·
Okunma
·
Beğeni
·
51,1bin
Gösterim
Adı:
Aşk-ı Memnu
Baskı tarihi:
Mart 2021
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057739674
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Firdevs Hanım ’ın iki kızından biri olan Bihter; rahat bir hayat sürmek, hafifmeşrep bir kadın olan annesinin kötü şöhretinden kurtulmak ve ona inat olsun diye iki çocuk sahibi, orta yaşlardaki Adnan Bey ’le evlenir.

Bihter, Adnan Bey ’in yalısına geldikten bir süre sonra, aradığı şeyin zenginlik değil aşk olduğunu anlar. Üstelik evin duygusal kızı Nihal’le aralarında bitmeyen bir düşmanlık başlamıştır.

Adnan Bey’de bulamadığı aşkı, onun genç yeğeni Behlül’de bulur. İlk başta karşılıklı olan bu aşk; Behlül’ün alışkın olduğu çapkın ve sorumsuz hayatını özlemesi, Bihter’den bıkması, son olarak da Nihal’le evlenmeye karar vermesiyle büyük felaketlere yol açar.

Halit Ziya Uşaklıgil bu realist romanda, psikolojik çözümlemelere de geniş yer vermiştir. Hatta bir aşk hikâyesi olarak bilinen bu romanın baş karakteri, keskin duygu geçişleri ve ruh yapısı uzun uzun anlatılan Nihal sayılabilir.
400 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Aşk-ı Memnu'nun romanını da okudum, dizisini de izledim. İnsanlar orada bölünmüş aile yapısını, amcasını aldatan bir yeğeni, eşini aldatan bir kadını görüyor. Hatta daha da ileri giderek Behlül'ü Bihter'in baştan çıkardığını söylüyorlar. Halbuki hikaye, toplumun kadına bakış açısını muhteşem bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Gelin bir de hikayeye şu açıdan bakın:

50 yaşlarında bir adam, kendi kızından yalnızca birkaç yaş büyük bir kızla evleniyor. Öyle bir zamanlama ki hem kızın babasının ölümünden kısa bir süre sonra hem de kız, annesinin babasına olan ihanetinden ötürü annesinden nefret ederken, onu suçlarken.. Çok manidar değil mi? Adnan Bey, kızı yaşında bir kıza göz dikmenin bedelini ödedi, kızın en zayıf anında, bir baba figürüne en çok ihtiyaç duyduğu anda ondan faydalandı. Ama insanlar bunu tamamen göz ardı etti ve Bihter'i suçladı.
Bihter, Behlül'den uzun süre kaçmaya çalıştı, reddetti. Behlül sürekli hep bir şekilde üzerine gitti. Dediler ki "Bihter'in bu davranışı Behlül'ü ayartmak içindi." Ama Bihter geri durmasaydı, yine kötü kadın gözüyle bakacaklardı, nitekim baktılar da.
"Adnan'la evlenmeseydi" diyeceksiniz, kız babasının, annesinin ihaneti yüzünden öldüğünü düşünüyor ve ondan nefret ediyor. Adnan'la evlenmeseydi nefret ettiği, dahası sızlanmaktan başka bir iş yapmayan bir kadınla aynı evde yaşamaya mahkum kalacaktı, dahası kalan borçlar için annesinin utanmadan babasını suçlamasını duyarak yaşayacaktı. Adnan'la evlenmek onun için bir çıkış oldu. Ama hayır, toplumun gözünde suç olan bu, bir adamın kızı yaşında kadına göz dikmesi değil!

Olanların vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını Bihter tek başına üstlendi. Adnan mutluydu, Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler ama Bihter öldü ve şimdi hala bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu olan daima kadın, öyle değil mi?
400 syf.
Kadının sadakatsizliği üzerine yazılmış, mükemmellikleri ya da en iyi oldukları konusunda konsensüse varılmış üç roman vardır.
1) 1856’da yayınlanmış Gustav Flaubert’in Madam Bovary’si.
2) 1877’de yayınlanmış Lev Tolstoy’un Anna Karenina’sı
3) 1916’da yayınlanmış John Galsworthy’nin The Forsyte Saga’sı*.

Böyle bir tanıtım yapıp şereflerine kadeh kaldırıyor Raisa Enverovna. Bu ufak tefek kitap kurduna bakarken ne çok Enver oğlu, Enver kızıyla tanıştığım geliyor aklıma. Enver Paşa, Sovyet Türkleri için kendini ifade edebilmenin simgesi olmuş en karanlık günlerinde rejimin. Yazara da okura da içelim diyor, Tatyana Viktorovna. Gözleri gözlerime dikili devralıyor konuşmayı, herhalde okumayan olmadığı için de, itirazı olan yoktur, diyor. Onun derdi, İngilizce tıpkı basımını hediye etiği The Forsyte Saga’yı okuyup okumadığımı kontrol etmek. Gülümsüyorum. Evet, diyor muyum, demiyor muyum, sorun değil. Kadehimden kocaman bir yudum Seperavi eksiliyor.

Şostakoviç’in iki numaralı valsinin ortalarını bulmuşuz. Sahnede Anna, gövdesi ayaklarının izinden gidiyor. Gözle kaş arasında birbirlerini bulduklarını görüyorum. Vronski’nin Anna’ya bakışlarının içimde yeşerttiği haset dalgaları şiddet sosuyla halvet olup gözlerimin içine oturuyor. Gözlerim kızarıyor.
Durun, demek geliyor içimden, hepsi bu değil. “Aşkı Memnu” var. Ah Bihter. Behlül bir de. Filmiyle karıştırmayın ama. Bu bir roman. 1900 yılında yayınlanmış hem de. Zaten konumuz roman değil mi?

Kafamdaki Valsleri uğurluyorum. Bir muhasebe süreci başlıyor beynimde. Üç değil, dört roman, dört kadın olsun istiyorum. Flaubert’in Emma’sı, Tolstoy’un Anna’sı, Galsworthy’nin Irene’si, Uşaklıgil’in Bihter’i. Hepsinin ortak özelliği ruhsal yalnızlıklarını sona erdiren prenslerini bulmaları. Emma, içlerindeki en gözü kara olanı. Çok “günah” işliyor. Anna, Bihter ve Irene ise birer kez “uyuyorlar şeytana”

Flaubert “Emma benim der,” gözü kara savunur.

Tolstoy, Anna’yı, hatalarını mazur gördüğü, sempati duyabileceğimiz etten ve kemikten bir insana dönüştürür.

Galsworthy “İrene’ne nötrdür. Ne lehine ne alehine yorum yapar. Okura bırakır her şeyi.

Uşaklıgil “ Bihter’i sevmez. Basitleştirir, nefret öğesi yapar: Motifleri ve sebepleri yeterince işlenmemiş, çiğ bir Emma veya Anna’dan ibaret, atar okurun önüne.

Ben Bihter'e ne kızdım ne de affedecek denli taraf oldum. Yazarına da kızmadım Zeitgeist'e yenildi diye. Keşke, dedim, keşke Bihter'i önümüze atıp parçalatmasaydın. Aynı suda iki kez yıkanamazlığa küsüp kadehimi boşaltıyorum, bitiyor Seperavi..


*İlk ikisini Türk okurları çok iyi bilir. Üçüncüsü konusunda emin değilim. Ne Nobel sahibi yazarını ne de bu en önemli eserini tanırlar. Bihter'i zaten bilirsiniz.
  • Mai ve Siyah
    8.0/10 (2.740 Oy)2.622 beğeni12,7bin okunma9,5bin alıntı81,2bin gösterim
  • Araba Sevdası
    7.1/10 (2.354 Oy)1.945 beğeni13,9bin okunma2.738 alıntı59,6bin gösterim
  • Felatun Bey ile Rakım Efendi
    7.6/10 (2.458 Oy)1.859 beğeni11,5bin okunma4.212 alıntı40,2bin gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.2/10 (1.973 Oy)1.955 beğeni10,8bin okunma3.814 alıntı41,7bin gösterim
  • Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
    8.2/10 (2.785 Oy)2.354 beğeni12,7bin okunma4.926 alıntı45,4bin gösterim
  • Pollyanna
    8.3/10 (1.003 Oy)905 beğeni5,6bin okunma773 alıntı28,7bin gösterim
  • İntibah
    7.8/10 (4.022 Oy)3.297 beğeni19,8bin okunma13bin alıntı75,3bin gösterim
  • Eylül
    7.6/10 (3.869 Oy)3.644 beğeni21bin okunma15,9bin alıntı168,6bin gösterim
  • Vatan Yahut Silistre
    8.3/10 (2.326 Oy)1.960 beğeni10,1bin okunma6,3bin alıntı34,7bin gösterim
  • Kiralık Konak
    7.9/10 (1.820 Oy)1.551 beğeni9,8bin okunma4.526 alıntı36,6bin gösterim
400 syf.
Üç Kadın-Ortak Yazgı: Bovarizm Ekseninde Aşk-ı Memnu

Anahtar Kelimeler: Halit Ziya Uşaklıgil, Aşk-ı Memnû, Edebiyat-ı Cedide, Bovarizm, Madam Bovary, Anna Karenina, Roman, Evlilik, Yasak İlişki.

Halit Ziya Uşaklıgil, Edebiyat-ı Cedide’nin roman dalında en önemli yazarı. Onun Bovarizm etkisinde yazdığı Aşk-ı Memnu romanı, Tanzimat döneminde modernleşmeye başlayan Türk nesri için yetkin bir avangard. Uşaklıgil’in bu romanından önce yazdığı romanları acemilik ürünleri olarak nitelendirilir ve bu acemilik ürünlerinin Aşk-ı Memnu’ya bir hazırlık olduğu kabul edilir. Dahası Uşaklıgil, Aşk-ı Memnu’dan sonra yazdığı Mai ve Siyah’ta bile Aşk-ı Memnu’daki kadar başarılı olamadı. Teknik anlatı bakımından kusursuz sayılabilecek Aşk-ı Memnu, Türk edebiyatının başarılı ilk romanı olması bakımından bir yapı taşı ve kendinden önceki edebiyat ile kendinden sonraki edebiyatı birbirinden ayıran bir çizgi.

Aşk-ı Memnu, küçük yaşta, maddi çıkarlar uğruna, annesinin zorlamasıyla evlendirilen küçük Bihter’in yazgısına başkaldırışı. Bihter’in gerek baba motifinin eksikliğini doldurmak gerekse maddi kaygılar ve lüks yaşam beklentisiyle yapılan anlık seçimleri, Adnan’la evlenmeyi kabul etmesinin iki önemli nedeni. Bihter, Melih Bey takımı olarak adlandırılan babasız ailenin, borç batağındaki annesi Firdevs’in kızıdır. Firdevs hafifmeşrepliği ve paraya, lüks yaşama olan zaafıyla ün yapar. Bu ün, Bihter’in eş seçimini de sınırlar. Romana genel pencereden bakıldığında, Bihter’in de annesinin yolunda ilerlediği görülür. Genç Bihter’in damarlarında dolaşan Firdevs kanı, onu bir felakete götürür. Uşaklıgil’in romanını natüralist çizgide vermesi burada, “soya çekim”le desteklenir. Bihter ile Firdevs arasındaki fark, Bihter’in daha sonra bu yoldan dönmesi ve dönem dönem annesiyle hesaplaşmasıdır.

Bihter, ilk başlarda evliliğin büyüsüne kapılsa da büyü bozulunca bir birey olarak âşık olma ve seçim yapma ihtiyacını hisseder. Kadının toplumsal alandaki yerinin evle sınırlı olduğu Osmanlı toplumunda dar bir çevrede, bir yalıda yaşayan Bihter, yaşam alanı içinde kendi yaşına yakın ve beğenilerine uygun olan Adnan’ın öksüz yeğeni Behlül’e yönelir. Bihter’in duygusal yönelimine Behlül tensel arzuyla karşılık verir ve tensel arzunun doyuma ulaştığı anda da Behlül artık başka hedeflere, Nihal'e güdümlenir. Bihter ve Behlül’ün bu “aşk-ı memnû”su yani yasak aşkı, Behlül tarafından yüz üstü bırakılması sonucunda Bihter’in intiharıyla sonuçlanır. Bütün bu süreçte ise kurban, Behlül ile evlilik yolundaki yetim Nihal’dir.

Nihal’in yetim ve Behlül’ün de öksüz olması, Uşaklıgil’in romanındaki parçalanmış aile dramının izini sürer. Nihal ve Behlül’ün yetim ve öksüzlüğü ölüm dolayısıyla doğal bir yaşam akışı iken bu parçalanmış aile dramı, Bihter ve Behlül arasındaki ilişki nedeniyle doğal sebeplerin dışına çıkar ve Adnan Bey’in ailesi üçüncü defa kişilerin kendi tercihleri doğrultusunda parçalanır.

Dikkat çekilmesi gereken bir nokta Bihter’in intihar ediş biçimi. Çoğunlukla silah kullanılarak edilen intiharlarda silahın dayandığı nokta sağ ya da sol şakaktır. Bihter’in silahı kalbine dayaması ise kendisini bu sona getiren çetrefilli yolun kalbinden geçmiş olmasıdır. Bihter’in bu sembolik intiharı romanın kilit mesajlarından birini içerir. Bihter, bu yasak aşkın bedelini Emma Bovary ve Anna Karenina gibi canıyla öder.

Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu’da kullandığı sembolleri Bihter’in intiharıyla sınırlı değildir. Romandaki Ziyagil yalısı kentli, kültürlü ve soylu kesimin sesi olan Uşaklıgil için önemli bir mekân. Bu yalıda görev yapan siyahî hizmetçi Beşir’de yine dönem toplumundaki kadın cariye ve erkek köle geleneğini vurgular. Bunun yanında Nihal’in Fransız mürebbiyenin elinde yetişmesi ve piyano dersleri alması modernleşmeye gönderme yapar. Dönem romanlarında hem Fransız mürebbiye hem de piyano yönünü Batı’ya dönen Osmanlı toplumunun modernleşmesindeki simge. Bir başka dönem romanı Eylül’de de yine piyano modernleşmenin ifadesi.

Uşaklıgil’in romanında karakterlerin iç dünyası da dâhil her şeyi bilme yeteneğine sahip tanrısal anlatıcı söz sahibi. Olayın akışına müdahalede bulunmayan anlatıcı, olay, durum, karakter ve mekânları incelikle ve realist olarak betimler. Uşaklıgil’in dili günümüz Türkçesi ile karşılaştırıldığında ağır. Fakat Uşaklıgil’in dilini yaşadığı dönemin Türkçesi içinde değerlendirmek gerekir.

Özet olarak Aşk-ı Memnu, içerdiği yenilikler ve kurgusal mükemmelliğiyle hem Uşaklıgil’in en yetkin romanı hem de Türk edebiyatının modernleşme sürecindeki ilk ve döneminin en önemli eseri. Eserde, eş seçiminin doğru yapılmamasının bireyi ve bireyle birlikte onun çevresindekileri de felakete sürüklemesi, dönemin sosyolojik yapısına yapılan göndermelerle anlatılır. Natüralzim’den Bovarizm’e geniş bir etki alanı olan romanın dili bugünün okuyucusunun sözlüksel çalışmayla ya da dipnotlu, parantez içli sadeleştirmeyle okuyabileceği düzeyde. Uşaklıgil’in telif haklarının son yıllarda ortadan kalkmasıyla pek çok yayınevi tarafından romanın günümüz Türkçesine uyarlanmış basımları yapıldı. Ancak Uşaklıgil’in şiirsel dilinin eserlerini başarılı kılan bir unsur olduğu unutulmamalı.
400 syf.
·3/10 puan
Bilindiği üzere 1925 yılında yayımlanan ilk Batılı eser olarak bilinmektedir. Halit Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünun ve Cumhuriyet dönemi ses getiren en önemli ilk yazarlar arasındadır. Aşk- ı Memnu en başarılı eseri olarak biliniyor. Kurgusu ve olay örgüsü ile çok dikkat çeken bir eserdir. Toplumsal olaydan ziyade, aşk ve kişisel duygu zinciri içerisinde toplanmıştır. Adnan Ziyagil, zengin bir adamdır.Hayata daha rahat devam edebilmek adına sevgi adı altında maddiyata önem veren Bihter evliliğe adım atar fakat beklenmedik bir şekilde eşinin yiğenine aşık olur. Uzun bir birliktelik sonunda işler karışır. Bihter ile olmaktan hem mutlu hem de sıkıntı içinde olan Behlül, Firdevs Hanımın sözü ile Nihal' le nişanlanır. Beşir ile gerçekler gün yüzüne çıkar fakat olay ne yazık ki hiç ummadık şekilde sonlanır. Bihter daha fazla dayanamaz ve intihar eder. Behlül çeker gider. Bunun üzerine aldıkları ağır ihanet darbesi üzerine baba kız birbirine adayarak hayata iki kişilik çerçeveden devam ederler. Unutmak adına çekip gitmek sadece acı soğutur geride kalan unutmak kelimesi mümkün olmayanlar arasında adını korumaya devam eder. Halit Ziya Uşaklıgil, romanındaki kahramanlarını yüksek kesim, zengin, kültürlü ve aşka önem veren insan topluluğundan oluşturmaktadır. Ne yazık ki romanın en eksik tarafı da bu olmaktadır. Toplumda olan insanları kültür ile değerlendirmesi henüz Cumhuriyet dönemi edebiyatında bir yer bulmuştur. Onun dışında olay örgüsü hayal dünyam kadar zengin, alaycı, aşağılık ve bir o kadar boşluktur.
Ne yazık ki insan hayatı iki kişilik duygu halatından ibaret değildir. Toplum hayatını geride tutması insanı ister istemez hayal dünyasına sürüklüyor. Hayal dünyası yaşanılabilir olduğu kadar yaşanılması boş bir film gibidir. Hayaller kitap, masal, hikaye, film vs. yerinde değerlendirme bulabiliyor, onun dışında insanı bir süre sonra boşluğa itiyor.
Huzurlu Okumalar
400 syf.
·Beğendi
Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil'in realist-naturalist bir romanıdır. İlk olarak 1899-1900 yıllarında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edildikten sonra 1900'de kitap olarak yayımlanmıştır. 

Kişi Kadrosu:

Melih Bey: Firdevs Hanım’ın eşidir. Erken yaşta ölmüştür. İstanbul asilzadelerindedir.

Firdevs Hanım: Melih Bey’in eşidir. Hafif meşrep bir kadındır. Peyker ve Bihter adında iki kızı vardır. Kızlarını kıskanan, yaş takıntısı olan bir kadındır. Eğlenceye düşkündür. Çevrede hafif meşrep olması dolayısıyla adı çıkmış bir kadındır.

Bihter: Firdevs Hanım’ın ve Melih Bey’in büyük kızıdır. Annesi gibi olmak istemez; psikolojik buhrandadır. Hayallerini gerçekleştirememiş bir kadındır. Annesi gibi olmak istemese de karakter olarak annesine benzer.

Peyker: Bihter’in kardeşidir.  Kocasına bağlı  bir kadındır. Behlül’ün ona asılmasına aldırış etmeyen, sadık bir kadındır. Dış görünüş olarak kısa saçlı, kumral, etine dolgun, geniş omuzlu bir kadındır. 25 yaşındadır. Karakter olarak babasına benzer.

Nihat: Peyker’in eşidir.  Peyker ile evlenme amacı aşk değildir; aslında memurdur ve üst tabakaya girmek için Peyker ile evlenmiştir. Adnan Bey’in Bihter ile evlenme isteğini ev ahalisine getiren kişi odur. Peyker ile evliliklerinden Feridun adında bir oğulları olur. Daha sonra da ikinci çocukları dünyaya gelmiştir.

Katya: Firdevs Hanım’ın özel hizmetçisidir.

Adnan Bey: 50 yaşında,  eşini kaybetmiş bir adamdır. Nihal ve Bülend adında iki çocuğu vardır. Çocuklarını da Bihter’i de çok sevmektedir. Asilzadedir. Konakta ailesine ve kendisine tecrit bir yaşam kurmuştur.

Nihal: Adnan Bey’in kızıdır. Hassas bir yapıya sahiptir. Hayatına giren tek erkek Behlül’dür ve ona da aşıktır. Halid Ziya Uşaklıgil’in Nemide romanındaki Nemide karakteri ile tıpatıp aynıdır. Hastalıklı bir bünyeye sahiptir. Psikolojik durumu çok hassastır; bu yüzden sık sık bayılır.

Behlül: Adnan Bey’in yeğenidir. Bencildir. Çapkındır. Beyoğlu’nda çok gezer.  Adnan Bey’in konağına istediği zaman girip çıkar.  Çıkarcıdır. Nihal ile evlenme nedeni ona aşık olması değildir. Yaptıklarının sorumluluklarını almaktan kaçar.  Romanın kötü karakterlerindendir.

Bülend: Adnan Bey’in küçük oğludur. Hiçbir şeyden haberi olmayan, oyuncaklarına düşkün bir çocuktur. Tombul, kırmızı yanaklı, gürbüz bir çocuktur.  Ablasını da üvey annesini de çok sever. Romanın ilerleyen sayfalarında yatılı okula verilmiş bu yüzden olaylardan çok fazla etkilenmez.

Matmazel De Courton: Adnan Bey’in konağındaki Fransız mürebbiyesidir. Evlenmek için geç kalan, kendi namusunu korumak için Fransa’dan ayrılan bir kadındır. Adnan Bey’in konağı onun ikinci mürebbiyelik dönemidir; daha önce Rum asilzadelerinden olan bir ailenin yanında kalmıştır. Anne olamamıştır ve annelik özlemini Nihal ile gidermiştir. Nihal’e sadece öğretmenlik yapmaz; ona sevgi ile bağlıdır.

Şakire: Adnan Bey’in konağının aşçısıdır.

Şayeste: Adnan Bey konağının baş kalfasıdır. Aynı konakta uşak olan Süleyman Efendi ile evlenmiştir. Cemile adında bir de kızları vardır.

Nesrin: Adnan Bey konağında hizmetçidir.

Beşir: Halayıktır. Araptır. Adnan Bey’in konağında hizmetçidir.  Hemen hemen Nihal ile aynı yaştatır. Bihter ile Behlül’ün yasak aşkına şahit olan ve Nihal’in bu durumdan etkilenmesine dayanamayarak olup biten her şeyi Adnan Bey’e anlatan odur. Aslında romanın düğümü, onun tarafından çözülmüştür.


İstanbul´un Eyüp semtinde doğdu. Uşşâkizâdeler diye anılan ve bir kolu İzmir'e yerleşerek halı ticaretiyle uğraşan Uşaklı Helvacızâdeler ailesine mensuptur. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak´tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halid Ziya, o sırada İstanbul´a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi.

Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi´ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca[2] aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir´de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı.

Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. İlk yazısı Hazîne-i Evrak'ta çıkan "Deniz Danası"dır. İlk edebi yazısı (mensur şiir) "Aşkımın Mezarı" ise Tercüman-ı Hakikat'te yayımlandı (23 Nisan 1883). 1884'te Envâr-ı Zekâ'ya tercümeler yaptı. Tevfik Nevzat ve Bıçakçızâde Hakkı'yla birlikte "Nevruz" dergisini çıkarmaya başladı (13 Mart - 27 Ağustos 1884 arasında on sayı). Burada Alfred de Musset, Victor Hugo gibi Fransız romantiklerinden nesir halinde şiir tercümeleri, Louis Figuier'den popüler fenle ilgili yazılar ve derginin ilavesi olarak George Ohnet'nin "Demirhane Müdürü" adlı romanını yayımladı.

İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul´da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885´te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir´e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi´nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanı sıra Türk Edebiyatı dersleri verdi.

Tanıtım Bülteninden:

Bu sayfa, bu mutluluklar, güneşler vaat eden sayfa o kadar umutsuz ve gözyaşlarıyla harap olmuş sayfalardan sonra geliyor, onların acılıklarına öyle parlaklık ve neşe ile son veriyordu.

Aşk-ı Memnu’nun ihtiras ve trajedi dolu satırları her dönemde ilgiyle okunmuştur.

Halit Ziya Uşaklıgil’in edebiyatı açısından da doruk nokta kabul edilen, Yasak Aşk’ı birçok karakterin dünyasından görebileceğimiz, edebiyat tarihimizin en önemli eserlerinden Aşk-ı Memnu, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.

Kitabın ilk baskısı Arapça yazılmış, Latin harflerine geçilmesinden sonra 1939 da yeni harfli ilkyazı yazılmıştır. 1945 yılında dili sadeleştirilmiştir. Kitabın dili, betimlemeleri, ruhsal çözümlemeleri dikkate alındığında çok başarılı bir eseri okuyucusuna bırakmıştır...Keyifli okumalar diliyorum.
400 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Yıllar önce okuduğum kitapları tekrar okumak bana çok iyi geliyor. Her ne kadar karşımıza bir ara televizyon dizisi olarak çıkmış olsa da
-ki, başarılı bir diziydi- satırlarda gezinmenin zevki bir başka. Bu kadar güzel eserlerimizin dünya çapında iş yapmaması ve ödül almaması çok üzücü. Tabi bu politik bir durum. Benim gözümde Aşk-ı Memnu'nun hiç bir ödüle ihtiyacı yok, zira Aşk-ı Memnu'nun kendisi zaten bir ödül.
392 syf.
·Puan vermedi
Bihter yalnızca sevmek ve sevilmek istedi, o babasını tanıyamadı bile ve annesinden de sevgi nedir bilmedi. Firdevs Hanım, gösteriş ve şatafat, bu zehirli ilgilerin getirdiği bencillikle, iki evladını yalnızca yaşlanmasına sebep iki mahluk olarak gören, zengin bir koca bulacağının hayaliyle kızlarının varlığını bu hayale ulaşmaktaki en büyük engel olarak gören bir anne. Bihter’in yaşça büyük olan Adnan Beyle evliliğe karar vermesindeki sebep annesine olan kızgınlığından başka bir şey değildi. Fakat daha sonra bu kararın hayatına mal olacağını bilemiyordu.
Behlül ise her güzel kadına bakan hatta onları bekar evli olmaksızın sadece kendi zevklerine kurban eden basit bir erkekti, Bihter’e olan ilgisi Nihale dönünce yaşanan yasak aşktan Bihter’i sorumlu tutup bir an bile pişmanlık duymamakla sadece karşısındaki evli kadını basitlik ve alçaklıkla suçladı. Bihter bu yasak aşkın cezasını canıyla öderken o sadece kaçmakla kaldı.
439 syf.
·9 günde·9/10 puan
Yo, aklı başında bir inceleme yazmaya gelmedim. Aradığınız şey bende değil, ben kitaba yönelik merak duygunuzu sevimsiz Iphone alarmı gibi uyandırıp size eziyet çektirmek için buradayım. Şey gibi düşünelim mi, Çisem’in anıları derlemesi? Kabul buyurursanız şöylemesine bir giriş yapayım: https://i.hizliresim.com/Pp66Ws.jpg
Bu kitabı elime aldığımda kafamda yine o bildiğimiz diziyi tekrar tekrar oynatacağım, drama kraliçesi Nihal’e sinirlenip bir hevesle Behlül ve Bihter çılgınlığını destekleyeceğim sanırdım- çocuk aklı işte, nitekim hiç de öyle olmadı. Bu kitap gerçekten farklı. Roller farklı, hisler farklı...
İlkokul ilk sınıftayım sanıyorum, evet evet kesinlikle öyleyim, salondaki dev televizyonumuzun karşısına konumlandırdığımız dev sehpamızın üzerinde, defterime bir sürü kez “A” harfini el yazısı şeklinde işlerken bir yandan da Türk dizisi fanatikliği yapıyorum- sonra bu kızın kafası niye kırık demeyin. Bellek arşivim bol bol Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu doludur bu sebeple.
Final günü pek çoklar gibi benim için de gözyaşı seliydi. O zamanlar Türkiye’ye yeni gelmiş Kinder Joy’umu hevesle ağzıma tıkarken Adnan Bey’in beyaz takımıyla kapıya uçuşu, Nihal’in kendisinin iki katı gelinliğiyle kendini merdivenlere bırakışı, kulaklarımda çınlanan silah sesi, o ağzımdaki koca lokmayı asla yutamayışım ve çocuklara has “öğöğöğ” ağlamamı büyük bir performansla sergileşiyim dün gibi aklımda. Sonra annemin beni zorla yatağıma itekleyişi, ağlaya tepine uykuya dalışım ve kapanış. (Kinder Joy detayı çok önemli ama, kardeşim yüzünden eve milyon tane doldurduğumuz yumurta çikolataları her görüşümde aklımda bu sahne canlanıyor hâlâ, travmatik.)
Hepimizin hayatında bir şekilde yer edinmiş Aşk-ı Memnu yapımının belli noktalar hariç kitapla asla özdeşleşmediğini fark ettiğimde öyle bir şaşırdım ki... Ha, ne var ki Bihter hâlâ Beren Saat’tir benim için, ama bu saatten sonra ne Nihal’i ne de Behlül’ü, ne de Adnan Bey’i kafamda aynı konumda tutabilirim. Hele ki Adnan Bey... O kır saçlı sevimli bey neymiş meğer! Tam bir tazecik hayat sömürücü, AAA kaliteli elektrikli süpürge gücünde ruh süpürücü.
Tabii Behlül Beylerden bahsetmemek namümkün. Beyler, bir saygı ifadesi değil, Behlül gerçekten binbir parça. Bir parçası Bihter’e, bir parçası şarkıcı kıza, bir parçası Nihal’e... Firdevs Hanımı da on yılla kaçırmış bulundular ki, Uşaklıgil bizi o korkunç senaryodan koruduğu için pek minnettarım. Behlül’den bir parça da ben çalıp yastıkaltı yapacağım, pandemik aksiyon açığımı bir nebze olsun örter sanıyorum. Yok mu Ziyagil Yalısı’nda bir çay partimiz?
Ne olur dizisini birazcık boşverin ve okuyun şu kitabı, kahramanlarımıza karşı önceki düşüncelerinizden eminim siz de benim kadar utanıp sıkılacaksınız. Hatta sırf bu düşünce karşılaştırmasını, o iç muhakemeyi gerçekleştirmek için yapın bunu, okuyun. Okuyun ve benim yapamadığımı siz yapıp güzel bir inceleme yazın şuraya, ben tam ciddi kalacak oluyorum yine bir gülme tutuyor beni, asla ciddi bir inceleme yazamayacak oluşum üzücü, ama siz yine de sevin beni olur mu?

Ziyagiller iyi okumalar diliyormuş sizlere, öyle bir haber çalındı kulağıma şimdi! Dedim ya, yok mu bir çay partimiz? O zaman doğruca Ziyagil Yalısı’na alalım sizi şöyle... ♥︎
392 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10 puan
"Demek bütün bir hayat, bir hatanın kurbanı olabiliyordu."

DİKKAT:Dizisiyle de çok ses getiren bir yapıt Aşkı Memnu. Dizinin Türkiye'de çok izlendiğini, izlemeyenlerin bile dizi nedeniyle kitabın içeriğine hakim olduklarını ele alarak spoiler içeren bir inceleme yaptım!

Türk romanının başyapıtlarından biri Aşk-ı Memnu. 55 yaşlarındaki Adnan Bey'in 22 yaşındaki Bihter'e talip olmasıyla başlıyor roman. Ve bu evliliği eksen alıp, bu evliliğin ardından gelişen olayları anlatıyor.

Aşk-ı Memnu iki kadın karakterin, Bihter ile Nihal'in hikayesi. Yani ana karakterlerimiz Bihter ve Nihal. Hatta bu edebiyat çerçevesinde tartışılan da bir konuymuş; kimilerine göre Nihal'in hikayesidir Aşk-ı Memnu, kimilerine göre Bihter'in. Bence de Nihal ağırlıklı bir roman okuyoruz.

Bu iki ana karaktere yakından bakacak olursak:Bihter annesine olan düşmanlığı ve Adnan Bey'in nüfuzuna, servetine olan hayranlığı nedeniyle, kendince, mantık evliliği yapmayı seçen gencecik, güzeller güzeli bir kadın. Evlendikten sonra her ne kadar servete, güce sahip olsa da sevgiye, aşka muhtaç bir evliliğe mahkum olduğunu fark eder. Bu mahkumiyetin içerisinde boğulmak üzereyken Peyker'in, Behlül'ü kastederek, 'ihanet etmek için evlenmediğini' vurgulaması Bihter'i Behlül'ü düşünmeye iter. Yasak aşkın tohumu bu cümleyle Bihter'in zihnine atılmıştır. Ve Bihter'i hazin sonuna adım adım yaklaştırır. Bihter her ne kadar hataların en büyüğünü yapmış olsa da psikolojik çözümlemesi çok iyi yapılmış bir karakter, bu nedenle de karakteri hatalarına rağmen zaman zaman sevmek, anlamak mümkün.

Nihal ise nevrotik bir karakterdir. Aşırı şefkat ve sevgi isteğinde, babasına ve kardeşi Bülent'e aşırı tutkun, sinirleri zayıf, yıpranmış bir karakter. Bihter'e karşı ilk andan itibaren sönmeyen bir nefret ve kinle yanan bir kız. Ne kadar yazar nevrotik kişilikli bir kız ortaya koysa da ben Nihal'i sevdim:) Nihal'in çocukken annesini kaybedişi bütün zayıf sinirlerinin temelidir ve kitapta en çok Nihal'e sayfa ayıran yazarımız sayesinde okuyucunun bağ kurmakta hiç zorluk çekmeyeceği, anlaşılırlığı en kolay olan karakterdir Nihal.

Nihal ve Bihter'den sonraki en önemli karakterimiz: Behlül. Behlül eğlence düşkünü, hayatı çözdüğünü sanan, çok bilmiş ve bir o kadar mutsuz karakterimiz. Yazar bu bitmek tükenmek bilmeyen mutluluk ve eğlence arayışını temellendirmemiş, bu konuda Behlül'e bir psikolojik çözümleme yapmamış. Bunun sonucunda da karşımıza bencil, sinir bozucu bir karakter çıkmaktadır. Behlül kitabın başından sonuna kadar boğmak istediğim bir karakterden öteye gidemedi benim için:))

Ve daha geri plandaki karakterlerimiz; kızlarına düşman gözüyle bakan, yaşlandıkça daha da gençleşmek isteyen, Bihter'in Behlül'e olan ilgisini fark ettikten sonra kızından intikam almak amacıyla Nihal ve Behlül'ü evlendirme fikrini ortaya atan Bihter'in annesi Firdevs Hanım; yaptığı evlilikle olayları başlatsa da, olup bitenlerin akışında hiçbir işlev üstlenmeyen, çevresinde gelişen olaylara müdahale etmeyen hatta Bihter'in her zaman kendine rakip olarak gördüğü Matmazel'i, kızının en yakınını, Bihter nedeniyle evden uzaklaştıran, pasif kişilikli Adnan Bey; Nihal'in mürebbiyesi ve en yakını ihtiyar kız Mlle de Courton(Matmazel), Nihal'e büyük bağ ile bağlı, hikayenin son vuruşunu yapıp Bihter ve Behlül arasındaki ilişkiyi açıklayan Beşir ve daha nicesi...

Karakter yoğunluğu müthiş işlenen bir kitap, yani en sevdiklerimden;) Mekan tasviri kısıtlı, zaman zaman geçmişe dönüşler olsa da kronolojik sıralamaya uygun bir hikaye anlatımı var. Ve diline, anlatım tarzına da bakılacak olursa orijinal metninden değil, Ali Fuat Ersöz'ün günümüz Türkçesine uyarlamasıyla okudum ki, bence müthiş bir uyarlama, anlaşılır, orijinal metne dair anekdotlarda içeren harika bir çeviri olmuş.

Hazin sonlu, karaktere doyuracak kadar yoğun olan bu çağdaş roman örneklerinin öncüsü kitabımızı gönül rahatlığıyla herkese öneriyorum. Keyifli okumalar...
469 syf.
·8 günde·6/10 puan
Aşk-ı Memnu hakkında çok konuşulan ekranlara yansıyan bir kitap olmasına rağmen beğenemedim. Nihal'in buhranları, Bihter' in hırsları, Behlül'ün kendince oluşturduğu hayat felsefesi hepsi birbirinden anormal. Aşırıya gidilmiş karakter ve ruh tahlilleri, yasak aşklar, gençlik heveslisi yaşlılar hepsi bu kitapta toplanmış. Dönemin lüks yaşantısını gözler önüne seren ve paranın mutluluk getirmediğini anlayabileceğiniz bir roman.
400 syf.
·34 günde·Beğendi·8/10 puan
Aşk-ı Memnu deyince hepimizin aklına yazarı Halit Ziya Uşaklıgil'den ziyade Beren Saat ve halen aklımda olan ve atamadığım şekilde, iç sesimin direkt olarak Behlül portresi olarak gözümün önüne gelen ve hatta şu an bile internetten ismini arama ihtiyacı hissettiğim -şu an arıyorum- Kıvanç Tatlıtuğ geliyor galiba. Neden millet olarak magazine bu kadar muhtacız anlamış değilim. Neden büyük bir yazarın önce kitabını okuyup da sonra dizisi, filmi çekilince "aaaa Halid Ziya'nın büyük romanını filme almışlar" şeklinde tepkiler veremiyoruz? Kafamda deli sorular. Kitaba geçelim...

Don Juan'mı daha fena yoksa bizim Behlül mü onu da bilemedim. Behlül karakteri Bihter'den önce Bihter'in kardeşi, annesi ve bilimum tanımadığımız İstanbul kızlarını sıradan geçirmiştir. Behlül bir ustadır, bir avcıdır. Usta bir avcıyı ne durdurabilir? Tabi ki güzel ve naif Nihal. Belki farkında değilsiniz ama aslında kitabın içeriğiyle ilgili ufaktan ufaktan bilgiler veriyorum siz sevgili okuyuculara. Bundan da rahatsız değilim. Zaten birçok insan diziyi izlediği için kitaba hakimdir. Kısaca bir özet verecek olursak; Adnan Bey zengin ve nüfuzlu bir adamdır. Karısını kaybetmiş ve konağında kızı Nihal, oğlu Bülent ve yeğeni Behlül -nam-ı diğer Don Juan Behlül- ile birlikte yaşamaktadır. Dul kalmak Adnan Bey'in canına tak demiştir ve kendine bir hanım aramaktadır. Daha doğrusu satılık bir beden aramakta ancak bunun aşk ile olabileceğini düşünerek kendini avutmaktadır. Bu sırada tam olarak satılık bir kadın olan Firdevs Hanım'ın kızı, genç ve güzel Bihter'i gözüne kestirir ve evlenirler. Bihter'in kendinden yaşça çok çok büyük olan Adnan Bey ile evlenme amacı izahtan varestedir. Evlilik, Bihter'in konakta Behlül ile aşna fiştelerinin ayyuka çıkması ile hazin bir şekilde son bulur. Hazin son.. Bihter için ayrı, Adnan Bey ve kızı Nihal için ayrı, Behlül için apayrı hazin sonlar. Behlül için hazin son dedim ama galiba en son konaktan koşarak kaçmıştı galiba. Allah bilir hangi İstanbul kızını kötü emellerine alet etmeye ve ağına düşürmeye gitti. Kim bilir... Romanın kısaca özeti bu, fazla fazla anlatıp daha fazla tadını kaçırmayım.
Bu kadar magazin konusu olmuş bir roman keşke birazcık da diliyle, sanatıyla magazin malzemesi olabilseydi. Halid Ziya Uşaklıgil'in sadece bu romanını okuyarak usta bir sanatçı, usta bir edebiyatçı olduğuna kanaat getirebilirim. Uzun süredir böyle uzun cümleleri olan ve o kadar yoğun, bir o kadar sanatlı bir dil okumamıştım. Nasıl desem... O kadar usta bir dil ki bu ustalığı anlatmaya benim çırak seviyesi okuyuculuğum yetmiyor. Hem nesneler hem de ruh halleri o kadar güzel ve uzunca tasvir edilmiş ki. İnsan kullanılan sözcüklerin ve bir araya gelen cümlelerin ahenginden, sanatından mest oluyor. Cümleleri, paragrafları okudukça "vay be" demekten kendimi alamadım. Halid Ziya çooook önce bu hayattan feragat etmiş olsa da bu romandan anladığım, Aşk-ı Memnu, üzerinde uzun süre düşünülmüş ve ustalıkla kelime kelime, cümle cümle işlenmiş harika bir roman. Velhasıl. Kesinlikle okuyun derim.

Bu arada ben bu romanı Akçağ yayınlarından okudum. Bu yayın ile ilgili özel bir hatırlatma yapmak isterim. Akçağ yayınları roman uzun süre önce yazıldığı için güncel okuyucunun dili anlayamayacağını düşünerek kitabı günümüz diline sadeleştirmiş. Bunu da güzel bir yöntemle yapmış. Akçağ yayınlarındaki bu romanda sol taraftaki sayfalar orijinal diliyle yani Osmanlıca olarak bırakılırken sağdaki sayfalar günümüz Türkçesiyle yani sadeleştirilmiş haliyle verilmiş. Özellikle Osmanlıcaya merakı olan okuyuculara tavsiyem kendilerini geliştirmek istiyorlarsa Aşk-ı Memnu'yu, Akçağ yayınlarından okusunlar. Kendilerini kelime hazinesi anlamında geliştirecekleri muhakkak. İyi okumalar.

Son Not: Ne çektin be Beşir, ne çektin be Nihal. Sadece ikinize üzüldüm yeminle.
400 syf.
Bu kitabı okurken bir hayli boş zamanım vardı.Baştan belirtmek gerekiyor ki yeteri kadar vaktiniz yoksa başlamayın uzun süre bir kenarda tozlanacaktır aksi halde.Eser edebiyat tarihimizde ilk batılı tekniğe uygun roman olarak biliniyor ancak ben psikolojik tahlillerin çok başarılı olduğunu ve Eylül'den önce basıldığına göre ilk psikolojik roman olması gerektiğini de düşünüyorum.Dizisinden malum herkes karakterleri kendince tanıyor.Sözü uzatmak yerine asıl olaydan bahsetmek uygun olacaktır.Öncelikle 'Memnu' kelimesi yasak demektir.Yani kitabın kurgusu 'Yasak Aşk ' üzerinedir.Kitabın kurgusunu sağlamlaştıran ise psikolojik tahlillerin üst düzeyliği ve kahramanların özelliklerini çok iyi yansıtmalarıdır.Firdevs hanım aslında tüm kurgunun başıdır.Onun yalı düşkünlüğü ya da maddi emelleri olmasa tüm olaylar meydana gelemezdi.Bihter ise annesi gibi olamaktan korkan-annesi aslında kocasını aldatmış bir kadındır- bu durumdan kaçmak için yaşayan biridir.Behlül ise dönemin batılı hayranlığını tatmin edecek ölçüde her açıdan muhteşem biridir.Yaşam amacı neredeyse kadınlardır.Arsız biridir ve istediğini elde edene kadar asla vazgeçmez.Bihter aslında Behlül'e aşık değildir.Korktuğu ve kaçtığı her şeyin başına gelmesi kaçınılmazdır.Çünkü yaşlı kocası Adnan Bey onun ruhundaki boşluğu asla dolduramayacaktır.Behlül aslında Bihter'in ruhundaki boşluğu doldurmaktadır.Maddi her şeye kavuşmuştur ancak o boşluk tüm maddi eşyaları içine alıp yok etmektedir.Sonuçta kaçınılmaz arayış herkesin acı çekmesine mal olacak en çokta annesini çok erken kaybeden naif ruhlu Nihal zarar görecektir.Ancak bu zararı babasıyla birlikte yeni umutlarla yok etmek için zamanları vardır.Bihter bu fırsata asla sahip olamayacağını bildiği için o derin boşluğa sürüklenip intihar edecektir.Behlül ise yalnızca utanç duymuştur tüm bu olanlardan.Ancak böylesine bir karakterin sonu getirilmemiş ve zihinlerimizde yaşamaya devam edecek.Arada kurgu içerisinde bir çok olay geçer bunları okumanız için size bırakıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk-ı Memnu
Baskı tarihi:
Mart 2021
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057739674
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Firdevs Hanım ’ın iki kızından biri olan Bihter; rahat bir hayat sürmek, hafifmeşrep bir kadın olan annesinin kötü şöhretinden kurtulmak ve ona inat olsun diye iki çocuk sahibi, orta yaşlardaki Adnan Bey ’le evlenir.

Bihter, Adnan Bey ’in yalısına geldikten bir süre sonra, aradığı şeyin zenginlik değil aşk olduğunu anlar. Üstelik evin duygusal kızı Nihal’le aralarında bitmeyen bir düşmanlık başlamıştır.

Adnan Bey’de bulamadığı aşkı, onun genç yeğeni Behlül’de bulur. İlk başta karşılıklı olan bu aşk; Behlül’ün alışkın olduğu çapkın ve sorumsuz hayatını özlemesi, Bihter’den bıkması, son olarak da Nihal’le evlenmeye karar vermesiyle büyük felaketlere yol açar.

Halit Ziya Uşaklıgil bu realist romanda, psikolojik çözümlemelere de geniş yer vermiştir. Hatta bir aşk hikâyesi olarak bilinen bu romanın baş karakteri, keskin duygu geçişleri ve ruh yapısı uzun uzun anlatılan Nihal sayılabilir.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları