Düşmek var kalkmak var bu hayatta insan olmanın başta ahlak erdemlilik dürüstlük olduğu su götürmez bir gerçektir .Anlıyorum belki retorik sözler bunlar belki ama içimiz de var olan iyi ve kötü köpeği dengede tutup ,sağ duyumuzu vicdanımızı korumalı. Dünya 'yı yasanilabilir bir yer yapabiliriz hep birlikte.Kahramanimiz doğru olanı yaptı
Acı HayatJohn Steinbeck · Altın Kitaplar · 19811,314 okunma
Bir öykünün okurla en azından birkaç temas noktası bulunmalıdır ki okur onun içindeyken kendini evinde hissetsin... (s.94)
John Steinbeck ’in (1902-1968) son yazdığı romanı olan Kaygılarımızın Kışı 1961 yılında yayınlanıyor. Steinbeck’in okuduğum on üçüncü eseri ve yazar tozlu yolların, kıraç toprakların ve kalabalık şehirlerin arka sokaklarında hayatta kalmaya çalışan sıradan insanların hikayecisi, öykülerinde hayata dokunan kurgusu ve sarsıcı anlatımıyla edebiyatı bir sosyal değişim aracı olarak görüyor. Eserleriyle haksızlığa karşı durarak, insan onurunu savunuyor. John Steinbeck sadece bir yazar değil, aynı zamanda bir tanık ve bir vicdan olan kalemiyle okuyucusunu da bu gözlemiyle kendi muhasebesine ortak ediyor…
Steinbeck dünyasına adım atmak, çoğu zaman zorlu ama keyifli bir yolculuk anlamına geliyor. Kaygılarımızın Kışı eseri de bu minvalde Steinbeck’in külliyatında kendine özgü düşündürücü bir yere sahip, diğer eserlerinde bahsettiğim genellikle toplumsal sorunlara sıradan hayatlardaki labirentin dilemmasını ortaya çıkaran Steinbeck bu romanında daha fazla bireyin iç dünyasına, ahlaki değerlerine ve modern dünyamızda dürüstlüğün anlamının nasıl erozyona uğradığına odaklanıyor.
Romanın baş kahramanı olan Ethan Allen Hawley New England'da yaşayan varlıklı ve bu varlığını saygınlığa dönüştürmüş bir ailenin fertlerinden birisi, fakat bütün varlığını kaybeden ve maddi sıkıntılarla boğuşan Ethan, ailesinin geçimini sağlamak için eskiden kendilerine ait olan bakkal dükkanında çalışıyor. Bu çalışma sırasında toplumun başarıya olan saplantısı, Ethan'ın ahlaki pusulasını giderek sarsmaya başlıyor.Bakkalda raflardaki ürünlere gösterdiği muhabbetle birlikte Ethan’ın ahlaki labirentinden sorgulamalara başlayan Kaygılarımızın Kışı, sadece bir geçim gailesi öyküsü olmanın çok ötesine
John Steinbeck'in okuduğum kaçıncı kitabı bilmiyorum fakat her okuduğum eseri beni çok etkiliyor. Nobel ödüllü usata kalemin yine muhteşem bir eserini bitirdim.
Ethan baba servetini kaybetmiş ve bir zamanlar kendisine ait olan bir bakkal dükkanında tezgahtar olarak çalışmakta ve eşine bağlı iki çocuk babasıdır.
Dükkânına uğrayan müşteriler onun durumdan kurtulması için ona öğütler verirler. Fakat Ethan dürüst erdemli bir kişidir. Toplumun bencillikleri ve ahlaksızlıkları ona terstir. Ailesi ve özellikle çocukları da onun artık para kazanlarını ve fakirlikten kurtulmasını istemektedir.
Mizah anlayışı yüksek olan ve erdemleri doğrultusunda taviz vermeyen Ethan'nın hayatının bir kesiti olan eser kısa ve basit kurgusundan daha çok ruhsal çözülmesi vermesi bakımından beni etkiledi. Ahlak ve erdem konusunu tekar gözden geçirme kokusunda anlamlı bir eser.
Kitaplarını okuyunca Steinbeck'in nobeli ne kadar çok hakettiğini bir kez daha anlıyorsunuz. Sadece bu eseri değil yazarın okuduğum bütün eserlerini öneriririm.
Şimdiden herkese keyifli okumalar.
Acı HayatJohn Steinbeck · Altın Kitaplar · 19631,314 okunma
“Now is the winter of our discontentMade glorious summer by this sun of York.”“Kaygılarımızın Kışı şimdiMuhteşem bir yaza döndüBu York güneşi sayesinde.”
[ William Shakespeare / III. Richard ]
----------------------------------------
Kaygılarımızın Kışı, öncelikle ismiyle dikkatimi çeken bir Steinbeck eseri. Beğendiğim bir başka eser III. Richard’a yazarın atıfta bulunmasıyla (s.304) kullanım nedenini araştırdığımda, kendimce ustaca bir detay da keşfetmiş oldum. :)
Kitap, küçük bir Amerikan kasabasında yaşayan Ethan Alley Hawley’nin yoksulluk içindeki yaşamına odaklanıyor. Bir zamanlar zengin ve saygın ailelerden biri olan Hawley’lerin, yıllar içinde değişen düzene onurlu, geleneksel tavırları ayak uyduramamış ve tüm mal varlıklarını kaybetmişler.
Modernizm ve dönemin kapitalist düzeni zamanla bu küçük kasabayı yozlaştırmaya başlıyor. Savaştan dönen Ethan ise, şarküteri tezgahtarlığı yapmaya başladığı küçük bakkal dükkanında kendini bu yozlaşmanın içinde buluyor. Çok sevdiği karısı ve çocuklarına daha iyi bir yaşam sunabilmek, maddi refaha ulaşabilmek için, ailesinden miras kalan onurlu, saygın ve dürüst yaşamı bir anda bu kapitalist düzen içinde sınanmaya başlıyor.
Hikaye, Steinbeck’in her eserinde olduğu gibi arka planda bir film platosu gibi kurduğu tarihi gerçekliğin içinde ilerliyor aslında. Küçük bir kasabada, küçük bir topluluğa odaklanarak asıl göstermek istediğini geniş planda yazıyor Steinbeck. Akıcı ve dinamik yapısı, samimi ve gerçek karakterler, bir o kadar gerçekçi diyaloglar yine göze çarpıyor. Özellikle Amerikan rüyasının bedellerini net şekilde karakter üzerinde gösterdiği vicdan sorgulamalarıyla hikayeyi derinleştiriyor.
İnsanoğlu, taşıdığı değerleri kaybederse genellikle ilk bahanesi dış koşulları suçlamaktır. Yaşadığı ortam, koşullar, kişiler
Gazap Üzümleri ve Cennetin Doğusu kitaplarından sonra Kaygılarımızın Kışı bana yavan geldi. Belki ilk kez okuyor olsam çok severdim kesin. Ethan adındaki ana karakter zengin bir aileden geliyor. Şu an çalıştığı şarküteri zamanında onlara aitti ama artık orda tezgahtar olarak çalışmakta. Dükkana her gelen kendisine akıl veriyor, şunu yaparsan zengin olursun bak böyle yap riske gir çok para kazanırsın diye. Karısı ve çocuklarının da her isteğine artık yetişemez olunca kriz kaçınılmaz oluyor.
Bakınca çok dürüst görünüyor ama gelen giden şunu yapsan diye dürterse sonuç ne olur? Olay akışı aşırı yavaş geldi bana ama okuması yine de keyifli idi. Dil bakımından akıcı da olayların akışı dediğim gibi yavaş. Sonu ise açıkçası tatmin etmedi beni.
Bir şekilde yolunu bulmanın normalleştirildiği, uzun zamandır yapılmaya devam edilen şerefsizliklerin artık hoşgörüldüğü bir topluluk içinde yaşayan karakterimiz Ethan Hawley, yaşadığı kasabanın en eski ailelerinden birinin ferdidir. Onun gibi eski soya sahip olan eski ortakları Bakerlar( ki Ethan'ın dedesi zamanında Bakerların onlara ihanet ettiğini düşünmektedir) banka sahibi iken, Ethan ise Sicilya'dan hangi yollarla geldiği belli olmayan bir İtalyan'ın şarküterisinde neredeyse 10 küsur yıldır tezgâhtarlık yapmaktadır. Karısı ve çocuklarının refah beklentisi ile bir gün, "Ahlâk mı yoksa her ne şekilde olursa olsun başarılı olmak mı?" sorusuna ilk kez ikinci cevabı veren Ethan'ın içinden gün yüzü görmemiş sinsi bir canavar çıkar. Kendisi gibi hakları gasp edilmiş ve topluluğunca sahip çıkılmamış çocukluk arkadaşı,savaş gazisi ve ayyaş Danny Taylor ile birlikte toplumdan aldıkları bir intikamın şamarını adım adım nasıl kurguladıklarını bir solukta okudum.
1926'da Nobel alan John Steinbeck'in neden aldığına dair tekrar bir hatırlatma bu kitap. Eğer eski yayınları okumayı seven varsa zamanında bu kitap Altın Kitaplardan "Acı Hayat" adıyla da yayımlanmış.
Son olarak okuduğu şeylerin sinematik olarak yorumlanmasını sevenler için kitabın 1983 yapımı bir filmi de mevcut; hatta Ethan Hawley'i de Donald Sutterland canlandırıyor. Tavsiye edilecek bir kitap, kişinin içerisindeki ikilemleri, ruhsal bunalımları çok güzel gösteriyor ve sonunda da yine bize bir ters köşe yapmayı başarıyor.
John Steinbeck, basit kurguların, akıcı olmayan olayların ve şahane ruhsal çözümlemelerin yazarı. O kadar çok Steinbeck kitabı okudum ki, artık onun kalemine uzak kalınca aşırı bir özlem duyuyorum.
Bir bakkal tezgahtarı olan Ethan, içinde bulunduğu toplumun ahlakı ve kendi vicdanı arasında mücadele vermektedir. Toplumda sistem açığıyla, hileyle ve yasa dışı yollarla çok varlıklı insanlar vardır. Hepsi de bakkala uğrayıp varlıklarını onun gözüne sokuyorlar ve onun maddi durumunu düzeltmesi için öğüt vermeye çalışıyorlar.
Aslında verdiği mücadele tam da burada başlıyor. Çünkü Ethan'ın ailesi eskiden çalıştığı bakkalın sahibiydi ve çok varlıklıydı. Karakterin bu noktaya gelmiş aile durumu ve toplumdaki insanların bu şekilde yükselişi, ruhunu bir patlama noktasına iter. Bu patlama onun kaygılarını bir kenara bırakıp, meşakkatli bir yola sapmasına sebep oluyor.
Basit bir kurguda, toplumsal saygısızlığın ve ahlaksızlığın, dürüst ve vicdan sahibi bir bireyin benliğindeki etkilerini anlatmak zor iştir. Steinbeck bunu yani basit kurguyla derin bir konuyu anlatmayı hakkıyla yapan nadir yazarlardandır.
Ne kadar dürüst bir bireyiz? Sadece çizdiğimiz ya da hayatın dayattığı sınırlar içinde mi ahlaklıyız yoksa başkaları için de ahlaklı mıyız?
Bu soruları kendimize sormak önemli, insanız sormak aklımıza gelmeyebilir ama sorduran böyle güzel bir eser mevcut...
Ya yaşamını idame ettirebilmek adına ahlaksızlığı bir ahlak biçimi olarak benimseyecek ya da ahlakı uğruna yaşamından vazgeçecekti…
Bu romanda aslında tek bir soru vardır ve tüm olaylar onun etrafında şekillenir:
Ahlak; açlık ve toplum baskısı karşısında ne kadar dayanabilir?
Peki;
Yaşam, sadece nefes alıp vermek midir; yoksa insanı insan yapan değerlerle birlikte sürdürülebilen bir anlam mı?
Kaygılarımızın Kışı, John Steinbeck’in son dönem eserlerinden biri olarak, konu bakımından oldukça güçlü bir zemine sahip olsa da anlatım yönünden diğer kitaplarına kıyasla daha sönük kalmış bir roman izlenimi bırakıyor. Özellikle betimleme konusundaki ustalığıyla bilinen yazarın bu eserinde, anlatımın yer yer yüzeyde kaldığını ve okuyucuya geçmesi gereken duygusal yoğunluğun tam anlamıyla aktarılmadığını düşünüyorum.
Romanın ilerleyişi zaman zaman ağır ve dağınık bir yapı sergiliyor. Bu durum, okurun metne odaklanmasını zorlaştırıyor. Oysa ele alınan tema son derece çarpıcı: Ahlaki değerlerin giderek çözüldüğü bir toplumda, bireyin bu çürümeye karşı direnme çabası.
Baş karakterin bir market çalışanı olması ve sıradan bir hayat sürmesi, anlatılan çatışmayı daha gerçek ve güncel kılıyor. Etrafındaki insanların —hatta ailesinin bile— ahlaki sınırları kolaylıkla aşması karşısında onun bu düzene uyum sağlamamak için verdiği mücadele, aslında bireyin kendi vicdanıyla verdiği savaşın bir yansımasıdır. Bu noktada karakter yalnızca bir birey değil, aynı zamanda bir “vicdan sembolü” haline gelir.
Özellikle oğlunun ödevinde yaptığı küçük bir hileye verdiği tepki, romanın en çarpıcı kırılma noktalarından biridir. Bu sahne, ahlaki çürümenin sadece toplumda değil, artık aile içinde ve yeni nesilde de normalleştiğini gösterir. Karakterin bu duruma duyduğu rahatsızlık, onun içsel çöküşünü
Merhaba;
Bu sıcaklarda kitap okumak eminim ki hepimizi zorluyor. Bu nedenle bu kitabıda bitirmem epey zaman aldı. Normalde 3 4 gunse okunacak bir kitap.
Biliyirsunuz ben her ay düzenli olarak bir Steinbec kitabı okuyorum ve geride 3 tane eseri kaldı.
Kaygılarimızin kışı'nı elbette Gazap Üzümleri ile kıyaslayamam fakat gayet keyifli bir eserdi.
Icerisinde ana karakterimiz olan Ethan'in hayatından bir kesit sunmus bize. Ethan'ın dönüşjm süreci diyebiliriz. Özellikle karakter incelemeleri ve karakterlerin hayatin icerisinden oluşu beni cok etkiledi. Her anlamda tamamen dısardaki hayat gibi ve dışardaki insanlar gibi bir roman okuduk.
Bazı durumlar aizi guldürürken bazı durumlar çok şaşırtıyor. Özellikle sonlara dogru heyecanı yükselen bir eser fakat sanki bazı durumlar havada kalmış gibi de hissedebilirsiniz bitirdiğinizde.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
Youtube kanalım için;
youtube.com/channel/UCfOYAd...
John Steinbeck, (27 Şubat 1902 - 20 Aralık 1968) ABD'li yazar.
27 Şubat 1902'de Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaleti Salinas kentinde doğdu. 20 Aralık 1968'de New York'ta yaşamını yitirdi. 1940 Pulitzer Ödülü ve 1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi gerçekçi roman-öykü yazarı.
Bir ırgat ailesinin çocuğudur. Babası Prusyalı, annesi ise İrlandalı göçmen bir aileye mensuptur. Yaşıtları gibi o da küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. 1920-1926 arasında aralıklarla Stanford Üniversitesi'ne devam etti. Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık gibi işlerde çalıştı. Okulu bitiremedi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazmayı sürdürdü. Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler, eserlerinde işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dile anlatmasına büyük katkı sağladı. İlk romanlarından başlayarak hep işçileri, yaşam koşullarını, ilişkilerini anlattı. İlk kitabı " Altın Kupa " (1929). 1936'da yayınlanan "Bitmeyen Kavga"da tarım işçilerinin grevi ve bu greve önderlik eden iki Marksisti anlattı. Amerikan çalışma sistemine keskin eleştiriler yöneltti. Üçüncü kitabı "Fareler ve İnsanlar" 1937'de yayınlandı. Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu. Kendisine "Pulitzer Ödülü" getiren ünlü romanı "Gazap Üzümleri" 1940'ta sinemaya aktarıldı. II. Dünya Savaşı yıllarında daha çok ideolojik eserler verdi. İzleyen yıllarda politikadan uzak, eğlendirici yanı ağır basan duygusal öğelerin de yer aldığı eserler ve senaryolar yazdı.1962'de edebiyata katkılarından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.