Adı:
Eylül
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
247
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758523207
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Armoni Yayınevi
365 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Aşk hikayesi olarak başlayan, böyle devam ettiği gözlemlenen, gelişen olay kurgusuyla ve hüzün dolu finaliyle can yakan bir eser.
Yazar gerçekten de sadece Aşk değil buna psikolojiyi de katarak tam sıfatına uygun bir roman oluşturmuş..
365 syf.
·8/10 puan
Hayatımızın "eylül"üne, hayatın sonbaharına dem vuran bir eser. Bir olay kitabı değil, bir durum romanı. Olaylardan ziyade karakterlerin psikolojisine ağırlık vererek "ilk psikolojik roman" özelliği ile ön plana çıkmıştır. Psikolojik tahliller bazı okurları bezdirse de, karakterlerin durumlarını gerçekten anladığınızda, okumaktan keyif alabiliyorsunuz.
365 syf.
·Puan vermedi
Eylül, bir ruh çözümlemesi romanıdır. Servet-i Fünün döneminin ağır üslubuyla yazılmıştır. Fakat diğer Servet-i Fünün edebiyatçılarından daha sadedir. Eylül’de işlenen tema tek kelimeyle anlatılmak istenirse; yasak aşk demek yeterlidir. İki gencin bir birlerine olan sonsuz sevgisi yalnızca gözlerinde ve ruhlarında kalmıştır. Onlar her şeye rağmen aşklarını yaşamış ve en nihayetinde birlikte bitirmişlerdir.
365 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10 puan
Her ikisi de evli olan kişilerin ellerinde olmadan , birarada bulundukları sürede birbirlerine , eşlerinden habersiz yakınkaşmaları ve aralarındaki yasak aşkı anlatmaktadır.
365 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sanırım ‘eylül’; sonsuza kadar, okuduğum kitaplara arasında defaten okuduğum tek kitap olmaya devam edecek. Betimlemeleriyle kitabın içinde yaşamış, sonuç bölümüyle hayretler içinde kalmıştım. Beni bu kadar derinden etkilemesinin çokça sebepleri olabilir elbette ama nedense eylül beni bu kadar derinden sarsan tek aşk romanıydı
365 syf.
·13 günde·6/10 puan
Büyük umutlarla başladım ama hayal kırıklığına uğradım. Araya iki başka kitap sıkıştırıp 15 günde ancak okuyabildim. En fazla yüz sayfa olabilecek bir kitap eveleyip gevelemeyle üç katına çıkarılmış. Resmen psikolojimi bozdu. Okumayı düşünenlere tavsiyem Anlamaya çalışmayın okuyun geçin. Ilk psikolojik roman olma dışında çok kayda değer değil.
365 syf.
·2 günde·1/10 puan
uzun uzun betimlenmiş olayların gelişmesi bakımından da çok ağırdan alınmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Başladığım kitabı bitirmek zorunda hissettiğim için sıkılsam da iki gün içinde bitirebildim.
365 syf.
·Puan vermedi
Mehmet Rauf'un en iyi eseri denilebilir. İlk psikolojik roman diye bilinir. Suat, Süreyya ve Necip karakterleri etrafında gelişir olaylar. Ama Suat ve Süreyya isimlerinin erkek mi kadın mı olduğunu fark edinceye kadar okuyucu eserden bir şey anlamaz. Klasik bir yasak aşk romanıdır.
336 syf.
İlk Psikolojik romanımızdır diyerek giriş yapayım. Sonra da nasıl okumaya başladığıma değineyim;
Bir süre önce üniversite de Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan biriyle tanıştım. Kitaplar üzerine sohbet ederken derslerinde hocalarının söylediği kitapları okuduklarını ve ders esnasında incelediklerinden filan bahsetti. İstersen derse sende katıl demesi üzerine aklımda yokken Eylül romanını okumaya başladım ve sonrasında derse katıldım. Kitap da kaçırdığım ayrıntıları filan fark ettim. Yakın çevrem pek kitap olmadığı için başkalarının konu ve karakterler üzerinde neler hissettiklerini filan söylemeleri hoşuma gitti. Romanı okurken İlk başlarda biraz zorlansam da sonradan konusunu beni içine çekti. Necip karakterine hayran kaldım.

Kitabın konusuna gelirsek;
Babasının bağ evinde yaşamayı sevmeyen Süreyya ile eşi Suad denize bakan bir yalı tutup oraya yerleşirler. Akrabaları olan Necip ise ziyaretleri sırasında Suad’a âşık olur. Suad ise kocasına sadık olmasına rağmen zamanla Necip’e karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Ve hikâyemiz böylece ilerlemeye başlar…
Süreyya bu aşkı öğrenecek mi?
Necip ve Suad birbirlerine kavuşabilecek mi?
Onları mutlu bir son mu bekliyor?

Servet-i Fünun da sanat için sanat anlayışı olduğundan dolayı genellikle iç çatışmaların, ruhsal çözümlerin konu olduğunu görüyoruz. Halit Ziya’dan etkilenmiş olmalı ki Mehmet Rauf bu romanında yasak bir aşkı anlatmış.

Necip kendi ile çatışmalar içindedir. Yalnızdır, Sevilmeye ihtiyacı vardır. Ruhsal sıkıntılar çekmektedir. Düşüncelerinde zıtlıklar vardır. Suad’a âşık olması fakat Suad’ın evli olması yüzünden beslediği bu duygulardan dolayı kendinden iğrenmektedir. Sürekli kaçmak ister ama bir türlü uzaklaşamaz. Ondan uzaklaştığı an acı çekmeye başlar. Birçok evli kadının namussuz olduğunu gördüğü için güven duygusu zedelenmiştir. Bu yüzden Suad’ın Süreyya’ya ne kadar sadık olduğunu gördükçe ona olan hayranlığı artar. Evlenmeye karşıdır fakat bazen bu konuda zaafa düşmektedir.

Süreyya babasının zıttı olarak otoriter olmayan bir adam. Bağ evini sevmez, denize bakan bir yalıda yaşamak ister, yalnız kalmayı tercih eder. Karısını mutlu etmeyi çok ister. Süreyya karakteri roman ilerledikçe ne kadar güçsüzleştirilmişse, Suad karakteri de sadakatinden dolayı bir o kadar yükseltilmiş.

Suad ise kocasına karşı çekingen bir karakterdir. İçinden geçirdiği şeyleri kesinlikle ona söyleyemez. Ne derse onu yapar. Necip’in gözünden baktığımızda eşine son derece sadık ve onunla mutlu olduğunu görüyoruz.

Süreyya’nın Otoriter babası kızı Hacer’i görücü usulü Fatin ile evlendirmiştir. Oysa Hacer onunla mutlu değildir. Suad’ı yüceltirken Süreyya’nın kız kardeşi Hacer de o kadar alçaltılmış. Kıskanç ve kötü biri olarak gösterilmiş.

Fatin ise tamamen kötülenerek anlatılmış. Çok cimri ve maddiyatçı bir kişiliktir. Süreyya’nın babası Fatin için mücevher buldum derken aslında kendisinin gençliği gibi olduğunu kastetmiş olabilir.

Babası otoriter ve katı bir kişi olduğu için Hanımefendi ezilen kişi konumunda, kendi istediklerini yapamıyor. Kocasının sözünden dışarı çıkamıyor.

Beyoğlu betimlenirken orada, hayatının eğlenilecek mevsimde bile nasıl bunaltıcı bir hali olduğuna değinmiş. Orada görünen bin bir renkli hayatın aslında tek renk olduğundan bahsetmiş.

Keyifli okumalar…
Kitap çok etkileyici çok heyecanlı beni benden alan etkileyen ayrıca ilk piskolojik roman özelliği taşıyan harika bir kitap ve o dönemin aşklarını hikayelerini olayları anlatan günümüzde hala okunan bir kitap
365 syf.
Kitabı okumadan önce Aşk-ı Memnu'yu okumuştum.O güne kadar anlatılanlardan hareketle Mehmet RAUF'un Halit ZİYA'dan büyük ölçüde etkilenerek kaleme aldığı bir eser olduğunu düşünüyordum.Bu nedenle böyle bir hazırlık evresi geçirme gereği duymuştum.Okumaya başladığımda Aşk-ı Memnu ile kıyaslama yaparak psikolojik yönünün aslında Halit Ziya'nın eserine göre hafif kaldığını sadece açık olarak kahramanların düşüncelerinin verilmesi yüzünden böyle nitelendiğini düşündüm.Aşk-ı Memnu zaten boyutsal olarak yaklaşık dört katı olduğu için düşüncelerin gizlenmesi ve betimsel ifadelerin çokluğu şaşılacak bir durum değil.Eylül'ü değerli kılan Kahraman ve Tip ayrımını gerçekten başarılı şekilde yansıtmış olmasıydı.Necip ve Suad asıl kurgunun üzerinde döndüğü kişilerdi ve kahraman yapısını gerçekten çok iyi yansıtıyorlardı.Kitabın sonuna kadar asla prensiplerinden vazgeçmeyip ihanet,terk etmek gibi olağan durumlardan kaçınmışlardır.Dİğer karakterler ise Süreyya,Fatin,Hacer,Süreyya'nın Babası ve Annesi olağan arzu ve isteklere sahip cimrilik,rahat ve sıradan bir yaşam arzusu,insanların yaşantılarına özenme gibi sıradan tiplerdir.Kitabın ara kısımlarında tek bir eldivenle aşk duygusunun saflığı ve yasak aşkın meydana getirdiği korku sembolize edilmiştir.Asıl vurucu kısım ise kitabın sonunda Suad yanan evin içindeyken hep sadık kaldığı eşi Süreyya dışarıda olup biteni izlerken aşık olduğu ve ona aşık olan Necip'in ateşin içine girip aşkıyla yanmasıdır.Bu kitap bana içerik yönüyle Emile ZOLA'nın Therese Raquin adlı eserini hatırlatmıştır.Eylül'den iki yıl önce okuduğum bu eser Eylül'e birçok yönden benzerlik gösteriyor.Servet-i Fünun dönemi tam anlamıyla Fransız Edebiyatına bir yöneliş olduğu için bu fransız yazarın üslubunu ve içeriğini taklit etmek Mehmet RAUF için daha kolay görünüyor tabi bu benim bir çıkarımım.Okuyarak sizinde farklı bir bakış açısı geliştireceğinizi düşünüyorum.
Kalabalık içinde yalnız yaşamak, kalabalık içinde gezip beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan kalpleri, birbirine bağlılığın ne demek olduğunu o zaman anlar. Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum.
Düşündükçe Suat'ı değil onun ruhunu, yalnız ruhunu sevdiğini görüyordu. Bu büsbütün başka bir aşktı. Onu ele geçmeyecek, sahip olunamayacak, bunun için de başka hiçbir kadında bulunamayacak şeyler için, güzel kokusu, bakışı, gülüşü için seviyordu ve bu güzel koku bağrın nefesiymiş kadar canlı bakışı o kadar temiz, gülümseyişi o derece masumdu ki bu suskun ve saygılı tapınmaktan bunlara karşı kalbinde oluşan tapınmaktan kendini alıkoymak, razı olunacak bir fedakarlık değildi.
Mehmet Rauf
Sayfa 142 - İskele Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eylül
Baskı tarihi:
2002
Sayfa sayısı:
247
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758523207
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Armoni Yayınevi

Kitabı okuyanlar 22,3bin okur

  • Selin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları