·
Okunma
·
Beğeni
·
90,7bin
Gösterim
Adı:
Değirmen
Baskı tarihi:
Mayıs 2021
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057040527
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlksatır Yayınevi
Türk edebiyatının büyük ustalarından Sabahattin Ali’nin öykülerini bir araya getiren Değirmen, modern Türk hikâyeciliğinin en önemli kitaplarından biri. Anadolu’nun, taşra hayatının, yoksulluğun, kimsesizliğin, çaresizliğin, mahkûmların, suçluların, haksızlığa uğrayanların, sıradan insanların, ötekilerin, acımasızlığın, merhametin, doğanın, efsanelerin, masalların, hüzünlerin, aşkların unutulmaz öyküleri…

“İşte adaşım, sana seven bir Çingene’nin hikâyesi. Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir...

Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak, –söz aramızda– gene hoş şeydir.

Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.”
176 syf.
·2 günde·1/10 puan
Mövzu : Əsasən hekayələrdən bəhs edən bir kitabdır .Ümumi mövzu baxımından bir birindən fərqli ~3 bölüm ,16 hekayə.

_Bu kitabı yanvar ayında oxumağa başlasam da yarıda qoymuşdum.Bu ay yeniden şans vermək qərarına gəldim ,16 hekayədən sadəcə ikisini bəyəndim ,qalanları isə sadəcə yazılmaq üçün yazılanlar.. Sabahattin 1-2 əsərini sevərək oxusam da bu kitab haqqında onu sevərək oxudum deyə bilmərəm.. Düşünürəm heç Sabahattin də bu kitabından bir o qədər razı qalmayıb və kitabın başlığında qeyd edir :" bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakta tereddüt etmem".
176 syf.
·6 günde·Puan vermedi
"Allah'ın razı olmadığı şeyi zikretmek bile kötülüktür insanoğlu için." dedi kalbi güzel bir dostum.
Açıkçası kitabı beğenmedim. Keşke okumasaydım. Bir daha Sabahattin Ali okumayacağım, vakit kaybı, bitsin diye okudum resmen. Bir iki hikayeyi de okumadan atladım. Mecburiyetten.
Lise yıllarımda okuduğum yabancı hikâyecilerden bir farkı yoktu yahû, bunları bir müslüman yazmış demeye bin şahit ister. Tamam yazar dili güzel kullanıyor, üslubu akıcı da usulü doğru mu ona bakmak lazım.
Tavsiye üzerine okudum. Bu uygulamada çok konuşulan bir yazar olduğu için yahû bu adam bu kadar konuşuluyorsa vardır bir bildikleri dedim de, yanılmışım. Sukutu hayale uğradım ya, ne bekliyordum, neler çıktı. Hemen bir karara varmayayım diye kitabın hepsini okuyayım dedim belki yanılmışımdır, belki güzel bir şeyler bulurum diye...
Bir daha ehli târik olmayanlardan kitap tavsiyesi almayacağım.Tamam kabul ediyorum birkaç hikâyesi çok güzeldi. Ama dedim ya uzaktı yine de bir çok şeyden. Eksikti. Sübhan olan Allah'ın anılmadığı her hikâye eksiktir. Nokta.
"İnsanın iç alemine kara kara lekeler sürüyor böylesi kitaplar" dedi gönlü güzel dostum. Haklıydı. Kadını cinsel bir obje olarak metalaştıran, aşkı cinselliğe indirgeyen kitapları her daim protesto edeceğim ve etmeye devam edeceğim.
Bu inceleme yalnızca ben müslümanım diyenlere hitap etmektedir. Ötekiler üstüne alınmasın.
  • Sırça Köşk
    8.2/10 (7,3bin Oy)7,1bin beğeni29,7bin okunma31,4bin alıntı130,9bin gösterim
  • Aylak Adam
    8.1/10 (10bin Oy)9,2bin beğeni36,4bin okunma72,2bin alıntı175,5bin gösterim
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
    8.8/10 (15bin Oy)14,7bin beğeni51,3bin okunma50,2bin alıntı314,5bin gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.2/10 (9,3bin Oy)8,5bin beğeni34,7bin okunma50,7bin alıntı202,2bin gösterim
  • Ermiş
    8.3/10 (11,4bin Oy)9,8bin beğeni38,5bin okunma88,5bin alıntı165,3bin gösterim
  • Dava
    7.7/10 (7,5bin Oy)7bin beğeni32,1bin okunma19,1bin alıntı173,8bin gösterim
  • Amok Koşucusu
    8.1/10 (16,7bin Oy)14,3bin beğeni62,5bin okunma40,3bin alıntı531bin gösterim
  • Bir İdam Mahkumunun Son Günü
    8.5/10 (15,4bin Oy)13,8bin beğeni52,8bin okunma59,7bin alıntı217,9bin gösterim
  • Göğe Bakma Durağı
    8.2/10 (3.735 Oy)4.230 beğeni19bin okunma33,1bin alıntı70bin gösterim
  • Genç Werther'in Acıları
    8.2/10 (15,4bin Oy)13,9bin beğeni57,6bin okunma114,4bin alıntı406,8bin gösterim
176 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yazarımız Sabahattin Ali ile İçimizdeki Şeytan isimli eseri ile tanışmak nasip oldu. Genel olarak üslubunu akıcı bulduğum ve beğendiğim bir yazar. Bu eserinde 3 bölüme yer vermiş ve bölümlerde birden fazla hikayeye yer alıyor. Toplumsal konu ve statülerin, sevginin vb. konuların yer aldığı hikayelerden en çok değirmeni beğendim. Genel olarak dilini yalın bulsam da bu düşüncemin farklılaştığı noktalar oldu diyebilirim. Hikayeseverler için okunabilecek bir eser olduğunu belirterek keyifli okumalar diliyorum.
140 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Öyle adamlar vardı ki, haysiyet, şeref gibi kayıtlara aşina olmadıkları halde, gurur ve nahvetlerine dokunulur, acizlikleri yüzlerine çarpılırsa kendilerini kaybedecek kadar hiddetlenirler.
164 syf.
·2 günde·6/10 puan
@okuyan_kadinlar_kulubu olarak Türk Klasikleri serisini okumaya devam ediyoruz. Bu ay ki kitabımız #değirmen di ve başladığımda öykü kitabı olduğunu farketmemle yıkıldım. Çünkü genel olarak,kişilik olarak öykü kitabı okumayı sevmiyorum. Tam karaktere alışıyorum, öykü bitiyor ve ben kendimi terkedilmiş gibi hissediyorum. Öykülerin kurgusu, konusu beni mutlu etmiyor ve ben daha detaylı bir alt bilgi ve karakterlerle uzun süre birlikte kalmak istiyorum. Yazarın bu kitabına gelecek olursak bir kaç öyküsü dışında diğerlerini çok sevdiğimi ya da etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Bazı hikayeleri çok yalın bir anlatıma sahip olup keyifli bir okuma sunarken bazı hikayeleri bana karmaşık ve sıkıcı geldi. Okuma tavsiyesinde bulunurmuyum bilmiyorum? Tercih sizin :)
140 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Sabahattin Ali'nin bu eseri de diğer eserleri gibi akıcı, sürükleyici ve yalın.Okuduğum diğer eserlerinden farkı kısa kısa öyküler mevcut.Kısa öyküleri okumayı seviyorsanız bu kitap tam size göre.
Bu eserde en beğendiğim öykü değirmen oldu.Aslında yazar burda bize sevmenin sandığımız kadar kolay olmadığı mesajını verdi.
Sabahattin Ali'nin eserlerini hala okumadıysanız geç kalmayın derim!!
140 syf.
·2 günde·9/10 puan
"Siz aniden sönen kandilin hikayesini bilir misiniz?"

Sabahattin Ali'den okuduğum ikinci kitaptı. Kuyucaklı Yusuf'u okumuştum ilk olarak (incelemem : #44611276 ) O kitabını okuyunca hemen bunu ve 'İçimizdeki Şeytan' isimli kitabını da aldım. İlk bunu okumak nasip oldu.
Kitaba gelecek olursa kitap hikayelerden oluşmaktadır. Benim gibi hikaye seven biri iseniz bu kitap hoşunuza gidecektir diye tahmin ediyorum.
Bazı hikayeler diğerlerinden daha öne çıkıyordu. Ben en çok kırlangıçlar hikayesini beğendim. ( hikayeyi merak ederseniz kısa bir bölümünü alıntı olarak paylaşmıştım: #48478663 ) Peşinden Değirmen ve Viyolonsel hikayesini beğendim. Her hikayenin kendine göre bir ön planı ve anlattığı bir şey vardı. Bu üç hikaye de sevmek üzerineydi. Eğer okuduysanız sormak isterim: Değirmen öyküsündeki gibi seven biri olur mu sizce? veyahut viyolonsel hikayesindeki gibi ölümden sonra bile öylesine sevecek, sadık olan...
Ben kitabı gerçekten sevdim. Tavsiye eder miyim? Evet, ederim. Umarım bu incelemeyi okuduktan sonra siz de merak edersiniz ve eğer okursanız benim gibi seversiniz. Keyifle kalın, iyi okumalar dilerim herkese... ^-^
176 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Sabahattin Ali için ne diyebilirim ki?..
İlk okuduğumda günlerce hakkında konuşmuştum.Yine konuşulur..
Kısa ama derin anlamlar içeren,insana dair tüm duyguları harekete geçiren hikayeler.Okumayan yoktur da olsun ben buraya bir iki satır yazayım düşüncelerimi.Sabahattin Ali için öykülerinde sadece insan ve hayat vardır.Samimiyet vardır.Tüm duygularınızla okursunuz.
‘Değirmen’ 3 kısımdan ve 16 hikayeden oluşan bir hikaye kitabı.Yazarın ilk yazdığı hikayelerden ‘Değirmen’ kitabın ilk hikayesi.’Kırlangıçlar’,’Kazlar’ ve ‘Bir Cinayetin Sebebi’ öyküleri favorilerim.1927 yılında yazmış yazar bu öyküleri.Zaman değişse de insan hep aynı insan diyorum.
Kırlangıçlar hikayesinde kırlangıçların arasında geçen şu diyalog mesela pek manidar; “Kılığımız,kıyafetimiz düzgündür.Aklımız şu sabahtan akşama kadar avaz avaz bağıran bülbülden herhalde üstündür.Kanadımızı bir vursak en hızlı güvercinden daha çok yol alırız.Halbuki bütün kuşların en zavallısı bizmiş gibi hiç durmadan didiniyoruz.Şu budala serçe bile üç günlük ömrünü keyifle geçiriyor da,arasından uçtuğumuz ağaçları bile fark etmiyoruz.Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa,’Dünyada neler gördünüz?’ dese herhalde verecek cevap bulamayız.Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki..”
Kazlar hikayesinde Dudu kadının çaresizliği canımı yaktı,Bir Cinayetin Hikayesi’nde de Hüsamettin’e çok kızdım sevdiğinin dikkatini çekmek için cinayet işliyor diye.Kitabın ilk hikayesi Değirmen’de Atmaca’nın akıllardan hiç çıkmayacak olan aşk hikayesinin sonunu bilsem de sevmek nedir? derken buldum kendimi yine.. Keyfli okumalar..
140 syf.
·7/10 puan
Sabahattin Ali'nin 3 bölüm ve 13 hikayeden mütevelli eseridir. Hikayeler yalın bir dille anlatılmış, akıcı bir şekilde sonunu getirebiliyorsunuz. Benim en sevdiğim hikaye degirmen oldu. Hikaye türü eserleri sevenler için güzel bir kitap.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
176 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kısa öykülerin yer aldığı bu kitap 3 kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda duygu yoğunluğunu daha fazla hissettim. Kitaba ismini veren ilk hikaye Değirmen ise aşkın, tutkunun gerçekten sevmenin ne olduğunu malumunuz yazarın diliyle iliklerinize kadar hissedebileceğiniz nitelikte. Kitabın tümünü göz önüne alacak olursak Anadolu insanını vermek istediği mesajlarla betimleyip kurgulamış.

Koşmaktan görmeye vakti olmayan kırlangıçlar gibi yaşadığımız şu hayatta, azıcık nefes alıp dinlenmek için okuyun derim :)
140 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
İlk defa 1935 yılında yayımlanmış, Sabahattin Ali’nin ilk dönem kısa öykülerini içeren kitabı.

Kitap üç bölüme ayrılmış ve toplamda 16 öyküden oluşuyor. Sabahattin Ali’nin dilini anlatmaya gerek yok ama yine sade bir üslup kullanmış. Okuyucuya gerçek sevgiyi sorgulatırken, kimi yerde dersler verecek, kimi yerde toplumsal gerçekleri yüzümüze vuracak. 20’li yaşlarında yazmış olmasına rağmen öykülerin her biri okuyucuyu içine çekiyor, bir ustanın doğmakta olduğunun işaretlerini veriyor.

Yazar, kitabın önsözünde kendisine eleştiride bulunsa da son sözü okuyucuya bırakmış.

“ Şiir ve hikayelerin arasında yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek bir yaşta yazılmış olmaları bence bir mazeret değildir ... Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkaramadım. Çünkü bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum.
İyi kötüden ayırma külfetine okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.” S.A

Birinci Kısım
* Değirmen
* Kurtarılamayan Şaheser
* Kırlangıçlar
* Viyolensel
* Birdenbire Sönen Kandilin Hikayesi

İkinci Kısım
* Bir Delikanlının Hikayesi
* Bir Gemici Hikayesi
* Bir Orman Hikayesi
* Kazlar
* Bir Firar
* Candarma Bekir
* Sarhoş

Üçüncü Kısım
* Bir Cinayetin Sebebi
* Bir Siyah Fanila İçin
* Komik-i Şehir
137 syf.
''İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.'' Bakın bu inceliktir, naifliktir, temizliktir, bir şairin / yazarın ruhunun yansımasıdır.

3 kısım ve 13 öyküden oluşan kitap, Sabahattin Ali'nin bu önsözüyle başlar. ''Zor olan insan olmak değil kii, mesele insan kalabilmekte'' demiştir Sabahattin Ali'nin eserlerini beğenerek okuyan Nazım Hikmet. Keza insan kalabilmenin yükü altından zor da olsa kalkmış biridir Ali. 1935 sıralarında yayımlatmış bu eseri yani Cemal Kutay'ın yalan, dolanla onu içeriyi attırdıktan sonra Sinop Cezaevi'nden afla çıkışından sonrasına dayanır.

Ne yapabilirsin dostum söyle bana?

İçindeki doğrulardan sıyrılıp yanlışları insanların yüzüne bilahare değil de doğrudan söyleyebilir misin? Su gibi akan zamanın önüne geçip ona isyan edebilir misin? Hem etsen ne olacak zaman duracak mı? Nedir bu umarsızlığın? Nedir bu telaşın? Hayatı dik yokuşlarda yaşayan bir sen misin? Çıkar, çıkarabildiğin müddetçe varsın insanların gözünde. Yok isen yoksundur neden bu senin cehennemin olsun. Aldığın nefesi hiçbir insana borçlu değilsin. Aldığın nefesi bahşetmediler ki onlarsız nefesi terk ediyorsun. Düşün, aziz dostum! Düşünmek, onurdur, şereftir. Şu uçsuz bucaksız yeryüzünün de bir sınırı var. Sen bu sınırlar içerisinde sonsuz huzuru yakalayabilirsin. Ancak içini temiz tut. Vermek istediğim nasihatten çok bir öngörüdür. Senin yürüdüğün yolları arşın arşın tepeledim, adımlarımla düzledim. Sen arkamdan tozlarını yutarak ilerle. İlerle ki anlayasın ben hangi acıları çektim. Acıyı fazla önemseme. Ne demiş Peyami Safa ''Acıyı ancak acıyla tedavi edersin.'' Ne de olsa sınırsız acılara sahibiz değil mi? Bundan hiç kimsenin şüphesi yok. Hayat bir noktada sana simyacı olmayı da emreder. Elindeki malzemeyi iyi kullanabilmesin. Elimizdeki en iyi malzeme acı. Sen acıyı acıya kırdırırsan geriye sadece senin huzurun kalır. Bir un değirmeni var karşımda, bir tarafında köpekler, diğer tarafında kediler. İki tarafta hamuru sevmiyorlar, ancak oradan da ayrılmıyorlar. Çünkü umut, nefesten de ötedir.

''Aptalların tahakkümüne, günahsızların cezalanmasına; faziletin susmasına ve ihtirasların gürültüsüne, hikmet ehlinin tahrik edildiğine ve nadanların alkışlandığına şahit oldu.''

*Namuslu kalabilmek zordur bu hayatta. Bir şekilde dilin bulaşır yalana, bir şekilde elin bulaşır fenaya. Ancak mücadeleni sürdürdükçe özelsin, cesur kalabildikçe güzelsin. 41 yıllık hayat serüveninde işte Sabahattin Ali'yi ölüme, rezilliğe, hapse, sürgüne, mutsuzluğa, çaresizliğe sürükleyen de bu namuslu yaşama tutunmaya çalışmaktan geçer.

“Bu oda karanlık” diyordum, “bu oda yalnız bugün değil, her zaman böyle karanlık… Burada kitaplarımla ben yaşarız ve bize aydınlık getirecek kimsemiz yok… Ben burada yalnızlığı bardak bardak içiyorum. Ve ihtiyar kanepelerle konuşmak istediğim zaman, onlar artık bana anlatacak yeni bir şey bulamıyorlar…''

Öyle ki, durmadan kendini aradı Sabahattin Ali. Çocukluğundan itibaren sıkıntılar görmüş, acıyı yakinen tanımıştı. Annesinin rahatsızlığından dolayı çocuk yaşta büyümüş, sırtladığı yükleri de layıkıyla taşıyabilmişti. Tam annesine kavuştuğu hafta kaybetti babasını. Hayat ona bir adım gelirken on adım da geri gidiyordu. Babasının ölümüne sebep olarak hep annesini gördü. Ancak ondan desteğini bir an olsun bile esirgemedi. Muhitlere çok önem veriyordu. Çünkü bir muhit onun nefes alanı ise insanları ile, manzarası ile ona kendini yakın hissetmeliydi. Çanakkale, Aydın, Berlin, Konya, Sinop, Ankara, İstanbul ve ömrünün yarısını yiyen Yozgat gibi muhitlerde bulundu. Yozgat ile alakalı öyküsünde anlattıkları ve öğretmenliği bırakıp gidip ayakkabı boyacılığı yapması insanlarla olan iletişiminin hayatındaki rolünü de bize anlatır. ''Bu oda karanlık'' diye başlayan alıntı da işte bu ruh halinin yansıması. Berlin, Puder ile yaşadığı serüvene istinaden onun everesti olma özelliği taşır.

Ne kadar utanmaktan, sıkılmaktan söz etse de hikayelerin çoğunu beğendim. İlk öykü kitabında yaşanmışlıklarla bizi içine çeken, dersler veren, duygu komasına sokan, hüzünsel bir şölen hazırlayan Sabahattin Ali'ye bilmem ne demeli? Beğenip, sıkılmadan bir kaç günde bitirip, üzerinde çokça düşünüp kafa yorabileceğiniz bir eser. Ruhun şad olsun adam!

https://www.youtube.com/watch?v=7ylTzg7P9BA

25 Kasım 1947 günü yani ölümünden yaklaşık bir yıl önce yazdığı, Ne Zor Şeymiş adlı yazıyı sizinle paylaşmak istedim:

----------
Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bir gün Almanların pabucunu yalayan ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik.
Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da kendi cefakeş milletimizdir.
Meğer ne büyük günah işlemişiz! Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük.
Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han, apartıman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik.
Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: “Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor…”
Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hattâ bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?
Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bereket, zora katlanmasını bilen bu millet de namuslu.''
-------------
https://www.youtube.com/watch?v=rASV7F-umxo
“Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegane tesellidir. Her eşyasını ayrı ayrı ve gayet iyi tanıdığım bu odada yalnız onlar her zaman için yeni koku taşırlar. Her zaman söyleyecek birçok lafları vardır.”
Sabahattin Ali
Sayfa 65 - Yapı Kredi Yayınları
“Siz sevemezsiniz adaşım, …siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler… Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz…”
Sabahattin Ali
Sayfa 14 - Yapı Kredi Yayınları
“Çöl ve deniz hemen hemen aynı şeylerdi: Her ikisinde de aynı büyüklük, aynı ağırbaşlı sessizlik veya aynı heybetli ve derin bağırmalar…”
Sabahattin Ali
Sayfa 33 - Yapı Kredi Yayınları
Vicdan azabı dedikleri şey ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kâfi mazeretler tedarik etmiştir.
“Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa:’Dünyada neler gördünüz ?’dese herhalde verecek cevap bulamayız.koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki...”
« 'Bu oda karanlık' diyordum, 'bu oda yalnız bugün değil, her zaman böyle karanlık... Burada kitaplarımla ben yaşarız ve bize aydınlık getirecek kimsemiz yok... Ben burada yalnızlığı bardak bardak içiyorum.»
Sabahattin Ali
Sayfa 72 - Yapı Kredi Yayınları
Peki ama , bu sevmek midir be adaşım , bir kadını öpmek , onu istemek sevmek midir ?...
Çırçıplak soyunarak şehrin sokaklarında koşabilirmisin ?
Bir bıçak alarak kolundaki ve bacağındaki adalelere saplamak ve böylece bir nehre yüzmek elinden geliyor mu ?
Bir şehrin adamlarını öldürmek cesareti sende varmı ?
Bir minareye çıkarak bütün dünyaya işittirecek kadar kuvvetle bağırabilirmisin ?
Aşk sana bunları yaptırabilirmi?
İşte o zaman sana seviyorsun derim ...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Değirmen
Baskı tarihi:
Mayıs 2021
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057040527
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlksatır Yayınevi
Türk edebiyatının büyük ustalarından Sabahattin Ali’nin öykülerini bir araya getiren Değirmen, modern Türk hikâyeciliğinin en önemli kitaplarından biri. Anadolu’nun, taşra hayatının, yoksulluğun, kimsesizliğin, çaresizliğin, mahkûmların, suçluların, haksızlığa uğrayanların, sıradan insanların, ötekilerin, acımasızlığın, merhametin, doğanın, efsanelerin, masalların, hüzünlerin, aşkların unutulmaz öyküleri…

“İşte adaşım, sana seven bir Çingene’nin hikâyesi. Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir...

Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak, –söz aramızda– gene hoş şeydir.

Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.”

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları