Efrasiyab'ın Hikayeleri

8,4/10  (111 Oy) · 
346 okunma  · 
81 beğeni  · 
2.000 gösterim
Çok uzak zamanlarda değil, günümüzün otuz, bilemediniz elli yıl öncesinde, üstelik hep "ülkemizde" geçiyor Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri. Ancak... Sanki o zamanlardan ve o mekânlardan değil de, başka zaman ve mekânlardan, hatta başka dillerden aşina olduğumuz hikâyeler... Yani, Puslu Kıtalar Atlası'nı ve Kitab-ül Hiyel'i okumuş olanların tahmin edebilecekleri gibi, üzerine söz söylemesi zor, "içine dalması" keyif verici kitaplardan: Estetik'le oyun'un, mizah'la felsefe'nin bir edebî buluşması...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2012
  • Sayfa Sayısı:
    245
  • ISBN:
    9789754706482
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
16 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Oktay İhsan Anar, tarihi, felsefeyi ve fantastik öğeleri kitaplarında harmanlayan, kurduğu kurgu evrenini en iyi yöneten yerli yazarlardan birisi, hatta bana göre en iyisi. Okurken tarihin sınırlarında felsefe ile dolaşacak, fantastik kişi ve olaylara tanık olacaksınız. Buna, kitabın başkarakterlerinden ete kemiğe bürünen ‘Ölüm’ en bariz örnek olarak gösterilebilir. Bu kitap özelinde konuşmak gerekirse birçok fantastik kişi ve olay barındırması bakımından etkileyici gelebilir ama hikâyelerin etkileyiciliği konusunda kendi açımdan bir iki hikâye dışında etkilenmediğimi vurgulamak istiyorum. Hikâyelerinde Osmanlıca kelimeleri bolca kullansa da onun hikâyelerini akıcı hale getiren noktanın bu olduğunu düşünüyorum. Yani bu kitap özelinde hikâyelerden çok fazla etkilenmesem de yazarın dili fazlasıyla zevk veriyor.

Romanda elli yaşlarında insan vücudunda betimlenen Ölüm, canını almaya geldiği Cezzar Dede’ye oynadıkları dörtlü bir oyunda kendi eşi olduğu için bir şans vermek ister. Birbirlerine konusunu önceden belirledikleri hikâyeler anlatacaklardır. Ölüm, anlattığı her hikâye için Cezzar Dede’ye bir saat daha yaşama hakkı verir. Hikâyelerin konusu korku ile başlayıp din, aşk ve cennet olarak devam eder. Kitapta sekiz hikâye var. Her hikâye sonunda Cezzar Dede’den sonra canı alınacak kişi olan Uzun İhsan Efendiye çeşitli mahallelerde rastlanır ama bir türlü yakalanamaz. İşte bu kovalamaca içinde hikâyeler devam ediyor. Son hikâye bittiğinde kimsenin elinden kaçamadığı, herkesin eninde sonunda soğuk nefesini ensesinde hissettiği Ölüm’ün elinden Cezzar Dede ve Uzun İhsan Efendi kaçabilecek mi?

Felsefe alanında akademisyen olan Anar, anlattığı hikâyelerde bazı inanç ve değer yargılarını kendi üslubuyla irdeleyerek sizi düşünmeye sevk ediyor. İnsanın ancak bilmediğinden korktuğunu, bu korkuyu gidermek için de bir arayış içine girdiğini ve bu arayışında din olduğunu, ayrıca aradığı şeye kavuşmak için can atmanın da aşk olduğunu söylüyor. Ama günümüzde korkuya, dine ve aşka aşina olan insanın arayıştan vazgeçtiğini, aramaktan bir kere vazgeçen çoğu insanın da bu kavramlara artık sahip olmadığını vurguluyor.

Başta da bahsettiğim gibi fantastik öğeler çokça yer alıyor kitapta. Upuzun bir sarmaşıkla ancak çıkılabilen, göklerde yaşayan ‘iki başlı devlerin’, dolunay çıktığında ‘kurt adama’ dönüşen insanların, ‘uzun dişli’ leoparlara benzeyen canavarların farklı şekillerde işlenmesi ve şeytan olarak bilinen Azazil, ölüm meleği olan Azrail gibi dini motiflerin esere yansıması tam olarak Oktay İhsan Anar okuruna uygun şekilde düzenlenmiş. Keyifli okumalar.

Bazen kitapçı raflarında gezinirken, tanımadığımız bir yazarın, bir kitabının önce kapağına , sonrasında ise arka kapak yazısına göz atarız! Daha sonra da kitabın birkaç sayfasını şöylece bir göz ucuyla tarayıp, kitabı alıp almayacağımıza karar veririz.
İşte bu kitabı da bir kitapçı rafında görsem, kapağına ve arka kapağındaki yazısına bakıp, bir de içini tarayıp,” sanki sıkıcı bir kitaba benziyor”diyebilirdim.
Çünkü ne yazarı tanıyordum ne de daha önce bir kitabını okumuştum! Gel gör ki , birinden ödünç aldığım , bu kitabı okuduktan sonra ; eşsiz bir anlatım diline sahip, zengin mi zengin kelimeleriyle , okuyucuya gizemli bir dünya sunan bu yazarı ” İhsan Oktay Anar’ı” şimdiye kadar okumadığım için kendimi epeyce bir azarladım doğrusu!
Kitabın konusuna gelince ;
“Seninle , verdiği zevk dışında hiçbir amacı, kuralı ve şartı olmayan bir oyun oynayacağız, bir konu seçip , birbirimize hikayeler anlatacağız. Her hikayen için , senin bir saat yaşamana izin vereceğim.”
diyor “ölüm” meleği .
İşte kitap boyu belirlenen konularda ,sırayla bir Cezzar Dede hikaye anlatıyor, bir de Ölüm anlatıyor. Konular ise, sırasıyla; korku, din, aşk ve cennet.
Hepsi çok iyi ve etkileyiciydi, en sevdiğim en baştaki “Güneşli Günler” isimli korku hikayesi bir de en sondaki “Gökten Gelen Çocuk” isimli olandı…
anlatımına, edebi altyapısına hayran kaldığım yazarın, ileride elime geçecek tüm kitaplarını okumak istiyorum.

Tayfun Karadeniz 
13 Şub 2016 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 9/10 puan

İhsan Oktay Anar'ın yine etkileyici üslubuyla yazdığı, kısa hikayelerden oluşan ve aynı zamanda düşündürücü, aynı zamanda insanı hissedar olmaktan alıkoyamayan bir eser... Keyifle okudum... Kendisinin fazla tanınamamasının sebebini maalesef anlayamıyorum... Nacizane

ayşegül 
13 Nis 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bittiğinde üzüldüğüm nadir kitaplardan.Gerçeklik ve gerçeküstülük arasında kısa bir gezinti. Farklı hikayelerden oluştuğu için herbirine başlarken tekrardan heycan yaratıyor.

Yasemin Yavuz 
08 Şub 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · 8/10 puan

Puslu kitalar atlasi ve suskunlardan sonra aslina bakilirsa birazcik hayal kirikligina ugradim. Çünkü bu iki kitabiyla yükselen çıta sonucu çok büyük beklentilerim oluşmuştu. Yine de gerek gercek gerekse gerçek üstü anlatimin zirvesine cikmis yine yazarimiz. Sona dogru hikayelerde yavanlasma oldu bana gore. /SPOILER/ hele ki gülerk kent ile süpermen benzetmesi bana alelade geldi. Efsanevi süpermen in gülerk kent ile benzesmesine gulsem mi aglasam mi bilemedim.
Her neyse okuduğum 3. Ihsan oktay anar kitabi ve ben kendisinin masalvari anlatimini cok etkileyici buluyorum. O kadar fantastik hikaye arasindan malzeme kitligi yasamis olabilir diyerek kendimi avutuyor yeni kitaplarini okumayi heyecanla bekliyorum. Yanliz araya birkac farkli tarz sıkıştırmak iyi olacak gibi.

Semih Üyük 
26 Nis 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

ihsan oktay anar'ın diğer kitaplarına göre biraz daha geri planda kalsa da bu kitap aslında çok eğlenceli bir kitap. uzun ihsan bu kitabında doğu-batı sentezini mizahi öğelerle harmanlayarak çok güzel işlemiş. size tavsiyem bir çırpıda okumayın. hikayeleri günlere bölerek okuyun ki kitabın tadına varabilirsiniz. ayrıca yakaladığınız ayrıntılar yüzünüzü gülümsetecek cinsten.

ayrıca ekşide şöyle bir entry okudum, bir daha okuyasım geldi(spoiler olabilir):

ilk hikayenin, yani güneşli günler'in sona ermesinin ardından, dünya tarihi isimli hikayenin içine gireriz, mallarını dağıtan tüccarı görürüz, kapısında bekleyen çulsuzlardan birisi oluruz cezzar dede ve ölümle birlikte.
ikinci hikayeden(bidaz'ın laneti) sonra kemanıyla karşımıza fezai(hırsızın aşkı)çıkar.
üçüncü hikayenin(bir hac ziyareti) ardından ezine canavarının kahramanları, bu kez düğün yaparken karşımızdadır.
dördüncü hikaye(dünya tarihi) bitince şarap ve ekmekteki erdemli kırmızı başlıklı kızı meydanda nutuk atarken görürüz, kız yardım eder ölüme, ama uzun ihsan yine de kaçar.
beşinci hikayenin(ezine canavarı) ardından göklerden gelen çocuk gülerk kent çıkar karşımıza, hatta o kadar güçlüdür ki, ölümü bile yere serer.
altıncı hikaye(hırsızın aşkı) biter, ve bir odada, resminde hiç doğuramadığı güneşi bu kez doğururken görürüz güneşli günler'in kahramanını.
yedinci hikayenin(şarap ve ekmek) sonrasında, aptülkehribar(bidaz'ın laneti) kurtarır bu kez uzun ihsan'ı.

ve son perde gelir de, gökten gelen çocuk bitince, eksik kalmış parça da tamamlanır.bir hac ziyaretinin delisi, gerçek kimliğine kavuşmuştur, karşımızdadır, uzun ihsanı kurtarır.hem de bu kez uzun ihsan, yaşamak için biraz daha süre alır ölümden.

berâ 
30 Eki 2015 · Kitabı okudu · 18 günde · Puan vermedi

okurken yazarın nerede ciddi nerede gayriciddi olduğu inceden karışıyor. gerçek olmayan şeyleri de gayet sakin bir şekilde gerçekmiş ve de çok normalmiş gibi anlatması oldukça hoş olmuş.
ilk hikayesi içinde doğaüstü şeyler olmadığı halde okuduğum en ürkütücü hikayelerden biriydi. arada bir yerlerde hikayeler biraz zor ilerliyor gibi ama genel olarak ilginçler. hele de farklı hikayelerin kıyıdan köşeden birbirine bağlanıyor olmasını çok beğendim.

Sevcan 
06 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bazen uzun yorucu esrarengiz hikayeler, bazen kısa ama insanı afallatan düşünmeye zorlayan düşündükçe de yüzünde bilgiç bir tebessüm oluşturan çok değişik bir kitap. İhsan Oktay Anar'ın o kendine özgü uslubuyla zaman zaman insanı gülmekten kıracak kadar komik. Sonu her zamanki gibi mükemmel bağlanmış bir eser.

cosmiclatte 
31 May 00:23 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Yumusacik bir kitap. Resmen okurken ruhunuza akiyor, mutlu ediyor sizi. Cezzar dedenin ruhunu almaya gelen Olüm ile ikisinin birden Uzun Ihsan Efendi'nin pesine duserken vakit gecirmek icin birbirlerine anlattiklari hikayelerle toplanmis bir kitap. Tarih, felsefe, oyun ve mistisizim bir arada.

MEHMET SELİM ŞILBIR 
 05 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

İhsan hocamla ve kitaplarıyla Ege Üniversitesinde bir akademisyen arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. Bu kitabında binbir gece masallarından aldığım lezzeti aldım, okudukça okuyasım geldi ve kitabı bir solukta bitirdim. Hikaye sevenlere tavsiye ederim.

2 /

Kitaptan 33 Alıntı

Murat Sezgin 
16 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Cenneti görmemiz için gözlerimizi açmamız değil, belki de kapamamız gerekir.

Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar (Sayfa 217 - İletişim Yayınları)Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar (Sayfa 217 - İletişim Yayınları)
Yadigar Soydan 
15 Tem 15:02 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Çünkü ihtiyarlar zaten, evlatlarının mürüvvetini görüp Hac farızalarını yerine getirmiş, ona buna borçlarını ödeyip kefen paralarını bitirirmiş olduklarından, Ölüm'le karşılaştıklarında gençler gibi mazeret beyan etmezlerdi.

Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar (Sayfa 12 - İletişim Yayınları)Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar (Sayfa 12 - İletişim Yayınları)
thebeast 
19 Haz 09:05 · Kitabı okudu

"Her insan ancak bilmediği şeyden korkar. Korkusunu yenmek için bilmek ister. Fakat bilmesi için araması gerekir. İşte, din de bu arayış değil midir? Bununla birlikte, eğer insan bir şeyi arıyorsa, onu bulmuş ve ona kavuşmuş da değildir. Kavuşamadığı şeye erişmek için can atar. Eh! Bu da aşktır işte!

Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay AnarEfrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar
Zehra Ç. 
24 Tem 18:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" Kavuşunca meşk, kavuşmayınca aşk olduğunu söylerler. Sevgisini kalbinde taşıdığı sürece herkes ona kavuşmuş demektir bana göre."

Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar (Sayfa 185)Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar (Sayfa 185)
thebeast 
19 Haz 09:04 · Kitabı okudu

llimdâr yemin billah ederek rahiplerin onu bırakmadığını söylese de, bu inanılması zor bir şeydi: Okuyup üflemek, geçkin kızlara koca düşürmek gibi kerametleri olmayan bir evliyanın dünyaya ve âleme ne faydası olurdu ki?

Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay AnarEfrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar
Meltem Buse 
10 May 01:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Geçmişime bakıyorum da, hayat bugüne kadar bana hep güzel şeyler göstermiş: Bu dünyada her şey güzel. Çirkinlik diye bir şey yok; kim bilir, sadece aldanarak ve büyük bir budalalıkla, onda çirkinliği görenler çirkindir belki. Ama ben, dünyayı korku duygusuyla değil, güzellikle tanıyorum. Benim ona baktığım gibi, Dünya da bana bakıyor ve gülümsüyor, ben ona neden gülümsemeyeyim?

Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar (Sayfa 82)Efrasiyab'ın Hikayeleri, İhsan Oktay Anar (Sayfa 82)
4 /