Meryem Yılmaz, Cenab-ı Aşk'ı inceledi.
 12 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Cenab-ı Aşk ile 6 yıl önce karşılaştık :) çok severek, altı çizilmiş satırları durup durup tekrar okuyarak, okudukça başka başka kapıları zorlayarak ve okunmasını çokça tavsiye ederek geçirdim bu vakti. Geçenlerde yine Cündioğlu'nun Göz İzini okuyup incelemesini (#25319289) yazınca aklıma geldi Cenab-ı Aşk, aslında niyetim ona da bir inceleme yazmaktı, denedim olmadı ben de tekrar okurum dedim, iyiki öyle yapmışım.
Dücane Cündioğlu hakkında birşeyler yazabilirim evet ama bunun kesinlikle yetersiz olacağını baştan belirteyim çünkü ben kendisine de eserlerine de orta düzeyde bile hakim miyim bilemiyorum ve acayip bir adam kendisi, çok yönlü, çok dilli, bazen ibretlik bazen hayretlik sözler sahibi, olmayacak! kapıları çokça kurcalayan, yer yer bunları buyurgan bir tavırla dile getiren ama çok okuyan, çok yazan, çok düşünen, müzik, sanat, felsefe, tarih, edebiyat, psikoloji, sosyoloji, dilbilim gibi sıralanabilecek birçok dalda yetkin bir şekilde konuşmayı başaran acayip bir adam. Seveni çok severken, yere vuranı da aynı ölçüde aşırıya kaçabiliyor bence. Her kesimden diş bileyeni çok yani. :) Tehlikelidir böyle yazarlar, körü körüne sevmemek, şiddetle nefret etmemek gerekir kanaatimce ve elbette kıyısından köşesinden de olsa mutlaka okumak.
93'te notlandırarak hazırladığı Elmalılı Hamdi Yazır'ın Hak Dili Kur'an Dili meal çalışmasından tutun, İmam-ı Gazali, Mehmed Akif, Cemil Meriç gibi kıymetli isimlere dair yazdıklarının yanında, Sanat ve Felsefe, Mimarlık ve Felsefe gibi eserleri de kaleme almıştır.

Cenab-ı Aşk ise 3 temel bölümden oluşan bir arayış kitabıdır sanırım; aslında arananın ne olduğunu, arayanın kim olduğunu her birimizin fazlasıyla bildiği fakat zaman zaman bilmeye yanaşmadığımız, bilmediğimizi sandığımız, bildiğimizi reddettiğimiz yahut kusur bulduğumuz "KENDİNİ BİLME, TANIMA" yolculuğunda zihnimizi zorlayan, kendimize olan sabrımızı yoklayan bir eser bu. Kendini(nefsini) bilen Rabbini bilir, ifadesiyle bir yol alış.
-Her ne kadar "Kendini bilen Rabbini bilir.” anlamına gelen rivayetin hadis olup olmadığı konusunda tartışma var olsa da İbn Teymiye bunun mevzû olduğunu söylerken, İbn Arabî bunun hadis olduğunu ve keşfen bunun sahih olduğunu gördüğünü söylemiştir. 'Edebu’d-din ve’d-dünya' kitabında benzer bir hadise yer verilmiştir. (bk. Aclunî, 2/262) -
("Nevevî dedi ki: Nebi’den (s.a.v.) sabit değildir. Fakat, manası sabittir. Denildi ki: Kendi cehaletini bilen, Rabbinin ilmini; kendisinin fâni olduğunu bilen, Rabbinin baki olduğunu; kendisinin âciz ve zayıf olduğunu bilen, Rabbinin kudret ve kuvvetini bilir.")

Cündioğlu da "Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın." derken 'Cenab-ı Aşk yardımcın olsun' diye bitiriyor bu sözünü.
Yardıma çokça muhtaç olduğumuz o kapıda, hakkıyla durmadıkça bulacağımız nedir ki zaten?

Israrla üzerinde durduğu bir mesele var kitapta; hayret makamına varmak, bunu kimi sayfalarda açıkça ifade ederken kalanlarda başka meseleleri alıp bu noktaya getiriyor, nefsini bilip, kendini tanıyıp mertebeni yükselt-ebil-me noktasına ulaşmanın ehemmiyetinden bahsediyor defaatle.
Bu mesele aslında hiç yabancı olduğumuz bir konu değil. Tasavvufî gelenekte "Hak yolunda kulun en büyük engeli kendi nefsidir. Manevi kirlerden temizlenmeyen nefis Yüce Allah'tan perdelidir, ilahî sevgiden mahrumdur." ifadelerinin üzerine bina edilir nefis terbiyesi. Nefis terbiyesi de aslında kendini bilmek yani en nihayetinde haddini bilmektir. Nefis mertebelerini, gayesi kul olma olan dünya yolculuğunun mihenk taşları diye tanımlayabiliriz bu durumda.
(https://sorularlaislamiyet.com/...e-nefsin-mertebeleri)
Cündioğlu da "yani önce devran, sonra seyran ve en nihayetinde hayran olmalı, olabilmeli" derken bunu kastediyor sanırım.
Kitap boyunca Niyazi Mısrî'lerden, Molla Camî'lerden, Eşrefoğlu Rumî'lerden dem vuruyor, beyitlerin üzerinden anlam yolculuklarına çıkarıyor bizi ve "acaba bir kez olsun kendimize tâlib olamaz mıyız?" diyor sonra geri adım atıyor, hem 'matlûb' hem 'tâlib' olmanın bedelinin oldukça ağır olduğu gerçeğini koyarak önümüze.

Varıp sona doğru geldiğimizde "bir kafes bir kuş aramaya çıktı" isimli bölümde ölüme kapı aralanıyor. Bu seferki okumamda defalarca kurcaladığım denemeler bu son kısımda. 'Ölmeden önce ölmek' mümkün olmalı ki "..ölümün üstesinden gelmeyenin üstesinden gelir ölüm" le karşı karşıya kalmayalım. Derde derman aramakla geçirdiğimiz ömürlerimizin bir kıymeti olsun ve aslında "derdimizin dermanımız olduğunu bilip ıstırabından zevkyâb olmaya çalışalım."

Ölümden bahsedilir de yalnızlık bahsi es mi geçilir, dünyada yalnız olmak ise yaman bir haldir. "Dünya insana kendisinin unutturur; insan kendisini fark ettiğinde ise dünyayı unutur." O halde yalnızlık dünya gurbetinde dünyaya fazla dalmışlığın ödenen en ağır bedeli.

Bunlar anlatılırken gözüme takılan ve pek sevdiğim bir ifade var; dünyaya gelmiş olmayı *bu-ara-ya* gelmek olarak ifade ediyor. Ara'da olmak, *bu-ara-da* yaşamak.
"Kısacası 'olmak' arada-olmak bu-ara-da, bu-an-da olmak; ölmek aradan, bu-ara-dan, bu-an-dan çıkmaktır!" "Olmak ölmektir çünkü."
Bir de 'öldükçe yaşamak' başlığı altında Masallar'a getirir sözü, hani şu vakti zamanında büyük bir dikkatle dinlediğimiz, okuduğumuz masallara, halihazırda çocuklarımızın da hala okuyor oldukları.
"Peyniri kaptırmamayı, şarkı söylemeye yeğledik hayatımız boyunca. Bilemedik ki o bed sesimizle şarkı söylemeyi göze almadıkça/alamadıkça, peynire sahip olmanın bir anlamı kalmayacaktı hayatımızda."
Bazen hayata baş aşağı bakabilmeliyiz o halde, sahip olduğumuz 'peynirler'in anlamını idrak etmeliyiz ucunda kaybetmek bile olsa, ya da bunu başarabilmiş soluklara ulaşmalıyız, bunca yazılmış boşa yazılmamış elbet, bir tür ufuk genişlemesine kapı aramalıyız.. Ne kadar erken olursa o kadar iyi.. Vesselam..
Keyifli okumalar..

"Kimine karanlıktır gece kimine bir ışık hüzmesi yalnızlık..
Kimine uzaklarda kalmış Aşktır..
Kimine baştan sona sessiz bir çığlık.."

Yusuf Ziya GÜN, bir alıntı ekledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Ne demişti bir yerde sevgilisine şair Veysel Çolak;
"Ölümüm de denemekten olacak galiba."

Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 95 - Can)Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 95 - Can)
Yusuf Ziya GÜN, bir alıntı ekledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Hangi sokaklarda yürüdüğümü bilirim de,
Ayak izlerimde kaybolduğumu sen bilemezsin,
Sen bilmezsin iz bırakmadan çekip gittiğimi.!"

Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 75 - Can)Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 75 - Can)
Yusuf Ziya GÜN, bir alıntı ekledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Herkesin yalnızlığı kendine,benimki de bana."

Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 68 - Can)Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 68 - Can)
Yusuf Ziya GÜN, bir alıntı ekledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"ama yalnızlık yaşadığımız biricik gerçeklik ,çalışma hayatında yalnızlık,ailede yalnızlık,toplumda yalnızlık,sevişirken,ölürken yalnızlık,"

Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 64 - Can)Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 64 - Can)
Yusuf Ziya GÜN, bir alıntı ekledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"se-viş-me-nin iz-le-ri-ni sil-mek i-çin duş al-man ge-rek-mez,"

Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 60 - Can)Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 60 - Can)
Yusuf Ziya GÜN, bir alıntı ekledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Her sözü,her davranışı bir tuzak gibi gelirdi bana
(hep baş-ka ol-du-ğu-nu-zu söy-ler-si-niz,oy-sa he-pi-niz ay-nı-sı-nız,)

Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 59 - Can)Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 59 - Can)
Yusuf Ziya GÜN, bir alıntı ekledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Be-ni an-la-mı-yor-sun,sen-den ön-ce baş-ka-la-rı ol-du,sen-den son-ra da o-la-cak,ama sen hep ya-nım-da ol,be-ni an-la!"

Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 59 - Can)Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 59 - Can)
Yusuf Ziya GÜN, bir alıntı ekledi.
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Şimdi yanyana değilsek bile aynı kentte,aynı gökyüzünün altındayız,en azından birbirlerinin telefon numaralarını bilen iki kişiyiz. "

Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 51 - Can)Baştan Sona Yalnızlık, Özcan Karabulut (Sayfa 51 - Can)