·
Okunma
·
Beğeni
·
2.956
Gösterim
Adı:
Kızıl
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052134672
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
Baskılar:
Kızıl
Kızıl
"Kızıl", Stefan Zweig'in insanın en güçsüz yanlarını dâhiyane bir şekilde işlediği özel bir eserdir. Eseri asıl özel yapan ise devamlı intihar eğiliminde olan Zweig'ın hikâyelerde tamamen kendi iç dünyasını ve çalkantılarını aktarmasıdır. Günümüz edebiyatının en önemli eserlerinden olan "Kızıl", kurgusuyla okuru içine çeken eşsiz bir eser…
Birbirinden etkileyici iki öykü yer alan bu kitapta Stefan Zweig psikoloji alanındaki birikimini ustalıkla kullanarak insanların ruhsal gelgitlerini nefes kesen bir yoğunlukla okuyucuya aktarabilmeyi başarmıştır.
1933'de Nazilerin yakmaya başladıkları kitaplar arasında Zweig'in eserleri de vardı. İkinci Dünya Savaşı esnasında yaşadığı çıkmazlar ve hayata olan karamsar bakışı nedeniyle eşi ile birlikte intihar etti.
Bir Zweig hayranı olarak, geçtiğimiz ay İş Bankası tarafından Türkçe'ye kazandırılmış ''Kızıl''ı okumamak elbette olmazdı. Ve hazır bugün zamanım varken okuyup bitireyim dedim. İyi ki de okumuşum dedirten de bir etki bıraktı üzerimde.

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, kitap 17 yaşında bir gencin, Berger'in, tıp fakültesinde okumak için Viyana'ya gelmesiyle başlıyor. Peki bu Berger nasıl biri derseniz söyleyeyim; kendisini ezik, güçsüz ve değersiz hisseden biri kendince. Memlekette, taşrada arkadaşları, Viyana/ Josefsdat'ta ucuz oda bulabileceğini söylüyorlar Berger'e. Ve Berger de Viyana'ya geldiğinde Josefstadt'ta bir ev tutuyor. Bu evde Berger'in iki komşusu var. Birincisi ev sahibi, yoksulluk içinde yaşayan ve Mizzi adında 13 yaşında kızı olan zavallı bir kadın, ikincisi ise Schramek adında çete işleriyle ilgilenen, kaba saba tipli hukuk okuyan bir üniverste öğrencisi. Berger ise belirttiğim gibi bir tıp fakültesi öğrencisi. Schramek ile tanışma sürecinde, yine belirttiğim gibi kendisini hem Schramek hem de diğer tüm insanlar karşısında ezik, değersiz ve güçsüz biri olarak görüyor. Onlar gibi kadınlara yaklaşamadığını anlıyor. Ve kendini bir anlamda soyutlanmış hissediyor. Yalnızlık duygusunu yaşıyor çokça.

Ama kitabın sonlarına geldiğinizde ev sahibinin 13 yaşındaki kızı Mizzi'nin kızıl denilen ölümcül bir hastalığıa yakalanmış olduğunu öğreniyor. Ve kendini sorguluyor o an. Sadece kendini düşündüğünü, yanıbaşında ölen bu küçük kızcağaza herkese kayıtsız kaldığını anlıyor. Kendisinden çok utanıyor ve bir nevi olsun, o kıza karşı borcunu ödemek için gece gündüz onunla ilgileniyor. Onu kardeşi ile özdeşleştiriyor. Ona baktığında kardeşini hissediyor. Onunla vakit geçirirken yalnızlık diye bir şey hissetmiyor. Kız da öyle. Ve birbirlerine aşık olduklarını hissediyorlar.

Yalnız kitabın en son olayla birlikte çok kötü bir sonla bitiyor. Onu söylemeyeceğim. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Çok güzel cümleleri, durum değerlendirmeleri vardı. Mutlaka Zweig'i tanımalısınız ve bu kitabını da mutlaka okumalısınız.

Alıntılar:
''Ölüm bitişikte bir kız çocuğunu pençesine almaya çalışırken, o hayvan gibi uyumuştu ve bu durumda nasıl olur da başkalarından güven bekleyebilirdi.''

''Berger'in içinde şiddetli bir duygu kabarmaya başlamıştı. İlk kez bir insana yardım edebileceğini hissetmiş, ilk kez mutluluk içinde mesleğinin parıltısını duyumsamıştı.''

''Bundan sonraki yaşamının istikametini o an açıkça gördü: Faal ve yararlı olmalıydı, o zaman insanlar onu fark eder, o da bir daha hiç yalnız kalmazdı.''

İyi akşamlar =)))
*İnceleme değil bilgilendirmedir*

Can yayınları Lyon’da düğün kitabının “kızıl hastası” öyküsüyle aynıdır. Ve bir kitapta daha geçiyor bu öykü hangi kitabıydı hiç anımsamıyorum 20 tane kitabını okudum ama bulduğum ilk fırsatta buraya ekleyeceğim, sevgiler.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.320 Oy)19.076 beğeni43.416 okunma3.018 alıntı183.109 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.559 Oy)8.840 beğeni28.735 okunma833 alıntı139.787 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.463 Oy)8.039 beğeni22.802 okunma828 alıntı89.886 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.727 Oy)13.426 beğeni34.568 okunma3.413 alıntı146.222 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.902 Oy)8.858 beğeni26.356 okunma2.662 alıntı114.897 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.424 Oy)3.923 beğeni12.987 okunma1.219 alıntı53.045 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.579 Oy)9.088 beğeni25.374 okunma1.545 alıntı126.769 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.243 Oy)4.129 beğeni15.792 okunma1.377 alıntı76.542 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.024 Oy)6.368 beğeni16.833 okunma2.913 alıntı86.169 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.293 Oy)9.260 beğeni25.656 okunma1.831 alıntı118.881 gösterim
Avusturyalı yazar Stefan Zweig'ın yeni çevrilip piyasaya sürülen kitabı Kızıl oldukça beğendiğim bir uzun öykü kitabı oldu. Birkaç sayfa okuyup sonra devam ederim diye düşünürken hikaye içine çekti ve hemen bırakmak gelmedi içimden. Hal böyle olunca inceliğe bağlı olarak okuyup bitirmek kısa sürdü. Her zamanki gibi o güzel psikolojik tahlilleri ve dolu anlatımı güzel bir etki bıraktı. Sayfalarca sürecek bir olayı tek bir paragafta anlatmayı başaran yazar bize dar kapasitede geniş bir olaylar zinciri sunuyor. Bildiğimiz hayatları bilmediğimiz ve farklı yönleriyle okuyoruz. Hikayede tıp öğrenimi için taşradan Viyana gelen Bertold Berger adında saf bir gencin yaşadıkları yer alıyor. Yetişkin olmaya ve büyük şehir ortamına alışmaya çalışan Berger, kendine ev arkadaşı olan hukuk öğrencisi Schramek'i örnek almaktadır. Ancak bu arkadaş okumaktan çok her türlü kötü alışkanlığa sahip serseri bir tiptir ve Berger ile pek kaynaşmak istemez. Schramek gibi olmak isteyen Berger bir türlü yaşadığı şehre uyum sağlayamaz ve derslerden uzaklaşarak bunalıma girer. Oldukça çekingen olduğundan karşı cinsle iletişim kurmakta aşırı zorlanır. Hukuk ve tıp öğrencisi dendiğinde aklımıza sorumluluk sahibi kişiler gelse de bu arkadaşlar daha çok açıköğretimli gibi takılıyor. Bir de Karla var Schramek'in sevgilisi o da pek oturaklı bir tip sayılmaz. Berger'in yaşadığı depresyon oldukça güzel anlatılmış. Okurken üniversite yıllarım aklıma geldi ve daha şanslı olduğumu gördüm. Açıkçası toplumumuzda Berger gibi çok öğrenci arkadaşımız var keşke onlara yardımcı olmanın bir yolu olsa. Ben özellikle öğrenci arkadaşlara tavsiye ediyorum çünkü kendinizden bir şeyler bulacağınızdan eminim. Bir kere başladıktan sonra bırakmak zor geliyor. Kitabın sonuna gelince ne yaptın Zweig dedirtti bana. Hüzünlü bir öykü olsa da okuması keyif veriyor. Çocuk hastalıkları yetişkinlerde daha fazla tesir ediyor maalesef. Tıp dünyası çok ilerledi de kızıl mızıl basit hastalığa dönüştü yoksa halimiz haraptı.
Merhabalar Kızıl kitabını okuyunca altı yıllık üniversite serüvenim aklıma geldi.Küçük memleketimden Gaziantep’e gelince Berger gibi bende hayallerimi süsleyen üniversiteyi görme ve okuma heyacanı içinde gittim.Gerçekten okula başlamadan önceki Berger gibi bende içine kapanık dışarıya nerdeyse hiç çıkmamış biriydim.Okulda seneler geçtikçe bende farklı çehreler ve tek bir çehrenin de farklı farklı maskeler kullandığını gördüm.İlk geldiğim günlerimden hiç bir eser almamıştı.Dönem 4 de staja başlamıştım pediatri stajında kawasaki hastalığına yakalanmış bir çocukla tanıştım.Kawasaki hastalığı da nerdeyse kızıl gibi belirtiler gösteren bir hastalıktı.Kawasaki hastalığında genelde nadir ölümlere neden oluyordu çocuğun ailesi hastalığın son evrelerinde getirebilmişlerdi.Ama gerçekten çok geçti deri döküntüleri yüksek ateş dolayısıyla beyinde hasarlar oluşmuş ishalden dolayı kilo kaybı derken kalp komplikasyonundan dolayı hayatını kaybetti benim için çok farklı bir şey olmuştu hayatımda ilk defa birinin hayatının kaybetmesine şahit olmuştum.Kitabı okumanızı tavsiye ederim iyi okumalar dilerim sağlıcakla kalın
Üniversite de kızlar teklif ediyormuş , her gün eğlence dolu olacakmış gibi beklentiler yüzünden bir çok üniversite öğrencimiz hüsrana uğramaktadır. Bu kitapta da kardeşim okumak için gidin şu üniversiteye bırakın şu beklentilerinizi diyor sayın Zweig :)) .

Üniversiteye başlayacak arkadaşlar için önemli o yüzden ve şu mesajı veriyor : "Siz siz olun kendinizi ispatlayacağız diye kendi karakterinize sığmayan şeylere girişmeyin. " Yalnız kalacağım korkusundan daha büyük bir yalnızlığa batan yeni üniversite öğrencisinin dramından bahsediyor öykümüz.Kendimizden uzaklaştığımız zaman çıkıyor aslında yalnızlık duygusu bunu görüyoruz kitapta.Ulaşmak istediği insanlarla kendi kişiliği arasında bir çıkmaza giren kahramanımız en sonunda hayatın anlamını kavrayıp tüm bunların saçmalık olduğunu idrak ediyor ama...Aması spoiler o yüzden söylemeyeyim :) .

Oysaki insana kendisi yeter çoğu zaman . İnsan kendisiyle dertleşir mi ? Evet dertleşir. İnsan kendisiyle eğlenebilir kendisiyle şakalaşabilir hatta . Deli misin kardesim ? Diyebilirsiniz...Olsun..Aynaya baktiginda bir yüzden çok kişiliğini görmek ister insan onu göremezse yalnızlık çöker işte. Bizim ehemimiz ve mühimimiz kendimizdir. Ona sahip çıkalım, bırakın diğer insanlar o kişiliğinizle sevsin sizi , takmış olduğunuz maskelerle değil.
Kızıl..
Yine Zweig ustadan muazzam bir novella.

Tıp öğrencisi olan kahramanımız Berger, öylesine çekingen, utangaç ve öylesine içine kapanık bir arkadaşımız. Ve onun bu karakter yapısı yaşamında çok zorluklarla karşılaşmasına neden olmaktadır. Bir zaman sonra hayatının tamamiyle değişmesine neden olan Kızıl hastalığına yakalanmış 13-14 yaşlarında bir kız çocuğuyla tanışır. Bu tanışma her ne kadar Berger'in hayatının olumlu yönde değişmesine olanak sunsa da neticede Kızıl hastalığı bu... Bulaşıcı ve ölümcül olabiliyor (yetişkinler için)

İş Bankası Kültür Yayınları'nın bünyesine yeni kattığı Zweig eseridir. Edinmenizi ve okumanızı tavsiye ediyorum.
Zweig ın yine başarılı bir eseri. Tıp öğrencisi olan Berger’in Viyana’ya gidip orada okumasını, kendi ayakları üzerinde durduğunu kanıtlamak istediğini anlatan kısa bir kitap. Spoiler vermek istemiyorum fakat sonu gerçekten üzücüydü. Okumaya değer *
Kızıl... Stefan Zweig'ın İş Bankasında yeni çıkan kitabı. Tabi duru muyum hemen gidip aldım :D
Geçmişe Yolculukta da bahsettiğim gibi Zweig'ı gerçekten çok özlemişim ve yazdıkları bence çooook güzel :)

Ama burada söylemek istediğim bir şey var. Kitabı çok sevdim ve 10 puan verirdim normalde ama neden 6?

Çünkü 13 yaşındaki bir kıza aşık oluyor lanet olası ana karakter!!
Böyle sübyancılık mı olur??
Zweig'ın kitaplarında çok şeye rastladım. Gayler'den sapkınlara kadar ama bunun yeri çok ayrı!
Bu olay kitabın son sayfalarına denk geliyor ve oraya kadar şöyle diyordum:
"Bu kitaba 10 puan vereceğim mükemmel yaaa!"

Sonra 13 yaşındaki kızı dudağından öptüğü anda midem bulanmaya başladı.
Zweig artık bizimle değilsin! Bu nasıl bir rezalettir.

Neyse okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
Bazen başkalarının yaşamına dokunarak kendi yaşamımıza da anlam katarız. Başkalarinin yaralarında kendi yaralarımızı, yanlızlığımızı, boşluğumuzu görüp onlara dokununca kendimizide iyileştiririz. Kaybolmuşluk, yanlızlık, ailesinden uzakta yasama tutunmaya çalışan bir genç, kendi icinde anlam arayışı, çokta yabancı olnadığımız duygular zweig bizimde yaşamlarımıza dokunmaya devam ediyor. Akıcı ve etkileyiciydi
Zweig bize bu kitapta bir yanda hayattan nasibini alamayan, sünepe, çekingen, iletişimi zayıf bir üniversite öğrencisini anlatırken; bir yandan bu kişinin özendiği şahsı ele alıyor. Sünepe arkadaşla dalga geçilip ezildiğini anlatırken aslında bizim o tarz insanlarla dalga değilde topluma kazanmamızı işaret ediyor. Sonuç itibariyle herkes aynı olacak diye bir şey yok kimi insan içine kapanıktır kimi insan toplumu kazanır herkesin beğenisini toplar fakat içine kapanık olan bazen iki kelimeyi bir araya getiremeyen kişilerinde bir hayali ve bir hobisi sevgisi olabileceğini düşünerek böyle insanları yadırgamak toplumdan itmek yerine onlarla birlikte olmayı ve onlara ilişki konusunda yardım etmemizi öneren onlarında kendi iç dünyalarında üzülebileceğinden bahseden bir kitap bir satranç olmasa da okunmaya değer çok şey öğretir bundan şüpheniz olmasın...
Stefan zweig ilk eserlerinden. Kitabın başlarındaki yer, mekan ve zaman kavramını betimlemeleriyle en ince ayrıntısına kadar okuyucusuna aktarmasi beni adeta kitabin içine cekmeyi başarmıştır. Konu olarak kendimizi içsel savaşın içerisinde bulmaktayiz. Kahramanımız kendi içine kapanık sessiz sakin bir kişilik olmasına rağmen görünüş olarak çevresinde alaycı şekilde fizikî görüntüsü yüzünden aşağılanmaktadir. Bunun öyle olmadığını çevresine ve kendisine kanitlamak için vermiş olduğu mücadeleyi inişli çıkışlı okuyacaksiniz. Şunu hatırlatmak isterim bu öykü CAN YAYINLARININ LYONDA DÜĞÜN kitabında da yer almaktadır.
Kızıl, çoğu kişinin bazen yaşadığı o yalnızlık duygusunu hastalıkla harmanlayan bir kitap. Yalnızlık ve bir yere ait olma duygusunun -yoğun bir şekilde - işlendiği kitapta, göstergeler üzerinden benzetmeler (Yağmur, fırtına, hengame ve arayış ) ile durum tahlili yapılıyor.

Avusturya da üniversite öğrenimi için yaşadığı şehirden başka bir şehire gitme, ev bulmak için yoğun uğraş ve bu arada yağan yağmurla birlikte yalnızlık duygusunun kıpraşması;
farklı coğrafya ile birlikte özlem, kendini kabul ettirme ve ergenlik sıkıntıları anlatılıyor. Kitaba ismi veren Kızıl hastalığı ise sona doğru veriliyor.

Üniversite de okumak için Avusturya'nın bir şehrine giden Berger'in, öncelikle kalacağı ev için arayışı yağmurla birlikte eş zamanlı tahlil ediliyor.

Ev bulduktan sonra komşu edinme, yan komşusunun fizik olarak güçlü kuvvetli ama buna karşılık kendisinin dışarıdan zayıf, cılız görülmesi neticesinde bir üzüntü duyması, ait olmadığı bir yere gitmek için verdiği mücadele ve yalnızlık duygusu bir arada anlatılıyor.

Sıradan bir durum gözükse de, Zweig'in kaleminden dans eden kelimelerin düzgün bir şekilde sıralanmasını okuyacaksınız.

Bir gençlik hikayesi. Bir gencin üniversiteyi kazanıp, başka bir şehirde hem şehre yolculuğunu hem de çevreye karşı yalnızlığını ve bunlardan sıyrılması için yaptığı mücadeleyi okuyacağız.

Eğer gurbette okuyorsanız sizden yüzyıl önce gurbete gidip de şu anki duruma göre çok daha olumsuz şartlar altında yaşamı, çalışmayı, okumayı, kişileri ve ortamı yani kısaca hayata konuk oluyorsunuz.

Karakterin (Berger'in) kendi içinde yaşadığı gelgitleri, çatışmaları ve bir türlü başaramadığı ama özlemini çektiği karşı cinsle tanışma ve hatta ilerisine duyduğu özlem akıyor kitabın içinde. Komşusunun yaşadığı o hayatı bir tarafta özlemle anarken diğer tarafta yalnızlığın verdiği o derin hüznün iç yakarışlarını ergenlik durumunun ruh haliyle okuyacaksınız....Tabi kısa tutulmuş bir hikaye.

Beğenerek ve ilgiyle okuyup bitirdim ve keşke daha uzunca bir hikaye olsun dediğim oldu. Ağır bir hüzün var, yalnızlık var, özlem var. Yetişkinliğe adım attığı dönem itibarıyla istediği şeye yakınlaşma sağlayamadığı için, derin bir özlem duyduğu fizyolojik ihtiyacının ağırlığı altındaydı. Etraf cıvıl cıvılken kendi yalnızlığında kendince anlamlar çıkarmaya çalışan bir kişiyi okuyacaksınız.

Ezcümle: Tavsiye ederim. 28/29-Mayıs 2018 tarihinde okuyup, notlar çıkardığım kitabı ancak bugün (22/06/2018) yazıya dökebildim. Okuduğum kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkmış ve 1.Basım Nisan 2018 tarihlidir.
Nedenini bilmiyorum ama artık hissizleştim.
Boğucu yalnızlık duygusundan kimse beni çekip çıkarmıyor.
Stefan Zweig
Sayfa 45 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
Hiçbir şey anlamıyorum, bilmiyorum, yapmıyorum, tükeniyorum..

Binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin.
Stefan Zweig
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
İçinde milyonlarca yüreğin attığı şu kocaman kentte tek başınaydı.
Tek bir sözcük duymanın hasretini o an olduğu kadar hiç çekmemişti.
Stefan Zweig
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
Suskunlaşmak -ölmek bu herhalde diye düşündü.
Stefan Zweig
Sayfa 63 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
Madem ben henüz dışarı çıkamıyorum, bari Bahar içeri gelsin
Stefan Zweig
Sayfa 59 - İş bankası kültür yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kızıl
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052134672
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
Baskılar:
Kızıl
Kızıl
"Kızıl", Stefan Zweig'in insanın en güçsüz yanlarını dâhiyane bir şekilde işlediği özel bir eserdir. Eseri asıl özel yapan ise devamlı intihar eğiliminde olan Zweig'ın hikâyelerde tamamen kendi iç dünyasını ve çalkantılarını aktarmasıdır. Günümüz edebiyatının en önemli eserlerinden olan "Kızıl", kurgusuyla okuru içine çeken eşsiz bir eser…
Birbirinden etkileyici iki öykü yer alan bu kitapta Stefan Zweig psikoloji alanındaki birikimini ustalıkla kullanarak insanların ruhsal gelgitlerini nefes kesen bir yoğunlukla okuyucuya aktarabilmeyi başarmıştır.
1933'de Nazilerin yakmaya başladıkları kitaplar arasında Zweig'in eserleri de vardı. İkinci Dünya Savaşı esnasında yaşadığı çıkmazlar ve hayata olan karamsar bakışı nedeniyle eşi ile birlikte intihar etti.

Kitabı okuyanlar 436 okur

  • Merve Çaypınar
  • Duygu Eylül
  • Zeliha
  • Gülsen İnce
  • Masiva
  • sena özkan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları