·
Okunma
·
Beğeni
·
18.614
Gösterim
Adı:
Kırmızı ve Siyah
Baskı tarihi:
1 Ocak 2012
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759088132
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akvaryum Yayınları
Küçük Verrieres, Franche Comte'nin en şirin kasabalarından biridir. Gür kestane ağacı kümeleriyle kaplanan bir tepenin eteğinde, kırmızı kiremitli ve sivri damlarıyla beyaz evler uzanır. Doubs Irmağı, İspanyolların eskiden yaptığı, şimdi yıkılmış olan surların birkaç yüz ayak aşağısından akar.

İnsan kasabaya girer girmez, korkunç ve gürültücü görünen bir makinenin sesiyle sersemler. Fransa'yı İsviçre'den ayıran dağların üzerinden ilk kez buraya gelen yolcuyu en çok şaşırtan şeylerden biri, ilk bakışta çok ağır gibi görünen bu iştir. Yolcu, Verrieres'e girerken, ana caddede yürüyenlerin kulaklarını sağır eden şu şirin çivi fabrikasının kimin olduğunu sorarsa, ona yayvan bir sesle:

''O mu? Belediye Başkanı'nın canım!'' diye karşılık verirler.
652 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İsmi gibi kendisi de her yönüyle kırmızı ve siyah olan bir kitap. İçerdiği her anlatımın hem kırmızı hem de siyah tarafları gösterilerek ustaca yazılmış bir konu.

Kitapta anlatılan konu, esas olarak üç kişinin sebep olduğu, ama o dönem itibariyle tamamen uygunsuz sayılan iki adet dramatik aşk hikayesinin kırmızı ve siyah taraflarıdır. Bu anlatım yapılırken de aynı zamanda dönemin Fransa'sındaki siyasi ve toplumsal yapının da kırmızı ve siyah tarafları dolaylı olarak okuyucuya yansıtılmaktadır. Romanın kahramanı olan Jülien'in içsel çatışmaları da aynı şekilde aktarılmaktadır.

Fakir ama zenginlik ve yükselme arzusunu hep içinde taşıyan basit bir köylü çocuğu olan Jülien, ilki, hem ahlaka hem de toplumsal yapı ve statüye ters, ikincisi ise tamamen toplumsal statüye ters olan iki aşk yaşamıştır. Fakat maalesef ki aşk, her zaman kırmızı renkli olmamaktadır. Onun ağır olan siyah tarafları da vardır.

Tamamen akıcı bir dille yazılmış olan bu gerçekçi ve dramatik romanın, mutlaka okunması gereken dünya klasiklerinden biri olduğunu düşünüyor ve okunmasını da tavsiye ediyorum.
652 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Gerçek ismi Marie -Henre Beyle bize kendisini Stendhal olarak tanıtmıştır. Şöhretine uzun yıllar kavuşamayan Stendhal 1880 yıllarından sonra beklediği ilgiye ancak kavuşur, bunu açık ve net kendisi ile ilgili daha önceden öngörmüştür.

Stendhal sadece üç yılı gerektiren çalışmalarının sonucunda sıradan adli bir vakayı sanat eserine dönüştürülmeyi başarmıştı. Fransız devriminden sonraki Restorasyon dönemine ait gerçek olayların üzerinden de bu kitabı yazmıştı. Fransa’nın o döneminde sık rastlanan ve gazetelere düşen olaylardan bir tanesini kaleme almıştır; birey ve toplum çatışmasını resmetmiştir.

Kitap küçük bölümlerden oluşuyor, uzun monologlar içermeyen, sıkıcı anlatı olmayan paragraflarlar ve sayfalar bir birini takip ediyor. Ayrıntılara zaman harcamadan yazar kahramanların en önemli olaylarına konsantre oluyor. Kitaba epigraf olarak Danton’un ‘’Gerçek, şu buruk gerçek’’ kullanılan bu sözleri doğru ve sadece doğru anlatacağını söz vermiş gibi yazar.


Julien, genç bir erkek, büyük kariyer ve büyük servet yapmak ister ve bunun için büyük çabalar harcayarak zengin ve üst tabaka insanlara karışır ve istediklerine varmasına ramak kala hayata veda eder. Henüz 23 yaşında iken… Julien; kerestecinin üç oğularından en küçüğüdür, eğitime yatkınlığı da vardır, din adamlığı veya askeri kariyerinde başarılı olursa kendi hayatı ile yaptığı planlarını gerçekleşmiş olur diye düşünür. Kendisi Napoleon hayranıdır maalesef ki yaşadığı zaman Napoleon zamanı değil ve bundan dolayı hayatındaki amacına varabilmesi için bulunduğu çevreyi küçümseyip, her insanın doğasında olduğu gibi sevgi ve dürüstlüğü yok edip yerine içindeki ego, kibir, ikiyüzlülüğü ve insanlara karşı güvensizliğini büyütüp tüm fırsatları kullanıyor. 19 yaşında olmasına rağmen ne istediğini bilen, yaşının verdiği toyluğuğu yaşar iken hayal ettiklerine ilk adımlarını atmaya başlıyor. Madam de Renal ve Matmazel Mathilde arasında Julien’in kısacık hayatı sıçrayarak geçiyor. Çok kısa zaman diliminde onun alt tabakadan gelme, kilise ve üst tabakaya ilerleme, yükselişini ailesinden kendisine göremediği güvenini sağlamış oluyor. (Bu yükselişin ruh katılaşması ile ters orantılıdır diye söylemeden geçemiyorum.)

Hızlı yükseliş, trajik son…

Kitabın ismi ile ilgili tartışmaların sona ermediğine göre bende kilise ile askerlikten yana düşünmekten vazgeçip kırmızının aşk siyahın ölümü simgelendiğini neden olmasın diyorum… Yüzleri pudralı, peruklu, uzun elbiseli o zamanki üst tabakanın kibarları gözümün önünde hüzünlü canlandırma ile kitabın son yaprağını çevirmiş oldum.

Klasik her zaman klasiktir .
652 syf.
·2 günde
Kitabın kapağını açıp ilk sayfayı okumaya başladığınız andan itibaren aşkın kokusu gelir..
Romantizmden realizme geçişin bir örneği olan kitap şöyle başlar.
Belediye başkanının eşi bayan Renel
çocuklarının öğretmeni Julien’e aşık olur.
Aralarında tutku dolu bir aşk yeşermeye başlar.
fakat bu aşkı stendhal o kadar güzel anlatmıştır ki muhteşem:))
Çokça beğendim herşeyiyle muhteşem.. Tavsiye ederim kesinlikle okumanız gereken bir kitap.
592 syf.
·10 günde·6/10
Açıkçası kitabın sonları en keyifli bolumlerdi benim için ..karakter olarak Sorel i gorselde başarılı ama ruhsalda hele ki aşk hayatındaki gelgitler de dengesiz buldum. .tabii ki köylü -kentli ayrımı tamamen klasik tadı vererek ilelemis roman , çok yıldızımız barismasada bir klasiği daha devirmenin hazzındayım
sevgiyle kalın. .
652 syf.
·Beğendi·8/10
Kitapta diğer arkadaşların aşk üzerindeki yorumlarına nazaran benim için ikinci plan konusuydu aşk teması.Öncelikle Julien Sorel'in kendini tanıması kendine yön vermesi zaman zaman bocalaması en yükseğe ulaşmak için izlediği yol bu yolda çektiği çileler hepsi benim için birer efsane olacak şüphesiz.Özellikle Papaz olmak istemesindeki amaç herkesin papazlara duydugu saygı dönemin Fransasında papazların konumu ve önemi,Julien sadece zengin olmak isteyen bir karakter değil zengin,saygın ve bulundugu konumda herkesin çekindiği birisi olmak isteyen bir karakter.Julien Sorel kuşkusuz okuduğum en gerçekçi ve en çok örnek alınacak karakterlerden.Bana göre ikinci planda kalan aşka gelince Mathilde karakteri aslında insanların özellikle bayanların çözülmüş hali.Yani bazen bir insanı ne kadar severseniz sevin Mathilde gibi ilgisiz kaldığınızda sevginize yanıt alabilirsiniz.Çünkü Mathilde gibi insanlar genelde elde edemedikleri insanları daha çekici bulur onların aradığı aşık olduğunu düşünen bir köle değildir siz onun için dağları delseniz de size karşı aşkı sevgisi artmaz ama ona Prensin Julien'e verdiği nasihatlerle yaklaşırsanız sizin için herşeyi yapabilir gerekirse ölümü bile göze alabilirler.Bana göre bu da aşka başka bi anlamda katıyor.Kitabı tavsiye ederim kesinlikle okumanız gereken bir kitap.
237 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
Kitap hakkında fazla yazmak istemiyorum.
Kitapta yükselme ve zengin olma hayallerine kapılan bir gencin hırs ve ikiyüzlülük dolu anıları anlatılıyor. Kitap başlarda biraz sıkıcıydı ama ortalara doğru güzelleşmeye başladı ve sona gelindiğinde sanki Shakespeare okuyormuşum gibi hissettim. Son kısımları çok hoşuma gitti.
Her neyse kitap klasik bir eserdir ve herkesin okuyup sevmesi beklenemez. Klasik olmalarının nedeni de budur bence :D
Herkes okusun demiyorum ama okunmaya değer bir kitaptır.
İyi okumalar dilerim :)
592 syf.
·125 günde·10/10
Kitap muhteşem yazar muhteşem karakterler muhteşem konu muhteşem mekanlar muhtesem okuyucu nerde niye okumuyorsunuz arkadaş kitap okuyun ki yeni dünyalar kesfedın ufkunuz açılsın telefon telefon nereye kadar kitap okuyun cahil kalmayın
652 syf.
·10/10
Restorasyon dönemi Fransız toplumunun kokuşmuşluğu diye başlamak istiyorum zira o dönem soylularının kendini maddi güçleri sebebiyle herkesten üstün görmeleri ve toplumda belirgin sınıflar oluşturmaları ben de tiksinti uyandırmıştır... Çok zeki fazlaca gururlu bir genç olan Julien Sorel de bütün bunların farkında olmanın acısını çekecek ve bütün benliğini kuşatan bir hırs ve yükselme tutkusunun esiri olacaktır. Din eğitimi alan kahramanımız aynı zamanda bir Napolyon hayranıdır ve iki tutku arasında bocalayıp duracak ve bu bocalamanın yanında hayatına girecek olan iki kadın da onu çok başka yerlere sürükleyecektir... Yazarın üslubuna toplumu, Julien i ve diğer karakterleri yansıtma biçiminde ki gerçekliğe hayran kaldım kesinlikle okunması gereken bir kitap!!!
652 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Roman Napolyon Bonapart'ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan Restorasyon Dönemi'ni anlatmaktadır. Stendhal bir aşk hikayesi içinde o dönemin Katolik Kilisesi'nin, liberallerin,aristokların, burjuvaların, kralcıların ve özgürlükçülerin de bir portresini çizer okura.
652 syf.
Her ne kadar çetrefilli bir aşk hikayesi gibi görünse de, ‘Kırmızı ve Siyah’ kitabında Restorasyon Dönemi’ne, Katolik Kilisesi’nin içinde bulunduğu duruma, aristokratlara, burjuvalara, özgürlükçülere ve kralcılara, kısacası Fransa’nın o dönemdeki durumuna dair gözlem ve eleştirilerin yapıldığını belirtmek gerekir. Ana karakter Julien’in ruhsal durumları, iniş çıkışları en ince ayrıntısına kadar betimlenirken, her karakterin iç dünyasına inilmesi ve irdelenmesi açısından roman, psikolojik olma özelliği taşımakta.


Genellikle birbirine benzeyen insanlar arasında büyüdüğümden, farklı tip düşünceleri, yaşam tarzlarını, kafa ve karakter yapılarını merak etmişimdir. İnsanlar hakkındaki tecrübelerimin – şayet tecrübe denebilirse- büyük bir kısmını kitaplardan edindim ben. İnsanı kitaplardan tanıdım; zaaflarını, bunalımlarını, sevinçlerini, kederlerini, hırslarını, bencilliklerini, iyiliklerini ilk anda hep okuduklarımdan öğrendim. Öğrendim ve sonra hayatta , yaşayarak görmeye başladım. Hem kendimde hem de başkalarında… Mizacen hemhal olmaya müsait bir yapım olsa da, birbirinden farklı o kadar çok karakter tanıdım ki, içinde bulunduğum bir olay yahut bir durum karşısında hep karşı tarafın da duygularını hissetmeye çalıştım. Bu yüzden psikolojik tahlillerin yapıldığı kitapların benim hayatımda farklı bir yeri vardır. Bu yüzden, bu tip romanların büyük bir kısmını, adeta bir macera romanı okurmuşçasına heyecanla okurum. Daha güvenli bulmamın da payı vardır belki; roman kahramanları size zarar vermez.
652 syf.
·30 günde·Beğendi·8/10
Okumak için beklediğim bir kitaptı. Daha yarılamadım bile ama olaylar o kadar karmaşık ki çok almaz bitirmem diye düşünüyorum. Spoi yesem de okuyacağım sanırım.
Julien'in Napolyon'a beslediği sevgi o kadar tanıdık geliyor ki.
Hem yapıp hem yıkan bir insana karşı duyulan sevgi bana annesi tarafından suçsuz yere dövülen bir bebeğin sevgisini anımsatıyor. İkilemler..

devo punirmi, devo punirmi.
se troppo amai.
Hiçbir partiden değilim. Beni mahveden de bu oldu. Benim bütün politikam şu: Müziği, resmi severim. Güzel bir kitap benim için bir olay kadar önemlidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırmızı ve Siyah
Baskı tarihi:
1 Ocak 2012
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759088132
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akvaryum Yayınları
Küçük Verrieres, Franche Comte'nin en şirin kasabalarından biridir. Gür kestane ağacı kümeleriyle kaplanan bir tepenin eteğinde, kırmızı kiremitli ve sivri damlarıyla beyaz evler uzanır. Doubs Irmağı, İspanyolların eskiden yaptığı, şimdi yıkılmış olan surların birkaç yüz ayak aşağısından akar.

İnsan kasabaya girer girmez, korkunç ve gürültücü görünen bir makinenin sesiyle sersemler. Fransa'yı İsviçre'den ayıran dağların üzerinden ilk kez buraya gelen yolcuyu en çok şaşırtan şeylerden biri, ilk bakışta çok ağır gibi görünen bu iştir. Yolcu, Verrieres'e girerken, ana caddede yürüyenlerin kulaklarını sağır eden şu şirin çivi fabrikasının kimin olduğunu sorarsa, ona yayvan bir sesle:

''O mu? Belediye Başkanı'nın canım!'' diye karşılık verirler.

Kitabı okuyanlar 1.992 okur

  • Gamze Karahan
  • Zaman Yolcusu
  • Sedef Ceyln
  • Sude Arslan
  • Pervin polat
  • Derya Sarıoğlu Tuncay
  • yusuf bozkurt
  • Hasan Günaydın
  • Tante Rosa
  • C.Asya

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.4 (2)
8
%1 (5)
7
%0.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0.2 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları