• Ve yarım yaşmaklu forklar, evde yesir olup sokak sokak yelen zinâkârlar, mel'ûnlar;
    Ve kîse içinde akçası olmayup da cüvâna ve nigâra çiriş geçinenler; ve cüvâna ve nigâra: ''Hemân dîdâr 'âşıkıyam, bilinden aşağa el urmam!'' deyen gâyet sefîhler ve günde on beş âdeme pes perdeden göt verüp ba'zılarına: ''Ben senin dedüğün değilem!'' deyen başı örtülü zerrâk kösnekler; ve 'âşıkına dürlü dürlü cefâ edüp bir vakiyye şarâb içün katırcı ve harmanda önüne domalup göt verenler; 'âşıkı yanında rakîbîle kaş göz bazarı eden beşkin atlamış puştlar; gâyet sefîh olup eğri ağaca ''Yayım!'' deyen kekezler; ve maymûn eştâhalı düğünde zurnaya hammâmda kurnaya 'âşık olan muglimler;
    Ve bütün İstanbul'ı seğirdüp gezüp ''Bu gün fülân kadar seyr eyledim!'' deyen gözinden doyar aşçı köpeği tabî'atlu kulanparalar; ve bir dilber ele getürüp duş olduğı gibi yer urup varup hâcetin 'arz etmeyen sersemler;
    Ve san'atı olup mukayyed olmayup ve rencperlik etmeyüp 'avrat ve oğlan püzevengi olan kâfir gidiler; ve ona buna oğlan peydâ edüp ve ona buna 'avrat peydâ edüp evini kârhâne ve vâsıtalık eden cühûd gidiler; ve dünyâda bir san'at bulamayup ya 'ases ve muhzır veyâ yasakçı veyâ kul oğlanı veyâ 'avrat püzüvengi veyâ oğlan püzüvengi olan asılacak gidiler;
    Ve sakalı ağarup kalbi kararup yetmiş seksen yaşına varup hamır içenler; oğlanı ile şarâb içüp ''lahmüke lahmî'' lakırdı eden dinsizler; ve henûz ağzında hamır râyihası var iken namâz kılmak isteyen mürâ'î mel'ûnlar; ve şarâb sohbet[in]de yârâna bir şey caba çeküp ertesi pişîmân yeyen kurı kalfatlar; ve meyhânada vâfır kumaniya tedârik edüp meclis donadup yemeyüp ac karnına vâfir zehirlenüp, kalan ta'âmı sakladup ya makramasına koyup götüren kelipler; ve meyhânadan mîhânaya gezüp şarâb çâşnesini yoklayup beğenmeyüp geçen sefîhler;
    Ve: ''Baba Nasûh kuşı mısın?'' demeyüp âşikâre hokkasına nohûd fındık kadar afyon gıdâsı koyan sefîhler; ve yârân odasına varup; ''Ehl-i keyfim!'' deyüp ebreş hokkasının dibin gösteren berşnâkler; ve tâzeliği 'âleminde keyfe mukayyed olan sefîhler; ve keyf maglûbı olup ayak yolunda pohı ile müsâhibet eden burnı taşağında zevâ'idler;