CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Çıplaklık gövdeye yakışmadığı gibi düşünceye de yakışmaz : tutumunda davranışlarında pek açılıp saçılmayan bir kimsenin bundan kazanacağı saygınlık da az değildir

Denemeler, Francis BaconDenemeler, Francis Bacon
Cemre Yıldırım, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Saygınlık satılık bir kadın gibidir, umarım bundan şüpheniz yoktur.

Doğu'nun Limanları, Amin Maalouf (Yapı kredi yayınları)Doğu'nun Limanları, Amin Maalouf (Yapı kredi yayınları)
Süleyman, İnsanı Tanıma Sanatı'ı inceledi.
 10 saat önce · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

KENDİNİZİ TANIMAYA CESARETİNİZ VAR MI???

İNSAN BİYOPSİKOSOSYAL BİR VARLIKTIR!!
Bu tıp fakültesinde bize verilen ilk dersti.

Şüphesiz Alfred Adler bunu en iyi anlatan insanlardan birisi. Kurduğu 'Bireysel Psikoloji' ekolü ile hem çağdaşları arasında hem de günümüzde kesinlikle önemi yadsınamayacak bir bilim insanı.

Kitabı okurken, İnsan çocukluk doneminden itibaren ailesi, çevresi, toplumun iç dinamikleri ile nasıl bir etkileşim içinde bulunur, toplumdan uzak kalarak tam anlamıyla hayatın amaç ve anlamlarına ulaşabilir mi? gibi sorularla hayata karşı bir bakış açısı kazanıyoruz.

İnsandaki olumlu veya olumsuz olarak nitelendirdiğimiz bütün özelliklerin, davranışların -gizli kalmış bilinçaltına yerleşmiş oradan da ancak toplum yardımıyla çıkabilen davranışlar- sebeplerini görüyoruz ve anlamaya çalışıyoruz.

Bunu da çok kolay anlıyoruz aslında. Çünkü etrafımızdan örnekler düşünüyoruz Adler ile birlikte. Yakınımızdaki insanlarla olan ilişkilerdeki çözemediğimiz birçok davranışın altta yatan sebeplerini anlamaya çalışıyoruz. Başta kendimizi anlamaya çalışıyoruz aslında. Hatta Adler bize bunu ateş edermiş gibi anlatıyor sağolsun. ( İnsanın gururuna dokunmuyor değil acaba gerçekten böyle miyim sorusu :) )

İnsanın içinde olan bütün kötülükleri, iyilikleri, tartışma sevdasını, kabullenmeme duygusunu, hayat amacımız olan saygınlık,üstünlük çabamızı buna leke sürdürmemek için herşeyi yapabilecek olan impulsif davranışlarımızı çok açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Kendimizin farkına varıyoruz ve böylece içgörü kazanıyoruz. Etrafımızın da farkına varıyoruz ve böylece de dışgörü kazanıyoruz.

Şu an için söyleyebileceklerim bu kadar. Daha nasıl anlatırım yazıya dökerim bunun için çok acemiyim ama bu ve böyle kitaplar insanın gururuna dokunsa da okunmalı..

Herkese iyi okumalar,,,

Şifonyer, bir alıntı ekledi.
25 May 11:42 · Kitabı okuyor

" Zavallı, biçimlenememiş, deli Bertha; onu tamamlayabileceğimi, biçimleyebileceğimi düşünmek ne aptalca bir düştü; karşılığında bana ne vermesini bekliyordum? Soru buydu. Onda aradığım neydi? Bende eksik olan neydi? İyi bir yaşamım yok muydu? Yaşamımın giderek geri dönülmez bir biçimde daralan bir dehlize dönüşmekte olduğunu kime anlatabilirdim? Çektiğim işkenceyi, uykusuz gecelerimi, intiharla flört etmemi kim anlayabilirdi? Ne de olsa her şeye sahiptim: Para, dostlar, aile, güzel ve çekici bir eş, ün ve saygınlık. Beni kim rahatlatabilir? O apaçık soruyu sormaktan kim kendini alıkoyabilir: "'Daha ne istiyorsun?'"

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 74)Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 74)
Yaren Bilici, bir alıntı ekledi.
23 May 14:00 · Kitabı okuyor · Beğendi

Hepimizin içinde mantıktan esinlenmeyen eylemlerle tüketilmesi gereken bir miktar enerji olduğuna inanıyorum; bu, çıkış yolunu, koşullara göre sanatta, tutkulu aşkta veya tutkulu nefrette bulur. Saygınlık, düzen ve rutin -yani modern endüstri toplumunun demir gibi katı disiplini- sanatsal dürtüyü köreltmiş ve aşkı verimli, özgür ve yaratıcı olmak yerine bunalıma veya gizliliğe mahkum etmiştir.

Haset, gaddarlık ve nefret hemen bütün piskoposlar sınıfı tarafından takdis edilirken, özellikle özgür olmaları gereken şeyler baskı altında tutulmuştur. İçgüdüsel yapımız iki bölümden oluşur; birisi kendimizin ve çocuklarımızın yaşamını geliştirmeye, diğeri ise rakip gördüğümüz kişilerin yaşamını engellemeye yönelir.

Birincisi yaşama aşkını, sevgiyi ve psikolojik olarak sevginin bir kolu olan sanatı içerir; ikincisi de rekabeti, milliyetçiliği ve savaşı. Geleneksel ahlak birincisini bastırmak, ikincisini yüreklendirmek için her şeyi yapar. Gerçek ahlak bunun tam tersini gerektirirdi. Sevdiklerimizle ilgili davranışlar içgüdüye güvenle bırakılabilir. Akıl kapsamına alınması gerekli olan ise nefret duyduğumuz kişilere karşı olan davranışlardır.

Günümüz dünyasında etkin olarak nefret ettiklerimiz bizden uzak olan gruplar, özellikle de yabancı uluslardır. Onları soyut olarak algılarız ve gerçekte nefretin ta kendisi olan eylemleri, adalete olan aşkımız ve benzeri yüce amaçlar için yaptığımızı ileri sürerek kendimizi kandırırız. Bu gerçeği bizden saklayan perdeyi ancak, büyük ölçüde kuşkuculukla kaldırabiliriz. Bunu ve kıskançlık çılgınlığının tedavisini gerçekleştirdikten sonra, kıskançlıklara ve sınırlamalara dayalı olmayan, dopdolu bir yaşam arzusuna ve başka insanların birer engel değil, birer yardımcı olacağının idrakine dayalı yeni bir ahlak oluşturmaya başlayabiliriz.

Bu ütopik bir beklenti değildir; Elizabeth İngilteresinde kısmen gerçekleşmişti. Eğer insanlar bir başkasının mutsuzluğu peşinde koşmak yerine kendi mutluluklarının peşine düşmeyi öğrenirlerse, bu beklenti hemen yarın gerçekleşebilir. Bu, hiç de uygulanmayacak kadar sert bir ahlak töresi değildir; ama benimsenmesi dünyayı cennete dönüştürebilir.

Sorgulayan Denemeler, Bertrand RussellSorgulayan Denemeler, Bertrand Russell
tabula rasa, bir alıntı ekledi.
17 May 20:08 · Kitabı okudu · Puan vermedi

... doğurgan bir döngü içinde, hırsızın saygınlığı hır­sızlığa, hırsızlığın saygınlığı hırsıza saygınlık kazandırır ve in­sanlar, tüm içtenlikleriyle, "Helal olsun!" derler. Karşı çıktığı­mız zaman da "Kim çalmıyor ki?" diye kesip atarak sizi ve beni de hırsızlar arasına sokar, arkasından da bir yığın bağışlatıcı neden sıralarlar.

Salaklık Üstüne Deneme, Tahsin YücelSalaklık Üstüne Deneme, Tahsin Yücel
Hülya Gülen, bir alıntı ekledi.
17 May 03:42 · Kitabı yarım bıraktı

Onun asıl korktuğu, içindeki saygınlık duvarını yıkmalarından ürktüğü, insan yığınlarıydı

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf

Kitapçılar, Kırtasiyeciler ve "Hocam" Hitabı
Gittiğim çoğu kitapçıda veyahut kırtasiyede çalışanlar hitaben hep "hocam" diyor.. Bundan önce bir arkadaşım "ya ben hoca değilim! Daha olmadım!" gibisinden bundan hoşnut olmadığını belirtmiş.. Bana da bu hitaptan nefret ettiğini söyledi..
Ben bunu çok hoş buluyorum.. Kitapçılar her kim müşteri olursa olsun böyle hitap ediyorlar.. Bu çok ince bir gönderme.. Kitap okuyan kişi, bunlarla ilgilenen kişiler otomatikman bilgin kişi konumuna geliyor.. Bu çabası bile saygınlık kazanıyor ve "hoca" sıfatını alıyor..
Benden küçük iki kişiyle bir ay gibi bir zaman içerisinde öğretmenlik yaptık.. Birbirimize hep "hocam" demişizdir.. Öyle ki şu an bile bazen "Şebnem Hocam" diyorum.. Bu birbirimizin bilgisine olan saygıdan geliyor.. Siz ne düşünüyorsunuz?!