• Ey benim yaradılışım, yolunu kaybetmiş yol arkadaşım.
    Kimin bağrındaki kemikten yaratılmışsan ona gel. Eksik parçamı arar gibi seni arıyorum ben. Sen de beni ara. Boşluğunu doldur, eksiğini tamamla. Dünya dediğin bir kaza ertesi.
    Aç kapılarını.
    Elinle koymuş gibi bıraktığın yerde bul beni.
    Gel neredeysen.
    Cennet olsun yeniden…”
  • 540 syf.
    ·8 günde·Beğendi·8/10
    Yeni basımı olmadığı için 1970 basımı kitabın çok kötü kopyalanmış pdf formatını e-kitap okuyucusuna yükleyip çok zor şartlarda okuyup bitirebildim. İmla hataları, dizgi sorunları, dipnotlara ulaşamama gibi sorunları da aşıp kitabın sonunu gördüğümde böyle bir eserin yeni baskısının olmamasını bir talihsizlik olarak gördüm.
    Yazar, farklı kesimlerden ve farklı entelektüel düzeye sahip bir grup kanserli hastanın bir hastane koğuşundaki yaşamlarından bir kesiti verirken, II. Dünya Savaşı ertesi ve Stalin'in ölümü sonrası kendisine bir yön arayan savaş gibi bir travmayı henüz atlatamamış Rus toplumunun, dönemin bürokratik ve gitgide yozlaşan sosyalist devlet düzeninin ve sovyet sağlık sisteminin eleştirisini yaparken devleti yönetenleri de yerden yere vuruyor.
    Çaresizce ölümü bekleyen hastaların, Tolstoy'un, "İnsan Neyle Yaşar" ya da "İnsan ne için yaşar" adlı kitabından alıntılarla bu sorulara cevap arayışlarını, ölümü akıllarına getirmek istemedikleri halde bir şekilde hayata tutunabilmek için verdikleri mücadeleyi ve tedavilerini yürüten doktorlar ve diğer sağlık personeli ile olan ilişkilerini Nobel almış bir yazara yakışan bir üslup ve güzellikle vermiş ki -anlamadığımdan değil, cümlelerin güzelliğinden- bazı paragrafları dönüp dönüp tekrar okudum.
    Kitapta Rus Edebiyatı ile ilgili yorumlar, göndermeler de var.
    İsterse spoiler olsun!
    Beşyüz küsür sayfalık kitabın en çarpıcı sahnesi; Daha 20 yaşına dahi gelmemiş meme kanserli bir genç kızın hasta memesini açıp bir diğer hastaya emdirmesi ve bir taraftan ağlarken bir taraftan da "Yarın ameliyat olacağım, bir gün sonra kesilip bir et parçası olarak çöpe atılacak. İlerde birisini bulup evlenebilirsem yani biri beni bu halimle kabul edip alırsa doğacak çocuğum bunu yapamayacak" demesiydi.
    İnşallah yeni basımı yapılır ve bu kitabı bir kez daha okuyabilirm.
  • Günaydın dünya, günaydın ertesi güne bıraktıklarımız, yarın olsun bakarız dediklerimiz. Bizi umutlu tutan hep yarındı ama gelenin hep bugün olduğunu öğretmediler. Şimdi yarınları bırakıp yastığın altına bugünü yaşamanın zamanı.
  • “Nil, Afrika’ nın en uzun, dünyanın da ikinci en uzun nehridir. Mississipi-Missouri nehrinden daha kısa olmakla birlikte, nehir havzası uzunluğu açısından bütün nehirlerin başında gelir, 35 derece enlemden başlayarak...”

    Ertesi sabah kahvaltıda biri, “Tommy,” der, “Afrika’nın en uzun nehri hangisidir biliyor musun? Çocuk kafasını sallar. Ama, ‘Nil Afrika’nın en uzun...’ diye başlayan bir şey hatırlamıyor musun?”

    “Nil-Afrika’nın-en-uzun-dünyanın-da-ikinci-en-uzun nehridir...” Sözcükler bir solukta çıkar. “Mississipi-Missourinehrinden-daha-kısa...”

    “Pekâlâ, Afrika’nın en uzun nehri hangisidir?”

    Boş gözlerle bakar. “Bilmem.”

    “Ama Nil, Tommy.”

    “Nil-Afrika’nın-en-uzun-dünyanın da...”

    “Öyleyse en uzun nehir hangisi, Tommy?”

    Tommy gözyaşlarına boğulur. “Bilmiyorum,” diye haykırır.
  • 229 syf.
    ·Puan vermedi
    Alcatraz Smedry öksüz bir çocuktur. Bir şeyleri bozma sorunu sebebiyle defalarca koruyucu aile değiştirmiştir. On üçüncü yaş gününde ona ebeveynlerinden bir miras ulaşır, bir torba kum ve üzerinde ne yazdığı anlaşılamayan bir kağıt. Ancak o gün Alcatraz’ın “kazara” mutfağı yakması sebebiyle koruyucu ailesi artık onu evlerinde tutamayacaklarını bildirirler ona. Fazla zaman geçmeden de Alcatraz’dan sorumlu sosyal güvenlik görevlisi Bayan Fletcher eve damlar. Alcatraz’ı her zamanki gibi kınadıktan sonra onu alması için başka bir görevli göndereceğini söyleyerek gider. Ama eli boş gitmemiştir.

    Ertesi gün evin kapısında “geç kaldığını” söyleyen yaşlı bir adam vardır. Adının Leavenworth Smedry olduğunu söyler bu adam, Alcatraz’ın büyükbabasıdır! Anne babasından gelmiş olan kumların nerede olduğunu sorar, ancak bakarlar ki kumlar yoktur. Bu kumlar Rashid Kumları olarak bilinmektedir ve bu kumlarla yapılacak Merceğin çok güçlü olduğu bilinmesine karşın ne anlamda güçlü olduğu bilinmemektedir. Elbette, düşmanların, yani Kütüphanecilerin eline geçmemesi oldukça önemlidir. Tabii çok geçtir, çünkü Bayan Fletcher’la beraber çoktan merkez kütüphaneye varmıştır kumlar.

    Beyzanur Merter

    İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...-seyleri-bozuyordum/
  • 112 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    "Hayat bir mucizedir. Çoğu insan bunu unutur. Sorunlara, eksikliklere, gereksiz çabalamalara, aptalca kaygılara odaklanır."

    Bu kitap hakkında ne yazacağım, aklımdaki düşünce ve fikireri buraya nasıl dökebilirim inanın bilmiyorum.
    Kütüphanede kitaplara bir göz atarken tasadüf eseri adından dolayı biraz derettüt de kaldığım ama arkasındaki yazıyı okuduktan sonra çok farklı tepkiler verdiğim bir kitaptı açıkçası.
    Konusu; bir adamın trafik kazası geçirdikten sonra hastanede uyanır. Aslında gözleri felan açıktır sadece bilinci yerinde değildir. Etrafındaki her şeyden, olan olaylardan haberdardı. Ama bir türlü kendinde değildir.
    Kitabın konusu bu şekilde, baş karakterimiz kendi iç sesiyle konuşuyor, onunla tartışıyor ve bizde aralarında konuşmaları okumuş oluyoruz bir nevi.
    Kitabın sonunda öyle bir olay oluyor ki okurken (şuan bile hatırlarken ağlayasım geliyor) şok oldum. Ben bile bu kadarını beklemiyordum. O son ile hayatımızın kendisi ya da nefes alışımız olsun bırakın yaşamımız olsun mucize olduğunu gösterren kitap.
    Ertesi günü elime aldım ve sadece iki saat içinde bitirmiş olmama şaşırdım. Kısacık bir kitap ama içinde anlattığı, aklınız gelebilecek her şey olsun, bizleri dünya ve kendimiz hakkındaki gerçekleri öğrenmeye iten bir kitap.
    Bu kitabı internetten ve buradan baktım ama okuyan kişi çok az cidden, zaten pek şaşımadım da doğrusu.
    Kişisel gelişim kitabı da diyabiliriz bu kitap için aslında yediden yetmişe herkesin okuyabileceği bir kitap.
    Bu kitap hakkında ne yazacağımı cidden bilmiyorum alın okuyun. Ne demek istediğimi anca o zaman anlarsınız zaten.
    OKUYUN... OKUTTURUN... ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM.

    Yeni bir kitap serüvenin görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın.
    Kitap dolu günleriniz olsun.