Geri Bildirim

Efrasiyab'ın Hikayeleriİhsan Oktay Anar

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.480
Gösterim
Adı:
Efrasiyab'ın Hikayeleri
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
245
ISBN:
9789754706482
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Çok uzak zamanlarda değil, günümüzün otuz, bilemediniz elli yıl öncesinde, üstelik hep "ülkemizde" geçiyor Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri. Ancak... Sanki o zamanlardan ve o mekânlardan değil de, başka zaman ve mekânlardan, hatta başka dillerden aşina olduğumuz hikâyeler... Yani, Puslu Kıtalar Atlası'nı ve Kitab-ül Hiyel'i okumuş olanların tahmin edebilecekleri gibi, üzerine söz söylemesi zor, "içine dalması" keyif verici kitaplardan: Estetik'le oyun'un, mizah'la felsefe'nin bir edebî buluşması...
(Tanıtım Bülteninden)
Oktay İhsan Anar, tarihi, felsefeyi ve fantastik öğeleri kitaplarında harmanlayan, kurduğu kurgu evrenini en iyi yöneten yerli yazarlardan birisi, hatta bana göre en iyisi. Okurken tarihin sınırlarında felsefe ile dolaşacak, fantastik kişi ve olaylara tanık olacaksınız. Buna, kitabın başkarakterlerinden ete kemiğe bürünen ‘Ölüm’ en bariz örnek olarak gösterilebilir. Bu kitap özelinde konuşmak gerekirse birçok fantastik kişi ve olay barındırması bakımından etkileyici gelebilir ama hikâyelerin etkileyiciliği konusunda kendi açımdan bir iki hikâye dışında etkilenmediğimi vurgulamak istiyorum. Hikâyelerinde Osmanlıca kelimeleri bolca kullansa da onun hikâyelerini akıcı hale getiren noktanın bu olduğunu düşünüyorum. Yani bu kitap özelinde hikâyelerden çok fazla etkilenmesem de yazarın dili fazlasıyla zevk veriyor.

Romanda elli yaşlarında insan vücudunda betimlenen Ölüm, canını almaya geldiği Cezzar Dede’ye oynadıkları dörtlü bir oyunda kendi eşi olduğu için bir şans vermek ister. Birbirlerine konusunu önceden belirledikleri hikâyeler anlatacaklardır. Ölüm, anlattığı her hikâye için Cezzar Dede’ye bir saat daha yaşama hakkı verir. Hikâyelerin konusu korku ile başlayıp din, aşk ve cennet olarak devam eder. Kitapta sekiz hikâye var. Her hikâye sonunda Cezzar Dede’den sonra canı alınacak kişi olan Uzun İhsan Efendiye çeşitli mahallelerde rastlanır ama bir türlü yakalanamaz. İşte bu kovalamaca içinde hikâyeler devam ediyor. Son hikâye bittiğinde kimsenin elinden kaçamadığı, herkesin eninde sonunda soğuk nefesini ensesinde hissettiği Ölüm’ün elinden Cezzar Dede ve Uzun İhsan Efendi kaçabilecek mi?

Felsefe alanında akademisyen olan Anar, anlattığı hikâyelerde bazı inanç ve değer yargılarını kendi üslubuyla irdeleyerek sizi düşünmeye sevk ediyor. İnsanın ancak bilmediğinden korktuğunu, bu korkuyu gidermek için de bir arayış içine girdiğini ve bu arayışında din olduğunu, ayrıca aradığı şeye kavuşmak için can atmanın da aşk olduğunu söylüyor. Ama günümüzde korkuya, dine ve aşka aşina olan insanın arayıştan vazgeçtiğini, aramaktan bir kere vazgeçen çoğu insanın da bu kavramlara artık sahip olmadığını vurguluyor.

Başta da bahsettiğim gibi fantastik öğeler çokça yer alıyor kitapta. Upuzun bir sarmaşıkla ancak çıkılabilen, göklerde yaşayan ‘iki başlı devlerin’, dolunay çıktığında ‘kurt adama’ dönüşen insanların, ‘uzun dişli’ leoparlara benzeyen canavarların farklı şekillerde işlenmesi ve şeytan olarak bilinen Azazil, ölüm meleği olan Azrail gibi dini motiflerin esere yansıması tam olarak Oktay İhsan Anar okuruna uygun şekilde düzenlenmiş. Keyifli okumalar.
Bugünü anlatan masallara mı ihtiyacınız var ? Yarının olurluğuna inanmak için bugünden mucizeler mi duymak istiyorsunuz ? Yaşınız geçse dahi çocuk denecek yaşı, ruhunuz uyumadan evvel çocuk kalbinize uygun masallar mı dinlemek istiyor ? İhsan Oktay Anar tamda bu sorulara evet cevabını verenler için, akıcı anlaşılır son saniyesine değin okuyanını merakla bekleten bir roman yazmış.

Kendine gelmek isteyenler için, yaşama ve yaşama eylemine dair bin bir mesajı da satır aralarına iliştirmiş. Belki beni kendime getirmedi bu mesajlar ama, yarının olurluğuna inanmam için mucizeler olduğunu gösterdi..
Önerilir tabi ki.. Okuyun okudukça kalabalıklaşın !

Benzer kitaplar

Tipik ve güzel bir İhsan Oktay Anar romanı; Efrasiyab'ın Hikayeleri. Aslında tam olarak roman da diyemeyebiliriz zira bir bakıma bağımsız hikayelerden oluşan bir roman bu. Anar'ın tarzını bilenler için şaşırtıcı olmayan fantastik ve postmodern öğeler barındıran roman, Cezzar Dede ile Ölüm'ün birbirlerine anlattıkları hikayelerden oluşuyor. Anar zaman zaman felsefenin dibine vururken bazen de modern bir Süpermen hikayesi anlatıp, mizah yapıyor. Dediğim gibi, Anar okurları için gayet ideal bir roman.
Kitaplarından bu derece zevk almaya devam edersem İhsan Oktay Anar'ın bütün kitaplarını okuyacağım galiba. Adını sürekli duyduğum Puslu Kıtalar Atlası'ndan sonra bu okuduğum ikinci kitabı oluyor. Puslu Kıtalar Atlası'nı incelerken yazarın karakter yaratmada ve o karakterlere hikayeler oluşturmada çok iyi olduğunu düşünmüştüm. İhsan Oktay Anar bu kitapta hikayeciliğini daha da ön plana çıkarıyor ve hikaye temelli bir olay anlatıyor. Ve bizleri nefis bir yolculuğa çıkarıyor.

Buradan sonrası içerik hakkında bilgi içerir.

Bir kabadayıyı öldürmeye gelen Ölüm, sonraki öldüreceği kişi olan Cezzar Dede'yle oyun arkadaşı olur. Cezzar Dede'nin de canını almak isterken bu işi torunlarının önünde yapmasını istemeyen Cezzar Dede ölümle anlaşır ve dede torunlarına kapılarına gelen bu adamla Efrasiyab'ın hazinelerini aramaya gideceğini söyler. İkisi aralarında başka bir anlaşma daha yapar ve yeni bir oyun başlatırlar. Anlatılan her hikaye için Ölüm Cezzar Dede'ye bir saat daha yaşama süresi verecektir. Ve başlarlar anlatmaya. Bizleri Kayseri'ye, Acıpayam'a, Ezine'ye, Budist rahiplerin tapınaklarına doğru uzun, sıkıcı olmayan, felsefi ve fantastik bir maceraya çıkarırlar. Sırasıyla korku, din, aşk ve cennet üzerine ikisi de birer hikaye anlatırlar. Hikaye aralarında Puslu Kıtalar Atlası'ndaki bir karakter olan Uzun İhsan'ı arar dururlar. Bu arama esnasında hikayedeki kişileri bile görürler.

Hikayeler de, olay örgüsü de, yazarın dili de tek kelimeyle mükemmeldi. Eski kelimeler içermesine rağmen bu sizi yormuyor, aksine okumak için daha da teşvik ediyor. Ben okurken büyük keyif aldım. Size de tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
Kitabı okurken hayli sıkıldım. Sırf yarım bırakmamak adına okudum. Kitap hikayelerden oluşmaktadır. Bazı hikâyeler kendi içinde oldukça tutarsız ve okuyucuyu yoran cinsteydi. Açıkcası bu kitapta bi hayli hayâl kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim.
postmodern tarzda yazılmış bir hikaye. Cezzar dede 11 torunu olan ve ölüm vakti gelmiş bir ihtiyar. Torunlarına uslu durmaları için hikayeler anlatıyor. Konunun büyük kısmı Cezzar dede ve ölüm arasında geçiyor. Hikaye içinde hikaye tekniği kullanılmış. Eserde göndermeler de vardır..
İhsan Oktay’la sonunda tanışabildim. Okuma listemde olan fakat ertelediğim bir kitapla başladım. Bu hikâyelerin dünyasına giriş yaptığımız kitapta güldüm, hüzünlendim, anlamlı buldum, bazen yazarın kendinin de beğenmediği yerlerde durakladım fakat akıcı, güzel bir kitap okudum. Yazar konu bulma sıkıntısı çekmediğini bu kitapla göstermiş sanırım çünkü hikâyelerin birkaçı başlı başına bir kitap olacak nitelikteydi. Güzel bir tebessüm bıraktı sonuyla.
Bildiğimiz İhsan Oktay Anar kitaplarından biri...

Ölüm ve Cezzar Dede'nin, ölüm zamanı gelmiş Uzun İhsan'ı ararken birbirlerine anlattıkları hikayeler kaleme alınmış. Öykü içinde öyküler/hikayeler şeklinde yazıldığı için kitap kendi içinde derinlik kazanmış. Bu derinlik bazen okuyucuyu yorabiliyor.

İyi Okumalar.
Bazen kitapçı raflarında gezinirken, tanımadığımız bir yazarın, bir kitabının önce kapağına , sonrasında ise arka kapak yazısına göz atarız! Daha sonra da kitabın birkaç sayfasını şöylece bir göz ucuyla tarayıp, kitabı alıp almayacağımıza karar veririz.
İşte bu kitabı da bir kitapçı rafında görsem, kapağına ve arka kapağındaki yazısına bakıp, bir de içini tarayıp,” sanki sıkıcı bir kitaba benziyor”diyebilirdim.
Çünkü ne yazarı tanıyordum ne de daha önce bir kitabını okumuştum! Gel gör ki , birinden ödünç aldığım , bu kitabı okuduktan sonra ; eşsiz bir anlatım diline sahip, zengin mi zengin kelimeleriyle , okuyucuya gizemli bir dünya sunan bu yazarı ” İhsan Oktay Anar’ı” şimdiye kadar okumadığım için kendimi epeyce bir azarladım doğrusu!
Kitabın konusuna gelince ;
“Seninle , verdiği zevk dışında hiçbir amacı, kuralı ve şartı olmayan bir oyun oynayacağız, bir konu seçip , birbirimize hikayeler anlatacağız. Her hikayen için , senin bir saat yaşamana izin vereceğim.”
diyor “ölüm” meleği .
İşte kitap boyu belirlenen konularda ,sırayla bir Cezzar Dede hikaye anlatıyor, bir de Ölüm anlatıyor. Konular ise, sırasıyla; korku, din, aşk ve cennet.
Hepsi çok iyi ve etkileyiciydi, en sevdiğim en baştaki “Güneşli Günler” isimli korku hikayesi bir de en sondaki “Gökten Gelen Çocuk” isimli olandı…
anlatımına, edebi altyapısına hayran kaldığım yazarın, ileride elime geçecek tüm kitaplarını okumak istiyorum.
İhsan Oktay Anar'dan yine büyülü bir anlatım ve her biri kendi içinde şahane iç içe öykülerden oluşan bir kitap. Zevkle okudum her zamanki gibi.
Cenneti görmemiz için gözlerimizi açmamız değil, belki de kapamamız gerekir.
İhsan Oktay Anar
Sayfa 217 - İletişim Yayınları
Öyle ki hemen her erkek, bilip görmediği, bu yüzden hayâl etmek zorunda kaldığı kadınları kendi pembe hülyalarıyla bir kez süsleyince, onlarla karşılaştıktan sonra bile gerçeği değil, bu süsleri görmeye devam ederdi.
Çünkü ihtiyarlar zaten, evlatlarının mürüvvetini görüp Hac farızalarını yerine getirmiş, ona buna borçlarını ödeyip kefen paralarını bitirirmiş olduklarından, Ölüm'le karşılaştıklarında gençler gibi mazeret beyan etmezlerdi.
İhsan Oktay Anar
Sayfa 12 - İletişim Yayınları
"Ama ben, bugüne kadar kazanmak için oynamadım hiç. Oyunun bana verdiği zevkle yetindim."
İnsanların çoğunu dine sokan şey Tanrı korkusu olduğuna göre, bir dini hikâye de, en azından bu insanlara göre bir korku hikâyesi belki.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Efrasiyab'ın Hikayeleri
Baskı tarihi:
Nisan 2012
Sayfa sayısı:
245
ISBN:
9789754706482
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Çok uzak zamanlarda değil, günümüzün otuz, bilemediniz elli yıl öncesinde, üstelik hep "ülkemizde" geçiyor Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri. Ancak... Sanki o zamanlardan ve o mekânlardan değil de, başka zaman ve mekânlardan, hatta başka dillerden aşina olduğumuz hikâyeler... Yani, Puslu Kıtalar Atlası'nı ve Kitab-ül Hiyel'i okumuş olanların tahmin edebilecekleri gibi, üzerine söz söylemesi zor, "içine dalması" keyif verici kitaplardan: Estetik'le oyun'un, mizah'la felsefe'nin bir edebî buluşması...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 610 okur

  • Uğur Demircan
  • Murat Uğurlu
  • Nadya Ivanova
  • Melek Işık
  • Işıl Özkaynak
  • Tolstoy’un Bisikleti
  • Orhan Birpınar
  • Hatice Aci
  • Gökhan IŞIK
  • cemal canyiğit

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%13.8
25-34 Yaş
%39
35-44 Yaş
%35
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.3
Erkek
%54.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.3 (58)
9
%27.1 (62)
8
%24 (55)
7
%14.4 (33)
6
%4.8 (11)
5
%2.6 (6)
4
%0.4 (1)
3
%0.4 (1)
2
%0.4 (1)
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları