Puan vermedi·400 syf.··
2026 4. kitabı
Beni bu romanda en çok üzen iki nokta oldu. İlki, Ahmet’in romanın sonunda ölmesi. Ahmet, yaşadığı iç çatışmalarla ve hayata tutunma çabasıyla okuyucuya çok yakın bir karakterken, ölümünün bu kadar sessiz ve çaresiz gelmesi romandaki karamsarlığı derinleştiriyor. Onun yaşama tutunamaması, Orhan Kemal’in çizdiği toplum düzeninin bireyi nasıl yalnızlaştırdığını açıkça gösteriyor. İkinci olarak Nâzan’ın, Haldun’a bir türlü kendini açıkça ifade edememesi beni derinden etkiledi. Aslında her şey söylenebilse çözülebilecek gibiyken, suskunluk ve çekingenlik araya giriyor. Nâzan’ın bu içe kapanıklığı, dönemin kadın üzerindeki baskısını ve duygularını dile getirmenin ne kadar zor olduğunu çarpıcı biçimde yansıtıyor. Orhan Kemal El Kızı
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,5bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2024 09:41
Belki büyük bir laf olacak ama sanırım bu yıl okuyabileceğim en iyi kitabı okudum. Kim bilir, bunda yaşanmışlıklar etkili olmuşta olabilir. Hayat gerçekten de söyleyemediklerimizden ibaret. Oysa söylenebilse her şey daha rahat, mutlu ve huzurlu en önemlisi ise yalansız bir hayatımız olacak. Yazarken bile ütopik geliyor böylesi... Kitaba dair: Bu kitabı okuyun ve herkese okutturun. Dil kalitesi, anlatılan hikaye, verilen mesajlar, karakterlerin hayatın içinden oluşu ve kitabın akıcılığı... Her şey mükemmel. Yazarla ilk tanışmam bu kitapla oldu ve şu an tüm kitaplarını sipariş vermem gerek. Kitapla kalın.
Edebiyat & Roman
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,6bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2021 87. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2021 22:30
Bugün sizlere Beyan Yayınları'ndan çıkan "Bir Müslüman Nasıl Bakmalı serisinden bir eser yorumuyla geldim. Didaktik bir eser olduğu aşikar olan bu eserde okuru makale ve deneme arası bir havada yazılan dolu dolu bir okuma bekliyor. Bir Müslüman Gelenek ve Muhafazakarlığa Nasıl Bakmalı? sorusu üzerine öncelikle gelenek ve muhafazakarlık kavramları evrensel ve literatür açısından açıklanmış olup, sonrasında bu kavramların doğuşundan, dindeki yerinden en nihayetinde İslamiyetteki ve Türkiye’deki yerine varılan bir konu dizisine yer verilmiştir. Türkiye’de gelenekçi, muhafazakâr kavramları çoğunlukla İslamcı sıfatıyla birleşmiştir. Bunun sebebi olarak yeni düzen altında son iki yüzyılda gerçekleşen pek çok şeyin İslama ters oluşu fikridir, bir Müslüman olarak Türkiyede İslami olduğu düşünülen geleneği koruma ve onu ekseriya yakın zamana kadar muhafaza etme ihtiyacı duymasıdır. Bunun sakıncası ilgili İslamiyet namına olmayan şeyleri savunuş detayı da es geçilmemiş #ismetözel in "karşı çıkılan her şey Müslümanlığa ters gösterildi ve Müslüman&hurafe savunucusu kavramları yan yana kullanılıyor" şeklindeki ifadeleryle de desteklenmiştir. Gelenek insan olmanın bir çıktısı ve muhafazakârlık da siyasi bir ideoloji olarak düşünüldüğünde tahmin edersiniz ki bu kavramlara değen şekliyle Türkiye'nin siyasi hayatıyla da ilişkili olmakta bu eser. Geleneğin geçmişi, şimdiyi ve geleceği kapsayan dinamik ve kümülatif özellikleri göz önüne alındığında bir Müslüman geçmiş/şimdi/gelecek ürünü olarak kendisine sunulan her şeyi kabul edip onları korumaya çalışacağı salt uyumcu bir tavır takınamaz. Bilhasa reaksiyoner bir tavır olduğu vurgulanan bir düzeni, durumu, olguyu korumada yani muhafazakârlıkta da yine bir Müslüman'ın neyi muhafazakâr tavrıyla koruyup, özümseyeceği başta Kur'anı ve
Edebiyat
Bir Müslüman Gelenek ve Muhafazakarlık’a Nasıl Bakmalı?Mahmut Hakkı Akın · Beyan Yayınları · 202039 okunma
Bir Kadının Olağanüstü Değişimi: Uyanış
7/10
·195 syf.··
Beğendi
·
2021 168. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2021 22:55
“Kadınlar pek özel ve narin varlıklardır aziz dostum.” (Sayfa 111) Amerikalı yazar Kate Chopin, 1851’de doğdu. İlk romanı 29 yaşındayken yayımlanan Chopin’i asıl üne kavuşturan ise öyküleri oldu. Çeşitli antolojilerde öyküleriyle boy gösteren yazar, dönemindeki nadir kadın yazarlardan biri olarak başarılı bir kariyer ortaya koydu. 1904’teki ölümüne dek üretmeye devam eden Kate Chopin’in başlıca ana temaları arasında kadının yaşamı, cinsellik, toplumsal cinsiyet, ölüm, ırkçılık karşıtlığı yer alır. Feminist kimliğini saklamayan, her Amerikan kadınının cinsel özgürlüğü ve kendine ait bir hayatı vardır diyerek cesur söylemlere sahip olan yazarın ülkemizde bir tutam öyküsünün yanı sıra, bir de romanı yayımlanmıştır. “Uyanış” isimli bu romanı da yine feminist edebiyatın önemli örnekleri arasında yer almaktadır fakat roman, ilk yayımlandığında muhafazakar Amerikan halkı tarafından tepkiyle karşılanmış ve satışı yasaklanmıştır. 20. yüzyılın ortalarından itibaren kitap yeniden gündeme gelmiş ve hak ettiği değeri yıllar sonra ancak kazanabilmiştir. Türkiye İş Bankası Modern Klasikler dizisi kapsamında yayımlanan Uyanış’ın çevirisi Burcu Şahinli’ye ait. Yine aynı dizi kapsamındaki Kısa Öykünün Büyük Ustaları isimli kitapta “Caline” öyküsüyle karşımıza çıkan Chopin’in 2 farklı öykü derlemesi daha bulunuyor: Bir Çift İpek Çorap ve Başka Öyküler ve Bir Ön Yargı Meselesi . “Benliğinin –şimdiki benliğinin- eski benliğinden farklı olduğunu biliyordu yalnızca. Artık çevresine başka gözlerle bakıyor ve içindeki, onu değiştiren, renklendiren yeni koşullarla tanışıyordu, kuşku duymuyordu henüz.” Uyanış isimli romanını kısaca “bir kadının uyanışı” olarak özetlemek mümkün aslında. 1899’da yayımlanan Uyanış’ın, kendisinden tam 44 yıl önce kaleme alınan “Madame Bovary”le aynı kulvarda bir roman olduğu söylenebilir. Gustave Flaubert’in de yaptığı tam olarak bir kadının
Edebiyat
UyanışKate Chopin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,442 okunma
6/10
·304 syf.··
2020 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 17:28
Peyami Safa'nın bu eseri ucu neredeyse deliliğe uzanacak bir anlatım tarzı içeriyor. Şaşırtıcı bir eser Bir Akşamdı; tabii, yazıldığı zamanı düşündüğümüzde temel Peyami Safa temaları kendini hemen belli ediyor: gayri ahlaki ilişkiler sürdüren erkekler ve kadınlar batıdan alınmış en büyük darbedir bize. Ahlâk meselesinin inatla ve kati olarak sürekli cinsellik üzerinden verilmesi, bıktırıyor. Bu anlatılabilir, ama keşke yeni bir şey söylenebilse. Ancak Bir Akşamdı, Peyami Safa daha 24 yaşındayken basılmış. Gencecik! Ve bu genç adamda nasıl bir anlatma kabiliyeti var! Kitaptaki diyalogların büyük kısmı atılabilse "Bir Akşamdı" belki de bir başka büyük Peyami Safa romanı olabilirdi. Bu kötü diyalogların dışında bazı yerlerde yazar çok etkileyici bir kıvam yakalıyor, şaşırtıcı gözlemler ya da şaşırtıcı ifadelerle anlatıyor hikâyesini. Daha ilginç olanı yazarın, anlatıcının bir karakter olarak varlığını defalarca, ısrarla belli etmesi. Buna benzer anlatımı bir çok yerde görmüş olabiliriz, ama bu kitapta gerçekten ilginç bir özgünlük var kesinlikle. Delilik dediğim de bu yerlerde ortaya çıkıyor; anlatıcı özellikle kitabın son kısmında, özellikle de bir okurun da incelemesinde yazdığı gibi 8 sayfaya yayılmış o tüfekten çıkan kurşunun gittiği yolun ve vardığı kişinin anlatıldığı kısımda, romanın finalinde tamamen belirmiş oluyor. Başdöndürücü-ama sadece olumlu anlamda değil- bir anlatım bu. Peyami Safa hakikaten azımsanamayacak bir romancı. Keşke "Bir Akşamdı", daha doyurucu bir psikoloji barındırabilseydi. Ancak bu hâliyle bile ilgi çekici bir eser olduğunu söyleyebilirim. Şu ana dek okumuş olduğum Peyami Safa eserleri içerisinde üslûbu en farklı eserin de bu olduğunu söylemek mümkün. "Bir Akşamdı"nın bittiğine memnunum. Beni hakikaten yordu.
Bir AkşamdıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20202,360 okunma
Sizce Roman Nasıl Olur?
10/10
·296 syf.·
2019 83. kitabı
Öncelikle bu kitabın bildiğiniz romandan farklı olduğunu belirtmeliyim. Bildiğiniz roman kalıbının mümkün olduğunca dışında bir kitap. Konusu özetle birbirini tanımayan ve farklı özelliklere sahip 7 kişiye haftanın 7 günü boyunca farklı resimler veren yazar, kişilerden bu resimler hakkında serbest şekilde yazmalarını ister. Daha sonra bu yazıları toplayarak romanı oluşturur. Resimler, Max Ernst’in Merhamet Haftası ismindeki kitabından alınmıştır ve kitap sadece resimlerden oluşmasına rağmen roman olarak tanımlanmış. Bu noktadan hareketle olacak, Murat Gülsoy da kitabının adını İstanbul’da Bir Merhamet Haftası olarak belirlemiş. Kitabın 280’inci sayfasında yazar kitapla ilgili açıklamasını eski hocası Ayşe’nin ağzından yapıyor: "Bir Merhamet Haftası’nın kapağında kitabın türünü belirten bir ifade bulunmaktadır: Roman. Sadece resimlerden oluşan bir kitaba roman adını vermek gerçeküstücü Ernst için o kadar da şaşırtıcı olmasa gerek. İlginç olan, kitabın önsözünde belirtildiği gibi, Ernst’in bu resimleri başka resimlerden kesip yapıştırma yöntemiyle üretmiş oluşudur. Yani resimler birer kolajdır. Şimdi eski öğrencisinin yaptığı da bu mantığı hatırlatan bir yaklaşım içermektedir. Yedi kişiden oluşan bir kolaj. Acaba o da kitabın kapağına “roman” ifadesini mi koyacaktır?" Kitap; farklı özelliklere sahip kişilerin seçilmesi sonucunda farklı yazım tarzlarının bir arada sunulduğu bir edebiyat laboratuvarı haline gelmiş. Benim açımdan tarzını koruyarak onlarca roman yazan bir yazardansa her kitabında farklı bir tarz deneyen ve bunu başaran yazarlar daha kıymetli. Murat Gülsoy ise farklı tarz denemelerini aynı kitabın içinde yapmış ve bana göre oldukça başarılı olmuş. Her kısım sanki ayrı bir kişinin kaleminden çıkmış gibi. Kitapta kişiler resimlerden ziyade resimlerin
Edebiyat
İstanbul'da Bir Merhamet HaftasıMurat Gülsoy · Can Yayınları · 2018213 okunma