Fatih Karakuş, bir alıntı ekledi.
 13 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

O, aslı olmayan hayâlleri, tamamıyla hikmet yapar; o, zehirli suyu şerbet haline getirir. O, zan ve şüphe doğuran sözleri, hakikat ve yakîn haline getirir. Kin ve adavet sebeblerinden dostluk ve muhabbet belirtir.

Mesnevi, Mevlana Celaleddin-i RumiMesnevi, Mevlana Celaleddin-i Rumi

İstersem bir adamı beyde yaparım, paşada. ve istersem bir adama dünyayı zindanda ederim. Biz nabza göre şerbet verenlerdeniz. Laf kulağıma gelirse, laf getirenin kulağını keser, lafı çıkartana yediririm..

Okuyucusunun nabzına göre şerbet veren her yazar, bir ikbal avcısıdır.

İsmet Özel

dikenprenses, bir alıntı ekledi.
13 May 00:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bir şerbet Züleyha yaz gününün en harlı yerinde, serin, çok serin; Potifar'ın elindeki kadeh Züleyha'yı almıyordu.

Yusuf ile Zuleyha, Nazan BekiroğluYusuf ile Zuleyha, Nazan Bekiroğlu
Dervişmisali, bir alıntı ekledi.
09 May 21:12

Her adam ne bilir aşkın halinden
Bülbül vazgeçer mi gonca gülünden
Şeker şerbet mi damlar tatlı dilinden
Geçti dilber şu yolları dolandı

Karacaoğlan - Bütün Şiirleri, Cahit ÖztelliKaracaoğlan - Bütün Şiirleri, Cahit Öztelli

Ülkü Tamer
"Çünkü öldüğümü anlamayacaklar neden, büyüse bile mezarımdan ormanlar; Ama Kuran okuyacaklar, şerbet dağıtacaklar ve terleyecekler ara sıra, Çünkü beni bilmemişlerdi zaten..."

Simurg Atlantis ELF (ϜϓſϞ), bir alıntı ekledi.
 06 May 10:54 · Kitabı okudu

https://www.youtube.com/watch?v=zuTloJlJ1sQ
https://www.youtube.com/watch?v=rwouYSYSp1Q
https://www.youtube.com/watch?v=lOW_1x7J9Sc

Beni görüp yüzün öte dönderme.
Yine benim gönlüm sendedir sende.
Tıkıp hilal kaşın da yavrum yere indirme.
Yine senin aşkın yavrum candadır canda.

Şerbet senin dudağında dilinde.
Arzumanın kaldı ince belinde.
Sen bir güzelsin ki Türkmen elinde..
Günah bende değil sendedir sende.

Sensiz çıkıp şu yaylayı yaylayamam.
Sırrın açıp yad ellere söyleyemem.
Çok günah işledim inkar eylemem.
Günah bende değil sendedir sende.

Nice beyler ile gezdim yoruldum.
Kan bulanık aktım aktım duruldum.
Sencileyin çok güzele vuruldum.
Dahi senin sevgin candadır canda.

Pir Sultan Abdal'ım böyle deyiptir.
Aşıklar güzeli seve geliptir.
Bir güzel sevmeyle kanlı m'oluptur.
Kellem terkidedir yandadır yanda.

Bütün Şiirleri, Pir Sultan AbdalBütün Şiirleri, Pir Sultan Abdal
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
04 May 20:19 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Abdullah’ın mahzun dulu Âmine,

Erdi gayelerin gaye demine.

Diyor ki: «Çekmedim tek lâhza sancı;

Birden bir sesleniş duydum, yakıcı:

Âmine, ne güzel hal oldu sana!

Gebesin, Varlığın Nuru insana!

Arkamı sığadı bir beyaz kanat;

Ve şerbet sundular; cennetten bir tad.

Silindi içimden korku ve tasa...

Sanki doldurmuşlar göğü bir tasa,

Döküyorlar, güneş güneş tepemden.

Geceler kalktı mı yoksa âlemden?

Nur yağmuru... Artık uzaklar yakın...

Önümde, haşmetli yurtları Şarkın;

Sütun sütun Dran, kubbe kubbe Rum.

İşte parmağımı değdiriyorum.

Etrafımda kızlar, âhenkten ince;

Hiç şekil görmedim şekillerince.

Esrarlı ellerde ibrik ve leğen;

Bir soluk, bir soluk yelpazeleyen;

Ve o ses, hep dağ taş eriten sedâ:

İnsanlar, ediniz yokluğa veda!

Var olmaya sebep, âleme rahmet

Son Peygamber doğdu, ismi Muhammed!...

Doğmuştu öksüzüm, haber doğruydu:

Şahadet parmağı göğe doğruydu.»

Esselam, Necip Fazıl KısakürekEsselam, Necip Fazıl Kısakürek

ŞEYYAD HAMZA (XIII. YÜZYIL)
Ecel tutmuş elinde bir ulu câm
Ki ol câmın içi dolu ser-encâm

Kime ayak sunar kime içürmiş
Kimi esrük yatur toprakta mûdam

Ki bir bir içer ol sâkî elinden
Bay u yohsul ulu kiçi has u âmâ

Zehî şerbet ki bir kez andan içen
Ne subh olduğunu bilür ne ahşam

Ne şerbettir bu hiç rengi bilünmez
Kızıl mı ak mıdur yâ puhte yâ nâm

Ne arslanları yaturmuş bu sâkî
Ne ejderhâlar olmuştur ana râm

Selâtinleri yaturdu bu sâkî
Ki bunlar bir köyü idi Rum u Şâm