Halil Cibran'ı ilk bu eseriyle tanımış oldum.Adını çok duyduğum Sevgili Yazarcığım bu eserinde açıkçası biraz beklentimin altına düştü..
Kitap birbirinden bağımsız kısa öykülerden oluşuyor.Öykülerde genellikle düşündüren, anlaması güç, derin ifadeler yer alıyor.
Bu eserde yazarımızın kötülük, ikiyüzlülük, adaletsizlik vb. Konular karşısındaki eleştirel tutumunu görüyoruz.Dünyanın ve toplumun ahlâki bozuluşu karşısında içindeki isyan, çatışma ve varoluş kavgasının dile gelmiş halidir.
Çoğunlukla güzel hikâyelerin yanında sıkıcı olan hikayeler de vardı.
Yarım saatte çok rahat bitirilebilecek bir kitap..
Kitabı severek okudum ancak çeviriye dair bazı eleştirilerim olacak...
İş Bankası çevirisinin ismi Meczup, sanki daha uygun gibi... Türkçe öyle bir dil ki bazı nüans farklılıkları çok şey değiştiriyor. Kitabın genel anlamda çevirisi fena değil bu arada. Ama söz konusu Halil Cibran olunca biraz daha olgunlaşmış bir metinle karşılaşmak isterdim açıkçası.
Onun dışında Halil Cibran ile tanışmak için iyi bir kitap mı çok da emin değilim. Bazı yerleri anlamak zor. Bazı yerler çok katmanlı ve üstüne düşünmeyi gerektiriyor.
Cibran'dan okuduğum ilk kitaptı ancak diğer kitapları da bende var. Onları da mutlaka okuyacağım en kısa zamanda.
Daha önce okuduğunuz kitapları varsa en çok hangisini beğendiğinizi yorum olarak bırakabilir misiniz?
Delililiğimde hürriyetimi ve güvenimi buldum; tek başınalığın özgürlüğünü ve anlaşılmazlığın güvenliğini, çünkü bizi anlayanlar bizden bir şeyleri de tutsak edenlerdir.
“Daha ne olduğumuzu bile bilmezken, ne olacağımızı tartışmanın ne anlamı var?”
Kitabı eğer bir cümleye indirgesem o cümle bu olurdu. Öyle derin ki, öyle özel bir kitap ki, ne desem eksik kalacak.
Cibran’a duyduğum hayranlık her seferinde katlanarak artıyor. Ermiş, Ermişin Bahçesi ve Meczup. Üçü de birbirinden güzeldi, özeldi.
En son ne zaman “meczup” hissettiniz?
MeczupHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,9bin okunma
Halil Cibran ’ın ironik bir dille ele aldığı bu eser; insan ve toplum ilişkilerini anlatan kısa hikayelerden oluşuyor.
Kitap, “nasıl meczup olduğumu bilmek ister misiniz?” Cümlesi ile başlayıp bir meczubun kaleminden çıkan hikayelerle devam ediyor.
Açıkçası kısa hikayelerden oluşması ve 50 sayfalık bir kitap olması itibari ile basit bir eser olarak algılansa da (en azından benim gözümde) pek öyle sayılmaz çünkü 10 katı sayfa sayısına sahip çoğu kitaptan daha derin, daha anlamlı bir eser. Ve benim nezdimde on puanlık bir kitap.
Fakat yinede kısalığına aldanmayın. Derin düşünce gerektiren cümleleri birkaç kez okunmadan anlaşılması pek mümkün değil. Zaman zaman kitaplıktan alınıp okunmaya değer:)
Bana göre “kitabı” anlatan en iyi alıntıyı aşağı bırakıyorum;
“İnsanlara haykırdım: "Çarmıha gerilmek istiyorum!"
Onlar da cevap verdi: "Neden senin kanın fışkırmalı başımızın üstüne?" Ben de dedim ki: "Sizi coşturmak için meczupları çarmıha germekten başka ne yapılabilir?" Bana kulak verdiler ve çarmıha gerildim. Hem çarmıha gerilmem yatıştırdı beni.
Ve yer ile gök arasında asılı kaldığımda, beni görmek için başlarını kaldırdılar. Daha önce başlarını hiç yukarı kaldırmadıkları için aşka gelip coştular.”
Herkese selamlar,
Kitabımız kısa hikâyelerden oluşan az sözle çok şey anlatan bir eser. Belki de bugüne kadar okuduğum eserlerin en derin düşünceleri olanıydı. Bazı sayfaları anlayabilmek için birden fazla okuduğum oldu. Ciddi anlamda düşündüren öykülerin olduğu bir kitaptan meczup olarak çıkmadığıma dua etmeli miyim, bilemedim :). Bazı öyküler ders veren nitelikteydi ve bunlardan aldım gereken derslerimi :).
Daha derin düşüncelere dalmadan bu şekilde özet geçeyim kitabı ve okumak isteyenlere bol düşünmeler dileyeyim :).
Herkese bol kitaplı, kahveli/çaylı günler diliyorum.
Daha önce Halil Cibran'ın kitaplarını hiç okumamıştım.
Oysaki kitaplığımızda tüm kitapları mevcuttur. Dikkatimi çekmiş olacak ki dün Meczup adlı eserini alıp okumaya başladım. İçerisinde otuz dört kısa hikaye bulunuyordu. Bu hikayeler genellikle bir kişinin nasıl meczup olduğundan, geçtiği yollardan, ve tam tanımlayamadığım felsefi düşüncelerden bahsediyordu.
Kitabı bir saatte okuyup bitirebilirsiniz ama
az sözle çok şey anlatıldığı için sindirerek, düşünerek okumakta fayda var.
Ben otuz dört hikayenin sadece dördünü beğendim diğerlerini tekrar okumayı düşünüyorum. Belki şimdi değil ama başka bir zamanda daha farklı olacağına inanıyorum.
Sanırım Halil Cibran ile tanışmak için yanlış bir kitap seçmişim.
Ön yargı oluşturmadan hemen ikinci bir kitabını okuyacağım.
...MECZUP...
Acaba biz ne kadar meczupuz ?
Her insanın vardır bir delilik anı. Ama çok ama az..
Yazarımızın 1918'de yayımladığı ilk İngilizce kitabıdır. Daha önce de okumuş olduğum eserlerindeki aynılığı bu kitabında da devam ettirmiştir. Genel olarak felsefî, manevî ve sanatsal düşüncelerini yansıtan kısa hikayeler, alegorikler ve şiirlerden oluşmaktadır. Bireysellik beraberinde özgürlük bunların bir sorunu olarak da toplum eleştirisi, maneviyat ve tanrı anlayışı, aşk ve bilgelik e tabi bunları konu alırken de ironi ve mizah olmazsa olmazdı.
Cibran'ın hemen hemen her kitabında edindiği başlıklar dolaylarında bazı anahtar bölümleri araya sıkıştırır. Sanıyorum bu Cibran'ca bir metottur.
Maskeler mesajı-köprü hikayesi-tanrılar ve insanlar...
Maskeler mesajında maskelerin kaybı, özgün benliğin keşfini simgeler.
Köprü içerisinde insan doğasının karmaşıklığını ve toplumsal çatışmaları temsil eder.
Paralar ve insanlarda ise ilahiyat ve insan arasındaki mesafeyi sorgular ve bunun pencerelerini değerlendirir.
Eserdeki metaforlar ve semboller, okuyucu düşünmeye ve kendi içsel anlamını keşfetmeye o keşiflerde çatışmaya o çatışmalarında bambaşka ufuklardaki keşfe dokunmaya bizleri iter. Bu döngü de yeri gelir bize tokat gibi çarpar yeri gelir üstüne bir deniz örtüsü gibi sular seller serilir bazen de bir yaprağın ağacından düştüğü gibi düşüşü naklettiği kadar aynı zamanda tekrar düştüğü ağaçtan yeşermesini de gösterir.
Keyifli okumalar...
MeczupHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,9bin okunma
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.