Carl Sagan

Carl Sagan

Yazar
9.0/10
484 Kişi
·
1.009
Okunma
·
332
Beğeni
·
9.238
Gösterim
Adı:
Carl Sagan
Tam adı:
Carl Edward Sagan
Unvan:
Gökbilimci, Astrobiyolog
Doğum:
ABD, 9 Kasım 1934
Ölüm:
ABD, 20 Aralık 1996
Carl Edward Sagan, 9 Kasım 1934'te New York'da doğdu. Çok küçük yaşlarda başlayan astronomi ilgisi, ailesi tarafından da desteklenince giderek büyüyen bir tutku halini aldı ve tüm dünyanın tanıdığı bir astronom haline geldi. Küçük yaşlarda astronomi ile uğraşırken, "nasıl hayatını kazanacaksın" sorusu karşısında boynu bükük kalıyordu. Liseye giderken bu iş için para ödendiğini öğrenince çok sevinmişti. Ancak bu sevinç, para kazanacağı için değil, geçinmek için başka bir iş yapmak zorunda kalmadan tüm gün astronomi ile ilgilenebileceği içindi. Carl Sagan'ın en önemli özelliği tüm fiziksel ve matematiksel yanıyla karmaşık bir olgu olan evreni en sıradan bir insana bile tüm açıklığıyla anlatabilme becerisidir. Bu becerisini yazınsal ortamda da sürdürünce, Pulitzer ödüllü bir bilimci oldu. 62 yıllık yaşantısında yaptığı üst düzey bilimsel çalışmaların yanında çok iyi bir bilim yazarı olduğunu da yazdığı ya da editörlüğünü yaptığı 20'den fazla kitap ile gösterdi.

Sagan'ın bilimsel merakı ona lisans seviyesinde, Chicago Üniversitesi'nden dört farklı dalda diploma almasını sağladı. Bunlar içinde en önemlileri tabii ki, fizik ile astronomi ve astrofizik diplomalarıydı. Carl Sagan öldüğünde, 1968'de girdiği Cornell Üniversitesi'nde, David Duncan Kürsüsü profesörü ve aynı üniversitedeki Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı’nın da müdürüydü. Güneş Sistemi'nin araştırılması ile ilgili çalışmaları, bugünkü bilgilerimizin temelini oluşturmuştur. Daha önceleri Venüs'ün yaşanabilir bir yer olduğu sanılırken Sagan tam tersini iddia etmiş ve Venüs'ün cehennem gibi bir yer olduğunu söylemiştir. Sonra Mariner'ler ile bu kanıtlanmıştır. Sera etkisini ilk olarak tanımlayan ve Venüs'ün sıcaklığının buradan kaynaklandığını ortaya atan da Carl Sagan'dır. Ayrıca evrende yaşamın var olabilmesi için karbon kökenli elementlerin olması gerektiğini de önermiş ve Satürn'ün en büyük uydusu Titan'ın böyle uygun bir yer olduğunu söylemiştir. Pioneer uzay araçları sayesinde Titan'ın atmosferindeki karbon ve metan elementleri ispatlanmıştır. Sagan'ın bu ileri görüşlülüğü ve üst düzey bilimsel çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamaktaydı. O hayatı boyunca Dünya dışında bir uygarlıkla iletişim kurulabilmesinin yollarını aradı. Bunun için birçok araştırmacıyla ortak çalışarak SETI projesini güçlendirdi ve hep destek oldu. Yalnızca bir uygarlığı aramakla değil aynı zamanda Dünya'daki yaşamın kökenini aramakla da ilgilenmiş ve bu konuda kitaplar yazmıştır. Dünya'daki yaşamın kökeni ve Dünya dışında bir yaşamın oluşabilmesi ile ilgili yaptığı çalışmalar yeni bir bilim dalını oluşturmuştur: Astrobiyoloji...

Carl Sagan 600'den fazla bilimsel makale ve yazı yazmıştır. Bunların yanında Icarus adlı bilimsel yayın yapan bir derginin 12 yıl boyunca editörlüğünü üstlenmiştir. Ayrıca Dünya'nın en büyük Güneş Sistemi araştırmaları grubu olan Gezegen Araştırmaları Derneği'nin kuruculuğunu ve ölene kadar da yöneticiliğini yapmıştır. Tabii ki, Carl Sagan'ın bilimsel katkıları sadece bunlarla bitmiyordu. NASA'nın Güneş Sistemi'nin araştırılması için gerçekleştirdiği tüm projelerde üst düzeyde görev almış hatta Mariner2, Mariner9, Viking, Voyager, Pioneer ve Galileo uydularının tasarımını ve yöneticiliğini yapmıştır. Yine kendisinin tasarladığı bir altın plak da bu uzay araçlarına yerleştirilmiştir. Bu plak ile Sagan, uzay aracının başka bir uygarlık tarafından bulunması halinde Dünya'yı ve insanoğlunu tanıtmayı hedeflemekteydi. Bugün Carl Sagan 'in idaresinde gerçekleştirilmiş olan Voyager'lar Güneş Sistemi'nin dışına çıkmış ve başka yıldız sistemlerine doğru yol almaktadır. Belki de o altın plaklar hedeflerine ulaşacaklardır.

Ancak Carl Sagan, yaptığı bu bilimsel çalışmaların çok ötesinde bir bilim adamıydı. Her şeyden önce o kendisini, bilimin gerçeklerini halka aktarmakla yükümlü saymış bir insandı. Hayatındaki en önemli amaçlarından biri popüler bilimi halka, halkın anlayabileceği gibi anlatmaktı. Carl Sagan yazdığı kitaplar, yazılar ve yaptığı televizyon dizisi ile bunu fazlasıyla başarmış bir bilim adamıdır. Yazının başında da söylendiği gibi Dünya üzerinde bunu başarmış pek az sayıda bilim adamından biridir. Carl Sagan'ı ülkemizde daha da popüler kılan ise 1997 yılında gösterime giren Contact (Mesaj) isimli filmdir. Çok önceden yazmış olduğu bir romandan uyarlanan bu filmde Dünya dışında bir uygarlıkla kurulan bağlantı ve bunun çevresinde gelişen olaylar anlatılmaktaydı. Carl Sagan'ın başarılı romanlarından bir diğeri olan Cennetin Ejderleri ise Pulitzer ödülü almasını sağlamıştır. Carl Sagan Contact filmini görmeyi çok istemiştir ancak filmin son halini göremeden 20 Aralık 1996'da hayata veda etmiştir.

Yaşasaydı astronomi bilimine çok büyük katkılar yapacağından hiç kuşku yok. Ancak arkasında bıraktığı eserleriyle bile bir çok genç astronomu peşinden sürüklemeyi şimdiden başarmış bir bilim adamıdır, Carl Sagan.

Sanırım Carl Sagan'ı, en iyi eşi Ann Druyan'ın şu sözleri anlatmaktadır:

"Carl hiç bir zaman inanmak istemedi, o her zaman bilmek istedi."
Kesmek için besi hayvanı yetiştiririz, ormanları yok ederiz; akarsu ve gölleri hiç balık yaşayamayacak kadar kirletiriz; spor olsun diye geyik, kürkü için leopar, gübre yapmak için balina öldürürüz; yunusları dev balık ağları içine hapsedip soluksuz bırakırız; fok yavrularını sopayla öldürürüz ve her gün bir canlı türünün soyunun tükenmesine sebep oluruz. Tüm bu hayvanlar ve bitkiler bizim kadar canlıdır. Sözümona korunan yaşam değil, insan yaşamıdır.
«İnsanlar sara hastalığının nedenini tanrılara bağlıyor, çünkü ne olduğunu anlayamıyorlar. Fakat anlamadıkları her şeyin nedenini tanrıya bağlarlarsa tanrısal işlerin sonu gelmez.»

Hipokrat
Muhakkak ki bizim bu gezegenimizde, görünüşe göre insanlardan daha akıllı yaratıklar yoktur - yunus balıkları ve balinalar lehine birkaç söz söylenebilecek olsa da. Nitekim insanlar kendilerini nükleer silahlarla yok etmeyi başarırlarsa tüm diğer hayvanların insanlardan daha zeki olduklarına dair bir savunma yapılabilir.
insan DNA'sının bir molekülünde bu tür 100 milyon büklüm ve yaklaşık 100 milyar da atom var. Buysa ortalama olarak bir galaksideki yıldız sayısına eşittir.
Balıklar akarsuları ve havzaları olduğunu
söylüyor ama
daha ötede ne var ki diye soruyorlar
yaşadığımız bu hayat hayatın kendisi olamaz
diye yemin ediyorlar
çünkü hayat dediğin şey hepsi bundan ibaretse
ne de tatsız bir şey

* Rupert Brooke
Kitaplar tohum gibidirler. Yüzyıllarca bir yerde uyuyakalmış durumdadırlar, sonra da birden beklenmedik ve umut vaat etmeyen topraklarda çiçek vermeye başlarlar.
İnsanoğlu "tanrı" sözcüğünü nedenlerin kaynağını bulamadığı, doğal olanın kaynağı anlaşılır olmaktan çıktığı zaman kullanır ya da nedenleri birbirine bağlayan zincirin halkalarını kaybettiği anda, sonucu Tanrı'ya bağlayarak sorunu çözer ve araştırmasına son verir. Bu yüzden, bir şeyin oluşunu tanrılara bağladığında, aslında zihnindeki karanlığın yerini, hayret duygusuyla önünde eğildiği alışılmış bir sese terk etmekten başka bir şey mi yapıyor?
Kozmos, Carl Sagan'ın okumuş olduğum ikinci kitabı. Sagan'ın kitaplarında şunu farkettimki, bilim dili mümkün olduğunca toplumun anlayabileceği sade bir dile indirgenmiş. O yüzden okuyan herkesin bir şeyler anlayıp öğrenebileceği bir kitap Kozmos.
Kitap 13 bölüme ayrılmış. Bu başliklar altında kitabın konusunu oluşturan uzay, evren ve dünyamız incelenip irdeleniyor.
-Evren nasıl var oldu?
-Dünyada yaşam nasıl oluştu?
-Dünyamız dışında yaşamı barındıran başka bir gezegen var mıdır?... gibi soruların cevabını arayan herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
-Sagan, tarihin eski çağlarından beri insanların dünya ve evrene karşı olan merak ve ilgilerini, tarihte bu merakla hareket etmiş filozofları, bilim insanlarını ve buluşlarını da kaleme almış.
-Kozmos, kitap olarak basılmadan önce belgeseli çekilmiş, daha sonra kitap olarak basılmış. Kitabı okuduktan sonra belgeseli de izlenip bilgilerin daha kalıcı olması saglanabilir. En kısa zamanda bende izlemeyi düşünüyorum. Herkese iyi okumalar ve iyi seyirler dilerim :)
Ön yargılarımızı bir kenara bırakıp tamamen boş bir zihinle ve birazcık bilim merakı da olanların okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bilim yapamıyor olabiliriz ama yeni bir şeyler  öğrenmek veya öğrenmemek tamamen bizim elimizde. Ufak bir merak sadece yeni bir ufuk elde edebilmek için kendimize gereken.. Bu kitabın bana birşeyler kazandırdığıni düşünüyor ve beğendiğimi söylemek istiyorum..
Yazar geçmişten günümüze dünyanın geçirdiği karanlık süreçler ve bilimin bu karanlığı kendi mum ışığıyla aydınlatma çabasını yerinde örneklerle anlatıyor.
Bilimin dünyayı daha fazla aydınlığa nasıl kavuşturabileceği ile ilgili görüşlerini ve eleştirilerini de paylaşıyor.

Carl Sagan sevdiğim bir bilim insanı-yazar.
Bunun nedeni objektif ve tutarlı yaklaşımları, ön yargılı olmaması, tepeden bakan, kibirli bir tavra sahip olmaması ve tarafsız bir tutumla gerçeği aramadaki samimiyetidir.

Bu kitabında ele aldığı konular, uzaylılardan dinlere, melek ve iblislerden modern bilimin temel ilkelerine, oradan eğitim sistemindeki sorunlara kadar uzanıyor.
Carl Sagan diyor ki; "Birine aşık olduğunuzda, tüm dünyaya duyurmak istersiniz. Bu kitap, bilim ile bir ömür sürmüş gönül ilişkimi yansıtan kişisel bir bildirge."
Evet ne var ne yok aklında hepsini anlatmış. Ne de iyi etmiş. O anlattıkça bilimin mantığı, gerekliliğini daha iyi anlıyorsunuz.
Sade bilimle de yetinmemiş, tarihsel bilgiler, yapılan haksızlıklar, psikoloji, tıp, astronomi... aklınıza ne gelirse anlatmış. İçini dökmüş herşeyiyle.
Carl Sagan sanki amfi de ders veriyor. Girin dersine derim.
Açıkça ifade etmeliyim ki ben bu kitabın liselerde okutulması gerektiğini düşünüyorum.Neden diye soracak olursanız, öğrenilmesi gereken güncel konuları ve yaşam için gerekli olan kavramları herhangi bir dini kitaptan çok daha net bir şekilde dile getiriyor.Hatırlayabildiğim başlıklar nükleer silahlanma, ahlak kavramı, din ve bilimin yeri geldiğinde bir bütün olabilmesi, karbondioksidin ve CFC'nin dünya üzerindeki yaşamı nasıl tehdit ettiği, bu konu hakkında yapılanlar ve yapılması gerekenler.Yazarın yazdığı son kitap olması nedeniyle son bölümde de hayatının son zamanlarını ve yüzleştiği hastalıkla savaşırken nelerle karşılaştığını bizimle paylaşıyor.Kesinlikle kitabın içerisinde kendi inancı/inançsızlığı ile ilgili pek fazla şeyden bahsetmiyor.Dolayısıyla önyargı ile yaklaşmamanızı öneririm.Oldukça şaşırtıcı gözlemler içeriyor.Ben bu gözlemleri daha önce okuduğum Hayvanlardan İnsanlara Sapiens kitabındakilere benzettim.(Tarz bakımından)Tıpkı o kitap gibi konuları çok farklı bakış açıları ile bize sunuyor.Ayrıca ara ara küçük hikayelerle de okuyucunun daha sonra anlatılacak olan konuyu daha rahat kavrayabilmesi sağlanıyor.Sonuç olarak süper güçler arasındaki soğuk savaşa, çevre bilimine, din ve bilim ittifakı konularına ilgi duyuyorsanız aradığınız kitap bu.Kitap ile kalın.
Carl Sagan imzalı olduğunu bilmesem kuşkusuz 'vasat' bir kitap olarak değerlendirebilirdim ama söz konusu hayranlık duyduğum bir gökbilimci olunca çok da tarafsız bakamıyorum. Genelde Kozmos'u anlatan tv programları ve belgeselleriyle, kaleme aldığı bilimsel kitaplarıyla tanırız onu. Bu yüzden roman da yazmış olduğunu öğrenince "Nee! Carl Sagan mı? Hem de roman!" gibi bir tepkiyle karşılaşmamız olağandır. En azından benim için hâl böyleydi. :)

Okuduğum için pişman mıyım? Hayır. Aksine mutluyum. Yine de Mesaj'ı okumayı düşünenlere diğer kitaplarını okumalarını öneririm. :)
Tam anlamıyla ziyafet. İçerdiği bilgiler nedeniyle epey uzun zaman ayırdığım bir kitap oldu.
İçeriğinden bahsetmek gerekirse; Ay, Güneş, Yıldız'lar, Gezegen'ler,Beyin, Savaş'lar, insanlık... Kozmos. Her şey bir kitapta. Bilgilerin daha iyi yerleşmesi için 13 bölümden oluşan belgeselin izlenmesi ise benden bir tavsiye.
Uzay boşluğunda değil biz, dünyamız bile bir toz zerreciği iken nedir bu kavga?...
"Carl Edward Sagan (d. 9 Kasım 1934 – ö. 20 Aralık 1996), Amerikalı gökbilimci, astrobiyolog. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla tanınır. Astrobiyolojinin öncülerindendir ve Dünya Dışı Akıllı Varlık Araştırması'nın (SETI) ilerlemesinde büyük katkıları olmuştur."
(Vikipedi)

Benim Carl Sagan ile tanışmam lisedeki biyoloji hocam sayesinde oldu. Evrim konusunu tartışırken bize Cosmos belgeselinden bahsedip 1 bölümünü sınıfta izletmişti. Hatta tüm bölümlerini akıllı tahtamıza koyarak 'isteyen devamını izleyebilir.' demişti. Şimdi birkaç yıl öncesine dönüp baktığımda hayatımda böyle cesur ve bilim destekçisi bir hocayla karşılaşmış olmak kendimi şanslı hissettiriyor. Neil DeGrasse Tyson sunumuyla güzelleşen bu eşsiz belgeseli her yaştan insanın izlemesini kesinlikle öneriyorum.

Kitap ismiyle uyum içerisinde bir okuma süreci yaşatıyor. Birçok yerinde okumayı bırakıp bahsettiği konuları daha derin araştırma isteği duydum. Hayatımı mum ışığı ile değil binlerce meşale ile aydınlattığını söyleyebilirim.

Kitaba göre Carl Sagan'ın başlıca yeganesi bilimin popülerleşmesi ve tüm insanlar tarafından ulaşılabilir, anlaşılabilir hale gelmesi denilebilir. (Hayatı boyunca bu yönde çok değerli çalışmalar yapmıştır.) Bunun yanı sıra Avrupa'nın karanlık dönemi Cadı Mahkemeleri ve cadıların yakılması, bilimin ve eğitimin insanlığın ilerlemesindeki önemi, kuşkucu düşünme sisteminin neden gerekli olduğu gibi birçok konu hakkında yorumlarını ve bilgilerini kitabı ile bize sunuyor. Tüm hayatı boyunca dünya-dışı yaşam aradığını fakat bulamadığını belirtmiştir. Ama "Kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir" diyerek kesin bir şey söylememeye de dikkat etmiştir. Sonlara doğru bir iki bölümde ise siyasete değinmeden kitabını bitirmiyor.
Kitap hakkında söyleyebileceğim çok fazla şey olsa da benim incelemem yerine kitabı okumanızı tercih ederim.
Bilimle kalın.
Sizleri İskenderiye Kütüphanesinden alıp uzaya çıkaran oldukça iyi bir eser.Kanımca Sagan'ın en iyi kitabı olan bu eserin çok güzel de bir belgeseli var (yaklaşık 10 bölümlük) Fiziğin ve metafiziğin doğasında kaybolmayı ve okurken sık sık düşüncelere dalmayı göze alabiliyorsanız önerebileceğim değerli bir bilim kitabı.İyi okumalar diliyorum...
"Kozmos, olmuş veya olan ya da olacak her şeydir. Kozmos ‘düzen içinde bir evren’ anlamında kullanılan Yunanca bir sözcüktür ve bir bakıma ‘karmaşa’ anlamına gelen Kaos’un karşıtıdır."

Carl Sagan kimdir? Burada uzun uzun anlatmak yerine linki bırakmayı daha uygun görüyorum. Malum ülkemizde wikipedia yasak siteler içinde yer aldığından VPN gibi yolları kullanmayı bilmeyen değerli kitap dostları için başka sitenin linkini bırakıyorum.

https://onedio.com/...reken-10-sey--316796

Kozmos. Okuduğum ikinci Carl Sagan kitabı. Yine iliklerime kadar şaşırtan, düşündüren bilgilerle dolu bir kitap oldu benim için. Sindire sindire okumayı tercih edenlerdenim. Verdiği bilgilerin, “düşünün ki” diye başlayan cümleleri üzerine düşünenlerdenim. Milyarlarca ve Milyarlarca kitabına başladıktan sonra şöyle demiştim; “Keşke daha erken tanısaydım Sagan’ı.” Kozmos’u bitirdikten sonra da “keşke” ile başlayan cümlelerim arttı. Bundaki en büyük etken elbette uzaya, dünyaya, geçmişe, yıldızlara dair bilgiler verirken kullandığı dil. Herkes için bilim!

Kozmos. İncelemeye başlarken de kullandığım alıntıdaki düzeni anlatan bir kitap. Karmaşa gibi görünen birçok olgunun aslında ne muazzam bir düzen içinde milyarlarca yıldır sürüp gittiğini “Herkes için bilim!” parolasıyla anlatan bir başucu kitabı. Benim okuduğum e-kitapta Dr. Turhan BOZKURT’un önsözde şu cümlesi ne güzel özetliyor aslında: “Yerküremize uzaydan baktığımızda ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz.” 13 bölümden oluşuyor başucu kitabımız. Kaynak olarak Eski Kitaplar göstererek şu cümlelerle başlıyor Kozmik Okyanusun Kıyıları başlıklı ilk bölüm.

"Yeryüzünün enginliğini zihnin kavrayabildi mi?
Işığın evrendeki adresini biliyor musun?
Peki, ya karanlığınkini..?"

Belgesel olarak yayınladığı dönemde bir karahindiba olarak Dünya’dan başlayan yolculuk Güneş Sistemi, galaksiler, yakın ve uzak galaksiler, gözlemlenebilen evren içindeki yolculuktan sonra tekrar evimize dönüyor ve şöyle ifade ediyor Sagan:

“Sonunda, Kozmos’u keşif serüvenimizin son durağındaki küçücük, «Dikkat kırılacak eşya» denecek çelimsizlikte, mavi beyaz renkli dünyamıza dönüyoruz.”

Yuvamızdaki yolculuğumuz ise geçmişe doğru devam ederek İskenderiye şehrine doğru sürüyor. İskenderiye ve dönemin hatta dünya tarihinin en büyük kütüphanesi hakkında bilgiler veriyor. Bu bilgileri okurken insanın kitabı okumadan önceki haliyle aynı düşüncelere sahip olması düşünülemez.

Diğer 12 bölümü tek tek burada anlatmak bu incelemeyi okuyan sevgili kitap dostunu sıkacaktır. Bize ne içindeki bölümlerden diyenler de olabileceğini göze alarak daha fazla ayrıntıya girmek yerine Kozmos neden okunmalı? Sorusuna kendimce cevaplar vermeye çalışacağım.

1) Yer Küremiz Adına Kim Söz Hakkına Sahip başlıklı son bölüme varmak için okunabilir. Çünkü Carl Sagan bu bölümde öyle güzel noktalara değiniyor ki bu bölümde geçen şu alıntı bile sanırım dikkat çekmek için yeterli olacaktır.

#37216904

2) Güneş Sistemi, Dünya ve Ay, yuvamızın yörüngesi, evrenin merkezi, kara delikler gibi konuları merak ediyorsan, bu başlıkların tarihi sürecini de öğrenmek güzel olurdu diyorsan, hatta keşke bir önceki bilim insanının teorisiyle kıyaslamalı da anlatan bir kitap olsa diyorsan Kozmos’u okumalısın.

3) Burçlara inanıyorsan ya da inanmıyorsan Kozmos’a göz atmalısın (3. Bölüm)

4) Öklid, Pisagor, Erastostenes, Kristof Kolomb, Batlamyus, Einstein, Apollo astronotları, Hipokrat ve daha birçok filozof, bilim insanı hakkında olabilecek en sade dille bilgiler öğrenmek istiyorsan Kozmos’u okumalısın.

5) Fizik kanunları ışık hızını geçmemize neden izin vermez, kara delikler nasıl oluşur, neden sadece Marslı tabirini kullanırız (Plutonlu, Venüslü, Merkürlü değil de), milyonlarca km uzaklıktaki uay araçlarımızdan veriler bize nasıl gelir ve biz onlarla nasıl iletişim kuruyoruz ve buna benzer onlarca sorunun cevabını öğrenmek için Kozmos’u okumalısın.

6) Voyager 1-2 uzay araçlarımız hakkında bilgiler için okumalısın. Bunu özellikle ayrı bir madde olarak yazdım çünkü Voyager 2 aracı ben incelemeyi yazdığım 10.12.2018 tarihinde güneş sisteminden çıkmış bulunuyor. Voyager’in kelime anlamı “yolcu”. Yolculuğuna 40 yılı aşkın süredir devam eden bu dostumuz artık güneş sisteminde değil. Bizden milyarlarca km uzakta bir başına soğuk ve karanlık uzayda yüksek bir hızla yolculuğuna devam ediyor.

https://voyager.jpl.nasa.gov/.../#where_are_they_now

Bu linkten anlık olarak bu iki dostumuzun yolculuğuna dair bilgi edinebilirsiniz.

Neden okunmalı sorusuna verilecek birçok cevap var. Eğer ki bir kişi de olsa bu incelemeyi okuduktan sonra Kozmos’u okuduysa ne mutlu bana. Belki geri gelip buraya birkaç madde de o ekler.

Toparlamak gerekirse, Carl Sagan kendisini bilime adamış bir insan. Okuduğum iki kitabı da daha sade olamazdı. Elbette yer yer anlaşılmakta zorlanılan bölümler oluyor. Ki koskocaman evrenden bahsederken bunun olması normal değil mi? Fakat bu genel olarak anlamaya engel değil. Evet burada çevirinin etkisini unutmamak gerek. İçerdiği bilgilerin birçoğu hepimizin “acaba” diyerek başladığımız soruların cevabı. Kitaptan önce belgesel olarak yayınlanan Kozmos’un bölümleri altyazılı olarak şurada mevcut;

https://www.youtube.com/...PFRPkw7PLJYMY3moibUG

Kitapla ve sevgiyle kalın.

NOT: Her ne kadar mis gibi yeni kitap kokusuyla okumak istesem de maalesef Kozmos’u da epub formatında okudum ve yine benim gibi bir an önce okumak isteyen veya kitaba ulaşamayan olur diye e-kitap linki de şurada;

https://yadi.sk/i/jmPhtFTo3LiLA8

Yazarın biyografisi

Adı:
Carl Sagan
Tam adı:
Carl Edward Sagan
Unvan:
Gökbilimci, Astrobiyolog
Doğum:
ABD, 9 Kasım 1934
Ölüm:
ABD, 20 Aralık 1996
Carl Edward Sagan, 9 Kasım 1934'te New York'da doğdu. Çok küçük yaşlarda başlayan astronomi ilgisi, ailesi tarafından da desteklenince giderek büyüyen bir tutku halini aldı ve tüm dünyanın tanıdığı bir astronom haline geldi. Küçük yaşlarda astronomi ile uğraşırken, "nasıl hayatını kazanacaksın" sorusu karşısında boynu bükük kalıyordu. Liseye giderken bu iş için para ödendiğini öğrenince çok sevinmişti. Ancak bu sevinç, para kazanacağı için değil, geçinmek için başka bir iş yapmak zorunda kalmadan tüm gün astronomi ile ilgilenebileceği içindi. Carl Sagan'ın en önemli özelliği tüm fiziksel ve matematiksel yanıyla karmaşık bir olgu olan evreni en sıradan bir insana bile tüm açıklığıyla anlatabilme becerisidir. Bu becerisini yazınsal ortamda da sürdürünce, Pulitzer ödüllü bir bilimci oldu. 62 yıllık yaşantısında yaptığı üst düzey bilimsel çalışmaların yanında çok iyi bir bilim yazarı olduğunu da yazdığı ya da editörlüğünü yaptığı 20'den fazla kitap ile gösterdi.

Sagan'ın bilimsel merakı ona lisans seviyesinde, Chicago Üniversitesi'nden dört farklı dalda diploma almasını sağladı. Bunlar içinde en önemlileri tabii ki, fizik ile astronomi ve astrofizik diplomalarıydı. Carl Sagan öldüğünde, 1968'de girdiği Cornell Üniversitesi'nde, David Duncan Kürsüsü profesörü ve aynı üniversitedeki Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı’nın da müdürüydü. Güneş Sistemi'nin araştırılması ile ilgili çalışmaları, bugünkü bilgilerimizin temelini oluşturmuştur. Daha önceleri Venüs'ün yaşanabilir bir yer olduğu sanılırken Sagan tam tersini iddia etmiş ve Venüs'ün cehennem gibi bir yer olduğunu söylemiştir. Sonra Mariner'ler ile bu kanıtlanmıştır. Sera etkisini ilk olarak tanımlayan ve Venüs'ün sıcaklığının buradan kaynaklandığını ortaya atan da Carl Sagan'dır. Ayrıca evrende yaşamın var olabilmesi için karbon kökenli elementlerin olması gerektiğini de önermiş ve Satürn'ün en büyük uydusu Titan'ın böyle uygun bir yer olduğunu söylemiştir. Pioneer uzay araçları sayesinde Titan'ın atmosferindeki karbon ve metan elementleri ispatlanmıştır. Sagan'ın bu ileri görüşlülüğü ve üst düzey bilimsel çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamaktaydı. O hayatı boyunca Dünya dışında bir uygarlıkla iletişim kurulabilmesinin yollarını aradı. Bunun için birçok araştırmacıyla ortak çalışarak SETI projesini güçlendirdi ve hep destek oldu. Yalnızca bir uygarlığı aramakla değil aynı zamanda Dünya'daki yaşamın kökenini aramakla da ilgilenmiş ve bu konuda kitaplar yazmıştır. Dünya'daki yaşamın kökeni ve Dünya dışında bir yaşamın oluşabilmesi ile ilgili yaptığı çalışmalar yeni bir bilim dalını oluşturmuştur: Astrobiyoloji...

Carl Sagan 600'den fazla bilimsel makale ve yazı yazmıştır. Bunların yanında Icarus adlı bilimsel yayın yapan bir derginin 12 yıl boyunca editörlüğünü üstlenmiştir. Ayrıca Dünya'nın en büyük Güneş Sistemi araştırmaları grubu olan Gezegen Araştırmaları Derneği'nin kuruculuğunu ve ölene kadar da yöneticiliğini yapmıştır. Tabii ki, Carl Sagan'ın bilimsel katkıları sadece bunlarla bitmiyordu. NASA'nın Güneş Sistemi'nin araştırılması için gerçekleştirdiği tüm projelerde üst düzeyde görev almış hatta Mariner2, Mariner9, Viking, Voyager, Pioneer ve Galileo uydularının tasarımını ve yöneticiliğini yapmıştır. Yine kendisinin tasarladığı bir altın plak da bu uzay araçlarına yerleştirilmiştir. Bu plak ile Sagan, uzay aracının başka bir uygarlık tarafından bulunması halinde Dünya'yı ve insanoğlunu tanıtmayı hedeflemekteydi. Bugün Carl Sagan 'in idaresinde gerçekleştirilmiş olan Voyager'lar Güneş Sistemi'nin dışına çıkmış ve başka yıldız sistemlerine doğru yol almaktadır. Belki de o altın plaklar hedeflerine ulaşacaklardır.

Ancak Carl Sagan, yaptığı bu bilimsel çalışmaların çok ötesinde bir bilim adamıydı. Her şeyden önce o kendisini, bilimin gerçeklerini halka aktarmakla yükümlü saymış bir insandı. Hayatındaki en önemli amaçlarından biri popüler bilimi halka, halkın anlayabileceği gibi anlatmaktı. Carl Sagan yazdığı kitaplar, yazılar ve yaptığı televizyon dizisi ile bunu fazlasıyla başarmış bir bilim adamıdır. Yazının başında da söylendiği gibi Dünya üzerinde bunu başarmış pek az sayıda bilim adamından biridir. Carl Sagan'ı ülkemizde daha da popüler kılan ise 1997 yılında gösterime giren Contact (Mesaj) isimli filmdir. Çok önceden yazmış olduğu bir romandan uyarlanan bu filmde Dünya dışında bir uygarlıkla kurulan bağlantı ve bunun çevresinde gelişen olaylar anlatılmaktaydı. Carl Sagan'ın başarılı romanlarından bir diğeri olan Cennetin Ejderleri ise Pulitzer ödülü almasını sağlamıştır. Carl Sagan Contact filmini görmeyi çok istemiştir ancak filmin son halini göremeden 20 Aralık 1996'da hayata veda etmiştir.

Yaşasaydı astronomi bilimine çok büyük katkılar yapacağından hiç kuşku yok. Ancak arkasında bıraktığı eserleriyle bile bir çok genç astronomu peşinden sürüklemeyi şimdiden başarmış bir bilim adamıdır, Carl Sagan.

Sanırım Carl Sagan'ı, en iyi eşi Ann Druyan'ın şu sözleri anlatmaktadır:

"Carl hiç bir zaman inanmak istemedi, o her zaman bilmek istedi."

Yazar istatistikleri

  • 332 okur beğendi.
  • 1.009 okur okudu.
  • 109 okur okuyor.
  • 2.025 okur okuyacak.
  • 48 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları