·
Okunma
·
Beğeni
·
29214
Gösterim
Adı:
Araba Sevdası
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054309641
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Uğur Tuna Yayınları
Araba Sevdası, Recaizade Mahmud Ekrem'in 1898 yılında yayımlanan romanıdır. 1889 yılında yazılan eser, Türk edebiyatında ilk realist roman örneği olarak kabul edilmektedir. Bihruz Bey tam da dönemin burjuva gençliğinin olması gerektiği gibi Fransız kültürüne hayran züppe bir gençtir. Ona göre Türkçe kaba ve yetersiz bir dildir. Türkler kaba ve medeniyetten yoksun insanlardır. Türkçe gerekmediği sürece konuşulmamalıdır. Ama o dönem yüksek memur ve tüccar çocuklarının genelinde olduğu gibi Fransızcaya da hakim değildir ve Türkçe Fransızca karışımı bir dil ile konuşur. Öyle ki doğru dürüst Fransızca şiir çevirisi bile yapamaz. Ayrıca Bihruz Bey mirasyedi bir gençtir ve hayatı lüks alafranga kıyafetler ısmarlamak, kır kahvelerinde ve mesire yerlerinde lüks arabasıyla gezmekten ibarettir. Yine Bihruz Bey'in diğer bir karakteristik özelliği ise istediği her şeye sahip olması ve bunun verdiği şımarıklığın pençesinde olmasıdır ki hikayenin ana kısmı da biraz da bu konu üzerinden gelişir. Bihruz Bey yine bir açık hava eğlence yerine(park diyebiliriz fakat giriş ücretli bahçeli havuzlu bir mekân) eğlenmek lüks kıyafetleri, lüks asaları ve gayet pahalı olan at arabası ile caka satmak için gitmişken yine kendisi gibi gayet lüks bir araçtan inen lüks kıyafetlerle inen iki kadın görür ve birden bu kadınların birine aşık olur. Bihruz Bey aslında kadına aşık olmaktan ziyade kendi kafasındaki kadın modeline aşık olmuştur. Araba Sevdası göstermelik bir aşk hikayesi ekseninde dönemin üst tabaka.
311 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap sade dille anlatılmış bir kitap güzel akıcı şekilde okuyabilirsiniz benim hoşuma gitti ağır dille yazılmıştır aslında
yazarı Recaizade Mahmut Ekrem romanda çoğunlukla osmanlıca kelimeler kullanılmıştur.Arada Fransızca kelimeler de kullanılmaktadır.Araba sevdası romanının dili bu yüzden anlaşılır nitelikte değildir .Bu yüzden sadeleştirilmiştir güzel akıcu şekilde okudum ben ef fazla 3 günümü aldı benim. Konusu ise bir sokak kadını uğruna bütün varlığını düşünmeden , sorumsuzca harcayan ve nihayet düştüğünü farkettiğinde ise çok geç kaldığını gören Bihruz Bey’in kişiliğinde dönemin traji komik durumu ele almaktaır kitabı çok severek okumaya başladım tavsiye ederim sizlerede..
311 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
"Araba Sevdası"nı az önce bitirdim. Hani, değersiz sandığınız şeyin değerini keşfeder de hayrete düşersiniz. Öyle bir hisle bitirdim bu romanı. Ders kitaplarında unutulmuş, öğretmenlerin bile okumadan üstün körü üstüne laf-ü güzaf ettiği bir roman. Gerçek edebiyatseverlerin mutlaka ve mutlaka okuması gerekli. "Sadeleştirilmemiş", Eleştirel Basım'ını (Fatih Altuğ [ed.], İletişim 2014) tavsiye ediyorum özellikle. Teşekkürler Mahmut Ekrem...
250 syf.
·3 günde·8/10
Gözlerinizi kapatın ve kendisine söylenen yalanlarla hayatı mahvolan birini hayal edin. ( Brezilya dizilerine dönmesin olay dikkat )
Şimdi açın gözlerinizi, beyninizdeki kurmacayı bir kenara bırakın ve elinize 'Araba Sevdası' nı alın zira bu kitapta çok daha fazlasını bulacaksınız.
Recaizade Mahmut Ekrem çok güzel bir şey söylemiş: Herkes bilir ki insan eğlencesiz yaşayamaz. Bendeniz gibi yaradılıştan yalnızlığı sevenler içinse okumak ya da yazmaktan iyi eğlence olamaz.
Bu sözünün ardında dururcasına yazmış bence bu romanı. Her ne kadar Bihruz Bey'in her şeye hemen inanmasına sinir olsam da, yazıldığı dönemin eğlence anlayışını, yaşayış tarzını, yabancılaşan konuşma dilini pek güzel yansıtmış kitaba eğlenceli bir dille. Benim gibi sıkıcı bir kitap olacağını düşünerek başlarsanız da gayet keyifle okuyacağınız bir kitap olacaktır. Özellikle Bihruz Bey ve annesinin karşılıklı konuşması günümüzün anne-baba ve çocuk arası kuşak çatışmasıyla birebir aynı ve eğlenceli.
Ahmet Hamdi Tanpınar bu roman için 'Arabadan sonra romanda en önemli yeri yalan alır.' demiş. Çok haklı. Zavallı Bihruz Bey'e yalan söylemeyen kim kaldı; arkadaşından tutun kürekçilere, hocasından tutun arabacısına herkes bir ucundan tuttu farklı yalanların. Hepsi birlik olup Bihruz Bey'i ölmekten beter ettiler.
Son olarak Ahmet Hamdi'nin bu roman için sözleriyle tamamlıyorum. " Bütün roman bir şakaya benzer. Hatta ölüm bile bir şakadır ve yalandır. Yalnız ağır basan bir tek gerçek vardır: Para işleri."
Keyifli bir roman okumak isterseniz biraz rota değiştirip bu kitaba yönelebilirsiniz.
240 syf.
·6 günde·7/10
Kitabı bir solukta okudum diyemeyeceğim malesef. Hatta bitirmek için kendimle mücadele ettim resmen (: İçinde çok fazla Fransızca kelime ve cümle bulundurması bir yerden sonra konudan kopmama sebep oluyordu.
Bilmeyenler için kitabın konusu 2. Abdulaziz Dönemi'nin ardından Osmanlı'da yaşanan Batılılaşma rüzgarları ve günlük hayattaki değişimleri anlatıyor. Birde Bihruz beyin aşkını (:
Ana karakter olan Bihruz beyin babasından kalan mirası fütursuzca harcaması, konuşmalarının arasına bolca Fransızca kelimeler serpiştirmesi ve bunu dışardan bakılınca iyi birşeymiş gibi görmesi hala günümüzde "özellikle gençlerin" benimsediği özenti hayat tarzını da özetliyor gibiydi. Son olarak hayatı ve yasam tarzı yalan üzerine kurulu olan Keşfi beyin ise böyle bir hayat tarzı benimsemesinde yani karakterinin bu şekilde oluşmasında küçükken ailesinin ona karşı olan davranış şeklinin sebep olduğunuda dikkat çekilmişti. Sözün özü büyük bir hayranlıkla okumamısta olsam yinede o döneminin yasam tarzını anlama açısından okunulabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Sevgiler (:
311 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
"Bunca çaba bunun için miydi?" Kitabın son sayfasını kapatırken aklımdan geçen ilk bu cümle oldu. Eserin konusu güzel, kaleme alındığı dönemin sosyal ve aşk hayatını konu alıyor. Fakat yazar eseri ne amaçla böyle bitirmiş hiç anlam veremedim. Bihruz Bey'in aşkı; sevgisinden, emeğinden ve sadakatinden dolayı saygı duyulması gereken bir aşk olması gerekirken, Periveş Hanımın son derece anlamsız bir şekilde Bihruz Bey'i karşılıksız bırakması tarif edilemez bir duygu olsa gerek.

Son olarakta eserin dilinden bahsetmek istiyorum; yayınevi'nin beceriksizliğinden miydi bilmiyorum ama eseri çevirisini zahmet edip hiç çevirmemişler gibi. Yarısı eski Türkçe veya yabancı kelime yarısınıda Allah'tan zahmet edip çevirmişler. Çevirilerini parantez içinde belirtip her yeri parantezlerle dolduracaklarına adam akıllı çeviri yapıp öyle yayınlasalardı keşke.

Neyse sonuç olarak fok balıkları çok yanlız:) Eserin okunup okunmama tavsiyesi hakkında bişi söylemek istemiyorum, o okura kalsın, o derece belirsiz bir kitaptı.
Herkese keyifli okumalar...
311 syf.
·2 günde·6/10
Türk Edebiyatının ilk realist eseri olan bu kitap; mirasyedi, batılılaşmaya yönelmiş ama bunun farkında bile olmayan kendi özünden bihaber gösteriş meraklısı bir karakter olan Bihruz Beyi ve onun büyük aşkını anlatır, tabi bu gerçek bir aşksa. .. Kitapta öyle tasvirler vardır ki Bihruz Beyin aşkına dair..ama asıl olan kalbi değil, gözüyle görüp, bilinçsizce inandığı bir gösteriş oyunudur. Hakikati öğrendiğinde ki tepkisizliğide buna kanıttır. Bazı kısımlar fazlaca uzatıldığı için sıkabiliyor ama konu itibarı ile bakıldığında ders çıkarılacak bir kitap olduğunu düşünerek tavsiye ederim..
311 syf.
·4 günde·4/10
Sanat sanat için mi,sanat toplum için mi bilemiyorum ama Araba Sevdası benim için değilmiş onu anladım.Bugüne kadarki en düşük puanımı bu kitaba verirken Recaizade Mahmut Ekrem'den özür diliyorum.Kitap babasından kalan mirası har vurup harman savuran Bihruz Bey'in günün birinde gösterişli bir arabadan inen sarışın,güzel,alımlı Periveş Hanım'a aşık olması ve deyimi yerindeyse peşinden koşturmasını konu alıyor.Kitabı kapattığımda aklımda hikayeye dair çok az ayrıntı kaldı çünkü bir türlü karakterleri benimseyip olaya giremedim.Zaten Fransızca özentiliği olan Bihruz Bey sayesinde kitabın yarısı Fransızca neredeyse.Belki kitabın bana en büyük faydası bu yönde oldu.Ufaktan Fransızcayı çözdüm. :)
232 syf.
·4 günde·7/10
Def'aten başladığım bu roman, toplumun üst kesimine matuf olarak müessir hicivler ihtiva ediyor :) Bu cümledeki gibi eski dilden bolca kelime var, bu insanı yoruyor ama aynı zamanda keyif de veriyor.

İlk realist roman olarak derslerde gördüğümüz bu kitap aslında Batı özentisi olan ve kendini aydın zanneden Bihruz Bey'in öyküsü. Fransızca kelimeleri cümle içinde kullanınca, kendi toplumuna sırt çevirince aydın olduğunu zanneden ama yeri gelince kayıkçı, yeri gelince sahaf, yeri gelince arkadaşı tarafından kandırılan bir "çakma alafranga"nın trajedisi.

Bihruz Bey ne kadar o dönemki Osmanlı veya şark toplumuna benziyorsa araba içinde görüp sevdalandığı Periver Hanım da sanki o dönem Avrupası'nı yansıtıyor. Derinine inmeden hayranlık duyulan, kulaktan dolma bilgilerle sevilen ama aslında zannedilenden farklı şekilde zuhur eden bir Periveş Hanım (Avrupa) görüyoruz. Periveş Hanım, blonde (sarışın) adıyla geçiyor tüm kitap boyunca. Tıpkı beyaz Avrupa gibi bir 'ten rengi' sıfatıyla görüyoruz onu.

Bihruz Bey ise elinde tüm imkanlar olmasına rağmen parayı har vurup harman savuran, entelektüel birikime değil de gösterişe para harcayan, içindeki cevheri keşfedememiş ve Keşif Bey gibi insanların elinde oyuncak olmuş birisi. Tıpkı elindeki gücü fark etmeyen ve özentilik içinde potansiyelini harcayan milletler gibi. Gönderdiği mektuplar Periveş Hanım'a hiç ulaşmasa da bundan habersizce kendi kendini yiyip bitiren bir karakter. Tıpkı Avrupa karşısında vakti zamanında elde ettiği üstünlüğü kaybedince aşağılık kompleksine yakalanıp, Avrupa tarafından ciddiye alınmadığını düşünerek bunu saplantı haline getiren ve tabiri caizse hastalanan uluslar gibi.

Aynı konak içindeki annesiyle bile iletişim kuramayan, Batılı olayım derken kendisi bile olamayan, öldüğünü zannettiği kadının mezarını ararken onu karşısında bulan fakat bu sefer de onunla arasında pek ortak nokta olamayacağını fark eden Bihruz Bey'in öyküsü okunmaya değer. Bu kitap sıkışmışlığın, biçareliğin kitabı.
311 syf.
·4/10
Araba Sevdası, MEB cebri ile okutulan veya Türkçe kitaplarında kuş afedersinizi kadar özetleri bulunan kitaplardan biridir. Daha Vira Bismillah demeden, yazarın kitabı yazma nedenini açıklamasında “napayım mevsim uygun olsaydı, yazmak yerine bahçe kazardım” demesi, inşallah dedeciğim nüktedan bir yazardı, inşallah gerçek bir açıklama değildi, diye dua ettiriyor.

Kitabımız ; Susuzluk heeeeç bir şey, Ambalaj ise her şey görüşüne sahip olduğunu iddia ettiği, yeni nesile karşı , haddini bildirmek isteyen eski nesil temsilcisi tarafından, bir eleştiri romanı olarak yazılmış. Hiç de yabancı gelmedi değil mi ?

Yakın tarihimizde de , Kenarları sarı raptiyeli plastik araba nesli, atari neslinin; atari nesli, bilgisayar neslinin; Bilgisayar nesli, akıllı telefon neslinin; akıllı telefon nesli……. Ne kadar boş olduğundan bahsetti ve bahsedecek….

Acaba bu şikayetlerin temelinde, değişime ayak uyduramadığımızdan dolayı ortaya çıkan kaçınılmaz mutsuzluğa bir günah keçisi arıyor ve nedensizliğin, sebepsizliğin arafında kalmaktansa (gücümüz yetiyor ya) yeni nesile Allah ne verdiyse ağız burun girmeye çalıştığımızdan, temcit pilavı gibi hep aynı teraneye mi (içi boş gençlik, nerede o eski ramazanlar) devam ettiriyoruz…. ( Tam bu konuyla ilgili çok güzel bir film önerim var. Woody Allen filmleri genel olarak bana seslenmese de bu filmde konuyu çok iyi özetlenmiş amcam. http://www.imdb.com/title/tt1605783/ )

Acaba ; ateşi bulan kişilerden, daha önceki nesle ait olanlar, ateşin bulunduğuna mı sevindiler yoksa ilk yorumları “bu şerefsizler kesin biz yakacak” mı oldu ? …. Uzar bu muhabbet neyse….

Kitaba dönersek; İstanbul Anadolu yakasını bilenler mekanları rahatlıkla gözünde canlandırabiliyor. Yazar üçüncü kişi ağzı ile yalın ( aslında basit demek daha doğru olsa da tarihi değerinden mütevellit dilimiz parantez dışında varmıyor) bir dille anlatmaya çalışsa da aynı zamanda kitabın kahramanı Bihruz Bey’in ne kadar boş bir adam olduğunu gözümüze gözümüze sokmak da istediğinden; kahramanın konuşmalarının arasına sürekli Fransızca kelimeler iliştiriyor, Fransızca kelimenin anlamına bakayım derken kitabın sanki boğazınızı sıktığını hissetmeye başlıyorsunuz, sonucunda tam artık nefes alamadığınızı düşünüyorken, hemen ardından gelen, Fransızca kelimelerin söylenişlerinin, Türkçe kelimelere benzerliğinden ortaya çıkan espriler sonrasında ise fotosenteze başlıyorsunuz….

Kitap boyunca; herkes aldanıyor, üstüne üstlük herkes, herkesi aldattığını sanıyor. Bu da tanıdık geldi di mi ?
311 syf.
·Puan vermedi
Klasik ilk realist roman olarak bilinir.Donemin edebiyat ozellikleri goz onune alindiginda hak versemde asiri betimlemeleri can sikici olabiliyor.Turk edebiyati severler icin tavsiye edilebilir.
294 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Klasik okumayı sevenler Recaizade Mahmud Ekrem’in ARABA SEVDASI’nı okumadan geçmemeli bence. Yazarın tek romanıdır. Ve ilk realist romandır. Dönemin batı özellikle de Fransız hayranlığı muhteşem şekilde yazıya dökülmüştür. Baş karakterimiz Bihruz Bey fena bir alafranga özentisi, eğlenceye ve lükse düşkün, ciddilikten yoksun, sahip olduklarıyla hava atmayı seven, zengin ve narsist birisidir. Bir gün Çamlıca Bahçesi’nde gördüğü bir kıza (Periveş Hanım’a) müthiş aşık olur, O’nu zengin ve soylu zanneder. Ama ne yazık ki durum öyle değildir. Bihruz Bey günlerce O’nu arar. Sonrasında yalan üstadı bir arkadaşının söylediği yalandan ötürü kızı ölmüş bilir ve aylarca acı içinde yaşar. Onun ölmediğini anladığında ise kitabın sonu gelmiştir. Tarihe ilgi duyanlar için de güzel bir kitap. Dönemin yaşam şeklini, giyinişini, konuşma tarzını güzel belirtmiş. Aralarda geçen fransızca kelimeler kitabın dilini ağır gösterebilir ama peşinden türkçelerini söylemesi bunu hafifletmiştir. Belki kitap okumaya yeni başlayanlar diline ağır diyebilirler ama az da olsa okuyan biri için bu söz konusu değildir. Ben bu kitabı beğendim ama birşeyler eksik gibi. Sonu üç nokta konmaya uygun. Başka bir kitapta devamı anlatılabilirdi. Ama yinede okumayı düşünenler bi okuyup bitirsin kesinlikle zaman kaybı değil eser.
311 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Bihruz Bey'in yanlış batılılaşmasını anlatır. Bihruz Bey Arapça,Farsça,Fransızca özel dersine rağmen çok iyi Fransızcası yoktur. Garsonlarla, berber çıraklarıyla laf aralarında Fransızca kelimeler ekleyerek konuşur. Babasından kalan mirası Lando tipli arabayı satın almak için kullanır ve bu mirasın asla bitmeyeceğinden emindir. Bihruz Bey aslında saftır da. Çünkü, Periveş'i ilk gördüğü zaman onun makul bir ailenin kızı olduğuna inanır ve romanın sonuna kadar ona olan aşkını okuruz. Yani, Bihruz Bey'e gelişmeyen karakter diyebiliriz. Çünkü hep aynı seviyede devam eder. Kendini hiç geliştirmez. Sonuç olarak, Bihruz Bey batılılaşmayı yanlış yorumlayan Türkçeyi hiç beğenmeyen ama Fransızcayı da yarım yamalak bilen-konuşan bir tip.
Zavallı kızcağız tifoya tutuldu deniyor; yanlış! Veremden gitti... Zalim verem, o kurttur ki daima nazik fidanlara gelir.
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 147 - Recaizade Mahmud Ekrem, Eleştirel Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Araba Sevdası
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054309641
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Uğur Tuna Yayınları
Araba Sevdası, Recaizade Mahmud Ekrem'in 1898 yılında yayımlanan romanıdır. 1889 yılında yazılan eser, Türk edebiyatında ilk realist roman örneği olarak kabul edilmektedir. Bihruz Bey tam da dönemin burjuva gençliğinin olması gerektiği gibi Fransız kültürüne hayran züppe bir gençtir. Ona göre Türkçe kaba ve yetersiz bir dildir. Türkler kaba ve medeniyetten yoksun insanlardır. Türkçe gerekmediği sürece konuşulmamalıdır. Ama o dönem yüksek memur ve tüccar çocuklarının genelinde olduğu gibi Fransızcaya da hakim değildir ve Türkçe Fransızca karışımı bir dil ile konuşur. Öyle ki doğru dürüst Fransızca şiir çevirisi bile yapamaz. Ayrıca Bihruz Bey mirasyedi bir gençtir ve hayatı lüks alafranga kıyafetler ısmarlamak, kır kahvelerinde ve mesire yerlerinde lüks arabasıyla gezmekten ibarettir. Yine Bihruz Bey'in diğer bir karakteristik özelliği ise istediği her şeye sahip olması ve bunun verdiği şımarıklığın pençesinde olmasıdır ki hikayenin ana kısmı da biraz da bu konu üzerinden gelişir. Bihruz Bey yine bir açık hava eğlence yerine(park diyebiliriz fakat giriş ücretli bahçeli havuzlu bir mekân) eğlenmek lüks kıyafetleri, lüks asaları ve gayet pahalı olan at arabası ile caka satmak için gitmişken yine kendisi gibi gayet lüks bir araçtan inen lüks kıyafetlerle inen iki kadın görür ve birden bu kadınların birine aşık olur. Bihruz Bey aslında kadına aşık olmaktan ziyade kendi kafasındaki kadın modeline aşık olmuştur. Araba Sevdası göstermelik bir aşk hikayesi ekseninde dönemin üst tabaka.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 15 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları