Anadolu
Sevda
Memleket
Bu üç kavram etrafında şekillenen bir düş gücü ve sağlam kalemiyle Ahmed Arif: Siyasi rejimlerce suçlanan, hürriyetine el konan nice şairlerimizden birisi. Öyle ki Nazım'ın memleket hasreti, Ahmed'in dizelerinde de karşımıza çıkar. Kelepçelere, zindanlara, işkencelere rağmen: "Terketmedi sevdan beni" diyerek vatan sevgisini dile getirir. O, kâh cigarasına kâh yeşil soğana umut bağlar da vazgeçmez sevdasından.
Ahmed Arif, her kuşağa hitap edebilen özgün sesini, mezkûr sevdasını ifade ediş biçimine, duygularının sertliğine, ruhundaki asi bir o kadar da sağlam yansımalarına bağlayabiliriz. Aynı zamanda Arif benim için, sevdanın sağı, solu, köylüsü, kentlisi, fakiri, zengini arasında ayrım gözetmeksizin yazdığı samimi şiirleriyle bir düş adamı, bir asi ruh timsali, bir nahif sevda şairi olur.
Tüm bunların içerisinde bir de Leyla'sı vardır. Anadolu insanına özelde ise Leyla'sına duyduğu hasret,hasret kokan mısraların sebebidir. Bahsedilen Leyla, edebiyatımızın önemli isimlerinden Leyla Erbil'dir. Arif ona  öylesine tutkundur ki yazdığı mektuplarını "Kulun" imzasıyla gönderir. Bir mektubunda: "Seni sevmek, çekip alıyor, kurtarıyor beni. Bağıra bağıra dağlara taşlara vurup, seni sevmenin korkunç yeterliliğini anlatmalıyım bu aptallara" diyerek aşkının sınırsızlığını ve coşkusunu böyle dile getirir.
Ben uzun yıllar bu kitabı okumaktan kaçındım, daha doğrusu kaçtım. Bazı kitaplar beni içine alır, götürür, kaybeder ben kendimi bir daha bulamam sanarım. Bu da onlardandı ama okudum, çoğu şiirini aklımda mıh gibi tuttuğum Ahmed Arif'in tek şiir kitabını saygıyla okudum. İçmediğim cigaraya hasret çektim. Anadolu'nun her noktasına ayrı ayrı selam gönderdim. Hazır dağlarına bahar gelmişken memleketimin seni anlatabilmek istedim seni. Ama ne cüretle anlatırım bilemedim.

Selam olsun Ahmed Arif ve "yüreği" olan okurlara.

Elif, bir alıntı ekledi.
17 May 12:17 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ben gitsem bile, ancak bir şiir kitabı getirmeye giderim."

İki Yeşil Susamuru, Buket Uzuner (Sayfa 271)İki Yeşil Susamuru, Buket Uzuner (Sayfa 271)
Elif, bir alıntı ekledi.
17 May 12:14 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"İnsan annesi için şiir yazmalı; hiç değilse hayatında bir kez!"

İki Yeşil Susamuru, Buket Uzuner (Sayfa 282)İki Yeşil Susamuru, Buket Uzuner (Sayfa 282)
Sena, Grapon Kağıtları'ı inceledi.
15 May 22:48 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Didem Madak nasıl 'çiçekli şiirler yazmayı ruhu açısından faydalı' buluyorsa ben de Didem Madak okumayı ruhum açısından faydalı buluyorum.

Herkesin bu hayatta bir yazarı, bir şairi olması gerektiğini düşününenlerdenim; tüm kitaplarını okuduğu, hakkında her şeyi bildiği, kalbinin bir köşesini ona ayırdığı... İşte benim için bu şair Didem Madak.

Ben ki şiir sevmeyen, şairler hakkında katı önyargıları olan (ki İkinci Yeni şairlerinin şıpsevdiliği ve Tomris Uyar hanımefendinin bu konuda çok katkıları olur) biriyken, bir gece şiirsever bir arkadaşımın ısrarlarıyla ona okumak için şiir ararken karşılaştım Didem Madak'la. Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım derken eşlik ettim ona. Çiçekli şiirler yazmak istemesine buruk bir gülümsemeyle karşılık verip çiçekler kuruttum Grapon Kağıtları'nın sayfalarında onun için. Şiiri sevdim, onun şiirini.

Didem Madak, yazdığı her satır yaşanmışlık kokan şairlerden. Şiirlerinin, onu tanımayan biri tarafından okuduğunda 'ilginç betimlemelerle oluşturulmuş, ilişkisiz nesnelerle bir araya getirilmiş sözcükler' olarak tanımlayıp yüzünde bir gülümseme bırakması doğaldır. Hayatını öğrendikçe şiirleri daha bir anlam kazanıyor, gülümsemenize bir burukluk eşlik etmeye başlıyor.

Mesela:
"Ben bir bodrum kat kızıyım bayım
Yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum" dizeleri, eşinden boşandığında düştüğü maddi sıkıntılarla bir bodrum katına taşındığını öğrendiğinizde daha bir anlam kazanıyor.

"Ardımda kırık bir ayna
Üvey anneleri hayatımın.
Batsın diye güneşe tempo tutan o kız çocuğu
Evden kaçışımın pembe spor ayakkabıları vardı." satırları annesinin ölümünden sonra başka biriyle evlenen babasıyla hayatına giren üvey annesini, onlardan üniversiteye kaçışını betimliyor.

"Ölen her kadın için bir şiir yazdım.
Onları Muc'a evin karşılığında verdim
Çok ucuza
Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:
ANNE!"

Kızı Füsun'a yazdığı mektubun son satırlarında "Canım kızım, cehaletimden şair oldum... Annesizlikten. Sen sakın şair olma" demesi tüm bu şiirlerin yazılma nedenini açıklıyor aslında. Didem 13 yaşında annesi Füsun'u kaybediyor ve onun için şairlik dönemi başlıyor. Bu ölüm onu çok yıpratıyor, yaralıyor ve şair yapıyor.

Bu incelememi noktalarken Grapon Kağıtları'ndaki en sevdiğim şiirin Bıktığım Şeyler ve Yeşil Fanila olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. 'Sonra gittin' satırından sonraki her dizede 'sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladığımı' da...

Yalnızken, aşık olduğumda, terk edildiğimde.. her okuduğumda bambaşka ayrıntılarına takıldığım, ağladığım, güldüğüm bir kitap Grapon Kağıtları. Sanırım Didem Madak'ı, tüm şiirlerini ezberleyene kadar okumaktan vazgeçmeyeceğim.

Kendi 'kayboluşumun beşiğini salladığım' anlarda satırlarını yüreğimde hissettiğim kadın, seni seviyorum.

Nazmi Çetin, bir alıntı ekledi.
12 May 16:22 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi..."

Yeşil Mürekkep, Osman BalcıgilYeşil Mürekkep, Osman Balcıgil
İklim, bir alıntı ekledi.
02 May 00:44 · 8/10 puan

“Bir şiir kitabını, bir de Ankara’da bir sokakta tek başına dolaşırken çekilmiş bir fotoğrafını hatırlıyorum Ahmed Arif’in. Üzerinde koyu kahve bir palto, yeşil yün atkısını boğazlı kazağının üzerinden iki kere dolamış; kasketinin altından karşıya bakarken çekilmiş. Hiç pozsuz, çocuksu bir gülümsemeyle...”

Pala Hayriye, Figen Şakacı (Sayfa 77)Pala Hayriye, Figen Şakacı (Sayfa 77)
Cerrah Asya, bir alıntı ekledi.
27 Nis 15:30

Gerçekten çok hoş bir şiir
"Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik..."

Ruh Adam, Hüseyin Nihal AtsızRuh Adam, Hüseyin Nihal Atsız
Kübra A., Fakir Kene'yi inceledi.
 26 Nis 22:23 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bu kitaba inceleme yazmayı düşünmüyordum ama kendime de hatıra olarak kalsın bu yazım. Bu kitap bir şiir kitabı. Tür olarak öyle geçiyor ama bence şiir kitabı değil. Şiir gibi. Nesir gibi. Öykü gibi. Deneme gibi. Bunların hepsi gibi, ara tür desek yeri: ŞİİRİMSİ. Asla başarılı bir kitap da değil. Öyle kaliteli şiir kitapları gördü ki bu gözler, buna hmm çok iyi diyemem. Lakin başarı, hissettirmek değil midir? Benim için öyle. Birhan Keskin ne yazsa okurum diyeceğim insanlardan olalı uzun zaman geçmiş. Onun kaleminde, okuruna hissettirdiklerinin farkında olup olmadığını bilmediğim, ama onu okurken hissettiklerimi onun da bilmesini istediğim bir şeyler var. Hani böyle mideniz karıncalanır, peki kalbiniz? Sizin, bazı kalemlerin kelamlarını okurken kalbiniz karıncalanır mı? Göğsümde karınca yuvası meydana geliyor benim. Yuvalarını, 12'den vururcasına, kalbimden başlıyorlar kurmaya. Sonra ben öksürmeye korkar geziyorum ortalıkta. Ya öksürür de yuvalarını sarsarsam, varsın onlar beni sarssın diyorum. Yine içimde bir yerlerde hareketlilik var. Midemde ateş yakıp marshmallow pişiriyor olamazlar. Galiba Birhan Keskin etkisi bu.

Kitabın ilk şiiri Kargo adlı şiir. Belki 37 kere okumuşumdur. Bir şiir neden 37 kere okunur? Ben bu kitabı da 37 kere okumuş olabilirim bu süre içerisinde. Çünkü.. Söyletme işte hayat. Karınca yuvası diyorum daha ne söyleyim sana. Kışları dünyada olduğunu daha iyi anlayan bu kadının, ilkokula başlarken her gün taraması zor olur diye saçlarını kısa kestiren annesi, acaba hayatı boyunca saçlarını kısa tutacağını bilebilir miydi? İlk arkadaşı Nurcan esmer diye geceyi sevmiş misal. Lan dediğine, ağzının biraz bozuk olduğuna bakmayın. Şu incelik kimde var? Geceyi sevmek, daha güzel hangi sebeplere bağlanabilir?

''Anne bak ben kime yazılmış çok eski bir mektubum'' cümlesi gözümün önüne sararmış, elimde dağılmasından korktuğum, yer yer mürekebi dağılmış bir mektubu getirdi. İnsan, bir mektuptur, zamana bağlı da dağılır mürekkebi. Kırışmamız, boşunu mı sandınız?

''Hayat bazen katırlara sümbül vermek filandı.'' :) Evet Birhan Keskin. Hayat katırların sümbülleri bazen ezdiği, bazen çiğnediği bir metropoldür. Şaşırdınız mı? Uzun kulaklarını, beyünlerünün içüne içüne kıvıran katırlar, daha nelerin üstünde mel mel bakarak gezindiler, ah. Ya da vah. Belki de peh. Daha çok tüh. Bazen de tın. Artık en çok tın. İnsanlık olmuş vın. Ben hayatımda hiç böyle bir inceleme de yazmadımdı. Kendimi de bir farklı gördüm şimdi. Hoşuma gitmedi desem yalan olur. Ve şu an hissettiğim sarı sarı buğday tarlalarında Eti Burçak püskevitimi çaya bandırırken, ilerde gördüğüm koca asırlık çınara bakarken, derin bir iç geçirerek tebessüm ettiğim. Halbuki masamdayım. Evde. Yan komşutatlişkoloşlarımız torun seviyor. Zeytin gözlü bir kız bebek. Köpekler ve bebekler popolarını dıgıl dıgıl sallayarak yürürler. Sanırım onları bu yüzden seviyorum. Bebek severken önceden insan gibi sevmezdim. Sarılırken bebekler kafayı yerdi. Gözleri yuvalarından uğrardı gariplerin. Annem de öyle sever. Sonra dedim ki bir gün evladıma biri böyle sarılırsa... O gün bugündür insan gibi seviyorum. Da . Konu buraya nasıl geldi?

Artık kış eski fotoğraflar gibi dediği anda bayılmışım. Belki de bayılır gibi oldum. Belki de o an şuurum kapandı. Belki de hiç bu kadar gerçeğin içinde olmamıştım. Olmuşumdur. Yalan olur olmadım dersem. Yazsam roman olacak hayatımda, neler neler gördük geçirdik. En güzel günler, babamın ellerini tuttuğum, ponpon örgü şapkalı küçük bir kızkenki kış günleriydi. Yine neden o demlere uzandı ki bu zihin. Yine Birhan Keskin etkisi. Kış artık sahiden fotoğraflarda mı kaldı? Üzülürüm..

Koyu yeşil gözlü Zehra teyzesi ve kızı Lan Hayriş'e yazdığı öykümsü şiirimsi yazıda, birden baharın geldiği ama hüznü de içinde barındıran, güneşli bir eve gittim. O evi hiç görmemiştim. Sanırım resim kursuna gitmeliyim. 26 yaşında da insanın eli fırça tutabilir mi? Eğer mümkünse, şu kitapta uçtuğum yerleri resmetmek isterdim. Ne de güzel olurdu. An'ı dondurur, duvarıma asardım.

Toparlamalıyım artık. Çok tuhaf şeyler yazar oldum. İnsan kendinin tekrarıdır. Ama ilk defa böyle garip bir şey yazdığım için "tekrar" şimdi uzaklarda. Mevzu en çok ne biliyor musunuz? Ruhların rengi var. Her nasıl oluyorsa, onlar birbiriyle bir ahenk içinde buluveriyorlar kendilerini daha ilk karşılaşmalarında. Öyle hissediyorum. Yaşayan şairler içinde İbrahim Tenekeci benim için bu dönemin şair-i azamıdır. Furkan Çalışkan tanışırsam yüreğim hoplar diye asla tanışmayacağım, en sevdiğim şairdir. Muzaffer Serkan Aydın adam gibi adam, mükemmelin karşılığı satırlarda neden daha fazla kitabı yok diye üzüldüğüm şairdir. Ahmet Telli Belki Yine Gelirim'i aklıma her geldiğinde, hele bir daha okumalı, o neydi o dediğim değerli şair.. Didem Madak, saç tellerin kadar yazmadan gitmemeliydin dediğim, yürek değil merhamet taşıyan kadın. Ne çok severim onun satırlarını.. Metin Altıok okuyup, adamlık ve sevmek nedir öğrenilecek insan. Gönlümün göğüne öyle süzüldü ki asil bir kuş gibi... Hangi sözle onu övebilir şu yüreğim, bilmiyorum. Son olarak https://1000kitap.com/yazar/Birhan-Keskin. Kısa saçlarında, neşeyi ve öfkeyi taşıyan, ince kadın. Varlığın ne de güzel bir bilsen. Ama yaz, daha çok. Yaz ki, şu dimağlar şenlensin.