Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Değirmen
Puan vermedi·168 syf.··
2024 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2024 23:36
Türk Edebiyatı'nın usta kalemlerinden Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk öykü kitabıydı. (İmamHatip de kardeş dediklerim kitaplarla yalnızlığımı paylaşmamı istediler herhalde onlar varken zaten yalnız olamam:( Teşekkürler bayram hediyesi için...) Sabahattin Ali'nin romanlarını,"Kürk Mantolu Madonna" başta olmak üzere hepsinden edebi zevk alarak okudum...Değirmen de bir aşk öyküsünü anlatmakta son derece zevkliydi.Öyküden önce okur arkadaşlara tabii ki romanları tavsiye etmekte çekindiğimi söyleyemeyeceğim.Roman benim için daha öncelikli bir türdür.Sizlerin de okuyunca hoşnut olacağınızdan eminim... Herkese keyifli okumalar.Selam ve dua ile.
DeğirmenSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202155,8bin okunma
8/10
·168 syf.··
2022 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2022 00:00
Sabahattin Ali, bizlere gerçekçi kısa fakat etkisi uzun süren acaba devamı nasıl olurdu dedirten hikayeler sunmuş bu öykü kitabında. Bizi anlatan hikayeler hele ki işinde mahir olan yazarlar tarafından yazılmışsa beğenmemek elde olmuyor.
DeğirmenSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202155,8bin okunma
8/10
·168 syf.··
2023 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2023 15:06
*Bu Kısım Spoiler İçermez* Kitabı çok beğendim. Çok sayıda öyküden oluşan bir eser aslında, Sabahattin Ali'nin öykülerinin derlemesi. Beni en çok etkileyen öykü açıkçası kitaba ismini de veren 'Değirmen' öyküsü oldu. Kitabın başındaki notu da yazarın alçakgönüllülüğüne veriyorum. Elbette daha iyi yazıları var ancak bu kitapta da çok güzel şeyler olduğu kanaatindeyim. Özellikle kitabın sonunda da belirtildiği gibi 2. ve 3. kısımdaki bazı öyküler Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Anadolu'yu anlatsa da günümüzde de bu olayların hala bu kadar göz önünde olmasa da yaşanıyor olması üzücü bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Ve Sabahattin Ali bu öykülerle de natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden olduğunu çok güzel gösteriyor bence. Aklınızda bulundurmanız gereken şeylerden biri de bence bu kitabı ya Yapı Kredi Yayınları'ndan ya da İş Bankası Yayınları'ndan almalısınız bence. Kitapta bana göre çok fazla yazım yanlışı ve noktalama işareti hatası gördüm. İthaki Yayınları normalde de okuduğum bir yayın ama hiç bu kadar fazla görmemiştim. Her sayfada yok belki ama her hikayede olduğunu düşünüyorum. Tabii bunlar gözünüze batmıyorsa hiç problem değil. Kesinlikle okumayı düşünen herkesin okumasını tavsiye ederim. Benim çok hoşuma gitti. *!Buradan Sonrası Spoiler İçerir!* Buradan sonrasını kendim hikayeleri ve ne düşündüğümü hatırlamak için yazdım. Siz de kitabı okuduktan sonra diğer okurların ne düşündüğünü öğrenmek isterseniz okuyabilirsiniz 1.Kısım -Değirmen Kitaba ismini de veren bu öykü okuduğum en güzel şeylerden biriydi.. Okurken Atmaca ile birlikte yaşadım resmen. Sonu da çok çarpıcıydı. Bayıldım.. Bir Çingene topluluğu göçebe yaşarken uğrayıp çadır kurduğu köylerden birinde köyün baş çalgıcısı Atmaca -normalde hiçbir kadının yüzüne bakmayan ama içli içli
İnceleme
DeğirmenSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202155,8bin okunma
Puan vermedi
Bu hikâyeyi okurken içimde garip bir sızı oluştu; çünkü bu sadece bir aşk hikâyesi değil, insanın sevgi uğruna kendini ne kadar yok edebileceğinin acı bir kanıtıydı. Sabahattin Ali burada aşkı yüceltmiyor, aksine onu sorgulatıyor. Atmaca’nın yaptığı şey ilk bakışta büyük bir fedakârlık gibi görünüyor. Ama derinlemesine düşündüğümde şunu fark ettim: Bu bir sevgi değil, bir tür çaresizlik. Sevdiği kadına yaklaşabilmek için kendinden bir parça koparmak… Bu, aşkın en saf hâli mi, yoksa insanın kendine yaptığı en büyük haksızlık mı? Hikâye bana şunu düşündürdü: Gerçek sevgi, kendini eksilterek değil, olduğun hâlinle kabul edilmekle anlam kazanır. Birine benzeyerek değil, farklılıklarınla sevilmek gerekir. Atmaca’nın trajedisi de burada başlıyor zaten; o, sevilmek için kendisi olmaktan vazgeçiyor. Ve en acı tarafı şu: Bazen insan en büyük fedakârlığı yapar ama yine de yetmez. Çünkü sevgi, acıyla kanıtlanan bir şey değildir. Bu yüzden Değirmen, bana göre bir aşk hikâyesinden çok daha fazlası: Kendini kaybederek kazanılan hiçbir şeyin aslında gerçek bir kazanç olmadığını anlatan derin bir iç hesaplaşma.
DeğirmenSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202155,8bin okunma
10/10
"Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir." Manevi değerinden dolayı neredeyse abdestsiz dokunmadığım Değirmen kitabına sadece atmaca için 10/10 verebilirim.
DeğirmenSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 202155,8bin okunma
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2021 55. kitabı
Sabahattin Ali, birçok eserinde olduğu gibi Değirmen adlı kitabında da toplumun kanayan yaralarını, adeta deşilen bir ciğer misali, adaletsizlikleri, sevgi yoksulluğundan ağzı hasret kokan sevdalıları bir tokat gibi yüreğimize indirip duruyor. Üstelik bunları yaparken üslubundan hiç ödün vermiyor. Ne mahrum ediyor betimlemelerinden ne de kalemini ürkekleştiriyor; mürekkebi olduğu gibi döküyor kağıtlara ve bir ebru gibi milim milim şekillendiriyor kelimeleri. Satırlar, sayfalar bitip son kelimeye kavuştuğumuzda on altı öykünün olan çıplaklığıyla zihnimizde uzanıverdiğini görüyoruz.Hangi konuyu, hangi karakteri ve yeri, zamanı ele alırsa alsın ham maddesinin hep ‘sevgi’ olduğunu görürüz Sabahattin Ali’nin. Hep sevgiyle yoğurulur ve sevgiyle inceltir kalemini; kelimelerini sevgiyle başlara taç eder. Kimi zaman insanların sevdaya olan doyumsuzluğunu kırlangıçlar anlatır kimi zaman da yalnızlığa olan sevgisini kendini kitaplarına teslim ederek belli eder ve ekler. Üç bölümden oluşan bu eseri baştan sona karakterleri, olayları ve kendi içindeki üslubuyla tam anlamıyla irdelemeye çalışırken, aslında yazarın ön sözde iliştirdiği bu sözler anlattıklarının okur için olduğunu zaten kanıtlar nitelikte: ‘Arasında yazmış olmakta utanacağım kadar kötülerin olduğunu biliyorum… İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.’ Keyifli okumalar...
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
7/10
·164 syf.··
2023 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2023 23:24
Sabahattin Ali’nin 16 tane öyküden oluşan bu kitabında adının da aldığı ilk öykü olan değirmen haricinde diğerleri bu öyküsünün gölgesinde kaldı. Ya da bende değirmen öyküsü bitince kitap bitti hissi oluştu. Diğer öykülerini okurken aynı duyguyu alamadım maalesef. Tema ile ilgili olarak öykülerinde hayatımızdan kesitler veren Sabahattin Ali kimi öykülerinde hayatımızda karşılaşabileceğimiz olaylara benzer konuları kaleme almıştır. Bu bir dilencinin duyduğu aşk da olabilir ya da politik siyasetin nasıl bir canavar olduğu da olabilir. Sabahattin Ali öykülerinde genel olarak hayatında yaşamış olduğu haksızlıkları, yaşadığı dramı, rahatsızlıkları konu alarak öykülerine yansıtmıştır ki bu olaylar bu dönemde de herkesin başına gelebilecek olaylardır. Bizi kitabı okurken kendisine çeken en güzel yönünden biri de budur. Kitabın en sevdiğim yanı ise içerisinde bilmediğimiz kelimelerle karşılaşma olasılığımız çok olsa da sayfa altlarında açıklamasını okuyarak yeni kelimeleri öğreniyor olmamız. Okumak isteyenlere tavsiyem ilk öyküde takılıp kalmayın diğerleri de okunmaya değer öyküler. Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202055,8bin okunma
Ve aşk ne kadar kudretlidir!..
7/10
·144 syf.··
2026 9. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 01:19
Sabahattin Ali, en sevdiğim yazarlardan birisi. Değirmen, 16 farklı eserden oluşuyor. Hikayelerin hepsi birbirinden güzel. Sabahattin Ali, öykülerinin her birinde farklı konuları işlemiş. Kimisinde aşk, kimisinde sadakat, kimisinde mücadele, bazıların da haksızlık ve özgürlük... Yazar, hem içinde yaşadığı dönemin olaylarına ışık tutarken hem de işlemek istediği konuyu net olarak aktarmış biz okuyucularına. Sabahattin Ali, çok güçlü bir yazar. Öykü okumayı seviyorsanız bir solukta okuyup bitirebileceğiniz bir eser. Kitabı okumak isteyen herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
Gidersem istikbalimi kaybedecektim , fakat durursam aklımı
10/10
·140 syf.··
2000 12. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2000 00:00
Değirmen isimli eserinde Sabahattin Ali'nin özellikle gözlem gücünün öykülerine yansıması muazzam. Kitapta alıştığımız Anadolu öyküleri olduğu gibi aşka ve sevgiye dair de hikayeler bulunmakta. Seçmek zor olmakla birlikte Değirmen öyküsü en iyilerinden biri. Güçlü bir kalemle yazılmış öyküler içeren Sabahattin Ali'nin ilk eserlerindenbiridir hemen hemen bu kitap. Bazılarında daha çok aşk teması ön plandayken bazılarında toplumsal sorunları ele almış. Öykü severlerin ve öykü yazanların okumasını tavsiye ederim.
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
Değirmen Kitap İncelemesi
9/10
·140 syf.··
2019 21. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2019 00:03
"Siz aniden sönen kandilin hikayesini bilir misiniz?" Sabahattin Ali'den okuduğum ikinci kitaptı. Kuyucaklı Yusuf'u okumuştum ilk olarak (incelemem : #44611276 ) O kitabını okuyunca hemen bunu ve 'İçimizdeki Şeytan' isimli kitabını da aldım. İlk bunu okumak nasip oldu. Kitaba gelecek olursa kitap hikayelerden oluşmaktadır. Benim gibi hikaye seven biri iseniz bu kitap hoşunuza gidecektir diye tahmin ediyorum. Bazı hikayeler diğerlerinden daha öne çıkıyordu. Ben en çok kırlangıçlar hikayesini beğendim. ( hikayeyi merak ederseniz kısa bir bölümünü alıntı olarak paylaşmıştım: #48478663 ) Peşinden Değirmen ve Viyolonsel hikayesini beğendim. Her hikayenin kendine göre bir ön planı ve anlattığı bir şey vardı. Bu üç hikaye de sevmek üzerineydi. Eğer okuduysanız sormak isterim: Değirmen öyküsündeki gibi seven biri olur mu sizce? veyahut viyolonsel hikayesindeki gibi ölümden sonra bile öylesine sevecek, sadık olan... Ben kitabı gerçekten sevdim. Tavsiye eder miyim? Evet, ederim. Umarım bu incelemeyi okuduktan sonra siz de merak edersiniz ve eğer okursanız benim gibi seversiniz. Keyifle kalın, iyi okumalar dilerim herkese... ^-^
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.