Carl Sagan

Carl Sagan

Yazar
8.9/10
1.133 Kişi
·
2.895
Okunma
·
690
Beğeni
·
16691
Gösterim
Adı:
Carl Sagan
Tam adı:
Carl Edward Sagan
Unvan:
Gökbilimci, Astrobiyolog
Doğum:
ABD, 9 Kasım 1934
Ölüm:
ABD, 20 Aralık 1996
Carl Edward Sagan, 9 Kasım 1934'te New York'da doğdu. Çok küçük yaşlarda başlayan astronomi ilgisi, ailesi tarafından da desteklenince giderek büyüyen bir tutku halini aldı ve tüm dünyanın tanıdığı bir astronom haline geldi. Küçük yaşlarda astronomi ile uğraşırken, "nasıl hayatını kazanacaksın" sorusu karşısında boynu bükük kalıyordu. Liseye giderken bu iş için para ödendiğini öğrenince çok sevinmişti. Ancak bu sevinç, para kazanacağı için değil, geçinmek için başka bir iş yapmak zorunda kalmadan tüm gün astronomi ile ilgilenebileceği içindi. Carl Sagan'ın en önemli özelliği tüm fiziksel ve matematiksel yanıyla karmaşık bir olgu olan evreni en sıradan bir insana bile tüm açıklığıyla anlatabilme becerisidir. Bu becerisini yazınsal ortamda da sürdürünce, Pulitzer ödüllü bir bilimci oldu. 62 yıllık yaşantısında yaptığı üst düzey bilimsel çalışmaların yanında çok iyi bir bilim yazarı olduğunu da yazdığı ya da editörlüğünü yaptığı 20'den fazla kitap ile gösterdi.

Sagan'ın bilimsel merakı ona lisans seviyesinde, Chicago Üniversitesi'nden dört farklı dalda diploma almasını sağladı. Bunlar içinde en önemlileri tabii ki, fizik ile astronomi ve astrofizik diplomalarıydı. Carl Sagan öldüğünde, 1968'de girdiği Cornell Üniversitesi'nde, David Duncan Kürsüsü profesörü ve aynı üniversitedeki Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı’nın da müdürüydü. Güneş Sistemi'nin araştırılması ile ilgili çalışmaları, bugünkü bilgilerimizin temelini oluşturmuştur. Daha önceleri Venüs'ün yaşanabilir bir yer olduğu sanılırken Sagan tam tersini iddia etmiş ve Venüs'ün cehennem gibi bir yer olduğunu söylemiştir. Sonra Mariner'ler ile bu kanıtlanmıştır. Sera etkisini ilk olarak tanımlayan ve Venüs'ün sıcaklığının buradan kaynaklandığını ortaya atan da Carl Sagan'dır. Ayrıca evrende yaşamın var olabilmesi için karbon kökenli elementlerin olması gerektiğini de önermiş ve Satürn'ün en büyük uydusu Titan'ın böyle uygun bir yer olduğunu söylemiştir. Pioneer uzay araçları sayesinde Titan'ın atmosferindeki karbon ve metan elementleri ispatlanmıştır. Sagan'ın bu ileri görüşlülüğü ve üst düzey bilimsel çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamaktaydı. O hayatı boyunca Dünya dışında bir uygarlıkla iletişim kurulabilmesinin yollarını aradı. Bunun için birçok araştırmacıyla ortak çalışarak SETI projesini güçlendirdi ve hep destek oldu. Yalnızca bir uygarlığı aramakla değil aynı zamanda Dünya'daki yaşamın kökenini aramakla da ilgilenmiş ve bu konuda kitaplar yazmıştır. Dünya'daki yaşamın kökeni ve Dünya dışında bir yaşamın oluşabilmesi ile ilgili yaptığı çalışmalar yeni bir bilim dalını oluşturmuştur: Astrobiyoloji...

Carl Sagan 600'den fazla bilimsel makale ve yazı yazmıştır. Bunların yanında Icarus adlı bilimsel yayın yapan bir derginin 12 yıl boyunca editörlüğünü üstlenmiştir. Ayrıca Dünya'nın en büyük Güneş Sistemi araştırmaları grubu olan Gezegen Araştırmaları Derneği'nin kuruculuğunu ve ölene kadar da yöneticiliğini yapmıştır. Tabii ki, Carl Sagan'ın bilimsel katkıları sadece bunlarla bitmiyordu. NASA'nın Güneş Sistemi'nin araştırılması için gerçekleştirdiği tüm projelerde üst düzeyde görev almış hatta Mariner2, Mariner9, Viking, Voyager, Pioneer ve Galileo uydularının tasarımını ve yöneticiliğini yapmıştır. Yine kendisinin tasarladığı bir altın plak da bu uzay araçlarına yerleştirilmiştir. Bu plak ile Sagan, uzay aracının başka bir uygarlık tarafından bulunması halinde Dünya'yı ve insanoğlunu tanıtmayı hedeflemekteydi. Bugün Carl Sagan 'in idaresinde gerçekleştirilmiş olan Voyager'lar Güneş Sistemi'nin dışına çıkmış ve başka yıldız sistemlerine doğru yol almaktadır. Belki de o altın plaklar hedeflerine ulaşacaklardır.

Ancak Carl Sagan, yaptığı bu bilimsel çalışmaların çok ötesinde bir bilim adamıydı. Her şeyden önce o kendisini, bilimin gerçeklerini halka aktarmakla yükümlü saymış bir insandı. Hayatındaki en önemli amaçlarından biri popüler bilimi halka, halkın anlayabileceği gibi anlatmaktı. Carl Sagan yazdığı kitaplar, yazılar ve yaptığı televizyon dizisi ile bunu fazlasıyla başarmış bir bilim adamıdır. Yazının başında da söylendiği gibi Dünya üzerinde bunu başarmış pek az sayıda bilim adamından biridir. Carl Sagan'ı ülkemizde daha da popüler kılan ise 1997 yılında gösterime giren Contact (Mesaj) isimli filmdir. Çok önceden yazmış olduğu bir romandan uyarlanan bu filmde Dünya dışında bir uygarlıkla kurulan bağlantı ve bunun çevresinde gelişen olaylar anlatılmaktaydı. Carl Sagan'ın başarılı romanlarından bir diğeri olan Cennetin Ejderleri ise Pulitzer ödülü almasını sağlamıştır. Carl Sagan Contact filmini görmeyi çok istemiştir ancak filmin son halini göremeden 20 Aralık 1996'da hayata veda etmiştir.

Yaşasaydı astronomi bilimine çok büyük katkılar yapacağından hiç kuşku yok. Ancak arkasında bıraktığı eserleriyle bile bir çok genç astronomu peşinden sürüklemeyi şimdiden başarmış bir bilim adamıdır, Carl Sagan.

Sanırım Carl Sagan'ı, en iyi eşi Ann Druyan'ın şu sözleri anlatmaktadır:

"Carl hiç bir zaman inanmak istemedi, o her zaman bilmek istedi."
«İnsanlar sara hastalığının nedenini tanrılara bağlıyor, çünkü ne olduğunu anlayamıyorlar. Fakat anlamadıkları her şeyin nedenini tanrıya bağlarlarsa tanrısal işlerin sonu gelmez.»

Hipokrat
Kuşku bize, düş ürünüyle gerçek arasındaki farkı bulmamızı ve varsayımlarımızı sınamamızı sağlayan yolu açar.
Kesmek için besi hayvanı yetiştiririz, ormanları yok ederiz; akarsu ve gölleri hiç balık yaşayamayacak kadar kirletiriz; spor olsun diye geyik, kürkü için leopar, gübre yapmak için balina öldürürüz; yunusları dev balık ağları içine hapsedip soluksuz bırakırız; fok yavrularını sopayla öldürürüz ve her gün bir canlı türünün soyunun tükenmesine sebep oluruz. Tüm bu hayvanlar ve bitkiler bizim kadar canlıdır. Sözümona korunan yaşam değil, insan yaşamıdır.
Hippokrates şöyle diyor: " Insanlar sara hastalığının nedenini tanrılara bağlıyor çünkü ne olduğunu anlayamıyorlar fakat anlamadıkları her şeyin nedenini Tanrıya bağlarlarsa tanrısal işlerin sonu gelmez."
insan DNA'sının bir molekülünde bu tür 100 milyon büklüm ve yaklaşık 100 milyar da atom var. Buysa ortalama olarak bir galaksideki yıldız sayısına eşittir.
384 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
Evren ve Astronomi ’ye dair doneler konusunda istifade edilecek en önemli eserlerden biri olan bu kitap, gerek tarihteki bilimsel çalışma örnekleriyle okurlarını geçmişe götürüp, gerekse teknolojik çalışmaların ilerlemesine bağlı olarak gelecekte yaşanabilecek yeni keşiflerle insanoğlunun farklı galaksilerde farklı hayatlarla iletişime geçeceği hakkında bizleri aydınlatmaya çalışmıştır.
Vermiş olduğu bilimsel verilerin oluşumu ve gelişimi hakkındaki bilgilerin bir rastlantı sonucu olamayacağını görememesi ve bunu evrim teorisine dayandırması konusunda Bay Sagan ile anlaşamasak ta, fikirlerine ve bilimsel araştırmalarına büyük saygı duymaktayım.
Gerçekten Evren hakkında bilenmesi gerekenlere dair, özel ve temel bir eser bıraktığı için Mr. Carl Sagan’a teşekkürlerimizi sunarız..
456 syf.
·27 günde·10/10
> Evet, sihirli parmaklar yavaş yavaş kendine geliyor ve geldik gene okumuş, bitirmiş olduğum güzel bir kitabın incelemesine daha. Çaylar, kahveler hazır mı? Konumuz gene bir hayli uzun ve bu sefer Carl Sagan ile birlikte, uzayın engin derinliklerine ve sonuz çıkmazına doğru yol alacağız. Bu aralar ufak tefek hadiseler yüzünden canım sıkkın olsa da, unutabilmek için okumak ve yazmak istiyorum. Biliyorum, biliyorum. Hangimizin dertleri ve sıkıntıları yok ki? Ve hepimiz gündelik hayatın yorgunluğunu ve stresini atmak için kitaplara sığınıyor, burada, 1K’da sevdiklerimiz ile güzel kitaplar hakkında bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Hepinizin dertsiz, sıkıntısız günler geçirmesini ve neşenizin daim olmasını diler ve ısınma turlarımızı da tamamladıktan sonra, artık yavaş yavaş uzayın boşluklarına akalım derim. :)

> Gene günlerden bir gün, üzerime gelen işsizlik ve can sıkıntısın, afakanlar ile ortaklaşa beni darladığı bir anda, kendimi benim sahaf arkadaş, Beyhan’ın mekânında buldum. Onca güzelliklerin arasında, hoş kitap kokusunun eşliğinde gezinirken ve kendime uygun bir şeyler ararken; “büyük bir heyecanla avını arayan avcıymışım” hissine kapıldım ve işte, avım orada bana Mesaj vermeye çalışıyordu. İşte asıl şimdi aklıma, sevgili Richard Bach’ın; “Cevap alamamanızın en büyük sebebi, soruları sormamış olmanızdır,” geldi ve elimi kitaba doğru uzatarak, bir bilinmeyene yolculuk edeceğimin farkında olmadan, soruları sormak için aldım bu kitabı. İlgi duyduğum ve sevdiğim türde olan bu kitabı satın almak konusunda hiç tereddüt etmedim ve acaba gerçekten, kafamda kuyrukları birbirine değmeden dönen tilkilere aradıkları doğru cevapları verebilecek miydim, bu romanın içeriğiyle? Göreceğiz!

> Yıl olmuş 2019, 21. yüzyıla girmişiz ve ben yaklaşık 34 yıl önce yazılan bu kitaba daha yeni kavuştum ve nihayet Carl Sagan'ın Mesaj’ına nail olacaktım. İlk olarak 1985 yılında yayınlanan kitap, 1997 yılında beyaz perdeye uyarlanarak bir film haline getirilmiştir. Kitaba ilgi duymaktaydım, çünkü Carl Sagan'ın bir tür ikonik figür olduğunu biliyor ve kendisinin daha geniş bilim ve din ilişkisi ile de ilgileniyordum. Şimdi bu inceleme ile Sagan’ın bilimsel dünya görüşlerini, Atticus Finch'in; “dünyayı başka birinin gözüyle görmek” sözünde ifade ettiği gibi, elimden geldiğince dikkatli bir şekilde aktarmak, anlatmak istiyorum. Açıkçası, tüm zamanların en çok satan İngilizce bilim kitabı olan Mesaj’ın, günümüz dünya görüşü ve sorunları hakkında da iyi bir giriş yaptığı kanısındayım.

> Kitabı okumaya başladıktan sonra, yazarın kalemine olan hâkimiyeti ve edebi niteliği çok hoşuma gitti doğrusu. Kitap, farklı karakterler için titizlikle belirlenmiş rol yapısı, romandaki kişilerin psikolojisi ve konuşması gibi ayrıntılarla bezenmiş yaratıcı bir duyarlılığa sahipti. Uzaylılarla ilgili okuduğumuz, bildiğimiz kitapların birçoğu içerik olarak uzay savaşları ve dünya istilası ile ilgilidir. Fakat dünyalılar olarak alacağımız bu mesaj jeopolitik, dini ve kültürel dinamikleri kapsamakta ve Sagan bunların hepsini gerçekçilik ve incelikle anlatmaktadır.

> Bazı okurların, Sagan’ın anlatım tarzının zaman zaman az biraz ağır gittiğini düşüneceklerine eminim. Fakat kendinizi gerçekten kitaba verdiğinizde, kitabın esasında yatmakta olan fikirlerin dikkatinizi çekecek kadar önemli ve ilginç geleceğine eminim. Size ilk heyecan verecek olan, dünyamızdan yaklaşık 26 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızdan bir mesaj alınması ve alınan bu karmaşık, deşifre edilmesi zor mesaj aracılığı ile önemli bilgilerin aktarılması olacaktır. Kitap hakkında benim için en ilginç ve dikkat çekici olan şeyler ise, teolojik ve manevi çıkarımlardır. Çok sayıda bilim-din diyaloğuna şahit olacağız ve projenin geleceğine dair büyük çaba sarf eden bilim insanları ile maneviyatın ağır bastığı figürler arasında geçen keskin bir tartışmaları merakla okuyacağız. Sagan, özellikle bu bölümlerde ve konunun ilerleyişinde dini, belki kendisinden beklediğimden daha farklı resmetti. Ama kabul etmek gerekirse, arada dini fanatizmin bilime ters düşen çirkin ifadelerini ve eleştirilerinin bir kısmını da göreceğiz. Kitapta aynı zamanda, en sempatik ve merak uyandıran karakterlerden biri bir Hristiyan papazdır (beyaz perdeye aktarılan filmde, Matthew McConaughey'nin canlandırdığı karakter Palmer Joss).

> Kitabın ilerleyen bölümlerinde, şaşırtıcı bir şekilde, romanda geçenlerin, dünya görüşüne nasıl ters düşmeye başladığını ve bu mesaj aracılığı ile zorlu bir misyona çıkmış olan bilim insanlarına, bu bilinmeyene yaptıkları zorlu yolculuk sonrası nasıl davranıldığını okuyacağız. Gerçekler inkâr edilmez ve gizlenemez, ama onlara karşı yapılan haksız ve yersiz eleştiriler, daha öncesinde olduğu gibi, dini kitaplarda, din adamları tarafından belirtilen argümanlar ile aynıdır. Göze alınan bunca şey sadece deneyime hitap edecek türde, doğrulanabilir verilerden yoksun şeylerdir ve tüm bu dipsiz kuyuya yapılan maceralı yolculuk sadece büyük bir ironiden ibarettir.

> Fakat unutmamalıyız ki, evrende insanlar dışında, başka zeki varlıkların olabileceği ihtimali bile biz insanları heyecanlandırmaya ve hatta bazılarımızı korkutmaya yetiyor. Sagan’a göre, onlarla iletişim kurabiliriz ve muhtemelen bu canlılar bizden daha da yaşlılar ve daha akıllılar. Bize karmaşık bilgi birikimlerini ve engin deneyimlerini gönderiyorlar. Bunu, bize gönderdikleri matematiksel sıralamalar ile şifreledikleri gizli mesajları aracılığı ile anlatma gayreti içerisindeler. Bu mesajların, dünyanın kendi ekseninde dönmesinden kaynaklı ara boşluklar sayesinde, diğer rakip ülke istasyonları tarafından tespit edilmesi ve istenmeyen kişilerin eline geçmiş olması bile, konuya uzman olan kişi ve yöneticileri bir hayli endişelendirmeye yetecek derece de önemliydi. Matematikçiler hangi temel keşifleri kaçırmış olabileceği konusunda bir hayli tedirgindiler. Dini liderler, bu mesajı bize ileten uzaylıların, özellikle gençler arasında daha çok taraf bulacağından endişe duyuyorlardı. Ve gökbilimciler, bugüne kadar incelemiş oldukları yakın yıldızlar ile ilgili nerede, neyi yanlış yaptıkları konusunda kendilerini düşünmekten alamıyorlardı. Politikacılar, hükumet liderleri ve askeri kanattan bazıları ise oldukça farklı düşünceler ve bir takım önlem alma eğilimi içerisindeydiler. Evet, biz insanlardan daha üstün bir medeniyet takdir, hatta kabul edilebilir, ama doğru olduğunu düşündüğümüz şeyler ya bir yanlış anlama ya da özel bir durum veya mantıksal bir hata içeriyor ise?

> Burada, kitap bize “temas - mesaj”ın galaksinin tek bir sisteminde bulunan bir yıldızdan gelmediğini ve daha derinden, daha aşkın bir kaynaktan geldiğini anlatmaya çalışıyor. Aslında, birkaç teleolojik argümanla, biz okurlara anlatılmak istenilen: “mekânın dokusunda ve maddenin yapısında, bilinmeyen bir sanatçının küçük bir imzasının olduğudur. Ama şunu da bilmekte fayda var; Sagan, Einstein ve Spinoza gibi, bilinmezcilik veya bilinemezciliğin; teolojik olarak tanrının varlığından veya yokluğundan, bilimsel olarak da evrenin nereden türediğinin bilinmediğini veya bilinemeyeceğini ileri süren felsefi akım olan Agnostisizm’e inandığı ifade etmiştir. Birçok insan bilimin bir şekilde dinin yerini aldığı fikrine sahiptir. Sagan'ın kendisinin de, buna benzer ileri görüşlere sahip düşünce ve mesajları vardır. Ancak bu hikâye, bilimsel keşif ve ilerleme ile birlikte biz okurlara, Tanrı'nın daha temel ve içsel olduğu inancını veriyor ve Ellie Arroway ve ekibi aracılılığı ile bize vicdanımıza kulak vermemiz gerekliliğini tekrar hatırlatıyor.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
272 syf.
·2 günde·10/10
Sagan ile tanışmamız aslında bir belgesele dayanıyordu. Onun birbirinden önemli tespitlerinden hoşlanmamak elde değil şüphesiz. O zamanlardan sözleşmiştik. Dün gece ikinci buluşmamız “Cennetin Ejderleri “ denilen uzak bir yerde gerçekleşti. İnsan beyni, evrim, şempanzeler derken kendimizi oldukça ilginç bir sohbetin içinde bulduk.. O durmadan anlattı, ben ise meraklı gözlerle onu izledim...Zihnimin köşelerinde saklanan küçük kız , evrenin sırlarına erişmek için önce beyin denen başka bir evrenin anahtar olarak kullanılacağını öğrendi..Gerçekten bu bir mucizeydi....
400 syf.
Kozmos, Carl Sagan'ın okumuş olduğum ikinci kitabı. Sagan'ın kitaplarında şunu farkettim ki, bilim dili mümkün olduğunca toplumun anlayabileceği sade bir dile indirgenmiş. O yüzden okuyan herkesin bir şeyler anlayıp öğrenebileceği bir kitap Kozmos.
Kitap 13 bölüme ayrılmış. Bu başliklar altında kitabın konusunu oluşturan uzay, evren ve dünyamız incelenip irdeleniyor.
-Evren nasıl var oldu?
-Dünyada yaşam nasıl oluştu?
-Dünyamız dışında yaşamı barındıran başka bir gezegen var mıdır?... gibi soruların cevabını arayan herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
-Sagan, tarihin eski çağlarından beri insanların dünya ve evrene karşı olan merak ve ilgilerini, tarihte bu merakla hareket etmiş filozofları, bilim insanlarını ve buluşlarını da kaleme almış.
-Kozmos, kitap olarak basılmadan önce belgeseli çekilmiş, daha sonra kitap olarak basılmış. Kitabı okuduktan sonra belgeseli de izlenip bilgilerin daha kalıcı olması saglanabilir. En kısa zamanda bende izlemeyi düşünüyorum. Herkese iyi okumalar ve iyi seyirler dilerim :)
300 syf.
·8 günde·10/10
Dünyadaki sorunların ahlaki boyutlarını inceleyen başucu bir kitap. Kürtaj hakkındaki bölümle aklımı başımdan almıştır. Özellikle o bölümü herkesin okuması gerek diye düşünüyorum. Kendini “yaşam hakkı savunucusu" diye adlandıran, kürtaj karşıtlarına farklı bir açıdan eleştiri yapıyor:

"bugün dünyadaki hiçbir toplumda "yaşam hakkı" yoktur, geçmişte de olmamıştır. kesmek için besi hayvan yetiştiririz, ormanları yok ederiz; akarsu ve gölleri hiç balık yaşayamayacak kadar kirletiriz; spor olsun diye geyik, kürkü için leopar, gübre yapmak için balina öldürürüz; yunusları dev balık ağları içine hapsedip soluksuz bırakırız; fok yavrularını sopayla öldürürüz ve her gün bir canlı türünün soyunun tükenmesine sebep oluruz. tüm bu hayvanlar ve bitkiler bizim kadar canlıdır. sözümona korunan yaşam değil, insan yaşamıdır.”


Son bölümü Carl Sagan'ın ölmesi dolayısı ile eşi tarafından yazılmış olması beni derinden üzdü. Tanışma hikayelerinden de kısaca bahsetmiş eşi -kadar güzel ki hikayeleri-. Beni en çok derinden etkileyen Carl için farklı etnik yapıdan insanların sadece onun için dua ediyor olmasıydı. Milliyet-ırk-inanç ayrımı yapmadan tüm insanların eşit olduğunun ayırdına varabilen bireyler yetiştirmekti belki de bu amacı bu yapıtı oluşturmakla. Huzur içinde uyu.
282 syf.
·29 günde·9/10
Yazıyı icat etti insan. Elektriği, telefonu, buharlı makineleri, uçağı ve de mikroskobu. Bilgisayarı ve interneti ve daha nicelerini…
Aşıyı, röntgeni ve sayısız tedavi yöntemini buldu insan. Yetinmedi, robotik cerrahiyi bile buldu. Uzayı keşfetti, Ay’ a yolculuk yaptı. Bitmeyen bir merak ve araştırma isteğiyle durmaksızın yoluna devam ediyor insan.
Bir yandan kendi soyuyla savaşıp diğer yandan doğayı yıkıp tahrip eden insanla bu keşifleri yapan aynı insandı. O yüzden biz umutlu olmak zorundayız.

“Milyarlarca ve Milyarlarca” okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Contact ( Mesaj) filminin uyarlandığı kitabın da yazarı olan Carl Sagan’ı kaç kişi tanıyor bilmem ama filmin ana karakteri Jodie Foster’i tanımayanımız yoktur.

Pulitzer ödüllü Carl Sagan hem gökbilimi hem de biyoloji alanında eğitim görmüş, gezegenimizin tarihi ve eksobiyoloji (dünya dışı yaşamı inceleyen bilim dalı) çalışmalarına önemli katkılarda bulunmuş, bilimin toplumların refahı için uygulanmasında büyük çaba göstermiş biri.
Askeri harcamaların azaltılması, eğitime saygı duyulması, bilimin ve akademik çalışmaların desteklenmesi, soru sorma özgürlüğünün geliştirilmesi, nükleer ve konvansiyonel silahlanma yarışına son verilmesi, tüm dünyada ulusal bağımsızlığa saygı gösterilmesi ve gezegenimizin sorumluluk anlayışıyla gözetilip yönetilmesi için çaba gösterilmesini savunan bu güzel insanı saygıyla anıyorum.
Zor kavramları gayet anlaşılır şekilde açıklayıp okuyucusuna aktardığı bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim.
282 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Carl Sagan’ın en sevdiğim kitaplarından. Diğer yandan en nefret ettiğim kitabı da bu. Sebebi malum. Sagan’ın son kitabı. Eğer bu adamı birazcık olsun seviyorsanız, özellikle son kısımları ve eşinin yazdığı bölüm boğazınıza yumru gibi oturuyor. Gerek var mıydı? Üzücü. Ama evet, kesinlikle gerek vardı. Bu muhteşem adamın fikirlerine, bize öğrettiklerine, insanlığa ve dünyaya katkılarına olmasa bile, kendisine veda etmeliydik. Yine de ölümünü kabullenmek istemediğim insanların başında Carl Sagan gelir.

Kitabın adı aslında Sagan’a ait olmayan, ama söyleyenden ziyade başkasına mâl edilmiş ünlü sözlerden biri. Burada doğrudan bir bağlantı var gerçi. “Milyarca ve milyarca” ifadesi, sürekli Sagan’ın taklidini yapan Johnny Carson’a ait. Sagan da kitabın başlarında değiniyor bu konuya.

Sagan kitap boyunca nükleer silahlanma tehlikesine, matematiğe, bilimsel düşünceye, insanın doğaya verdiği zararlara, bu zararların üstesinden din, dil, ırk farketmeksizin ancak tüm insanlığın işbirliği sayesinde gelinebileceğine, kürtaja, gezegenimizi ve doğamızı sevmemiz ve korumamız konularına eğiliyor.

Bir incelemede de bahsedilmiş, okullarda mutlaka okutulması gereken bir eser bence de. Ama çocuklara okutmayı geçtim, tübitak kitabın yeni basımını dâhi yapmıyor. Sıfırını bulma ihtimaliniz oldukça düşük. Raflar milyon tane saçma sosyal medya kitabından geçilmiyorken, böyle kitapların yeni basımı niye olmaz? Anlamak güç.

Defalarca okuduğum, her okuduğumda da hüzünlendiğim tek bilim kitabı olarak yeri ayrıdır bende. Hoşçakal Sagan. Dünya sen gittiğinden beri daha da berbat bir yer oldu.
320 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Soluk Mavi Nokta, Dünyanın Voyager 1 sondası tarafından rekor uzaklıktan çekilen bir fotoğrafı.
"Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr onun üzerinde - bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.

Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza."

"BU SAHİP OLDUĞUMUZ TEK ŞEY".
Carl Edward Sagan
400 syf.
·10 günde·9/10
Tam anlamıyla ziyafet. İçerdiği bilgiler nedeniyle epey uzun zaman ayırdığım bir kitap oldu.
İçeriğinden bahsetmek gerekirse; Ay, Güneş, Yıldız'lar, Gezegen'ler,Beyin, Savaş'lar, insanlık... Kozmos. Her şey bir kitapta. Bilgilerin daha iyi yerleşmesi için 13 bölümden oluşan belgeselin izlenmesi ise benden bir tavsiye.
Uzay boşluğunda değil biz, dünyamız bile bir toz zerreciği iken nedir bu kavga?...

Yazarın biyografisi

Adı:
Carl Sagan
Tam adı:
Carl Edward Sagan
Unvan:
Gökbilimci, Astrobiyolog
Doğum:
ABD, 9 Kasım 1934
Ölüm:
ABD, 20 Aralık 1996
Carl Edward Sagan, 9 Kasım 1934'te New York'da doğdu. Çok küçük yaşlarda başlayan astronomi ilgisi, ailesi tarafından da desteklenince giderek büyüyen bir tutku halini aldı ve tüm dünyanın tanıdığı bir astronom haline geldi. Küçük yaşlarda astronomi ile uğraşırken, "nasıl hayatını kazanacaksın" sorusu karşısında boynu bükük kalıyordu. Liseye giderken bu iş için para ödendiğini öğrenince çok sevinmişti. Ancak bu sevinç, para kazanacağı için değil, geçinmek için başka bir iş yapmak zorunda kalmadan tüm gün astronomi ile ilgilenebileceği içindi. Carl Sagan'ın en önemli özelliği tüm fiziksel ve matematiksel yanıyla karmaşık bir olgu olan evreni en sıradan bir insana bile tüm açıklığıyla anlatabilme becerisidir. Bu becerisini yazınsal ortamda da sürdürünce, Pulitzer ödüllü bir bilimci oldu. 62 yıllık yaşantısında yaptığı üst düzey bilimsel çalışmaların yanında çok iyi bir bilim yazarı olduğunu da yazdığı ya da editörlüğünü yaptığı 20'den fazla kitap ile gösterdi.

Sagan'ın bilimsel merakı ona lisans seviyesinde, Chicago Üniversitesi'nden dört farklı dalda diploma almasını sağladı. Bunlar içinde en önemlileri tabii ki, fizik ile astronomi ve astrofizik diplomalarıydı. Carl Sagan öldüğünde, 1968'de girdiği Cornell Üniversitesi'nde, David Duncan Kürsüsü profesörü ve aynı üniversitedeki Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı’nın da müdürüydü. Güneş Sistemi'nin araştırılması ile ilgili çalışmaları, bugünkü bilgilerimizin temelini oluşturmuştur. Daha önceleri Venüs'ün yaşanabilir bir yer olduğu sanılırken Sagan tam tersini iddia etmiş ve Venüs'ün cehennem gibi bir yer olduğunu söylemiştir. Sonra Mariner'ler ile bu kanıtlanmıştır. Sera etkisini ilk olarak tanımlayan ve Venüs'ün sıcaklığının buradan kaynaklandığını ortaya atan da Carl Sagan'dır. Ayrıca evrende yaşamın var olabilmesi için karbon kökenli elementlerin olması gerektiğini de önermiş ve Satürn'ün en büyük uydusu Titan'ın böyle uygun bir yer olduğunu söylemiştir. Pioneer uzay araçları sayesinde Titan'ın atmosferindeki karbon ve metan elementleri ispatlanmıştır. Sagan'ın bu ileri görüşlülüğü ve üst düzey bilimsel çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamaktaydı. O hayatı boyunca Dünya dışında bir uygarlıkla iletişim kurulabilmesinin yollarını aradı. Bunun için birçok araştırmacıyla ortak çalışarak SETI projesini güçlendirdi ve hep destek oldu. Yalnızca bir uygarlığı aramakla değil aynı zamanda Dünya'daki yaşamın kökenini aramakla da ilgilenmiş ve bu konuda kitaplar yazmıştır. Dünya'daki yaşamın kökeni ve Dünya dışında bir yaşamın oluşabilmesi ile ilgili yaptığı çalışmalar yeni bir bilim dalını oluşturmuştur: Astrobiyoloji...

Carl Sagan 600'den fazla bilimsel makale ve yazı yazmıştır. Bunların yanında Icarus adlı bilimsel yayın yapan bir derginin 12 yıl boyunca editörlüğünü üstlenmiştir. Ayrıca Dünya'nın en büyük Güneş Sistemi araştırmaları grubu olan Gezegen Araştırmaları Derneği'nin kuruculuğunu ve ölene kadar da yöneticiliğini yapmıştır. Tabii ki, Carl Sagan'ın bilimsel katkıları sadece bunlarla bitmiyordu. NASA'nın Güneş Sistemi'nin araştırılması için gerçekleştirdiği tüm projelerde üst düzeyde görev almış hatta Mariner2, Mariner9, Viking, Voyager, Pioneer ve Galileo uydularının tasarımını ve yöneticiliğini yapmıştır. Yine kendisinin tasarladığı bir altın plak da bu uzay araçlarına yerleştirilmiştir. Bu plak ile Sagan, uzay aracının başka bir uygarlık tarafından bulunması halinde Dünya'yı ve insanoğlunu tanıtmayı hedeflemekteydi. Bugün Carl Sagan 'in idaresinde gerçekleştirilmiş olan Voyager'lar Güneş Sistemi'nin dışına çıkmış ve başka yıldız sistemlerine doğru yol almaktadır. Belki de o altın plaklar hedeflerine ulaşacaklardır.

Ancak Carl Sagan, yaptığı bu bilimsel çalışmaların çok ötesinde bir bilim adamıydı. Her şeyden önce o kendisini, bilimin gerçeklerini halka aktarmakla yükümlü saymış bir insandı. Hayatındaki en önemli amaçlarından biri popüler bilimi halka, halkın anlayabileceği gibi anlatmaktı. Carl Sagan yazdığı kitaplar, yazılar ve yaptığı televizyon dizisi ile bunu fazlasıyla başarmış bir bilim adamıdır. Yazının başında da söylendiği gibi Dünya üzerinde bunu başarmış pek az sayıda bilim adamından biridir. Carl Sagan'ı ülkemizde daha da popüler kılan ise 1997 yılında gösterime giren Contact (Mesaj) isimli filmdir. Çok önceden yazmış olduğu bir romandan uyarlanan bu filmde Dünya dışında bir uygarlıkla kurulan bağlantı ve bunun çevresinde gelişen olaylar anlatılmaktaydı. Carl Sagan'ın başarılı romanlarından bir diğeri olan Cennetin Ejderleri ise Pulitzer ödülü almasını sağlamıştır. Carl Sagan Contact filmini görmeyi çok istemiştir ancak filmin son halini göremeden 20 Aralık 1996'da hayata veda etmiştir.

Yaşasaydı astronomi bilimine çok büyük katkılar yapacağından hiç kuşku yok. Ancak arkasında bıraktığı eserleriyle bile bir çok genç astronomu peşinden sürüklemeyi şimdiden başarmış bir bilim adamıdır, Carl Sagan.

Sanırım Carl Sagan'ı, en iyi eşi Ann Druyan'ın şu sözleri anlatmaktadır:

"Carl hiç bir zaman inanmak istemedi, o her zaman bilmek istedi."

Yazar istatistikleri

  • 690 okur beğendi.
  • 2.895 okur okudu.
  • 255 okur okuyor.
  • 4.854 okur okuyacak.
  • 138 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları