Adı:
Amerika
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820962
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınevi
On altı yaşında bir hizmetçi tarafından baştan çıkarılma skandalını örtbas etmek üzere ebeveyni tarafından Amerika’ya yollanan Alman Karl Rossmann, bu deneyimi özgürlükler ülkesine kaçış değil, bir ceza olarak algılamaktadır; gemisi New York limanına girerken Rossmann’ın Özgürlük Heykeli’ni görmesi ve tanrıçanın elindeki meşaleyi bir kılıç sanması da bu yüzdendir. Genç adam bu algısını çoğu zaman boşa çıkarmayacak şekilde, henüz karaya adım atmadan kendini absürd bir olaylar silsilesi içinde bularak oradan oraya savrulacak ve türlü türlü maceraya atılacaktır.

 

Kafka’nın yazmaya başladığı ilk roman olmasına rağmen tamamlamadığı Amerika, Kafkaesk olarak bildiğimiz tarzının ilk işaretlerini taşır; gariplikler ve korkunçluklar gelişigüzel şekilde gündelik hayatı sekteye uğratırken, sıradan insanların kaderleri esrarengiz bir yola girer. Ancak Kafka’nın Amerika’daki başkahramanı ve başkurbanı Rossmann’ı daima baştan çıkarılan ve suistimale uğrayan biri olarak tasarlaması, daha bilindik hikâyelerinde rastlanan tekinsiz semboller yerine daha hareketli bir anlatı yakalaması yazarın kendi gençliğinden gelen masumiyete bağlanabilir; hatta Klaus Mann, Karl Rossmann’ı Kafka’nın en masum yaratımı, en sevdiği hayali, belki de vârisi olarak niteler.
292 syf.
·Beğendi·10/10
Amerika (Kayıp), Franz Kafka’nın en sevdiğim eserlerinden birisidir. Bu romanı, diğer romanlarından birçok yönden daha farklıdır. Sonraki yapıtlarına nazaran daha akıcı anlatısıyla, daha fazla umut ve mizahi unsur barındırmasıyla dikkat çeker. Bu eserde, Amerika’daki kapitalizmin temellerinin nasıl atıldığını çok güzel anlatılmıştır. Ve romanın başkahramanı olan Karl, hangi işe başlarsa başlasın sıfırdan başlaması gerekir. Bir hata yaparsa birlikte çalıştıkları tarafından yüzüstü bırakılması ve özellikle ondan nefret edenler tarafından oyuna getirilmesi çok muhtemel bir tablo çizilmiştir.
Bu kitap şu şekilde özetlenebilir:
Romanımızın başkahramanı Karl Rossmann, on altı yaşındadır ve bir hizmetçi kız ile ilişkisi olduğu ve ondan bir çocuk sahibi olduğu için babası tarafından adeta Amerika'ya sürgüne gönderilmiştir. New York limanında onu varlıklı bir adam olan amcası karşılar. Amcasının yanında umduğundan rahat bir hayat sürmeye başlayan Karl, bir süre sonra amcasının istemediği bir ziyareti gerçekleştirdiği için amcası tarafından reddedilir ve Amerika'da yapayalnız kalır. Kendine kalacak ucuz bir otel bulan Karl, odasını iki kişi ile paylaşmak zorunda kalır. Oda arkadaşları olan Robinson ve Delamarche, bulundukları yere çok da yakın sayılmayan Butterford kasabasına giderek orda iş bulma niyetinedirler. Gidecek bir yeri olmayan ve kendini geçindirmesine bir süre yetecek parası olan Karl da onlarla bu yolculuğa katılır. Arkadaş kazandığını sanan Karl, yadırgadığı onların bazı davranışlarını hoş görür; fakat bir ara o yemek almaya gitmişken ondan izinsiz valizini karıştırmalarına tahammül edemez ve onlardan ayrılarak bir otele gider ve orda aşçıbaşının yardımıyla asansör görevlisi olarak işe başlar. Bir akşam Karl görev başındayken Robinson zilzurna içmiş onu ziyarete gelir ve başına iş açar. Bu olayla Karl işten kovulur Robinson dayak yer ve otelden ayrılırlar. Robinson'un yaşadığı yere vardıklarında aslında bu olayın Karl'ı yanlarında çalıştırmak için planlanmış bir oyun olduğunu öğrenir Karl. Oradan kaçmaya yeltense de başarılı olamaz.
Günlerden bir gün bir afiş dikkatini çeker. Oklahoma Açıkhava Tiyatrosu'nun iş ilanıdır bu. Karl herkese açık olan bu işe başvurmaya karar verir ve bir dizi işe alınma sürecinden geçtikten sonra adını Negro olarak değiştirerek teknik işçi olarak işe alınır. Diğer işe alınanlarla birlikte onları Oklahoma'ya götürecek trene biner ve etrafı seyre dalar. Ve eser böylece sona erer.
323 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kafka okuyormuşum gibi bir hisse kapılmadım.

Kafka ilk defa bu kitabında olayı sadece anlatıyor. Hangi karakterin iyi, hangisinin kötü olduğuna dair en ufak bir ipucu bile yok. Sanki Kafka anlatmakta mükellef bir sanatkarmış gibi müdahale ederse işini yapamayacak. Hikayeyi anlatmak onun işi, karakterleri kafamızda bir yerlere oturtmak bizim işimiz.

Amerika, Kafka'nın yazmış olduğu ilk kitap. İlk kitabı olmasına rağmen, sonunun bir yere bağlanamamasına rağmen, hikayenin pek başarılı olmamasına rağmen, tüm rağmenlere karşı Kafka'nın kitleleşmiş ismine rağmen hikaye akıcı, yer yer merak uyandırıcıydı.

Kitabı okumaya başladığımda bir şeyin farkına daha çok vardım. Nasıl kabulleniyoruz kişileri, karakterleri. Bir yazar şaşırmataca yapmaya görsün hemen yüzümüz asılıyor.

Velhasıl,
*kitapla tanışmam garip,
*hikayesi garip,
*yazarı ayrı bir garip,
*en esası yorumum onlardan da garip :)

Kafka ile ilgili yaşadığım en büyük şok bu kitap oldu belki de.
Hala inanamıyorum bu kitabı gerçekten Kafka mı yazdı?-_-
292 syf.
·5 günde
Kafka'dan çok farklı bir kitap. Amerika (Kayıp) romanı şu cümleyle başlıyor:
"Hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılıp kendisinden bir çocuk peydahladığı için yoksul ailesi tarafından Amerika'ya gönderilen on altı yaşındaki Karl Rossmann, hızını kesmiş gemiyle New York limanına girdiği bir sırada, uzun süredir izlediği Özgürlük Anıtı'nı aniden güçlenen bir güneş ışığı altında gördü. Anıtın kılıcı tutan kolu daha bir yükselir gibi oldu şimdi; bedeninin çevresinde ise rüzgarlar özgürce esiyordu."
Güzel ve ilgi çekici bir giriş dimi? Hem öncesini hem sonrasını merak ettiren bir cümle. Roman ABD’de tutunma çabaları sonuç vermeyen on altı yaşındaki Karl’ın başından geçenleri anlatıyor. Kafka hiçbir zaman gitmediği Amerika’yı hayal ederek yazmış. Karl naif, insanlar hakkında kötü düşüncelere sahip olmak istemeyen ve bu nedenle de her şeye ‘evet’ diyerek sonunda kazık yiyen bir çocuk. Amerika'da dayısı karşılıyor Karl'ı bir tesadüf sonucu, sonra baazı nedenlerden ötürü onun yanından ayrılmak zorunda kalıyor. İki tane odun herife rast geliyor, otel macerası vs. derken kitap Cengiz Aytmatov romanları gibi yarım kalıyor, Karl'a ne olduğunu bilemiyoruz. Akıbeti pek hayır değil gibi ama. Amerika çok hırpalıyor Karl'ı, özgürlükler ülkesi mahvediyor adamımızı. Köyden İstanbul'a gelip "Seni yenicem İstanbul!" deyip yenemeyen türk sineması başrolleri gibi bizim Karl. Ah Karl ahh.
292 syf.
Kafkanin en anlaşılır vede en hızlı okunabilir kitabı olmasına rağmen belkide Kafka tarafından tamamlanmamış olması bazı yerlerde kitapta olayların akışı durağan vede kopuk olması okuyucu isteksizliğe sevk edebilir. Ancak Kafkanin yaptıgı betimlemeler okuyucuyu büyüyebiliyor hatta karakterlerle bağı kurut acıma, kizma ve nefret gibi duyguları hissetmeyi sağlıyor. Yazar Bir Cocugun Gözünden insanın büyük şehirlerde düştü Yalnızlığı etkileyici şekilde anlatmıştır.
292 syf.
·5/10
Betimleme ve tahlilleriyle ön plan çıkan Kafka'nın bu eseri çok garibime gitti doğrusu gerek farklı olay ve karakterleriyle gerekse de hikayelerinin sonun olmamasıyla yani bitmemesi ile farklı, garip duygular uyandırdı bende iyi mi kötü mü desem bilemedim.
292 syf.
·4 günde·Beğendi·5/10
Kitap dokuz bölümden oluşuyor. Kafka öldükten üç yıl sonra yayımlanan romanıdır. Diğer kitaplarına nazaran anlatımı daha akıcı. Kitabın ana kahramanı Karl Rossmann’ın başına gelen olaylar anlatılıyor diyebiliriz. ‘’On altı yaşındayken bir hizmetçi kızın onu baştan çıkarması ve çocuk peydahlaması sonucu anne ve babasının Karl’ı Amerika’ya yollamasıyla’’ başlıyor kitabımız. Özgürlük Heykeli’nin elinde meşale yerine kılıç tasvirinin yapılması Amerika’da şiddetin hüküm sürdüğüne dair güzel bir imge olmuş bence. İlk bölüm Amerika’ya giden bir gemide geçiyor ve Karl’ın gemi, yolcuları indiremeye hazırlanırken şemsiyesini unutması ve inip geri almak için aşağı inmesi sonucunda gemide kaybolup ateşçi ile tanışması ile akıcı bir şekilde ilerliyor. Teknede dayısıyla karşılaşması onun için çok büyük bir şans olacakken dayısının disiplinli kişiliği sonucunda -fuzuli bir şekilde- dayısının onu istememesiyle birlikte bu şans apaçık bir şanssızlığa dönüşüyor. Daha sonra bir otel odasında kalmaya başlayıp bir İrlandalı ve bir Fransız ile tanışıyor ve Butterford’a doğru üç kişi birlikte yürüyerek gitmeye başlıyorlar. Otelde tanıştığı bu iki –dostu- ona adeta ihanet ediyor fakat Karl’ın kitap boyunca insanların yaptıklarından hayal kırıklığı duymasını beklerken bunu hiçbir zaman duymaması –teslimiyetçi oluşu- neredeyse kitabın sonuna kadar devam ediyor. İrlandalı ve Fransız onun bavulunun başını beklerken Karl yakınlardaki bir otelden yiyecek almaya gidiyor ve arkadaşlarıyla arasında geçen kötü olay bu sıralarda oluyor. Karl oteldeyken yeni bir fırsat çıkıyor karşısına ve asansörcü olarak bu otelde çalışmaya başlıyor. Otelde Karl için her şey güzel giderken yine şanssızlığı sonucu işten çıkarılıyor. Kitabın bazı yerlerinde kapitalizm eleştirisini görebiliyoruz, işçilerin on iki saat çalışıp on iki saat dinlenmesi gibi. Otelden çıkarıldıktan sonra tekrar İrlandalı ve Fransız’ın (Robinson ve Delamarche) yaşadığı eve düşüyor burada uğradığı haksız durumun karşısında teslimiyetçiliğini yine görüyoruz. Kitapta en sevdiğim kısım Karl’ın balkonda bir üniversite öğrencisi ile arasında geçen diyalog oldu. Öğrencinin gündüzleri çalışıp akşamları okula gidip geceleri ders çalışmasına şaşıran Karl bunun çok zor olduğunu söyler ve üniversite öğrencisi, öğrenciliğine devam edebilmesi için çalışması gerektiğini söyler. Karl uyuyup uyumadığını sorunca da ‘’Evet, uyumak!’’ dedi öğrenci. ‘’Öğrenimimi tamamladıktan sonra uyuyacağım. Şimdilik sade kahve içiyorum.’’ yanıtını verir. Kitabın sonlarında çok ciddi kopukluklar var, kitabı Kafka tamamlayamadığı için olması muhtemel bir durum. Kitap benim için Oklahoma Açık Hava Tiyatrosu bölümünde bitti. Devamında Karl’ın evden nasıl çıktığı neden Brunelda ile birlikte çıktığı anlaşılmıyor, diğer incelemelerde de aynı sorunu yaşayanları gördüm. Kitap okumaya yeni başlayanlara öneririm hızlı okunuyor, kitap okuma alışkanlığı olan kişilere de önermiyorum, benim gibi hayal kırıklığına uğramasınlar.
292 syf.
·7 günde·8/10
Uzun zamandır okumak istediğim fakat bir türlü elime alamadığım bir kitaptı Amerika. Şans eseri gördüğüm etkinlikle beraber okuma fırsatı bulduğum için mutluyum. :) Öncelikle bu etkinliği düzenleyen ve Amerika'yı okumama vesile olan @okusalih e çok teşekkür ederim.

Amerika, Franz Kafka'nın okuduğum diğer kitaplarından biraz daha farklıydı. Akıcı anlatımıyla muhteşem bir yapıt! Zaten Franz Kafka'nın anlatımı beni her zaman etkilemiştir.

Her şey Karl'ın hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılması ve ailesi tarafından Amerika'ya gönderilmesi ile başlıyor ve biz Karl'ın maceralarını okuyoruz. Kitabı okurken baya gülümsedim ve bu beni şaşırttı. Çünkü genelde Kafka okurken ciddi bir yüz ifadesine sahip olduğuma eminim. :)

Ana karakterimiz Karl'ı saf buldum çünkü kolayca kandırılabilen biri. O meşhur(!) arkadaşları beni sinir etti. Hele o Brunelda yok mu... Her ne kadar ona sinir olsam da kitaba renk kattığını söyleyebilirim.

Franz Kafka'nın hiç Amerika'ya gitmemesi ve Amerika'yı ele alan bir kitap yazması benim dikkatimi çeken bir diğer nokta. Kafka'yı her zamanki gibi ayakta alkışlıyorum. :)

Yine kitapta kapitalizmin temellerinin atılması da anlatılmaktadır. Aynı zamanda o dönemde Amerika'da yapılan seçimlere de atıfta bulunulmuş. Kitap bana göre her yönden incelenebilir.

Kısacası kitabı çok beğendim. Mizah ve umut unsurlarını içermesi benim için çok iyi oldu, sıkıntılı bir dönemde okuduğum için. :)

Benim için farklı bir Kafka deneyimi oldu ve kütüphaneme yeni bir Kafka kitabı eklendi.:)
286 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
İlk üniversiteme başladığımın ilk senenin ikinci yarısı veya ikinci senem (2016)de yalnızlığımı atmak için kitapçılara gittiğim bir sırada almıştım. Ama Kafka'nın derin psikolojik betimlemeleri, yaşama bakışı ve pek tabi yalnızlık sanrıları vs. okumamıştım. Şimdi ikinci üniversitem yine bir yurt odası, yine yalnızım, bu kez hastayım-malum mevsim değişikliği- ama öyle iyi geldi ki, o kadar güzeldi ve nasıl bunca zaman ertelemişim, anlayamadım.
Kitap belli bir sebepten ötürü ailesi tarafından Amerika'ya gönderilen Karl Rossmann'ın Amerika'da yaşama tutunma, başından geçen, olaylar dizini anlatmakta.
Amerika'ya gönderilmek, sürgün edilmiştir Rossmann çünkü ailesi ona bir mektup göndermesini dahi istemezler. Rossmann Amerika'da çeşitli ortamlarda Ametikan'ın olabileceği her yüzüyle karşılaşmış ve iyi niyetini asla elden bırakmamıştır. Yer yer Karl'ı karşıma alıp"bak kardeşim bu bmyle olmaz, daha küçüksün bilemezsin tabi ama olmaz. Bırak iyilikleri ya hu yeter yaptığın" dedim dedim de duymadı beni. Hatta Karl sürgününe sebep olduğu düşülen olayı bike gerçekleştirmemiştir, iftiradır hakim bey..
Çeşitli işlerde çalışıp Amerika'ya tutunmaya çalışmaktadır. Bu esnada Amerikan kapitalizmini, insanların yaşam biçimlerini de gözler önüne seriyor.
Kesinlikle okunması gereken enfes bir eser.
Keyifli okumalar.
258 syf.
·7 günde·8/10
Franz Kafka'nın diğer romanlarına göre oldukça kolay okunan, akıcı ve umut vaadeden bir kitaptı. Yazarın tarzının biraz dışına çıktığı açıkça gözlenebiliyor fakat kahramanımızın yine düştüğü durumların sebebini anlamama, bilinmezlik içine sürüklenme gibi duygudurumlarına rastlıyoruz. Okurken ana karakterimiz olan Karl Robmann'ın ona hep dert olan, eziyet veren arkadaşları beni de bunalttı ve sırtımda sanki bir yük varmış da o yükü kitap boyunca bir türlü indirip rahatlayamamış gibi hissettim. Yeter artık, kurtulsun şu insanlardan, özgürlüğüne kavuşsun istedim. Kesinlikle okunmalı diyemem ama Kafka çok sevdiğim bir yazar olduğu bu kitabını da es geçmek istemedim.
258 syf.
“... herkes gücünü kullanıp daha aşağıdakine hakaret ediyordu.
İnsan buna bir kez alıştı mı, saatin düzenli vurmasından farklı gelmiyordu kulağına..."

Bu kitabı okumayı sürekli erteliyordum.
Demek ki doğru zamanın gelmesini bekliyormuşum.
Yabancı bir ülkeye , Amerika’ya göç eden Karl’ın hissettiklerini anlayabilmek adına,
kitabı doğru zamanda okuduğuma inanıyorum.
Aslında kitapta öyle ilgi çekecek ne bir konu ne olay örgüsü var.
Fakat benim hoşuma giden yanı, çok yalın ve güzel bir anlatıma sahip olmasıydı ,
bence çevirmen de çok iyi iş çıkarmış.
Yabancı bir ülkede, insanlara ve sisteme ayak uydurmaya çalışan
ve her seferinde yanlış anlanan,
önyargılar ve dil yüzünden kendini etrafına doğru tanıtamayan bu genç delikanlı,
okuyanlara “ah yazık” dedirtiyor...


“Karl da yabancı ülkede insanı canından bezdiren yenilikleri deneyimle öğrenecek gibi değildi.”
292 syf.
·4/10
Romanla ilgili iki soru geliyor aklıma:
1. Yazarını bilmeden okusaydınız Kafka'nın olduğunu anlar mıydınız?
2. Yazarı başka biri olsa okur muydunuz?
Kitabın Kafka ile ilgisi yok diyebilirim. Diğer romanlarından sonra hüsran yaşattı bana. Başta kapitalizm eleştirisi gibiydi sonra koptu, sonra tam Kafka tarzı başladı derken hikaye tümden koptu, hikaye yarim kaldı. Sona eklenen bölüm de yarim kaldı. Kitabın mesajı nedir deseniz o da yok. Tamam akıcı yazılmış ama o kadar işte.
250 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Kafka'nın okuduğum ikinci kitabı oldu. Kitap, Avrupadaki evinde temizlikçi bir kız ile ilişki yaşayan Karl Rossman'ın Amerika'ya olan yolculuğunu ve orada başına neler geldiğini anlatıyor. Yol boyunca ilk durakta şansı yaver giden Karl için bir anda herşey alt üst oluyor, tesadüfen bulduğu dayısının yanından anlayamadığım bir sebeple kovuluyor ve talihsiz yaşantısı burdan süregeliyor. Buradan ise kitabın sonu beklemediğim bir şekilde iyi bitiyor ve Karl, yeni bir yaşam kurmak üzere Oklahoma'ya yola çıkıyor. İlk okuduğum Dönüşüm eserindeki gibi Kafka, "Farklıysan, Ezilirsin" görüşünü burda da yansıtıyor. Karl, Avrupalı olduğunu birçok yerde dile getirmek dahi istemiyor. Çünkü orada Avrupalılara uygulanan eğitim seviyesi bile düşük şekilde vurgulanıyor. Karl'ın Delamarche, Robinson ve Brunelda ile olan ilişkisine gelecek olursak; bu bölümler -özellikle Brunelda'nın- beni oldukça rahatsız etti. Delamarche gibi zeki gösterilen, kurnaz olduğu belirtilen bir adamın neden o derece zayıf( ruhsal olarak) ve kraliçe edasıyla emirler yağdıran birine boyun eğdiğine anlam veremedim. Yazarın çıkardığı bölümleri de gayet mantıklı buldum, eğer olsalardı boğucu bir havası olurdu fakat Oklahoma'ya gidiş kısmında evden çıkmak bukadar zorken nasıl gerçekleştiği de bi boşluk oluşturdu bende. Ama bir yurda genç yaşta başıboş olarak gönderilen Karl'ın psikolojisini anlatmayı iyi becermiş Kafka. Yaşı 16 olmasına karşın düşünceleri gayet olgundu. Sürekli iyimser, umut doluydu. Hiçbir zaman pes etmek bilmedi.
"Evet, uyumak!" dedi öğrenci. "Öğrenimimi tamamladıktan sonra uyuyacağım. Şimdilik sade kahve içiyorum."
Franz Kafka
Sayfa 234 - İş Bankası Kültür Yayınları 3. Baskı 2017
...susan adamın karşısında susarak anlıyordu. Konuşma tarzını şimdi birdenbire nasıl değiştirseydi; çünkü ona öyle geliyordu ki, söylenecek her şeyi, en ufak bir kabul görmeden, dile getirmişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Amerika
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820962
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınevi
On altı yaşında bir hizmetçi tarafından baştan çıkarılma skandalını örtbas etmek üzere ebeveyni tarafından Amerika’ya yollanan Alman Karl Rossmann, bu deneyimi özgürlükler ülkesine kaçış değil, bir ceza olarak algılamaktadır; gemisi New York limanına girerken Rossmann’ın Özgürlük Heykeli’ni görmesi ve tanrıçanın elindeki meşaleyi bir kılıç sanması da bu yüzdendir. Genç adam bu algısını çoğu zaman boşa çıkarmayacak şekilde, henüz karaya adım atmadan kendini absürd bir olaylar silsilesi içinde bularak oradan oraya savrulacak ve türlü türlü maceraya atılacaktır.

 

Kafka’nın yazmaya başladığı ilk roman olmasına rağmen tamamlamadığı Amerika, Kafkaesk olarak bildiğimiz tarzının ilk işaretlerini taşır; gariplikler ve korkunçluklar gelişigüzel şekilde gündelik hayatı sekteye uğratırken, sıradan insanların kaderleri esrarengiz bir yola girer. Ancak Kafka’nın Amerika’daki başkahramanı ve başkurbanı Rossmann’ı daima baştan çıkarılan ve suistimale uğrayan biri olarak tasarlaması, daha bilindik hikâyelerinde rastlanan tekinsiz semboller yerine daha hareketli bir anlatı yakalaması yazarın kendi gençliğinden gelen masumiyete bağlanabilir; hatta Klaus Mann, Karl Rossmann’ı Kafka’nın en masum yaratımı, en sevdiği hayali, belki de vârisi olarak niteler.

Kitabı okuyanlar 733 okur

  • Elif Osmanoğlu
  • Fatma Çınar
  • Oğuz Kızılyar

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları