• YAKIN ÇAĞ Tarihin ilk kadın doktoru:

    Mesleği uğruna 56 yıl kadın olduğunu gizledi, sırrı ölünce ortaya çıktı. 1856 yılında kayıtlara ilk kadın doktor olarak geçen, Elizabeth Garrett’ten tam yarım yüz yıl önce, bir başka kadın, Margaret Ann Bulkley, doktorluk mesleğini başarı ile yerine getiriyor, tıp dünyasına önemli katkılar sağlıyordu. Maalesef ki Bulkley’in, 19. Yüzyılın başında bunu kadın kimliği ile yapmasına imkan yoktu. Toplumun kısıtlayıcı ve adaletsiz yaklaşımını aşmak için adını değiştirdi, erkek kılığına girdi. Üstelik mesleğini İngiliz Ordusunda icra etti.
    Öldüğünde kadın olduğu anlaşıldı. Ordu, doktorun sırrının açıklanmasını yasakladı. 100 yıl boyunca Margaret Ann Bulkley’in hikayesi gizli kaldı.Margaret Ann Bulkley nasıl Dr James Barry oldu ...
    1789 yılında İrlanda’nın Cork kentinde, bir bakkalın kızı olarak dünyaya gelen Margaret Ann Bulkley, sosyal ve dışa dönük bir çocuktu. 14 yaşına geldiğinde, maddi güçlükler, babasının borçları nedeni ilehapse düşmesine, Margaret ve annesinin de Londra’da yaşayan amcasının evine sığınmak zorunda kalmasına neden oldu. Margaret, Londra’da amcası James Barry sayesinde, elit bir sosyal çevre ile tanışma fırsatı yakaladı. Margaret’ın sosyal statüsü, bu elit çevreden biri ile evlenmesine engeldi. Fakat aile, bu elit çevrenin desteği ile zeki kızları Margaret’ın öğretmen olabileceği umudunu taşıyor ve onu bu yönde yüreklendiriyorlardı.
    Margaret, bu elit çevrede, devrimci Venezuela generali Francisco Miranda ile tanıştı. Bu tanışma Margaret’ın yaşamında dönüm noktası oldu. Birlikte yaptıkları plana göre, Margaret cinsiyetini gizleyerek tıp eğitimi alacak, mezun olduktan sonra Venezuela’da mesleğini icra edecekti.Venezuela generali Francisco Miranda 1806 yılında Margaret, vefat eden amcasının adını ve miras bıraktığı parayı alarak, Edinburgh Üniversitesi’ne girdi. Ancak mezun olduğunda, Miranda ile yaptıkları planı hayata geçiremediler. Zira, 1812 yazında devrim engellenmiş ve Miranda, İspanyollar tarafından hapsedilmişti. Margaret, kadın kimliğini gizleyerek yaşamına Dr. Barry olarak devam etmeyi seçti.
    1813 yılında hekim olarak, İngiliz Ordusuna katıldı. 1815 yılında Güney Afrika’daki İngiliz sömürge birliğine, atandı. Barry’nin yaşam stili ile dikkat çekiyordu. Vejeteryandı. Sütünü içtiği bir keçisi ve adı Psyche olan küçük bir köpeği vardı. Gittiği her yere çok güvendiği yardımcısı Danzer’i de götürüyordu. (Danzer Barry’nin 50 yıl boyunca yanında kaldı.) Her sabah Danzer, Barry’e 6 küçük havlu verirdi. Barry bu havluları, kıvrımlı hatlarını yok etmek için vücuduna sarar ve omuzlarını daha geniş göstermesi için vatka gibi omuzlarına yerleştirirdi.
    Titiz ve zor beğenen mizacından kaynaklı problemler yaşıyordu. Sinirli doktorun reformcu hemşire, Florence Nightingale ile sorunlar yaşadığı bilinmektedir.Öfkeli mizacına karşın, Barry hastalarını destekler ve onlarla yakın ilişki kurardı. Hatta başarılı sezaryan opreasyonu sonrasında, doğan bebeğe ailenin, James adını verdiği, doktorun da bebeğin vaftiz babası olduğu bilinmektedir.
    Cape Town valisi Lord Charles Somerset ile Barry’nin özel bir ilişkisi vardı. Lord Charles hastalandığında, Barry onun tedavisi ile yakından ilgilenmişti. Bu yakın ilişki, bir çok dedikoduya neden olmuştur. Hatta Lord Charles’in Barry’nin gerçek cinsiyetini bildiği ve ikisinin sevgili olduğu söylendi.
    1857 yılında görev yaptığı Kanada’da rahatsızlanan Barry, Londra’ya geri döndü. 25 Temmuz 1865 yılında, 76 yaşında öldü. Barry’nin son isteği, üzerindeki kıyafetlerle hızlıca gömülmekti. Ancak son isteği yerine getirilmedi, ölümünden sonra, doktorun aslında kadın olduğu, hatta vücudunda doğum yaptığına dair izler taşıdığı anlaşıldı.Askeri kurumlar, Barry’nin cinsiyetini fark etmeyerek, yaklaşık yarım yüz yıl boyunca bir kadını görevlendirdiklerini anlayınca, büyük utanç duydular ve konu ile ilgili belgelerin açıklanmasını 100 yıl boyunca yasakladılar.
    1958 de , Dr.barry ''nin öyküsü ,İngiliz Deniz Harp Dairesi Arşivlerinde inceleme yapan Isobel Rae tarafından açığa çıkarılmıştır. İlk biyografi Rae tarafından kaleme alınmış, biyografiyi makaleler, kitaplar hatta bir film yapılmıştır.

    The Guardian
  • FLORENCE NIGHTINGALE HAKLIYDI:
    GÜNEŞ IŞINLARI MİKROPLARI GERÇEKTEN ÖLDÜRÜYOR

    Oregon Universitesi arastırmacıları, karanlık odalarda bakterilerin hayatta kalma şanslarının arttığını doğruladı. Günes ısığıyIa dolu bir odada basarı şansları yüzde 6,8 iken karanlık odalarda bu oran yüzde 12'ye çıkıyor. Evlerdeki bu bakterilerin sebebi toz parçacıkları. Parçacıklar beraberinde çesitli bakterileri de taşıyarak evlerimiziz içinde dolaştırıyor. Bunların bazıları gerçekten zararlı. Örneğin solunum yolu hastalıklarına sebep olabilirler.
    Bu zararlı bakterileri içeren toz parçacıkları güneş ışığına maruz kalınca, üzerlerindeki bakteriler dirençlerini kaybediyor ya da ölüyorlar.
  • *Hindistan'daki İngiliz adaleti üzerine:
    Bize yoksul köylünün kendini savunmak için İngiliz adaletine sahip oldugu söyleniyor. Gerçek böyle değil. Hiç kimse kullanamadığı bir şeye sahip değildir.
    Eduardo Galeano
    Sayfa 238 - Sel
  • Florence Nightingale

    Florence Nightingale (/ˈflɒrəns ˈnaɪtᵻŋɡeɪl/; 12 Mayıs 1820 – 13 Ağustos 1910), İngiliz sosyal reformcu, istatistikçi ve hemşire. Modern hemşireliğin kurucusudur. Kırım Savaşı sırasında eğitim alan hemşirelerin yöneticisi olarak öne çıkmış, savaşta yaralanan askerlerin tedavi ve bakımlarını yapmıştır. Hemşireliğe son derece olumlu bir itibar kazandırmış ve Viktorya kültüründe bir ikon olmuştur. Özellikle gece gündüz demeden yaralı askerlere baktığı için kendisine "Lambalı Kadın" denmiştir.

    Son günlerde bazı yorumcular Nightingale'in Kırım Savaşı'ndaki başarılarının medya tarafından abartıldığını, halkın bir kahramana olan ihtiyacının karşılandığını iddia etmiştir. Bununla birlikte, eleştirmenler Nightingale'in başarılarının profesyonelleştirici hemşirelik rollerini belirleyici nitelikte olduğunu kabul etmiştir. 1860 yılında Nightingale, Londra'da St Thomas' Hospital'da kendi hemşirelik okulunun kurulmasıyla profesyonel hemşirelik vakfının temellerini atmıştır. Dünyada ilk modern sivil hemşire okulu olmuştur ve şu anda King's College London'ın parçasıdır. Yeni hemşireler tarafından alınan Nightingale Andı ile adı onurlandırılmıştır. Doğum günü her yıl "Uluslararası Hemşireleri Günü" olarak kutlanmaktadır. Sosyal reformları İngiliz toplumunun tüm kesimlerine yönelik sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, Hindistan'daki açlık yardımını savunmak, kadınlara aşırı sert olarak gördüğü fuhuş yasalarını ortadan kaldırma ve kadınların iş gücüne katılımını kabul ettirme şekillerini genişletme çalışmaları olmuştur.

    Nightingale çok yönlü bir yazardır. Yaşamı boyunca yayınlanan eserlerinin çoğu yayılan tıbbi bilgilerle ilgili olmuştur. Yazınsal becerileri kötü olanlar tarafından kolayca anlaşılabilecek basit İngilizce ile yazılmıştır. Ayrıca istatistiksel verilerin grafiksel sunumunu halka sevdirmeye yardımcı olmuştur. Din ve mistisizm üzerine yoğunlaşmış çalışmaları sadece ölümünden sonra yayımlanmıştır.

    1907'de Londra'daki Kızılhaç Toplulukları Sekizinci Uluslararası Konferansı'nda, toplanan delegeler, hemşirelik alanındaki seçkinlere verilecek bir Uluslararası Uluslararası "Florence Nightingale Madalyası" hazırlamaya karar verdiler. Daha sonra, Florence Nightingale Madalyası 1912'de Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından kuruldu. Bir hemşirelere verilen en yüksek uluslararası ödüldür, hemşirelere veya hemşire yardımcılara "yaralılara, hasta veya özürlülere olağanüstü cesaret veya bir çatışma ve felaketin sivil kurbanlarına olan yardımlar"a göre verilir.
  • Yakınlarda bir madalya aldım. Kızıl Haç'tan ... Uluslararası altın Florence Nightingale madalyası. İnsanlar tebrik ediyor, şaşırıyorlar: "Yüz kırk yedi yaralıyı nasıl
    kurtarabildiniz? Savaş fotoğrafiarına bakılırsa minyatür bir kızmışsınız," diyorlar.
  • Dünyanın en ünlü hemşiresi Florence Nightingale, çok sevdiği bu ülkeye hiç seyahat edememiş olsa da, doksan yıllık ömrünün büyük bir kısmını Hindistan’a adadı.

    Florence hasta bir hemşireydi. Kırım Savaşı’nda tedavisi mümkün olmayan bir hastalık kapmıştı. Ancak Londra’daki odasından Britanya kamuoyuna Hindistan gerçekliğini anlatmak isteyen sonsuz sayıda makale ve mektup kaleme aldı.
    Eduardo Galeano
    Sayfa 391 - Sel yayıncılık
  • I attribute my success to this: I never gave or took any excuse. (Başarımı şuna borçluyum: Hiçbir zaman bahane üretmedim ve kabul etmedim.) – Florence Nightingale