Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Dürüst olmak "Budala"lık mıdır?
Puan vermedi·720 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2020 19:48
"Dostoyevki, kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikologdur." demişti Nietzsche. Kuşkusuz felsefede ve insan dünyasında yeni bir çağ açmış olan bu kişinin söylediklerinde bir gerçeklik barınıyordu. Dostoyevski'nin insanların ruh derinliklerine inmeyi bilmesinde, toplum yaşamında yaygın kötülüklere baş kaldırmayan, ama bunları da onaylamayan, dürüst, onurlu, iyicil, içten, cana yakın kişilikleriyle bizlere kendilerini sevdiren kahramanlar yaratmasında şüphesiz ki askeri doktor olan babasının Moskova'daki yoksullar hastanesine atanması ve hastanenin bahçesindeki evde geçirdikleri yaşam etkili oldu. Dadısının anlattığı halk masalları, çocukluğu boyunca oturdukları evin çevresindeki hastane bahçesinde gördüğü yoksul hastalar, Fyodor Dostoyevski'nin halktan insanları yakından tanımasını sağladı. Gençlik yıllarında Omsk Hapishanesi'nde onunla birlikte çile dolduran hükümlüler, ayrıca Dostoyevski'ye en dipteki, cahil, umarsız insanları inceleme fırsatı verdi. -BU KISIM SPOİLER İÇEREBİLİR!* Dostoyevski bu eserinde, sara hastası bir genç adamın merkezine yerleştirdiği bir dünyada dürüst ve açık bir insan olarak yaşamanın zorluklarına değinmekte ve toplumun iki yüzlü bir sistem üzerine dayanarak ayakta durduğunu gözler önüne sermektedir. Ona göre, dürüst olmak "budala" olmaktır. Dostoyevski, 1868 yılı başında bitirdiği Budala adlı romanı için, romanın zengin bir konusu olmadığını, düşündüklerinin onda birini bile dile getiremediğini söylüyordu, ama Budala, bu büyük yazarın ölümsüz romanlarından biri olarak bugünlere gelmeyi başarmıştır. Romanın kahramanı Prens Mışkin. Saralıdır. Tedavi gördüğü İsviçre’den döndüğünde elindeki giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur. Yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçmektedir. İnsanlarla her türlü alışverişten arınmıştır. Budalalık
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
10/10
·720 syf.··
2020 25. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2020 19:31
Budala, Dostoveyski'nin en tanınmış eserlerinden biridir. Her ne kadar suç ve ceza, ölü evinden anılar ve karamazov kardeşler kadar güzel olmasada gerçekten okunması gereken bir kitaptır. kitaplarıyla karşılaştırsam ve saydıklarım kitaplar kadar güzel olmadığını söylesemde, en iyi kitaplar arasında gösterebiliriz. Çünkü dünya edebiyatın en iyi yazarı kuşkusuz Dostoyevski'dir. Budala kitabında, iyi niyetli ve açık sözlü her şeyi olduğu gibi söyleyen kahramanımız prens mışkin'nin aşkları ve insan ilişkilerini anlatmaktadır. İyi okumalar dilerim...
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
Puan vermedi·720 syf.··
2020 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2020 15:49
Dikkat kitabı okumayanlar için spolier içerir!!! Mehmet özgülün çevirisine bayıldım doğrusu..kitabı okurken bazı yerlerde çok gereksiz detaylar olduğunu düşündüm tabi ama dostoyevski okumanın verdiği o eşsiz tad hala damaklarımda..kitabın sonu aglaya ve nastasyanın sonu demeliyim beni memnun etti açıkçası ikisi de dürüst ve huzurlu bi hayatı haketmiyordu büyün bir kitap boyunca yepaçinlerin büyük kızına iyi bir kısmet çıksın diye bekledim çok silik bir karakter olsa da bence romana yakışmış ve sıradanlığıyla ilgimi çekmişti. Prens mişkine gelince kesin yazar acıklı bir sona bağlar demiştim ama beklediğimden daha hafif bir acısı oldu tabi yine de umut dünyası vera ile evlenip sıradan mutlu bir hayatı olsun istedim bence dostoyevskinin de bildiği benim de inandığım bir şey var sıradan bir hayata sahip olmak çok zor! Kitapla kalın
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
İnsan gerçeğin karşısında ne yapabilirdi?
9/10
·720 syf.·
2019 33. kitabı
Hikaye su gibi akıp geçiyor. Her bölümün kendi içindeki sürükleyiciliği bir dizi-film izliyormuşum hissini verdi bana. "Budala", hastalığı sebebiyle yurdundan ve insanlarından uzak kalmış kahramanımızın bir gün Varşova-Petersburg treniyle topraklarına dönüşüyle başlıyor. Kahramanımız gelmesinin üzerinden çok geçmeden bir takım sebeplerden ötürü bulunduğu camianın/dünyanın merkezi haline geliyor. Ve olaylar bu şekilde gelişerek devam ediyor. İki yüzlü, çıkar ilişkileri temeli üzerine kurulmuş, dengesini bu yönde sağlamış bir toplum düzeninde iyi insan olmanın veya olmaya çalışmanın, dürüstlüğün, açık yürekliliğin, açık sözlülüğün... ve nice güzel "insani" davranışlarla yaşamaya çalışmanın zorluğunu göstermiş yazar. "İnsanlığın" sorunlarını ve bu sorunlar karşısındaki tutumlarını irdelemiş. Duygularını uçlarda yaşayan roman karakterlerinin gurur-ahlak, iyilik-kurnazlık, saflık-günah, acıma-aşk-inanç gibi sıralanabilecek bir takım davranışsal çatışmaları okurunu kendi iç dünyasında sorgulamaya kendi hayatından pay biçerek bir takım konular üzerine düşünmeye sevk ediyor. Hal böyleyken Nietzsche'ye katılmamak elde değil... -"Dostoyevski, kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikologtur. F. Nietzsche"- Her şeye rağmen Dostoyevski kendi yaşamından ve kişiliğinden pek çok şey kattığı romanı için, düşündüklerinin onda birini bile dile getiremediğini söylemiş... ツ Okunası bir klasik. Güzel bir deneyim...
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
Puan vermedi·720 syf.··
2022 8. kitabı
Kendisine yapılan en ufak iyiliğe karşı canını vermeye hazır olan sara hastası Prens Mışkin’in sonun getiren tabi ki aşk olmuş. Hayatta insan kaç kere inanmayı istediği kişiden her defasında aynı hazin sonu yaşar ve buna rağmen akıllanmaz? Her ne kadar baş karakter Prens olsa da yan karakterler de çok başarılı şekilde işlenmiş romanda.
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
Dostoyevski Budala
Puan vermedi·
Arkadaşlar kitabın Mehmet özgül'un türkçeleştirme yaptığı Nora yayınlarına ait kitabı elinde olan varsa acil bana ulaşabilir mi şuan elimde kitap kalmadı sadece budala kitabı var lakin basım hatası var 10-15 sayfa eksik basılmış Instagram "birgezginbirdunya"
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
Budala Üzerinde Birkaç Kelam
10/10
·779 syf.··
2020 11. kitabı
BUDALA Dostoyevski “Rus Ulağı” adlı edebiyat dergisinde 1868’de yayımlanmaya başlanan “Budala” için zengin bir konu yakalayamadığını, romanında düşündüklerinin onda birini bile anlatamadığını söylese de gerçekte başyapıtlarından birini yazmış bulunmaktadır. Budala yazarın yurt dışında yazdığı kitaplarından biridir. Bir aşk romanı olan Budala Dostoyevski’nin o karamsar havasından kurtulamamıştır. İsabetli psikolojik tahliller, gerilmeler ve boşalmalarla yüklü olan romanda mükemmel erkek portresi çizilmektedir. Ana karakter olan Prens Lev Nikolyeviç Mışkin Dostoyevski’nin kitabı yazarkenki hali gibi yurt dışında yaşamış ve ülkesine yeni dönmektedir. Prens “budalalık” hastalığı için kendisine gönüllü olarak bakan yardım sever İsviçreli Profesör Şnayder’in yanından ülkesine dönen çok saf bir gençtir. Prens yaradılışı ile ayağı yere basmayan yeryüzünün olağanüstü varlığıdır. Dostoyevski Prensin içini doldurmak için kendi hayatındaki izlenimleri karaktere yansıtmıştır. Prens ve Dostoyevski’nin benzeyen yönleri vardır. Prens Dostoyevski gibi saralıdır, dış dünyayla tam bir uyum sağlayamamıştır. Bunun yanında romandaki karakter Dostoyevski’nin olmak istediği kişidir. Dostoyevski evde içine kapalı yetiştirilmiş ve sonra yatılı okula başlayarak orada da içe kapalılığını sürdürmüş aşırı onurlu, hırçın bir güvensizliği ve alınganlığı olan bir yazardır. Karşısına ilk çıkanla hemen arkadaş olmak isterdi ama bir türlü başaramazdı. Hayatını fakir olarak geçiren yazar romanında ise Prens’i çocuk denecek seviyede saf, saygılı, tanıdığı bütün insanlara güvenebilen sakar ve zengin bir genç olarak okuyucuya sunar. Kitap bir tren yolculuğundaki tanışmayla başlar. Prens İsviçre’den “budalalık” hastalığından kurtulmuş bir şekilde dönen yirmi altı yaşında bir gençtir lakin daha hayatın
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
9/10
·720 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
367 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 13:41
Merhaba kitapseverler, Kronolojik Dostoyevski yolculuğumuzda 15. kitap olan Budala’yı okuduk. 1868 de yayımlanmaya başlanan bu eserle ile ilgili her ne kadar Dostoyevski zengin bir konu yakalayamadığını, düşündüklerinin onda birini bile anlatamadığını söylemişse de,  önemli başyapıtlarından biridir bu eser. Saralı bir hasta olarak İsviçrede tedavi olan Prens Mışkin’nın Rusya’ya dönüşüyle başlayan, önce Anne,Baba ve üç kızları ile birlikte yaşayan Yepançin ailesi ile, ardından Natasya Filippovna ile tanışması ile gelişen olaylar üzerinden devam eden bir kitap, Prens Lev Nikolay Mışkin, hayatı henüz tanımayan, iyiniyetli, saf, temiz ve içten duygulara sahip, 26-27 yaşlarında göstermesine rağmen çocuk ruhlu bir insandır. Kimseye kötülük düşünmez,  ama başkalarına kolayca kanan bir yapısı vardır. Kendisine miras kalan önemli servete rağmen tüm bu özellikleri ona ‘’Budala Prens’’ lakabı takılmasına neden olmuştur. Ama İçtenliği, iyiniyetli ve saf olması ona büyülü bir çekicilik kazandırmış ve kısa sürede etrafında kötüler ve yolunu şaşıranlar dahil bir sürü insanın kümelenmesini sağlamıştır. Acı çekerek kendi varoluşunu duyumsayan Dostoyevski’nin insanları yine karşımızdalar. Kitaptaki tutkulu sevgi de,  karşısındakini acıdığı için seven ve onun mutluluğu için acı çekmek pahasına her türlü özveriye katlanan bir sevgi. Kitapta otobiyografik unsurlar yine mevcut. Hatta Dostoyevski’nin Petraşevski olayı nedeniyle tutuklandıktan sonra kurşuna dizilerek idam edilmek üzereyken son anda affedilerek cezasının hapis ve sürgüne çevrilmesi olayının benzerini Prens Mışkin aynen anlatıyor kitapta. Bir insana bu şekilde cezası affedilmeden önce kesin öleceğini düşündürerek  işkence edilmesinin yıpratıcı etkisi vurgulanıyor. Unutulmaz karakter Prens Mışkin ile tanışmanızı öneririm.
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
9/10
·720 syf.··
2019 23. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2019 21:37
Dostoyevski “bu devir, sıradan insanların en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir” diyerek tanımladığı döneminde aslında son derece zeki olan başkahramanı Prens Mişkin’i ve onun erdemini , saflığını, dürüstlüğünü ve katıksız iyi niyetini “budalalık” diye niteleyenleri anlattığı eseridir. Her karakteriyle akılda ayrı kalır ve herbirinin üstüne ayrı ayrı düşünme ihtiyacı hissedersiniz. Fakat anlamadığım bir şey var. Herkes bana budalaymışım gibi davranıyor. Bir zamanlar hastayken gerçekten de öyleydim. Ama şimdi Budala yerine konulduğumu bildiğim halde budala olabilir miyim?
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma
6/10
·720 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
Vallahi yoruldum. Ne kadar çok kitap okumuş olursanız olun Budala insanın sınırlarını zorluyor. Romanda heyecan bulamadım. Özetle derseniz o nu da beceremem. Ben ne okudum. Bu romandan ziyade maalesef film olmalıymış. O kadar uzun isimlerin sahiplerini akılda tutmak çok bilinmeyenli denklem çözmek gibi. Amcam oturduğunu yazmış, kalktığını yazmış...
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Nora Kitap · 201731,6bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.