• Bütün suç bizim insanlarımızda. Geleneklerimizle boş inançlarımız o kadar fazla ki onlara saplanıp kendi değerimizi düşürüyoruz.
  • 168 syf.
    ·7 günde·9/10 puan
    Herkese merhaba,

    Hep ile hiçin iç içe geçtiğini, sonu olmayan labirentin odalarının kapıları bir diğer odaya açıldığı sarmalda dolaşırken korkularla yüzleştiğinizi, ne için kim için bu kadar kötülük yapılabileceğini bu insanların kim olduğunu kahve fincanında ki flue telvelerde bulabilir misiniz? İşte bu metinin satır aralarında aynen böyle dolaştım, her şey bir o kadar bulanıkken bir o kadar da acı ve gerçek. Mine Söğüt'ün dünyası sizin görebildiğinizden çok farklı o dünya herkese hitap etmiyor, o dünya da dolaşmak ve onu anlamak sandığınızdan çok daha kompleks.

    Okuması ve sindirmesi zor bir metin. Kitabın yarısına geldiğinizde bile hangisi gerçek hangisi rüya bu insanların bağlantıları ne çözemiyorsunuz. Kana bulaşmış bir kadınadam, Madam Arthur Bey, rüyalara giren hayalleriyle gerçek vahşetleri yapabilen. Tanımadığı insanların albümlerine bakarak onlara yeni bir hayat yazmaya çalışan Olcayto, karşı camda ki hayat kadını, geçmişinden kaçmaya çalışan bir Kedileş, kanı ve zamanı durdurup fotoğraflayan Keşşaf, acılarıyla sessizliğe gömülen görüleni görülmez kılan Maria... Bir fotoğraf albümü fotoğrafta ki insanlar bir dünya gerçeğini tüm insanların yüzüne tükürebilir mi? Tükürüyor ve bunu aklın sınırlarını zorlayarak yapıyor.

    Okuduğum diğer Mine Söğüt kitaplarından çok ayrı bir yere koyuyorum bu metni, etkisi de uzun sürecek belli. Ama kurgu içerisine serpiştirdiği öyle paragraflar var ki ara ara açıp okunmalı. Herkese tavsiye etmediğim, Mine Söğüt'ün dünyasına alıştıktan sonra okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap.

    Keyifli okumalar dilerim.
  • “İstenildiği gibi olan ya da olmayan şeylere üzülmekle o kadar zaman harcıyoruz ki treni kaçırıyoruz. Hayat kendi yolunu bulur ve her şey olacağına varır. Sadece yaşa ve bırak olsun gitsin.”
  • 544 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10 puan
    Veba geceleri;
    Pakize Sultan ve eşi Doktor Nuri Çin de olan veba salgınında Müslümanlar ile konuşmak ve onları karantinaya ikna etmek için Çin'e doğru yola çıkmışlardır. Aziziye gemisinde mutlu mesut ilerlemektedirler. Pakize Sultan, padişah 5. Murat'ın en küçük kızıdır. Babası tahttan indirildikten sonra bir saraya evlatlarıyla birlikte Abdülhamid Han tarafından kapatılmışlar ve evlilik çağına kadar o sarayda yaşamışlardır. Evlilik çağlarına gelince ablaları ve kendisine kendi yanına gelmeyi teklif eder Abdülhamid han. Ablaları kabul etse de Pakize Sultan anne ve babasından ayrılmak istemeyerek bu teklifi reddetmiştir. Ancak amcası Abdülhamid Han kendisiyle Doktor Nuri'yi tanıştırmış ve evliliklerine vesile olmuştur. Şimdi de Çin'e doğru yol almaktadırlar. Gemi de eczacı ve aynı zamanda karantinadan iyi anlayan Bonkowski Paşa ve onun yardımcısı Doktor İlias'ı görürler. Bonkowski Paşa ile konuştuklarında Minger adasında veba salgınından şüphelendiğildiği bilgisini alırlar. Bonkowski Paşa ve yardımcısı Doktor İlias'ı Minger adasına bıraktıktan sonra gemi Çin yolculuğuna devam etmiştir.

    Kendilerinin yanına koruma amaçlı bir Osmanlı askeri olan Kâmil, Pakize Sultan ve eşi Doktor Nuri'nin yanındadır. Sabah uyandıklarında Bonkowski Paşa'nın öldürüldüğünü ve veba salgını olduğunun kanıtlandığına dair Abdülhamid Han dan bir mektup alırlar. Abdülhamid Han onların derhal Minger adasına gitmelerini istemektedir. Ada'nın valisi olan Sami Paşa, Bonkowski Paşa'nın katili olarak bir tekke şeyhi olan Şeyh Hamdullahın üvey kardeşi olan Ramiz'i tutuklamıştır. Ancak Osmanlı'dan gelen bir telgrafla Ramiz'in idam kararı ertelenmiştir. Salgın gittikçe daha çok yayılmakta, halk karantina kurallarına uymamaktadır. Minger halkının çoğu yurt dışına kaçmak için gemilere binmeye çalışır. Salgının kendi ülkelerine yayılmasını engellemek için Osmanlı'nın Mahmudiye isimli savaş gemisiyle birlikte iki ülkenin daha gemisi adayı abluka altına almış ada'ya giriş çıkışlar böylece yasaklanmıştır. Vali Sami Paşa, Osmanlı'dan gelen telgraflar yüzünden karantina'yı tam olarak yönetemediğini düşünmektedir.

    Karantina Neferlerinin başına getirilen komutan Kâmil, Ramiz'in eski sevgilisi olan Zeynep ile aşık olarak evlenmiş ve görevini yerine getirmeye çalışmaktadır. Kâmil, bir sabah uyandığında vali daha rahat yürütebilsin diye postaneyi basarak, telgraf geliş gidişlerini durdurmuştur. Böylece artık Osmanlı onlara emir veremez bir hale gelmiştir. Ancak yine de karantina kurallarına uymayan halk yüzünden salgın hızı durdurulamamıyordur. Bunlara sinirlenen Osmanlı hükümeti Vali Sami Paşa'yı başka bir vilayete vali olarak atamış, yerine de başka bir vali atamıştır. Ancak Sami Paşa'nın buradan gitmeye niyeti yoktur. Bir umut belki Abdülhamid Han kararında döner diye beklerken yeni Vali’nin adaya geldiği haberi duyulur. Sami Paşa onları karantinaya alıp bekletirken hem Şeyh Hamdullah hem de papaz efendiden birlikte karantina vaazı vermeleri için toplattırır. Bu sırada Ramiz, yeni valiyi kaçırır ve vilayet binasını basar. Vali'nin adamları ile Ramiz ve adamları arasında çatışma çıkar. Ramiz ve adamları orada tutuklanarak idama mahkum edilir.

    Komutan Kâmil, yeni bir bayrak alarak eline bağımsızlıklarını ilan eder. Ve artık Osmanlıya bağlı bir ada olmadıklarını söyler. Çatışma sırasında gönderilen yeni vali öldürülmüştür. Kâmil, Cumhurreisi olmuştur ve yeni bir devlet gibi hareket etmeye başlamışlardır. Bir zaman sonra eşi Zeynep hamile haliyle veba'ya tutulur. Veba Zeynep'ten de Cumhurreisi Kâmil'e geçmiş bir hafta arayla ikisi de vefat etmiştir. Onlar vefat ettikten sonra hapishane de isyan çıkmış ve Şeyh Hamdullah ve adamları yönetimi ele geçirmiştir. Karantinayı tamamen kaldırmışlar, 2 ay boyunca hüküm sürmüşlerdir. 2 ay da her gün 50'yi aşkın ölü vermişler ve veba gittikçe daha hızlı yayılmaya başlamıştır. Doktor Nuri ve Pakize Sultan odalarında hapsolarak kalmıştır. Vali Sami Paşa idam edilmiştir. Şeyh Hamdullah vebaya tutulunca 2 gün içerisinde ölür ve şeyh Hamdullah'ın adamları yönetimi Pakize Sultan ve Doktor Nuri'ye bırakırlar. Tamamen sokağa çıkma yasağı ilan eden Doktor Nuri, birkaç doktor ve Mazhar Efendi ile birlikte sokağa çıkma yasağını çok iyi uygulamış bu yasak etkisini gösterdikten bir süre sonra salgın durmuş, her şey eskiye dönmeye başlamıştır.

    O zamanlar kraliçe ilan edilen Pakize Sultan ve eşi Doktor Nuri, Mazhar Efendi tarafından bir zaman sonra adadan Çin'e gönderilirler. Bu bir tür hem Osmanlı hem de Minger adası tarafından verilen bir sürgün durumudur. Çin de tam 25 yıl kalan çift ardından Londra gibi Ülkelere gitmişlerdir. Kitabın sonunda ise şimdiki Minger adasını Pakize Sultan'ın torununun gözüyle anlatılmaktadır.

    Günümüz Covid 19 virüsüne benzerliğinden ötürü büyük bir zevkle ve heyecanla okudum. İnsanların salgınla nasıl mücadele ettikleri ve psikolojilerini nasıl etkiledikleri okudukça Şuan ki durumumuzu anımsadım. Şuan sokağa çıkma yasaklarından ötürü 2 günde bir kitap okunabiliyormuş gerçekten benzer hikayelerimiz den ötürü okunmasını şiddetle tavsiye ederim.
  • Geçmiş yaşantılarımı, pişmanlıklarımı tekrar eden bir makineye dönüştüğümü ve artık ispat etmekten, göstermekten, kanıtlamaktan, beni güzel gösterecek aynalar aramaktan yorulduğumu belirten işaretler. Görüyorlar mı bütün bunları, anlıyorlar mı, diye dikkatle bakıyorum insanlara. Ama o kadar çoklar ki, onları insan olarak göremiyorum! Onlar da beni göremiyorlardır. Şehir böcekleriyiz biz.
  • Biraz içimi dökmek istiyorum, rahatlamak için. O yüzden takmayabilirsiniz... Şimdiden hepinizden özür dilerim.

    Kendinden nefret etmiyorum artık, çünkü şunu anladım ki; bir insan kendinden nefret ederek, kendini sevmiyerek, bir yerlere gelemiyor. Önceden çok saftım, masumdum çok iyi birisiydim. Hala öyleyim ama, fazla iyi değil. Herkesin içinde bir karanlık taraf vardır. Ne kadar dirensem de, karanlık tarafım daha ağır bastı. Şu son günlerde nedense moralimi bozacak bir şey yokken bile, nedenini bilmediğim bir durgunluk var içimde. Üzerimde bir baskı olmamasına rağmen, baskı altındayım gibi...

    Bu zamana kadar saf, masum bir kızdım ki son doğum günüm'e kadar...
    O gün yaşadığım olay o kadar üzücü ki, eminim söylemesem de yaşadığım durumu yaşayan olmuştur.

    Ben özgür bir kızım kimse beni kısıtlıyamaz, ailem dışında...
    Beni sevmiyor olabilirsiniz, nefret edebilirsiniz, gıcık da bulabilirsiniz. Ama kalbimi kırmanız çok fazla değil mi?

    Ben bu dünyaya bu sözleri, davranışları almak için gelmedim. Hayatımı yaşamak için geldim.
    Ve istediğinizi desenizde umrumda değilsiniz artık!

    Doğduğumdan beri beni bir pislik gibi gören herkesten artık bende nefret ediyorum! Artık bende iğreniyorum!

    Bu zamana kadar yanımda olan herkeside çok seviyorum, değer veriyorum💜

    Bu zamana kadar yanımda olan arkadaşlarım'a;
    Marls.
    Remus Lupin
    Jamie
    SmHsBBH

    Ve aileme sözüm olsun, hiçbirinizin kafasını eğecek bir davranış sergilemiyeceğim. Sizi bütün kalbimle destekleyip, seveceğime de söz veriyorum.

    Sizleri seviyorum, iyiki benimlesiniz❤️