Carl Sagan

Carl Sagan

9.0/10
392 Kişi
·
792
Okunma
·
267
Beğeni
·
7.805
Gösterim
Adı:
Carl Sagan
Tam adı:
Carl Edward Sagan
Unvan:
Gökbilimci, Astrobiyolog
Doğum:
ABD, 9 Kasım 1934
Ölüm:
ABD, 20 Aralık 1996
Carl Edward Sagan, 9 Kasım 1934'te New York'da doğdu. Çok küçük yaşlarda başlayan astronomi ilgisi, ailesi tarafından da desteklenince giderek büyüyen bir tutku halini aldı ve tüm dünyanın tanıdığı bir astronom haline geldi. Küçük yaşlarda astronomi ile uğraşırken, "nasıl hayatını kazanacaksın" sorusu karşısında boynu bükük kalıyordu. Liseye giderken bu iş için para ödendiğini öğrenince çok sevinmişti. Ancak bu sevinç, para kazanacağı için değil, geçinmek için başka bir iş yapmak zorunda kalmadan tüm gün astronomi ile ilgilenebileceği içindi. Carl Sagan'ın en önemli özelliği tüm fiziksel ve matematiksel yanıyla karmaşık bir olgu olan evreni en sıradan bir insana bile tüm açıklığıyla anlatabilme becerisidir. Bu becerisini yazınsal ortamda da sürdürünce, Pulitzer ödüllü bir bilimci oldu. 62 yıllık yaşantısında yaptığı üst düzey bilimsel çalışmaların yanında çok iyi bir bilim yazarı olduğunu da yazdığı ya da editörlüğünü yaptığı 20'den fazla kitap ile gösterdi.

Sagan'ın bilimsel merakı ona lisans seviyesinde, Chicago Üniversitesi'nden dört farklı dalda diploma almasını sağladı. Bunlar içinde en önemlileri tabii ki, fizik ile astronomi ve astrofizik diplomalarıydı. Carl Sagan öldüğünde, 1968'de girdiği Cornell Üniversitesi'nde, David Duncan Kürsüsü profesörü ve aynı üniversitedeki Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı’nın da müdürüydü. Güneş Sistemi'nin araştırılması ile ilgili çalışmaları, bugünkü bilgilerimizin temelini oluşturmuştur. Daha önceleri Venüs'ün yaşanabilir bir yer olduğu sanılırken Sagan tam tersini iddia etmiş ve Venüs'ün cehennem gibi bir yer olduğunu söylemiştir. Sonra Mariner'ler ile bu kanıtlanmıştır. Sera etkisini ilk olarak tanımlayan ve Venüs'ün sıcaklığının buradan kaynaklandığını ortaya atan da Carl Sagan'dır. Ayrıca evrende yaşamın var olabilmesi için karbon kökenli elementlerin olması gerektiğini de önermiş ve Satürn'ün en büyük uydusu Titan'ın böyle uygun bir yer olduğunu söylemiştir. Pioneer uzay araçları sayesinde Titan'ın atmosferindeki karbon ve metan elementleri ispatlanmıştır. Sagan'ın bu ileri görüşlülüğü ve üst düzey bilimsel çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamaktaydı. O hayatı boyunca Dünya dışında bir uygarlıkla iletişim kurulabilmesinin yollarını aradı. Bunun için birçok araştırmacıyla ortak çalışarak SETI projesini güçlendirdi ve hep destek oldu. Yalnızca bir uygarlığı aramakla değil aynı zamanda Dünya'daki yaşamın kökenini aramakla da ilgilenmiş ve bu konuda kitaplar yazmıştır. Dünya'daki yaşamın kökeni ve Dünya dışında bir yaşamın oluşabilmesi ile ilgili yaptığı çalışmalar yeni bir bilim dalını oluşturmuştur: Astrobiyoloji...

Carl Sagan 600'den fazla bilimsel makale ve yazı yazmıştır. Bunların yanında Icarus adlı bilimsel yayın yapan bir derginin 12 yıl boyunca editörlüğünü üstlenmiştir. Ayrıca Dünya'nın en büyük Güneş Sistemi araştırmaları grubu olan Gezegen Araştırmaları Derneği'nin kuruculuğunu ve ölene kadar da yöneticiliğini yapmıştır. Tabii ki, Carl Sagan'ın bilimsel katkıları sadece bunlarla bitmiyordu. NASA'nın Güneş Sistemi'nin araştırılması için gerçekleştirdiği tüm projelerde üst düzeyde görev almış hatta Mariner2, Mariner9, Viking, Voyager, Pioneer ve Galileo uydularının tasarımını ve yöneticiliğini yapmıştır. Yine kendisinin tasarladığı bir altın plak da bu uzay araçlarına yerleştirilmiştir. Bu plak ile Sagan, uzay aracının başka bir uygarlık tarafından bulunması halinde Dünya'yı ve insanoğlunu tanıtmayı hedeflemekteydi. Bugün Carl Sagan 'in idaresinde gerçekleştirilmiş olan Voyager'lar Güneş Sistemi'nin dışına çıkmış ve başka yıldız sistemlerine doğru yol almaktadır. Belki de o altın plaklar hedeflerine ulaşacaklardır.

Ancak Carl Sagan, yaptığı bu bilimsel çalışmaların çok ötesinde bir bilim adamıydı. Her şeyden önce o kendisini, bilimin gerçeklerini halka aktarmakla yükümlü saymış bir insandı. Hayatındaki en önemli amaçlarından biri popüler bilimi halka, halkın anlayabileceği gibi anlatmaktı. Carl Sagan yazdığı kitaplar, yazılar ve yaptığı televizyon dizisi ile bunu fazlasıyla başarmış bir bilim adamıdır. Yazının başında da söylendiği gibi Dünya üzerinde bunu başarmış pek az sayıda bilim adamından biridir. Carl Sagan'ı ülkemizde daha da popüler kılan ise 1997 yılında gösterime giren Contact (Mesaj) isimli filmdir. Çok önceden yazmış olduğu bir romandan uyarlanan bu filmde Dünya dışında bir uygarlıkla kurulan bağlantı ve bunun çevresinde gelişen olaylar anlatılmaktaydı. Carl Sagan'ın başarılı romanlarından bir diğeri olan Cennetin Ejderleri ise Pulitzer ödülü almasını sağlamıştır. Carl Sagan Contact filmini görmeyi çok istemiştir ancak filmin son halini göremeden 20 Aralık 1996'da hayata veda etmiştir.

Yaşasaydı astronomi bilimine çok büyük katkılar yapacağından hiç kuşku yok. Ancak arkasında bıraktığı eserleriyle bile bir çok genç astronomu peşinden sürüklemeyi şimdiden başarmış bir bilim adamıdır, Carl Sagan.

Sanırım Carl Sagan'ı, en iyi eşi Ann Druyan'ın şu sözleri anlatmaktadır:

"Carl hiç bir zaman inanmak istemedi, o her zaman bilmek istedi."
«İnsanlar sara hastalığının nedenini tanrılara bağlıyor, çünkü ne olduğunu anlayamıyorlar. Fakat anlamadıkları her şeyin nedenini tanrıya bağlarlarsa tanrısal işlerin sonu gelmez.»

Hipokrat
Kesmek için besi hayvanı yetiştiririz, ormanları yok ederiz; akarsu ve gölleri hiç balık yaşayamayacak kadar kirletiriz; spor olsun diye geyik, kürkü için leopar, gübre yapmak için balina öldürürüz; yunusları dev balık ağları içine hapsedip soluksuz bırakırız; fok yavrularını sopayla öldürürüz ve her gün bir canlı türünün soyunun tükenmesine sebep oluruz. Tüm bu hayvanlar ve bitkiler bizim kadar canlıdır. Sözümona korunan yaşam değil, insan yaşamıdır.
insan DNA'sının bir molekülünde bu tür 100 milyon büklüm ve yaklaşık 100 milyar da atom var. Buysa ortalama olarak bir galaksideki yıldız sayısına eşittir.
Muhakkak ki bizim bu gezegenimizde, görünüşe göre insanlardan daha akıllı yaratıklar yoktur - yunus balıkları ve balinalar lehine birkaç söz söylenebilecek olsa da. Nitekim insanlar kendilerini nükleer silahlarla yok etmeyi başarırlarsa tüm diğer hayvanların insanlardan daha zeki olduklarına dair bir savunma yapılabilir.
Balıklar akarsuları ve havzaları olduğunu
söylüyor ama
daha ötede ne var ki diye soruyorlar
yaşadığımız bu hayat hayatın kendisi olamaz
diye yemin ediyorlar
çünkü hayat dediğin şey hepsi bundan ibaretse
ne de tatsız bir şey

* Rupert Brooke
Kitaplar tohum gibidirler. Yüzyıllarca bir yerde uyuyakalmış durumdadırlar, sonra da birden beklenmedik ve umut vaat etmeyen topraklarda çiçek vermeye başlarlar.
İnsanoğlu "tanrı" sözcüğünü nedenlerin kaynağını bulamadığı, doğal olanın kaynağı anlaşılır olmaktan çıktığı zaman kullanır ya da nedenleri birbirine bağlayan zincirin halkalarını kaybettiği anda, sonucu Tanrı'ya bağlayarak sorunu çözer ve araştırmasına son verir. Bu yüzden, bir şeyin oluşunu tanrılara bağladığında, aslında zihnindeki karanlığın yerini, hayret duygusuyla önünde eğildiği alışılmış bir sese terk etmekten başka bir şey mi yapıyor?
" Kendinizi iyi hissetmenizi sağladığı sürece bir şeyin doğru olup olmadığını umursamamak; cebiniz doluysa paranın nereden geldiğini boşvermek kadar kötüdür."
Ünlü Astrobiyolog, gökbilimci ve popüler bilim yazarı olan Dr. Carl Sagan’ın Kozmos kitabı, ABD’ de 1980 yılında basılmış olup, 1998 yılında Türkçe’ ye çevrilmiştir. Kitap, Altın Kitaplar yayınevi tarafından günümüze kadar 14 baskı yaparak oldukça ilgi görmüştür. Yayımlandığı dönemde de çok satanlar listesine girmeyi başarmıştır. Kozmos evrenin ve yaşamın sırlarına olan merakımızı büyük ölçüde gidermekte, okuyucunun astronomiye olan ilgisini arttırmaktadır. Dr. Carl Sagan hayatı boyunca insanların evreni keşfetme ve öğrenme meraklarını giderme misyonunu üstlenmiş, bu çalışmalarından ötürü Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma ödülüne layık görülmüştür. Kitap, Carl Sagan’ ın Kozmos Belgeseli’nin kitabıdır, belgeselin amacına ulaşması için tamamlayıcı bir rol üstlenmiştir. Belgesel on üç bölümden, kitapta buna paralel olarak on üç bölümden oluşuyor. Bitirdiğim her bölümden sonra, belgeselden karşılık gelen bölümü izlemem, hem okuduklarımı daha iyi kavramamı, hem de kitaptan daha fazla keyif almamı sağladı. Kitap belirli bir düzende konuları ele almıyor. Sagan kendini okuyucunun yerine koyarak, yaratıcı ve keyifli anlatımıyla benim ve birçok okuyucunun zihnini meşgul eden soruların bir çoğunu kitabında işlemiş. Bilimsel bir kitap olması nedeni ile kitapta verilen bazı bilgiler, bilimin devamlı ilerlemesinden ötürü, günümüz şartlarında geçerliliğini yitirmiştir. Örnek vermem gerekirse kitapta Voyager 2 uzay aracının Satürn gezegenine yeni ulaştığına değiniliyor, günümüzde Voyager 2 sırasıyla Uranüs, Neptün ve Plüton gezegenlerine ulaşmış, yeni bilgi ve resimleri bize iletmiş ve yolculuğuna derin uzay’ da devam etmektedir.

Sagan kitabının Birinci bölümünde: Kozmos’ un sonsuzluğundan, verdiği örnekler ile dünyada kullandığımız uzunluk ölçülerinin Kozmos’ ta ne kadar anlamsız kalmasından bahsederek kitaba giriş yapıyor.

İkinci bölümde: Gezegenimizde yaşamın başlangıcından, karmaşık organizmalara evrilmesi ve günümüze gelişinden. Darwin, Evrim teorisi, doğal seçilim ve mutasyondan. Bu teoriyi destekleyen kanıtlardan. Laboratuvar ortamında karmaşık organik molekül elde edilmesi deneyinden.

Üçüncü bölümde: İnsanların ilk kez dünyayı, uzayı ve yıldızları anlama çabalarından. Astronomi ve Astroloji arasındaki farktan. Kopernik, Newton ve Kepler’in keşif ve yasalarından.

Dördüncü bölümde: Kuyruklu yıldızlar, yörüngeleri, kuyrukluyıldız ve meteorların, geçmiş ve günümüzde dünya ve güneş sistemi üzerinde ki etkilerinden. Dış Güneş Sistemi Kuyrukluyıldız bölgesinden. Ayrıca Güneş sistemimizde ki gezegenlerden.

Beşinci bölümde: Dünya dışında hayatın, Mars gezegeninden başlayarak keşfine dair çalışmalardan. Mars’ a gönderilen uzay araçları ve Mars gezegeninin detaylı incelemesinden. Mars’ta yapılan deneylerden.

Altıncı bölümde: Astronomi alanındaki keşif ve icatlardan, bu keşiflerin, kaşifler ve içinde bulundukları toplumların üzerindeki etkilerinden. Voyager uzay araçlarından edindiğimiz bilimsel bulgular ve keşiflerden. Voyager 2’ nin günümüze kadar uğradığı gezegenlerden elde edilen yeni bilgilerden.

Yedinci bölümde: Antik dönem bilim insanlarının, astronomi çalışmalarından ve inanç ekseninde bakış açılarından. Antik Yunan Bilimi ve Astronomisinin bilime katkılarından. Hipokrat, Demokritos, Pythagoras, Thales ve Aristarkhos gibi Antik Yunan bilim insanlarının keşifleri ve keşiflerinin günümüze olan etkilerinden.

Sekizinci bölümde: Yakın geçmişimizde yaşamış Einstein gibi bilim adamlarından. Einstein’ın görelilik kuramı detaylıca ve örnekler ile işlenmiş. Milyonlarca yıl ile ölçülen yıldızların ömrü karşısında, on yıllarla ölçülen insan ömrünün azlığına dikkat çekerek zaman ve mekan kavramlarından.

Dokuzuncu bölümde: Yıldızların oluşumu, yaşam süreleri ve zamanla kademeli olarak kırmızı dev, beyaz cüce, nova, süpernova, nötron yıldızı veya kara deliğe dönüşmelerinden. Atomun kimyasal özellikleri, iç ve dış bölümleri. Elementler ve evrenin %99 oranında hidrojen ve helyum elementinden oluşmasından.

Onuncu bölümde: Evrenin sonsuzluğunun aslında bir sonu var mı?” Sorusuna cevap aramış ve evrenin başlangıcı, büyük patlama, evrenin genişlemesi gibi konuları işlemiş.

On birinci bölümde: İnsan’ı konu olarak işlemiş. Beyin, DNA’nın yapısı, virüsler, bakteriler son olarak bilgi ve bilginin gelecek nesillere aktarımından bahsetmiş.

On ikinci bölümde: Dünya dışı akıllı yaşam konusu detaylıca işlemiş. Frank Drake tarafından ortaya atılan Drake denklemiyle Samanyolu Galaksisi’nde akıllı yaşam bulunan gezegenlerin olasılığını bizlere sunmuştur. Elimizde bulunan teknoloji ile Radyo mesajları ileterek, ışık hızında Samanyolu Galaksisi’nde akıllı yaşam aramalarımızın önemine değinmiştir.

On üçüncü ve son bölümde: Savaş, nükleer savaş, atom bombasının insanlar ve doğa üzerindeki etkileri. Devletlerin silahlanma yarışı ve bu iş için yapılan harcamalara değinip kitap son buluyor.

Sagan kitabını şu güzel sözleri ile sonlandırıyor. “Biz yerküremiz adına konuşuyoruz. Varlığımızı sürdürme yükümlülüğümüzse, yalnızca kendimize karşı değil, aynı zamanda Kozmos’a karşıdır da. Yaşam kaynağımız o eski ve engin Kozmos’a.”
Kozmos, Carl Sagan'ın okumuş olduğum ikinci kitabı. Sagan'ın kitaplarında şunu farkettim ki, bilim dili mümkün olduğunca toplumun anlayabileceği sade bir dile indirgenmiş. O yüzden okuyan herkesin bir şeyler anlayıp öğrenebileceği bir kitap Kozmos.
Kitap 13 bölüme ayrılmış. Bu başliklar altında kitabın konusunu oluşturan uzay, evren ve dünyamız incelenip irdeleniyor.
-Evren nasıl var oldu?
-Dünyada yaşam nasıl oluştu?
-Dünyamız dışında yaşamı barındıran başka bir gezegen varmıdır?... gibi soruların cevabını arayan herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
-Sagan, tarihin eski çağlarından beri insanların dünya ve evrene karşı olan merak ve ilgilerini, tarihte bu merakla hareket etmiş filozofları, bilim insanlarını ve buluşlarını da kaleme almış.
-Kozmos, kitap olarak basılmadan önce belgeseli çekilmiş, daha sonra kitap olarak basılmış. Kitabı okuduktan sonra belgeseli de izlenip bilgilerin daha kalıcı olması saglanabilir. En kısa zamanda bende izlemeyi düşünüyorum. Herkese iyi okumalar ve iyi seyirler dilerim :)
Ön yargılarımızı bir kenara bırakıp tamamen boş bir zihinle ve birazcık bilim merakı da olanların okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bilim yapamıyor olabiliriz ama yeni bir şeyler  öğrenmek veya öğrenmemek tamamen bizim elimizde. Ufak bir merak sadece yeni bir ufuk elde edebilmek için kendimize gereken.. Bu kitabın bana birşeyler kazandırdığıni düşünüyor ve beğendiğimi söylemek istiyorum..
Yazar geçmişten günümüze dünyanın geçirdiği karanlık süreçler ve bilimin bu karanlığı kendi mum ışığıyla aydınlatma çabasını yerinde örneklerle anlatıyor.
Bilimin dünyayı daha fazla aydınlığa nasıl kavuşturabileceği ile ilgili görüşlerini ve eleştirilerini de paylaşıyor.

Carl Sagan sevdiğim bir bilim insanı-yazar.
Bunun nedeni objektif ve tutarlı yaklaşımları, ön yargılı olmaması, tepeden bakan, kibirli bir tavra sahip olmaması ve tarafsız bir tutumla gerçeği aramadaki samimiyetidir.

Bu kitabında ele aldığı konular, uzaylılardan dinlere, melek ve iblislerden modern bilimin temel ilkelerine, oradan eğitim sistemindeki sorunlara kadar uzanıyor.
Carl Sagan diyor ki; "Birine aşık olduğunuzda, tüm dünyaya duyurmak istersiniz. Bu kitap, bilim ile bir ömür sürmüş gönül ilişkimi yansıtan kişisel bir bildirge."
Evet ne var ne yok aklında hepsini anlatmış. Ne de iyi etmiş. O anlattıkça bilimin mantığı, gerekliliğini daha iyi anlıyorsunuz.
Sade bilimle de yetinmemiş, tarihsel bilgiler, yapılan haksızlıklar, psikoloji, tıp, astronomi... aklınıza ne gelirse anlatmış. İçini dökmüş herşeyiyle.
Carl Sagan sanki amfi de ders veriyor. Girin dersine derim.
Carl Sagan imzalı olduğunu bilmesem kuşkusuz 'vasat' bir kitap olarak değerlendirebilirdim ama söz konusu hayranlık duyduğum bir gökbilimci olunca çok da tarafsız bakamıyorum. Genelde Kozmos'u anlatan tv programları ve belgeselleriyle, kaleme aldığı bilimsel kitaplarıyla tanırız onu. Bu yüzden roman da yazmış olduğunu öğrenince "Nee! Carl Sagan mı? Hem de roman!" gibi bir tepkiyle karşılaşmamız olağandır. En azından benim için hâl böyleydi. :)

Okuduğum için pişman mıyım? Hayır. Aksine mutluyum. Yine de Mesaj'ı okumayı düşünenlere diğer kitaplarını okumalarını öneririm. :)
Tam anlamıyla ziyafet. İçerdiği bilgiler nedeniyle epey uzun zaman ayırdığım bir kitap oldu.
İçeriğinden bahsetmek gerekirse; Ay, Güneş, Yıldız'lar, Gezegen'ler,Beyin, Savaş'lar, insanlık... Kozmos. Her şey bir kitapta. Bilgilerin daha iyi yerleşmesi için 13 bölümden oluşan belgeselin izlenmesi ise benden bir tavsiye.
Uzay boşluğunda değil biz, dünyamız bile bir toz zerreciği iken nedir bu kavga?...
Açıkça ifade etmeliyim ki ben bu kitabın liselerde okutulması gerektiğini düşünüyorum.Neden diye soracak olursanız, öğrenilmesi gereken güncel konuları ve yaşam için gerekli olan kavramları herhangi bir dini kitaptan çok daha net bir şekilde dile getiriyor.Hatırlayabildiğim başlıklar nükleer silahlanma, ahlak kavramı, din ve bilimin yeri geldiğinde bir bütün olabilmesi, karbondioksidin ve CFC'nin dünya üzerindeki yaşamı nasıl tehdit ettiği, bu konu hakkında yapılanlar ve yapılması gerekenler.Yazarın yazdığı son kitap olması nedeniyle son bölümde de hayatının son zamanlarını ve yüzleştiği hastalıkla savaşırken nelerle karşılaştığını bizimle paylaşıyor.Kesinlikle kitabın içerisinde kendi inancı/inançsızlığı ile ilgili pek fazla şeyden bahsetmiyor.Dolayısıyla önyargı ile yaklaşmamanızı öneririm.Oldukça şaşırtıcı gözlemler içeriyor.Ben bu gözlemleri daha önce okuduğum Hayvanlardan İnsanlara Sapiens kitabındakilere benzettim.(Tarz bakımından)Tıpkı o kitap gibi konuları çok farklı bakış açıları ile bize sunuyor.Ayrıca ara ara küçük hikayelerle de okuyucunun daha sonra anlatılacak olan konuyu daha rahat kavrayabilmesi sağlanıyor.Sonuç olarak süper güçler arasındaki soğuk savaşa, çevre bilimine, din ve bilim ittifakı konularına ilgi duyuyorsanız aradığınız kitap bu.Kitap ile kalın.
Carl Sagan, Kosmos belgesel serisinin ik yapımcı ve sunucusu. Hem büyük bir gökbilimci, hem de bilimi halka anlatmaya, onların anlayacağı kılıflara sokmaya, kısacası insanları aydınlatmaya bir ömür vermiş büyük bir insan. Bu romanındaysa, bilimsel düşlerini yine bilimsel bir altyapıyla sunmuş.

Bundan sonra anlatacaklarım, kitaba dair bilgiler ile kitabın genel bir değerlendirmesini içermekte. Sıkı tutunun:

Ellie Arroway, bir bilim insanı, bir uzay bilimci, radyo teleskoplarıyla dünyadışı yaşama dair izler arayan bir gökbilim gözlemcisi. Dış dünyayı yüzlerce teleskop eşliğinde dinleyen Prof. Arroway, günün birinde nihayet zeki bir yaşam formuna ait olacak kadar güçlü ve karmaşık bir mesaj almayı başarır. Gelen mesaj 1936 yılındaki Berlin Olimpiyatlarına ait görüntüdür. Bu görüntü, insanoğlunun dünyadaki ilk TV yayınıdır. Gelen yayın 26 ışık yılı uzaklıktaki Vega'ya işaret eder. Yani dünyadaki ilk güçlü TV yayını 26 yıl sonra oraya ulaşmış ve bize tekrar gelmesi de bir o kadar sürmüş.

Mesajın incelenmesiyle, bunun asal sayılar içerdiği ve bu asal sayıların bir "makine" yapımının şemasını oluşturduğu ortaya çıkar. Vegalılar bize neden bir makine çizimi ve bu makineyi nasıl yapacağımızın şemasını sunmuş olsun ki? Bu makineyi yapmak dünyayı yok edecek mi? Ya da belki de Vegalıların bizim elimizle dünyayı istilası için bir Truva Atı'dır bu makine? Yapılmalı mı? Neyse, Amerika'sından Sovyet'lerine, Çİn'inden Hind'ine tüm dünya bir konsey oluşturur ve makineyi yapma kararı alır. Dünyanın beş saygın bilim insanı yerleştirilir bu makineye.. Fakat bu noktaya kadar yüzlerce olay meydana gelir. Sonrasında neler yaşandığını da okuyucuya sürpriz niyetine bırakalım.

Bu mesaj sırasında dünyada bunun İsa Mesih''ten bir mesaj olduğunu iddia eden birtakım dini örgütlerden, bunun şeytanın işi olduğunu söyleyen ve eylemler düzenleyen, yer üstü olsun yer altı olsun her türden zırtapoz örgüte, yeşilcilerden hümanistlere, anti-bilimcilerden bilimseverlere onlarca tartışmaya neden olması, Carl Sagan'ın böyle olası bir mesajı aldığımızda dünyada patlayacak gürültüye, kopacak kıyamete ve tartışmalara dair müthiş öngörüsünü gözler önüne sermekte.

Kısacası "büyüksün Carl Sagan".

Mutlaka okunmalı!..
Nereden geldik,nereye gidebiliriz,insanoğlunun bir sınırı varmı ? Evrende yaşam var mı ? Kozmos nedir? Kaos nedir ? gibi soruların yanıtlarını arayanlara hem bilimsel hemde sıkıcı olmayan,herkesin okuması gereken bir kitap olarak düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Carl Sagan
Tam adı:
Carl Edward Sagan
Unvan:
Gökbilimci, Astrobiyolog
Doğum:
ABD, 9 Kasım 1934
Ölüm:
ABD, 20 Aralık 1996
Carl Edward Sagan, 9 Kasım 1934'te New York'da doğdu. Çok küçük yaşlarda başlayan astronomi ilgisi, ailesi tarafından da desteklenince giderek büyüyen bir tutku halini aldı ve tüm dünyanın tanıdığı bir astronom haline geldi. Küçük yaşlarda astronomi ile uğraşırken, "nasıl hayatını kazanacaksın" sorusu karşısında boynu bükük kalıyordu. Liseye giderken bu iş için para ödendiğini öğrenince çok sevinmişti. Ancak bu sevinç, para kazanacağı için değil, geçinmek için başka bir iş yapmak zorunda kalmadan tüm gün astronomi ile ilgilenebileceği içindi. Carl Sagan'ın en önemli özelliği tüm fiziksel ve matematiksel yanıyla karmaşık bir olgu olan evreni en sıradan bir insana bile tüm açıklığıyla anlatabilme becerisidir. Bu becerisini yazınsal ortamda da sürdürünce, Pulitzer ödüllü bir bilimci oldu. 62 yıllık yaşantısında yaptığı üst düzey bilimsel çalışmaların yanında çok iyi bir bilim yazarı olduğunu da yazdığı ya da editörlüğünü yaptığı 20'den fazla kitap ile gösterdi.

Sagan'ın bilimsel merakı ona lisans seviyesinde, Chicago Üniversitesi'nden dört farklı dalda diploma almasını sağladı. Bunlar içinde en önemlileri tabii ki, fizik ile astronomi ve astrofizik diplomalarıydı. Carl Sagan öldüğünde, 1968'de girdiği Cornell Üniversitesi'nde, David Duncan Kürsüsü profesörü ve aynı üniversitedeki Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı’nın da müdürüydü. Güneş Sistemi'nin araştırılması ile ilgili çalışmaları, bugünkü bilgilerimizin temelini oluşturmuştur. Daha önceleri Venüs'ün yaşanabilir bir yer olduğu sanılırken Sagan tam tersini iddia etmiş ve Venüs'ün cehennem gibi bir yer olduğunu söylemiştir. Sonra Mariner'ler ile bu kanıtlanmıştır. Sera etkisini ilk olarak tanımlayan ve Venüs'ün sıcaklığının buradan kaynaklandığını ortaya atan da Carl Sagan'dır. Ayrıca evrende yaşamın var olabilmesi için karbon kökenli elementlerin olması gerektiğini de önermiş ve Satürn'ün en büyük uydusu Titan'ın böyle uygun bir yer olduğunu söylemiştir. Pioneer uzay araçları sayesinde Titan'ın atmosferindeki karbon ve metan elementleri ispatlanmıştır. Sagan'ın bu ileri görüşlülüğü ve üst düzey bilimsel çalışmaları bunlarla sınırlı kalmamaktaydı. O hayatı boyunca Dünya dışında bir uygarlıkla iletişim kurulabilmesinin yollarını aradı. Bunun için birçok araştırmacıyla ortak çalışarak SETI projesini güçlendirdi ve hep destek oldu. Yalnızca bir uygarlığı aramakla değil aynı zamanda Dünya'daki yaşamın kökenini aramakla da ilgilenmiş ve bu konuda kitaplar yazmıştır. Dünya'daki yaşamın kökeni ve Dünya dışında bir yaşamın oluşabilmesi ile ilgili yaptığı çalışmalar yeni bir bilim dalını oluşturmuştur: Astrobiyoloji...

Carl Sagan 600'den fazla bilimsel makale ve yazı yazmıştır. Bunların yanında Icarus adlı bilimsel yayın yapan bir derginin 12 yıl boyunca editörlüğünü üstlenmiştir. Ayrıca Dünya'nın en büyük Güneş Sistemi araştırmaları grubu olan Gezegen Araştırmaları Derneği'nin kuruculuğunu ve ölene kadar da yöneticiliğini yapmıştır. Tabii ki, Carl Sagan'ın bilimsel katkıları sadece bunlarla bitmiyordu. NASA'nın Güneş Sistemi'nin araştırılması için gerçekleştirdiği tüm projelerde üst düzeyde görev almış hatta Mariner2, Mariner9, Viking, Voyager, Pioneer ve Galileo uydularının tasarımını ve yöneticiliğini yapmıştır. Yine kendisinin tasarladığı bir altın plak da bu uzay araçlarına yerleştirilmiştir. Bu plak ile Sagan, uzay aracının başka bir uygarlık tarafından bulunması halinde Dünya'yı ve insanoğlunu tanıtmayı hedeflemekteydi. Bugün Carl Sagan 'in idaresinde gerçekleştirilmiş olan Voyager'lar Güneş Sistemi'nin dışına çıkmış ve başka yıldız sistemlerine doğru yol almaktadır. Belki de o altın plaklar hedeflerine ulaşacaklardır.

Ancak Carl Sagan, yaptığı bu bilimsel çalışmaların çok ötesinde bir bilim adamıydı. Her şeyden önce o kendisini, bilimin gerçeklerini halka aktarmakla yükümlü saymış bir insandı. Hayatındaki en önemli amaçlarından biri popüler bilimi halka, halkın anlayabileceği gibi anlatmaktı. Carl Sagan yazdığı kitaplar, yazılar ve yaptığı televizyon dizisi ile bunu fazlasıyla başarmış bir bilim adamıdır. Yazının başında da söylendiği gibi Dünya üzerinde bunu başarmış pek az sayıda bilim adamından biridir. Carl Sagan'ı ülkemizde daha da popüler kılan ise 1997 yılında gösterime giren Contact (Mesaj) isimli filmdir. Çok önceden yazmış olduğu bir romandan uyarlanan bu filmde Dünya dışında bir uygarlıkla kurulan bağlantı ve bunun çevresinde gelişen olaylar anlatılmaktaydı. Carl Sagan'ın başarılı romanlarından bir diğeri olan Cennetin Ejderleri ise Pulitzer ödülü almasını sağlamıştır. Carl Sagan Contact filmini görmeyi çok istemiştir ancak filmin son halini göremeden 20 Aralık 1996'da hayata veda etmiştir.

Yaşasaydı astronomi bilimine çok büyük katkılar yapacağından hiç kuşku yok. Ancak arkasında bıraktığı eserleriyle bile bir çok genç astronomu peşinden sürüklemeyi şimdiden başarmış bir bilim adamıdır, Carl Sagan.

Sanırım Carl Sagan'ı, en iyi eşi Ann Druyan'ın şu sözleri anlatmaktadır:

"Carl hiç bir zaman inanmak istemedi, o her zaman bilmek istedi."

Yazar istatistikleri

  • 267 okur beğendi.
  • 792 okur okudu.
  • 72 okur okuyor.
  • 1.657 okur okuyacak.
  • 36 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları