• Önce yaptığım şeyden bahsedeyim, bir topluluğa sesleniyormuşum yada yüzlerce kişi okuyacakmış edasında yazıyorum. Sanırım bu mecrada tek bir kişi anlayacaktır yazdıklarımı yada tek bir kişi önem verecektir, çünkü gerçekten tanımıyorsunuz beni, adımı bilseniz bile... (tanıyorduysanızda değiştim ben ^^) Babam da biliyor adımı, nerdeyse hergün aynı odadayız, o beni dünyada en az tanıyan kişi. Bişeyi daha söylemek istiyorum başlamadan önce, bu inceleme ve iç dökme karışımı paylaşımda yazdığım hiçbirşeyi silmeyeceğim, değiştirmeyeceğim yazım kurallarına uymasa bile, çünkü söz verdim sana, tamamen samimi olucam :)...

    Kitabı bitirirken geldi ancak aklıma basım tarihine bakmak, eğer bakmasaydım Slovenyanın bağımsızlığını bugün kazandığını düşünürdüm herhalde. Kitabın ilk basım yılı 2000, anlıyorsun ya, o kadar içine girebileceğin bir kitap.

    Akıcılığı yerinde, ana karakterler çok fazla sayıda değil ve yine ana karakterlerin birbirlerine karışacak türde isimleri yok. Olaylar daha önce yaşamış olabileceğin yada okumamış olsan bile daha sonradan yaşayabileceğin türden değiller ama bu fantastik bir kitap da değil. Ancak okuduktan sonra yaşayabileceğin olaylar var bu kitapta. Özüne dönmesinden bahsediyor bir insanın, tamamen, önem verdiği veya vermediği herşeyi değiştirerek..

    İçerikten bahsetmek istemiyorum, okuyunca öğreniceksin zaten? Bazen incelemelerde bunu yaparlar, aynı kitap hakkında iki inceleme okursun ve bir çok şey öğrenmiş olursun kitabın içeriği hakkında. Karakterlerin isminden bile bahsedilmemeli bence, neden kitabı okumadan karakteri tanıyorsun ki? Kitap hakkında somut hiçbir şey bilmemelisin, sadece adını bil. Yazarını bile bilme hatta, çünkü yazarlar bile farklı kitaplarda farklı kişiler olabilirler. Sharlock Holmes okuyacaksan bile unut önceki serileri, başka bir yazarmış gibi düşün karşındakini. Kitaba lazım..

    Çok güzel alıntılar yapabilirdim, bunu kendi yeteneğimmiş gibi söyledim ama kastettiğim şey, kitap içerisinde alıntı yapılabilecek çok güzel kısımların olduğuydu, ama paylaşmadım çünkü bilme/bilmeyin isterim, ilk defa kitapta görün isterim, ilk defa bu kitapta okuyun onları.

    Yine herkesin okuması gereken bir kitap... (Sürekli kişilerin farklılığından söz edilir, herkesin özel olduğundan, herkesin heran bile değişebileceğinden, ikimiz iyi biliyoruz bunu :D yinede çoğumuz böyle bir genelleme yapıyoruz ya çok komik, "herkes okusun")
    Aslında sen okumalısın :) Mehmet Can da okumalı ama o bu kitapta bahsedilenleri biliyordur zaten, onun için vakit kaybı olabilecek türden bir kitap, bunu göze alıp okumalı. Özgür ise bu tür de kitapları sevmez hem de hiç.. :D Sanırım incelemelerin yararlarından biri bu, okurlar okuyup okumayacaklarına karar verebilirler incelemelere bakarak.

    Tekrar geri dönüp okuma gereği duymadım hiç aynı cümleyi, anlamadığım kelimeler vardı ama dipnot vardıysa bile(evet vardı) okuma gereği hissetmedim, her kelime onu açıklayıcı birkaç cümleden önce veya sonra geliyor çünkü. (içerikten bahsetmemek çok zormuş yaa :D)

    Bu kısımdan sonra bitirdim kitabı. Her okuduğumu etkisi altındayken yorumlamak istedim, içten olsun, unutmayayım istedim. Sonsuza kadar yazabilecekmişim gibi hissediyorum.

    Hayallerimiz ve gerçekler, planlarımız ve en yakınlarımızın bizim için planladıkları, "iyiliğimizi düşünüyorlar" fikirlerimizi umursamadan.. Ve tesadüfler var bu kitapta, birbiri ardına gelen tesadüfler.. Bu kitap nasıl geçti elime? Adliyede staj yaparken, son günüm hemde, ve o gün staja giden tek stajerdim, başka bi stajer de kitabı alabilirdi belki. Başka bi tesadüf ilk iş günü yanında fazlaca kitap getiren Zerrin ablanın beni hiç görmemiş, tanımamış olmasına rağmen, benim gidip onunla konuşmam.. Sonra kitabın senin en sevdiğin(?) parçanın içinde bulunduğu albümün ismi ile aynı ismi taşıması... (ve benim bunu saatler sonra anlamam :D)
    Veronika Decides To Die..

    Kitabı da parçayı da ikisinide tavsiye ederim, ikisinide çok sevdim, farkına varmamı sağlayan seni daha çok sevdim :)

    Hüseyin Coşgun'un vesilesiyle bu kitabı okuduktan sonra aldığım bir kararı da paylaşayım sizinle, Babalar ve Oğullar adlı kitaba ara verdim nedenini sordu,

    "yakın zamanda çok güzel bi kitap okudum, sonra bi durdum düşündüm, daha önce o kadar güzel kitap okumama rağmen neden okuduğum her kitap bu kadar güzel geliyor yada ne çabuk unutuyorum okuduğum eski kitapların etkisini, böylece bir karar aldım, bir kitabı bitirdikten sonra onun üzerine 2 veya 3 günümü yine ayırıcam, yazarı araştırırım belki, yapılan alıntılar onlar üzerinde ki yorumlar ve incelemeler, hepsine zaman ayırırım, böylece daha akılda kalıcı olucu kalır kitap :)" dedim bende.

    Bu kitapta birde şunu öğrendim, herkes kendi hayatını yaşar, herkes tamamen kendisine özeldir, öyledir ki hergün aynı şeyi yaşasanız belki de farklı tepkiler verip farklı kararlar alıcaksınız, yinede hergün sizde aynı olan tek bir şey olucak yada şöyle diyelim, her birimizide ortak olan tek bir şey var, o da Aşk...

    Daha çok yazarım ama böyle bitmez bu, inceleme de olmadı pek :D kusuruma bakmayın, belki değerli vaktinizi çaldım..

    İncelemeye nasıl son verilir, hmm şey, piskoloji üzerine yorumlamalar, düşünceler, çalışmalar birde bunların çok iyi uydurulduğu olaylar ve öyküler dizisi içeren güzel bir kitap, okuyun derim..
  • Sunt Lacrimae Rerum
    "Olayların gözyaşları vardır "

    #SPOILER

    "Belli bir yaşı geride bıraktığınızda ,geçmişte olduğumuz çocuğun ruhu ve bizi meydana getiren ölmüşlerin ruhları kendi değerlerini ve büyülerini bizim üstümüzde harcamak için gelirler ....
    ____Marcel Proust"Kayıp Zamanın Izinde"

    "Kayıp " uzun bir arayış öyküsüdür. .zor okunan kitaplardan biridir .. çok fazla detay içerir ..üstelik küçük puntolu basımı sayesinde gözlerinizi perişan eder :)

    Ip uçları ..
    Polonya ,Naziler,Kadınlar ..

    "Tecavüz ettiler ve hepsini öldürdüler " orada donup kaldım gibi vurucu cümlelerin barındığı ..

    yazarının (nerdeyse kitabın sonuna kadar)
    kadın olduğunu düşündüğüm ve erkek olduğunu öğrendiğimde "şaşırdım " dediğim bir kitaptır.

    Sanırım hassas kelimeleri beni böyle düşünmeye sevk etmişti sanki bir kadının ağzından dökülen hassasiyet ...

    Bir sessiz fotoğraflar ,belirsiz tarihler, yok olmuş aileler kitabı'dır ki.. zaman zaman dedektif romanlarından daha akıcıdır.

    Ne zaman ? Nerede?Silahla mı?Gaz odalarında mı? Sorularının beyninizde fırıl fırıl döndüğü dipsiz bir kuyu gibidir..

    Yazarla birlikte sizde uykusuz kalabilirsiniz ..."dört güzel kız " onlara ne oldu ???
    Lorka. .
    Frydka..
    Ruchatz. .
    Bronia ..
    artık isimlerin öğrendiğimize göre onlara dua edebiliriz. ."Eğer isimlerini bilmiyorsanız ölüler için dua etmek mümkün değildir " diyor kitap ..

    Sıradan hayatınızdan uzaklaşmak ..
    Bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız bu kitabı okuyun ..
    Yol sizi Bolechow kasabasına götürecek ..
    Batısında Krakow, doğusunda Lemberg ....
    Galiçya_ Macaristan ve Karpat dağlarına yakın. . Eski ve yeni tarihiyle bir göz atın .

    "1942 / 3_4_5 Eylül'ünde Bolechow 'da

    "Erkekler ve kadınlar tavan aralarında saklandıkları yerde yakalandılar ..
    "Yaklaşık 600 çocuk götürüldü ..
    "Insanlar Bolechow meydanında ve sokaklarda öldürüldüler ...

    Ve ..... diye devam eden bir vahşet hikayesi "KAYIP"
    Diğer SAVAŞ hikayeleri gibi ..can yakıcı ve gerçek ..

    Okuyun ..
    Matematiğin insan hayatıyla ölçüsünün ne denli uyuşmaz olduğunu bu kitaplarla ögrenin. .

    Üç gün ..
    1942..
    600_700 çocuk ..
    800_900 yetişkin ..
    2000 esir ..
    Sadece ..
    1 Kasaba ...

    "Bırak ..unut gitsin ,geriye kimse kalmadı " diyenlere inat ..Tarihi canlı tutun ..

    Sevgi ve saygıyla ...

    Dip not : Ikinci dünya savaşında L'viv olarak bilinen Ukrayna şehri o zamanlar L'wow olarak bilinen Polonya şehridir ..
    Kasaba
    Ukrayna versiyonu Bolekhiv olarak geçsede ..
    Lehçe ismiyle ..BOLECHOW dur. .

    .
  • "dipdiri bir eskilikle yaşıyorsun içimde. bir gün uzak bir denizde buluşmaya yeminli, iki dargın nehir gibi. gitgide. gitgide."
    Murathan Mungan
    Sayfa 66 - Liman Yayıncılık - 4. Basım - Nisan, 2011
  • Elbette şüphe duymuyorum ve dünyayı yöneten iki gücün varlığına İnan bir insanım. Biri asırlardır varlığını gizlemesine rağmen deşifre olmuş tapınakçılar, diğeri ise 2000 yıllık Türk tarihinden Bu yana gelmiş geçmiş çözülememiş hücre sistemiyle hareket eden Teşkilatmız olmuştur. Bu kitabı okuyan arkadaşlarım emin olun Kİ tarih okuyan insan olarak , karakterlerin isimleri değiştirilmiş olsa da kurgu bana göre tamamen yaşanmış tarih!!! Düşünün herşeyden önce bir Türk çıkıyor birden bire Samsun’a , Mustafa Kemal Atatürk milli kurtarıcı oluyor. Tabi ki o bir ulu önder, fakat bu ülkede kimse desteklenmeden bir yerlere gelememiştir. İşte bu kitap bu zamana kadar flu bir şekilde derin teşkilat yapılanmalarından bahsedilsede, bu kadar açıklayıcı ve kurgulayıcı olmamıstır. 2012 de yazılmasına rağmen haziran seçimlerinin neden bu sonuca vardığını okuyarak öğrenebileceginiz bir kitap olmus bence. Taşları yerine oturtmamda yardımcı olan selman hocam teşekkürlerimi borç bilirim. Kaleminize sağlık.
  • Dalkavukluk, tarihin her döneminde geçerli olan ve iyi kazandıran bir meslektir! 2000'li yıllarda dalkavukluk daha kazançlı bir hale dönüşmekle kalmamış, ölüm riski de ortadan kalkmıştır.
    Sunay Akın
    Sayfa 47 - İş Bankası Kültür Yayınları, Kasım 2011, '' Şıpıtık... Şıpıtık... '' ya da '' Şıpıdak... Şıpıdak... ''