Dursun Gürlek

Dursun Gürlek

YazarÇevirmen
8.8/10
69 Kişi
·
194
Okunma
·
31
Beğeni
·
2.294
Gösterim
Adı:
Dursun Gürlek
Unvan:
Türk Tarihçi, Yazar
Doğum:
Pazar, Tokat, 1952
1952 yılında Tokat'ta doğdu. İlk ve orta tahsilini memleketinde tamamladı. İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Yeni İstanbul, Tercüman, Hürriyet, Günaydın gazetelerinde çeşitli görevlerde bulundu. Bir süre muhtelif okullarda Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı.Biyoğrafi araştırmaları ve çeşitli makaleleri Meşale, İnanç, Milli Kültür, Türk Edebiyatı, Kültür Dünyası gibi dergilerde yayınladı. Tarih ve Düşünce dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bu dergide neşrettiği "Kırkambar" ve "Ayaklı Kütüphaneler" başlığı altındaki yazılarıyla dikkat çekti.

Yazarın, Osmanlı Tarihi, Şark Klasikleri ve biyografi sahasındaki çalışmaları halen devam etmektedir.
Eskiden zarif ve kibar insanlar, altmış üçten sonraki hayatı bir nev'i fazlalık görürler; yaşlarını söylemek, sorulan soruya cevap vermek zorunda kaldıkları zaman "Efendim, vakit tamam oldu, lâkin davet vuku bulmadı!" derlermiş. Amân yâ Rabbi! Bu ne hassasiyet, bu ne zarâfet!
"Kitabımın kâğıdının bir köşesini her kim ki nişan için bükerse, bana hançer çekmiş, kanımı dökmüş bir katil olur."
Dursun Gürlek
Çınaraltı Kitap Sohbetleri
İstanbul'un tarihi mekânlarından biri de Beyazıd Camii'nin yanı başındaki Çınaraltı'dır. Buraya sık sık gider, boş masalardan birine oturur, tarih denilen geçmiş zamanın ve bağlarına yolculuğa çıkarım. Buraya oturan bir insanın -az da olsa eğer tarihten nasibi varsa- Osmanlı'ya ilgi duymaması mümkün değildir. Bir tarafta Klasik Osmanlı mîmarisinin şaheseri olan Bayezid-i Velî Camisi olanca ihtişamıyla arz-ı endâm ediyor, diğer taraftan sahaflar çarşısı kitap meraklılarını buyur etmeye hazırlanıyor. Karşınızdaki Devlet kütüphanesi ise, Sultan Abdülhamid Han'ın yaptırdığı ilk resmi kütüphane olmanın gururuyla gözleri okşuyor.
406 syf.
·Beğendi·10/10
Bir milletin yazılmış olana verdiği değeri, bilginin nasıl insan zihinlerde şekillendiğini kitaplarla yaşamanın nasıl olduğunu birbirinden değerli şahsiyetlerin hayatını anlatan bu kitabı okurken içimiz buruk sayfaları çeviriyorsunuz. Hayatını kitaba, kütüphaneye ve bilgiye adamış insanlara karşı derin bir hürmet beslemeye başlıyorsunuz. Ve kendinizi nasıl bir okur olduğunuz konusunda irdelemeye başlıyorsunuz.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Tebessüm ve tefekkür... Her ikisi de müminin şiarıdır.
"Mümin kardeşinin yüzüne tebessüm etmek sadakadır." (Hadis-i Şerif)
“Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.” (Hadis-i Şerif)
Yer yer tebessüme, çoğu zaman tefekküre davet eden, yazarın tatlı diliyle kolayca okunan güzel bir kitaptı.
Kitap, pasajlar halinde tarihin birçok farklı döneminin farklı yüzlerinden, farklı alanlarından alınmış ibretamiz anekdotlardan oluşuyor. Bu anekdotları otuz beş farklı başlık altında toplamış yazar. Hoca Nasrettin'den Mevlana'ya, Kanuni'den Mihrimah Sultan'a, Yahya Kemal'den Mehmet Akif'e ve daha ismini duymadığım pek çok alim, şair, hükümdara dair büyük kitaplardan süzülmüş, derlenmiş bu hikayecikleri keyifle okudum.
288 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Yazar tam bir kitap aşığı. Kitaplara aşkını ilan ediyor adeta.
Bir çok fikir adamının, ulemanın, sahafların kitap tutkusunu yaşanmış olaylarla ve menkıbelerle paylaşmakta.Bu kitaptan sonra, kitaplara bir daha aşık olacaksınız.
406 syf.
·Beğendi
Kitapta tarihimizin ayaklı kütüphanelerinden, onların yaşadıkları zorluklardan, tarihimizde yok olmak üzere olan kitapları nasıl bulduklarından, tarihimizi korumak için verdikleri çabadan, bütün servetlerini bir kitap almak için nasıl harcadıklarından, o müthiş hafızalarıyla ayaklı bir kütüphane olarak insanlara nasıl yardımcı olduklarından bahsedilmiştir.
336 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yolculuk yapmayı sevenler için güzel bir kitap. Zira okurken insanı maziye alıp götürüyor.
Özellikle çeşmelere "Su güzeli", kıymetli yazarlarımıza da "kalem güzeli" demesi çok hoşuma gitti
406 syf.
Neden boş durmamak gerektiğini anlamak isteyenlere tam bir ilaç niteliğinde. Eğer sizlerde ayaklı kütüphane olmak istiyorsanız saniyenizi dahi boş geçirmeden kitap okumak isteyeceksiniz. Bu kitabı okuyup hala şu an ne kadar boş yaşıyorum demiyorsanız gerçekten çok şanslısınız. Öğrendikleri diller, okudukları eserler, mükemmel hafızaları.. Bir kitaba ulaşmak için verdikleri çabalar.. Kütüphanede kitabı ezberleyip evde gelip o kitabı yazmak.. Okuyun :) her gün okusanız her gün ayrı bir lezzet alırsınız.
320 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman'a bir gün bir adamı gelip "efendim meyve ağaçlarını​ karıncalar sarmış ne yapalım ilaçlayalım mı" diye sorar. Bunun üzerine padişah bir kağıt kalem alır ve Şeyhülislam efendiye bir tezkire yazar.
Dirahta ger ziyan etse karınca
Ziyanı var mı karıncayı kırınca

Bu yazıyı okuyan Şeyhülislam efendi de aynı yoldan cevap verir.
Yarın hakkın divanına varınca
Süleyman'dan öcünü alır karınca
...
Kitap bu ve bunun gibi tarihimize ışık tutan güzel kısa bilgilerden, hikayelerden ve yer yer fıkralardan oluşmaktadır. Gerçekten kültür sohbetleri dinlemek yerine böyle bir eseri okuduğunuzda bir çok tarih bilgini ile tanışmış ve onların yaşadıkları ile gününüzü daha iyi kıyaslama imkanı bulmuş olacaksınız.
320 syf.
Karıncayı bilmem ama kitap kurtlarını huzura erdiren bir kitap. Bu kitapta neler mi var. Eski İstanbul beyefendileri, sahaflar, çay, muhabbet ve daha sayamadıklarımız. Nüktedanlık , zerafet, letafet ve nezaket vb. Bu millet dünyayı 6 asır nasıl yönetti sorusuna kültür ve kitap açısından cevap bulacağınız güzel bir hatıra kitabı. Okumanız ve yaşamanız duasıyla
320 syf.
·Puan vermedi
Osmanlının son zamanlarında doğup Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşayan, tahsilini bu arada tamamlayan, bir nevi geçiş döneminin temsilcisi olan öyle insanlar vardır ki, bu istanbul Efendileri konuştukları zaman ağızlarından bal akardı, hâzirün hayran hayran kendilerine bakardı. İşte bunlardan biri olan Neyzen Halil Can da eski kültürümüzün ve mûsikimizin seçkin temsilcilerindendi.
Halil Can, bugünkü ilahiyat fakültelerinin “Yüksek İslâm Enstitüsü” adı altında eğitim verdiği yıllarda İstanbul Yüksek islâm Enstitüsü’nde dini mûsiki hocalığı yaptı. Halil Can Bey, son derece edebi bir lisanla konuşur, itinayla seçtiği kelime ve cümle harcıyla mânâ hazinesinin duvarlarını örerdi. Ders anlatırken konuşma densizliğinde bulunan talebesini, nev’i şahsına münhasır üslubuyla ikaz eder, “Evladım, silsilei kelâma sekte verme” derdi.
336 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Mazisi olmayanın geleceği olmaz. Mazi derin. Mazi gerekli. Ve öyle bir mazimiz var ki bir kısmımız mazimize sonuna kadar sahip çıkıyor; bir kısmımız tamamiyle reddediyor. Kendi yazısından bir gecede mahrum bırakılan millet kendi mazisini okuyamıyor.
Sayın Dursun Gürlek kendi yaşam deneyimleri ve okuduğu kitaplarla derlediği bu eserde bir nebze olsun maziyi önümüze seriyor. Ecdad bizden onları bilmemizi bekliyor. Yanlışla değil hakikatle. Keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Dursun Gürlek
Unvan:
Türk Tarihçi, Yazar
Doğum:
Pazar, Tokat, 1952
1952 yılında Tokat'ta doğdu. İlk ve orta tahsilini memleketinde tamamladı. İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Yeni İstanbul, Tercüman, Hürriyet, Günaydın gazetelerinde çeşitli görevlerde bulundu. Bir süre muhtelif okullarda Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı.Biyoğrafi araştırmaları ve çeşitli makaleleri Meşale, İnanç, Milli Kültür, Türk Edebiyatı, Kültür Dünyası gibi dergilerde yayınladı. Tarih ve Düşünce dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bu dergide neşrettiği "Kırkambar" ve "Ayaklı Kütüphaneler" başlığı altındaki yazılarıyla dikkat çekti.

Yazarın, Osmanlı Tarihi, Şark Klasikleri ve biyografi sahasındaki çalışmaları halen devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 31 okur beğendi.
  • 194 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 131 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.