1000Kitap Logosu
Daron Acemoğlu

Daron Acemoğlu

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.5
777 Kişi
1.962
Okunma
158
Beğeni
4.466
Gösterim
Tam adı
Kamer Daron Acemoğlu
Unvan
Türk-Amerikalı ekonomisttir
Doğum
İstanbul, Türkiye, 3 Eylül 1967
Yaşamı
Kamer Daron Acemoğlu (d. 3 Eylül 1967, İstanbul), Türk-Amerikalı ekonomisttir. Daron Acemoğlu, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) İktisat Profesörüdür. IDEAS/RePEc araştırma veri tabanına göre, "Dünya'daki En Çok Alıntı Yapılan ilk 10 Ekonomist" arasındadır. 1967 yılında İstanbul'da doğmuş olan Acemoğlu, Ermeni asıllıdır.[2][3][4] 1986 yılında Galatasaray Lisesi'ni bitirmiştir. Lisans derecesini İngiltere'nin York Üniversitesi'nde alan Acemoğlu, yüksek lisans ve doktora derecelerini ise bu dalda en prestijli okullardan olan Londra Ekonomi Okulu'ndan almıştır. 1992-93 yılları arasında Londra Ekonomi Okulu'nda ders veren Acemoğlu, 1993'te ABD'deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. MIT'deki akademik kariyerinin ilk yıllarında, iktisat alanındaki tarihi yayınlardan biri olan The Economic Journal'da yayınlanan bir çalışması "1996 Yılının En İyi Makalesi" ödülünü almıştır. Daron Acemoğlu, 2000 yılında profesörlüğe yükselmiştir. MIT'de profesör ve eski Devlet Bakanı İsmail Özdağlar'ın kızı olan Asuman Özdağlar ile evlidir ve çiftin iki erkek çocuğu vardır. Acemoğlu'nun üstün başarılarından biri de 2005 yılında John Bates Clarkmadalyası ile ödüllendirilmesidir. John Bates Clark madalyası, her iki yılda bir ekonomi bilimine en büyük katkıyı yapan 40 yaş altındaki bir bilim adamına verilir. Acemoğlu'nun ilgi alanı içine giren başlıca konular, siyasal ekonomi, ekonomik kalkınma, ekonomik büyüme, gelir ve ücret dengesi eşitsizliğidir. En güncel çalışmaları ise "kurumların ekonomik gelişim ve siyasal ekonomideki yeri" üzerinedir. Bu alandaki çalışmaları, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından 2006 yılında "Bilim Ödülü"ne layık görülmüştür. 2013 yılı T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün, klasik büyüme ve kalkınma teori ve modellerine farklı bir perspektifle yaklaşımı nedeniyle Sosyal Bilimler dalında Prof. Dr. Daron ACEMOĞLU’na verilmesi uygun görülmüş[5], 24 Aralık 2013 tarihinde ödülü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından törenle kendisine verilmiştir. Bu ödül, 1995 yılından bu yana Türk kültür ve sanat yaşamına önemli katkılarda bulunan, Türkiye'nin kültür ve sanatının yücelmesine çalışan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu kişiler ile kurumlara devlet adına onurlandırmak ve özendirmek amacıyla verilmektedir. Acemoğlu, ayrıca "Review of Economics and Statistics" ve "Journal of Economic Growth" dergilerinin yardımcı editörlüğünü yürütmektedir.
Erce
Ulusların Düşüşü'ü inceledi.
496 syf.
·
25 günde
·
2/10 puan
Hiçbir şey üzerine her şey... Bu tip kitaplar giderek çoğalıyor ve ben bu tarz eserleri hiç sevmiyorum. Anlatılmak istenen şey 20 sayfa. Hadi biraz daha zorlasan, örneklerle birlikte 50 sayfa... Aynı şey uzun uzun, farklı farklı, gereksiz örneklerle 400 küsur sayfa anlatılıyor. Ben bu kitabı Emin Çapa başta olmak üzere çeşitli ekonomi kanallarında değerli hocalar sıklıkla tavsiye ettiği için aldım. Ama bu kitabın her hangi bir ekonomik konuya açıklık getirdiğini düşünmüyorum. Çok temel ekonomi açıklamalarını saymazsak kısa kısa dünya tarihi gibi bir isim verselerdi daha iyi olurdu! Zira, bütün Afrika kabilelerinden , Güney Amerika ülkelerine, Rusya'dan Kanada'ya kadar her ülkenin tarihi (gereksiz ayrıntılarla) kitapta anlatılıyor. Ele alınacak olan konu içinde ekonomi alanına giren ve bir görüş savunan 3 temel kavram var: kapsayıcı kurumlar, verimli döngü, yapıcı yıkım. Ama bu kavramları açıklamak için bahsi geçen ülkeler ve farklı örnekler gereksiz yere sayfalarca anlatılıyor. Dahası nedense bazı yayın evleri çok basit bir kelimeyi bile orjinal dilinde ve italik yazmayı bir şey sanıyor. Sayfalar dolusu "conquistador" var. İspanyol fatihler yazınca ne oluyor, ne değişiyor anlamıyorum. Metin bununla ilgili olur, akademik bir tez olur, sende bu kelimeyi çevirmezsin anlarım. Hemen her bölümde aynı şey yapılmış. Sanki çok entelektüel bir kelime bulmuş yada literatüre kazandırmış gibi bir kelime seçip onu öylece bırakıyorlar... Gerçi bu durum bu kitaba özgü değil, son zamanlarda çevirmenlik ve editörlük işleri hızla kalite kaybetmeye başladı. Bu kitap belki orta son - lise çağında bir çocuğa temel ekonomi ve dünya tarihi ile ilgili bilgisi olsun diye okutulabilir ama o kadar... Edit: Kamer Daron Acemoğlu'nun iktisat üzerine aldığı eğitimi ve kariyerini bu eleştiride ayrı bir yere koymak isterim. Sorun kitabın iktisadi anlamda ele aldığı meseleler değildir. Burada ana sorun bu konun ele alınış şeklidir.
Ulusların Düşüşü
Okuyacaklarıma Ekle
1
17
Zakire Gök
Ulusların Düşüşü'ü inceledi.
496 syf.
·
16 günde
·
Puan vermedi
Ben: Ülkelerin arasındaki uçurumdan, neden böyle olup olamadıkları şeklinde ilerliyor kitap, akıcı ve bayağı detaylı anlatım bana göre biraz da kısaltılabilirmiydi evet bazı yerleri tekrar okuyormuş gibi de oldum. Ama üniversite öğrencilerinin okuması gerektiğini düşündüm. Zengin, fakir ülkeler, ayrıca gelir ve yaşam standartında ki büyük farklılıklar, dünyadaki adaletsizlikler ve neden dengesizlik... Kitabın arkası: Tarih kaderden ibaret değildir. Ulusların düşüşü tarih boyunca ulusların özellikle de birbirine benzeyen ulusların ekonomik ve politik gelişimleri arasında neden büyük farklılık olduğuna dair bir tartışma yürütüyor. Yazar kısaca "Neden bazı ülkeler zengin bazıları yoksuldur? " şeklinde bir soru ortaya atıp köleci toplumlar feodalizm sömürgecilik kapitalizm ve sosyalizm uygulamaları arasında ilginç ve çok öğretici bir yolculuğa çıkartıyor. Güç,zenginlik ve yoksulluğun kökenleri.
Ulusların Düşüşü
Okuyacaklarıma Ekle
25
Yorgun demokrat
Ulusların Düşüşü'ü inceledi.
496 syf.
·
7/10 puan
ANLADIKLARIM- ANLAMADIKLARIM
Şimdi, anlatılanlar açıkça anlaşılıyor kitapta, onda sorun yok. Örneğin geniş tabanlı çıkar gruplarının olmadığı ülkelerde güç tek elde toplanıyor. Bu da azınlıktaki bir grubun çoğunluğu sömürmesine neden oluyor. Sömürücü kurumlar belli bir eliti zengin ederken halkın genelini fakirleştiriyor. Yoksul kimseler ise nasılsa ellerindekinin çoğunun kendilerine değil bu çıkarcı elit gruba gideceğini bildiklerinden gayretli olmuyorlar. Teknoloji de gelişmiyor çünkü teknoloji gelişirse elit grubun yerini alacak veya onlara rakip olacak gruplar çıkabilir. Bu da yaratıcı yıkım korkusuna yol açarak ülkeyi geri bırakıyor. Osmanlı'ya matbaanın girişinin engellenmesi buna güzel bir örnektir. Ancak kapsayıcı kurumların olduğu ülkelerde insanlar bir şeyi yapabilmek için daha çok motive olabiliyor, belirsizliğin olmaması sebebiyle yatırımlar artıyor. Yine büyüme ve zenginlik için merkezi bir otorite lazım. Garanti altına alınmış mülkiyet hakları, yapısal reform dediğimiz; eğitimden yargıya kadar pek çok düzenleme oluşmalı. O zaman neden bunların olmadığı ya da zayıf olduğu ülkelerde de gelişme yaşanabiliyor? Çünkü büyümeyi yine elit grup siyasi nüfuzunu artırmak için kullanıyor ancak bu durum potansiyel büyüme hızı tüketilince sona ediyor. Yani bu büyüme sınırlı oluyor. Medya bu elit grubun yediği naneleri göstermesi için, yargı ise denetim ve ceza unsuru olarak önemli. Ancak anlamadığım noktalara gelelim. Şimdi dünyanın en zengin ve hakimiyet sahibi ülkelerinde bile bir elit grup var. En basit örneği ABD. En zengin ülke de olsanız illa ki %1'lik çıkar grupları oluyor. Bu durum bu ülkelerin gelişmesine sekte vurmuyor. Hadi diyelim bu ülkelerde dışlayıcı kurumlar yok, e her şey kapsayıcı kurumların olması kadar kolay, ne demeye kitapta yerden yere vurulan Latin Amerika ülkeleri ve Uzakdoğu Asya ülkelerinin (Japonya ve G. Kore hariç) siyaseti şekillendirilmeye çalışılıyor? Ki ırkçı ölümleri düşündüğümüzde gelişmiş ülkelerde dahi ciddi bir ayrımcılık ve dışlayıcı kurum var. 2008 Krizi neden oldu? Kapsayıcı kurumlar varsa buna nasıl göz yumulabildi? 2008 Krizi'nden sonra kapsayıcı kurumlarıyla bu krizden çıkmak yerine neden Suriye başta olmak üzere tüm Ortadoğu'da yıkım oldu? Elbette yazarlar bunları irdelemek için yazmadılar kitabı. Ama Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabındaki coğrafya tezini eleştirebiliyorlarsa, olayın sadece kapsayıcı kurumlarda olduğunu iddia ediyorsa sadece kapsayıcı kurumları olan ülkelerdeki dönemsel krizleri de irdelemeliydiler. Belli ki olay sadece kurumlarda bitmiyor. Ayrıca neden bazı ülkelerde oluşan kapsayıcı kurumlar diğer ülkelerde yok? Bunu da olumsallık kavramıyla açıklıyor. Ancak çok tesadüfi bir kavram. Bence kültür, din vs. çok konuyu dışarıda bırakarak hata yapmışlar. Ülkenin kendi içindeki yoksulluğunu nasıl açıkladığını bilmiyorum. Yoksulluk çeken gruplar varsa dışlayıcılık vardır. Ayrıca büyümenin sınırlı olması çok muğlak. Örneğin Çin ekonomik olarak önemli yerde. Kitapta yerden yere vurulmuş ama yüz yıllardır ayakta. Yani bu büyüme, kitaba göre bir süre sürecek. Ama kapsayıcı kurumları olduğu iddia edilen sistemlerde belli periyotlarda ciddi krizler yaşanabiliyor ve büyüme negatif çıkıyor. Ee? Bu ülkelerin büyümesi geçici sayılmıyor ama Çin gibi ülkeler en ufak tökezlemede kapsayıcı kurumu yok diye eleştiriliyor. Kaldı ki Nato, Avrupa Birliği vs. kuruluşlar olmasa, uygulanan ambargolar olmasa, o kısmi sürelerle büyüyen ülkeler için işler değişebilirdi diye düşünüyorum. Kitapta IMF yardımlarına getirilen eleştiriler iyiydi. Liboş ağızla savunulsaydı bırkacaktım. Ama kitap çok tarihi konulara giriyor ve kendisini çokça tekrar ediyor. İyi okumalar.
Ulusların Düşüşü
Okuyacaklarıma Ekle
2
34