürlükler ülkesinde baskıdan ortaya çıkamıyor ama fikirlerini de beyan etmekten geri duramıyor..

    9 - Ateyizler arasında dolaşan şehir efsanesine göre ( anket yapmışlar, anketlerde yönlendirme, çarpıtma, yalan yanlış bir çok soru ve cevap sonuçları elde ediliyor ) bir insan ne kadar eğitimli ise o derece yakındır. Zeka ve eğitim seviyesi kişinin ateyiz olup olmamasının ön koşuludur..Önermeye göre okumuş bilgili entelektüel ise ateyiz tersi ise dindardır. Etrafımda ve dünyanın farklı yerlerinde de illa ki vardır ki okumuş bir çok kişi tanıyorum okumuş bilgili entelektüel kişiler dinine sıkı sıkıya bağlı..Demek ki bahsettiği bir çok sav iddia ve önerme gibi bu da yanlıştır. Ben kendi dinimi savunduğum için ve tez ortaya sürebilirsem yanlış içi boş safsata aşagılayıcı kötümser görünüyorum. Kutsal kitabım benim dayanak noktam ve çıkış yolumdur. İslam'da din ve bilim çelişmez ve iç içededir. Ayetlerde su şekilde söyler;

    Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.

    38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.

    39. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.

    40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    Bilimde der ki, gece ne gündüze ulaşabilir ne de tam tersi olur. Ne güneş aya yetişebilir, ne de tam tersi. Burada nasıl bir çelişki var. Din ve bilim burada bir terslik var mı? Asla!!

    10 - Son olarak küçük yaşta çocuğunuza dini bilgilerle donatırsanız yanlış yola sokabilirsiniz. Kişi ebeveynlerinin dinini değil bilim ve aklın önceliğinde sorumlu yasa geldiğinde hür iradesi ile tercihini yaparak doğru karar verebilir. Milyarlarca insanın inandığı değerleri yerle yeksan eden yazarımız doğruyu geri kalanları yanlışı seçerek insanlığı uçurumun kenarına götürmüştür. Bir şeyin nasıl oluştuğunu yapıldığını işleyişini dert etmemek lazım direkt pes edin ve bunu Yaratıcı yaptı diyin işin en kolayına kaçmayı tek tanrılı dinler ister tersini de Ateyizler yapar!!


    Kitap benim inancım çerçevesinde ve dinimin bilgileri ışığında içi boş küflü zihinleri bulandırıcı yanıltıcı ve aldatıcıdır.. Karşı görüşleri de okumayı severim, hani demesinler sadece teoloji ve ilahiyat ile uğraşıyorlar, ne edebi, ne tarihi, ne şiirsel, ne bilimsel, ne spor ile ilgileniyor.
  • "Aptallık, sıklıkla hak etmesine karşın hiçbir zaman böylesine görkemli başarı elde etmemiştir. Çünkü, tıpkı deha gibi aptallıkta insanoğlunun yazgısı üzerinde aynı etkiye sahiptir. Baylar! Aptallığın şerefine kadeh kaldırmayı öneriyorum, yaşasın aptallık".. ECİNNİLER.
    .
    Siyasi bir roman olan ecinniler 19. Yüzyıl rusyasında. Sözde sosyalizim, ateizm, nihilizim ideolojileriyle birlikte Rus insanı üzerinde ki etkiyi ele alır. Dostoyevski'nin sürgün sonrası muhafazakar görüşleri kitapta çok görülür, aynı şekilde de sözde muhafazakar ve dindarları eleştirileriyle haşlıyor resmen. Eleştirmediği hiçbir düşünce ve hiç kimse kalmıyor. Özellikle kitapta "Karmazinov" olarak turgenyevi temsil eden yazarımızı. Pyotor Stepanoviç sözde "sosyalistimiz"olarak görünür. Ama "Madrabazdır". Stepan Trifomoviç "entellektüel" öğretmenimiz, ve çok ironik bir hareketle polisler evini bastığında heryere İsa ve Meryem Ana ikonaları asması hepimizin etrafında görebildiği ve gördüğü insanlar gibidir. Nikolay Stavgorin kötülüğün yeryüzünde ki temsilcisidir. Onu kötülüğün peygamberi olarak görmemiz pekte saçma olmaz. Hemen bir not olarak şunu belirtmem gerekir ki, Ecinniler yazıldığı dönemde bir dergide tefrika ediliyormuş. Dostoyevski, dergiye bir bölüm yollar ve bu bölüm on dört yaşında bir kıza tecavüz edilip ölümüne sebep olunduğunu ve daha başka bir sürü kötülüğü anlatır. Dergi bu bölümü koymaz ve bu yüzden, kitabın sonraki tüm kurgusu da değişir. Ve özellikle bu yayınlanmayan bölüm aslında kitabın tüm düşünsel yanını, anafikrini vermektedir. Dolayısı ile kitabı okurken, bu anafikir kitap boyunca ipuçları vermekte ama bir türlü ortaya çıkmamaktadır. Ve kitabın ismide Puşkinin ECİNNİLER şiirinden alınmıştır.
  • Ben tanrıyı öldürdüm. Doğaüstü güçlere inanmam ve nihilizim içinde boğuluyorum. Neden yaşamam gerektiğini bilmiyorum. Nasıl yaşayacağımı bilmiyorum.