• Kilim gibi dokumada mutsuzluğu ..
    Gidip gelen kara kuşlar havada ..
    Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden Tabanında depremi kara güllelerin...
    " Duymuyor musun...
    Kaldır başını kan uykulardan ..
    Böyle yürek böyle atardamar...
    Atmaz olsun ..
    Ses ol ışık ol yumruk ol....
    Karayeller başına indirmeden çatını...
    Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm..
    Alıp götürmeden büyük denizlere..
    Çabuk ol...
    Tam çağı işe başlamanın doğan günle ..
    Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
    Her satırında buram buram alın teri..
    Her sayfası günlük güneşlik..
    Utanma suçun tümü senin değil
    Yırt otuzunda aldığın diplomayı..
    Alfabelik çocuk ol...
    Yollar kesilmiş alanlar sarılmış ...
    Tel örgüler çevirmiş yöreni ..
    Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende...
    Benden geçti mi demek istiyorsun..
    Aç iki kolunu iki yanına...
    Korkuluk ol .
  • Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
    Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..

    Adalar'dan mı? Tunus'dan mı, Cezayir'den mi?
    Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi

    Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
    O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?

    ~ Yahya Kemal Beyatlı ~
    İskender Pala
    Kapı Yayınları
  • Reis'in gemisi Rodosluları kendi top menziline almak için yavaş yavaş ve kurnazca ilerliyordu. Savaşın başladığı ilk anda bir aslan kükreyişi gibi patlayan İlyas Reis'in emriyle Türk korsanları ilk topu savurdular. Gökyüzünü bir uzun duman bürüdü. Kara barutun havayı yırtan gümbürtülerine korsanların tekbir sesleri karışıyor, Türk denizcileri süzüle süzüle düşman gemisine yaklaşıyorlar, üzerine atılmak için sabırsızlanıyorlardı.
  • Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
    Adalardan mı? Tunus'dan mı, Cezayir'den mi?
    Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
    Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor...
  • Ey benito musolini! Ey gayet yüce,
    İtalyanlar başvekili muhterem Duce!
    Duydum ki, yelkenleri edip de fora
    Gelecekmiş orduların yeşil Bosfora.
    Buyursunlar… Bizim için savaş düğündür;
    Din arabın, hukuk sizin, harp Türklüğündür.
    Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa
    Türk eri de öyle gider kanlı savaşa.
    Hem karadan, hem denizden ordular indir!
    Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir!
    Kalem, fırça, mermer nedir? birer oyuncak!
    Şaheserler süngülerle yazılır ancak!
    Çağrı Beğ’le Tuğrul Beğ’in kurduğu devlet
    İtalyalı melezlerden üstündür elbet;
    Bizim eski uşakları alda yanına
    Balkanlardan doğru yürü er meydanına;
    Çelik zırhlı kartalları göklere saldır…
    Fakat zafer sizin için söz ve masaldır…
    Dirilerek başınıza geçse de Sezar
    Yine olur Anadolu size bir mezar.
    Belki fazla bel bağladın şimal komşuna,
    Biz güleriz Cermenliğin kuduruşuna,
    Tanıyoruz Atilla’dan beri cermeni,
    Farklı mıdır prusyalı yahut ermeni?
    Senin dostun cermanyaya biz Nemşe deriz,
    Bir gün yine bec önünde düğün ederiz.
    Söyle, kara gömlekliler etmesin keder;
    Ölüm-dirim savaş bir gün mukadder!
    Gerçi bugün eskisinden daha çok diksin;
    Fakat yine biz Osmanlı, sen Venediksin!
    Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
    Hayal bütün insanlarda olan bir haldir.
    Bu hayaller zamanları hızla aşmalı,
    Gök Türklerle Romalılar karşılaşmalı!
    Görmüyorsan gönlümüzün içini, körsün!
    Kılıçlarımız kınlarından çıkmayagörsün!
    Top sesleri, bomba sesi bize saz gelir;
    17′ye karşı 44 milyon az gelir.
    Arnavudu yendim diye kendini avut,
    Yiğit Türkle bir olur mu soysuz Arnavut?
    Kayalara çarpmalıdır korkunç türküler!
    Dalmalıdır gövdelere çelik süngüler!
    Sert dipçikler ezmelidir nice başları!
    Ecel kuşu ayırmalı arkadaşları!
    En yiğitler serilmeli en önce yere!
    Kızıl kanlar yerde taşıp olmalı dere!
    Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister!
    Büyük devlet kurmak için büyük kan ister.
    Damarında var mı senin böyle bol kanın?
    Türk’ün kanı bir eşidir lavlı volkanın!
    Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
    Kurulacak yeni Roma boş bir hayaldir,
    Karşısında olmasaydı şanlı “Türk Budun”
    Belki gerçek olacaktı bir gün umudun,
    İnsan oğlu ümitlerle dolup taşmalı,
    Aryalarla Turanlılar karşılaşmalı.
    Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır;
    Hız verecek biricik şey ona savaştır!
    Keskin olur likörlerden ayranla kımız,
    Karnerayı yere serer Tekirdağlımız.
    Yurdumuzun çok tarafı olsa da kuru
    Makarnadan kuvvetlidir yine bulguru…ÖNEM
    Biz güleriz façyoların felsefesine,
    Dayanır mı kırkı bir tek Türk efesine?
    Bizim yanık Fuzuli’miz engin bir deniz!
    Karşısında bir göl kalır sizin danteniz!
    Bizler ulu bir çınarız, sizler sarmaşık!
    “General”ler “Paşa” larla atamaz aşık!..
    Ey İtalyan başvekili! Ey musolini!
    İki ırkın kabarmalı asırlık kini…
    Hesabını göreceğiz elbette yarın
    Yedi yüzlü, yedi dilli İtalyanların!
    Irkınızı hiçe saydı Hazreti Fatih.--------------------
    Biraz daha yaşasaydı Hazreti Fatih
    Ne Venedik kalacaktı, ne Floransa…
    Hoş geldiniz diyecekti bize Fransa!
    Haydi, hamle kafirindir… İlkönce sen gel
    Ecel ile zaman bize olmadan engel!
    Burada tanklar yürümezse etme çok tasa;
    Süngülerle çarpışmadır savaşta yasa.
    Olma boyle sinsi çakal, yahut engerek!
    Bozkurt gibi, kartal gibi döğüşmek gerek!
    Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde!
    Atilla’nın ateşi var içimizde!
    Kanije’nin gazileri daha dipdiri!
    Sınırdadır Plevne’nin kırkbir askeri!
    Edirne’de Şükrü Paşa bekliyor nöbet!
    Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet!
    Şehitlerden elli milyon bekçisi olan
    Aşılmaz bir kayadır bu ebedi vatan!
  • Hariciye Nazırı Savfet Paşa bunalımlı anda, bir sabah "Şu duyduğunuz top sesleri Osmanlı Devleti'nin artık anayasal bir monarşi olduğunu ilan ediyor, her şey düzelecek" dedi.