Devlet Ana (Cilt 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
34,9bin
Gösterim
Adı:
Devlet Ana
Alt başlık:
Cilt 2
Baskı tarihi:
1975
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
775 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Kemal Tahir, “Benim de masalım var, halk hikâyelerim var…” demiş.
Ve almış kalemi eline.

Türk’ün bir uç beyliğinden kısa zamanda nasıl devlet haline geldiğini destansı bir dille yazmış.
Türk kadınının yiğitliği ve cesaretinin de altını çizip, romana Devlet Ana adını vermiş.

1290’lı yıllarda Bursa, Söğüt ve çevresinde Osmanlı Beyliği, Bizans Tekfurlukları ve diğer Türk beyliklerinin ilişkilerini, Kancık Vuruş, Uyandırılan Işık, Dost Çelmesi, Fal, Derin Geçit ve Kerimcan’ın Yolu adını verdiği altı bölümde okurlarına aktarmış.

Eser, Ertuğrul Gazi’nin yaşlılığı ve ölüm dönemiyle başlıyor. Devamında Osman Gazi’nin bey oluşu, Orhan Bey’in gençliğe adım atışı, Anadolu Türkleşmeye başlarken Osmanoğulları’nın devlet kurma mücadelesinde Bizans ve ona bağlı tekfurların bu gücü önleme çabaları gibi önemli olaylara tanık oluyoruz.

Ayrıca, dönemin dünyası, tarihi olayları, sosyal yapısı, inanç ve kültürel farklılıkları, özellikle de feodalite ve din sömürücülüğünün Batı’yı içine hapsettiği karanlık, ustaca gözler önüne seriliyor.

“Şöyle bilin ki, ahilikte miras yürümez, babanın kazandırdığı oğula geçmez ve de herkesin kendi kazanması kanundur… Onu gördüm ki, ahilerden kiminin kitabı hiç yok. Kitap olmayınca aktan kara, eğriden doğru ayrılmaz.”
satırlarında alçakgönüllülük, yiğitlik, güzel ahlak, cömertlik, inanç farkı gözetmezlik gibi erdemleri bünyesinde barındıran ahilik teşkilatının başlangıcındaki saflığın, daha sonra bozulmaya uğradığı da, dönemin doğu toplumunun inanç ve sosyal yapısına ışık tutar nitelikte.

Osmanlı’nın Söğüt’teki yaşam biçimi, maneviyat ve milli değerlere olan bağlılık, adalet kavramı, aile birliği, devletin milleti ile olan uyumu, ayrıntılarıyla sergilenirken, Ertuğrul Gazi, Osman Bey, Orhan Bey, Şeyh Edebalı, Akçakoca, Yunus Emre gibi tarihi şahsiyetlerle kurulmuş olay örgüsü eşsiz bir anlatımla sunulmuş.

Dönemin Türk (Türkmen) toplumunda kadına verilen önemin, Bacıbey (Devlet Hatun) karakteriyle disiplinli, saygın, sert mizaçlı ve güçlü kadın modelinde karşımıza çıkması da, bir anlamda, benimsenen devlet anlayışının sembolü gibi.

Beyliğin devlet oluşundaki süreç çok sancılı geçer. İyiliğin karşısında sayısız kötülük vardır.

Türklere büyük düşmanlık besleyen Saint Jean şövalyelerinden Notüs Gladyüs karakteri, eserde karşı güce hizmet edenlerden biri ve istediğini elde etmek için her türlü kötülüğü olağan sayan Batı feodalizminin vücut bulmuş hâli. Kötülüğün diğer temsilcilerinden biri, Batı’dan Anadolu’ya gelen Cenevizli Keşiş Benito, arka planda kilise kurallarını hiçe saydığı halde, göz önünde kendini dine adamış gibi gösterip büyük saygı görürken, sorgulamayan insanların gözüne inen perdenin simgesi gibi. Bu arada Şövalye Gladyüs ile işbirliği yapıp, zavallı halkın inançlarını beraber sömürmeleri de işin cabası.

İyiler ile kötülerin savaşı böylece sürer gider. Ne zaman bitmiş ki?
Muhteşem bir olay örgüsü, çok kararında eklenmiş kurgusu ve destansı anlatımıyla mutlaka okunması gereken bir eser.
616 syf.
Kemal Tahir okumak, onun düşünsel dünyasını kavrayabilmek, hiç olmadı kavramaya çalışmak, bir Türkiye Cumhuriyeti evlâdı için devrim niteliğinde bir eylemdir. Henüz Kemal Tahir'e zaman ayırmamış, onu okumamış, tanımamış olanlar içinse bu ciddi bir kayıp, ciddi bir boşluktur.
*Bu konu nezdimde tartışmaya kesinkes kapalıdır.

Kemal Tahir
Cezaevinde yatarken, parasızlıktan ceket alamayan ve ceketsiz olarak mahkemede bulunmayı, hakime karşı bir saygısızlık addeden, dolayısıyla kendi dava duruşmasına müdahil olamayan bir garip adam...

Emniyet güçlerince yapılan baskında, deniz astsubayı olan kardeşi Nuri Tahir'in dolabında, Sabahattin Ali'nin bir öykü kitabının bulunması üzerine, kardeşi Nuri ve Nazım Hikmet ile birlikte yok yere isnat edilen "Orduyu isyana tahrik ve teşvik" suçu ile tutuklanır Kemal Tahir. 15 yıl ağır hapsine ve kamu hizmetlerinden mahrumiyetine karar verilir. Bu suçlamayla 1938 yılında gür siyah saçlarıyla girdiği cezaevinden, saçları dökülmüş, kalanları da ak olarak 1950 yılında çıkar. Çıkışında bavulunda, halen hiçbiri kitap haline gelmemiş 30 roman, 40 öykü ve notlarla dolu sarı mahpus defterleri vardır.

Kemal Tahir'in sanatını, sanatının inceliklerini ve detaylarını, yazdığı romanların ve öykülerin haricinde, ölümünden sonra, işte bu cezaevi ve sonrasında karaladığı el yazması notlarını derleyerek günyüzüne çıkaran, şu an halen Kemal Tahir Vakfı başkanlığını yürüten kadim dostu Cengiz Yazoğlu' nun vasıtası ile de pekiştirmiş oluyoruz:

Kemal Tahir'in büyük sanatçı kişiliği, kendisinin Batı'nın belirlemiş olduğu belli kalıplar içinden kurtulmasını sağlamıştır. Sanatına saygılı bir romancı olarak Türk toplumuyla çok yönlü bir ilişki kurmuş, bu ilişkilerde bulunan Türk toplum ve insanının zenginliğini görmüştür. Büyük sanatçı olmanın gereklerine duyduğu titizlik bize bütün bir tarihimizi ve zenginliğimizi kazandırmıştır. Sanatçı sorumluluğuyla Kemal Tahir'in belli açıklama, kalıp ve alışkanlıkları dışına çıkması, Türkiye'nin elinde tuttuğu güce, bağlı olduğu ilişkilere ışık tutmuş ve sahip olduğumuz büyük zenginliğimizi tanımamıza öncülük etmiştir.
Kemal Tahir, bize sorunlar üzerinde yeni baştan durmamızın gerekliliğini öğretti. Bunun gereğini sık sık tekrar etmekten geri durmadı. Yerlileşmenin zorunluluğunu vurguladı. Dıştan gelecek kalıpların ve çözümlerin, çözüm sahibi Türk'ü dışa bağımlı kılmak, çözümsüz bırakmaktan başka bir anlam taşımadığını bize gösterdi. Bu amaçla gerçekten amansız bir boğuşma içine girdi. Aslında bu boğuşma, bize günümüz dengesinde verilen ve biçilen yerde boğulmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bu nedenle Kemal Tahir, kendisini ‘Doğu'nun gerçek bir devrimcisi’ olarak tanımlamaktadır. Onun uğraşı, belli bir akışa direnmemek, bu akışı herkesten önce ve herkesten çok benimsemek değil, gerçeğe, bu akışa uygun biçimi kazandırmaktır. Kemal Tahir yorulmak bilmeden, gerçeği, işe yarar, Doğu'nun işine yarar kılmak çabası içinde olmuştur. Gerçek devrimcilik, bu akış için gerekli gerçek güçlerin gün ışığına, gerçeğe gerekli akışı kazandıracak biçimiyle ortaya çıkmasına çalışmaktır.

1940 yılında romancı olmaya karar veren Kemal Tahir, bu kararından otuz yıl sonra şöyle bir beyanatta bulunuyor :
"Ben otuz yıldan beri dünyaya, insanlara, olaylara hiç aralıksız romancı olarak bakmaktayım. O gün bu gündür ne okumuşsam, ne görmüşsem, ne işitmişsem, kimi tanımışsam - kısası- ne öğrenmişsem yalnızca romancı olarak, roman için öğrendim, romanda kullanmak üzere biriktirdim. Başka yazılarla uğraştığım zamanlar da oldu ama ben başlıca roman zanaatının yasalarını araştırdım. Bence Türk romancısının ana ödevi, imparatorluk kurmak gücüne sahip Türk insanının geleceği kurtaracak cevherini, bu cevherin tarih boyu taşıdığı insancıl birikimi ve bu birikimin gelecekte işe yarar yönünü bulup açıklamaktır. "

Ülkemizde, tarihi romancılığın en üretken yazarlarının başında gelen Kemal Tahir'de Osmanlılık, sanıldığı gibi eskiye bir özlem, yıkılmış bir düzenin yeniden canlandırılması ya da belli bir toplum düzeninin ifadesi değildir. Osmanlılık bir siyasettir. Doğu-Batı çatışmasında Anadolu Türküne tarihin en güçlü devletini kurmasında izin vermiş bir siyasettir. Romanların gerçeği yansıtması gerektiğine inancı tam bir yazar olarak, Devlet Ana romanında da bu ilkesinden taviz vermemiş ve oluşturduğu kurgunun gerçeği yansıtan bir ayna işlevi üstlenmesi detayına dikkat etmiştir.

İlk basımı 1967 yılında Bilgi Yayınevi tarafından yapılan Devlet Ana, gerek sağ gerekse sol çevreler tarafından eleştiri oklarına hedef olmuş, tüm olumsuzluklara rağmen yine de 1968 Türk Dili Kurumu Roman Ödülü'nü göğüslemeyi başarmıştır.
Eser için yöneltilen eleştirilerin en başında, Kemal Tahir'in, romanın tezi uğruna, tarihsel gerçeklikleri çarpıttığı iddiası gelmektedir. Osmanlı'nın karşısındaki mutlak rakip gücün, gerçekte Bizans olmasına rağmen, Kemal Tahir'in rakip güç olarak Bizans yerine, Avrupa'yı temsil eden Şövalye Notus Gladyüs'ü kullanması tartışma konusu olmuştur. Genel hatları itibariyle, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemine ışık tutan Devlet Ana, aşiret sisteminden devlet sistemine geçişi anlatan en kıymetli eserlerin de başında gelmektedir.

Her ne kadar literatürlere tarihsel bir dönem romanı olarak geçmiş olsa da, Devlet Ana'yı salt bu yönden değerlendirmek, esere haksızlık olacaktır. Zira, Türk toplum yapısının 13.yüzyıldan itibaren süregelen gelişim sürecini nakış gibi işleyen Tahir, kahramanların (ki bizzat her biri yaşamış olan gerçek tarihi şahsiyetler) ağzından toplumsal ve siyasi pek çok detayı bizlere sunuyor. Yazarlık kimliğinin yanına , bir tarih profesörü, bir psikolog, bir sosyolog ve bir de iktisatçı kimliği ilave ederek metni harmanlıyor ve standartların çok ötesinde bir kurgu sunuyor bizlere. Zaten yazar da "Ben bu romanda herhangi bir tarih dönemini anlatmıyorum, bir toplumun o çağdan bu çağa yansıyan dinamiğini anlatıyorum. ”diyerek bu konuya noktayı koyuyor.

Söğüt'te Osmanoğulları Beyliği'nin tarihte boy göstermeye başlaması ile oluşan devlet sürecinin temelleri, aslında sıradan bir cinayet ile atılıyor ve Türklerin devlet kurmaktaki yetenek ve dehaları üzerinden akıp gidiyor. Okura, Türk ruhunun, Türk bilincinin önemini layıkıyla hissettiren eserde, devlet kurma yolunda Bizanslılar, tekfurlar ve Hristiyan şövalyeler de, Anadolu'nun Türkleşmesine ket vurmaya çalışan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Roman tıpkı Osmanlı'nın kuruluş döneminde olduğu gibi kalabalık bir şahış kadrosuna sahip. Ertuğrul Gazi, Osman Bey, Orhan Bey, Notus Gladyüs, Keşiş Benito, Demircan, Kerimcan, Hancı Mavro, Liya, Alişar Bey, Bala Hatun, Akçakoca, Yunus Emre, Şeyh Edebali, Kaplan Çavuş, Dündar Alp, Darendeli Hop Hop Kadı Hüsamettin Efendi, Türkopol Yüzbaşı Uranha ve romana ismini veren Devlet Hatun lakaplı Bacıbey bunlardan bazıları. İsim mevzusu açılmışken söylemek gerekiyor; Kemal Tahir romanının ismini hep Osmanlı Çekirdeği olarak planlamış, bütün yazım sürecinde böyle hayal etmiş ancak hâlâ öğrenilememiş olan sebeplerden ötürü eser piyasaya Devlet Ana adıyla sürülmüştür.

Devlet Ana romanında kullanılan dil ise başlı başına yıllardır tezlere konu teşkil etmiştir. Halk arasında kullanılan ve argoya kaçan kaba sözcükler her Tahir eserinde olduğu gibi burada da sıklıkla çıkıyor karşımıza. Yazarın bu sözcük kullanımlarındaki amacının da, monolojik bir anlatımdan ziyade diyalojik bir devinim sağlamak olduğu açık ve nettir. Kemal Tahir ise eserin dili konusunda, Çorum başta olmak üzere İç Anadolu ağzının söyleyiş özelliklerinden ve Dede Korkut ile Evliya Çelebi metinlerinden istifade ettiğini belirtmiştir. Bu durumda, Selahattin Hilav'ın kapak yazısında belirttiklerine hak vermemek kaçınılmaz hale geliyor.
"Kemal Tahir hem ‘mahalli ağızları’, hem Türkçe’nin küçümsenmiş ve unutulmuş nesir dilini hem de yeni imkanlarını kaynaştırarak ve aşarak kullanabilmiştir. Daha önceki romanlarında da görülen bu özellik ‘Devlet Ana’da en yüce noktasına erişmiştir."
Eserde dikkat çeken bir husus da günümüzde unutulmaya yüz tutmuş atasözlerimize ve dillere pelesenk olacak özlü sözleri kapsaması.

*Kaynar çorba, buzlu şerbet, olmaz; dişi çürütür,
Koca kişi, körpe avrat, uymaz; işi çürütür.

*Kitap olmayınca aktan kara, eğriden doğru ayrılmaz.

*Koca Tanrı vermeyince, kul baylanmaz.

*‎Tavuğu darı tanesiyle getirirsin, körpe kızı altın dizisiyle.

*Yalnız yiğit alp olmaz, ince otun dibi sarp olmaz.

*‎Sakın olma sen şu dört beldenin birinden: Darende’ den, Kemah’tan, Erzincan’ dan, Gürün’ den.

*‎Halıda nakış bir gerek, gönülde tutkunluk bir gerek.


Toplamda 616 sayfa olan ve 6 bölümden oluşan Devlet Ana'ya bölümler bazında ana hatlarıyla göz atalım:

1.Bölüm / Kancık Vuruş :
Anadolu Beylikleri'nin sosyal ve ekonomik durumlarının genel olarak anlatıldığı bu ilk bölümde, Demircan'ın öldürülmesi olayı vuku buluyor. Liya'yı ölesiye seven Demircan, Liya'yı, ona tecavüz girişiminde bulunacak kadar saplantı haline getiren Şövalye Gladyüs tarafından, kıskançlık sebebiyle öldürülecektir.

2.Bölüm / Uyandırılan Işık :
Ertuğrul Gazi'nin hastalanarak, beyliği oğlu Osman Bey'e devretmesini konu alıyor.

3.Bölüm / Dost Çelmesi :
Balkız'a aşık olduğu bilinen Osman Bey'e acı vermek ve bu bahane ile tuzak kurmak için, düşmanların Alişar Bey ile işbirliği yaparak Balkız'ı kaçırması hadisesi üzerinde duruluyor.

4.Bölüm / Fal :
Balkız'ın kaçırılması olayı aydınlatılmaya çalışılıyor.

5.Bölüm / Derin Geçit :
Osman Bey'in dehası, toprakları genişletmeye başlatması ve bu uğurda verdiği mücadeleler aktarılıyor.

6.Bölüm / Kerimcan'ın Yolu :
Osmanoğulları'nın devlet kurma çabaları sırasında, Dündar Bey' in ihanetine maruz kalmaları ve akabinde gelişen olayları ele alıyor.

Her eserinde Batıcılık akımına karşı olduğunu hissettiğimiz Kemal Tahir, bu yöndeki fikirlerini Devlet Ana 'da daha ısrarcı bir şekilde hissettiriyor ve hayat felsefesi yaptığı şu cümleyi yine beyinlere işliyor: "Bir devleti yok edecek iki unsur vardır; biri garplılaşmak, diğeri ise şeriate dönmektir."

Kemal Tahir'in Yorgun Savaşçı romanını TRT için dizi olarak çeken ünlü yönetmen Halit Refiğ'in, ilgili tüm dizi kayıtları, 1983 yılında dönemin başbakanı Bülend Ulusu' nun emri ile yakılmıştı. 1968 yılında, Dost Dergisi'nin Devlet Ana özel sayısında, eser hakkında bir makale yazan Bülent Ecevit ise başbakanlık yaptığı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunun 700.yılına tekabül eden 1999 yılında Halit Refiğ ile görüşerek, eseri sinemaya uyarlamasını rica etmişti. Böylece, hem Kemal Tahir'e hem de Halit Refiğ'e karşı gecikmiş bir iade-i itibar sağlanmış olacaktı. Teklifi seve seve kabul eden Halit Refiğ, ilerleyen zamanlarda filmin çekimleri için anlaşma yapılan Mimar Sinan Üniversitesi yönetimi ile anlaşmazlığa düşüyor ve senaryo yine tarihin tozlu raflarına gömülmek kaderi ile başbaşa kalıyor.
Yaşadığı ve ürettiği dönemde, ötekileştirilmiş bir sol aydın olarak hafızalara kazınan Kemal Tahir, Sevgili Cemil Meriç’in ifadesiyle edebiyatımızın ve bir neslin yüz akıdır.

Sözün özü, büyük usta Kemal Tahir, ulu önderimiz M. Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ‘nde yer alan bir paragrafın, 616 sayfalık bir tercümesini yapmış ve Devlet Ana başlığı ile bizlere sunmuş:
"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen ; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

Yattığın yer incitmesin Kemal Tahir, sevgi, saygı, minnet ve özlem ile....
  • Esir Şehrin İnsanları
    8.6/10 (1.600 Oy)1.596 beğeni5,5bin okunma10,3bin alıntı29,3bin gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.701 Oy)3.632 beğeni14,4bin okunma17,7bin alıntı106bin gösterim
  • Beş Şehir
    7.8/10 (1.445 Oy)1.505 beğeni6,2bin okunma10,1bin alıntı43,8bin gösterim
  • Küçük Ağa
    8.3/10 (1.288 Oy)1.304 beğeni6bin okunma3.491 alıntı36,9bin gösterim
  • Huzur
    8.5/10 (2.287 Oy)2.702 beğeni8,9bin okunma33,7bin alıntı100bin gösterim
  • Vurun Kahpeye
    8.5/10 (1.382 Oy)1.267 beğeni5,7bin okunma2.332 alıntı23,1bin gösterim
  • Goriot Baba
    8.1/10 (2.022 Oy)1.815 beğeni7,9bin okunma13,5bin alıntı55,4bin gösterim
  • Safahat
    9.1/10 (974 Oy)1.198 beğeni4.191 okunma8,5bin alıntı33,4bin gösterim
  • İnce Memed 4
    9.5/10 (2.589 Oy)2.727 beğeni7,7bin okunma11,2bin alıntı27,5bin gösterim
  • Zeytindağı
    8.2/10 (1.396 Oy)1.225 beğeni4.568 okunma5,8bin alıntı36,5bin gösterim
656 syf.
Kemal Tahir'in en önemli romanı olarak gösterilen ve 1968 TDK Roman Ödülünü kazanan Devlet Ana, onun düşünce yapısını da en iyi yansıtan eserlerinden biri sayılmaktadır.

Elime aldığım ilk andan itibaren etkisini üzerimde hissettiğim bir eser oldu. Detayların kullanılım şekli, ana temanın farklı yollarla sürekli desteklenmesi ise hayran olma sebebim.
Ruhu şad olsun.
656 syf.
·23 günde·Beğendi·7/10 puan
Küçüklüğümden beri misafir odasında duran kitaplığın tozlu raflarında gördüğüm kitap... Hiç yeltenmedim okumaya aslında. Babam bile önermedi bu kitabı bana. Ne kadar pimpirikli ve maymun iştahlı bir insan olduğumu çok iyi bilir. Fakat üniversite hocama ödev olarak Aldous Huxley'den Cesur Yeni Dünya'nın özetini götürünce sırf adanalı olduğum için Yaşar Kemal, Orhan Kemal okumamakla beni suçladı. Şimdi diyeceksin ki Kemal Tahir ne alaka? Hiç bilmiyorum. Araya Kemal Tahir'i de sıkıştırdı ve "Madem adanalıyık Allahın adamıyık diyosun o zaman kemalleri okumaya başla" dedi. (böyle bişeyi asla söylemedim :'). Kitabı hiç tereddüt etmeden aldım elime. Neden mi çünkü babam da gaza getirdi. Aman çok güzel kitap,hele bi oku diyerekten. Bi başladım okumaya bırakamadım. Şuan 1. Günüm ama kitabı yarıladım. Yemeyip içmeyip İtlikten Serserilikten feragat edip kitabı okuyorum :'). Şimdi çok akıcı bir dille yazıldığını söylemeliyim. Öz Türkçe kelimeler çokça kullanılmış. Anlayacağınız bayağı yöresel. Bana hiç yabancı gelmemekte bu Türkmen deyimleri, sözcükleri Çünkü bende Avşar Tatar kırması bir insan evladıyım. Bizim köyde hep böyle konuşuyorlar yaa laaa diyip gülmekten kendimi alamıyorum çoğu zaman. Kitabın konusuna gelince: Osmanlı devletinin kuruluşunu anlatıyor Kemalcim Tahircim. Osmanlı, beylik ve kuruluş zamanında iken henüz araplaşmamış ve kitabı okurken Asya esintileri yalıyor yüzünüzü gözünüzü :') bozkır poyrazlarıyla kuruyor dudaklarınız ve dudağınızın çatlayıp kanayacağını bilmenize rağmen şöyle bir tebessüm ediyorsunuz. Neyse bu kadar edebiyat yeter. Devam edeyim. İslamın kabul edilmesine rağmen hala şamanizme inanç olduğunu görüyoruz. Bu uç beylikler hep böyle zaten hııı salak Hıı dangalak( Bi tikinin gözüyle değerlendirdim az önce kusura bakmayın yapıyorum arada böyle çılgınlıklar). Uç beylik derken şu soruyu sorduğunuzu duyar gibi oldum. Nerde devlet, nerde adalet ( adaleti bilmiyorum da devlet Başkanlığa evet diyo :'^) neyse.. Şelçuklunun sonu gelmiş ki vay haline. Tekfurlar ortalıkta cirit atıyor. Rüşvet mi dersin yolsuzluk mu dersin Ne kadar cenabetlik uğursuzluk varsa hepsi Anadolu'da :'( bide üstüne bir sancak beyi var ki adı Alışar. Garı gız düşkünü pezevenk. Haremindeki karıları mı dersin garip bir sipahinin körpe arvadını mı dersin yakaladı mı affetmiyor... Öpüyor :'). Zaten olayın kırılma noktalarından bi tanesini de bu ya. Osman beyciğim Şeyh Edebali'ye dünür olarak bizim bu sapık Alışar beyi gönderiyor,adam yerine koyup, dostu sanıp.Sapık Alışar durur mu şeyhin baldan tatlı Balkızı kendine istiyor. Neymiş efendim: Bn iki ay önce dşnmüştüm zten asıl Balkız Bnm tmm mı üff. :') kitabın tam olarak bu kısmında halk arasında çokça kullanılan ve meşhur olan bir atasözü geliyor aklınıza ve dudaklarınından 6 kelime dökülüyor: Adam sandık eşşeğaa alnımıza deydi D...neyse seviyemi koruyayım. :') Tabi yalancının, hırsızın, yolsuzun, itin, köpeğan mumu yatsıya kadar yanar... Olaylar olaylar...Kardesm ksura bkma çk fzla spoiler vrdim en iisi ben susiym hdi bb. Devamını heyecanla okuyacağım. :')
656 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Benim gibi tarihi roman sevenlere gözü kapalı tavsiye edebileceğim bir eser. Gerçekten çok dolu dolu bir kitap ve cok sürükleyici. Osmanlı'nın beylik dönemlerini anlatıyor. Ertuğrul Gazi ve sonrasında Osman Bey . İlk Kemal Tahir kitabımdi ve ins devamı da gelecek.
656 syf.
·21 günde·9/10 puan
"Bir kere Batı'da roman nereden kaynaklanmış?... Masaldan, halk hikâyelerinden mi?... Tamam! Benim de masalım var, halk hikâyelerim var... Öyleyse romanımızı oturtacağım temel var bende..." -KEMAL TAHİR

Kemal Tahir'in en önemli romanı olarak gösterilen ve 1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazanan Devlet Ana, onun düşünce yapisini da en iyi yansıtan eserlerinden biri sayılmaktadır.

“Kanımca Devlet Ana'nın çekiciliğinin nedenini... yüzyıllar boyu süzgeçten geçmiş, etkinliğini kanıtlamış eski romans ve serüven formüllerinin, yapıtta ustaca harman edilmiş olmasında aramak doğru olur.” – BERNA MORAN

“Kemal Tahir hem ‘mahalli ağızları', hem Türkçe’nin küçümsenmiş ve unutulmuş nesir dilini hem de yeni imkânlarını kaynaştırarak ve aşarak kullanabilmiştir. Daha önceki romanlarında da görülen bu özellik Devlet Ana'da en yüce noktasına erişmiştir.” -SELAHATTİN HİLAV
656 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Osmanlı Devleti'nin kuruluş zamanı Ertuğrul Gazi ve sonrası anlatılıyor. O dönemin tasvirleri iyi bir şekilde anlatılmış fakat nedense okurken beni tam anlamıyla içine çekemedi. Belki de bu yüzden fazla beğenemedim yada daha iyi tarihsel kitaplar okuduğum için de olabilir. Yazarın okuduğum ilk romanıydı,belki Kemal Tahir okumaya yanlış kitapla başladım, problem bende de olabilir. Herkese iyi okumalar.
656 syf.
·24 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sanırım en çok hissettiğim tarih romanıydı.Bu türü sevenler için kesinlikle tavsiye edilebilir.Kemal Tahir'in dilini -Esir Şehrin İnsanları romanına kıyasla- samimi buldum ve romandaki her olayı tamamıyla hissettim diyebilirim.

Romanda bazen Bacıbey idim,bazen gavur Mavro,bazen Kerimcan, bazen Aslıhan..Yeri geldi cenk meydanındaydım sonra bir baktım ağabeyimi öldüren kanlımı kovalamaktayım.Bazen bir cümleye bakakalıp yüreğime akıttım hüznü bazen tek bir satır yetti geldi güldürdü yüzümü.

...................

Romanı o ortamdan çıkmak istemezcesine yavaş okudum,gergin bölümlerin sonunu daha erken öğrenmek istercesine hızlı.Kelimeleri zihnimde bir yerlerde süzgeçte geçirince değerler kaldı elime.Birçok şey öğrendim, birçok şey hatırladım.Bir sayfada kitaplarca duygu sezdim,bir kitapta sayfalarca yer gezdim.Öyleydi işte,okuyun.
656 syf.
·26 günde·7/10 puan
Kriterler:
Dönem: 12.yy sonları-13.yy başları
Dili: Masalsı,destansı ve dialog temelli
Olumlu (+) Yanları: 12.yy Dönem Türkçe, olay örgüsü, Türk devlet,toplum ve insan yapısına değinmesi
Olumsuz( -) Yanları: Yer yer dialogları boğulması, hikayenin sürekliyiciliğini yitirmesi

Kemal Tahir; bir Balzac hayranı olarak hikayelerini yazarken Balzac'ın yaptığı gibi hikayenin geçeceği yeri bizzat giderek incelermiş. Bu romanda yer, mekan tasfirleri bu açıdan incelendiği belirgin şekilde göze çarpıyor.

Şahsi yorumum: Her edebi eseri özellikle de bir romanı yazıldığı dönem ki konjektür ile değerlendirmek performansı ile yorum yaparken daha nitelikli olacağını düşündüğümden Kemal Tahir bu eserini bin dokuz doksanlı yıllarında ortasında ele alıp Osmanlı Devleti'nin kuruluş kısmına yönelik hafif masalsı ve destansı bir dille ele almaktadır. Türk Romanı ile ilgili eksikleri olanlar için bir bakış açısı sağlayacak bir romandır.
656 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Okuduğum ilk Kemal Tahir romanı Devlet Ana. Dil çok akıcı, zengin ve canlı bir anlatımı var. Fakat diğer romanlarında (sonradan okuduğum Esir Şehrin İnsanları) gördüğüm büyüklük bence bu romanda yok. En önemli eseri midir bilmiyorum ama Kemal Tahir bu romanında resmi tarih tezlerini tekrarlamış ve tarihsel karakterlere görece hacim kazandırmıştır. Romanı beğenmekle birlikte sonradan okuduğum Esir Şehrin İnsanları'nın yarısı kadar bile değerli bulmadım. Esir Şehrin İnsanları ise daha sonra da yazacağım üzere ciddi bir edebiyat olayıdır. Bugüne kadar okumamış olmayı kendim için eksiklik sayıyorum.
"Dünya kurulalı beri kılıç mı daha kanlı, kalem mi, ayırt edilebilmiş değildir. Bence kılıcın yarası bir kalemin yarası bin..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Devlet Ana
Alt başlık:
Cilt 2
Baskı tarihi:
1975
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi

Kitabı okuyanlar 3.890 okur

  • Ebru Bilir
  • BURAK TAŞTAL
  • Mehmet Kamil Göl
  • Güzide Demirhan
  • Ehshhsjsjssajwjj
  • Esma Avşar
  • ayitgan28
  • Nejla Ateş
  • Efe BAYRAKTAR
  • Zeren

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (4)
9
%0.2 (3)
8
%0.3 (4)
7
%0.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları