Spoiler içerir!!
8/10
·72 syf.··
2026 15. kitabı
Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey, insanların anlamadıkları şeyleri ne kadar kolay dışlayabildiği oldu. Hikaye bir doktorun akıl hastanesindeki bir hastayla yaptığı konuşmalar üzerinden ilerliyor. Ama bu konuşmalar ilerledikçe aslında deli diye görülen kişinin birçok insandan daha çok düşündüğünü ve daha çok hissettiğini görüyoruz.Doktorun onu gerçekten dinlemesi ve anlamaya çalışması bile çevresindekilere garip geliyor. Bu kısım beni düşündürdü açıkçası. Çünkü bazen bir insanı anlamaya çalışmak yerine ona bir etiket yapıştırmak daha kolay geliyor. Sonra doktorun da aynı sistemin içine düşmesi bana hayatın bazen ne kadar sert olabildiğini hissettirdi. Okurken en çok şunu düşündüm; belki de insanı asıl yoran şey yaşadığı acı değil, o acıyla baş başa kalması.Bazen ne kadar kalabalığın içinde olsak da anlaşılmadığımız yerde yalnız kalıyoruz. Okurken en çok burada durup düşündüm: “Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir; bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir.” Bu cümle kitabı bence tek başına özetliyor.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 99. kitabı
Yıldız Silier Oburluk Çağı adlı kitabında bireyin varoluşuyla kırılma noktalarını Karl Marx, Arthur Schopenhauer, Friedrich Nietzsche, Sigmund Freud, Carl Gustav Jung Zygmunt Bauman, Immanuel Kant gibi aydınlanma çağının ve Sokrates Platon (Eflatun), Aristoteles gibi antik çağın düşünürleri üzerinden anlatım sağlamıştır. Bu anlatımla insanlığn dinamiklerinin değişkenliğini, evren anlayışının, doğayla etkileşimi bağlamında birey, toplum ve kadın incelemesinde bulunmuştur. Kitabın başlıkları ve bölümleri göz önünde tutulduğunda; insan, insan haklarının ve mülkiyet kavramının toplumları, bireyi ve doğayı nasıl dejenere ettiğini, insanın tanımını fransız devrimiyle sanayi devriminin yaşanması ve bunların birbirini ardıllamasından hareketle 'homoeconomicus'a dönüşmesi ve bu dönüşümün bireyin-toplumun özne yıkımı üzerinden okunmasının anlatımını sunmuştur. Bu sunuş okuyucuyu hem modern hem postmodern hem de geçmiş tarihin izlekleri ve izleri hakkında bilgi vermektedir. Kitabın son bölümüne gelindiğinde kadınlığın bir etiket ya da marka gibi kullanılmasını eleştirmekle birlikte Simone de Beauvoir üzerinden feminizm anlatımı yaparak; kadınlığın geçmiş ile şimdi arasındaki bağlam ve bağıntılarını okuyucuya anletmıştır. Özellikle kadının temel nosyonu veya yetkinliği olan 'annelik' formunu ele alarak batı-doğu arasında annelik bağlamının değişkenliğini ve 'kadın'ın temel formunun 'annelik'tek ziyade kendini gerçekleştirmek hem potansiyel hem de eylemsel noktalarına değinmiştir. Sonuç olarak; Yıldız Silier Oburluk Çağı kitabında çağımızın tüketim toplumunu eleştirirken; kimlikleri, bireyi, toplumu ve hatta tarihsel ve kültürel mirasın uğradığı dejenerasyonu ve kadın kimliğinin modern çağ ile birlikte evrimleştiği yönü saptamıştır. Böylelikle eser okuyucuya kendi var olduğu anı merkez kabul ederek; o kendilik anını oluşturan algıları, olguları, olumlamaları ve olumsuzlamaları anlatım
Oburluk ÇağıYıldız Silier · Yordam Kitap · 2011339 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
𝗨̈𝗻𝗹𝘂̈ 𝗔𝘀̧𝗸 Herkese Merhabalar... Selda kitaplığında onu bekleyen kitapları nihâyet okumaya başlar ve son gaz devam eder. Bu kitapta 2-3 yıldır beni bekliyor. Sahaftan alınmıştı. Merak etmiştim. Yazarın bir kitabı daha var ve onu da almıştım tabi ki iyi ki onu da almışım dedim. Yakın zamanda onu da okuyacağım. Çünkü kitapta yer alan diğer karakteri anlatıyor ve merak ediyorum. O da mutlu olmuştur inşallah aman neyse nasıl olsa o da okunacak ben bu kitaba döneyim (Bir küçük iç döküş) Son zamanlarda hep aynı tarz kitaplar türedi. Kitabın sonunda yazarın teşekkür kısmında takılı kaldım. Bu arada yazarın hesabı yok sanırım ya da ben bulamadım bile varsa yazarsa sevinirim Teşekkür kısmı demiştim Türk yazarlarına karşı önyargıyı kırıp aldığınız için teşekkürler demiş. Demek ki yargı meselesi hala devam ediyor. Ama şu aralar bende o aşamadayım! Neden mi? Yabancı yazarları etiket yapınca hemen dönmeleri thanks falan yazmaları çok tatlı ama bizim yazarlar lütfen hepsi için algılamayın ya da beni linçlemeyin ama kendi kurdukları bir evrendeler. Kendi reelsleri, paylaşımları ile meşguller okuyucuya değer vermeyince biz de üzülüyoruz. Son zamanlarda okuyucu seçme liste isteme ve muhabbetleri falan aman klasik bookstagram camiası iste. Herkes gönlünün ekmeğini yer gerisi dingirdini mi ne ondan işte Karen o güzel alımlı bir kadın. Bir bodyguard. Evet evet hayali hem bodyguard olmaktı eski MİT olan babası istemese de o yakın arkadaşı Toprak ki o zengin ve yakışıklı bir adam yardımı ile yurdışına eğitime gider. Hatta Toprak da onun için gider ve bu mesleği seçer. Eee anlamış olmanız gerek Toprak, Karen'e yanık.
Ünlü AşkBurcu B. Filiz · Ephesus Yayınları · 201594 okunma
Sputnik Sevgilim'i uzaya fırlatmak istiyorum.
3/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Bu benim yazarla tanışma kitabımdı. Muhtemelen de bir daha randevuya çıkmayacağız Kitaptaki benzetmeleri çoğunlukla çok leziz bulmuş olsam da, içeriğindeki cinsellik teması bir tık az olsaydı gençlik romanları kategorisinde değerlendirilmesi bence daha uygun olurdu. Ne kadar derinleşmeye çalıştıysa da bana göre yüzeyde kalmış. Konu güzel başlıyor fakat zamanla hikaye çok havada kalıyor. Rüya mı, parelel evren mi ya da psikolojik bir bölünmemi okuyoruz ayırt etmek zorlaşıyor. Ayrıca milliyetçi damarıma çok dokunan sayfalar vardı. Cahilce yazılıp Türklere etiket olarak yapıştırılmış resmen. Yazar bir Yunan dostu ve Yunanistan aşığı. Konu kazığa oturtma cezası. Bildiğim bir gerçek olmasına rağmen yine de Google ve chat GBT den soruşturdum. O bile Türklerin böyle bir şey yapmadığını kabul ediyor. Tam olarak şöyle yazıyor. Osmanlı tarihinde ve sınırlarında "kazığa oturtma" cezası genellikle Osmanlılar tarafından değil, Eflak Voyvodası III. Vlad (Kazıklı Voyvoda) tarafından Osmanlı askerlerine ve elçilerine uygulanmıştır. Son olarak bu romanı haricinde 2 farklı kitabında da konuların aynı olduğunu, hatta karakterleri ve olaylarına kadar herşeyin aynı olduğunu okuyunca bir daha kesinlikle okumayacağıma emin oldum. Hangi temayı kullanırsa para kazanacağını keşfetmiş bir yazar gibi göründü gözüme. Okumak isteyen buyursun.
Sputnik SevgilimHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20167,1bin okunma
Aklıma şarkıları getiren şiirler
Puan vermedi·
Nevzat Çeliğin uzun yıllar önce okuduğumu düşündüğüm kitabını bugün tekrar elime aldım.. Ahmet Kaya şarkıları ile tanışmışım Nevzat Çelikle. Sanırım bildiğim tek kitabı da bu... Çok kristal bir kitap bazı şiirleri klasik hale gelmiş.. Beni buralarda arama anne... Saçlarına yıldız düşmüş... Gibi... Bu şiirler mapusluk şiirleri..İnsan hapse düşünce özgürlüğün tadını daha iyi ifade edebilir... Eksik olanı tarif etmek hep bir acı taşıyor ondan.. Mesela göbeğinden bağlı doğdugu annesi insanın büyük kaybı olur herkesin.. Bu yüzden anne temalı şiirler yakar... Bu seferki okumamda bir şey dikkatimi çekti.. Şaire yazara etiket vurma niyetiyle değil fark ettiğim bir şey..Bazı şiirlerinde nazimdan etkilenmişlik hissettim bunca zaman sonra Mesela "Bir kavgadan bir kavgaya Akdeniz'in kıyıcığindan uzanıp baksam.." Yada "Filistinli kadınlar Bizim kadınlarımıza benzer biraz İri dolgun göğüsleri Göçebe giysileri Bur kök gibi duyarlı sağlam.." Mesela brn bunun altına şöyle devam etsem herkes bir bütün sanabilir..
Şafak TürküsüNevzat Çelik · Alan Yayıncılık · 1999582 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 23:00
Kitabı bitirdikten sonra ağlamamı durdurmam ve etkisini azaltmam zaman aldı.Hikaye öylesine içimi acıttı ki.. Kitap zeka düzeyi düşük birinin zekasının arttırılması üzerine bir ameliyat ve deney sürecini anlatıyor aslında ve bu deneyde bir insan bir deney faresiyle kıyaslanıyor aslında.. Algernonla ..Bir insan verilenle mi mutlu yoksa elinden alınanlar mı diye sorgulatıyor. İnsanlığa göre uçlar sorgulanmış kitapta.. Toplumun etiket üzerinden davranış şekilleri.. Hümanistlik sorgulanmış aynı zamanda. Toplumun dayattığı normale göre büyümeyen çocuğun annesi tarafından bir koşula bağlı sevilmesi belki de sevilmemesi..Açılan derin yaralar.. Ama gerçek olan tek bir şey vardı zekanın olmayışı duygunun da olmayacağı anlamına gelmiyordu.Ve bazen insanlara doğru gelen yanlışlara da dokunmamak gerekiyordu.O yanlış kişinin benliğini bir bütünlük içinde tutmasına yardım edebiliyorsa eğer..İtiraf etmeliyim bu kadar kapsamlı olacağını ve derinden etkileyeceğini beklemeden okumaya başladığım bir kitaptı..
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma