Adı:
Atinalı Timon
Baskı tarihi:
1 2008
Sayfa sayısı:
152
Format:
Ciltli
ISBN:
9789944882484
Orijinal adı:
Timon Of Athens
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Atinalı Timon’da talih perisinin herkesin kul köle olduğu gözdesini bir anda alaşağı edebileceğini ve o zamana kadar talihli adamın önünde yerlere kadar eğilenlerin onu nasıl yüzüstü bırakacaklarını anlatır. Birçok eleştirmene göre, eserde göze çarpan bezginlik, umutsuzluk, insanlara yabancılaşma, tiksinti ve kin duyguları bu oyunu yazdığı sırada Shakespeare’in çektiği kişisel acıların yansımasıdır. Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973): Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biriydi. Tek başına ya da ‘imece’ birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam’dan Montaigne’e, Platon’dan Shakespeare’e kadar dünya kültürünün hep doruk adlarındandı.
113 syf.
·1 günde·10/10 puan
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/rGxh2RVjmNU

Dünyanın en cömert insanıyken bütün maskaralıklara, eğilip bükülmelere, kıç kaldırmalara, çamur dolu dostluklara, yüzsüzlüklere, gerçek sanılan dış görünüşlere, vicdan bırakmayan çıkarcılıklara, iyi gün dostu dalkavukluklara, altın ve para budalalığına, dalavereciliklere, ikiyüzlülüğe, yalana ve insanın yüzüne gülüp arkasından kuyusunu kazanlara düşman hale gelmiş bir adam: Timon

Hamlet'in tiradlarını hatırlatan monologlarıyla kendinden geçen, Kral Lear'ın içinde bulunduğu bir dünya bezginliğiyle bütün insanlardan nefret eder hale gelen, Shakespeare'in Güller Savaşı'nı anlattığı tarihi oyunlarındaki gibi iktidar değişim süreçlerinin Darwin'in doğal seçilim süreçlerini hatırlattığı Atinalı Timon, bütün insanların dostuyken bir süre sonra bütün insanların düşmanı haline gelir.

Sahi bütün insanların düşmanı olmamak için elimizde neler var? Bütün maskaralıklar sen konuş bakalım, elinde neler var?

Bütün maskaralıklar: Ben insanlara aslında yapmayacakları ve kendi karakterinin kabul etmeyeceği şeyler yaptırırım. Benim adım maskaralıktır. Bir soytarı gibi sosyal statü kazanmak ve ilgi görmek için yapmayacağım şey yoktur.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım eğilip bükülmeler... Senin derdin ne?

Eğilip bükülmeler: Benim kökenim biattır. Askerlikte de koğuş yataklarının altında neler yazdığını biliyorsun Oğuz. "İtaat et, rahat et" Aynen öyle işte! Kodamanlarda numaran varsa rahatsın. Birilerine karşı beni yapma becerin varsa bu dünyada sonuna kadar mutlu mesut yaşarsın. Haa ne zaman ki benim tam karşıtım olan boyun eğmemeyi, başkaldırmayı istersen işte o zaman insanların duymaktan ve görmekten hoşlanmadığı bir şey yapmış olursun.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım kıç kaldırmalar... Senin derdin ne?

Kıç kaldırmalar: Ben olmadan eğilip bükülmenin de bir anlamı yoktur. Biz bir anlamda kardeş sayılırız. Grubumuz içerisindeki bireylere kayıtsız şartsız iman etmek ve ne dedilerse kabul edip onların çeşitli uzuvlarını kaldırmak vardır. Çünkü birazdan söyleyeceğim dalkavukluk adlı abimin kaynağı da budur, bir insanın kıçını kaldırıyorsanız sizin kıçınız da kaldırılmayı hak etmiş demektir.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım çamur dolu dostluklar... Senin derdin ne?

Çamur dolu dostluklar: Adem ile Havva'dan beri çamur çok yanlış anlaşıldı. Oysaki insan çamurla yaratılmıştı ilk önce fakat dostlukların içine doldurdu yaratıldığı şeyi. Çamur, bulunduğu insan kabının şeklini aldı. Dostluklar samimi dostluk için değil çıkarcılık adlı akrabamla birlikte ticaret yaparak değer kazandı.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım yüzsüzlük... Senin derdin ne?

Yüzsüzlük: Benim yüzüm yoktur. Arkadan konuşma ve ikiyüzlülük birlikte çalışırım ben. Aslında insanın yüzü olmamasıyla iki adet yüzünün olması ne kadar da paraleldir değil mi Oğuz? Benim yüzüm yoktur. Çünkü insanlar bana o kadar çok yüz biçmiştir ki, her insana farklı bir yüz oynarım. Sadece dalkavukluk ettiklerime esas yüzümü gösterip diğerlerine farklı farklı yüzlerimden gösteririm ki sahteliğim çok anlaşılmasın.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım gerçek sanılan dış görünüşler... Senin derdin ne?

Gerçek sanılan dış görünüşler: Hepsi beni gerçek sanıyor fakat uzaktan yakından alakam yok. Şekilciliğin dik alasıyım ben. İçerikten, işlevden ve manadan uzağım. Gerçek sansalar bile hiçbir zaman gerçek olmayacağım. Sanal profillerin sanallığına kısıtlı kalmış bir eziğim aslında. İnsanlar ne zaman ki benim düşmanım olan iç görünüşleri keşfediyor, işte o zaman Timon gibi bütün insanlara nefret eder hale dönüşüyorlar.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım gerçek sanılan vicdan bırakmayan çıkarcılıklar... Senin derdin ne?

Vicdan bırakmayan çıkarcılıklar: İnsanın aslında sahip olması gereken iki erdem vardı, bunlar empati ve vicdandı. Fakat insanoğlu çok daha önemli gördüğü gereksinimlerden ötürü bunları ötekileştirdi, izole etti, yadsıdı. İşte o zaman benim sahne alma vaktim dedim dünyaya, vicdanınızı çıkaracağım içinizden dedim, çıkaracağım ki böyle çıkarcı olacaksınız dedim insanlara. Onlar da bana uydular çünkü menfaat her şeyin üstünde olabilen tek kuvvetti. Evsiz kalan insanlara çıkarcılığımla ev oldum. Mukavemetim dalkavukluktu.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım iyi gün dostu dalkavukluklar... Senin derdin ne?

İyi gün dostu dalkavukluklar: Sıfatımda da gördüğünüz gibi iyi gün dostuyumdur, kötü günde dostlarımın yanında olmam. Kendi menfaatim için grubum içerisinde yalamayacağım hiçbir ademoğlu yoktur. Sürülerle birlikte hareket eder ve bireysel özgürlüğünü eline alan insanlara büyük nefret beslerim, yaptıkları her işe çamur atarım ve çamur dolu dostluklarla beraber çalışırım. Kıskançlık, çekemezlik ve yalakalık beni var eden, beni neşeli olarak hissettiren, evsiz hissettiğim dünyada bana ev olan, işte, bir demet dalkavukluktur aslında.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım altın ve para budalalığı... Senin derdin ne?

Altın ve para budalalığı: Sen kimsin, beni altınlarımla başbaşa bırak. Sana fikrimi belirtecek vaktim bile yok altınlarımdan!

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım dalaverecilik... Senin derdin ne?

Dalaverecilik: Ne yaparsam yapayım, ne düşünürsem düşüneyim, işim gücüm budur benim. Dalaverecilikten başka bir şey bilmem. Bir dediğim bir dediğimi tutmaz. Hatta kendi sürümün çıkarları için önceden dediğim şeylere karşı bile gelebilirim, çünkü adım çıkmıştır artık, dalavereciyim.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım ikiyüzlülük... Senin derdin ne?

İkiyüzlülük: Yüzsüzlük benim kardeşimdir. Onun da dediği gibi ben onla birlikte çalışırım. Madalyonumun iki tarafı vardır, ikisinde de bambaşka yüzler oynarım, benim rolüm hiçbir zaman aynı yüze sahip olmamaktır. Neşeyle oynarım bu dünyada rolümü. İki adet saymışlardır benim yüzümden fakat hiçbiri benim yüzümden değildir. Beni ben yapan esas olarak dalkavukluklarımdır. Hiçbir ademoğlu yoktur ki benden nasibini almasın, birine öyle davranırım, birine ise şöyle böyle.

Timon'un bundan nefret etmemesi mümkün mü?

Peki sen konuş bakalım insanın yüzüne gülüp arkasından kuyusunu kazmak... Senin derdin ne?

İnsanın yüzüne gülüp arkasından kuyusunu kazmak: Aslında ismim her şeyi açıklıyor diye düşünüyorum, bu yüzden çok fazla konuşmaya gerek duymuyorum. Neşe içinde gözüksem bile sürüm dışındaki ademoğlunun arkasından kuyularını kazmaktır benim görevim. Duygularından evsiz kalmış insanlara o kuyuda ev bulurum ben. Bilge bir insan gibi görünmemin sebebi de budur aslında, kuyu kazdıkça insanlar beni deha bir inşaatcı sanır, oysaki Sezar'ın Brütüs'ünden tutun da Kutluk Yabgu Kağan'a kadar bugüne pek çok insanın arkasından kuyusunu kazdım. Budur benim bütün inancım.

Peki Timon olsa ne yapardı?

"-Elinden gelse dünyayı ne yapardın?
-Hayvanlara verirdim, insanlardan kurtulmak için." (s. 89)
Nefes
Nefes Gençler İçin Shakespeare - Atinalı Timon'u inceledi.
64 syf.
·Puan vermedi
Okuduğum bu kitapta Atinada en zengin olan Timon parasını fakirlere ve zenginlere bile paylaşır. Kitabı güzel buldum. Benim ilgimi çekti sizde okuyabilirsiniz. Bitti.
113 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitabı üniversitede Shakespeare dersi için okumuştuk. Üzerine bayağı bir makale okumuştum zamanında ama maalesef şu an hatırlamıyorum. Aklımda kalan tek şey bu oyun için yazmış olduğum kısacık şiir:
"The souls are sold
For the sake of gold"

Arkadaşlarına aşırı cömert davranan zengin bir adamın borçlarını ödeyemeyince eskiden bol bol hediye ve para verdiği "arkadaşlarından" para istemesini ve kimsenin ona yardım etmemesini anlatıyor.
Derste Timon un karakteri için herkes aptal dediği için hoca bize sinirlenmişti çünkü meğerse kendisini onunla özdeşleştiriyormuş :D awkward :O
113 syf.
·2 günde·Puan vermedi
William Shakespeare'in baş yapıtları arasında yer alan bu eser gerçekten şaşırttı. Bu kadar iyi olacağını beklemiyordum. Kitabı birazda "Hastalık Hastası" kitabına benzettim. Okuması çok zevkliydi çok sade bir dili vardı. Kesinlikle şiddetle önereceğim bir kitaptır. İyi okumalar dilerim.
113 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
"Ziyafetle kazanılan dost çabuk yitirilir.Bir kış yağmurunun bulutu görünmeye görsün,bu sineklerin hiçbirini ortada bulamazsınız."

Ah Timon,sevgili Timon!Sen ne güzeldin ne saftın ama insanoğlu bu iyi niyete lâyık olmadı hiçbir zaman.İnsanları o kadar fazla sevmişti ki nefret etmeye gelince birinciliği kimseye bırakmamıştır.

Shakespeare'in Atinalı Timon oyunu bencilliğin,riyakarlığın,yalakalığın nefret uyandırası bütün yönlerini gözler önüne seriyor.Mutlaka ölmeden önce yapılacaklar listeniz varsa bu kitabı okumayı yazmayı ihmal etmeyin.
113 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İnsan her Shakespeare okuduğunda insanlara karşı olan bakış açısı değişiyor. İnsanların bir o kadar menfaatçi bir o kadar hilekar olduklarını bilsekte bu kadar basit konuları böyle karakterlere giydirmesi çok başarılı geliyor. Timon’un tecrübeleri ve davranışları ne kadar doğru gelmese de burada yazar karakterimizin mizacını çok iyi ortaya koyuyor. Anlatmak istediği şey her ne kadar göz önümüzde olsada çoğu insanın bunları bilip göz yumarak insanoğlu böyle diyerek yoluna devam ettiği olayları kabullendiği bir gerçek. Çerezlik bir kitap olarak okunabilir.
113 syf.
·1 günde·10/10 puan
Kaynaklar:
Pulutarkhos'un ''Lives of the Noble Grecians and Romans'' adlı eseri. (M.S yaklaşık 100)
William Painter'ın ''Palace of Pleasure'' adlı eseri. (1566)
''Timon'' adlı anonim oyun. (1602)

Timon belki de Shakespeare'in en uç karakteridir. İnsan sevgisinden, tüm insanlardan nefret etmeye savrulur. Timon'a eşlik eden hicivci Apemantus, Atinalı lordun hayat tecrübesinin çarpıcı bir özetini sunar:

''Sen insanlığın ortasını tanımadın hiç, karşıt iki ucunu tanıdın yalnız.''
(s. 89)

Apemantus, Timon'un insan sevgisinden insan nefretine yönelmesine tanıklık eder ve bu dönüşüm hakkında alaycı bir
yorum yapar. Apemantus ilk başta Timon'un ziyafetler düzenlemesini ve misafirlerini pahalı hediyelere boğmasını seyreder, daha sonra onu aynı kişilere taş ve altın fırlatırken
görür.

Apemantus, benim en sevdiğim karakterlerdendir, çünkü o insanların çıkarcılığını, ikiyüzlülüğünü, gaddarlığını, kısacası bütün iğrençliklerini tanımış bir adamdır; ve yine de bu hayatta kalmaya çalışmıştır, o Timon gibi değildir, yılmamış, vazgeçmemiştir... Her devirde, her yerde ''Apemantus''ların olması gereklidir; çünkü dünyada onun gibi ''başkaldıran insan'' nadirdir. Apemantus, aramızdan biridir, ve şüphesiz onun gibi bir karakter ölümsüzlüğe layıktır.

TIMON
Elinden gelse dünyayı ne yapardın, Apemantus?
APEMANTUS
Hayvanlara verirdim, insanlardan kurtulmak için.
(s. 89)

Platon, Aristophanes, Lucian ve Plutarkhos'un eserlerinde daha önce atıfta bulunulan bir yaşam öyküsünü dramatize etmeyi seçen Shakespeare, insanın "Sarı, parıldayan, eşsiz altın"la ilişkisine odaklanan bir oyun yaratmıştır. Cömertçe hediyeler dağıtırken "arkadaşları" onu hiç yalnız bırakmaz:

"Elimde olsa krallıklar dağıtırdım dostlarıma,
Bıkmaz, usanmazdım da dağıtmaktan."
(s. 28)
Fakat Timon'un borçları açığa çıkınca arkadaşlarının hiçbiri ona aynı cömertliği göstermez.

Timon'un öyküsü basitçe zenginlikten yoksulluğa uzanan bir öykü değildir. Oyunun şematik olduğu, iki tezat parçaya bölündüğü söylenebilir, buna rağmen Shakespeare'in Timon'u sunumu basit olmaktan çok uzaktır. Sadık uşak Flavius oyunun başlarında Timon'un kasalarının halihazırda boşaldığını ve ağzından çıkan her sözün borcuna borç eklediğini açıklar. Timon'un aşırı cömertliği kafa karıştırıcıdır. Bir yandan
"Düşeni kaldırmak yetmez, / Kaldırınca da desteklemek gerekir,” (s. 8-9) diyerek yardımseverlik açıklamaları yapar. öte yandan da, "Verdiğinin karşılığını alan, / Gerçekten vermiş sayılmaz hiçbir zaman,” (s. 19) der. Timon bunu yapmalarına izin vermezken, misafirleri onun cömertliğinin karşılığını nasıl ödeyebilir? Flavius, Timon'un "en büyük günahının çok fazla iyilik yapması” olduğunu ileri sürer, ama Apemantus akbabalar gibi Timon'un etrafımı saran güvenilmez dalkavukların farkındadır ve Timon'un körlüğü (ve gösterişi) karşısında düş kırıklığına uğrar:

''Timon'un asıl deliliği de şurada ki,
Çağırıyor, kışkırtıyor yiyicilerini kendisini yemeye.''
(s. 20)

Timon arkadaşlarının gözündeki "itibarını kaybedebileceğini”
öğrendikten sonra, sırtını topluma döner ve ormana sığınır. Orada "en vahşi hayvanların bile insanoğlundan daha müşfik olduğunu” görür. Kral Lear gibi Timon da sahte arkadaşlıkların ve tatlı dilli dalkavuklukların "hastalığından” kurtulma çabasıyla kıyafetlerini çıkarır. Timon, Atina surlarının dışına çıktıktan sonra o iğrenç kentten hiçbir şeyi yanında götürmeyeceğini açıklar. Lanetler savuran bir mizantrop olarak Timon'un lirik hüneri artar ve dudaklarından şok etkisi yaratan suçlayıcı dizeler dökülür:

"Bu sarı köle, dinleri yıkar da, yapar da;
Cehennemliği cennetlik eder;
İğrenç cüzamlıları sevdirir insana;
Hırsızları başköşelere oturtup
Şanlar, şerefler, alkışlarla senatörler arasına sokar.
Yıpranmış dullara koca bulduran budur;
Hastaneyi, çıbanlı hastaları tiksindiren kadına
Gül kokuları sürer, nisan güneşi getirir bu!''
(s. 76)

Tam karşı uca savrulan Timon'un açıklamaları, bir zamanlar ne kadar naif ama iyi niyetliyse, şimdi de bir o kadar vahşi ve küskündür. Nefret ilahileri hem hipnotik hem de bir ölçüde
bunaltıcı olan garip bir müziğe sahiptir. Atinalılardan intikam
almak için tanrılara ve paralı asker Alcibiades'e bel bağlayan Timon sadece kendi ölümünü bekler.

"Uzun sağlık, dirilik hastalığım
Geçmek üzere artık: Hiçlikte her şeyi bulacağım.''
(s. 107)

Timon bir "arkadaşlık rüyasında” kalmak yerine, "hayattan uzak durmayı'' tercih eder. İnsanlıkla halen bir savaş halinde de olsa kendiyle barışık ölür.

Çok az Shakespeare karakteri nihilist bir vizyonu Timon kadar bağlılıkla temsil eder. Shakespeare'in en uzun rollerinden biridir bu. Bence Kral Lear'le Timon arasında göründüğünden fazla bağ vardır. Lear de insanlığa lanet okur, Timon da, ikisi de insanlıktan (Lear özellikle kızlarından nefret eder fakat, o ''nankör'' insanlara lanet okur. Bence nankör olmayan insan yoktur, dolayısıyla Lear tüm insanlığa lanet okur.) nefret eder. İkisi de deliliğe yaklaşmıştır, ikisinin de kendisine gerçekleri söyleyecek dostları vardır (Lear'in Soytarı'sı, Timon'un Apemantus ve Flavius'u). Dediğim gibi ikisi de nihilist bir vizyon izler, oldukça karamsardırlar. Karamsar olmaları normaldir de:

''Burası evcilik oynayacak, cilveleşecek bir dünya değil,
Burunlar kanamalı, kafalar kırılmalı,
Herkes bunların gerçek olduğunu kabul etmeli.''
-William Shakespeare, Kral IV. Henry - 1

İkisi de hayata küser, hayattan soğurlar. Ve bence en önemlisi: İkisi de ''çocuk'' gibidir. Apemantus gibi hayattan ders çıkaramamış, hayatın acı yönlerine karşı gelememiştir onlar, daha ''toy''durlar. Eğer biz de insanların ikiyüzlülüklerine, çıkarcılıklarına ve tüm pisliklerine dayanamasaydık Oblomov gibi, Atinalı Timon gibi olurduk.

Edebiyatın bize verdiği farkındalık da budur ya, bize hayatı erkenden tanıma olanağını sağlar, bize Atinalı Timon gibi olmama, Apemantus gibi, Moliére'in İnsandan Kaçan'ındaki Alceste gibi savaşçı ve ''başkaldıran insan'' olma olanağı sunuyor edebiyat.

Atinalı Timon, Shakespeare kulliyatında benim en sevdiğim ve en anlamlı oyunlardan biridir. Çünkü her zaman Atinalı Timon'lar, Oblomov'lar, Alceste'ler ve Apemantus'lar var olacaktır...

Faydam dokunduysa ne mutlu bana, keyifli ve verimli okumalar.

KAYNAKÇA:
1- Shakespeare Kitabı
113 syf.
·Puan vermedi
Shakespeare'in eserleri arasında en az bilinenlerden biri olan Atinalı Timon, benim konusu itibarıyla en sevdiklerimden biri oldu. Shakespeare'in tüm eserlerini severek okumuşumdur ama bunun yeri çok ayrı, çok özel çünkü konusu tam da bizden bir konu. Atinalı Timon, çok cömert bir zengin ve bu sebeple de etrafından dalkavukları eksik olmuyor. Sadece bu bakımdan konusu bana biraz Moliere'in "Hastalık Hastası"nı anımsattı. Okuduğum bir kitapta beni en çok kendine çeken unsur karakterlerin söylediği sözlerdir. Çünkü bu önce karakterin, sonra yazarın zekasını gösterir. Shakespeare'in eserlerini bu yüzden severek okuyorum çünkü her eserinde mutlaka bilgece sözler söyleyen karakterler oluyor. Bu yüzden bu kitabı da severek okudum. Shakespeare ve tiyatro sevenlere de tavsiye ederim.
121 syf.
Soylu ve yardımsever olan Atinalı Timon'un serveti bir gün tükenir. Borç almak için yardım ettikleri kişilerden karşılık alamayan Timon, yaptığı iyiliklerden pişman olur, onları lanetler. Shakeaspeare, bu trajedisinde çıkarcı bir varlık olan insanoğlunun nankörlüğünü, riyakarlığını anlatır. Tavsiye ederim.
113 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
İnsan iyi niyetinden kaybettiği kadar hiçbir şeyden kaybetmez. Önce malını sonra aklını ve en son canını.
İyi niyetli, iyilik abidesi kahramanımız Timonun en uçtaki hayatının çıkarcı dalkavuk arkadaşları yüzünden en dibe çökmesini anlatan muazzam bir eser.
Bu kitabı sadece okumak için okumayın. Içinde çıkarmanız gereken çok önemli dersler var.
Okurken asla sıkılmayacağınız bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
113 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Timon Atinalı zengin bir adamdır.Aynı zamanda iyi kalpli ve kötü düşünmeyen bir insan olduğu için çevresindeki arkadaşlarının da gerçek dostları olduğunu düşünmektedir. Bir süre sonra Timon, yanındaki bu insanların, gerçek dostlar olup olmadığını anlamak için teste tabi tutar. Bu süre zarfında yaşananları siz okuyanlar göreceksiniz. Shakespeare’in en sevdiğim yönü; bütün insani duyguları, okuyucuya tüm samimiyetiyle ve gerçekçiliği ile işlemesidir. Acıklı bir hikaye olmasına karşın, tasvirler o kadar muhteşem ki yer yer kahkaha attığımı inkar edemem.Beni de okurken,tek güldürebilen yazar kendisi zaten :)
Pişman olmayacaksınız, keyifli okumalar diliyorum..
Altındır insanları bu rezil hale sokan;
altın bütün değerleri altüst eder;
karayı ak, çirkini güzel, eğriyi doğru, soysuzu soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit gösterir;
rahipleri dinden imandan ayırır;
sapasağlam insanları ölüm döşeklerine serer ;
cehennemlik adamları kutsallaştırır;
iğrenç cüzzamları şirinleştirir;
hırsızları baş köşelere oturtur, saygı değer görünmelerini sağlar;
kartlaşmış dullara koca bulur;
frengi çibanlarıyla hastahanelerde sürünen erkeklerin bile tiksineceği kadınları, bir nisan günü kadar mis kokulu ve taptaze yapar.
{Bütün insanlığın ortak orospusudur} Altın.
İnsanın resmi gerçeğin ta kendisi gibidir;
Yüzsüzlük insan tabiatını bozdu bozalı
Dış görünüş gerçek sanılır hep.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atinalı Timon
Baskı tarihi:
1 2008
Sayfa sayısı:
152
Format:
Ciltli
ISBN:
9789944882484
Orijinal adı:
Timon Of Athens
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Atinalı Timon’da talih perisinin herkesin kul köle olduğu gözdesini bir anda alaşağı edebileceğini ve o zamana kadar talihli adamın önünde yerlere kadar eğilenlerin onu nasıl yüzüstü bırakacaklarını anlatır. Birçok eleştirmene göre, eserde göze çarpan bezginlik, umutsuzluk, insanlara yabancılaşma, tiksinti ve kin duyguları bu oyunu yazdığı sırada Shakespeare’in çektiği kişisel acıların yansımasıdır. Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973): Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biriydi. Tek başına ya da ‘imece’ birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam’dan Montaigne’e, Platon’dan Shakespeare’e kadar dünya kültürünün hep doruk adlarındandı.

Kitabı okuyanlar 729 okur

  • Yusuf ÖKSÜZOĞLU
  • Ali Efe
  • Ülker Gündoğdu
  • Hasan Esen
  • Elif Yuşan Kaya
  • Tuğba℘
  • cassandra
  • Yaren
  • Oğuzhan Ören
  • Ömer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.4 (3)
9
%1.4 (3)
8
%1.8 (4)
7
%0
6
%0
5
%0.9 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0