• 224 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    İnsan bazen ikilemde kalır ya, ne yapacağını bilemez ve o anda kafasinda iki ses konuşur.. hangisini dinleyecegini bilemez bazen. Iste o seslerden hangisini dinleyeceginizi anlayacağınız bir kitap olmuş. Özellikle o zihindeki ses ugultusunu tek bir cümle ile bitirebilmek o zihnindeki bütün gürültüyü susturabilmek ve gecmisten gelen o anilar topluluğundan bir anda kurtulabilmek istiyorsaniz bence bu kitap birebir.. bu kitabi okuduktan sonra hayatiniza farkli bir gözle bakmaya başlayacaksınız. Muhteşem bor farkındalık eseri olmus.
  • Oyuna gelme!
    Seni gerçekten tanımak isteyen gelir adam gibi zaman ayırır...!
    Zaten bunları yapmıyorsa, bu kişi arada aklına gelince yazıyorsa, eğer onun için kıymetli olsaydın.
    Sana tebessüm ettirici kısa bir cümle yazabilirdi.
    Bu tipler herkese açık kapı bırakır!
    Benim senden istediğim o kapıyı öyle bir yüzüne çarp ki ne kendini bulunmaz hint kumaşı sansın nede kendini kaf dağında zannetmesin.
    Ve diyeceğim o dur ki,
    Sakın oyuna gelme!
    Bir insan bir insanı seviyorsa, hem net olur hem tek olur...
  • 158 syf.
    Kitapla ilgili iki madde yazacağım. Biri içerik özeti, diğeri yayıncılığı ile ilgili:

    1----------
    Kitabın yazarı Sean Martin, özellikle Hristiyan gnostikleri ile ilgili kitapları ile ünlenmiş bir yazardır. Daha önce okuduğum kitaplarından gözlemlediğim kadarıyla; kaynakça bölümüne çok yoğunlaşmadan, akademik olmayan ve en kısa şekilde nasıl anlatılabiliyorsa o şekilde anlatan biridir.
    Bu kitapta, Orta Çağ'da Katolik Kilisesi'ne karşı çıkan ve yine onlar tarafından sapkın(heretik) olarak nitelendirilen Katharlar konu edilmiştir. Katharların kökeni net şekilde bilinememekle birlikte hem tarihsel olarak Doğu'dan kaynaklandıkları hem de teolojik açıdan Manihezim'e yakınlıkları belirgindir. Bu grup, aynı zamanda Haçlı Seferleri denilen, Katolik Kilisesi'nin azgın haydutları bağışlamak vaadiyle kendi düşmanlarına karşı kullandığı, yağmacı akınlarına maruz kalmış bir başka Hristiyan gruptur. Bulgaristan ve Bosna'da yerleşik olan bir başka gnostik grup olan Bogomiller ile ilişkileri olduğu bilinmektedir. Fransa ve İtalya'da yoğunlaşmış iki grup halinde dağılım gösterdikleri ve aynı zamanda İstanbul'da da başka bir grubun bulunduğu kayıtlarda vardır.
    Kendilerine ait yazılarından bugüne neredeyse hiçbiri kalmamış olan bu grup, genellikle düşmanları tarafından yazılan reddiyeler yoluyla bilinmektedir.
    Bu kitap, sınırlı sayıdaki tarihsel içeriği ve engizisyon mahkemeleri yoluyla işlenen çeşitli dava örneklerini toplayarak bu grup hakkında mümkün olan tüm bilgiyi vermektedir.
    Kitap, çok yoğun şekilde Hristiyan terminolojisi içerdiği için Hristiyanlık tarihi veya Kutsal Kitap'a aşina olmayan okurlar için kesinlikle tavsiye etmiyorum.

    2-----------
    Şimdi asıl söylemek istediğim bölüme geldik;
    Kitabın orijinal ismi "The Cathars: The Most Successful Heresy of the Middle Ages" (Katharlar: Ortaçağ'ın En Başarılı Sapkınları) olmasına rağmen, Türkçe çevirisinde "Ortaçağ'da Avrupa'da Alevi Hareketi" şeklinde bir eklenti yapılmış. Fakat işin trajik tarafı şu ki KİTAPTA ALEVİLİK İLE İLGİLİ TEK BİR CÜMLE YOK.
    Neden olduğunu da söyleyeyim; çünkü konunun Alevilik ile bir ilgisi yok.
    Kitabın giriş yazısını yazan Ali Galip, yazarın Alevilik hakkında bilgisi olmadığı için kendisinin bu başlığı koymadığını, fakat "Işık İnsanları" teriminden hareketle kendilerinin bunu eklediğini söylüyor. Fakat büyük bir cehalet örneği olarak, "ışık insanları" benzetmesinin Maniheistler için yapıldığı es geçiyor ve bunu İslam gnostikleri olan Alevilik ile ilişkilendiriliyor. Yapılan saçmalık öylesine büyük ki; kitapta zaten Katharların tartışmalarda kullandığı İNCİL AYETLERİ DAHİ YAZIYOR. Bu insanlar nasıl Aleviler ki; Kuran'dan bir ayetten haberli olmayıp İncil ayeti ile savunma yapıyorlar.
    Yazarın bu durumdan haberi var mıdır bilmiyorum fakat düpedüz kitap SATSIN DİYE bu başlık atılmış. Bu açıdan bu yayını bir utanç örneği olarak görüyorum.
  • ... altı yaşındayken, uçsuz bucaksız bir tren garında, an­nesi bir sütunun arkasına gizlendi; kendini kaybolmuş, kalabalığın içinde yapayalnız bulan kız yine avaz avaz ağlamaya başladı .
    İyi benliği, işte bu tehditlerle biçimlenmişti: Yapay bir ser­pilmeydi. Bu korku kuvözünde, onun iyiliği boy atıp gelişti, çünkü bu, sevgiyi yakalamak ve elinde tutmak için bil­diği tek yoldu.

    (Güzel cümle..)
  • İnsan hayatın bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla arasına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek için diriliyor işte.
    Sonra... Sonrası karanlık.
  • Cümle kalbinin zarına değe değe, padişahı aydınlattı. Tüm acılarına tabip edasıyla dokundu bu tek cümle... Düştüğü kuyulardan çıkmak için merdiven oldu... İçindeki sorulara cevap oldu. Gece ile uykusuzluk arasında bu tek cümle dinlendirici oldu. Kafasında çizilmiş krokiler için hayat oldu. Aşkına zafer ışığı oldu...
  • Çaktırmadan aşıramayan, adam gibi cilalayamayan, intihalden faydalanmasını beceremeyen yazar, belasını bulmuş demektir!...Cümle âlemin nefretine pek güzel nail olmuştur! Artık insanlar kendisinden tek bir şey beklemektedir, o da bir an evvel nalları dikmesidir ki böylece zulasındaki numaraları yürütebilsinler! Oysa intihalciler, aşıranlar, tam aksine, güven verirler insanlara... ha ama bunların da olayı buraya kadardır, öyle caka falan satamazlar ortalarda!... İpleri milletin elindedir bunların... yeri gelir, aynı o millet, bir boka yaramaz, beceriksiz herifin teki olduğunu şak diye hatırlatıverir adama...