Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·264 syf.··
2020 317. kitabı
Tanzimat döneminden beri eserlerde etkisini göstermeye başlayan ve artarak süren bir konu olan yasak aşk, günümüzde hem romanlarda hem de gerçek hayatta devam etmekte... Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olarak kabul edilen "Eylül"de de Mehmet Rauf bu olguyu başarıyla işliyor. Roman, psikolojik özelliklerinin hakkını sonuna kadar veriyor. Yazarımız Mehmet Rauf; bu üçlü aşk ilişkisinde her bakışın, her gülüşün, her üzüntünün, her dalıp gidişin psikolojik tahlillerini yapıyor ve okura sunuyor. İlk sayfalarda belki sıkılabilirsiniz; ancak kitabın ortasından itibaren bir sürüklryicilik hakim... Olay örgüsü ve kurgu olarak da kitabın biraz basit kaldığını söyleyebilirim. Benim için en keyifli yanı, Mehmet Rauf'un psikolojik tahlilleri oldu Romanımız, eski İstanbul'daki bir aşk üçgenine odaklanıyor. Bu üçgenin temsilcileri Suad, Süreyya ve Necib... Suad ve Süreyya evli çiftimiz; ancak Süreyya'nın anne babası, Hacer ve Fatin ile bir bağ evinde yaşamaları onları fazlasıyla sıkıyor. Tüm bu sıkıntıda, Süreyya'nın kuzeni (hala oğlu) Necib ile sohbetleri ve paylaştıkları çiftimize iyi geliyor. Suad'ın gayretleri ve babasına baktığı mektupla, çiftimiz merkeze yaklaşıyor ve İstanbul'da deniz dibinde bir yalı sahibi oluyorlar. Çiftimiz birbirini çok seviyor aslında; lakin yalı hayatında Süreyya'nın yeni hobiler edinmesi ve Suad'ın ev işlerine gömülmesi ikiliyi uzaklaştırıyor. Birbirlerinden soğurlarken; tek eğlenceli anları, onları yalıda da ziyaret eden Necib ile geçirdikleri zamanlar oluyor. Necib, yalıda geçirdiği zamanlarda Suad'ı daha yakından tanıyor ve onun gibi biriyle evlenmek istiyor. Süreyya'nın soğukluğunda ise, Suad'ın Necib ile avunması, kadını farklı yerlere sürüklüyor. İkilimiz, birbirlerine itiraf derecesinde bir aşka tutuluyor. Peki bu aşkın sonunda, onları
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Yapı Kredi Yayınları · 202450,1bin okunma
Sevdalarin EYLUL'u
9/10
·264 syf.··
2020 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2020 14:10
Eylül... Bilir misiniz artık çiçeklerin neşeli rayihalarını yavaşca mateme bırakıp boyunlarını bükerek kışa hazırlandıkları Eylül'ü. İnsan da böyle değil midir? Önce içinde bir tohum alışılmışlıkla sevgiyle yoğrulur ve çıtırtısını ruhunuzun derinliklerinde hissedeceğiniz bir kıprayışla çatyayıvrerir. Peki ya sonra... Eğer o sevgi tohum çatlamasını sağlayan ruhun imbiğinden geçip gelen gıdasını almaya devam ettikçe, filizlenir ve tutunacak bir ruh eşi aramaya başlar. İşte burada filizlenmeye başlayan sevgi tomurcuğu yanlış bir ruh eşine tutumuşsa, tutunuverirse, imkansız bir ruh eşine tutunacak olursa, bir sarmaşığın küçük bir ağaç gövdesini sıkıp boğması içindeki hayat enerjisini emmesi gibi bu sevgi filizi de AŞK sarmaşığı olarak her iki ruhu da bitip tükenmeden bırakmayacaktır. Eserimizin müellifi Mehmed Rauf Bey ilk psikolojik roman örneği olmasına rağmen duygu durumları olarak yukarıda bahsettiğim iki imkansız ruhun aşkını konu edinmiş. Konu olarak dar bi alanda geçse de edebi akış ve tahlilerdeki enfes sanat bu açığı fazlasıyla kapatacaktır. Severek, ruhunuzda tohumlar filizlendirerek okuyasınız...
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Yapı Kredi Yayınları · 202450,1bin okunma
Olur da kökeni milada dayanan kelimelerin içinde boğulup, kendinizi roman okumak yerine kelimelerin anlamlarını ararken bulmak isterseniz harika bir çeviri romanı .
EylülMehmet Rauf · Yapı Kredi Yayınları · 202450,1bin okunma
Eylül
Puan vermedi·264 syf.··
2024 3. kitabı
Öncelikle yayınevine teşekkür etmek istiyorum. Eski kelimelerle dolu kitapta okudukça insan kendini mest olmuş sanıyor. Serveti Fünun dönemi romanlarından olan Eylül birçok açıdan okuru sarıp sarmalıyor. Döneme dair, dönem İstanbul'una, sosyal hayata, yalı hayatina, yasak aşka dair öğeler barındırıyor. Tanzimat dönemi kadınlarının giydiği gibi bu dönemde de kadinlarin sosyal hayatta çarşaf giydiklerini görüyoruz. Kadınların piyano gibi müzik aletleriyle ilgilendiklerini ve yazarın aşk için musikiyi bir bağ olarak kullandığını görüyoruz. Yazar düşüncelerini derinleştirmek ve anlatımı kanıtlamak için sürekli benzetmelerden yararlandığını görüyoruz. Romanda syf 150, ye gelene kadar genelde Necib'in dusunceleri etrafında roman kalame alınmış. Suad ve Süreyya tarafından düşünceler eksik kalmış. Bu da romanda okurun kopuk bir zihinle romana hakim olmasini engelliyor. Diğer bir husus ise Suad'ın namuslu bir kadın olup yazar tarafından bu şekilde adledilip ancak yasak aşk yaşaması... Yazar Suad'ın namuslu olduğunu belirtmiş ve bunu kanıtlamak içinde sürekli destekleyici cümleler kullanmıştır. Sayfa 172 de örneği mevcuttur. 194, te de yine yasak aşkı meşrulaştırmaya çalıştığını görüyoruz. Romanın sonunda her iki aşığın yanarak öldügünü görüyoruz. Burada o dönem romanlarına baktığımız zaman Aşkı memnu buna dahil yanlış yapanların er gec cezalandırıldığını görüyoruz. Her ikiside yasak aşkın bedelini yanarak ödüyorlar. Roman dil olarak okuru mest ediyor. Benzetmeler tamlamalar kullanilan geniş kelime haznesi.. Yazar psikolojik romanını bu geniş kelime haznesiyle ve benzetmelerle saha kaldırmış diye biliriz.... Sayfa 148 Eylül ismine hitaben; Eylül ayında yapraklar dökülür. Bahar ve yazın yeşillenen yapraklar eylülde dökülür ve çürür. Her şey çürür. Müthiş bir benzetme. Aşkları
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Yapı Kredi Yayınları · 202450,1bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2023 32. kitabı
Eylül, Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı olarak bilinir. İstanbul’da geniş bir ailede yaşayan, mutlu bir çift olan Süreyya ve Suad’ın ilerleyen zamanlarda hayalini kurdukları yalıya taşınarak mutluluklarına mutluluk katmalarını anlatmasıyla başlayan yazarımız, akrabalarından sık sık kendilerini ziyaret eden ve duygusal anlamda boşlukta olan Necib’in önce hayran olup daha sonra da aşık olduğu Suad’a olan hislerini, gelgitlerini, hayallerini anlatmasıyla devam eder. Sözden ziyade bakışlarla anlatmaya, anlaşmaya ve anlaşılmaya çalışan Suad ve Necip’in birbirlerine olan hislerini, birbirlerinden kaçışlarını, Süreyya’ya karşı vicdan azaplarını yazarımız güçlü bir şekilde okura yansıtmayı başarmış. Sadakat, aşk, ihanet gibi kavramların ne olduğunu tekrar sorgulatan bir eser olmuş. Kitabın konusunu beğenmemekle birlikte duyguların aktarımı ve kitabın sonu hoşuma gitti. Yazarın dili bana göre ağırdı. Kitabın başlarında sık sık sözlüğe bakma ihtiyacı hissettim. İlerleyen zamanlarda ise diline yavaşça alışmaya başladım.
EylülMehmet Rauf · Yapı Kredi Yayınları · 202450,1bin okunma
9/10
·263 syf.··
2020 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2020 17:27
Zamanın ve mekanın önemi olmaksızın iki güzel ruhlu insanın birbirine olan temiz ve bir okadar içten aşkını anlatan, bilinç akışı yöntemini gayet başarılı aktaran yazarımızın güzel bir kitabı. Beni kitaba asıl bağlayan, baş rol karakterlerin nefislerini tatmin münasebetiyle değil ruh ikizi gibi bir bakış veya bir küçük mimikle bile aşkını daha da pekiştirmeleri veya birbirlerini anlamalarıydı. Sığ bir konuyu insan psikolojisinin en derinlerine inerek kişinin ruhundaki hem iyiyi hem kötüyü tüm çıplaklığıyla ortaya çıkaran güzel yazarımızın kalemine sağlık. Okuyacak olanların elinden bırakamayacağını düşündüğüm güzel bir roman.İyi okumalar
EylülMehmet Rauf · Yapı Kredi Yayınları · 202450,1bin okunma
7/10
·264 syf.··
2023 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2023 23:49
Karakterlerin iç konuşmaları, düşünce tarzları, zihin yapıları, psikolojik durumları yoğun ve çok yoğun şekilde anlatılıyor. Suad, Süreyya (Hangisi kadın hangisi erkek anlamak için kitapta ilerlemek lazım) ve Süreyya’nın hala oğlu Necip üçgeninde geçen bir ilişki. sevgi, sadakat, anlayış, hoşgörü, aşk, ihanet gibi kavramları yoğun şekilde tarif edilerek bizlere anlatılır. Dedikleri gibi hakkaten “ilk psikolojik” romanı okumaya da sağlam psikolojik durum gerekli. Kafayı yoruyor.
İnsan ve Hayat
EylülMehmet Rauf · Yapı Kredi Yayınları · 202450,1bin okunma
Başyapıt... Peki kime göre, neye göre?
2/10
·268 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 17:51
Bugün incelemesini yapacak olduğum kitap ömrümden ömür yiyen ve uzun bir süre Türk klasiklerinden uzak durmama neden olacak bir kitap. Türk edebiyatının ilk başarılı psikolojik eseri sayılan Eylül... Binlerce kişi tarafından okunulan, önerilen, hakkında incelemeler yapılan, okullarda okutulan bu kitabı dilerseniz bir de benden dinleyin. Arkanıza yaslanın, uzun bir inceleme olacak. Eylül gerçekten kült bir eser olmayı hak ediyor mu? Kitap Süreyya, Suat ve Necip isimli üç karakterimiz arasında dönüyor. Süreyya (erkek) ve Suat (kadın) evli bir çift ve Necip de aile dostları. Süreyya bulunduğu ortamdan son derece bunalmış bir haldeyken bir nevi tatil niyetine karısı Suat'la bir yalıya taşınıyorlar ve sonra dostları Necip de onlara misafir olarak geliyor. Süreyya ve Suat mutlu ve hallerinden mesut bir çift. Necip ise kadınlara güven olmayacağını düşünen biri ve dolayısıyla evlenmeye hayatı boyunca hiç yanaşmamış. Ancak yalıda bulunduğu süre zarfınca Süreyya ve Suat'ın ne kadar mutlu olduğunu görüyor ve acaba, diyor, acaba gerçekten böyle mutlu evlilikler mümkün mü? Cidden Suat gibi melek kadınlar da var mı? Ve bu şekilde başta çiftin mutluluğuna, ardından Suat gibi birinin hayaline ve en sonunda ise Suat'a aşık oluyor. Yorumuma geçmeden önce çok içtenlikle söylemek istediğim bir şey var. Allah belanı versin Necip, sevgiler <3 Bu kitabı okuma nedenim edebiyat okuma sınavımı bu kitaptan olacak olmamdı. Bana bu kitabın denk düştüğünü duyan arkadaşlarımdan biri öyle bir kitap ki kaldığın yeri kapatıp başka bir yerden devam etsen de değişen hiçbir şey olmuyor demişti. O kadar haklı ki... Kitabın doğru düzgün bir olay örgüsü yok. İki yüz küsür sayfa boyunca boğucu betimlemeler, asla umurumda olmayan ve nefret kustuğum karakterlerin ruhsal tasvirleri ve Necip ve Suat'ın o
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202550,1bin okunma
uzun ve detaylı bir inceleme isteyen varsa.. buyurunuz
Puan vermedi·256 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 08:29
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ''İlk eserim son üstadıma'' ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı, Eylül. Eylül, benim Mehmet Rauf’tan okuduğum ikinci eser oldu. Öncesinde Genç Kız Kalbi’ni büyük bir hayranlıkla okumuş ve çok sevmiştim. Yazarın, özellikle bir erkek yazarın, içinde yaşadığı dönemde böylesi bir kitap yazması, toplumsal eleştirilerini sakınmadan dile getirmesi, savunduğu fikirleri bende büyük bir hayret ve sevgi oluşturmuştu. İyi ki de Mehmet Rauf’u okumaya o eserle başlamışım. Çünkü direkt Eylül’ü okusaydım yazara dair düşüncelerim şimdikinden bir hayli farklı olurdu. Zira Genç Kız Kalbi, benim gözümde ve gönlümde Eylül’den öndedir. Eylül edebiyatımız içinde bir baş yapıttır gerçi, orası ayrı. Mehmet Rauf, Eylül’ü yazma hikâyesini şu şekilde anlatmıştır: ''Fikret gazeteye yeni bir tefrika arıyordu. Bir gün konuşurken tefrika için bana teklif etti… O esnada bir gün Halit Ziya’nın yanındaydım. Biz konuşurken kendisinin ziyaretine bir genç geldi. Lakırdı arasında bunun o hafta evleneceğini öğrendim. Düğünden ve düğünden sonraki tasavvurlarından bahsederken, bu adam balayını Büyükada’da geçirmek istediğini, orada tuttuğu köşkü döşettiğini anlatıyordu. Ben Halit Ziya’nın gözlerinde acı bir esef bulutunun karardığını fark ettim. Ve bana öyle geldi ki ruhu artık böyle bir saadetin kendisi için imkânsız olduğunu anlamaktan kaynaklanan bir acıyla burkulmuştu. İşte Eylül’ün esasını teşkil eden fikri, yani gençliğin akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın geri gelmesi nasıl imkânsızsa şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olmak fikrini buradan kaptım. Bu fikir bana
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202550,1bin okunma
“Bana Göre Aşk Bu Dünyadaki En Tehlikeli İnançtır!”
Puan vermedi·365 syf.··
2025 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:13
OKUNABİLİRLİK: “Dil zarif ve akıcı, ancak yoğun psikolojik tahliller ve uzun betimlemeler okuru yer yer yorabiliyor. Cümleler büyüleyici olsa da, olay örgüsünün zayıflığı hikâyeyi geri planda bırakıyor.” FİKRİN DERİNLİĞİ: “Aşkı ahlaki yargılardan uzak, psikolojik bir düzlemde ele alıyor. Suat ve Necip’in evlilik, vicdan ve tutku arasındaki ruhsal çatışmaları, dönemin baskılarını aşan bir gerçeklikle aktarılmış.” KURGU: “Basit bir olay örgüsü var; derin duygularla dengelenmiş, ancak olayların azlığı dramatik ilerleyişi zayıflatıyor. Final, yangın sahnesiyle metaforik olarak güçlü, ancak aceleye gelmiş hissettiriyor.” KARAKTER: “Suat ve Necip’in iç dünyaları son derece iyi işlenmiş; Süreyya'nın pasifliği ise trajediyi güçlendiriyor. Karakter tahlilleri, romanın en güçlü yönü.” GENEL ETKİ: “Yavaş ama derin bir roman. Hızlı kurgu bekleyenler için sabır isteyen, karakter derinliği ve duygusal yoğunluk arayanlar içinse doyurucu bir deneyim.” Aşk insana her şeyi yaptırır. Yapmam dersin, etmem dersin, hatta sevmem dersin; ama bir bakmışsın, onu sadece bir saniye görmek için yarını beklersin. Öyle şey mi olur diye ayıplarsın, ama başına gelince anlarsın. Aklın tavsiyede bulunur: “Böyle şeylerden uzak dur!” dersin; ama bir bakmışsın, cehennemin alevlerini göze almışsın. En akıllısını, en mantıklısını öyle bir hale getirir ki, inanamazsın. Mehmet Rauf’un Eylül’ü, Türk edebiyatında psikolojik çözümlemenin en güçlü örneklerinden biri olarak anılır ve ben romanı okuduktan sonra şunu düşündüm; bu unvanı fazlasıyla hak ediyor. Çünkü yazar, karakterleri yalnızca betimlemiyor, adeta içlerinde yaşıyor. Suat, Süreyya ve Necip arasındaki üçgen, klasik bir “yasak aşk” hikâyesi gibi görünse de aslında iki ruhun çarpışması. Fiziksel değil, sessiz ama yakıcı bir aşkın hikayesi. Gözlerle
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750,1bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)