• Kırılgan kızlar ya terk edişin soylu dağında bir münzevi olur, ya da hayata bir yerinden katılır ve içlerinde zaman zaman nöbetler halinde dışarı vuran bir sızıyla yaşamayı sürdürürler. 'Yaşamıyor gibi yaşamak' sanatının ustasıdır onlar. Bir keşiş, yedi yüz yıldır mağarasında konaklayan bir bilgeyle karşılaşmış dağda. 'Güzel insan' demiş ona, 'neden şuraya bir ev yapıp da rahat etmiyorsun?' 'Hayat çok kısa' diye cevap vermiş bilge, 'yerleşmeye değmez'. Mağlupların bir bilgeliği vardır. Dünyanın mağlupları, dünyayı yerleşmeye değer bir yer olarak görmeyenlerdir.
  • Bu mektubum canım ablam sueda reyyan 'a ithafendir.
    Not: {En başta nefsime tabiki 🤗}

    Sait Faik Abasıyanık'ın "Yazmasaydım deli olacaktım" itirafıyla teselli ediyorum ben de kendimi şu sıralar.Aslında içimde avazı gökleri lerzeye getirecek kadar çığlık çığlığa
    konuşan,dile gelmeyen o kadar his var ki çoğunu duymuyorsun bile sen.Kalbinin yüküne,yük olmak istemeyişimden.Kalemimin sırrını senin nahif gönlüne taşımasına izin vermiyorum çünkü.Mürekkebimi yutkunarak, satırlarla cedelleşiyorum.İzin verirsem belki tasıyamazsın,dayanamazsın.
    Belki de mesuliyet ağır gelir cılız bedenine.Ya susturamazsan o çığlıkları?
    Ondan dolayı sımsıkı bohçalara sarıp sarmaladım içimde saklı hislerimi;
    el değmesin ,göz değmesin ,yürek değmesin istiyorum.Hiç kimse hatır sormasın istiyorum.

    Hem kim yüklenmek ister ki onları, Sevgili Dost ?
    Hem kim yanmak ister ki, dostunun derdiyle ?
    Hem kim dinlemekle huzurunun kaçmasını,rahat ve şirin yaşamının tadının kaçmasını ister ki ?

    Sevgili Dost,

    Aşk'ı Sükun'da da geçiyor ya yüreğim ah'larla incinmiş,kalbim bölük bölük dualarla yüklü,umudumun takati kalmadı.Hatıralarım canımı yakmakta.Yine de ne güzel tesellidir;

    "Acaba göklerin ve yerin Hâlık’ından başka kim kalbimizdeki en ince ve gizli hisleri bilir, ahireti yaratarak bizim için geleceği kim aydınlatabilir ve bizi dünyanın yüz binlerce boğucu dalgasından kim kurtarabilir?" yakarışı...

    Sevgili Dost,

    Sen de batıp gidenlere karşı alakanı kesip, ayetin bizlere fısıldadığı gibi;

    "La uhibbul afilin" diye haykır hadi...

    "Ben batıp gidenleri sevmem" diyerek kalbinin kapılarını bir bir kapat yüzlerine, tam bir teslimiyetle.

    Sevgili Dost ,

    Denizi sever misin? Evimin penceresinin kenarına kollarımı dayayıp denizin enginligini hissetmek isterken,kocaman binalar ittifak edercesine adeta denizle görüş açımı kesmekte.Evimin manzarasını iş makineleri,inşaat işçileri,tuğlalar vs. işgal etmekte.

    Taş ve soğuk zeminler yüreğimin ummanına kulaç atıp yüzmek yerine; ölümü ve cansızlığımı yüzüme yüzüme çarparak hatırlatıyor fani hayatın soğuk nefesini.

    Sevgili Dost,

    Ayrılıklar ne zor!
    Dünyada sabrımızı tüketen,takatimizi aşan,karşı koyulmaz ve yakıcı ayrılıklar var.

    Sevdiklerimizden ,dostlarımızdan ayrılık da böyle dayanılmaz işte!

    Onların gurbetine değil iki gözüm,binlerce gözüm olsa ağlamak istiyorum diyormuş ya bir mütefekkir, nasıl da ağır değil mi?

    Ahh bu dünya ne kadar da gaddar, ne kadar da aldatıcı değil mi Sevgili Dost?
    Şu anda da gözyaşlarıma engel olamıyorum.
    Şu hayat yükü cekilebilir gibi değil.

    Bak, insaatçi ustalar nasıl da çiviler çakıyor tahtaları sağlamlaştırmak için.

    Sevgili Dost,

    Sen de faniliğini hatırlayıp bu dünya seni bırakmadan, seni terk etmeden ebedi hayatını ıssız, yıkık ve harab bırakmamak için çiviler çakıyor musun ömrüne?

    Ebedi hayatına kavuşmak için,ömrünün levhalarına uyarak duvarlar örüyor musun?

    Karanlıklara boğduğun hayatını avizelerle ışıklandırıyor musun,rengarenk süslerle zinetlendiriyor musun?

    Pencereler açıyor musun, öteler için?

    Dısarının gürültüsü ve keşmekeşliğinde "özünü" kaybetmemek,kırılgan rüzgarlarda ruhunu daha fazla incitmemek için nefsinin hücumlarına karşı yalıtıma tabi tutuyor musun benliğini?

    Sevgili Dost,

    Deniz masmaviliğiyle uzaklardan,sonsuzluğu müjdeleyip halen göz kırpmakta.

    Seyyar bir dünya olan ömrün ise hiç geçmeyecekmiş gibi karşında dikilip, sağlammış gibi gözünü boyamakta,her şeye malikmis gibi ahkam kesmekte.

    Sevgili Dost,

    Sakın aldanma.Zira dünya aldatıcı!
    Ömür geçiyor!
    Senin de ömrün bitecek!

    Rabbini sevmek için verilen kabiliyetinin sızıntılarını, nefsinin çölünde kurutma sakın.

    Rahmetinin çiçek bahçesi olan varlığını geçici heveslere şiddetli alaka göstererek, susuz bırakıp soldurma lütfen.

    Her gün dolup boşalan bu misafirhanede, sen de bir misafir olduğunu lütfen unutma.

    Madem ki her şey Allah'tan, başına gelen musibetlere küsmek değil, aksine, muhabbet duymak gerek.Hatrını yoklayana kıymet gerek.

    O halde hatırla Sevgili Can Dostum,

    "Dünya madem fanidir, değmiyor alaka-i kalbe."
  • İnsan "kendi yaşamını doğru bir varoluşun çelimsiz ve kırılgan imgesine uygun olarak kurmaya çabalarken,imgenin hem kırılganlığını hem de hiç bir zaman gerçek yaşamın yerini tutamayacağını aklından çıkarmaması" gerekir.Aksi takdirde insanın başkalarından daha doğru bir hayat sürdüğü iddiası kişinin özel çıkarını gizleyen bir ideolojiye dönüşür.
  • Boyumu aşan büyük hayaller kurdum. Sonra acı bir biçimde anladım ki benim yaşadığım süre içinde bunların gerçekleşme ihtimali yok. Dünya acımasız. Pek çok insan ancak bencillik ve canavarlıkla kendini güvence altına alabiliyor. Merhametli, onurlu ve uysal olanlarsa her zaman eziliyor. Ben kusursuz doğmadım, acemi ve sakardım. İyi bir insan olmaya, vicdanımı temiz tutmaya çabalarken kırıldım. Hayat çok ince, çok kırılgan.
    insanlar çok acımasız ölümüne severken bile bir anda silip atabiliyor seni hiç birşey olmamış gibi insanlar neden bu kadar acımasız duygusuz iki yüzlü diye düşünmüyorum artık içimdeki herşeyi öldürdüm.
  • ●●●
  • "?" sorusundan yola çıkarak, dünyada kimi yaşamların yaşam sayılmadığını, kimi insanların insan sayılmadığını hatta kimi ölülerin yasının dahi tutulamadığını tartışılıyor bu kitapta...