Bir Delikanlının Romanı

Gönül Eğitimi

Gustave Flaubert
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
DUYGUSAL EĞİTİM GUSTAVE FLAUBERT ... YAZAR ESERİ İÇİN "KUŞAGIMDAKİ İNSANLARININ AHLAK TARİHİ" DEMİŞTİR... .... Arka planda 19. Yüzyıl Fransa'sı,Temmuz Monarşisi, 1848 Devrimi ve İkinci Cumhuriyeti konu alan eserde;ana kahraman onsekiz yaşındaki  Frederic Monroeu'nun gemi seyahati esnasında karşılaştığı, kendisinden yaşça büyük, evli, evlat sahibi Madam Arnoux'a önceleri hayranlık daha sonra da aşka dönüşen coşkulu ve şairane hissiyatına şahit oluyoruz. Onsekizi yaşındaki bir gencin hayranlığını, aşkını,hayal kırıklığını, gayesiz hayatını....bunun yanı sıra sanatı, felsefeyi, doğayı, siyaseti harmanlayan bu eseri  keyifle okudum... 1848 neslinin din,bilim,sanat arasına sıkışmış burjuva romantiklerinden biri olan Flaubert (mevzutu kendi hayatından esinlenlenmiştir)eserde kimi vakit fazlaca ayrıntıya girmiş olsa ve bendeniz de azıcık, minnacık bunalmış olsam da bittabi ki naçizane tavsiye ederim Eserden alıntılar: *Bir hayal görmüştü sanki: Kadın, bir bankın ortasına oturmuştu, yalnızdı ya da hiç değilse, delikanlı onu gözlerinden gelen kamaştırıcı bir parıltı içinde başka hiç kimseyi seçemedi. Tam yanından geçerken, kadın başını kaldırdı; genç adam farkında olmadan omuzlarını kıstı ve aynı yönde biraz ilerledikten sonra dönüp ona baktı. *Böyle parlak esmer bir ten, böyle alımlı bir endam, böyle içinden ışığı süzen ince parmaklar görmemişti ömründe.... Adı neydi bu kadının, nerede otururdu, hayatı, geçmişi nasıldı? *"Venüs,ey göklerin kraliçesi,kulunuzum!Ama yoksulluk bilgeliğin anasıdır.Bu yüzden nice iftiraya uğradık,sen bizi esirge!" *Aşk dehanın besinidir; soluk aldığı hava gibidir.Yüce yapıtları olağanüstü coşkular yaratır. *Madam Arnoux tuhaf denebilecek derecede hüzünlü bir bakışla baktı ona. Bununla ortak anılarına ilişkin her türlü imayı kendisine yasaklamış
Edebiyat
Duygusal EğitimGustave Flaubert · İletişim Yayınları · 2016498 okunma
Puan vermedi·568 syf.·
2023 52. kitabı
Eğitim almak için Paris’e giden 18 yaşında bir genç olan Frederic Moreau’nun hayatını, aşklarını, hayal kırıklıklarını, gelgitlerini kısaca bir gencin kendini arayışını anlatır. Frederic Fransız burjuvasının arasında kendine bir yer edinmeye çalışır. Ve zengin bir tüccar olan Mösyö Arnoux’un karısı olan madam Arnoux’ya aşık olur. Kitap Frederic’in hayatını anlatırken aynı zamanda dönemin Fransa’sını da çok iyi anlatmakta. Kitabı okurken Temmuz Monarşisi, 1848 Devrimi ve II. Cumhuriyet dönemlerine tanıklık ediyoruz. Bu yönüyle kitap zaman zaman tarihçilerin de başvurduğu bir kitap olmayı başarmış. Kitap belli bir yere kadar aynı tempoda okumamı sağlarken bir yerden sonra yavaşlamama sebep oldu. Sanırım bu kadar uzun olması bir yerden sonra zorlamaya başladı. Bunun sebebinin kitapta olanların belki 400 sayfada anlatılabilecekken 567 sayfa sürmesi olabilir diye düşünüyorum. Yine de bu kalınlıkta bir kitap için akıcıydı diyebilirim. Fransız edebiyatına ve tarihine ilgisi olan herkesin beğeneceğini düşünüyorum.
Edebiyat
Duygusal EğitimGustave Flaubert · Can Yayınları · 2019498 okunma
10/10
·568 syf.··
Beğendi
·
2015 5. kitabı
ne sadece kurgu ne sadece tarih kitabı. flaubert inanılmaz bir denge tutturmuş, zira zor bir iştir tarihsel gerçeği kurgu ile aktarmak. kitaptaki konulara yabancı kalmamak için fransız ihtilali ve 1848 devrimlerini bilmek faydalı olacaktır. aksi halde sıkıcı gelebilir. iletişim yayınlarının cemal süreya çevirisi tercih edilmeli okumak için.
Şiir
Duygusal EğitimGustave Flaubert · Can Yayınları · 2019498 okunma
Tam bir Paris Klasiği
8/10
·491 syf.··
2026 11. kitabı
Madame Bovary'nin yazarı Gustav Flaubert büyük şahaserindeki ana temayı tekrarlamış bu eserinde. Malum, Fransa'da Paris metropol, geri kalan her yer province, yani taşra. Gerçi taşra deyince orada bizim sözcüğe yüklediğimiz anlamın tam olarak aynını yüklemiyor Fransızlar. Bizde taşra biraz da geri kalmışlık tınısı taşırken, Fransızlar sözcüğü daha nötr ve coğrafi anlamda kullanıyorlar gibiler: Paris-dışı anlamında. Ama yine de Parisli olmamak bir Fransız için İstanbul dışında ikamet eden bir Türk'ün yaşadığından çok daha fazla stres yaşamasına neden oluyor, bu da bir gerçek. Bu şu demek ki, Parisli olmayan bir Fransız İstanbullu olmayan bir Türk'e göre kendini çok daha oyun dışı kalmış, bir çok şeyi kaçırmış gibi hissediyor. Nurdan Gürbilek sevenler onun bu mevzuu Tanpınar ve Atılgan'ı karşılaştırdığı bir metninde ne kadar güzel analiz ettiğini hatırlarlar. Şu halde Duygusal Eğitim'in de gerçek mutluluğu doğduğu kasabada yaşayabilecekken ille de Paris'e gitmeyi kafasına koymuş Fréderic adlı karakterin hayatından uzunca bir kesite ayrılmış olması çok normal. Karakter romanın sonunda arkadaşıyla bütün bir duygusal eğitiminin koca bir Paris macerası ve buradan kaynaklı bir düşkırıklığından müteşekkil olduğunu konuşmasaymış da biz anlayacakmışız Flaubert'in derdini. Ama bu kişisel tecrübenin 1848 devriminin yarattığı düşkırıklığı ile aynı paralelde ele alınması hem romana tarihsel bir karakter kazandırmış, hem de boyut katmış. Okunmadan geçilmemesi gereken bu klasik eseri herkese tavsiye ediyorum.
Duygusal EğitimGustave Flaubert · İletişim Yayınları · 2007498 okunma
Puan vermedi·491 syf.··
2021 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2021 11:08
Maalesef diyerek başlamak istiyorum yoruma. . Flaubert sınıfta kaldı. Günümüzün Watpadd yazılarından çok daha değerli olmayan ama nasıl olduğunu anlayamadigim bir şekilde Dünya Klasikleri arasına giren bu eser sıradan bir okuyucu olarak beni hiç tatmin etmedi. . Anlayamadigim adında eğitim geçtiğinden midir nedir, öğretmenlerin okuması gereken kitapların arasında sayıyorlar bir de. . Hukuk eğitimi almak için Paris e giden Frederic'in kendinden büyük bir kadına aşık olması ve kitabın tüm içeriğinin bu umutsuz aşk hikayesinden ibaret olması dışında emin olun kayda değer birşey yok. . Okuyanlar içinde tarihi olaylar da var diyecekler belki. 1848 de sessiz bir devrimin izlerini taşıyor diyecekler ama inanın bu kitaptan öğrenmeye gerek yok. Daha az emek ve zaman harcayarak başka kaynaklardan bu bilgiyi temin edebilirsiniz. . Eğer benim gibi aşk hikayesi okumayı sevmiyorsanız bence okumayın. . Dünya edebiyat literatüründe Duygusal Eğitim den çok daha fazla klasik olmayı hak eden eserler var. . Maksadiniz hızlı okunan içinde aşk olan bir kitap ise ve zaman öldürmek istiyorsanız diyeceğim birşey yok. . Değmez.
Duygusal EğitimGustave Flaubert · İletişim Yayınları · 2007498 okunma
7/10
·568 syf.··
2020 27. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2020 21:55
İlk defa bu kadar hazırlanmış, çalışılmış bir inceleme yazmıştım. Yazarın çalışmasından, hikayenin en derinine kadar incelemiştim. Tarih, toplum, düşünce, hukuk, ahlak, eğitim, hepsini ele almıştım. Hatta kitabı okurken birsürü not almıştım. İncelemeyi yazarken de o notları sildim birer birer, karışmasın diye. Uzun uzun yazdıktan sonra incelemeyi kaydet tuşuna bastım. Ve kayboldu. Teknolojiye olan güvensizliğimi yazmadan geçemiyorum. Tekrar yazamadım da incelemeyi, ilk hali gibi olmuyordu bir türlü... Bir şey yazmayım dedim, o da olmadı.
Duygusal EğitimGustave Flaubert · Can Yayınları · 2019498 okunma
10/10
·568 syf.·
2022 48. kitabı
Frederic neden başaramadı, çünkü tüm şehvani ya da ikbal hırslarına rağmen bunların onda iğreti durmasına yol açan bir saflığı vardı. Bu "erdem" veya kişiliğinin gelgitleri onu, bir noktada, azimli veya tutarlı hareket etmekten menediyordu. Zaten öyle olmasaydı kuşağının bir temsilcisi olamazdı, -48 kuşağı da tüm geçici parlak zaferlere rağmen büyük bir hayal kırıklığıyla yenilgiye uğradı- kuşağının bir temsilcisi olamasaydı da bu roman, tarihin en iyi romanlardan biri olamazdı. Çok iyi hatırlamamakla birlikte Frederic'in, Kırmızı ve Siyah romanındaki Sorel'i anımsattığını söyleyebilirim. Orada da Sorel çağının ve kuşağının tanığıydı. Romanın başından itibaren en radikal devrimci rolündeki Senecal'in, en sonunda 3.Napolyon'un polisi olup Dussardier'i vurduğu sahne, Flaubert'in niyetinden bağımsız, çok çarpıcıydı.
Duygusal EğitimGustave Flaubert · Can Yayınları · 2019498 okunma
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2020 108. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2020 23:40
"Selam bahtsız kahramanlara!" diyor kitabın 415. sayfasında....Flaubert'e de oyle demek lazım sanıyorum. Uzun zamandır okuyanları bu kadar hızlı yıldıran, bu kadar çok yarım bırakılan bir kitap görmemiştim. Ayrıntılı ve kasvetli olmasıyla eleştirilmiş bu kitabı, Emile Zola ve Franz Kafka yere göğe sığdıramamış. Yani demem o ki ya çok seveceksiniz ya nefret edeceksiniz gibi! Ben çok sevenler kulubundenim:) Kabul ediyorum, baş karakterimiz biraz kişiliksiz olgunlaşmamış bir şahsiyet ve yaptıkları ilk bölümlerde oldukca bunaltıcı, sanki hiçbir şey yapmıyor ama yazar bize fazlaca ayrıntı vererek yapıyormuş izlenimi uyandırmaya çalışıyor gibi! Fakat ozellikle 1848 olaylari, kısa Cumhuriyet dönemini anlattığı arka planla kurguyu yedirdigi 3. bölümü bayılarak okudugumu söylemem lazım. Flaubert mahremiyete düşkünlüğü ile nam salmış bir yazar olmasına rağmen o dönemin kirini, iflasını öyle bir anlatmış ki bu kadar eleştirilmesi normal geldi bana! Her bir karakter salt o dönem degil her dönem gözümüze batan ayni insan evladı. Kimi kadınlar kadının tek vasfının cocuk bakmak oldugunu iddia ederken, kimisi proleteryanin kurtuluşunu kadın da görüyor. Kimi adam cumhuriyetin en amansız savunucusuyken bir bakıyorsunuz eline kılıç almış en masum insanları öldürüyor. Her devrin adamları yani...Bu karakterler uzerinden yapılan hiciv muazzamdi gercekten! Hukukçuların çok iyi bildikleri "Laissez faire, laissez passer" özledeyişinden tutun da zamanaşımı, medeni kanun, basin özgürlüğü, mülkiyet hakkı vb birçok hukuki mevzuya deyinmesi kitabi bambaşka bir boyuta taşımış. "Bitkin Fransa, jandarmanın çizmesi, papazın cuppesi altinda eziliyor!" diye dönemi adeta kirbacliyor. Çok çok severek okudum. Okuyacak herkese öncelikle sabırlı olmalarını sonra da kitabin keyfini cikarmalarini tavsiye
Duygusal EğitimGustave Flaubert · İletişim Yayınları · 2016498 okunma
Puan vermedi·491 syf.··
2026 10. kitabı
DUYGUSAL EĞİTİM I Flaubert’in Duygusal Eğitim’i, 1848 Devrimi’nin toplumsal çalkantılarıyla harmanlanmış, tutku ile eylemsizlik arasında sıkışan modern bireyin mutlak hüsranının epopesidir; merkezsiz bir karakter olan Frédéric Moreau’nun, imkansız aşkı Madam Arnoux’ya duyduğu romantik özlemi hiçbir zaman gerçeğe dönüştüremeyişini, Lukácsçı anlamda dış dünyanın "kötü doğasına" çarpan her idealin nasıl birer metaya ya da anlık bir "tat"a dönüştüğünü sergiler. Roman boyunca bir kıyıdan diğerine savrulan, arzularını başkalarının gözleri üzerinden (mimetik olarak) kuran ve acılarını bile birer sanat eseri gibi estetize ederek sorumluluktan kaçan Frédéric, ömrünün sonunda elinde kalan tek şeyin yaşanmamış bir gençlik anısının soluk nostaljisi olduğunu fark eder; böylece Flaubert, hayatın görkemli bir trajedi değil, zamanın aşındırıcılığı altında her şeyin sıradanlaştığı, "dümdüz bir çizgi çekilemeyen" bir anlam erozyonu olduğunu ilan eder. II Frederic Moreau, kararsız bir karakterdir. Anlık bir ruh haliyle sürekli merkez değiştiren, romantik ironin ete kemiğe bürünmüş halidir. Dalgalı ve ne isteğini bilmeyen kırılgan öznenin, kendi deyişiyle, düz bir çizgi tutturamamış temsilcidir. İlahileştirirlmiş bir aşk, bırakamadığı burjuva hayatı arasında sallanan hayatını kendine yük olarak her yere taşıyan Frederic, sorumluluk kaybı yaşayan bir Muzdariptir. Kitabın sonunda yakın arkadaşı Daslauries ile dertleşirken belleğin geçmişi yeniden kurma özelliğiyle geçmişini yeniden kurmuş fakat aynı zaman da bu nostaljik bunalım sayesinde şimdi’yi hiçleştirmiştir. “-en mutlu çağımız o göndermiş, dedi frederic -evet haklısın galiba! Dedi Daslauries. En mutlu çağlarımız o günlermiş” Kitap boyunca gördüğümüz şey eğitim değil, ferederic’in gitgide çıkmaza girdiği bir aşınımdır. Kitabın ismi bu
Duygusal EğitimGustave Flaubert · İletişim Yayınları · 2007498 okunma
9/10
·568 syf.··
2021 37. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 16:05
Bir kaç kişiden oluşan,krallığı,soyluları,yönetimi eleştiren, ama bildikleri iki kitaptan oluşan(yani bazı yönden haklı olsalarda cahil ve herşeyi eleştiren gençliğin tasviri) kadınları fazlasıyla aşağılayan ve onları sadece zevk aracı olarak gören bir arkadaş grubu vardır. Olaylar bu gruptaki Frederic etrafında gelişir. Tabi başka kimselerde var. 3 4 kişiyle aynı anda aşk yaşıyor.Bir nefret etme bir sevme olayı periyodik olarak tekrarlanıyor. O zaman ki siyasi olaylar garip bir aşk etrafında dizilmiş. Ama kötü olan:anlatılan ve eleştirilen tarihi olayları tam bilmemem, anlamamı çok zorlaştırıyor. Gustave Flaubert Duygusal Eğitim
İnsan
Duygusal EğitimGustave Flaubert · Can Yayınları · 2019498 okunma

Yazar Hakkında

Gustave FlaubertYazar · 30 kitap
Edebiyat eleştirmenleri tarafından modern romanın kurucusu kabul edilir. En tanınmış eseri, 19. yüzyıl toplumsal gerçekliğini çarpıcı biçimde aktaran ve dünya klasikleri arasına giren Madame Bovary'dir. 1857'de yayımlanan ve Fransa'da ciddi tartışmalara neden olan bu eserden sonra realist akımı başlatan kişi olarak gösterilmiştir. 12 Aralık 1821’de Fransa'nın Rouen kentinde doğdu. Bir hekim kızı ve dinsel bağlılıkları sahip bir aristokrat olan annesi Justine-Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu'de baş cerrahlık yapan orta sınıftan gelme babası Achille-Cléophas'nın ortanca çocuğuydu. Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı. 1832-1840 yılları arasında Rouen Koleji'nde öğrenim gördü. Edebiyat alanındaki ilk denemelerini okul gazetesinde ve Le Colibri ("Sinek Kuşu") adlı küçük bir dergide yaptı. 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Henüz 15 yaşındayken Trouville sahilinde tanıştığı kendisinden on yaş büyük ve evli bir kadın olan Elisa Schlésinger'e aşık oldu. Bu aşk, yaşamında çok önemli etkiler, izler bıraktı. Elisa Schlesinger daha sonra "Duygusal Eğitim" adı ile kaleme alacağı eserde Marie Arnoux karakterinin de temel kaynağı oldu. Öğrencilik yıllarında sürekli yazdı. "Bir Çılgının Hatıraları" (1838), "Smarh" (1839) ve 1840 yılında yazmaya başladığı "Kasım" lise öğrencisi olduğu dönemin ürünleridir. 1841'de Paris'e gidip Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Hukuk öğrenimi sırasında da yoğun bir şekilde yazmakla meşgul oldu. 1844 yılında sara kaynaklı ilk krizini geçirince, dinlenmesi gerektiğinden hukuk eğitimini yarıda bırakarak eve döndü. Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı. 1845’te "Duygusal Eğitim"in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber bir İtalya seyahatine çıktı. Cenova'da gördüğü ve onu çok etkileyen bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla “"Aziz Anthony'nin Baştan Çıkışı”'nı yazmaya başladı. 1846 yılında babasını, hemen ardından kız kardeşini kaybetti. Ölen kardeşinin küçük bebeğinin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Yeğeni ve annesi ile Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, hayatının tamamını burada geçirdi. Bu arada edebiyat dünyasında kendisinden uzatmalı sevgilisi olarak bahsedilen şair Louise Colet ile tanıştı (1846) ve ilişkileri sekiz yıl sürdü. 1849’da "Aziz Antoine" adlı eserinin ilk okumasını arkadaşlarına yaptığında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Arkadaşları ona sıradan konular seçmesini ve bunu doğal bir üslupla, herkesin anlayabileceği bir dille yazmasını öğütlediler. Bu hayal kırıklığının ardından yakın dostu Maxime du Camp ile birlikte 18 ay süren bir Ortadoğu gezisine çıktı. Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. Gezi esnasında mal varlığının çoğunu harcayan ve frengiye yakalanan Flaubert, içe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Madame Bovary’i de bu esnada kurgulamakta olduğu ifade edilir. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Sevgilisi Louise Colet’e mektupları ise edebî açıdan eserleri arasında sayılacak değerde kabul edilir. Yakın Doğu seyahatinden dönüşünden üç ay sonra, Eylül 1851′de Madame Bovary'yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirdi ve eser tefrika edildi. Flaubert 1856′da "Baştan Çıkış"'ı tekrar kaleme ve "Salombo" üzerinde çalışmaya başladı (1857). Bu arada ilk romanı Madame Bovary, 1857’de kitap olarak basıldı. Eser “ahlaksızlık-sapkınlık” eseri olarak suçlanarak yasaklandı ve yazara dava açıldı. Savcıya göre kitapta eş aldatma yüceltilmekte, cinsel duygular abartılıp kışkırtılmakta, geleneklere hakaret edilmekteydi. Yargıç “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda, Falubert’in verdiği "Madam Bovary, c'est moi! (Madame Bovary benim!)” yanıtı meşhurdur. Avukatı Marie-Antoine-Jules Senard’ın başarılı savunması Flaubert’in aklanmasını sağladı. Bu nedenle avukat Senard’ın adı bu nedenle kitabın yeni basımında, daha ilk sayfada, ithaftan da önce, Flaubert’in kendisine hitaben yazdığı kısa bir teşekkür notuyla birlikte yer almıştır. Flaubert bu savunmadan sonra, yazdığı kitabın kendi gözünde bile umulmadık bir değer kazandığını söylemiştir. Yazar, 1858 ilkbaharında Kuzey Afrika'da iki aylık bir araştırma gezisi yaptı. Salomo adlı romanını Nisan 1862′de tamamladı. 1864-1869 arasında Duygusal Eğitim’in son taslağını yazdı. Yirmi beş seneye yayılan bir çalışma sonunda ortaya çıkan bu eserde kendi gençlik yıllarından hareketle bir "nesil hikâyesi" anlatmıştır. Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bitiremediği son projesi "Bouvard ve Pécuchet"'yi ("Bilirbilmezler" ismi ile Türkçeye çevrildi) yazmaya 1874′te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki senelik bir ara verip 1877′de yayımlanacak olan "Üç Hikâye"'yi (Saf Bir Kalp, Konuksever Aziz Julien Efsanesi ve Hérodias) kaleme aldı. Çocukluk arkadaşı Laure le Poittevin'in oğlu Maupassant'ı manevi evladı olarak benimsemişti. Onu iyi bir yazar olarak yetiştirmeye çalıştı ve Maupassant'ın başarılarıyla avundu. Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, ani bir felç sonucu, Croisset’de öldü. Romanları Salambo (Salammbô) Duygusal Eğitim Madam Bovary Gönül ki Yetişmekte Ermiş Antonius ve Şeytan Bilirbilmezler (Bouvard ile Pécuchet) Günlük Kırlarda ve Kumsallarda (1886) Anı Bir Delinin Anıları (1838)