·
Okunma
·
Beğeni
·
17239
Gösterim
Adı:
1Q84
Baskı tarihi:
3 Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
1024
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783832195878
Kitabın türü:
Dil:
German
Ülke:
Germany
Yayınevi:
DuMont Buchverlag
Baskılar:
1Q84
1Q84
1984. Aomame hat zwei verschieden große Ohren. Beim Rendezvous mit einem reichen Ölhändler zückt sie eine Nadel und ersticht ihn. Ein Auftragsmord, um altes Unrecht zu sühnen. Tengo ist Hobby-Schriftsteller. Er soll einen Roman der exzentrischen 17-jährigen Fukaeri überarbeiten, damit sie einen Literaturpreis bekommt. Der Text ist äußerst originell, aber schlecht geschrieben, ein riskanter Auftrag. Aomame wundert sich, warum die Nachrichten ihren Mord nicht melden. Ist sie in eine Parallelwelt geraten? Um diese Sphäre vom gewöhnlichen Leben im Jahr 1984 zu unterscheiden, gibt Aomame der neuen, unheimlichen Welt den Namen 1Q84.
1256 syf.
·30 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitaplar vardır okuyup bitirdikten sonra o kitabı çok beğenirsiniz ama o kitaplar da sizi etkisi altına o kadar kuvvetli alır ki sizin başka bir kitabı beğenmenizi adeta engeller, her yeni bir kitabın konusuna bakınca, sayfalarını açıp kokusunu içinize çekince ve kitaba başladığınızda size sürekli kendini hatırlatır ve bunlarla beraber de okuduğunuz kitabı bitirince daha çok aklınıza girer ve “hadi kabul et, benim kadar güzel değildi” der, işte bu dediklerime örnek verebileceğim ve okura doyumsuz bir kitap 1Q84. Eminim ki bundan sonra okuyacağım ve okuduğum tüm kitaplarda 1Q84 kendisini bana hatırlatacak ve bana verdiği zevki, tarifinin yapılmasının zor olduğu o güzel duyguları hissettirecek.

1Q84 bana göre kesinlikle son yüzyılın kitapları arasında yer edinmesi gereken bir kitap diyebilirim ve son yılların tartışmasız en büyük edebiyat olayı 1Q84’tür ve bana göre tartışmasız bir şekilde Murakami de yaşadığımız yüzyılın en büyük yazarlarından biridir, özellikle de son 2 senedir Nobel’i kazanmasını bekliyorum ve bir türlü beklentim gerçeğe de dönüşemedi. Bu yıl kazanır mı ya da bu yıl içinde bir acil çıkıştan çıkıp başka bir yılda, başka bir diyarda Murakami kazanabilir mi daha çok merak ediyorum.

Kitap kimine göre 1Q84 yılında geçiyor kimine göre Kediler Şehri’nde geçiyor ama aslında o kimileri Kediler Şehri’nin 1Q84 yılına ait bir şehir olduğunu bilmiyor, kitap anlaşılacağı üzere ismini Kara Dörtleme’nin bana göre en güzel kitabı dediğim George Orwell’ın 1984 isimli kitabından alıyor, alıyor almasına ama 1984’e de sadece ilk başlarda kısa kısa göndermeler yapıyor yani birçok arkadaşın tahmin yürüttüğü üzere aralarında sağlam bir bağ yok. Roman içinde 1256 sayfa boyunca bir romanda olması gereken ve bulmak isteyeceğiniz her şeyi bulabiliyorsunuz, romantizm, aksiyon (abartılı bir aksiyon değil), din ve mezhepçilik, gizem, bilim kurgu, cinsellik ve fantastik öğeler. Fantastik öğeler ama nasıl desem böyle büyü, süper güçleri olan insanlar tarzında bir fantastik öğeler değil, masal ve gerçeğin harmanlanıp önümüze sunulması gibi, bir taraftan diyorsunuz ki bu gerçek olamaz, roman olsa bile bu nasıl bir saçmalıktır demek istiyorsunuz ama bir yandan da bu öğeleri aslında tartışmasız olarak kabul ediyorsunuz; çünkü dediğim gibi masalsı öğeler ve gerçekler o kadar güzel harmanlanıp aslında sırıtmadan önümüze konuyor ki bize sadece okumak düşüyor ve yazılanlara inanmak kalıyor ama dediğim gibi de bunları sorgulamamızı aslında Murakami de istiyor. Kitap genel olarak 2 karakter üzerinden gidiyor, kitap başlarında bazı şeyleri genel olarak yüzeysel bir şekilde tahmin yürütebilirken esas konuları hiçbir şekilde Murakami tahmin etmemizi istemiyor, bize birçok soru işareti verirken birçok da cevaplar veriyor, kitabın çoğu yeri aslında gündelik olaylarla dolu ama ne okurken “e hani konu nerede” diyorsunuz ne de bu bölümleri okuma kısmında en ufak bir sıkıntınız oluyor, hem yazım hem de başarılı çeviri sayesinde kitabın her bir kısmı çok güzel gerçekten, he bu arada kitabın en başında taksi şoförümüzün dediği gibi “her şey göründüğü gibi değildir” demek istiyorum, onun için belki de bu gündelik olaylar diye okuduğumuz sayfaların arasında, arkasında gizlenmiş çok önemli unsurlar da olabilir.

Bazı bölümlerde bir tahsildar görevlisi görevini yerine getirmek, tahsilatını yapabilmek için geldiği dairenin kapısını ısrarla yumruklayarak çalarken ve o esnada cümleler kurarken, içeride saklandığını ve kapıyı açmayı düşünmeyen kimseye baskı kurmak istiyor ve o kişiyi psikolojik olarak germeye çalışıyor ve işte burada Murakami’nin yazarlığının büyüklüğü tekrardan ortaya çıkıyor, bu kadar basit bir sahnede bu kadar basit bir olayda okuru bu derece gerebilmek, psikolojisini bu derece yerinden oynatabilmek gerçekten de kolay olmasa gerek. O kapıdaki tahsildarın kurduğu cümleler, kapıyı yumruklaması filan o kadar başarılı bir şekilde anlatılmış ki sadece bu kısımlar için bile okunabilir; ama bu bölümlerde Murakami’nin başarısı kadar çevirmen Hüseyin Can Erkin’in de başarısını kenara atmamak lazım yani genel olarak Erkin o kadar güzel bir çeviri yapmış ki kitabın başarısını hak ettiği ölçüde tutmuş, düşünsenize kitabın çevirmeni bir profesör.

Murakami’nin diğer kitabında da olduğu gibi bu kitapta da karakterlerin bir yalnızlığı mevcut ve bu yalnızlıkları ile beraber yaşadıkları aşkı bize anlatış şekilleri de çok güzel belki bu aşk içinde aşka uymayan hareketleri de var diyebiliriz ama kitap içinde inanın bunlar göze çarpsa da 1Q84 yılı içinde çok fazla önemsenmiyor. Romanın kalınlığı ilk başta size kitabın içinde çok fazla karakter var gibi bir hava verebilir ama dediğim gibi içindeki karakterler yalnızlar ve kitap içinde de çok fazla bir karakter yok, genel olarak 2 karakterimiz var ve bu karakterlere bağlı yaklaşık olarak 10 karakterimiz var, bu 10 karakter içinde de konu içinde ön plana sıyrılan az sayıda başka karakterlerimiz var ve Murakami bu kişileri bize en ince ayrıntısına kadar tanıtıyor, uzun uzun betimlemeleri bizlere anlatırken ne okuru sıkıyor ne de konudan bizleri uzaklaştırıyor, o tanımlamalar o betimleler bölüm aralarına sayfa içlerine o kadar güzel serpiştirilmiş ki şurada sorun var demek imkansız. Tek kusur diyebileceğim ise karakterlerin düşüncelerini okurken biraz fazla kısa kısa tekrarlara giriyor gibi ama aslında kitabın ana temasını Murakami beyinlerimize işlemek istediği için bu yola başvurduğunu düşünüyorum ve aslında bu kusur dediğim de okuru sıkmıyor aksine kitabın gelecek bölümlerine devam etme isteğimizden daha çok biraz rahatsızlık veriyor gibi.

Sahilde Kafka kitabında Sakura karakteri gibi 1Q84’te de aşık olunası kadın karakterler vermiş bize Murakami ama bu sefer 1 değil 2 karakter vermiş. Aomame ve Fukaeri. Bu kişileri bizlere kusurları ile tanıtıp nasıl bu kadar güçlü ve onlara bağlanılası kadınlar oluşturabiliyor çok hoş gerçekten. Fukaeri mi desem yoksa Aomame desem hala bilemedim. Aomame için de güzel bir videoyu sizlere burada paylaşayım. https://www.youtube.com/...F-SQGyPyDc&t=39s Sizce de Aomame çok güzel değil mi?

Roman bize bol bol müzik dinlettiriyor ve zaten Murakami takipçileri Murakami ile müzik bağlantısını çok iyi bilirler, bu kitabında da Leoš Janáček – Sinfonietta bize en büyük hediyesi ve dinlemenizi tavsiye ederim. https://www.youtube.com/...ncXDimwbQ&t=348s

Doğan Kitap gerek baskı olarak, gerek çeviri olarak gerekse de editörlük kısmında çok başarılı bir iş çıkarmış ve her kitap okurunun bence kesinlikle okuması gereken bir kitap 1Q84.

“Evet, evet” dedi altısı birden hep bir ağızdan.
1256 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Ne yazık ki bitti..
Bu uzun serüvene veda etmek zorundayım artık.
Büyülü gerçekçilik dünyasından ayrılmak, 1Q84 yılından çıkmak zorundayım. Bu dünyadan ayrılmak zorunda olmak beni o kadar üzüyor ki..

Kitabı bitirdikten sonra, bende bıraktığı etkilerden kurtulabilmek için zamana ihtiyacım vardı ve sonunda sizlerle bu incelemeyi paylaşmayı deneyeceğim.

İlk incelememde, kitabın içerik ve üslubundan bahsettim. ( #33147118 )

Şimdi daha farklı bir konuya değinmek istiyorum.

Kitap bana neler hissettirdi? Beni nereye götürdü? Hayata bakış açımda bir şeyler değiştirmeyi başarabildi mi?

Ben sadece bir romanı bitirmedim. Başka bir dünyaya gittim, orada yeni insanlarla tanıştım. O insanlar için ağladım, o insanlar için mutlu oldum ve o insanlar için mücadele ettim. O insanlardaki yalnızlıkta kendi yalnızlığımı hissettim. Bu dünyaya resmen bağlandım.

Realist tarafımı bir köşeye bıraktım. Bu büyülü gerçekçilik dünyasının içinde her şey mümkündü artık. Çünkü Murakami o kadar ikna edici bir yazar ki, neden "imkansız" diye bir şey olabileceğini sorgulattırdı bana. Her cümle o kadar etkiliydi ki okuduğum süre boyunca yaşadığımız dünyanın gerçek olup olmadığından emin olamadım. Bunu sorgulamayı sürdürdüm, kitabın sonunda ise cevabımı almış gibiydim.

Ve aşk.. Aşka inanmıyor olabilirsiniz. Bir insanın bir insanı en fazla ne kadar sevebileceğini hayal edemiyor olabilirsiniz. Ama bu kitabı okuduktan sonra "aşk" dediğimiz şeyin aslında gerçekten hayatını başkasına adamaktan da öte olduğunu hissedeceksiniz.

Hayata daha umutlu bakmayı, ne olursa olsun vazgeçmemem gerektiğini, gerçek ya da hayal her ne olursa olsun bu dünyanın mücadele ettikçe güzelleşeceğine inanma isteği uyandırdı bende.

Duygularımı kelimelerle anlatmakta zorlanıyorum. Tek bildiğim şey mükemmel bir yolculuktu! Size tavsiyem, bu kitabı elinize aldığınızda "Bir roman bitireceğim." diyerek değil, "Başka bir dünyaya yolculuk yapacağım." diyerek başlamanız ve tadını çıkarmanız.

Tüm Murakami severlere veya ilk kez okuyacak olan herkese iyi okumalar dilerim. :)
1256 syf.
·56 günde·Puan vermedi
Selam..Haruki Murakami “1Q84”.. Yazarın üç kitaplık serisinin, tek ciltte birleştirilmiş olarak yayımlanmış hali “1256” sayfa. Öncelikli tavsiyem, okuyacak olanların üç kitaplık versiyonu alması. Tek cildin, okuma konforu olarak birden fazla olumsuzluğu var, bunlardan ilki, elbette eserin fiziki ağırlığı. İki aylık süreye yaydığım kitabı, altı günlük okuma sonrası ara verip (başka kitaplarla devam edip) + üç gün, toplamda dokuz günde tamamladım. Bölümler halinde, iki ana karakter üzerinden zikzaklar halinde anlatılan giriş kısmı (burada 1. kitap), karakterlerin özellikleri, geçmişleri, yaşam koşulları, meslekleri ve ilişkilerini zemin ediniyor. Tüm kurgu, toplamda birkaç prensiple şekillenmiş, sırası geldikçe değineceğim. “Aomame ve Tengo” isimli esas kız ve oğlumuz, birbirlerinden farklı zamanlarda, yaşadıkları dünyanın değiştiğini keşfedip bu dünyaya, yine farklı isimler veriyorlar. “1Q84’teki Q / Ouestion mark’ın Q’su /İngilizce soru işareti” zamandaki ve dünyadaki belirsizlik manasında Aomame’nin verdiği isim. Tengo’nun uygun gördüğü isim ise “Kediler Şehri”. Genel karakter profilini oluşturan, dört beş isim ve etraflarındaki bir o kadar yan karakterle, tüm kitap totalde sekiz on kişi arasında geçiyor. “Entelektüel bir yazar adayı, profesyonel bir katil, disleksi gizemli genç kız ve avukat eskisi bir dedektif”, ana hattı çiziyor. Mezhepler, tarikatlar, dini ve felsefi göndermeler, paralel evrenler, klonlama ve ahlaki açmazlar, metaforlar metaforlar şeklinde, birbirine karşıt ve böyle sıralandığında alakasız olarak duran köşeler, eserin içinde birleştirilip bazen de tamamen ayrıştırılıyor. Sözün en başında, George Orwell’in kült anti-ütopik eseri “1984”e minik göndermeler, ilerleyen satırlarda Proust’un “Kayıp Zamanın İzinde”ye evriliyor. Her karakterin ortak özelliği “yalnızlık” ve hayatlarında onları yalnızlaştıran sürecin irdelenmesi.

Okurken ara verme ihtiyacı hissetmeme sebep olan iki şey vardı. Bir, ağırlığından bileklerimin sızlaması. İki, içerikteki “pedofili, ensest, çocuk istismarının farklı şekilleri” vs. Bu noktada, cinsellik “yetişkin bireyler arasında dahi, normallikten uzak”, kaldı ki konu çocuklar olduğunda, okumak, sindirmek ve devam etmek benim için güçleşti. Konu edilen cinsel birlikteliklerin tümü, tahrik unsurundan uzak, okuru rahatsız etmek üzerine kurulu. Tengo karakterinin (esas oğlan) annesi ile olan belirsiz geçmişi, birinci kitabın sonuna kadar birlikte olduğu kadının, bolca sıfatlarla geçiştirilip, isminin olmayışı, kadının şahsiyetinin hikaye içinde eritilip belirsiz anne figürüyle, paralel noktaya getirilmesine kadar sürüyor. İki aylık zaman dilimini kapsayan üçte birlik bölümde, bahsi geçen cemaati defalarca aynı cümleler ve özelliklerle okuyoruz. Tekrarlar o denli fazla ki, üç değil iki kitapla da bitirilse, bir eksiklik olmayacağı kanaatindeyim. Ki sonrasında, kitabın tümünde tekrarlamalar devam ediyor. Ayrı ciltler ve o ciltleri okurken araya konacak mesafeler, bu yineleme hallerinin yoruculuğunu da hafifletebilir. İkinci kitabın hemen başlarında, birlikte olunan kadın nihayet isim kazanır fakat bu sefer de fiziki varlığı eserden silikleştirilir (akıbet belirsiz). Algılayan ve kabul eden olarak nitelenmiş iki farklı özellikle iki farklı insan profili çizilir, disleksi genç kızın yazdığı bir romandan çıkış bulan bazı gizemler “Little people” nedir, klonlama nasıl gerçekleşir, paralel evrene geçmelerini sağlayan nedir, başka bir zaman ya da paralelinde olduklarını anlamalarını sağlayan, yegane maddi dayanak neden gökyüzünde gördükleri iki aydır diye giden sorular silsilesi, okura eeee nereye gidiyoruz dedirtir. Üçüncü kitaba geldiğimizde tekrarlar devam eder, eserin başından beri Tengo-Aomame / Tengo-Aomame diye iki kafa sesiyle devam eden ritmimize üçüncü bir ses eklenir. Avukat eskisi, dedektif Uşikava, ayrıca benim en sevdiğim karakter
Alttan gerilimi desteklemek için, sonuna dek muallakta bırakılmış karakterleri saymıyorum, okuyanlar anladı, okuyacak olanlar da anlayacak. Fantastik öğelerle her vesile desteklenen kurgu, kenardan yine bir kutsala nanik yapar. Hiçbir cinsel münasebet olmaksızın, hamile kalınır (Hz. Meryem göndermesi). Aşk aşk diye diye pekiştirilen şey aşk mıdır? Herkesin romantizm anlayışı farklı, aşk diye etiketlenen duygu da öyle. Hayata, insana ve aşka bakışıma uyan bir “aşk formu” bulamadım göremedim. Birçok şeyin anlatıldığı ya da anlatılmaya çalışıldığı, alegorik, metaforik eser, benim gibi bir okuru, onlarca soruyla bıraktı. Yazarın zihinsel mastürbasyonu olarak kabul ettiğim “ben yazdım, sen cevaben ne istersen onu düşün (veya uydur) hali” bitti diyerek kapağını kapattığım ana dek beni çok yordu. Kurgu da olsa, mesnet aradığım doğrudur, bu yine kişilerin tasarruf ve beklentisinde. Böyle uzun bir okuma için, eder bedel değer denklemine girmeyeceğim, her kitap okunmayı hak eder. Yine olsa okur musun? Tercihini bu esersen yana kullanır, vaktini naktini vakfeder misin? derseniz, o kısmı tartışmaya açık️
Saygılarımla..
1256 syf.
·9/10
Gökyüzünde iki ayın olduğu bir dünyada yaşamak istediğini söyleyen bir arkadaşım vardı. Doğru açı ile baktığı sürece zaten öyle olduğunu göstermiştim bir akşam, camın önünde otururken. O gün doğumunu çok severdi, bense gün batımını. Oysaki hep karamsar olan o iken pozitif olan bendim. Hep şaşırtmıştır bu durum beni. Her zaman hayatın iyi yönlerini görmeye çalışan ben, günün bitiminde daha bir huzur bulurdum. O ise yeni başlayan her şeyden korkmasına rağmen yeni başlayan günü izlemeye doyamazdı. Hep böyle miydi hayat? Her daim bir denge mi gerek? Birilerinin sevmediği şeyleri bir başkaları severek mi korunuyor dünyanın dengesi? Kendi eksiklerimizi başka şeylerle tamamlayarak mı ayak uyduruyoruz dünyanın dönüşüne? Saatler her dakika zamanı dilimlemeye devam ederken sevdiğimiz/ sevmediğimiz / yaşadığımız kaç tane şeyi kendimiz seçebiliyoruz? Kediler şehrinde hapis kalsak günün birinde, farkında olur muyuz acaba? Gündüzleri yalnızlık, geceleri kediler tarafından yönetilen bir şehir burası; treni kaçırınca bir kez, çıkması mümkün olmayan. İster kediler şehri diyin adına, ister 1Q84; hepimiz sahiden de hiç farkına varmadan 2 ayın olduğu bir dünyada yaşıyor olabilir miyiz acaba? Peki ya iki yürek sahiden birbirine ne kadar bağlı olabilir? Dünyaları bir arada tutabilecek kadar? Ya da dünyaları ayırabilecek kadar?

İki ayın altında geçirdiğim uzun bir maceranın sonunda düşündüğüm bu soruların elbette doğru cevapları yok. Hiç de olmayacak. Her an değişebilen bir gerçeklikte yaşıyoruz. Her şey ‘şimdilik’ var. Bir sonraki an ne olacağını hiç bilemeyeceğiz. Her an sorularla dolu olacak. Bu yüzden 1984 yılında başından geçenleri anlamlandıramayan kahramanımız yaşadığı dünyaya 1Question84 ismini veriyor. Orada olduğunu anlamanın tek yolu ise gökyüzündeki 2 ay. Elbette fantastik bir dünya ile karşı karşıyayız. Hatta siz tam fantastik bir dünyaya girdiğinizi düşünürken aslında hiç tahmin etmediğiniz bambaşka dünyalar ile karşılaşıyorsunuz. Ancak sadece fantastik dünyalardan bahsetmiyor bu uzunca roman. Kendi doğruları, kendi acıları, kendi hüzünleri ve kendi mutlulukları olan birçok karakterimiz var. Her birine bolca yer ayrıldığı için de hak verecek ya da kızacak kadar tanıyabiliyorsunuz.

Kitap bölüm bölüm ilerliyor. Sırayla paralel zamanlardaki olaylar her bölümde farklı bir karakter üzerinden anlatılıyor. Bu da her bölüm sonunda o karakteri delice merak ettiğiniz için okumayı hızlandırıyor bana kalırsa. İstisnasız her bölüm sonunda o karakterin bir sonraki bölümünü merak ederken diğer karaktere geçince onun hakkında daha fazlasını okumak istiyorsunuz. Öylece geçiveriyor bölümler. Yazar merak ettirme konusunda oldukça başarılı. Bol miktarda soru bırakıyor zihninize. Ancak okuyucuya güvenme konusunda bazı eksikleri olduğunu da belirtmeliyim. Merak ettirdiği her sorunun cevabını kendisi veriyor mutlaka. Yerine yeni soru işaretleri bırakmayı ihmal etmeden. Şöyle örnekleyeyim, bir karakteri konuştururken onun özelliklerinden bahsediyor ki belirgin özellikler olduğu için zaten hangi karakter olduğu anlaşılıyor fakat yazar okuyucunun zekasına güvenememiş olacak ki parantez içinde o karakterin ismini veriyor. Çok önemli bir sorun mu? Kitaptan beklentilerinize göre değişir elbette. Bunun dışında, olumsuz olarak söyleyebileceğim bir de gereksiz ayrıntılara boğulması olabilir kitabın. Bir karakterin o gün giydiği kıyafeti bir paragraf boyunca anlatmak gibi. Sonrasında olacak olaylara olan merakınızı perçinlemek için bilerek yapılmış hissi verdi bana. Bu gözünüzü korkutmalı mı? Bilemiyorum fakat bence parça parça değil de bütün olarak düşündüğümde oldukça heyecanlı bir macera idi. O aklımda tek kelimesi kalmayan dış görünüş paragraflarını okuduğuma da değdi. Tabii yolculuk boyunca farklı yerlerde farklı türden hesaplaşmaların peşine düşüyorsunuz. Hangisi sizi daha çok etkiler, okuyup görmek lazım.
Murakami okurları Murakami-Müzik bağlantısını bilirler. 1Q84 kitabında okuyucuya armağanı ise Leoś Janacek’in Sinfonietta’sı. Kitap bir takside bu şarkını çalması ile başlıyor ve ben kitabı okuduğum süre boyunca defalarca dinledim.

1Q84 üç kitaptan oluşuyor. 1-2. kitap ana karakterlerimiz Aomame ve Tengo’nun bölümleri ile ilerliyor, 3.kitapta Uşikiva da anlatıma dahil oluyor. Paralel evrende yaşanan hikayeler anlatılıyor ve Aomame’nin 1Q84, Tengo’nun Kediler Şehri dediği yerde her şey mümkün. Ben kitabı okurken dizi izler gibi hissettim. Bir bölüm bir bölüm daha derken onüç günde bitirdim. (Sadece akşamları okuduğumu düşünürsek hiç fena değil)

Mezhepler, felsefi göndermeler, paralel evren, aile içi ilişkiler, iş ilişkileri, aşk... her şey var kitapta. Murakami eline kalemi almış ve iyi bir dünya resmetmiş okuyucusuna;
Şiddet gören kadınların korunması,
Kötülerin cezalandırılması,
Aşkın peşinden koşan karakterler...

Kitabı müzik eşliğinde okuyorsunuz, kendinize 1Q84 Playlist oluşturabilirsiniz. Back, Vivaldi, Janacek, Michael jackson, Duke Ellington ve daha fazlası.

George Orwell-1984 ve Marcel Proust-Kayıp Zamanın İzinde ise bahsi geçen kitaplar.

Kolay kolay kitap tavsiye eden biri değilim, 1Q84 için de mutlaka okuyun diyemeyeceğim ama konu olarak ilginizi çektiyse Netflixten izleyeceğiniz bir dizi yerine Murakami okuyabilirsiniz.

2014 yılından bu yana kitaplıkta bekleyen bir kitabımı okuduğum ve hacminden dolayı yanımda taşıyamadığım için onüç gün boyunca bir çok kitap okumuş olmam bu okuma serüveninin en güzel yanı iken, kitapta cinselliğin bu denli açık, rahatsız edici ve defalarca tekrarlanıyor olması olumsuz yanıydı.

Uzun süredir Murakami okumuyordum, uzun bir süre daha ara vereceğim sanırım 1Q84 Haruki Murakami
1256 syf.
·43 günde·Beğendi·10/10
Her şeyden önce bir uyarıda bulunmak isterim Değerli okurlar: Bu romanı sushi’yi tatmadan Japon çorbasını içmeden başlamayın :) Dışarıdan pek basit gibi görünen şeyler hiç de basit değildir .

Kendimce bu romana fantastik öykü diyorum. Bazı şeylerine inanılması gerçekten güç olacaktır.

Japonya'da 1984 te olaylar gelişiyor demekte doğru değil ama böyle başlamak istedim. Tengo ve Aomame adındaki iki kişinin hayatları dolu dolu anlatılıyor. Bazen soluk almadan bazen yazara sitem edercesine sayfaları çeviriyordum. Spoiler olacaksa olsun ama bunu söylemek isterim Tengo ve Aomame ile birlikte bu kitapta olan karakterlerin hepsi bir birine bağlıdır. Dini cemaatin yapısı ve işleyişini, onun görünmez gücü ve büyüklüğünü değinmiş yazar. ‘’Lider’’ kişinin felsefesini, yaptıklarına ve yapacaklarına anahtar olarak kullanılır ve bu şekilde ‘’dönen dolaplar’’ anlaşılıyor, bazı kişilerin bu dünyaya gelişinin farklı bir misyon olarak değerlendirebilinir. Bir şey daha var: Hz.Meryem'in cinsel ilişkiye girmeden hamile kaldığını bilirsiniz. Burada da benzer olay var açıklaması bi hayli ilginçtir.


İnanç ve dini, aşk ve seksi, silah ve aile içi şiddeti, cinayet ve intihar temaları, çocukluğunda temel olarak döşenmiş ‘’taşların’’ ilerleyen zamanda ne kadar ve nasıl verimli bir zemin olabileceğine, insanların ilişkilerini nasıl etkileyeceğini düşündüren bir kitaptır. İyi ve kötü kavramların çok farklı boyuta girebileceğini şaşkınlıkla takip etmiştim. Siyahın beyaz beyazın da siyah olduğuna bile inanmaya başlamıştım. Kitaptaki karakterleri birleştiren bence tek bir nokta var; yalnız olmaları. Kimisi küçük yaşta aile fertlerine başkaldırı da bulunmuş ve aile içerisindeki ciddi sebeplerden dolayı ailesini terk etmiş, kimisi de çok çirkin olduğu için aileden dışlanmıştır, kimisi … kimisi… kimisi… Yani yalnızlık ve tabii ki büyük aşk.

Haruki Murakami benim için anlatılması zor okuması bi’ o kadar güzeldi.

NOT: Çocuklarımızı yetiştirirken ceza uygulaması olmasın, yoksa böyle korkutucu hikayeler gerçek olabilirler.
1256 syf.
·Beğendi·9/10
Bir fantastik murakami kitabı daha,alışığız artık tarzına.
paralel evrende yaşanan hikayeler barındırıyor içinde.
oldukça hümanist bir yaklaşımla ''iyi''bir dünya resmedilmiş.Şiddet gören kadının korunması,kötülerin cezalandırılması ve daha çocuk yaşta hissedilmiş bir aşkın peşinde koşan kahramanlarımız romanın gerçekleri.
Yürekten sevdiğiniz tek bir kişinin bile yaşamınızı kurtarabileceği gerçeği ile yazılmış 1256 sayfalık roman sayfa sayısına bakarak ''sıkıcıdır'',''okunamaz'' ön yargılarınızı bertaraf ediyor ,oldukça akıcI
senfoniler var romanda,sanki müzik eşliğinde okuyorsunuz.bach,vivaldi,janacek,jazz var,billie holiday var.cehov'dan alıntılar var,samsa var,gilyak people var;kısacası roman içinde ufkunuzu genişletmenize yarayan başka bir dünya var!
''1q84'' orwell'ın ''1984'' romanına başlık olarak bir gönderme ama ''q''ingilizcede soru işareti anlamına gelen sözcüğün baş harfi!olayları algılamakta güçlük çeken aomame'nin bir seçimi bu,1984 yılını 1q84 olarak adlandırmak!
1256 syf.
Çok garip bir kitaptı.

Öneri olarak değerlendirecek olsam beğendim mi beğenmedim mi bilemiyorum. Ancak kendi adıma etüt ettiğim bir çok şeyi kitapta da gördüm ve kendimi doğruladım. Bu kitaptan güzel film olur ama hemde en seri olanından :) Daha ciddi anlamda şeylerden bahsedecek olursam, Haruki amcayı sevdim ben. Belki kitabı benim özlemini çektiğim üslup ve biçimde yazmış olmasaydı hikayeyi sevmedim okumayın der geçerdim ancak olayların kitaptaki her bir karakterin bakışından ayrı ayrı ele alınması beni her defasında can evimden yakalıyor :) Sonuç olarak, okuyupta yaşayın derim çok garip bir kitaptı.
1256 syf.
·Puan vermedi
Hüseyin Can Erkin'in Japonca'dan Türkçe'ye çevirisi muhteşemdi. Çeviri kalitesi farkediliyordu. Yalnızca Fantastic Vogaye'ın (Tr: Kan Damarlarından Yolculuk)"Fantastik Yolculuk" ve Iron Man'in "Demir Adam" olarak çevrilmesi anlamsızdı. Bazı Japon kültürüne ait yemek vs. gibi ögeler de Türkçeleştirilmek yerine dipnotlarla ne olduğu belirtilebilirdi. Ayrıca yine özel isimler okunduğu gibi yazılmış. Ör; Ushikawa'nın Uşikava yazılması gibi. Siz hiç bi kitapta James isminin Ceyms ya da Michael isminin Maykıl olarak çevrildiğini gördünüz mü sevgili Doğan Kitap editörleri?:/
1256 syf.
·55 günde·Beğendi·8/10
Merhaba 1K dostlarım :) Yaz mevsiminin de araya girmesiyle kitabı nerdeyse 2 aylık bir zamanda bitirebildim. Gerçekten keyifle okudum. Murakami'nin okuduğum ilk kitabıydı. Son sayfalara kadar sürekli merak içindeydim. Her türlü duygunun biraz değişik tarzda anlatılmasının güzel bir örneği. Duygular samimi ve içten olduktan sonra her şekilde ifade edilebiliyor. Tengo ve Aomame'nin hikayesi anlatılıyor. Nasıl konular birbirine bağlanacak derken birdenbire içindeydim... Okuyun ve sonrasında gökyüzüne bakın, ay nerede ve nasıl ...... Sevgiyle kalın
"Ben birilerinden tiksinerek, nefret ederek, öfke duyarak yaşamaktan artık yoruldum. Hiç kimseyi sevemeden yaşamaktan da yoruldum. Tek bir arkadaşım bile yok. Bir kişi bile. Dahası kendimi sevmeyi bile başaramıyorum. Neden kendimi sevemiyorum, çünkü başkasını sevemediğim için. Insan birilerini sevmek ve birileri tarafından sevilmek yoluyla, kendini sevme yöntemini bulur. Söylediklerimi anlıyor musun? Birilerini sevemeyen bir insan, kendisini de doğru dürüst sevemez. Hayır, bunun senin suçun olduğunu söylüyor değilim. Şöyle bir düşününce sen de o mağdurlardan birisin belki de. Sen de muhtemelen kendini sevmenin yolunu tam olarak bilmiyorsundur. Öyle değil mi?"

Babası sessizliğe gömülmüştü.
Haruki Murakami
Sayfa 609 - Doğan Kitap - Ebup
“Nereye kadar varsayım, nereden itibaren gerçek.”
“İğne batırıldığında kırmızı kanın aktığı yer, gerçeklik dünyasıdır”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
1Q84
Baskı tarihi:
3 Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
1024
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783832195878
Kitabın türü:
Dil:
German
Ülke:
Germany
Yayınevi:
DuMont Buchverlag
Baskılar:
1Q84
1Q84
1984. Aomame hat zwei verschieden große Ohren. Beim Rendezvous mit einem reichen Ölhändler zückt sie eine Nadel und ersticht ihn. Ein Auftragsmord, um altes Unrecht zu sühnen. Tengo ist Hobby-Schriftsteller. Er soll einen Roman der exzentrischen 17-jährigen Fukaeri überarbeiten, damit sie einen Literaturpreis bekommt. Der Text ist äußerst originell, aber schlecht geschrieben, ein riskanter Auftrag. Aomame wundert sich, warum die Nachrichten ihren Mord nicht melden. Ist sie in eine Parallelwelt geraten? Um diese Sphäre vom gewöhnlichen Leben im Jahr 1984 zu unterscheiden, gibt Aomame der neuen, unheimlichen Welt den Namen 1Q84.

Kitabı okuyanlar 1.198 okur

  • ş, b
  • Alara

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0.2 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları